Yeniden Kiralama Yasağı Kapsamı ve Tazminat Koşulları

by Avukat Erdal Ersoy
Yeniden Kiralama Yasağı Kapsamı ve Tazminat Koşulları

Yeniden kiralama yasağı, kiraya verenin konut veya çatılı işyeri gereksinimi ya da yeniden inşa ve imar gerekçesiyle taşınmazın tahliyesini sağlamasının ardından, kiralananı belirli bir süre boyunca eski kiracısı dışındaki kişilere kiralayamamasını öngören kanuni bir sınırlamadır. Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen bu koruma, hakkın kötüye kullanılmasını ve tahliye nedenlerinin gerçeğe aykırı biçimde öne sürülmesini engellemeyi amaçlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 355Kaynağı aç
MADDE 355- Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira bedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür. 6. Kiracının ölümünde sözleşmenin sürdürülmesi

Gereksinim Sebebiyle Tahliye ve Üç Yıllık Süre

Kiraya veren; kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanunen bakmakla yükümlü olduğu diğer kişilerin konut yahut işyeri gereksinimi nedeniyle taşınmazın boşaltılmasını sağladığında, haklı bir sebep bulunmadıkça kiralananı üç yıl geçmeden eski kiracısından başka bir kişiye kiralayamaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinin birinci fıkrası bu sınırlamayı emredici biçimde hükme bağlar.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 350Kaynağı aç
MADDE 350- Kiraya veren, kira sözleşmesini; 1. Kiralananı kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut ya da işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, 2. Kiralananın yeniden inşası veya imarı amacıyla esaslı onarımı, genişletilmesi ya da değiştirilmesi gerekli ve bu işler sırasında kiralananın kullanımı imkânsız ise, belirli süreli sözleşmelerde sürenin sonunda, belirsiz süreli sözleşmelerde kiraya ilişkin genel hükümlere göre fesih dönemine ve fesih bildirimi için öngörülen sürelere uyularak belirlenecek tarihten başlayarak bir ay içinde açacağı dava ile sona erdirebilir. b. Yeni malikin gereksinimi

Konut veya işyeri ihtiyacına dayalı fesih davaları, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesine göre belirli süreli kira sözleşmelerinde kira süresinin hitamında, belirsiz süreli sözleşmelerde ise fesih dönemi ve fesih bildirim süreleri gözetilerek saptanacak tarihten başlayarak bir ay içinde açılmalıdır. Sözleşme devam ederken kiralananın el değiştirmesi durumunda Türk Borçlar Kanunu'nun 310. maddesi uyarınca yeni malik sözleşmenin tarafı konumuna gelir; kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır. Yeni malik kendisinin veya kanunda gösterilen yakınlarının gereksinimi dolayısıyla taşınmazı edindiği tarihten itibaren bir ay içinde durumu kiracıya yazılı bildirmek kaydıyla altı ay sonra tahliye davası açabileceği gibi, sözleşme süresinin bitimini izleyen bir ay içinde de bu davayı ikame edebilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 310Kaynağı aç
MADDE 310- Sözleşmenin kurulmasından sonra kiralanan herhangi bir sebeple el değiştirirse, yeni malik kira sözleşmesinin tarafı olur. Kamulaştırmaya ilişkin hükümler saklıdır. b. Üçüncü kişinin sınırlı ayni hak sahibi olması
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 351Kaynağı aç
MADDE 351- Kiralananı sonradan edinen kişi, onu kendisi, eşi, altsoyu, üstsoyu veya kanun gereği bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler için konut veya işyeri gereksinimi sebebiyle kullanma zorunluluğu varsa, edinme tarihinden başlayarak bir ay içinde durumu kiracıya yazılı olarak bildirmek koşuluyla, kira sözleşmesini altı ay sonra açacağı bir davayla sona erdirebilir. Kiralananı sonradan edinen kişi, dilerse gereksinim sebebiyle sözleşmeyi sona erdirme hakkını, sözleşme süresinin bitiminden başlayarak bir ay içinde açacağı dava yoluyla da kullanabilir. 2. Kiracıdan kaynaklanan sebeplerle

Yeniden İnşa ve İmar Sebebiyle Tahliyede Öncelik Hakkı

Kiralananın yeniden inşası veya imarı gayesiyle esaslı onarımı, genişletilmesi veya değiştirilmesi zorunlu olup bu işlemler esnasında taşınmazın kullanımı fiilen imkânsız bulunuyorsa, kiraya veren Türk Borçlar Kanunu'nun 350. maddesinde gösterilen sürelerde dava açarak kira ilişkisini sona erdirebilir. Bu yolla boşaltılan taşınmazların eski hâliyle, haklı bir sebep bulunmaksızın üç yıl geçmedikçe üçüncü kişilere kiraya verilmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca yasaktır.

Yeniden inşa ve imar faaliyetleri tamamlandığında eski kiracıya dönük bir koruma devreye girer. Eski kiracının, imar ve inşası gerçekleştirilen taşınmazı yeni durumu ve belirlenecek yeni kira bedeli üzerinden kiralama konusunda kanuni öncelik hakkı mevcuttur. Kiraya verenin konuyu yazılı olarak bildirmesini izleyen bir ay içerisinde eski kiracının bu hakkı kullanması gerekir. Söz konusu öncelik hakkı usulüne uygun şekilde sona erdirilmedikçe taşınmaz üç yıl geçmeden bir başkasına kiralanamaz.

Yasağa Aykırılığın Yaptırımı ve Tazminat Esasları

Kiraya verenin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenlemeleri ihlal etmesi kanuni tazminat borcu doğurur. Kanunun 355. maddesinin üçüncü fıkrasına göre kiraya veren, anılan hükümlere aykırı hareket ettiği takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kira tutarından az olmamak koşuluyla tazminat ödemekle yükümlü kılınmıştır.

Yeniden kiralama yasağına dayalı tazminat talebinin kabulü için tahliyenin ne şekilde gerçekleştiği belirleyicidir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2017/4122 Esas ve 2019/282 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, kiraya verenin gereksinim ya da yeniden inşa ve imar nedeniyle tahliye davası açmadığı ve kiracının mecuru bir yargı kararı yahut icra marifetiyle tahliye etmediği durumlarda, Türk Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmaz.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/4122, K. 2019/282Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2017/4122 E.  ,  2019/282 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; davaya konu taşınmazda kiracı iken davalıların taşınmazın riskli yapı olması nedeniyle tahliye edilmesini talep ettiğini, 6306 sayılı yasa uyarınca taşınmazı geçici olarak tahliye ettiğini, inşaat bitince taşınmazı yeniden kiralamak istediklerini ancak davalıların bir cevap vermeden taşınmazı 3. kişiye kiraladığını, 6100 sayılı Türk Borçlar Kanunun 355. maddesinin kıyas yolu ile uygulanması gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 5.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı; davacı taraf ile anlaştıklarını, davacıya 17.500 TL ödeme yaptıklarını ve davacının başkaca hakkı kalmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece; davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6100 sayılı Türk Borçlar Kanununun yeniden kiralama yasağı başlıklı 355. maddesinde; "Kiraya veren, gereksinim amacıyla kiralananın boşaltılmasını sağladığında, haklı sebep olmaksızın, kiralananı üç yıl geçmedikçe eski kiracısından başkasına kiralayamaz. Yeniden inşa ve imar amacıyla boşaltılması sağlanan taşınmazlar, eski hâli ile, haklı sebep olmaksızın üç yıl geçmedikçe başkasına kiralanamaz. Eski kiracının, yeniden inşa ve imarı gerçekleştirilen taşınmazları, yeni durumu ve yeni kira bedeli ile kiralama konusunda öncelik hakkı vardır. Bu hakkın, kiraya verenin yapacağı yazılı bildirimi izleyen bir ay içinde kullanılması gerekir; bu öncelik hakkı sona erdirilmedikçe, taşınmaz üç yıl geçmeden başkasına kiralanamaz. Kiraya veren, bu hükümlere aykırı davrandığı takdirde, eski kiracısına son kira yılında ödenmiş olan bir yıllık kirabedelinden az olmamak üzere tazminat ödemekle yükümlüdür." düzenlemesi bulunmaktadır. Somut olayda davacı şirketin 01.01.2011 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözleşmesi ile taşınmazda kiracı iken, davalı tarafından 29.01.2013 tarihli ihtarname ile 6306 sayılı yasa uyarınca taşınmaz için yıkım kararı alındığı, yıkım kararının uygulanabilmesi için taşınmazın tahliyesinin talep edildiği ve davacı kiracı tarafından taşınmazın 27.03.2013 tarihinde tahliye edildiği ve taşınmazın inşaat tamamlandıktan sonra 3. kişiye kiralandığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı kiraya veren gereksinim, yeniden inşaa ve imar amacıyla bir tahliye davası açmamıştır. Davacı kiracı taşınmazı bir yargı kararı veya icra marifetiyle tahliye etmemiştir. Bu durumda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 355. maddesi uyarınca tazminat koşulları oluşmamıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.01.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bunun yanı sıra genel sorumluluk kuralları kapsamında Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi doğrultusunda kusurlu ve hukuka aykırı bir eylemle başkasına zarar veren kimse bu zararı gidermekle yükümlüdür. Eylemi yasaklayan bir hukuk normu bulunmasa dahi, ahlaka aykırı bir fiille bir başkasına kasten zarar veren kimse de meydana gelen zararı gidermekle yükümlü tutulur.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı

Tahliye Edilen Taşınmazın Boş Tutulması

Kanun koyucu gereksinim veya yeniden inşa ve tamirat sebebiyle tahliyelerde sadece taşınmazın üçüncü kişilere kiraya verilmemesini kurala bağlamıştır. Tahliye edilen yerin boş tutulması hali kanunen yasaklanmadığından, taşınmazın başkasına kiralanmayıp boş bırakılması hukuka aykırılık teşkil etmez.

Yeniden kiralama yasağı hangi kiralar için uygulanır?

Yeniden kiralama yasağı yalnızca konut ve çatılı işyeri kiraları için düzenlenen kira sözleşmelerinde uygulama alanı bulur.

Yeniden kiralama yasağının kanuni süresi ne kadardır?

Gereksinim veya yeniden inşa ve imar sebebiyle tahliye sağlandığında kiralama yasağı süresi üç yıldır.

Dava açılmadan kiralanan tahliye edilirse tazminat istenir mi?

Kiraya verenin açtığı bir tahliye davası bulunmadığı ve kiralanan bir mahkeme kararı ya da icra kanalıyla boşaltılmadığı hallerde Türk Borçlar Kanunu m. 355 kapsamında tazminat şartları oluşmaz.

Yeniden kiralama yasağı tazminatı ne kadar belirlenir?

Yasağa aykırılık halinde kiraya verenin ödemekle yükümlü olduğu tazminat, eski kiracının son kira yılında ödediği bir yıllık kira bedelinden az olamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu