Zina Sebebiyle Boşanma Davasında İspatın Çerçevesi

by Avukat Erdal Ersoy
Zina Sebebiyle Boşanma Davasında İspatın Çerçevesi

Eşlerden biri zina ederse diğer eş, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca boşanma davası açabilir. Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Zinayı affeden tarafın bu sebebe dayalı dava hakkı yoktur. Mahkemede yalnızca aldatıldığını söylemek yeterli değildir; zina ispatlanamazsa bu sebeple açılan dava reddedilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış

Dava hakkı, süreler ve af

Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi, zina eden eşe karşı diğer eşe boşanma davası açma hakkı tanır. Bu hak, sebebin öğrenilmesinden başlayan altı aylık süreye ve her hâlde zina eyleminin üzerinden işlemeye başlayan beş yıllık süreye bağlıdır. Sürelerden birinin dolması dava hakkını düşürür.

Aynı madde, zinayı affeden tarafın dava hakkı olmadığını düzenler. Af, sürelerin geçmesinden ayrı bir engeldir; affeden taraf bu sebebe dayanarak dava açamaz.

İddianın ve delillerin mahkemeye sunulması

Zina iddiasında bulunan eşin aldatıldığını belirtmesi yeterli sayılmaz. Bu söylemin ötesine geçilmez ve zina ispatlanamazsa zina sebebiyle açılan dava reddedilir. Ret sonucunun hangi gerekçeyle verileceği ayrıca ayrılmamıştır.

Aldatmaya ilişkin delillerin mahkemeye zamanında sunulması ve dayanılan delillerin dilekçelerde gösterilmesi gerekir. Delilin ileri sürülmesi, iddianın ayrıca ispatlandığı anlamına gelmez.

Eş ile üçüncü kişi arasında gönderilen mesajlar ve görüntüler, zinanın ispatı bakımından delil olarak gösterilmiştir. Birlikte kalınan veya gezilen yerlere ilişkin konuşmalar da bu kapsamda anılmıştır. Ekran görüntüsünde ad yerine telefon numaralarının görünmesi gerektiği, numaranın görünmemesi hâlinde ise delilin niteliğinin sarsılabileceği belirtilmiştir.

HTS kayıtlarının mahkemeden istenmesi, tarafların iletişim hâlinde olduğunu ortaya koymak bakımından fayda sağlayabilir. Bu kayıt, iletişimin varlığına yönelik yardımcı bir delil olarak anlatılmıştır.

Cinsel ilişki ve ihtimal anlatımı

Bir değerlendirmede, zina sebebiyle boşanma davasının kazanılabilmesi için cinsel ilişkinin ortaya çıkması şartı ile cinsel ilişkiye girildiğinin ispatlanmış olması yanında bunun ihtimal dâhilinde olduğunun da ortaya konulması birlikte belirtilmiştir. Şart ve ihtimal ifadeleri aynı kesin ölçüyü kurmaz. Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi ise zina eden eşe karşı dava hakkını düzenler; madde kesiti ispat derecesini ayrıca tanımlamaz.

Aynı otel odasında kalınması, hiçbir zorunluluk hâli olmadan başka bir cinsle geceyi aynı yerde geçirilmesi ve aynı evde kalınması, cinsel ilişkinin olduğuna ihtimal verilen durumlar arasında sayılmıştır. Bu sayım bir ihtimal örneğidir ve her örneğin zinayı gösterdiği sonucu buradan çıkmaz.

Konaklama ve birlikte görülmeye ilişkin kararlar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/10127, K. 2024/7396 sayılı kararında, tarafların ardışık numaralı odalarda konaklamaları nedeniyle zinanın ispatlandığının kabul edildiği bölge adliye mahkemesi hükmü onanmıştır. Bu onama, ardışık oda durumunun her somut olayda mutlak ve genel bir ispat kuralı oluşturmasından ziyade incelenen uyuşmazlıktaki kabulün yerinde görüldüğünü ifade eder.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/10127, K. 2024/7396Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/10127 E.  ,  2024/7396 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1368 E., 2023/1286 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm tesisi İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/694 E., 2022/637 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince kadının asıl davası ile erkeğin karşı davasının reddine, erkeğin birleşen davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın davacı-davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen esastan reddi ve kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, kadının asıl davasının kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı her iki taraf vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde ilk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı-davacı erkek vekili tarafından istinaf edilmediğinden, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası erkek yönünden kesinleşmiş olup, erkek tarafından istinaf edilmeyen ve yeniden esas hakkında hüküm krulmayan bu yöne ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı-davalı kadın vekilinin tüm, davalı-davacı erkek vekilinin reddedilen yön dışında gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde; erkeğin maddî ve manevî sorumluluklarını yerine getirmediğini, tarafların evlilik süresince erkeğin ailesi ile altlı üstlü oturduğunu, yeme içmenin hep bir arada olduğunu, erkeğin ve ailesinin hakaretler ederek kadını kovduklarını, erkeğin ailesini desteklediğini, erkeğin aldığı maaşı babasına teslim ettiğini, kadına harçlık vermediğini, kadının annesinin ameliyat olması nedeniyle 29.11.2018 de ailesinin yanına geldiğini, iki gün sonra erkeğin kadını ablasının kolyesini çalmakla suçladığını, erkeğin babasının kadının babasını arayarak kadının gelmemesini söylediğini, hakaretler ettiğini belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadın yararına aylık 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, yasal faizi ile birlikte 200.000,00 TL maddî, 200.000.00 TL manevî tazminata, ziynet ve çeyiz eşyası davasının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı-davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; iddiaların asılsız olduğunu, kadının evlendikten sonra tamamen değiştiğini, kaprisli ve dengesiz tavırlar sergilediğini, erkeğin ailesi ile görüşmek istemediğini, yemek ve temizlik yapmadığını, son aylarda erkek ile birlikte olmak istemediğini, sürekli rencide ettiğini, zaman zaman kadının kriz geçirerek kapıları çarpıp evden gittiğini, nereye gittiğini söylemediğini, ablasına ait kolyenin kadının takı kutusundan çıktığını belirterek karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, 200.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçesinde; erkeğin aldatıldığını öğrendiğini, erkeğin bilgisayarında kadının mail kutusunun açık olduğunu, bu maillerinde kadının … isimli kişiye çiçek sepetinden aşk mesajı içeren bir not ile birlikte hediye aldığını ve bir otelde rezervasyon yaptırdığını gördüğünü belirterek davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 161 inci ve 163 üncü maddeleri uyarınca tarafların boşanmalarına, 200.000,00TL maddî, 200.000.00TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kadının kendi adına hediye tesbih sipariş ettiği, hediye kartında “Sen benim gökyüzüne bakıp dilediğim gökyüzünde gerçekleşmiş Duamsın.. İyiki hayatıma girdin iyiki benimsin. Kocaman İyi’kim.. Ömrümden Heyşeyime.. …” yazılı olduğu, kadın ile dava dışı …'in aynı otelde ardışık numarayla rezervasyon yaptırmaları, kadının çift kişilik, …'in ise tek kişilik odada ve yakın odada konaklaması, otelden birlikte çıkmaları, cinsel birlikteliğe karine kabul edildiğinden zina eyleminin sabit olduğu, taraflar arasında yaşanan olaylardan sonra tarafların barıştıkları, ancak bir araya gelmeden kadının boşanma davasını açtığı, erkeğin de karşı davayı ikame ettiği, tarafların mutlak boşanma nedenlerinden zina nedeniyle boşanmalarına karar verildiğinden asıl ve karşı boşanma davalarının reddine karar verildiği, kadının haysiyetsiz hayat sürdüğünün ispatlayamadığı, bu talebin reddinin gerektiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına, erkeğin 163 üncü madde uyarınca boşanma talebinin reddine, kadın yararına aylık 200,00TL tedbir nafakasına, erkek yararına 25.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata, kadının yoksulluk nafakası ile tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı-davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde; asıl davanın reddi, birleşen davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tedbir nafakasının miktarı, hükmedilen tazminatlar, reddedilen yoksulluk nafakası ile tazminatlar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin karşı davasının reddi ile birleşen dava kapsamında haysiyetsiz hayat süreme nedenine dayalı boşanma talebinin reddine ilişkin kararların istinaf edilmeyerek kesinleştiğini, tarafların ardışık numaralı odalarda konaklamaları nedeniyle zinanın ispatlandığının kabulünün yerinde olduğu, bununla birlikte erkeğin kadını ailesiyle birlikte yaşamaya zorladığı (erkeğin ailesinin evinin üst katında ayrı bir konut bulunmasına rağmen, yemeklerin erkeğin ailesinin evinde birlikte yendiği, aile ile ortak yaşam benimsendiği, müşterek evin bağımsız aile konutu niteliği kazanamadığı), kazandığı maaşı babasına verdiği, ekonomik olarak kadına bağımsız bir aile ekonomisi sunmadığı, ihtiyaçları karşılamadığı, kadını istemediğini ve çirkin bulduğunu söylediği anlaşılmakla bu davranışların erkeğe kusur olarak yüklenmesi gerektiği, bu halde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğu, kadının asıl davasının kabulü gerektiği gerekçesiyle kadının kusur belirlemesi ve asıl davanın kabulüne yönelik istinaf taleplerinin kabulü ile kararın hüküm kısmının ilgili bentlerinin kaldırılmasına, yerlerine yeniden hüküm kurulmasına, kararın gerekçesinin açıklandığı şekilde düzeltilmesine, kadının asıl davasının kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tarafların boşanmalarına, kadının sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı-davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin birleşen davanın ve tüm taleplerinin reddi gerektiğini, kadının işi nedeniyle kaldığı otelde tek başına konakladığını, zinanın ispatı için aynı odada konaklamak gerektiğini, erkek tarafından hukuka aykırı olarak sunulan flash bellekteki kayıtların delil niteliğinin bulunmadığını,erkeğin tam kusurlu olduğunu belirterek birleşen davanın kabulü, kusur belirlemesi, hükmedilen tazminatlar, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminatlar, hükmedilen tedbir nafakasının miktarı yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadının tam kusurlu olduğunu, erkeğin kusurunun bulunmadığını, asıl davanın reddi gerektiğini, asıl davanın kabulü ile aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin haksız olduğunu, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının kaldırılması gerektiğini, kadının çalışıyor olduğunu belirterek asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası ile aleyhe hükmedilen yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davaların kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, vekâlet ücreti ve yargılama gideri noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 161 inci, 163 üncü maddeleri, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 323 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup her iki taraf vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı-davacı erkek vekilinin tedbir nafakasına yönelik temyiz dilekçesinin istinaf edilmeyen yön temyiz edilemeyeceğinden REDDİNE, 2.Davacı-davalı kadın vekilinin tüm, davalı-davacı erkek vekilinin diğer hususlara yönelik temyizinin incelenmesine gelince; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz edenlere iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/2499, K. 2023/6204 sayılı kararında, erkeğin dava dışı bir kadınla aynı otel odasında konaklamasının zina iddiasının ispatı için yeterli sayıldığı, ayrıca pansiyonda aynı odada kalındığına dair kayıtlar doğrultusunda zinanın ispatlandığı yönündeki bölge adliye mahkemesi kabulü onanmıştır. Söz konusu kararda, daha önce kesinleşen boşanma hükmü sebebiyle birleşen zina davasının konusuz kaldığı ve karar verilmesine yer olmadığı tespiti de onanmış olup bu durum dosyada zina sebebiyle yeni bir boşanma hükmü kurulduğu anlamına gelmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/2499, K. 2023/6204Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/2499 E.  ,  2023/6204 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1001 E., 2022/1789 K. … … KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/607 E., 2021/297 K. Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında açtıkları karşılıklı boşanma davalarının kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, kadının zina hukuki sebebine dayalı açtığı birleşen boşanma davasının ise reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince erkek vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, kadın vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün ilgili bölümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1…. kadın vekili 10.07.2019 tarihli dava dilekçesinde; tarafların evlilik birliğinin erkeğin kusurlu davranışları sonucunda temelinden sarsıldığını, erkeğin kötü ve onur kırıcı davrandığını, kadına ve ortak çocuğa fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, evden kovduğunu, hakaret ettiğini, düğünden iki gün sonra erkeğin ailesinin trafik kazasında vefat ettiğini, erkeğin bu olaydan sonra kadını suçladığını ve kadını gözardı etmeye başladığını, kadını oğluna yeterince ilgi göstermemekle itham ettiğini, kadın çocuk ve evin giderleri için para istediğinde "git çalış, bana güvenerek mi evlendin, benim param, benim arabam, git zengin birini bul, sana baksın" dediğini, çocuğa davacı hakkında hakaret içeren söylemlerde bulunduğunu, düzenli olarak dağlara kamp yapmaya ve motor turlarına gittiğini, günlerce eve gelmediğini, davacı-davalıya günlük ve haftalık yemek listesi hazırlayarak her öğünde mezesinden tatlısına kadar menü istediğini, doktor çevresini kullanarak kadının akıl hastası olduğuna dair rapor alacağı ve kızını kadından alacağı konusunda tehdit ettiğini, aşağılamalarda bulunduğunu, her tartışma sonrası yaşananları herkese anlatarak aile mahremiyetini ihlal ettiğini, cinsel şiddet uyguladığını, 18.06.2019 tarihinde evi terk ettiğini, daha öncesinde de 6 ay evi terk ettiğini ve ihtiyaçları karşılamadığını, elektirk, su, doğalgaz faturalarının ödenmemesi nedeniyle kadının ailesinin yanına gitmek zorunda kaldığını beyanla, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, ortak çocuk lehine aylık 5.000,00 TL tedbir-iştirak, … kadın lehine aylık 10.000,00 TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 500.000,00 TL maddî 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. 2…. kadın vekili 16.10.2019 tarihli birleşen zina hukuki sebebine dayalı açtığı dava dilekçesinde özetle; erkeğin 2019 yılı Eylül ayında Ukrayna'ya seyahate gittiğini ve kendisine … isimli bir kişinin eşlik ettiğini, … isimli kişinin davalı-davacıya ile aynı hastanede hemşire olarak çalıştığını, bu kişinin davalı-davacıya ile samimiyetinin daha öncesinde de kadını rahatsız ettiğini ancak kişinin evli ve çocuklu olması nedeniyle kadının göz ardı ettiğini, erkek ve … isimli kişinin Ukrayna'ya birlikte giderek aynı odada kaldıklarını ileri sürerek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca zina nedeniyle boşanmalarına, lehine 500.000,00 TL maddî 500.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. 3…. kadın vekili 30.01.2020 tarihli karşı davaya cevap dilekçesinde; otel kayıtlarını talep ederek erkeğin ayrıca … ile de otellere gittiğini ve erkeğin evinde erkeğin … ile ilişkisini içerir notlar tuttuğunu gördüğünü iddia etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı-davacı erkek vekili 02.09.2019 tarihli cevap-karşı dava dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediklerini, kusurlu davranışların kadından kaynaklandığını, kadının erkeğin ilk evliliğinden olan çocuğunu kabullenemediğini, hakaret ve beddua ettiğini, çocuğa çocuğun gıyabında hakaret ettiğini, bu çocuğa "seni de babanı da sevmiyorum" dediğini, evin kendi üzerine olmasını fırsat bilerek "burası benim evim, çık git" dediğini, aşırı derecede kıskanç davrandığını, kadının gerek eski eşine gerekse iş arkadaşlarına karşı kıskançlık gösterdiğini, ilk eşe hakaret ettiğini, erkeğin çalıştığı hastanedekilere hakaret edip olay çıkardığını, sürekli hakaret ettiğini, kıskançlık gösterip sinir krizleri geçirdiğini beyanla, asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, lehine 50.000,00 TL maddî 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı-davacı erkek birleşen davaya yasal süre içinde verdiği cevabında; iddiaların asılsız olduğunu, kadının daha önce de … ve … ile ilişki yaşadığı iddiası ile hastanede olay çıkardığını, fotoğraf ile zina olayının ispatlanamayacağını iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin kadına çeşitli defalarda fiziksel şiddet uyguladığı, tanıkların tümünün bu hususta tanıklık ettikleri, kadında kızarıklık, morarma gibi yara bere izlerini gördüklerini bildirdikleri, beyanlarına itibar edilmemesi için bir neden olmadığı; erkeğin kadına hakaret ettiği, özellikle onun çalışmaması nedeniyle hakaret içerikli ve rencide edici sözler söylediği, ''herkes çalışıyor, sen de çalış, eski karım benden nafaka istemiyor'' dediği, yazışma içeriklerinden ve tanık anlatımlarından anlaşıldığı, erkeğin yoğun bir mesai yükü altında çalıştığı, izinli olduğunda ise zamanını ortak olmayan çocuk ya da arkadaşlarıyla katıldığı gezilerde geçirdiği, eşine ve ortak çocuğuna yeterince zaman ayırmadığı; kadın ise erkeğe ve ortak olmayan çocuğa hakaret etmek, ortak olmayan çocuğu istememek, aşırı derecede kıskanç olmak, kıskançlık sonucu sürekli tartışma çıkarmak, kıskançlığı erkeğin iş çevresine de yansıtmak eylemleri nedeniyle kusurlu olduğu, 19.03.2018 tarihinde yaşanan karşılıklı yaralama olayından sonra evliliğin devam ettiği, erkek tanığının fiziksel şiddet olayına ilişkin beyanının bu tarihe ilişkin olduğundan kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, sonuç olarak her iki yanın da kusurlu olduğu, tarafların kusurunun birbirine yakın olduğu ne var ki erkeğin kusurunun kadına göre daha baskın, biraz daha ağır olduğu, kadının zina hukuki sebebine dayalı açtığı davasının incelenmesinde ise; erkeğin 9 eylül 2019 tarihinde internet üzerinden faaliyette bulunan tripadvisor isimli gezi sitesinde paylaşımda bulunduğu, paylaşımının kadın tarafından farkedildiği, buna göre erkeğin … isimli bir kadınla Ukrayna'ya tatile gittiği, … isimli kadınla aynı yerde kaldığı, birlikte aynı lokanta ve retorantlara gittiği ileri sürüldüğü, kadının …'a bu hususu mesaj ile sorduğu, …'ın mesaj içeriğinde erkekle aynı yerde kaldığını inkar etmediği de mesaj içeriklerinden anlaşıldığı, kadın birleşen dava kapsamında verdiği cevaba cevap dilekçesinde ise erkeğin bu sefer … isimli kadınla bir çok tatile çıktığını, erkeğin … ile ilişkisine dair el yazısı ile yazılmış metinler olduğunu bildirdiği, erkek ise … ile yurt dışına çıktığını, bunun doğru olduğunu, ancak kaldığı yerin otel değil Hostel olduğunu, … ile başbaşa çıkılmış bir tatil olmadığını, arkadaş grubuyla tatile çıkıldığını, Hostel denen konaklama yerlerinde kalabalık grupların konakladığını, … ile ise hiç bir ilişkisinin olmadığını bildirdiği, konuyla ilgili olarak Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği, buna göre erkeğin 2018 yılında eşi olan … ile birlikte aynı otelde konakladığı, Kars öğretmen evinde kadın ve erkeklerin bulunduğu bir grubun konakladığı, resmi bir kurum olan öğretmen evinde zaten evli olmayan kişilerin aynı odada konaklamasının mümkün olmadığı, erkeğin bunun dışındaki konaklamalarının ortak olmayan çocukla ya da kişisel konaklamalara ilişkin olduğu, erkeğin … isimli kadınla olay yurt dışı gezisi güven sarsıcı davranış ise de bu gezide erkeğin bu kadınla zina ettiğine dair başkaca bir delil bulunmadığı, cinsel ilişkinin tereddütsüz biçimde ortaya konulabilmesi zina nedeniyle açılmış davalarda zorunlu olduğu, varsayıma dayalı olarak tarafların ya da dosyaya taraf olmayan kişilerin zina içerisinde olduklarının kabulü olası olmadığı, HOSTEL, açık kaynaktan yapılan araştırmaya göre (wikipedia) Avrupa'da öğrenciler ve interrail gezginlerin çok ucuza konakladığı ve bazen 10-15 kişinin aynı odada konakladıkları pansiyonlara verilen isim olduğu, erkek aralarında …'ın da olduğu bir arkadaş grubuyla yurt dışına çıktığını ve HOSTEL denen çok sayıda kişinin birlikte konakladığı konaklama mekanlarında kaldıklarını, bu gezinin … ile başbaşa çıkılmış bir gezi olmadığını savunduğu ve esasen savunmasını çürütecek bir delil de dosyaya sunulmadığı, erkeğin … isimli kadın ile ilişki yaşadığına dair iddia ise birleşen dava kapsamında verilen cevaba cevap dilekçesinde ileri sürüldüğü, kadın bu hususta ''erkeğin daveti üzerine 2019 yılında erkeğin evine gittiğini, evde masanın üzerinde bulunan bir defterde erkeğin … ile ilişkisine dair deftere rastladığını, defterin fotoğrafını çektiğini'' ileri sürüldüğü, defter olarak dosyaya sunulan belge fotoğraflarından belgenin 2 aralık 2019 tarihinde yazılmış olduğu, bu tarihin hem asıl hem de birleşen dava tarihinden sonraki bir tarih olduğu, davanın dava tarihi itibariyle var olan somut duruma göre incelenebileceği, davadan sonraki gelişmelerin, yeni olayların ancak yeni bir davaya konu olabileceği, tarafların dava dilekçesinden sonra verdikleri cevaba cevap dilekçelerinde iddia ve savunmalarını genişletebilecekleri, ancak cevaba cevap dilekçesi ile yeni bir davaya konu olabilecek taleplerin ileri sürülemeyeceği, haliyle erkeğin … isimli kadınla ilişkisi olduğuna yönelik iddiasının zina nedenine dayalı birleşen davada değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığı, erkeğin, bir hemşire ile birlikte dava sırasında yurt dışına tatile gittiği kendisinin de kabulünde olup sadakat yükümlülüğü boşanma davası kesinleşene dek devam edeceği, ne var ki birleşen dava yalnızca zina nedenine özgülenmiş olup bu zinanın da ispatlanamadığı, erkeğin şu ya da bu şekilde başka bir kadınla yurt dışına çıkması güven sarsıcı bir davranış ise de bu olayın asıl davanın açılmasından epey sonra olduğu, birleşen davanın yalnızca zina nedenine dayalı olduğu, haliyle erkeğin güven sarsıcı bu davranış biçimi nedeniyle asıl davada kusurlu bulunmasının söz konusu olmadığı, zira açıklandığı üzere bu olayın asıl davadan sonra meydana geldiği, kadının birleşen davasının ise yalnızca özel boşanma davası olan zina nedenine dayanarak açıldığı, terditli bir talep olmadığı, haliyle 166'ncı maddeye dayalı davadan sonra meydana gelen bu olay nedeniyle erkeğin kusurlu görülmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle kadının asıl davası ile erkeğin karşı davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği boşanmalarına, velâyetin anneye verilmesine, babayla ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 2.000,00 TL tedbir ve 2.500,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 2.000,00 TL tedbir ve 2.000,00 TL yoksulluk nafakası ile 35.000,00 TL maddî, 25.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, kadının zina hukuki sebebine dayalı açtığı birleşen davasının ise reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1…. kadın vekili istinaf dilekçesinde; boşanma ve velâyet dışındaki hükümlere yönelik istinaf yoluna başvurduklarını, erkek ve … isimli kadının yurtdışına birlikte tatile gittiklerini, aynı yerde kaldıklarını, erkek ve … isimli kadının da Ayvalık'ta …Pansiyon'da birlikte kaldıklarını, zina nedeniyle açılan davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen iştirak ve yoksulluk nafakası ile tazminat miktarlarının az olduğunu, kadına yüklenen kusurları kabul etmediklerini ileri sürerek kusur belirlemesi, yoksulluk ve iştirak nafakalarının miktarı ile tazminatın miktarı ve zinaya dayalı boşanma davasının reddi yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. 2.Davalı-davacı vekili kadın vekili istinaf dilekçesinde; kadının kusurlu olduğunu, kusur belirlemesini kabul etmediklerini, kadın lehine yoksulluk nafakası ve tazminat koşullarının oluşmadığını, hükmedilen miktarların fazla olduğunu, tedbir nafakaları ile iştirak nafakası miktarlarının da fazla olduğunu ileri sürerek kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin asıl ve karşı dava kapsamında verdiği boşanma hükmü ile velâyet ve kişisel ilişkiye dair kararın kesinleştiği, taraflara yüklenen kusurlu davranışların gerçekleştiği, ayrıca erkeğin asıl davadan sonra birleşen davadan önce, dava dışı üçüncü kişi kadın ile birlikte yurt dışı tatiline gittiği, dava dışı üçüncü kişi kadın ile kadın arasında gerçekleşen mesaj kayıtlarına göre dava dışı kadın tarafından erkek ile aynı odada kaldıklarının kabul edildiği, yargılamanın 18.01.2021 tarihli celsesinde de erkeğin "Ukrayna'da … isimli kadın ile büyük bir hostel odasında kaldığını, o odada … isimli kadın dışında başkalarının da kaldığını, hostel tarzı otellerde birbirini tanımayan insanların ucuz olduğu için kalabildiklerini" beyan ettiği, bu şekilde dava dışı kadın ile Ukrayna'da gece aynı odada konakladığını kabul ettiği, kaldıkları odanın hostel odası olduğunu iddia etmiş ise de, bu iddianın ispatı amacıyla herhangi bir delil sunmadığı, erkeğin dava dışı … isimli kadınla aynı otel odasında konaklaması, zina iddiasının ispatı için yeterli olduğu, erkeğin ayrıca 16.09.2019 tarihinde … isimli bir başka kadınla … Pansiyon'da aynı odada kaldığı da otel kayıtlarından anlaşıldığı, bu duruma göre kadının zina iddiasının ispatlandığı, ne var ki, asıl ve karşı dava kapsamında verilen boşanma kararı taraflarca istinaf edilmemekle, boşanma hükmü kesinleşmiş ve kadının birleşen davasındaki zina nedeniyle boşanma talebi konusuz kaldığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı dikkate alındığında, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat miktarının az olduğu, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu tespit edilmesinin de yerinde olduğu gerekçesi ile kadının istinaf başvurusunun kusur belirlemesi, reddedilen birleşen davası ve tazminatlar yönünden kabulü ile kusur gerekçesinin düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm kısmının "Ankara 5. Aile Mahkemesi'nin Birleşen 2019/660-883 E-K Sayılı Dosyası Açısından" başlığı altında yazılı "1, 2, 3, 4, ve 5 no'lu maddelerinin" kaldırılmasına, yeniden esas hakkında verilen karar uyarınca, konusuz kalan birleşen dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, haklılık durumunun gözetilmesi suretiyle birleşen dava kapsamındaki yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin erkeğe yükletilmesine, kadın lehine 50.000,00 TL maddî ve 75.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı-davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde; zina iddialarının ispatlanamadığını, … isimli kadın ile ilişki yaşadığına dair iddianın birleşen dava kapsamında verilen cevaba cevap dilekçesinde ileri sürüldüğünü, yeni bir davanın konusunu oluşturabileceğini, dosyada mevcut otel kaydında ise müvekkilin kadın dışında herhangi bir kadınla otel kaydına rastlanmadığını, İlk Derece Mahkemesinin zina davası yönünden gerekçesinin doğru olduğunu, kadının ağır kusurlu olduğunu, takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarı çok fazla olup tazminatın yasal koşulları oluşmadığını ileri sürerek kusur belirlemesi, tazminatlar, yoksulluk nafakası ile birleşen davanın kabulü yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, karşılıklı açılan boşanma davalarında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının zina hukuki sebebine dayalı açtığı birleşen davasının kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve tazminatların kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı ve miktarı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanunun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 4 üncü, 6 ncı maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen …, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. …

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2023/5035, K. 2024/3754 sayılı kararıyla onanan uyuşmazlıkta, sahilde bir bankta başka bir kadınla birlikte görülmeye ilişkin eylem zina olarak ispatlanmış sayılmamış, güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilerek zina sebebiyle boşanma talebi reddedilmiştir. Onama kararında ayrı ve genel bir ispat standardı gerekçelendirilmemiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/5035, K. 2024/3754Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/5035 E.  ,  2024/3754 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/411 E., 2023/590 K. KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 13. Aile Mahkemesi SAYISI : 2018/821 E., 2019/794 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kısmen kaldırılarak kaldırılan yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, sair istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalı erkeğin eşine ekonomik, duygusal, psikolojik ve cinsel şiddet uyguladığını, sürekli borçlandığını, müvekkilinin ihtiyaçlarını ailesinin karşıladığını, eşine hakaret ve küfür ettiğini, başka bir kadınla ilişkisinin olduğunu, cinsel gücü artırıcı ilaç ve jeller kullandığını, bir kadını alıkoymaktan soruşturmasının bulunduğunu, herkesten borç istediğini, evi otel gibi kullandığını, tefecilerden borç alarak aile güvenliğini tehlikeye attığını, nihayetinde evi terk eden davalının anlaşmalı boşanma için eşine baskı yaptığını iddia ederek, tarafların öncelikle zina nedeniyle aksi takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye tevdiine, ortak çocuk için aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili için aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmolunmasını talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; iddiaların doğru olmadığını, davacı tarafın son 1 yıldır üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, eşini küçük düşürücü ve aşağılayıcı davranışlar sergilediğini, aşırı kıskanç olduğunu, rahatsızlığı nedeniyle tam bir cinsel ilişki yaşayamadıklarını, tedavi olmaya gitmeye 10 yıl sonra razı olduğunu, ancak ona da devam etmediğini, kadının hakaret edip bela okuduğunu, müvekkilinin ailesi ile görüşmek istemediğini, bayramlarda bile ziyaretlerine gitmediğini, tüm vaktini kendi ailesine ayırdığını, aile bütçesini aşan isteklerinin olduğunu, yemeği, ütüyü ve çamaşırları yıkama işlerini müvekkilinin yaptığını, kadının uyurken yatak odasının kapısını kitlediğini, çocukla balkonda uyuduklarını, iddiaların hiçbirini kabul etmediklerini ancak bu şartlarda evliliğin devamına imkan bulunmadığını savunarak, davacının maddî manevî tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası istemlerinin reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı erkeğin zina eylemine ilişkin vicdani kanıya ve zina eyleminin unsurlarına ulaşılıp, ispatı yapılamadığı, ezcümle Karşıyaka sahilde 29 Ekim tarihinde tanıklardan Hasibe'nin yeminli ifadesine göre bir bankta birlikte otururken gördüğü kadınla davalının ilişkisini inandırıcı ve makul gerekçelerle izah edemediği, bu hali ile eylemin güven sarsıcı davranış olarak nitelendirilmesi gerektiği, ayrıca birlik görevlerini ihmal eden, sürekli yakın çevreden borç istemek ve ödememek yoluyla eşini toplum içinde küçük düşüren davalının bu davranışlarının, davacı yönünden evlilik birliğinin katlanılması davacıdan beklenilemeyecek derecede temelinden sarsılmasına neden olduğu; davanın bu hali ile kabulü ile tarafların boşanmalarına, zina nedeniyle boşanma talebi ile açılan dava kanıtlanamadığından bu talebin reddine karar verildiği, evlilik birliğinden olma küçük …'ın velâyetinin tarafların talepleri ve küçüğün üstün yararı gözetilerek anne …'e verildiği, ortak çocuk için beslenme, barınma, sağlık, eğitim vs. harcamalarında kullanılmak üzere tedbir ve iştirak nafakasına hükmedildiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği, davalı erkeğin elde etmesi umulan aylık sabit gelir dikkate alınarak tarafların eşit olanaklara sahip oldukları nazara alınarak yoksulluk nafakası isteminin reddine karar verildiği, boşanmanın kesinleşmesi halinde eşinin maddî desteğini kaybedeceği anlaşılan davacının mevcut ve muhtemel maddî zararının izalesi için maddî tazminata hükmedildiği, boşanmaya sebep olan davalının kusuru, kusurlu eylemlerinin nesnel ağırlığı, vasıf ve mahiyeti, davacının kişilik haklarında oluşturduğu zarar, tarafların ekonomik ve sosyal konumları ayrı ayrı gözetilerek davacı yararına manevî tazminata hükmedildiği gerekçesi ile davacının zina sebebine dayalı davasının reddine, boşanma davasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (421 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine ortak çocuk yararına aylık 400,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadının önceki tahsil olunan tedbir nafakaları haricinde sair tüm tedbir nafakası taleplerinin reddine, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine, kadın yararına 10.000,00 TL maddî ve 10.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; zina sebebine dayalı davanın reddedilmesi, tedbir ve iştirak nafakası ile tazminatların miktarı, reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün tamamı yönünden İlk Derece Mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine paranın alım gücüne, zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına  nazaran davacı kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminatın az olduğu, ortak çocuk için hükmedilen iştirak nafakasının tarafların mali ve sosyal durumları,çocuğun ihtiyaçları dikkate alındığında az olduğu, kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesinde ve miktarında isabetsizlik olmadığı, kadının emekli olduğu, boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği, yoksulluk nafakasına hükmedilmemesinde isabetsizlik olmadığı, terditli dava nedeniyle davalı yararına vekâlet ücretine hükmedilmeyeceği gerekçesi ile davalı erkek vekilinin tüm, davacı kadın vekilinin sair istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı kadın vekilinin tazminatlar ve iştirak nafakasının miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili hükümlerinin kaldırılmasına, davacı kadın yararına 40.000,00 TL maddî ve 40.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocuk için aylık 800,00 TL iştirak nafakasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle zina sebebine dayalı davanın reddedilmesi, tedbir ve iştirak nafakası ile tazminatların miktarı, reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle hükmün tamamı yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının zina sebebine ve birliğin temelinden sarsılması sebebine dayalı davasının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, kadın yararına tazminata hükmedilmesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve miktarı ile kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına hükmedilmesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesi, 175 inci maddesi; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun'un) 190 ıncı ve 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,23.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Zina sebebi ile sadakat yükümlülüğünün ihlali

Zina kanıtlanamaz fakat sadakat yükümlülüğünün ihlali ortaya konulursa boşanma kararı verilebileceği, buna karşılık davanın zina sebebiyle boşanma olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu ayrım, ispatlanmayan zina iddiasının kendiliğinden zina sebebiyle boşanmaya dönüşmesini öngörmez.

Sık sorulan sorular

Zina nedeniyle boşanma davasını kim açabilir?

Eşlerden biri zina ederse diğer eş, Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca boşanma davası açabilir. Zinayı affeden tarafın bu sebebe dayalı dava hakkı yoktur.

Zina sebebiyle dava hakkı ne zaman düşer?

Dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

Aldatıldığını söylemek ispat için yeterli midir?

Hayır. Mahkemede yalnızca aldatıldığını söylemekle yetinilemez. Zina ispatlanamazsa zina sebebiyle açılan dava reddedilir.

Mesaj ve HTS kaydı nasıl değerlendirilir?

Mesajlar ve görüntüler zina iddiasında delil olarak gösterilebilir. HTS kayıtlarının mahkemeden istenmesi ise tarafların iletişim hâlinde olduğunu ortaya koymaya yardımcı olabilir.

Birlikte görülmek veya konaklamak aynı sonucu doğurur mu?

Hayır. Aynı otel odasında ve pansiyonda aynı odada konaklamanın zina iddiasını ispat için yeterli görüldüğü bir dosya, ardışık numaralı odalara ilişkin kabulün onandığı başka bir dosya vardır. Sahilde bir bankta birlikte görülme ise ayrı bir dosyada zina olarak ispatlanmamıştır. Bu sonuçlar olayların farklılığı nedeniyle tek kural oluşturmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu