Zina Nedeniyle Boşanma Davası ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Zina Nedeniyle Boşanma Davası ve Hukuki Şartları

Zina nedeniyle boşanma davası, evlilik birliği devam ederken eşlerden birinin karşı cinsten üçüncü bir kişiyle iradi olarak cinsel birliktelik yaşaması durumunda Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca açılan özel ve mutlak bir boşanma davasıdır. Zina olgusunun kanıtlanması halinde evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı veya ortak hayatın çekilmez hale geldiği yönünde ayrıca bir inceleme yapılmaksızın boşanmaya karar verilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Zina Sebebiyle Boşanma Davasının Hukuki Niteliği ve Unsurları

Hukuki anlamda zinanın varlığından söz edebilmek için evli olan eşin, karşı cinsten bir kimseyle cinsel birleşme gerçekleştirmesi ya da cinsel birleşmenin gerçekleştiğine pek muhtemel bakılan somut bir durumun bulunması gerekir. Eşler arasındaki sadakat yükümlülüğünün ihlali veya güven sarsıcı davranış teşkil eden nitelikteki eylemlerden kaynaklı olarak zina sebebiyle boşanma davası açılamaz.

Zina fiilinin tek bir defa dahi gerçekleşmiş olması, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesine dayalı boşanma davası açılabilmesi için yeterlidir; eylemin tekrarlanması şart koşulmamıştır. Bununla birlikte fiilin hukuken zina sayılabilmesi için eylemi gerçekleştiren eşin kusurlu olması, yani söz konusu cinsel birlikteliği bilerek ve serbest iradesiyle gerçekleştirmesi zorunludur. Eşin tecavüze uğraması veya ölüm tehdidi altında cinsel ilişkiye maruz kalması gibi iradi tercihin bulunmadığı hallerde kusur gerçekleşmediğinden zina sebebi oluşmaz.

Sadakat Yükümlülüğünün Devamı ve Farklı Birliktelik Türleri

Evlilik birliği hukuken son bulmadığı sürece eşlerin evlilik birliğinden doğan sadakat yükümlülüğü devam eder. Mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı bulunması, gaiplik gibi eşlerin birlikte yaşamadığı dönemlerin varlığı veya taraflar arasında derdest bir boşanma davasının sürmesi dahi bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz. Bu hallerde eşlerden birinin başka biriyle cinsel ilişki yaşaması zina olarak değerlendirilir.

Evli eşin karşı cinsten biri yerine kendi hemcinsi ile cinsel ilişki yaşaması durumu hukuken zina kapsamında kabul edilmemektedir. Üçüncü bir kişi ile hemcinsler arasında gerçekleşen cinsel birliktelik halinde zina sebebiyle değil, haysiyetsiz yaşam sürme sebebiyle boşanma davası açılması gerekir.

Zinanın İspatı ve Fiili Karineler

Zina sebebine dayalı boşanma davasında aldatma fiilinin kanıtlanması bakımından suçüstü halinin bulunması şartı aranmaz. Davalı eşin başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girdiğinin apaçık biçimde ispatlanması veya cinsel ilişkinin gerçekleştiğine pek muhtemel bakılan karinelerin ortaya konulması ispata elverişlidir. Yakın akrabalık bağı bulunmayan karşı cinsten biriyle otelde aynı odada kalmak, geceyi aynı evde yalnız geçirmek veya evlilik içinde eş dışındaki bir kadından çocuk sahibi olmak zinanın varlığına fiili karine teşkil eder.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/24076, K. 2018/10959Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/24076 E.  ,  2018/10959 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm taraflarca temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 15.10.2018 günü duruşmalı temyiz eden davacı … vekili Av. … ve karşı taraf temyiz eden davalı … vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması ve Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal sebeplerine dayalı olarak açılmış, mahkemece "geçimsizliğe başka bir kadının neden olduğu, erkeğin sadakatsiz olduğu, başka bir kadınla duygusal ilişkiye girdiği, gezdiği ve arkadaşlık yaptığı ancak zina halini gösterir resmi tarihli bir belge olmadığı" gerekçesiyle tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi gereğince boşanmalarına, zina hukuksal sebebine dayalı davanın ise reddine karar verilmiştir. Zina sebebine dayalı olarak boşanmaya karar verilebilmesi için öncelikle; davalı eşin başka bir kişiyle cinsel ilişkiye girmesinin veya cinsel ilişkinin gerçekleştirildiğine pek muhtemel bakılan bir durum içine girdiğinin kanıtlanması gereklidir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerle; davalı erkeğin dava açılmadan önce başka bir kadınla birlikte birden fazla kez farklı otellerde tatil yaptıkları ve o kadınla birlikte aynı odada birlikte çekilmiş müstehcen fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu hale göre Türk Medeni Kanunu'nun 161'nci maddesinde yer alan boşanma sebebi gerçekleşmiştir. O halde; davacı kadının zina hukuksal sebebine dayalı (TMK m. 161) boşanma davasının kabul edilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı kadının yeniden hüküm kurulması gerekli hale gelen TMK 166/1. maddesine dayalı boşanma davası ile boşanmanın fer'ilerine yönelik tarafların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 1.630 TL vekalet ücretinin Niyazi'den alınarak Yasemin'e verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 15.10.2018 (Pzt.)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2016/24076 Esas ve 2018/10959 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, davalı eşin dava açılmasından önceki dönemde başka bir kadınla birden fazla kez farklı otellerde tatil yapması ve o kadınla aynı odada birlikte çekilmiş müstehcen fotoğraflarının bulunması, cinsel ilişkinin gerçekleştirildiğine pek muhtemel bakılan bir durum oluşturarak Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinde yer alan boşanma sebebinin gerçekleştiğini gösterir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2018/6226 Esas ve 2019/2588 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, davalı eşin başka biriyle birlikteliğini ikrar etmesi, farklı zamanlarda el ele dolaşırken, otelde ve öpüşürken görülmesi, tanık beyanıyla o kişinin evinde kaldığının belirlenmesi, aracın o adresteki otoparktan çıkması, otel rezervasyon kayıtları ve yazışmalar zina fiilinin sübuta erdiğini kanıtlar.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/6226, K. 2019/2588Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2018/6226 E.  ,  2019/2588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVACI-DAVALI : … DAVALI-DAVACI : … DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından davalarının 161 ve 162 yerine 166/1 den kabul edilmesi, 161'den davasının reddi, 162'den hüküm kurulmaması, kusur belirlemesi, mahkemece yararına hükmolunan tazminatların ve nafakaların miktarları yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, mahkemece hükmolunan nafakalar ve tazminatlar yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 12.03.2019 günü duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı … vekili Av. … … ile karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı … vekili Av. … geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davalı-karşı davacı erkeğin tüm temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı-karşı davalı kadının temyiz itirazlarının hasren incelenmesine gelince; a)Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davalarının yapılan muhakemesi sonucunda mahkemece davalı karşı davacı erkeğin boşanma davası ile davacı-karşı davalı kadının zina (TMK m. 161) hukuki sebebine dayalı boşanma talebinin ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine, davacı-karşı davalı kadının boşanma talebinin Türk Medeni Kanunu’nun 166/1 maddesi uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Davacı-karşı davalı kadının boşanma davası münhasıran Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen zina ve aynı kanunun 162. maddesinde düzenlenen pek kötü davranış sebebine dayalı olup, Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı bir davası yoktur. Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmün gösterilmesi gerekir. Talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez (HMK m. 26). Gerçekleşen bu durum karşısında, mahkemece davacı-karşı davalı kadının Türk Medeni Kanunu’nun 166/1. maddesine dayalı bir boşanma davası olmadığı halde, davacı-karşı davalı kadının davasının TMK 166/1. maddesi uyarınca kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmesi usule ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. b)Davacı-karşı davalı kadının boşanma davası münhasıran Türk Medeni Kanunu’nun 161. maddesinde düzenlenen zina ve 162. maddesinde düzenlenen pek kötü davranış sebebine dayalıdır. Hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır. Hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükmün gösterilmesi gerekir. Davacı-karşı davalı kadının Türk Medeni Kanunu’nun 162. maddesinde düzenlenen pek kötü ve onur kırıcı davranış hukuki sebebine dayalı boşanma talebi yönünden bir karar verilmemesi usule ve kanuna aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir. c)Tüm dosya kapsamı ve toplanan delilerden; davacı-karşı davalı kadının tanık beyanları ile hatta bir kısım davalı-karşı davacı erkeğin kendi tanık beyanlarından da görüldüğü üzere, davalı-karşı davacı erkeğin başka bir kadınla beraber olduğunu kabul ettiği ayrıca başka bir kadınla farklı zamanlarda el ele dolaşırken, başka bir zamanda otelde, ayrıca muhtelif zamanlarda öpüşürken görüldüğü, kendi tanığına zaman zaman ilişki yaşadığı kadının evinde kaldığını beyan ettiği, otomobilinin dahi gayrı resmi birliktelik yaşadığı kadının otoparkından çıktığı, davacı-karşı davalı kadın tanıklarınca da erkeğin bu kadınla beraber yaşadığının bilindiği, tüm bu anlatılanlarla birlikte davacı-karşı davalı kadın tarafından dosyaya sunulan fotoğraflar, otel rezervasyon kayıtları ile mail yazışmaları da dikkate alındığında davalı-karşı davacı erkeğin zina eylemini gerçekleştirdiğinin sabit olduğu ve böylelikle davacı-karşı davalı kadının zinaya dayalı boşanma davasını da (TMK m. 161) ispatladığı anlaşılmaktadır. O halde davacı-karşı davalı kadının zinaya dayalı (TMK m. 161) boşanma davasının kabul edilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesi usule ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Temyiz olunan hükmün yukarıda (2.a), (2.b) ve (2.c) bentlerinde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacı-karşı davalı kadının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesini yer olmadığna inceleme ve bozma kapsamı dışında kalan davalı-karşı davacı erkeğin temyize konu itirazlarına ilişkin tüm bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan 2.037 TL vekalet ücretinin Rüştü'den alınarak Rengin'e verilmesine, aşağıda yazılı harcın Rüştü'ye yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 176.60 TL temyiz başvuru harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Rengin'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 12.03.2019 (Salı)

Dava Açma Süresi, Af Olgusu ve İspat Külfeti

Zina olgusuna dayanılarak boşanma davası açılması kanunda belirli hak düşürücü sürelere bağlanmıştır. Boşanma davası açma hakkı bulunan eşin aldatma vakıasını öğrenmesinden itibaren altı ay ve her durumda fiilin gerçekleşmesinden itibaren beş yıllık sürenin dolmasıyla dava hakkı ortadan kalkar. Aldatma fiilinin aralıksız veya tekrarlanan nitelikte gerçekleşmesi halinde, altı aylık kanuni süre son eylemin tamamlandığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, zina eylemini affeden tarafın bu nedene dayanarak boşanma davası açma hakkı bulunmamaktadır. Ancak af iradesi yalnızca öncesindeki zina fiillerine dayalı dava hakkını ortadan kaldırır; barışma ve aftan sonra devam eden veya tekrarlanan yeni zina fiillerine dayalı dava hakkı üzerinde etkili değildir.

Zina davasında hak düşürücü sürenin dolduğunu veya af olgusunun varlığını ispat külfeti bunu savunan tarafa aittir. Davacı eşin zina vakıasını tam olarak hangi tarihte öğrendiği kesin olarak ispatlanamazsa ve dosya kapsamından bu tarih tespit edilemiyorsa davanın hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle reddedilmesi hukuka aykırıdır.

Taleple Bağlılık İlkesi ve Genel Boşanma Sebebiyle Birlikte Değerlendirme

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez; hüküm sonucunda her bir talep hakkında ayrı ayrı karar verilmesi gerekir. Dava yalnızca zina ve pek kötü davranış sebeplerine dayanılarak açılmışsa ve Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı bir talep bulunmuyorsa, mahkemece genel boşanma sebebi gerekçe gösterilerek boşanmaya karar verilemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 2013/12112 Esas ve 2013/26481 Karar sayılı ilamına göre, davanın münhasıran Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesindeki zina hukuki sebebi çerçevesinde karara bağlanmasına yönelik açık bir talep bulunmadığında; mahkemenin hem zina sebebi hem de genel boşanma sebebi çerçevesinde inceleme yapması gerekir. Zinanın kanıtlanamadığı kabul edilse dahi, eşin sergilediği davranışların sadakat yükümlülüğüne aykırı veya güven sarsıcı bir davranış aşamasında kalıp kalmadığı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/12112, K. 2013/26481Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2013/12112 E.  ,  2013/26481 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Küçükçekmece 5. Aile Mahkemesi TARİHİ :15.11.2012 NUMARASI :Esas no:2011/135 Karar no:2012/823 Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı (koca) tarafından, birleştirilen davasının reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan "zina" hukuki sebebine dayalı olarak boşanma kararı verilmesi talebinin reddine yönelik temyiz itirazları yersizdir. 2-Kanunda düzenlenen "özel" ve "genel" boşanma sebeplerine dayalı olarak ayrı ayrı boşanma davası açılabileceği gibi; aynı boşanma davasında birden fazla hukuki sebebe dayanılarak boşanma talep edilebilir. Aynı dava ile birden fazla boşanma sebebine dayanılmış ise; hukuki sebep birden fazla olmakla birlikte, tek bir dava mevcuttur. Aynı davada dayanılan hukuki sebepler arasında bir terdit ilişkisi de mevcut değildir. Bu sebeple, dayanılan hukuki sebeplerden biri incelenmeden diğerinin incelenmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. Birden fazla hukuki sebep gerçekleşmiş ise; bu sebeplerinin gerçekleştiği belirtilerek tek boşanma kararı oluşturulacaktır. Dayanılan hukuki sebepler ayrı davalara konu edilmediğinden tek vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilecektir. Diğer yandan kanunda özel boşanma sebebi olduğu belirtilen bazı olaylar; eşlerin bazı kusurlu davranışlarının özellik gösteren hali niteliğinde olduğundan; bunlar kanunda açıklanan özellikte olmasalar bile; Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi uygulaması bakımından; genel boşanma sebebi olarak, evlilik birliğini temelinden sarsan bir kusurlu davranış niteliğinde kabul edilebilir. Türk Medeni Kanununu 161. maddesinde düzenlenen "zina" davranışı; bu özeliliği taşımaktadır. Bu nedenle eşin davranışı zina koşullarını taşımasa bile; "sadakat yükümlülüğüne aykırı davranış" ve "güven sarsıcı davranış" niteliğiyle Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi yönünden, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan bir kusurlu davranış olarak değerlendirilip, boşanma kararına esas alınabilir. Somut olayda; davalı -davacı (koca), birleştirilen davasına ilişkin dava dilekçesinde, eşinin zina yaptığından söz ederek boşanmaya karar verilmesini istemiştir. Yukarıda açıklandığı gibi; davalı-davacı koca bu davasıyla, hem Türk Medeni Kanununu 161. maddesinde düzenlenen "zina" özel boşanma sebebine hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesindeki "evlilik birliğinin temelinden sarsılması " sebebi olarak "genel boşanma" sebebine dayanmıştır. Davalı-davacı kocanın, davanın münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesindeki zina hukuki sebebi çerçevesinde karara bağlanmasına yönelik açık bir talebi olmadığına göre; mahkeme incelemesinin hem Türk Medeni Kanununun 161. maddesi, hem de Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde yapılması gerekir. Mahkeme incelenmesini sadece Türk Medeni Kanununun 161. maddesi çerçevesinde yapmış, zinanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş; ancak zina olmadığını kabul ettiği kadının davranışının Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde sadakat yükümlülüğüne aykırı veya güven sarsıcı bir davranış aşamasında kalmış olup olmadığı yönünden bir inceleme yapmamıştır. O halde; toplanan delilerin Türk Medeni Kanununu 166/1-2. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek; boşanma talebi hakkında sonucuna göre karar verilmesi gerekirken; mahkemece bu yönde inceleme yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple birleştirilen dava yönünden BOZULMASINA, zinaya dayalı talep yönünden verilen hükmün yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. 14.11.2013 (Per.) KARŞI OY YAZISI Davacı erkek eşin açtığı boşanma davasının sebebinin SAYISI KONUSUNDA değerli çoğunluk ile aramızda çekişme vardır. Davacı erkek eş dava dilekçesinde "Dava Konusu: Zina Sebebiyle Boşanma" açıklamasından sonra Talep sonucunda: "Zina Sebebiyle Boşanma davasının" kabulünü istediği ve dava dilekçesinin bu şekilde yazıldığı konusunda aramızda çekişme yoktur. Davacı erkek eş İKİ SEBEBE dayanarak açabileceği davayı TEK SEBEBE dayanarak açmıştır. Dava ZİNA VAKIASINA dayalı olarak ama sadece ZİNA SEBEBİNE dayalı açılmıştır. Zina vakıasına dayalı ve sadece zina sebepli açılan boşanma davasının normatif karşılığı Türk Medeni Kanununun madde 161 hükmüdür. Davacı erkek eş değerli çoğunluğun kurguladığı gibi İKİ AYRI SEBEPLE dava açmak isteseydi dava dilekçesini farklı yazması gerekirdi; Davacı erkek eş "Zina ve Evlilik Birliğinin Sarsılması" sebebiyle boşanma talep ederek hem dava konusunu hem de talep sonucuna dayandığı boşanma sebeplerini AYRI AYRI yazması gerekirdi. Zina ayrı boşanma sebebi, evlilik birliğinin sarsılması ayrı boşanma sebebidir. Birisi Türk Medeni Kanununun madde 161. ile diğeri Türk Medeni Kanununun madde 166/1. ile düzenlenmiştir. Zina sebebiyle dava açanlar otomatik olarak Türk Medeni Kanununun 166/1. maddeden de dava açmış sayılmaz. Boşanma sebebini AÇIK ve SEÇİK TEK SEBEBE dayandıran davacı avukatın iradesinin kurgu ile İKİ SEBEBE çıkarılması mümkün müdür? Eğer sebebi kurgu ile artıracak olursak dava dilekçesi ONUR KIRICI DAVRANIŞ (TMK.m.162) ve HAYSİYETSİZ HAYAT SÜRME (TMK.m.163) sebeplerini de içeriyor denilerek boşanma sebeplerini ÜÇ, DÖRT diye artırabiliriz. Yerel mahkeme hakimine verilen dava dilekçesinin TEK BOŞANMA SEBEBİ içerdiği, İKİ SEBEP yazılmadığı çıplak gözle görülebilmektedir. Birden fazla sebeple açılan boşanma davalarında dava dilekçesini yazma USULÜ her bir sebebi ayrı ayrı dava konusuna ve talep sonucuna yazmaktan ibarettir. Zina sebebinden boşanma davası açanların OTOMATİK olarak Türk Medeni Kanununun m.166/1 sebebiyle de dava açtığını söylemek davacının iradesini aşar. Yerel mahkeme dava dilekçesinde yazılanı yazıldığı gibi okumuş yazıldığı gibi isabetli olarak anlamıştır. Yerel mahkeme Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin kökleşmiş içtihatlarına, uygulamasına ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun dava dilekçesini yazma ve anlama kurallarına uygun hareket etmiştir. Yerel mahkemenin kararı hem usule hem de kanuna uygundur. Yukarıda açıkladığım sebep ve düşüncelerle değerli çoğunluğun yorumuna katılabilmeme Hukuk Muhakemeleri Kanununun madde 33 hükmü izin vermemektedir. KARŞI OY YAZISI Davacı, 23.03.2011 tarihinde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış, bu davanın yargılamasının devam ettiği sırada, bu kez 29.06.2011 tarihinde münhasıran Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde yer alan “zina” hukuki sebebine dayanarak ikinci bir dava açmıştır. Her iki dava birleştirilerek yargılamaları birlikte yapılmıştır. Davacının birleşen ikinci davasında aynı Kanunun 166/1. maddesine dayalı bir boşanma davası bulunmamaktadır. Davacının TMK'nun 166/1. maddesine dayalı bir davası varken ikinci bir dava açması da bunu göstermektedir. O halde münhasıran “zina “ hukuki sebebine dayalı bir boşanma davasında, TMK'nun 166/1. maddesindeki şartların gerçekleştiği kabul edilerek evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma kararı verilemez. Mahkemecede birleşen davanın münhasıran zina hukuki sebebine dayalı olduğu kabul edilerek deliller bu çerçevede değerlendirilip davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu sebeple sayın çoğunluğun hükmün bu yönden bozulmasına ilişkin görüşüne katılmıyorum.

