Evlilikte Güven Sarsıcı Davranışlar ve Boşanma Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Evlilikte Güven Sarsıcı Davranışlar ve Boşanma Davası

Evlilik Birliğinde Güven Sarsıcı Davranışlar ve Boşanma Sebebi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 185. maddesi uyarınca evlenmeyle birlikte eşler arasında evlilik birliği kurulur. Eşler bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak, çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdür. Aynı maddenin üçüncü fıkrası gereğince eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadır. Sadakat yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ve güven duygusunu zedeleyen tutumlar sergilenmesi duygusal şiddet göstergesi olup diğer eş açısından boşanma davasına konu edilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 185Kaynağı aç
Madde 185- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler. Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar. II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve giderlere katılma

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında, eşlerin müşterek yaşamı sürdürmelerinin beklenemeyeceği ölçüde birliğin sarsılması halinde taraflardan her biri dava hakkını kullanabilir. Davayı açan eşin kusurunun daha ağır olması durumunda davalının itiraz yetkisi bulunsa da, bu itirazın hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıması ve evliliğin devamında davalı ile müşterek çocuklar açısından korunmaya değer bir menfaat kalmaması halinde boşanma kararı verilebilir. Kanundaki bir diğer düzenlemeye göre ise herhangi bir boşanma gerekçesiyle açılan davanın reddedilip bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıllık süre geçmesine rağmen ortak yaşam yeniden kurulamamışsa, evlilik temelden sarsılmış sayılarak taraflardan birinin talebiyle boşanmaya hükmedilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

İspat Şartı ve Somut Delil Gerekliliği

Boşanma yargılamasında eşe güven sarsıcı davranış isnadında bulunulduğunda, bu savların soyut beyanlardan ibaret kalmaması gerekir. İddia edilen vakıaların mahkemede somut delillerle gösterilmesi ve ispatlanması zorunludur.

Eşlerden birinin üçüncü kişilerle gerçekleştirdiği telefon irtibatlarının güven sarsıcı boyuta ulaştığı dosya kapsamındaki kayıtlarla ortaya konulduğu takdirde, olayın niteliğine göre bu tutum ağır kusur olarak değerlendirilebilmekte ve diğer eş lehine uygun bir manevi tazminat takdirine dayanak oluşturabilmektedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunan taraf, maruz kaldığı zararı ve karşı tarafın kusurlu hareketini kanıtlamakla yükümlüdür. Ortaya çıkan zararın tutarı kesin biçimde ispatlanamadığında mahkeme hâkimi, somut hayatın olağan akışını ve mağdurun aldığı tedbirleri değerlendirerek hakkaniyete uygun bir bedel tayin eder.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler. III. Tazminat 1. Belirlenmesi

Yargı Kararlarında Kusur Tespiti ve Tepkisel Nitelikteki Sözler

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/1004 Esas ve 2020/2136 Karar sayılı ilamına konu somut olayda, erkeğin gerçekleşen fiziksel şiddet, birlik görevlerini ihmal ve güven sarsıcı davranışlarına karşı kadının sarf ettiği tepkisel nitelikteki sözlerin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ve boşanmaya yol açan olaylarda kadının az kusurlu sayılamayacağı kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1004, K. 2020/2136Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/1004 E.  ,  2020/2136 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı erkeğin temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; a-İlk derece mahkemesi, eşine fiziksel şiddet uygulayan, ev ve ailesini ihmal eden ve güven sarsıcı davranışları olan davalı erkeğin tam kusurlu olduğuna karar vermiştir. Hükme karşı davalı erkek tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesi erkeğin kusur belirlemesine yönelik talebinin kabulüne karar vererek, davalı erkeğin ilk derece mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı kadının da eşine "Şu çocuklar büyüsün, benim beklediğim şeyler var" dediğini belirtmiş ve erkeğin ağır, kadının da az kusurlu olduğuna karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi tarafından davacı kadına kusur olarak eklenen "Şu çocuklar büyüsün, benim beklediğim şeyler var" sözünün erkeğin kabul edilen ve gerçekleşen fiziksel şiddet, birlik görevlerini ihmal ve güven sarsıcı davranış kusurlarına karşı tepkisel nitelikte olması nedeniyle kadına kusur olarak yüklenmesi ve bu yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz olan kadının az kusurlu olarak kabul edilmesi doğru bulunmamıştır. b-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (2/a-b) bentlerinde gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, peşin alınan harcın mahsubuna 267.80 TL temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran davacıya geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi.12.03.2020 (Prş.)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/1095 Esas ve 2020/2213 Karar sayılı kararında, kadının hakaret ettiği ve kıskanç davranışlar sergilediğine dair sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak soyut tanık beyanlarına dayanılarak kadına kusur yüklenmesi yerinde görülmemiş; birden fazla güven sarsıcı davranışta bulunan tarafın diğerine göre ağır kusurlu olduğu gözetilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/1095, K. 2020/2213Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/1095 E.  ,  2020/2213 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ :Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar, erkek yararına hükmedilen vekalet ücreti, reddedilen kendi tazminat talepleri ile nafaka taleplerinin reddi ile yargılama giderleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bentler dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak taraflarca karşılıklı açılan boşanma davalarının, ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, erkeğin güven sarsıcı davranışlarının olduğu gerekçesiyle erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulüyle, erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulüne ve ferilerine karar verilmiştir. Hükme karşı davacı-karşı davalı erkek tarafından kendi davasının reddi, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri, kadın yararına hükmedilen nafaka ve tazminatlar yönünden istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesini yapan bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince, "Erkeğe kusur olarak yüklenilen güven sarsıcı davranışın soyut beyanlar olduğu ve yüklenilemeyeceği, kadının ise ev işi yapmamak suretiyle birlik görevlerini yerine getirmediği, erkeğe ve annesine hakaret ve kıskançlık eylemlerinden ötürü kadının tam kusurlu olduğunun kabulü ile erkeğin davasının da kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de kadının boşanma hükmü istinaf edilmediğinden erkeğin boşanma talebi konusuz kalmış ve karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş" belirlenen kusur durumuna göre de kadın yararına hükmedilen tazminatlar ile yoksulluk nafakasının reddine, erkeğin tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Bölge adliye mahkemesince davalı- karşı davacı kadının birlik görevini ihmal ettiği, kıskanç olduğu ve hakaret ettiği vakıaları kadına kusur olarak yüklenmişse de, kadının hakaret ettiği ve kıskanç davranışlar sergilediğine dair tanık beyanları sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak, soyut izahlardan ibaret olup hakaret ve kıskançlık vakıalarının kadına kusur olarak yüklenmesi yerinde değildir. Tarafların gerçekleşen kusur durumlarına göre, birden fazla güven sarsıcı davranışta bulunan davacı- karşı davalı erkeğin kadına göre ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına karşın, davalı-karşı davacı kadının tamamen kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiştir. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin, davalı-karşı davacı kadına oranla ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Hal böyleyken, davalı-karşı davacı kadının tam kusurlu kabul edilmesi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3-Mahkemece, davalı-karşı davacı kadın tamamen kusurlu bulunarak davacı-karşı davalı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK md. 174/1-2) hükmedilmiş ise de, yukarıda 2. bentte belirtildiği üzere davacı-karşı davalı erkek davalı-karşı davacı kadına oranla ağır kusurludur. Davalı-karşı davacı kadının ağır kusurlu olmadığının anlaşılmasına göre Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi koşulları gerçekleşmemiştir. Davacı- karşı davalı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. 4-Türk Medeni Kanunu'nun 174/1 maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186 maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK m.4, TBK m.50,51) dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 5-Türk Medeni Kanunu'nun 174/2 maddesi boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-karşı davacı kadın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m.4, TBK m.50,51) dikkate alınarak davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 6-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir (TMK m.175/1). Toplanan delillerden davalı-karşı davacı kadının sürekli bir işi ve kendisini yoksulluktan kurtaracak düzenli bir gelirinin olmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği anlaşılmaktadır. Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğin davalı-karşı davacı kadına oranla ağır kusurlu olduğuna göre TMK'nın 175 maddesi koşulları gerçekleşmiştir. Davalı-karşı davacı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken bu yön gözetilmeden isteğin reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 2., 3., 4., 5 ve 6. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 16.03.2020 (Pzt. )

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/617 Esas ve 2020/2140 Karar sayılı ilamında; ev işlerini ihmal eden, çocuklara fiziksel şiddet uygulayan, eşine hakaret eden, evden zaman zaman habersiz ayrılan ve güven sarsıcı davranışları bulunan eşin, bağımsız konut temin etmeyen ve ev ile eşinin ihtiyaçlarına duyarsız kalan tarafa göre ağır kusurlu olduğu belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/617, K. 2020/2140Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/617 E.  ,  2020/2140 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası ve manevi tazminat talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilerek ortak çocuğun velayeti erkeğe verilmiş, kadın yararına tedbir nafakasına hükmedilmiş, kadının tazminat talepleri ile yoksulluk nafakası talebi reddedilmiş ve erkek yararına manevi tazminata hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesi, ev işlerini ihmal eden, sürekli uyuyan, çocuklara şiddet uygulayan, eşine hakaret eden, evden zaman zaman habersiz ayrılan, tedavi olmayarak ilaçlarını kullanmayan, intihar girişiminde bulunan ve sürekli ellerini yıkayan davalı-karşı davacı kadının eşini sık sık gezdirmeyen, hafta sonlarını bağ evinde geçiren, eşinin kıyafetlerini kendi ailesine seçtiren ve su faturasının fazla olduğu gerekçesiyle tartışma çıkaran erkeğe göre ağır kusurlu olduğuna hükmetmiştir. İlk derece mahkemesi kararma karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesince tarafların kusur belirlemesine yönelik istinaf başvuruları kabul edilerek, kadının ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilen kusurlu davranışları yanında güven sarsıcı davranışları olduğu; yine, erkeğin de ilk derece mahkemesi tarafından kabul edilen kusurlu davranışları yanında bağımsız konut temin etmediği ve ev ve eşinin ihtiyaçlarına duyarsız kaldığı belirtilerek tarafların eşit kusurlu olduğuna hükmedilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, kadının aleyhine hükmedilen manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar vererek erkeğin manevi tazminat talebinin reddine karar vermiş ve kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Tarafların bölge adliye mahkemesi tarafından kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre ev işlerini ihmal eden, sürekli uyuyan, çocuklara fiziksel şiddet uygulayan, eşine hakaret eden, evden zaman zaman habersiz ayrılan, tedavi olmayarak ilaçlarını kullanmayan, intihar girişiminde bulunan, sürekli ellerini yıkayan ve güven sarsıcı davranışları bulunan davalı-karşı davacı kadın, eşini sık sık gezdirmeyen, hafta sonlarını bağ evinde geçiren, eşinin kıyafetlerini kendi ailesine seçtiren, su faturasının fazla olduğu gerekçesiyle tartışmaya çıkaran, bağımsız konut temin etmeyen, ev ve eşinin ihtiyaçlarına duyarsız kalan davacı-karşı davalı erkeğe göre ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden bölge adliye mahkemesince tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru bulunmamıştır. 2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşamaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı kadın ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda davacı-karşı davalı erkeğin kişilik haklarına zarar verecek niteliktedir. TMK'nun 174/2. maddesi erkek yararına oluşmuştur. Kusurun ağırlığı, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile hakkaniyet kurallarına gözetilerek erkek yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu talebinin reddi doğru bulunmamıştır. 3- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir (TMK m.175/1). Davalı-karşı davacı kadın boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-karşı davalı erkeğe göre ağır kusurlu olup, kadın yararına yoksulluk nafakasının koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeple temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 12.03.2020 (Prş.)

Maddi ve Manevi Tazminat Koşulları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası

Tazminat tutarının belirlenmesinde Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesi doğrultusunda hâkim, kanunun takdir alanı bıraktığı yahut durumun gereklerini dikkate almayı öngördüğü durumlarda hukuk ve hakkaniyet çerçevesinde hüküm kurar. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamı ile ifa şekli tayin edilirken somut olayın özellikleri ve tarafların kusur derecesi gözetilir; ödemenin irat şeklinde kararlaştırılması durumunda borçludan teminat göstermesi istenir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/1004 Esas ve 2020/2136 Karar sayılı kararında da eşlerin sosyal ve iktisadi şartları, kusur oranları, paranın satın alma değeri ve kişilik değerlerine yönelen saldırı tartılarak hakkaniyete uygun maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 51Kaynağı aç
MADDE 51- Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence göstermekle yükümlüdür. 2. İndirilmesi

Yoksulluk Nafakası Talepleri ve Kusur Engeli

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Bu istemde nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şartı aranmaz. Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için yalnızca kusur durumu değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşme olgusu ve diğer tarafın mali gücü de aranır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda güven sarsıcı davranışları ve diğer eylemleri sebebiyle ağır kusurlu olduğu belirlenen taraf yararına yoksulluk nafakası koşulları oluşmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/617 Esas ve 2020/2140 Karar sayılı kararında, somut uyuşmazlıkta ağır kusurlu bulunan eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin kanuna aykırı olduğu ve talebin reddi gerektiği belirtilmiştir.

Af İradesi ve Yargılama Usulündeki Çelişkiler

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/712 Esas ve 2020/1931 Karar sayılı ilamına konu olayda, anlaşmalı olarak açılan boşanma davasında duruşma günü beklenirken tarafların aynı evde ayrı odalarda kalması ve birlikte yemek yemesi vakıasında, davacının af iradesi taşımadığı tanık anlatımlarıyla tespit edilmiş; bu durumun af veya hoşgörü sayılarak davanın reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/712, K. 2020/1931Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/712 E.  ,  2020/1931 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının kabulü ile tarafların T.M.K’nun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına, velayetin anneye verilmesine, çocuklar yararına iştirak nafakası ile, kadın yararına maddi ve manevi tazminatlara karar verilmiş, bu karara karşı davalı erkek tarafından tümüne yönelik istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge adliye mahkesince yapılan inceleme sonunda “İlk derece mahkemesince, davalı erkeğin" güven sarsıcı hareketlerde bulunduğu" gerekçesini ileri sürerek evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle eşlerin boşanmalarına karar vermiş ise de; davacı kadının iş bu davayı açtıktan sonra davalı ile aynı evde yaşadığı yine dava açıldıktan sonra yemek yemek ve davacı kadının doğum gününü kutlamak için davalı ile birlikte dışarı çıktıkları, doğum gününü birlikte kutladıkları, buna ilişkin davacı kadının doğum günü olan 20/11/2017 tarihinde fotoğraflar çektirdikleri, dolayısıyla davacı kadının, erkek ile ilgili davanın kabulüne gerekçe gösterilen vakıaları doğru olsa bile bu davranışları ile eşinin bu kusurlarını affettiği ya da en azından hoşgörü ile karşıladığının” kabul edilmesi gerektiğinden bahisle ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Davacı kadın T.M.K’nun 166/3 maddesine dayalı olarak 10/11/2017 tarihinde boşanma davası açmış, dava erkeğin boşanmayı kabul etmemesi nedeniyle çekişmeli hale dönüşmüştür. Davacı kadın çekişmeli boşanma talebine ilişkin dava dilekçesini ise 04/01/2018 tarihinde dosyaya ibraz etmiş ve çekişmeli boşanma davasının yargılama aşamaları da bu şekilde başlamıştır. Anlaşmalı olarak açılan davanın duruşma gününün beklenildiği süre içinde tarafların aynı evde fakat ayrı odalarda kaldıkları, kadının doğum günü olan 20/11/2017 tarihinde davalı eş ile yemek yemeleri tanık anlatımlarından özellikle erkek tanığı Ahmet Ünal’ın beyanından “Bir süre aynı evde kalıyorlardı ancak davacı davalıyı affetmedi, hatta bende ikna etmeye çalıştım” beyanı karşısında af, en azından hoşgörü olarak değerlendirilemeyeceği anlaşılmaktadır. Yanılgılı değerlendirme sonucu davacı kadının, davalı erkeğin kusurlu davranışlarını affettiği veya hoşgörü ile karşıladığı kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda gösterilen sebeplerle bölge adliye mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma kapsamına göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 09.03.2020 (Pzt. )

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/542 Esas ve 2020/1739 Karar sayılı kararına göre, bölge adliye mahkemesinin gerekçesinde taraflardan birinin kusura yönelik talebini kabul ettiği halde hüküm sonucunda reddine karar vermesi gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturur ve bu durum tek başına kararın bozulması sebebidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2020/542, K. 2020/1739Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2020/542 E.  ,  2020/1739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından; tazminatların miktarı ve yoksulluk nafakası talebinin reddi yönünden, davacı-karşı davalı erkek tarafından ise katılma yoluyla kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen karşıklı boşanma davasında yerel mahkemece, davacı-karşı davalı erkeğin sadakatsiz olduğu, eşine fiziksel şiddet uyguladığı ve evi terk ettiği, boşanmaya neden olan olaylarda tam kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı-karşı davacı kadın yararına tazminatlara ve nafakalara hükmedilmiştir. Bu karara karşı davacı-karşı davalı erkek tarafından her iki dava, davalı-karşı davacı kadın tarafından ise tazminatların ve nafakaların miktarları yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, erkeğin sadakatsizliğinden sonra tarafların barıştığı, bu nedenle davacı-karşı davalı erkeğe sadakatsizlik kusurunun yüklenemeyeceği, barışmadan sonra ise davacı-karşı davalı erkeğin güven sarsıcı davranışta bulunduğu, davalı-karşı davacı kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği gerekçesiyle kadının tüm, davacı-karşı davalı erkeğin sair istinaf taleplerinin esastan reddine, yoksulluk nafakasının reddine ve erkeğin kusura yönelik istinaf talebinin ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle reddine karar verilmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararının gerekçesinde, davacı-karşı davalı erkeğin kusura yönelik talebini kabul ettiği halde hüküm sonucunda reddine karar verilmesi hüküm gerekçe arasında çelişki yarattığı gibi, hüküm fıkrası kendi içinde de çelişkilidir. Gerekçe ve hüküm arasında yaratılan bu çelişki tek başına bozma sebebi oluşturduğundan, hükmün münhasıran bu sebeple bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 02.03.2020 (Pzt.)
Güven sarsıcı telefon görüşmeleri boşanmada kusur sayılır mı?

Eşlerden birinin üçüncü kişilerle gerçekleştirdiği telefon görüşmelerinin güven sarsıcı nitelikte olduğu dosyadaki kayıtlarla kanıtlanırsa, bu tutum somut olayın özelliklerine göre ağır kusur kabul edilebilmekte ve diğer eş yararına manevi tazminata esas alınabilmektedir.

Güven sarsıcı davranış iddiaları nasıl ispatlanmalıdır?

Güven sarsıcı davranışların mahkemede kusur olarak yüklenebilmesi için soyut savlardan ibaret kalmaması, somut delillerle gösterilmesi ve ispatlanması şarttır.

Güven sarsıcı eylemlere karşı sarf edilen tepkisel sözler kusur sayılır mı?

Eşin fiziksel şiddet, birlik görevlerini savsaklama veya güven sarsıcı tutumlarına karşılık diğer eşin bu fiillerin etkisiyle sarf ettiği tepkisel nitelikteki sözler, Yargıtay uygulamasında kusur derecesini aleyhe değiştiren müstakil bir kusur olarak yüklenmeyebilmektedir.

Güven sarsıcı eylemleri sebebiyle ağır kusurlu bulunan eş nafaka alabilir mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesine göre yoksulluk nafakası talep edebilmek için istemde bulunanın kusurunun daha ağır olmaması şarttır; güven sarsıcı eylemleri de kapsayan olaylar bütününde diğer eşe göre daha ağır kusurlu olduğu belirlenen taraf lehine yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu