Eşin yalan söylemesi, her koşulda boşanma sebebi oluşturmaz. Yalanın boşanma davasına dayanak oluşturup oluşturmayacağı; onun niteliğine, sürekliliğine ve evlilik birliği üzerindeki somut etkisine bağlıdır. Zararsız nitelikteki yalanlar ile evlilik birliğini ciddi biçimde zedeleyen yalanlar arasındaki ayrım, hâkimin somut olayı değerlendirmesiyle ortaya konur.
Evlilik Birliğinin Temel Yükümlülükleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesi, evlenmeyle eşler arasında evlilik birliğinin kurulduğunu; eşlerin bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ile gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlü olduğunu düzenlemektedir. Aynı madde uyarınca eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Bu yükümlülük çerçevesi, yalanın evlilik birliğine etkisini hukuki açıdan değerlendirilebilir bir mesele hâline getirmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 185Kaynağı aç
Her Yalan Boşanma Sebebi Sayılmaz
Yalanın boşanmaya dayanak oluşturup oluşturmayacağı, onun niteliğine ve evlilik birliği üzerindeki somut etkisine bağlıdır. Gündelik, zararsız nitelikteki yalanların evlilik birliğini temelinden sarsmadığı değerlendirilmektedir. Buna karşılık süreklilik taşıyan ve evlilik birliğini ciddi biçimde etkileyen yalanlar, boşanma davası için dayanak oluşturabilir. Bu değerlendirmeyi yapacak olan hâkim, somut olayın koşullarına göre karar verir.
Aldatma ve Yalan: TMK m. 161 Kapsamındaki Hak Düşürücü Süreler
Eşin aldatması ve bu konuda yalan söylemesi söz konusu olduğunda Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi devreye girebilir. Bu maddeye göre eşlerden biri zina ederse diğer eş boşanma davası açabilir. Ancak bu dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her hâlde zina eyleminin gerçekleşmesinin üzerinden beş yıl geçmesiyle düşer. Affeden tarafın bu madde kapsamında dava açma hakkı kalmaz. Söz konusu süreler hak düşürücü nitelikte olduğundan titizlikle takip edilmesi gerekir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması
TMK m. 166/1'e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yalanın bu eşiği aşıp aşmadığını belirleyecek olan yine hâkimdir; yalanın niteliği, sürekliliği ve evlilik birliği üzerindeki somut etkileri bu değerlendirmenin odak noktasını oluşturur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ile çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa yine de boşanmaya karar verilebilir. Eşlerin anlaşması hâlinde ise evliliğin en az bir yıl sürmüş olması koşuluyla, tarafların birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesiyle evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır; bu durumda hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
İspat ve Delil Meselesi
Yalan iddiasının mahkemede kanıtlanabilmesi kritik önem taşımaktadır. Bu amaçla tanık ifadeleri, yazışma kayıtları, belgeler ve ses ile görüntü kayıtları delil olarak kullanılabilir. Ses ve görüntü kayıtları söz konusu olduğunda bunların hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması gerekmektedir; HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/2-703, K. 2012/70Kaynağı aç
Ses ve Görüntü Kayıtlarının Delil Niteliği
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, usulsüz olarak yaratılan bir delil ile usulsüz olarak elde edilen delil arasında hukuki rejim bakımından önemli bir ayrım yapmaktadır. Buna göre sırf boşanma davasında kullanmak amacıyla kurgusal biçimde oluşturulan bir delil hiçbir koşulda hükme esas alınamaz (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/2-703, K. 2012/70, 15.02.2012). Buna karşılık usulsüz olarak elde edilen bir delil, somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilir. Aynı kararda, tarafların birlikte yaşadığı ortak mekânda çalınmadan, tehdit ya da zorla elde edilmeksizin ele geçirilen fotoğrafların, not defterlerinin veya mektupların hukuka aykırı yoldan elde edilmiş sayılmayacağı belirtilmektedir.
Hukuka aykırı bir delilin mahkemece re'sen göz ardı edilmesi gerekir; karşı tarafın itiraz etmemiş olması bu sonucu değiştirmez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2011/2-703, K. 2012/70, 15.02.2012). Anayasa m. 38/6'da düzenlenen hukuka aykırı delil yasağı, yalnızca ceza usul hukukunda değil medeni usul hukuku bakımından da geçerlidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1183, K. 2014/960Kaynağı aç
Eşimin yalan söylediğini ispatlayamazsam dava kazanabilir miyim?
Boşanma davalarında ispat belirleyici bir işlev üstlenir. Yalana dayalı bir iddia, hâkim tarafından değerlendirilebilmesi için somut delillerle desteklenmelidir. Tanık, yazışma kaydı veya belge gibi unsurların bulunup bulunmaması davanın seyrini doğrudan etkiler.
Eşim beni aldattı ve bunu uzun süre inkâr etti; dava açmak için ne kadar sürem var?
Zina sebebine dayalı boşanma davası açma hakkı, zina sebebinin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bunun yanı sıra zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmiş olması da bu madde kapsamındaki dava hakkını sona erdirir. Affetmiş olmak da dava açma hakkını ortadan kaldırır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Gizlice yaptığım ses kaydı delil olarak kabul edilir mi?
Ses kayıtlarının delil olarak kabul edilebilmesi için hukuka uygun biçimde elde edilmiş olması şarttır. HMK m. 189/2 uyarınca hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller mahkemece dikkate alınamaz. Bunun ötesinde, sırf dava amacıyla kurgusal biçimde yaratılan bir delil ise hiçbir koşulda hükme esas alınamaz; usulsüz elde edilen bir delil ise somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilir.
Boşanma davam reddedilirse tekrar dava açabilir miyim?
TMK m. 166/4 uyarınca, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl geçmesine rağmen her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilebilir. Bu fıkra 14/11/2024 tarih ve 7532 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle değiştirilmiştir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

