Yabancı Boşanma Kararının Türkiye'de Sonuç Doğurması
Yabancı bir mahkemede kesinleşen boşanma kararı, Türkiye'de kendiliğinden hukuki sonuç doğurmaz. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 50. maddesi uyarınca, yabancı mahkemelerin hukuk davalarına ilişkin kesinleşmiş ilamlarının Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesince tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklara ilişkin hükümler için de tenfiz istenebilir. Yabancı mahkeme ilamının Türkiye'de kesin delil veya kesin hüküm olarak kabul edilebilmesi ise ayrıca o ilamın tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesini gerektirir (MÖHUK m. 58/1). Tanıma ya da tenfiz davası, bağımsız bir dava olarak açılır; bu dava sonucunda yabancı mahkeme kararı mahalli mahkeme kararı kuvvet ve niteliğini kazanır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/1205, K. 2023/1188Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/471, K. 2021/1586Kaynağı aç
MÖHUK m. 59, yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğini düzenlemektedir. Bu hükme göre tanıma ya da tenfiz kararı sonradan verilse dahi evlilik birliği, yabancı mahkeme ilamının kesinleştiği tarihte sona ermiş kabul edilir; bu tarihten sonra edinilen mallar da evlilik birliği dışında edinilmiş mal sayılır. Bununla birlikte bu kuralın mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacak davalarındaki zamanaşımı başlangıcına nasıl yansıyacağı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun farklı yıllarda verdiği iki ayrı kararda birbirinden ayrışmakta; çoğunluk hükümleri birbiriyle doğrudan çelişmektedir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
Zamanaşımı Süresinin Uzunluğu
Türk Medeni Kanunu, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davaları için özel bir zamanaşımı süresi öngörmemektedir. Bu nedenle TMK m. 5 yollamasıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi devreye girer ve on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. TBK m. 149 uyarınca zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Yargıtay'ın hem daire hem de Hukuk Genel Kurulu kararlarında mal rejimi tasfiyesi davalarında on yıllık sürenin esas alınması gerektiği tutarlı biçimde kabul edilmektedir.
Mal Rejiminin Sona Erme Tarihi ve Tasfiye Davasının Ön Koşulu
Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi uyarınca eşler arasındaki mal rejimi, mahkemece boşanmaya karar verilmesi hâlinde dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere sona erer. Yabancı mahkemede açılan boşanma davasının tarihi, Türk hukukundaki mal rejiminin sona erme anı olarak değerlendirilmektedir. Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan bir alacak davasında rejimin sona ermesi, davanın görülebilirlik ön koşuludur; bu ön koşul gerçekleşmeden açılan davalar ön koşul yokluğundan reddedilir.
Bununla birlikte boşanma veya tanıma-tenfiz kararı henüz kesinleşmemişken tasfiye davası açılmışsa, Anayasa m. 141 ve HMK m. 30'da öngörülen usul ekonomisi ilkesi gereği dava reddedilmeyip ilgili davanın sonucu bekletici mesele yapılmaktadır.
Zamanaşımı Başlangıcı: İki Farklı HGK Kararı
On yıllık zamanaşımının hangi tarihten işlemeye başlayacağı konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu iki ayrı davada birbirinden farklı sonuçlara ulaşmıştır. Her iki karar da oy çokluğuyla verilmiş ve karşı oy içermektedir; iki çoğunluk hükmü birbiriyle doğrudan çelişmekte olup konu tartışmalı olmayı sürdürmektedir.
Hukuk Genel Kurulu, E. 2018/471, K. 2021/1586 sayılı kararıyla mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davalarında zamanaşımının tanıma-tenfiz kararının kesinleşmesinden itibaren başlatılması gerektiğini hükme bağlamış ve önceki direnme kararını bozmuştur. Bu kararda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2015 yılında görüş değiştirerek zamanaşımı başlangıcını yabancı kararın kesinleşme tarihinden tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihine çektiği, ardından dairenin bu yaklaşımının HGK tarafından da benimsendiği görülmektedir. Bu görüşe göre boşanmaya bağlı tazminat, nafaka ve mal rejiminin tasfiyesi gibi dava haklarının ancak tanıma-tenfiz kararından sonra Türkiye'de ileri sürülebileceği; eşlerin tanıma-tenfiz kararı verilmedikçe Türk kanunlarına göre boşanmış sayılmayacağı kabul edilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu ise E. 2022/1205, K. 2023/1188 sayılı ve 28.11.2023 tarihli sonraki kararında farklı bir yaklaşımla yerel mahkemenin direnme kararını onamıştır. Bu davada eşler yabancı mahkeme kararıyla 16.01.2007'de boşanmış, tanıma kararı 28.09.2015'te kesinleşmiş, mal rejimi tasfiyesi davası ise 18.10.2017'de açılmıştır. Çoğunluk, MÖHUK m. 59 uyarınca yabancı ilamın maddi hukuk etkisinin yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade etmesi gerektiği gerekçesiyle on yıllık zamanaşımının yabancı mahkeme ilamının kesinleşme tarihinden işlemeye başladığını benimsemiştir. Çoğunluk ayrıca, 4721 sayılı Kanun ile 5718 sayılı Kanun'un boşanmanın kişisel ve mali sonuçları arasında zamanaşımı başlangıcı bakımından bir ayrım yapmadığını; yorum yoluyla kanun hükümleri dışına çıkılarak mali sonuçlar için ayrı bir başlangıç tarihi belirlenmesinin hukuka uygun olmadığını vurgulamıştır. Somut olayda dava tarihi itibarıyla on yıllık süre dolmamış olduğundan davanın zamanaşımı gerekçesiyle reddinin hatalı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu iki HGK kararının çoğunluk hükümleri birbiriyle doğrudan çelişmektedir: 2021 tarihli karar tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihini, 2023 tarihli karar ise yabancı mahkeme ilamının kesinleşme tarihini esas almaktadır. Her iki kararda da azınlıkta kalan karşı oylar mevcuttur. Bu içtihat ayrılığı, zamanaşımı başlangıç tarihinin somut her davada ayrıca değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır.
İki Görüşün Hukuki Temelleri
Tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihini esas alan görüş birkaç dayanağa sahiptir. MÖHUK m. 58/1 uyarınca yabancı ilamın kesin delil veya kesin hüküm sayılabilmesi tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesine bağlıdır. TBK m. 153/3, evlilik devam ettiği sürece eşlerin birbirinden olan alacakları için zamanaşımının işlemeyeceğini hükme bağlamaktadır. TBK m. 153/6 ise alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece zamanaşımının işlemeyeceğini düzenlemektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 2023 tarihli kararında çoğunluk, bu üç argümanın her birini ayrı ayrı ele alarak reddetmiştir: TBK m. 153/6'nın uygulanabilmesi için dava açılamamasının herkes bakımından geçerli nesnel bir engelden kaynaklanması gerektiğini, şahsa özgü ya da tanıma davası açmayı tercih etmemeye dayanan sebeplerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceğini belirlemiştir. Karşı oylar ise bu değerlendirmelere katılmamaktadır.
Yabancı kararın kesinleşme tarihini esas alan görüş ise doğrudan MÖHUK m. 59'un metnine dayanmaktadır: yabancı ilamın maddi hukuk etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Bu görüşe göre yabancı mahkeme kararıyla fiilen boşanmış taraflar bakımından evlilik sona ermiş olduğundan TBK m. 153/3'teki durma kuralının uygulanması da hukuken mümkün görülmemektedir.
Boşanmanın Fer'i Hakları: TMK m. 178 Kapsamındaki Bir Yıllık Süre
TMK m. 178, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Bu hüküm, maddi-manevi tazminat ve yoksulluk nafakası gibi boşanmanın fer'i niteliğindeki taleplere uygulanır. Yabancı mahkemede gerçekleşen boşanmalarda bu bir yıllık sürenin hangi tarihten itibaren işlemeye başlayacağı ayrı bir sorundur. HGK'nın 2023 tarihli kararındaki karşı oylar, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin çeşitli kararlarında bu sürenin tanıma kararının kesinleşme tarihinden başlatıldığını aktarmaktadır; ancak bu değerlendirme 2023 tarihli kararın çoğunluk gerekçesinde yer almamaktadır. Mal rejimi tasfiyesine ilişkin on yıllık sürenin başlangıcı tartışmasından bağımsız olarak, bir yıllık fer'i hak zamanaşımının başlangıç tarihi de somut olayın koşullarına göre ayrıca ele alınması gereken bir meseledir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Mal Rejimi Dönemleri ve Uygulanan Süre
01.01.2002 tarihinden önce evlenen ve başka bir mal rejimi seçmeyen eşler arasında bu tarihe kadar mal ayrılığı rejimi, bu tarihten itibaren ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Mal ayrılığı dönemine ilişkin katkı payı alacağı davalarında zamanaşımı süresi, TMK m. 5 yollamasıyla TBK m. 146 uyarınca on yıl olarak uygulanmaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, mal ayrılığı dönemine ilişkin katkı payı alacağı davalarında bir dönem on yıllık süreyi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihten işletmiş; ancak daire 2015 yılında görüş değiştirerek zamanaşımı başlangıcını tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihine çekmiştir. Bu değişiklik sonrasında HGK'nın iki kararında birbiriyle çelişen hükümler ortaya çıkmış; içtihat süreci yukarıda açıklanan biçimde devam etmektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/13153, K. 2014/11554Kaynağı aç
Nüfus Kayıtlarına Yansıması
Yabancı mahkeme kararlarının nüfus müdürlüklerince işleme konulabilmesi için yetkili Türk mahkemesince tanıma ya da tenfiz kararı verilmesi zorunludur. Tanıma-tenfiz kararı kesinleştikten sonra nüfus kayıtlarına işlenecek boşanma tarihi, tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihi değil; yabancı mahkeme kararının kesinleşme tarihidir. Yabancı mahkeme kararında velâyet, iştirak nafakası, çocukla kişisel ilişki, mal rejimi veya tazminat gibi tenfize konu hükümler yer alıyorsa, nüfus kütüğüne tescil bu hükümler bakımından sonuç doğurmaz; bu hükümler bakımından sonuç doğurabilmesi için taraflarca MÖHUK hükümleri çerçevesinde tanıma veya tenfiz davası açılabilir.
Tanıma-Tenfiz Davası İçin Süre Kısıtı
Yabancı mahkeme kararının Türkiye'de tanınması veya tenfizi için kanunda belirlenmiş bir zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Yargıtay kararlarında boşanma kararlarının tenfizi ya da tanınması için böyle bir sürenin öngörülmediği belirtilmektedir. Bununla birlikte, mal rejimi tasfiyesine ilişkin on yıllık zamanaşımının hangi tarihten itibaren işlediği konusundaki içtihat ayrılığı —yukarıda açıklanan iki HGK kararı arasındaki çelişki— hak kayıplarına yol açabilecek bir belirsizlik yaratmaktadır.
Sık Sorulan Sorular
Yabancı mahkemede boşandım, Türkiye'de mal paylaşımı davası açmak için ne kadar sürem var?
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davaları on yıllık zamanaşımına tabidir (TBK m. 146). Bu sürenin hangi tarihten başladığı ise Yargıtay içtihadında tartışmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 2021 tarihli kararı tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihini, 2023 tarihli kararı ise yabancı mahkeme ilamının kesinleşme tarihini esas almaktadır. Her iki karar da oy çokluğuyla verilmiş ve karşı oy içermektedir. Bu belirsizlik karşısında başlangıç tarihinin her somut olayda ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tanıma-tenfiz kararı olmadan Türkiye'de mal paylaşımı davası açılabilir mi?
MÖHUK m. 58/1 uyarınca yabancı ilamın kesin hüküm etkisi doğurabilmesi tenfiz şartlarını taşıdığının mahkemece tespit edilmesine bağlıdır. Yargıtay HGK'nın 2021 tarihli kararında benimsenen görüşe göre mal rejiminin tasfiyesi gibi dava hakları ancak tanıma-tenfiz kararından sonra Türkiye'de ileri sürülebilir. 2023 tarihli HGK kararı ise bu görüşü paylaşmamakta; zamanaşımı başlangıcını yabancı kararın kesinleşme tarihinden saymaktadır. Tasfiye davası tanıma-tenfiz kararı kesinleşmeden açılmışsa, usul ekonomisi ilkesi gereği dava reddedilmeyip tanıma davasının sonucu bekletici mesele yapılabilmektedir (Anayasa m. 141; HMK m. 30).
Yabancı mahkeme kararı kesinleştikten yıllar sonra tanıma davası açtım; bu süre boyunca zamanaşımı işledi mi?
Bu sorunun yanıtı, Yargıtay'ın hangi tarihi esas aldığına göre değişmektedir. Tanıma-tenfiz tarihini esas alan görüşe göre dava açma imkânı doğmadan önce zamanaşımının işlemeyeceği savunulmaktadır. TBK m. 153/6, alacağın Türk mahkemelerinde ileri sürme imkânının bulunmadığı sürece zamanaşımının işlemeyeceğini düzenlemektedir; ancak bu hükmün uygulanabilmesi için engelin herkes bakımından geçerli nesnel bir nitelik taşıması gerektiği, şahsa özgü sebeplerin bu kapsamda değerlendirilemeyeceği HGK'nın 2023 tarihli kararının çoğunluk gerekçesinde belirtilmektedir. Yabancı mahkeme kararının kesinleşme tarihini esas alan görüş ise bu süre boyunca zamanaşımının işlediğini kabul etmektedir. İki HGK kararı arasındaki bu ayrılık henüz kesin bir çözüme kavuşturulamamıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 153Kaynağı aç
Mal rejimi tasfiyesi ile nafaka veya tazminat davalarında zamanaşımı süresi farklı mı?
Evet, süreler farklıdır. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin alacak davaları on yıllık genel zamanaşımına tabidir. Boşanmanın fer'i niteliğindeki maddi-manevi tazminat ve nafaka talepleri ise TMK m. 178 uyarınca boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir. Yabancı mahkemede gerçekleşen boşanmalarda bir yıllık sürenin hangi tarihten işleyeceği de ayrı bir tartışma konusudur; HGK'nın 2023 tarihli kararının çoğunluk gerekçesi bu konuyu doğrudan ele almamıştır.
Nüfus kaydımda boşanma tarihi olarak hangi tarih görünür?
Türk nüfus kayıtlarına işlenecek boşanma tarihi, tanıma-tenfiz kararının kesinleşme tarihi değil; yabancı mahkeme kararının kesinleşme tarihidir. Tanıma-tenfiz işlemi olmaksızın nüfus müdürlükleri yabancı mahkeme kararını işleme koyamaz; ancak işlem tamamlandıktan sonra kayıtlarda görünen tarih yabancı kararın kesinleşme tarihidir.
Yabancı mahkeme kararı hem boşanmayı hem mal paylaşımını kapsıyorsa ne yapmalıyım?
Yabancı mahkeme kararında velâyet, nafaka, mal rejimi veya tazminat gibi tenfize konu hükümler bulunuyorsa, salt nüfus kütüğüne tescil bu hükümler bakımından hukuki sonuç doğurmaz. Bu hükümlerin Türkiye'de geçerlilik kazanabilmesi için taraflarca MÖHUK hükümleri çerçevesinde tanıma veya tenfiz davası açılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

