Zina Nedir? Boşanma Sebebi Olarak Zina Çeşitleri

by Avukat Erdal Ersoy
Zina Nedir? Boşanma Sebebi Olarak Zina Çeşitleri

Zina Kavramı ve Kanuni Çerçevesi

Zina, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen özel boşanma sebeplerinden biridir. Evlilik birliğinde eşler arasındaki sadakat yükümlülüğünün ihlali anlamına gelen bu durum, eşlerden birinin evlilik dışı cinsel ilişkiye girmesiyle oluşur. Eşlerden birinin zina yapması halinde diğer eşin kanuna dayanarak boşanma davası açma hakkı doğar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Zina Çeşitleri ve Eylemin Değerlendirilme Şekilleri

Zina fiili; fiili zina, teşebbüs aşamasında kalan zina ve karinelerle ispatlanan zina biçiminde sınıflandırılarak ele alınabilmektedir. Fiili zina, evlilik dışı cinsel birleşmenin fiilen gerçekleşmesini ifade eder. Teşebbüs aşamasında kalan zina ise cinsel ilişki kurmaya yönelik ciddi girişimleri kapsar. Bununla birlikte cinsel birleşmenin gerçekleşmediği hallerde eylem çoğu zaman zina kapsamında değil, şartları varsa evlilik birliğinin sarsılması gibi başka bir boşanma sebebi olarak kabul edilmektedir. Buna karşın cinsel birleşme fiilen tamamlanmasa dahi teşebbüs aşamasında kalan davranışların da zina kapsamında görülebileceğine ilişkin değerlendirmeler mevcuttur.

Karinelerle ispatlanan zina durumunda cinsel birleşmenin doğrudan kanıtlanması zorunlu olmayıp fiilin gerçekleştiğini gösteren somut durumlar bir arada tartılır. Zorunluluk bulunmadığı halde sürekli aynı evde kalınması, gece geç vakitte eve karşı cinsten birinin kabul edilmesi, gecenin karşı cinsin evinde geçirilmesi, aynı otel odasında birlikte konaklanması ve müstehcen nitelikli fotoğrafların varlığı zinanın gerçekleştiğine dair güçlü fiili karineler oluşturur.

Zina Değerlendirmesinde Eylemin Tarafları ve Nitelikleri

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2023/6837 Esas ve 2024/5229 Karar sayılı ilamına konu uyuşmazlıkta, zinanın oluşması için karşı cinsten olma şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle zina sebebiyle açılan boşanma davası reddedilmiş ve tarafların davranışları Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin 1. fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması kapsamında değerlendirilmiştir. Buna karşılık eşcinsel ilişkilerin de zina kapsamına alındığı yönünde değerlendirmeler bulunmakta olup insan dışındaki varlıklarla kurulan cinsel ilişkilerin zina sayılmadığı yönündeki görüş devam etmektedir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/6837, K. 2024/5229Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/6837 E.  ,  2024/5229 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1229 E., 2023/1512 K. KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi SAYISI : 2021/225 E., 2022/615 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davalı-davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, karşı davanın ise süresinde açılmadığından işbu dava dosyasından tefrikine karar verilmiştir. Kararın davalı-davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf itirazlarının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların son 1 yıldır ayrı yaşadığını, ortak kullandıkları bilgisayarda kadının eşcinsel ilişki yaşadığına dair fotoğraflar bulunduğunu, bu ilişkinin 2015 yılında bu yana devam ettiğini, kadının ortak haneyi terk ettiğini, kadının erkeğe sürekli küfür ve hakaretler ettiğini iddia ederek, zina sebebi ile mümkün olmadığı taktirde evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı kadın vekili birleşen dava dilekçesinde özetle; erkeğin sürekli Batum'a gidip kumar oynadığını, kadını aldattığını, fiziksel şiddet uyguladığını, davacı-davalı erkeğe aynı şekilde acı çektirmek için komşusuyla çektirdiği resimleri erkeğe yolladığını, sonrasında tarafların barıştıklarını, erkeğin küfür ve hakaret ettiğini, erkeğin en son kadına haber göndererek bu şehre gelmemesini beyan ettiğini iddia ederek, evlilik birliğinin sarsılması nedeni ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 15.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, kadın yararına 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2018 tarih ve 2017/257 Esas, 2018/31 karar sayılı kararı ile; dosya içerisinde bulunan fotoğraflardan davalının bir başka kadınla yakınlaştığı, öpüştüğü ve uygunsuz durumda olduğunun anlaşıldığı, davacı erkeğin boşanma sebebi olarak zina özel sebebine dayandığı ve fotoğraflarla da bunu ispat ettiği, davacı tanıklarının ifadelerinden söz konusu ilişkinin taraflar evli iken yaşandığının anlaşılmakta olduğu, taraflar arasında geçimsizlik bulunduğu, sık sık tartıştıkları, bu tartışmalar esnasında zaman zaman karşılıklı olarak hakaret ve küfürler de edildiği, ancak zina yapan eşin kusurunun hakaret ve küfür eden eşe göre daha ağır olduğu, yasal süresi içerisinde davaya cevap vermeyen tarafın delil bildirme hakkını da yitirmiş olduğu, bu nedenle davalı tarafın tanık bildirme talebinin reddedildiği, davalı tarafın da davacının kendisini aldattığı ileri sürmüşse de bu iddiasını ispat edemediği gerekçesi ile açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, davalı kadının tazminat ve kendisine bir ev verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Birinci Gönderme Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, boşanma davasının kabulü, nafaka miktarı, reddedilen tazminatlar ve ev talebi yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 18.12.2019 tarih ve 2018/3723 Esas, 2019/3727 Karar sayılı kararı ile mahkemece Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda belirlenen düzenlemelere aykırı şekilde ön inceleme ve sözlü yargılama duruşması yapmaksızın yargılamanın sonuçlandırıldığı, Mahkeme gerekçesinin ilk cümlesinde "Dava evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı çekişmeli boşanma davasıdır." dedikten sonra anlatım kısmında; "Davacı boşanma sebebi olarak zina özel sebebine dayanmıştır ve fotoğraflarla da bunu ispat etmiştir." demek suretiyle davanın hukuki dayanağı konusunda çelişkili anlatımda bulunduğu, hüküm kısmında ise hangi hukuki sebebe dayalı olarak boşanma kararı verildiğinin gösterilmediği, gerekçe içeriğinin kendi içinde çelişkili olduğu, geçekleşen bu durum karşında yaratılan bu çelişki nedeniyle kararın hukuka aykırı bulunduğu, davacının dava dilekçesinde boşanma sebebi olan hukuki dayanağını göstermediği, sonuç olarak; tarafların usulüne uygun olarak ön inceleme duruşmasına davet edilmeleri, davacı tarafa davanın hukuki dayanağının açıklattırılması, bundan sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti ile tarafların sulhe teşviki, taraflarca üzerinde anlaşılamayan ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar için usulüne uygun şekilde delil gösterildiği takdirde tahkikat aşamasına geçilerek gösterilen delillerin toplanması, tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edip bir sonuca ulaşmaktan ibaret olduğu, açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde olup, usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile davalı kadının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. C. İlk Derece Mahkemesinin İkinci Kararı İlk Derece Mahkemesinin 13.10.2020 tarih ve 2020/6 Esas, 2020/585 Karar sayılı kararı ile dosya içerisinde bulunan fotoğraflardan davalının bir başka kadınla yakınlaştığı, öpüştüğü ve uygunsuz durumda olduğunun anlaşıldığı, davacının boşanma sebebi olarak zina özel sebebine dayandığı ve fotoğraflarla da bunu ispat ettiği, davacı tanıklarının ifadelerinden söz konusu ilişkinin taraflar evli iken yaşandığının anlaşıldığı, tarafların sık sık tartıştıkları, bu tartışmalar esnasında zaman zaman karşılıklı olarak hakaret ve küfürler ettikleri, ancak zina yapan eşin kusurunun hakaret ve küfür eden eşe göre daha ağır olduğu, yasal süresi içerisinde davaya cevap vermeyen tarafın delil bildirme hakkını da yitirmiş olduğu, bu nedenle davalı tarafın tanık bildirme talebinin reddedildiği gerekçesi ile tarafların boşanmalarına, davalı tarafından açılan karşı davanın süresinde açılmadığından karşı davanın tefrikine, nafaka talebinin reddine, süresinde cevap dilekçesi ile birlikte yapılmayan, tahkikat aşamasında ileri sürülen kadının tazminat ve kendisine bir ev verilmesi talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. D. Bölge Adliye Mahkemesinin İkinci Gönderme Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı-davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen talepler yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2.Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2021 tarih ve 2021/1290 Esas, 2021/1613 Karar sayılı kararı ile Mahkemenin gerekçesinin ilk cümlesinde "Dava evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı çekişmeli boşanma davasıdır." dedikten sonra anlatım kısmında; "Davacı boşanma sebebi olarak zina özel sebebine dayanmıştır ve fotoğraflarla da bunu ispat etmiştir." demek suretiyle davanın hukuki dayanağı konusunda çelişkili anlatımda bulunduğu, hüküm kısmında ise hangi hukuki sebebe dayalı olarak boşanma kararı verildiğinin gösterilmediği, gerekçenin içeriği kendi içinde çelişkili olduğu, davacının dava dilekçesinde boşanma sebebi olan hukuki dayanağını göstermediği, Mahkemece usulüne uygun olarak yapılacak olan ön inceleme duruşmasında davacı tarafa davanın dayanağı olan hukuki sebebin açıklattırılması, buna göre uyuşmazlık konularını tam olarak belirleyip, davanın hukuki dayanağını tespit edip, delilleri de bu çerçevede değerlendirilmesinin gerekli olduğu, hukuki dayanak açıklatırılmadan çelişkili gerekçe ile karar verilmesinin doğru olmadığının belirtildiği, davacı koca tarafından kaldırma kararı sonrası sunulan beyan dilekçesinde davanın hukuki sebebinin yine açıklanmayıp (Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması, Zina, vs) vakıaların tekrarlandığının anlaşıldığı, davalı kadın tarafından açılan karşı davanın süresi içerisinde açılmadığı belirtilerek ayırma kararı verilmiş ise de, medeni yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan "usul ekonomisi" ilkesi gereği olarak; her iki davanın birleştirilmesinin gerektiği gerekçesi ile davalı-davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. E. İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta kadın eşin eş cinsel ilişki yaşadığı ileri sürülmekte, zinanın oluşması için aranan karşı cinsten olma şartının somut uyuşmazlıkta gerçekleşmediği, tarafların karşılıklı birbirlerine hakaret ettikleri, erkek eşin sarı saçlı kadın ile sarıldığı, samimi pozlar verdiği fotoğraflar, yine kadın eşin başka bir kadınla dudak dudağa, yatağa uzanmış halde verdiği samimi pozlar dikkate alındığına tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile davacı-davalı erkeğin zina nedeni ile açtığı boşanma davasının reddine, tarafların evlilik birliğinin sarsılması nedenine dayalı olarak açtıkları asıl ve birleşen boşanma davasının ayrı ayrı kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, yasal koşulları oluşmadığından davalı-davacı kadının tazminat taleplerinin reddine, kadının yoksulluk nafakası isteminin feragat nedeniyle reddine, hüküm kesinleşene kadar geçerli olmak üzere kadın için aylık 500,00 TL tedbir nafakasına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı-davalı erkek vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, zina nedeni ile açılan boşanma davasının reddi, kabul edilen tedbir nafakası yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 2.Davalı-davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, tazminatların ve yoksulluk nafakası isteminin reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1)inci alt bendi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki kanun yolu itirazlarını tekrar ederek, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte geçimsizlikte kusurun kimden kaynaklandığı, kadın yararına yoksulluk nafakası ile maddî ve manevî tazminatın yasal koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Kanuni Süreler

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca zina sebebiyle boşanma davası açma hakkı, davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina fiilinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Kanunda yer alan bu süreler dava hakkını ortadan kaldıran süre niteliğinde olup yargılamada kendiliğinden dikkate alınır.

Tek bir eylem şeklinde gerçekleşen zinada kanuni süreler fiilin meydana geldiği günden itibaren işlemeye başlar. Eşin bir başkasıyla sürekli aynı evde yaşaması veya ilişkinin devam etmesi gibi uzun süreli durumlarda sürenin eylemin sona erdiği tarihten hesaplanacağı kabul edilmekle birlikte, kanunun öngördüğü her hâlde beş yıllık sınırın değerlendirilmesinde eylemin sürekliliği önem taşır.

Zinanın Affı ve Dava Hakkının Sona Ermesi

Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinin son fıkrası gereğince zinayı affeden eşin boşanma davası açma hakkı bulunmaz. Af iradesi, zinanın öğrenilmesinden sonra diğer eşin açıkça bağışlandığının bildirilmesi suretiyle ortaya konulabileceği gibi tarafların birlikte yaşamayı sürdürmesi veya evlilik birliğini devam ettirme iradesini gösteren fiili tutumlarla da anlaşılabilir. Buna karşılık yalnızca şikayetten vazgeçilmiş olması veya ceza davası açılmaması kendi başına affetme manasına gelmez.

Evlilik Birliğinin Sarsılması Sebebiyle Birlikte Dava Açılması

Zina sebebiyle boşanma davası bağımsız biçimde açılabileceği gibi, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin 1. fıkrasında yer alan evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebine dayanılarak terditli olarak da ikame edilebilir. Kanunun 166/1. maddesi uyarınca evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Dava dilekçesinde her iki hukuki sebebe birlikte dayanıldığında zina kanıtlanamasa dahi tarafların sadakat yükümlülüğüne aykırı kusurlu davranışları evlilik birliğinin temelinden sarsılması zemininde tartışılarak boşanma kararı verilebilir. Mahkeme kararının gerekçesinde davanın hangi hukuki sebebe dayandırıldığının açıkça belirtilmesi ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunmaması gerekir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu
Zinayı affeden eş daha sonra bu sebebe dayanarak dava açabilir mi?

Hayır, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince zinanın açık beyanla veya bilerek ortak hayatı sürdürmek suretiyle affedilmesi durumunda eşin dava hakkı düşer.

Zina sebebiyle dava açma süreleri ne kadardır?

Boşanma davası açma hakkı, zinayı öğrenme tarihinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle sona erer.

Zina davası cinsel birleşme doğrudan kanıtlanamasa da açılabilir mi?

Evet, doğrudan cinsel ilişki anı tespit edilemese dahi aynı otel odasında kalma, geceyi birlikte geçirme veya geç saatte eve kabul etme gibi güçlü fiili karinelerle ispat sağlanabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu