Vesayet Nedir ve Hangi Organlar Tarafından Yürütülür?
Vesayet; küçüklerin veya belirli nedenlerle kısıtlanan erginlerin kişilik ve malvarlığı menfaatlerini korumak amacıyla Türk Medeni Kanunu'nun öngördüğü bir koruma rejimidir. TMK m. 396 uyarınca vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve kayyımlardan oluşur. TMK m. 397'ye göre kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür; vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 396Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 397Kaynağı aç
Vesayeti Gerektiren Sebepler
Türk Medeni Kanunu vesayeti gerektiren sebepleri sınırlı sayı ilkesiyle düzenlemiştir; kanunda öngörülmeyen bir gerekçeyle kimse kısıtlanamaz. Bu sebepler TMK m. 404, 405, 406, 407 ve 408'de beş ayrı başlık altında toplanmıştır: küçüklük, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, savurganlık ve benzeri davranışlar, hapis cezası ve kişinin kendi isteğiyle talep etmesi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2289, K. 2014/711Kaynağı aç
Küçüklük Sebebiyle Vesayet
TMK m. 404'e göre velayet altında bulunmayan her küçük, yani on sekiz yaşını doldurmamış olan herkes vesayet altına alınır. Görevleri sırasında vesayeti gerektiren bir hali öğrenen nüfus memurları, idari makamlar, noterler ve mahkemeler bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 404Kaynağı aç
Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığı Sebebiyle Kısıtlama
TMK m. 405'e göre akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen, korunması ve bakımı için sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır. Bu üç koşuldan herhangi birinin varlığı yeterlidir. Aynı sebeplerle vesayet altına alınmayı gerekli kılan bir durumu görevleri sırasında öğrenen idari makamlar, noterler ve mahkemeler bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır; TMK m. 405'teki bu fıkrada nüfus memurları yer almamaktadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 405Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/11560, K. 2019/2900Kaynağı aç
TMK m. 409'un ikinci fıkrası uyarınca akıl hastalığı ya da akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebilir. Bu raporun tanzimi bakımından gereklilik bulunması hâlinde TMK m. 436 hükümleri uygulanır; o maddenin ayrıntılı usulü bu hükmün kapsamı dışındadır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 409Kaynağı aç
Savurganlık, Bağımlılık veya Kötü Yönetim Sebebiyle Kısıtlama
TMK m. 406, dört ayrı davranış biçimini kısıtlama sebebi olarak düzenler: savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve malvarlığını kötü yönetme. Bu sayılan nedenlerden birinin varlığı yetmez; söz konusu davranışın kişiyi ya da ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratması ve kişinin devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olması ya da başkalarının güvenliğini tehdit etmesi de gerekmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 406Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/6525, K. 2017/15850Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2289, K. 2014/711 sayılı kararında bu kavramların içeriği açıklanmıştır: savurganlık, bir kimsenin parasal gücünü aşar derecede bilinçsiz ve amaçsız harcamalar yapma eğiliminin alışkanlığa dönüşmesidir; kötü yaşama tarzı, ahlaka ve adaba aykırı, toplum değerleriyle bağdaşmayan davranışları ifade eder; kötü yönetim ise farkında olmadan ve yararını düşünmeden malvarlığını tehlikeye düşürecek biçimde hareket etmektir. Aynı kararda, dava dilekçesinde TMK m. 406 kapsamında bir iddia ileri sürülmüşse mahkemenin yalnızca sağlık kurulu raporuna dayanarak bu iddiayı araştırmaksızın davayı reddedemeyeceği ve o sebep yönünden araştırma ile değerlendirme yapılması gerektiği de vurgulanmıştır.
Hapis Cezası Sebebiyle Kısıtlama
TMK m. 407, 2/3/2024 tarih ve 7499 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle değiştirilerek yeni bir yapıya kavuşturulmuştur. Güncel düzenleme uyarınca kesinleşmiş hapis cezasının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi, kendi isteği üzerine kısıtlanır ya da kendisine kayyım atanır. Buna ek olarak, toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazı sırasında bulunan ergin, isteği bulunmasa dahi kişiliğinin veya malvarlığının korunması bakımından gerekli görülmesi hâlinde kısıtlanabilir. Her iki durumda da cezayı yerine getirmekle görevli makam, hapis cezasının infazına başlandığını derhal vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür; vesayet makamı ise karar vermeden önce hükümlüyü dinlemek zorundadır. Bu madde kapsamındaki işlemlere kayyımlığa ilişkin hükümler niteliğine uygun düştüğü ölçüde uygulanır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
İsteğe Bağlı Kısıtlama
TMK m. 408 uyarınca yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını bizzat isteyebilir. Bu yol, kişinin kendi koruma altına alınmasını talep etmesine imkân tanıyan istisnai bir düzenlemedir.
Kısıtlama Usulü: Dinleme Zorunluluğu ve Sağlık Raporu
TMK m. 409'un birinci fıkrası, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim veya kişinin kendi isteği gerekçesiyle açılan kısıtlama davalarında kısıtlanması istenilenin dinlenmesini zorunlu kılmaktadır; bu usul şartı yerine getirilmeden kısıtlama kararı verilemez. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle açılan davalarda ise resmi sağlık kurulu raporu alınması zorunludur.
Vesayet Davasının Kamu Düzeniyle İlişkisi ve Re'sen Araştırma
Vasi atanmasına yönelik dava kamu düzenine ilişkindir. Bu niteliği gereği davadan feragat edilemez, takipsizlik nedeniyle dosya işlemden kaldırılamaz, dava sulh ile sonuçlandırılamaz ve yargılamanın her aşamasında delil sunulabilir. Vesayete ilişkin davalar kamu düzenini ilgilendirdiğinden mahkeme re'sen araştırma yapmak zorundadır; dava dilekçesinde bildirilen tüm kısıtlama sebepleri yönünden araştırma ve değerlendirme yapılmalıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2017/6525, K. 2017/15850 sayılı kararında, davanın bu kamu düzeni niteliği gözetilmeksizin karar verilmesini bozma nedeni saymıştır.
Yetkili Mahkeme ve Yerleşim Yeri Kuralı
TMK m. 411'e göre vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir. TMK m. 19 uyarınca yerleşim yeri, bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir ve aynı anda birden fazla yerleşim yeri olamaz. TMK m. 21'e göre vesayet altındaki kişinin yerleşim yeri, bağlı olduğu vesayet makamının bulunduğu yerdir. TMK m. 412 uyarınca vesayet makamının izni alınmaksızın yapılan yerleşim yeri değişikliği yetkiyi başka bir yere taşımaz; uyuşmazlık vesayet makamının bulunduğu yer mahkemesinde görülmelidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 411Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 19Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 21Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 412Kaynağı aç
Hükümlülerin durumunda yetkili mahkemenin belirlenmesi özel değerlendirme gerektirebilmektedir. Cezaevinde bulunmak, TMK m. 19 anlamında kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer anlamına gelmez. Bu konuda aynı ikincil anlatımda birbirine zıt iki görüş yer almaktadır: bir yaklaşım mahkumiyetten önceki son yerleşim adresinin esas alınması gerektiğini savunurken, başka bir ifade hükümlünün ikamet adresinin cezaevi olduğunu belirtmektedir. Bu görüş ayrılığı karar metnine dayalı olarak kesinleştirilememiştir; yetkili mahkemenin belirlenmesi somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Bakım kurumunda sürekli kalan kişilerin durumu farklı bir değerlendirme gerektirebilmektedir. Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E. 2023/8526, K. 2023/9364 sayılı kararında kısıtlı adayının bakım ve gözetiminin sürekli olarak bakımevinde gerçekleştirildiği ve dolayısıyla bakımevinde sürekli yerleşmek amacıyla bulunduğu saptanmış; bu tespite dayanılarak bakımevinin bulunduğu yer mahkemesi yetkili sayılmıştır.
Kısıtlama Kararının İlanı ve Üçüncü Kişilere Etkisi
TMK m. 410'a göre kısıtlama kararı kesinleşince hemen kısıtlının yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan olunur. Kısıtlama, iyi niyetli üçüncü kişileri ilandan önce etkilemez; ancak ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin hükümler saklıdır. TMK m. 421 uyarınca atama kararı vasiye hemen tebliğ olunur; kısıtlamaya ve vasi atanmasına ya da kısıtlanan kişi velâyet altında bırakılmışsa buna ilişkin karar da kısıtlının yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilan edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 410Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 421Kaynağı aç
Vasi Atanması: Süreç ve Geçici Önlemler
Vesayet makamı, kısıtlama kararı verildikten sonra gecikmeksizin vasi atamakla yükümlüdür. Gerek görüldüğünde henüz ergin olmayan kişiler hakkında da kısıtlama kararı verilebilir; ancak bu karar ergin olduktan sonra sonuç doğurur. Kısıtlanan ergin çocuklar ise kural olarak vesayet altına alınmayıp velâyet altında bırakılır (TMK m. 419).
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 419Kaynağı aç
Vesayet işleri zorunlu kıldığında vesayet makamı, vasi atanmasını beklemeksizin re'sen gerekli önlemleri alabilir. TMK m. 420 uyarınca vesayet makamı özellikle kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir. Bu geçici önlem kararı ilan olunur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 420Kaynağı aç
Vasinin Görevleri ve Sorumlulukları
Vasinin temel görevi, vesayet altındaki küçük veya kısıtlının hem kişiliğine hem de malvarlığına ilişkin menfaatlerini korumak, ona kişisel işlerinde yardım etmek ve hukuki işlemlerde temsil etmektir. Malvarlığı yönetimi bakımından vasi, iyi bir yönetici gibi özenle davranmakla yükümlüdür (TMK m. 454). Ayrıca vasi, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının belirlediği tarihlerde, her hâlde yılda en az bir defa hesabı vesayet makamının incelemesine sunmakla yükümlüdür. Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse hesabın incelenmesi sırasında olanak ölçüsünde hazır bulundurulur. TMK m. 467 uyarınca kayyım ve yasal danışmanlar hakkında da aynı hüküm uygulanır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 454Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 467Kaynağı aç
Vasinin sorumluluğu, atanmasından önce değil yalnızca vasilik yaptığı dönem içinde kusurlu davranışıyla vesayet altındaki kişiye verdiği zararla sınırlıdır.
Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı eylemlerinden doğan zararlardan doğrudan sorumlu olduğu gibi, vasi, kayyım veya yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur; zararı tazmin eden devlet, kusurlu olanlara rücu edebilir (TMK m. 467).
Vasiye Şikâyet, İtiraz ve Görevden Alma
Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vesayet makamının kararlarına karşı ise tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz yoluna başvurulabilir (TMK m. 461, 488). Vesayet makamının TMK m. 462/4 kapsamındaki izin istemlerine verdiği kararlar vesayetin idaresine ilişkin olduğundan denetim makamı nezdinde itirazı kabil kararlardandır.
Vasi; görevini ağır surette savsaklarsa, yetkilerini kötüye kullanırsa, güveni sarsıcı davranışlarda bulunursa ya da borç ödemede acze düşerse vesayet makamı tarafından görevden alınır. Bunların yanı sıra vasinin görevi yapmaktaki yetersizliği nedeniyle vesayet altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse kusuru olmasa bile vasi görevden alınabilir (TMK m. 484).
Vasiliğin Sona Ermesi ve Son Hesap
Küçük üzerindeki vesayet ergin olmakla birlikte kendiliğinden sona erer. Ancak vasinin sorumluluğu, vesayet makamının görevin sona erdiğine karar verilinceye kadar devam eder (TMK m. 470).
Görevi sona eren vasi, yönetimle ilgili son raporu ve kesin hesabı vesayet makamına sunmakla yükümlüdür; aynı zamanda malvarlığını vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim edilmek üzere hazır bulundurması gerekir (TMK m. 489).
Sık Sorulan Sorular
Vesayet davası hangi mahkemede açılır?
TMK m. 411'e göre vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir. Vesayet makamı sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı ise asliye hukuk mahkemesidir. TMK m. 412 uyarınca vesayet makamının izni olmaksızın yapılan adres değişikliği yetkiyi farklı bir mahkemeye taşımaz.
Kimler kısıtlanabilir, kısıtlamanın koşulları nelerdir?
Kanun kısıtlama sebeplerini sınırlı sayıda düzenlemiştir. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle işlerini göremeyen, sürekli yardıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan erginler; savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim nedeniyle kendisini ya da ailesini yoksulluğa düşürme tehlikesi yaratan ve devamlı korunmaya muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden erginler; kesinleşmiş hapis cezasının infazı sırasında bulunan ve isteği olan hükümlüler ile toplam beş yıl veya daha fazla ceza infaz edilen durumlarda korunması gerekli görülen hükümlüler ve yaşlılık, sakatlık, deneyimsizlik ya da ağır hastalık sebebiyle işlerini yönetemediğini ispat ederek bizzat talep eden erginler kısıtlanabilir.
Akıl hastalığı sebebiyle kısıtlamada sağlık raporu zorunlu mudur?
Evet. TMK m. 409'un ikinci fıkrası uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gerekçesiyle kısıtlama kararı verilebilmesi için resmi sağlık kurulu raporunun alınmış olması zorunludur. Bu rapor olmaksızın kısıtlama kararı verilemez.
Savurganlık sebebiyle kısıtlamada kişi mahkemede dinlenmek zorunda mıdır?
Evet. TMK m. 409'un birinci fıkrası, savurganlık, alkol ya da uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya kötü yönetim gerekçesiyle açılan kısıtlama davalarında kısıtlanması istenilenin dinlenmesini zorunlu kılmaktadır. Aynı kural, kişinin kendi isteğiyle kısıtlanma talep ettiği hallerde de geçerlidir.
Hükümlünün vesayet davasında yetkili mahkeme nasıl belirlenir?
TMK m. 19 uyarınca yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir. Cezaevinde bulunmanın bu anlamda yerleşim yeri sayılıp sayılmayacağı ve yetkili mahkemenin nasıl belirleneceği konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır; bu mesele somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir. TMK m. 412 uyarınca vesayet makamının izni olmadan yapılan adres değişikliği yetkiyi başka bir mahkemeye taşımaz.
Vasi kime karşı şikâyet edilebilir, itiraz süresi ne kadardır?
Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyette bulunabilir. Vesayet makamının kararlarına itiraz için ise tebliğ tarihinden itibaren on günlük süre öngörülmüştür; bu itiraz denetim makamına yapılır (TMK m. 461, 488).
Küçük ergin olunca vesayet kendiliğinden sona erer mi?
Küçük üzerindeki vesayet ergin olmakla kendiliğinden sona erer. Ancak vasinin sorumluluğu, vesayet makamının görevin sona erdiğine ilişkin kararına kadar devam eder.
Hapis cezası nedeniyle kısıtlanan kişi kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını kullanabilir mi?
Yargıtay 3. Ceza Dairesi E. 2015/9325, K. 2015/12506 sayılı kararında, hapis cezası nedeniyle kısıtlanan somut davacının tam ehliyetsiz olmayıp geçici bir kısıtlama hali içinde olduğu değerlendirilerek kişiye sıkı sıkıya bağlı haklarını yasal temsilcisinin rızası aranmaksızın kullanabileceği kabul edilmiştir. Bu değerlendirme söz konusu somut olaya ilişkindir; her hükümlü için genel bir kural olarak uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca incelenmelidir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E. 2015/9325, K. 2015/12506Kaynağı aç
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