Zina Davasında Tazminat ve Nafaka Hakları

Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi gereğince kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf ise aynı madde uyarınca kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep etme hakkına sahiptir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Evlilik dışı ilişki yaşayan üçüncü kişiye karşı aldatılan eş tarafından manevi tazminat davası açılması hususunda; üçüncü kişinin bağımsız ve ayrı bir kişilik hakkı saldırısı gerçekleşmedikçe, sırf evli bir kimseyle birliktelik kurmuş olmasından ötürü manevi tazminat sorumluluğu doğmamaktadır.

Zina nedeniyle açılan boşanma davası sürecinde eşlerin geçimi bakımından tedbir nafakası bağlanabilir. Tedbir nafakasına hükmedilebilmesi için tarafların kusur durumuna bakılmaz; boşanma davası süresince ekonomik olarak sıkıntı yaşayacağını ortaya koyan eş lehine tedbir nafakasına karar verilir.

Zina sebebiyle boşanma davasında suçüstü yakalanma şart mıdır?

Zinanın ispatı için suçüstü halinin bulunması zorunlu değildir; eşin karşı cinsten biriyle otelde aynı odada kalması veya geceyi baş başa evde geçirmesi gibi cinsel ilişkinin gerçekleştiğine pek muhtemel bakılan karinelerin varlığı yeterlidir.

Aldatan eş affedildikten sonra tekrar dava açılabilir mi?

Aldatma fiilini affeden tarafın önceki zina eylemine dayalı dava hakkı düşer; ancak af tarihinden sonra devam eden veya yeni gerçekleşen zina eylemleri için boşanma davası açma hakkı saklıdır.

Aldatılan eş, eşinin birlikte olduğu üçüncü kişiden tazminat isteyebilir mi?

Evlilik dışı ilişki yaşayan üçüncü kişiye karşı, kişilik haklarını zedeleyen ayrıca bir hukuka aykırı fiil kanıtlanmadığı müddetçe, sırf evli biriyle birliktelik kurduğu gerekçesiyle manevi tazminat talep edilemez.

Zina davası sürerken aldatan eş lehine nafaka bağlanabilir mi?

Dava süresince geçici olarak hükmedilen tedbir nafakasında eşlerin kusurluluk durumuna bakılmaz; boşanma davası boyunca ekonomik sıkıntı yaşayacağını belirten eş yararına tedbir nafakası verilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu