Boşanmada Tazminat Hakkının Koşulları
Boşanma davalarında tazminat iki ayrı kalem üzerinden düzenlenmektedir. Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin birinci fıkrası, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eşe, kusurlu taraftan uygun miktarda maddi tazminat isteme hakkı tanımaktadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası ise boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa, kusurlu olan eşten manevi tazminat talep etme imkânı vermektedir. Her iki kalem için de belirleyici unsurlardan biri kusur dengesidir: tazminat talep eden tarafın kusursuz olması ya da karşı taraftan daha az kusurlu bulunması gerekmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Manevi tazminat bakımından önemli bir ek koşul bulunmaktadır: boşanmaya yol açan olayların talep sahibinin kişilik haklarına saldırı niteliği taşıması gerekmektedir. Maddi tazminat için ise TMK m. 174/1'in öngördüğü ölçüt, mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmesidir. TMK m. 174/1-2 kapsamında tazminata hükmederken tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları birlikte gözetilmektedir. Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda daha ağır kusurlu olan eş yararına bu maddenin koşulları oluşmaz; bu tarafın tazminat talepleri reddedilir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2018/1553, K. 2018/13667Kaynağı aç
Yoksulluk Nafakası: Maddi ve Biçimsel Koşullar
TMK m. 175, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafın, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla, geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebileceğini öngörmektedir. Bu düzenlemede dikkat çekici bir nokta bulunmaktadır: yoksulluk nafakasında nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz; yükümlünün kusursuz olması bile nafaka ödeme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için maddi ve biçimsel koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Maddi koşullar; nafaka isteyenin ağır kusurlu olmaması, boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek olması ve bu yoksullaşmayla boşanma arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Biçimsel koşullar ise talebin varlığı, süre ve evlilik birliğinin boşanmayla sona ermesinden oluşmaktadır. Öte yandan yoksulluk nafakası boşanmanın isteğe bağlı feri sonuçlarından olduğu için hâkim taleple bağlıdır; talep olmaksızın kendiliğinden nafakaya hükmedemez ve talep edilen miktarı da aşamaz. Bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2716, K. 2020/705 sayılı kararının çoğunluk görüşünde açıkça yer almakta olup söz konusu karar oy çokluğuyla alınmış ve karşı oy bu sonuca katılmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2716, K. 2020/705Kaynağı aç
Dilekçe Aşaması Sonrasında Talep Yöneltmenin Sınırları
HMK m. 141, tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia veya savunmalarını serbestçe genişletebileceğini ya da değiştirebileceğini; ancak dilekçelerin karşılıklı verilmesinin ardından bu yolun kapanacağını düzenlemektedir. Dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra iddia veya savunmanın genişletilip değiştirilmesi yalnızca ıslah ya da karşı tarafın açık muvafakati yoluyla mümkündür. Bu hüküm 22 Temmuz 2020 tarihli 7251 sayılı Kanun ile değiştirilmiş olup değişiklikten önceki metinde ön inceleme aşamasında karşı tarafın açık muvafakatiyle de genişletme yapılabilmekteydi; değişiklik bu imkânı kaldırmıştır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 141Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2716, K. 2020/705 sayılı kararında çoğunluk, dilekçeler aşaması tamamlandıktan sonra ön inceleme duruşmasında ileri sürülen yoksulluk nafakası talebinin savunmanın genişletilmesi niteliğinde olduğunu ve karşı tarafın açık muvafakati bulunmaksızın bu talep hakkında 'karar verilmesine yer olmadığına' hükmedilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Çoğunluk görüşü ayrıca cevap dilekçesi hiç verilmemiş olması hâlinde ıslah edilebilecek bir usul işleminin varlığından söz edilemeyeceğini vurgulayarak bu durumda ıslah yoluyla da yoksulluk nafakasının talep edilemeyeceğini ortaya koymuştur. Karşı oy ise yoksulluk nafakasının muacceliyeti ve öngörülmezliği nedeniyle dilekçeler aşamasından sonra da serbestçe talep edilebileceğini savunmaktadır. Bu karar, 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki bir döneme ait uyuşmazlığa ilişkindir.
Bu tartışmaya farklı bir boyut katan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/3302, K. 2023/6422 sayılı kararında ise farklı bir olgusal tablo değerlendirilmiştir. Söz konusu davada davalı kadın ilk cevap dilekçesinde boşanmaya karar verilmesi hâlinde bundan doğan tüm haklarını talep ettiğini beyan etmiş; ardından hâkimin HMK m. 31 kapsamındaki davayı aydınlatma ödevi çerçevesinde sorması üzerine nafaka ve tazminat miktarlarını açıklamıştır. Daire, bu ikili kombinasyonun savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında sayılamayacağına ve aksi yönde verilen kararın bozma sebebi oluşturduğuna oy çokluğuyla hükmetmiştir. Karşı oy ise muhalefet şerhinde, HMK m. 31 kapsamındaki davayı aydınlatma ödevinin yalnızca önceden ileri sürülmüş vakıa ve taleplere yönelik eksikliklerin tamamlanmasına imkân tanıdığını; taraflarca hiç ileri sürülmemiş talepleri ön inceleme aşamasında gündeme getirme imkânı vermediğini ve bu nedenle tazminat taleplerinin savunmanın genişletilmesi niteliğinde sayılması gerektiğini savunmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/3302, K. 2023/6422Kaynağı aç
İki kararın olgusal koşulları birbirinden farklıdır. Hukuk Genel Kurulu kararında doğrudan ön inceleme aşamasında yöneltilen talep ele alınırken, 2. Hukuk Dairesi kararında cevap dilekçesindeki genel hak beyanı ile hâkimin aydınlatma ödevi kapsamında alınan miktara ilişkin beyanın birleşimi söz konusudur. Bu ayrımın somut olayın koşullarına ve özellikle cevap dilekçesindeki beyanın içeriğine bağlı olduğu görülmekte; iki karar arasındaki ilişkinin hangi olgu örüntüsüne nasıl uygulanacağı tartışmalı olmayı sürdürmektedir.
'Karar Verilmesine Yer Olmadığına' ile Ret Kararı Arasındaki Fark
Dilekçe aşaması geçirildikten sonra süresinde ileri sürülmeyen bir talep hakkında verilmesi gereken hüküm biçimi usul hukuku bakımından önem taşımaktadır. Süresinde yapılmayan talep, esastan incelenerek reddedilmemelidir; 'karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde hüküm kurulmalıdır. TMK m. 175 kapsamında dilekçeler aşamasından sonra yöneltilen yoksulluk nafakası talebinin süresinde olmadığı gerekçesiyle 'karar verilmesine yer olmadığına' sonucuna bağlanması, kesin hüküm oluşturacak şekilde talebinin reddine karar verilmesinden farklı bir sonuç doğurur.
Boşanmanın Feri Talepleri İçin Nispi Harç
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/3302, K. 2023/6422 sayılı kararının çoğunluk gerekçesinde, boşanmanın feri niteliğindeki maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri için 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca nispi harç ödenmesine gerek bulunmadığı belirtilmektedir. Bu tespit, söz konusu kararın çoğunluk görüşüne aittir; karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Terk Sebebiyle Boşanmada Yasal Çerçeve
TMK m. 164 terk sebebiyle boşanmanın koşullarını belirlemiştir. Eşin evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla diğerini terk etmesi ya da haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi, bu ayrılığın en az altı ay sürmüş ve devam etmekte olması ve yapılan ihtarın sonuçsuz kalması hâlinde terk edilen eş boşanma davası açabilmektedir. Madde aynı zamanda; diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eşin de terk etmiş sayılacağını açıkça hükme bağlamaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
İhtar usulü bakımından kanun, davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim ya da noterin esası incelemeksizin terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiğini ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçları bildiren bir ihtar yapmasını öngörmektedir; gerektiğinde bu ihtar ilân yoluyla da yapılabilmektedir. Süre hesabı açısından önemli bir kısıtlama bulunmaktadır: boşanma davası açabilmek için belirlenen sürenin dördüncü ayı dolmadan ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmeden de dava açılamaz.
Boşanma Kararında Velayet ve Kişisel İlişki Düzenlemesi
TMK m. 182 uyarınca mahkeme, boşanmaya karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinleyerek ve çocuk vesayet altındaysa vasinin ile vesayet makamının görüşünü alarak ana ve babanın haklarını ile çocukla kişisel ilişkilerini düzenlemek zorundadır. Velayeti verilmeyen eşin çocukla ilişkisinin düzenlenmesinde çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulmakta; bu eş aynı zamanda çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlü kılınmaktadır. Hâkim, istem üzerine bu giderlerin irat biçiminde ödenmesine karar verdiğinde gelecek yıllara ilişkin ödeme miktarını tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre karara bağlayabilmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
TMK m. 182'ye 24 Kasım 2021 tarihinde eklenen ikinci fıkra, mahkemenin boşanma kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtara bağlamıştır. Bu fıkra 24 Kasım 2021'den itibaren yürürlüktedir; daha önce açılmış davalara uygulanabilirliği konusunda kaynakta herhangi bir hüküm veya içtihat bulunmamaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Boşanmada maddi tazminat alabilmek için ne gerekir?
TMK m. 174/1'e göre maddi tazminat talep edebilmek için talep sahibinin mevcut veya beklenen menfaatlerinin boşanma nedeniyle zedelenmiş olması ve talep sahibinin kusursuz ya da karşı taraftan daha az kusurlu olması gerekmektedir. Daha ağır kusurlu bulunan taraf yararına bu maddenin koşulları oluşmaz.
Manevi tazminat için kişilik hakkı saldırısı neden önemlidir?
TMK m. 174/2 manevi tazminatı yalnızca boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafa tanımaktadır. Bu nedenle boşanma davalarında manevi tazminata hükmedilebilmesi için boşanmaya yol açan olayların talep sahibinin kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi gerekmektedir.
Ağır kusurlu olan eş yoksulluk nafakası talep edebilir mi?
TMK m. 175'e göre yoksulluk nafakası, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan tarafa ancak kusuru daha ağır olmamak koşuluyla tanınmaktadır. Dolayısıyla karşı taraftan daha ağır kusurlu bulunan eş yoksulluk nafakası talep edemez. Bununla birlikte nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir; kusursuz olsa bile mali gücü oranında nafaka ödemekle yükümlü tutulabilir.
Cevap dilekçesi vermeden yoksulluk nafakası talep edilebilir mi?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2716, K. 2020/705 sayılı kararının çoğunluk görüşüne göre cevap dilekçesi hiç verilmemiş ise ortada ıslah edilebilecek bir usul işlemi bulunmadığından ıslah yoluyla da yoksulluk nafakası talep edilemez. Bu karar oy çokluğuyla alınmış olup karşı oy bu sonuca katılmamıştır. Söz konusu karar ayrıca HMK m. 141'in 7251 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten önceki döneme ait bir uyuşmazlıkta verilmiştir.
Cevap dilekçesinde nafaka ve tazminat miktarı belirtilmemişse ne olur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/3302, K. 2023/6422 sayılı kararında; davalının ilk cevap dilekçesinde boşanmadan doğan tüm haklarını talep ettiğini beyan etmesi, ardından hâkimin HMK m. 31 kapsamındaki aydınlatma ödevi çerçevesinde sorması üzerine nafaka ve tazminat miktarlarını açıklamasının savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamına girmediğine oy çokluğuyla hükmedilmiştir. Karşı oy ise aydınlatma ödevinin yalnızca önceden ileri sürülmüş taleplere yönelik eksikliklerin tamamlanmasına imkân tanıdığını, bu nedenle söz konusu beyanın yasak kapsamında sayılması gerektiği görüşündedir. Bu kararın, Hukuk Genel Kurulu içtihadıyla ilişkisi somut olayın olgusal koşullarına göre değişebileceğinden her dava kendi özelinde değerlendirilmelidir.
Terk nedeniyle boşanma davası ne zaman açılabilir?
TMK m. 164'e göre terk eden eşin ayrılığının en az altı ay sürmüş ve devam etmekte olması şarttır. Bununla birlikte ihtar süreci için belirli bir sıralama öngörülmüştür: belirlenen sürenin dördüncü ayı dolmadan ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmeden boşanma davası açılamaz.
Boşanmada tazminat ve nafaka talebi için ayrıca harç ödenir mi?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/3302, K. 2023/6422 sayılı kararının çoğunluk gerekçesine göre boşanmanın feri niteliğindeki maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri için 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca nispi harç ödenmesine gerek bulunmamaktadır. Bu değerlendirme söz konusu kararın çoğunluk görüşüne dayanmakta olup karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Nafaka talebinin reddedilmesi ile karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi arasındaki fark nedir?
Dilekçe aşaması geçirildikten sonra süresinde yöneltilmeyen bir talep esastan incelenmeksizin sonuçlandırılmalı; 'karar verilmesine yer olmadığına' şeklinde hüküm kurulmalıdır. Bu hüküm biçimi, kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin esastan reddedilmesinden farklı bir sonuç doğurur. TMK m. 175 kapsamında bu usul ayrımına uymak, tarafın aynı konudaki hakkını usul engeliyle yitirmemesi açısından önem taşımaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

