Anlaşmalı Boşanmanın Yasal Koşulları
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenmiş özel bir boşanma yoludur. Bu yola başvurabilmek için dört koşulun birlikte gerçekleşmesi zorunludur: evliliğin en az bir yıl sürmüş olması; eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi; hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi; boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hakkındaki düzenlemenin hâkimce uygun bulunması.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1941, K. 2019/475Kaynağı aç
Bir yıllık süre koşulu sağlanmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz; bu koşulu karşılamayan eşler yalnızca çekişmeli boşanma yoluna başvurabilir. Evliliğin bir yılı tamamlamamış olması hâlinde hâkim, diğer koşulları incelemeksizin davayı reddetmelidir.
Anlaşmalı boşanma davası her iki eşin aynı anda adliyeye gitmesini gerektirmez. TMK m. 166/3 uyarınca eşlerden biri dava açıp diğeri bu davayı kabul ettiğini bildirerek usul yerine getirilebilir.
Hâkimin Denetim Yetkisi ve Anlaşmada Değişiklik
TMK m. 166/3 hâkime salt onay değil, bağımsız denetim yetkisi tanımaktadır. Hâkim, tarafların iradelerinin gerçekten serbest olup olmadığını bizzat dinleyerek değerlendirmek zorundadır. Boşanma davalarında tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağına ilişkin genel kural, anlaşmalı boşanmada uygulanmaz; bu durum hâkimin anlaşmayı bağımsız biçimde inceleme ve denetleme yetkisini pekiştirmektedir.
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözetmek amacıyla anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. TMK m. 166/3 uyarınca bu değişikliklerin taraflarca da kabul edilmesi hâlinde boşanmaya hükmolunur.
Protokol: Kapsamı ve Zorunlu Konular
Anlaşmalı boşanma için tarafların bir protokol düzenlemesi gerekir. TMK m. 166/3 kapsamında 'boşanmanın mali sonuçları' kavramı maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasını; 'çocukların durumu' kavramı ise velâyet, kişisel ilişki ve iştirak nafakasını kapsamaktadır.
Protokolde kararlaştırılan tüm hususların mahkeme hükmüne yansıtılması zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/803, K. 2013/13916 sayılı kararında, tarafların iştirak nafakası konusunda anlaşmış olmalarına karşın bu konuda hüküm kurulmamasını usul ve yasaya aykırı bulmuş ve bozma sebebi saymıştır. Bu karar oyçokluğuyla alınmıştır; karşı oy, anlaşmalı boşanma hükmünün bir bütün oluşturduğunu ve kısmi bozmayla nafaka konusunun ayrıştırılmasının TMK m. 166/3 ile bağdaşmadığını savunmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/803, K. 2013/13916Kaynağı aç
Taraflar protokol içeriğini yazılı olarak mahkemeye sunabilecekleri gibi boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumuna ilişkin beyanlarını duruşmada sözlü olarak da bildirebilirler; ancak ikinci durumda sözlü beyanın zapta geçirilmesi ve taraflarca imzalanması gerekir. Hâkimin onayladığı anlaşma hükümleri ise infazda güçlük doğurmaması için hüküm fıkrasında aynen yer almalıdır.
Yoksulluk Nafakasının Protokolde Düzenlenmesi
TMK m. 175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün kusurlu olması aranmaz. Anlaşmalı boşanmada tarafların yoksulluk nafakasından feragat edip etmeyeceğini veya belirli bir süreyle sınırlı nafaka kararlaştırıp kararlaştırmayacağını protokolde belirleyebileceği değerlendirilmektedir; ancak bu konuda kaynakta mevzuat maddesi veya Yargıtay kararı gösterilmemiştir. Başlangıç tarihi protokolde gösterilmek zorunda değildir; belirlenmediği takdirde boşanma kararının kesinleşme tarihi esas alınır. Tüm bu düzenlemelerin hâkimin denetiminden geçmesi zorunludur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Karardan Dönme ve Kesinleşme Öncesi Süreç
Anlaşmalı boşanma kararı kesinleşinceye kadar eşlerden birinin anlaşma iradesinden dönmesini engelleyen bir yasal hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1941, K. 2019/475 sayılı kararında bu hâlde davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini oy çokluğuyla benimsemiştir. Çoğunluk, davacıya feragat hakkı tanınırken davalıyı anlaşmayla sonuna kadar bağlı tutmanın silahların eşitliği ilkesiyle bağdaşmayacağını gerekçe göstermiştir. Dört karşı oy ise dönüşün yalnızca irade fesadı hâlinde mümkün olması gerektiğini savunmuştur. Aynı kararda, taraflardan birinin anlaşmadan dönme iradesinin, hâkimin anlaşmalı boşanma şartlarının oluşup oluşmadığı konusunda gerekli araştırmayı yapmadığına işaret ettiği de vurgulanmıştır.
Duruşmaya ilişkin olarak: taraflardan biri veya avukatlarından biri geçerli mazeret sunduğunda hâkim duruşmayı erteleyebilir. Davalının duruşmaya gelmemesi hâlinde hâkim, duruma göre erteleme, ret ya da çekişmeli boşanmaya dönüşüm seçeneklerini değerlendirebilir; davacının mazeretsiz gelmemesi durumunda ise davanın reddine karar verilebilir. Bu seçenekler arasındaki tercih somut koşullara ve hâkimin takdir yetkisine göre şekillenir.
Kesinleşme Sonrası Açılabilecek Davalar
Anlaşmalı boşanma protokolünde kararlaştırılan hususlar kural olarak kararın kesinleşmesinden sonra yeniden dava konusu yapılamaz. TMK m. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu zamanaşımının hangi dava haklarını tam olarak kapsadığı mevcut mevzuat kesitinden ayrıntılı biçimde belirlenememektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Kesinleşmiş anlaşmalı boşanmadan sonra manevi tazminat talep edilip edilemeyeceği Yargıtay'ın önüne gelmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2493, K. 2021/108 sayılı ve oy çokluğuyla alınan kararında, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra varlığı anlaşılan vakıaya dayalı olarak açılan davanın TMK m. 178 ve m. 174/2 kapsamında boşanma davasının ferisi niteliğinde kabul edilemeyeceğini; söz konusu talebin TBK'nın genel hükümleri uyarınca haksız eylemden kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkin olduğunu ve asliye hukuk mahkemesi sıfatıyla incelenmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Karşı oy ise temel vakıanın TMK m. 185 kapsamında kaldığını ve aile mahkemesinin görevli olması gerektiğini savunmuştur. Bu karar, boşanmadan önce bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan vakıaya dayanan taleplere ilişkin olduğundan her duruma genelleştirilmemelidir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2493, K. 2021/108Kaynağı aç
Protokolde çocukların iştirak nafakası düzenlenmiş olsa dahi, koşulların değişmesi hâlinde iştirak nafakasına ilişkin yeni bir talepte bulunulmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir; bu konudaki birincil yasal dayanak mevcut kaynaklarda ayrıca doğrulanamamıştır. Anlaşmalı boşanma protokolünde malvarlığı hakkında hiçbir düzenleme yapılmamışsa, boşanmanın ardından mal rejiminin tasfiyesine ilişkin dava açılabilir.
Özel Durumlar
Akıl hastası bir eş, irade serbestisini zorunlu kılan anlaşmalı boşanmanın tarafı olamaz; vasinin de eş adına protokolü kabul etmesi mümkün değildir. Bu durumda boşanma çekişmeli yoldan yürütülmek zorundadır.
Cezaevinde bulunan eşin SEGBİS yoluyla ya da fiziki katılımla duruşmaya iştirak etmesi sağlanarak anlaşmalı boşanma gerçekleştirilebilir. Adli tatil döneminde boşanma davası açmak mümkündür; duruşma günü ise adli tatil bitiminden sonraki tarihlere bırakılır, ivedi sayılan hâllerde adli tatil süresinde de duruşma yapılabilir.
Boşanma Sonrası Zamanaşımı
TMK m. 178 uyarınca evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Bu düzenlemenin hangi dava haklarını tam olarak kapsadığı — örneğin yoksulluk nafakasının bu süreye tabi olup olmadığı — mevcut mevzuat kesitinden ayrıntılı biçimde açıklanamaz.
Sık Sorulan Sorular
Anlaşmalı boşanmak için en az kaç yıl evli olmak gerekir?
TMK m. 166/3 uyarınca en az bir yıl evli olmak gerekir. Bu süre dolmadan anlaşmalı boşanma davası açılamaz; koşulu karşılamayan eşler yalnızca çekişmeli boşanma yoluna başvurabilir. Hâkim, bir yıllık süre gerçekleşmemişse diğer koşulları incelemeksizin davayı reddetmelidir.
Anlaşmalı boşanma davası açmak için ikimizin birlikte adliyeye gitmesi gerekir mi?
Hayır. TMK m. 166/3, eşlerin birlikte başvurmasını ya da bir eşin davayı açıp diğerinin kabul etmesini eşdeğer alternatifler olarak öngörmektedir. Tarafların aynı anda adliyeye gitmesi zorunlu değildir.
Hâkim protokolü değiştirebilir mi?
Evet. TMK m. 166/3 hâkime, tarafların ve çocukların menfaatlerini gözetmek amacıyla anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapma yetkisi tanımaktadır. Kanun, bu değişikliklerin taraflarca da kabul edilmesi hâlinde boşanmaya hükmolunacağını öngörmektedir.
Protokolde nafakadan tamamen vazgeçilebilir mi?
Tarafların yoksulluk nafakasından feragat etmesinin ya da belirli bir süreyle sınırlı nafaka kararlaştırmasının mümkün olduğu değerlendirilmektedir; bu konuda mevzuat maddesi veya Yargıtay kararı mevcut kaynaklarda gösterilmemiştir. Başlangıç tarihi belirlenmediğinde boşanma kararının kesinleşmesi esas alınır. Tüm bu düzenlemeler hâkimin denetiminden geçmek zorundadır.
Anlaşmalı boşanmada protokolde yer almayan bir husus için ileride dava açılabilir mi?
Protokolde kararlaştırılan hususlar kesinleşmenin ardından kural olarak yeniden dava konusu yapılamaz. Bununla birlikte protokolde hiç düzenleme yapılmamış mal rejiminin tasfiyesi için ayrı dava açılabilir. Çocuklara yönelik iştirak nafakasında, koşulların değişmesi durumunda yeni bir talep yolunun mümkün olduğu değerlendirilmekte; ancak bu konudaki birincil yasal dayanak mevcut kaynaklarda ayrıca doğrulanamamaktadır. Boşanmadan önce bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan vakıaya dayalı manevi tazminat talepleri ise Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2017/2493, K. 2021/108 sayılı kararına göre TBK'nın genel hükümleri kapsamında asliye hukuk mahkemesinde incelenebilir.
Anlaşmalı boşanma kararından kesinleşmeden önce dönülebilir mi?
Evet. Anlaşmalı boşanma yönündeki karar kesinleşinceye kadar taraflardan birinin anlaşma iradesinden dönmesini engelleyen bir yasal hüküm bulunmamaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1941, K. 2019/475 sayılı kararında bu hâlde davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini oy çokluğuyla benimsemiştir.
Protokolde anlaşılan bir husus hükme yansıtılmadan bırakılırsa ne olur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/803, K. 2013/13916 sayılı kararında anlaşılan tüm hususlara hükümde yer verilmesi gerektiğini belirlemiş ve bu kurala uyulmamasını bozma sebebi saymıştır. Bu karar oyçokluğuyla verilmiş; karşı oy, anlaşmalı boşanma hükmünün bölünemez bir bütün oluşturduğunu savunmuştur.
Akıl hastası bir eş anlaşmalı boşanabilir mi?
Hayır. Akıl hastası eş anlaşmalı boşanmanın tarafı olamaz; vasinin de protokolü eş adına kabul etmesi mümkün değildir. Bu hâlde boşanma çekişmeli yoldan yürütülmek zorundadır.
Anlaşmalı boşanmadan sonra velayet değiştirilebilir mi?
Velayetin değiştirilmesi davası, anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinin ardından açılabilir; belirli bir bekleme süresi aranmamaktadır. Bu konudaki yasal dayanak mevcut kaynaklarda ayrıca doğrulanamamıştır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

