Anlaşmalı Boşanma Hükmü ve Boşanmanın Malî Sonuçları
Evlilik birliğinin anlaşmalı olarak sonlandırılabilmesi adına hâkimin tarafların serbest iradelerini bizzat dinleyip teyit etmesi, ayrıca boşanmaya bağlı malî neticeler ile müşterek çocukların durumuna ilişkin mutabakatı hukuken uygun bulması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan malî sonuçlar kavramı; aynı Kanun'un 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat talepleri ile 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakası gibi evliliğin sona ermesine bağlı fer'î hakları kapsar. Eşlerin evlilik süresince edindiği mal varlığına dayalı tasfiye alacakları boşanmanın fer'îsi niteliğinde görülmediğinden, tarafların mal paylaşımında uzlaşmaya varamamış olmaları anlaşmalı boşanma davasının reddedilmesini gerektirmez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Boşanma Protokolünde ve Duruşmada Yapılan Soyut Beyanlar
Boşanma sürecinde düzenlenen protokolde ya da gerekçeli kararda tasfiyeye ilişkin somut bir düzenleme bulunmadığı durumlarda, duruşma esnasında tutanağa geçirilen genel nitelikli ifadelerin hukuki bağlayıcılığı önem taşır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin E. 2021/5382, K. 2021/8091 sayılı kararında belirtildiği üzere, feragatin geçerli kabul edilebilmesi için somutlaştırılmış bir hakka yönelmesi, tereddüde yer vermeyecek açıklık taşıması, kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Duruşma zaptına geçen paylaşılacak bir malın veya eşya talebinin bulunmadığına ilişkin soyut beyanlar belirli ve somut bir alacak kalemini içermediğinden mal rejiminin tasfiyesinden feragat niteliği taşımaz ve mal rejimini tasfiye etmez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/5382, K. 2021/8091Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2017/9765, K. 2017/11128 sayılı kararında vurgulandığı üzere, anlaşma metinlerinde geçen mal sözcüğü hukuken dar kapsamlı bir ifadedir. Bir protokolün tasfiye sonucunu doğurabilmesi için edinilmiş mallara katılma yahut katkı payı alacağına konu olabilecek taşınır ve taşınmaz mal varlığı unsurlarının açıkça, tek tek ve bentler hâlinde sıralanması gerekir. Eşlerin evlilik birliği süresince alınan malları ve ev eşyalarını kendi aralarında paylaştıklarına ilişkin genel ibareler, hakkın özünü ortadan kaldıracak şekilde tasfiyenin gerçekleştiğini kabule elverişli değildir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/9765, K. 2017/11128Kaynağı aç
Açık Tasfiye Anlaşmaları ve Dürüstlük Kuralı
Eşler, anlaşmalı boşanma sürecinde mal varlıklarını somut ve ayrıntılı biçimde belirterek paylaşabilir veya tasfiyeye dayalı haklarından açıkça feragat edebilirler. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca herkes haklarını kullanırken ve borçlarını ifa ederken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Tarafların mal varlığı unsurlarını tek tek belirleyerek usulüne uygun biçimde anlaşmaya varmış veya tasfiyeden açıkça vazgeçmiş olmalarına rağmen sonradan yeniden tasfiye davası açmaları, dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması teşkil eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Mal Rejiminin Sona Ermesi ve Tasfiye Alacağının Doğumu
Eşler arasındaki mal rejimi, Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere sona erer. Mal rejiminin sona ermesiyle birlikte tasfiyeye konu alacak hakkı doğar; ne var ki bu hakkın dava yoluyla talep edilebilmesi ve hüküm altına alınabilmesi için evliliği sona erdiren boşanma kararının kesinleşmesi gerekir. Eşler, anlaşmalı boşanma davasının açılmasıyla hukuken doğmuş bulunan mal rejimi hakları üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilirler.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Mal rejiminin tabi olacağı kanuni dönemler evlilik tarihine göre farklılık gösterir. 1 Ocak 2002 tarihinden önce kurulan ve eşler arasında başka bir mal rejimi sözleşmesi akdedilmemiş evliliklerde, evlilik tarihinden 01.01.2002 tarihine kadar mülga 743 sayılı Kanun'un 170. maddesi doğrultusunda mal ayrılığı rejimi geçerlidir. 1 Ocak 2002 tarihinden mal rejiminin sona erdiği boşanma davası tarihine kadar geçen dönemde ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamındaki yasal edinilmiş mallara katılma rejimi hükümleri tatbik edilir.
Zamanaşımı Süresi ve Yetkili Mahkeme
Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesinde boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi, sadece evliliğin sona ermesine bağlı fer'î haklara özgülenmiş olup mal rejiminin tasfiyesinden doğan alacak davalarını kapsamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi yollamasıyla Borçlar Kanunu'nun genel hükümleri uygun düştüğü ölçüde özel hukuk ilişkilerine uygulandığından, tasfiye alacaklarında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde yer alan genel on yıllık zamanaşımı süresi geçerlidir. On yıllık zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 5Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Mal rejiminin tasfiyesine yönelik davalarda yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu'nun 214. maddesinin ikinci fıkrası hükmüyle tayin edilmiştir. Düzenlemeye göre boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumlarında bu davalarda yetkili olan mahkeme mal rejiminin tasfiyesi davasında da yetkilidir. Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin kesin bir yetki niteliğinde olmayıp ilk itiraza bağlıdır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 214Kaynağı aç
Bozma Kararından Sonra Islah Yasağı
Mal rejiminin tasfiyesi davalarında usul işlemlerinin kanuni sınırlara uygun yürütülmesi gerekir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin E. 2017/9765, K. 2017/11128 sayılı kararında belirtildiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 177. maddesi uyarınca ıslah tahkikatın sona ermesine kadar yapılabilse de İçtihadı Birleştirme Kararları doğrultusunda Yargıtay bozma kararından sonra ıslah yapılamaz. Bozma kararından sonra yapılan ıslahla talep miktarının artırılması usulen geçersizdir.
Anlaşmalı boşanmada mal talep edilmediğinin söylenmesi sonradan dava açmayı engeller mi?
Hayır, somutlaştırılmış bir hak içermeyen soyut beyanlar mal rejiminden feragat sayılmaz ve boşanmanın kesinleşmesinden sonra tasfiye davası açılmasına engel olmaz.
Boşanma protokolünde malların nasıl düzenlenmesi gerekir?
Protokolün mal rejimini tasfiye edebilmesi için katılma ya da katkı payına konu taşınır ve taşınmaz malların tek tek, açıkça ve bentler hâlinde metne yazılması gerekir.
Anlaşmalı boşanmanın ardından mal paylaşımı davası hangi sürede açılmalıdır?
Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davaları, boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık zamanaşımına tabidir.
Mal rejiminin tasfiyesi davasında hangi mahkeme yetkilidir?
Türk Medeni Kanunu m. 214/2 gereğince boşanma davasında yetkili olan yer mahkemesi tasfiye davasında da yetkilidir; bu yetki kuralı ilk itiraz niteliğindedir.
Mallar açıkça paylaşıldıktan sonra yeniden tasfiye talep edilebilir mi?
Hayır, mal varlığı tek tek belirtilerek usulüne uygun şekilde paylaşılmış veya haklardan feragat edilmişse sonradan yeniden dava açılması dürüstlük kuralına aykırılık ve hakkın kötüye kullanılması sayılır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

