Vasi atanması, velayeti bulunmayan küçükler ile kanunun öngördüğü haklı sebeplerle menfaatlerini koruyamayacak durumda olan erginlerin temsili amacıyla işletilen bir hukuki koruma kurumudur. Vesayet başvuruları, kısıtlanması istenen bireyin ya da velayetsiz küçüğün yerleşim yerinde bulunan sulh hukuk mahkemesinde açılır; sulh hukuk mahkemesinin işlemlerini denetleme görevi ise aynı yerdeki asliye hukuk mahkemesine aittir. Çekişmesiz yargı usulüne tabi olan dava hasımsız şekilde yürütülür ve ivedi işler niteliğinde görüldüğü için adli tatil döneminde de incelenebilir. Noterliklerin vesayet kurma veya vasi atama yetkisi bulunmadığından, vasi tayini kararı yalnızca vesayet makamı sıfatıyla sulh hukuk mahkemesince verilebilir.
Küçüklerin Vesayet Altına Alınması ve Bildirim Zorunluluğu
Türk Medenî Kanunu m. 404 uyarınca anne veya babasının velayeti altında bulunmayan her küçük vesayet altına alınır. Nüfus müdürlüğü görevlileri, idari birimler, noterler ve mahkemeler, vazifelerini yerine getirdikleri esnada velayetsiz bir küçüğün mevcudiyetini tespit ettiklerinde bu hali gecikmeksizin yetkili vesayet makamına iletmekle yükümlüdür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 404Kaynağı aç
Akıl Hastalığı veya Akıl Zayıflığında Sağlık Kurulu Raporu
Türk Medenî Kanunu m. 405 çerçevesinde, zihinsel rahatsızlığı ya da akıl zayıflığı sebebiyle günlük işlerini idare edemeyen, yaşamını sürdürmek için devamlı bakıma ihtiyaç duyan yahut çevresindekilerin emniyetini riske atan her ergin birey vesayet altına alınır. Resmi görevlerini icra ederken bu koşulların varlığını öğrenen mahkemeler, noterler ve mülki amirlikler durumu derhal vesayet makamına iletmek mecburiyetindedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 405Kaynağı aç
Zihinsel rahatsızlık veya akıl zayıflığı gerekçesiyle kısıtlama kararı tesis edilebilmesi amacıyla tek bir tabip tarafından tanzim edilen rapor hukuken yeterli görülmez; resmi bir sağlık heyetinden kurul raporu alınması zorunludur. Dosyada yer alan resmi sağlık kurulu raporlarının birbiriyle çelişmesi halinde ise çelişkinin giderilerek kesin kanaatin belirlenmesi amacıyla ilgili kişinin Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesine sevki zorunlu tutulur.
Bağımlılık, Kötü Yaşam Tarzı ve Savurganlık Nedeniyle Vesayet
Türk Medenî Kanunu m. 406 gereğince malvarlığını sorumsuzca harcayan, alkol yahut uyuşturucu madde kullanan, olumsuz yaşantısı ya da malvarlığını basiretsizce idare etmesi yüzünden kendisini veya bakmakla yükümlü olduğu ailesini geçim darlığına sürükleme tehlikesi oluşturan erginler kısıtlanır. Bu haldeki kişinin devamlı bakıma muhtaç duruma düşmesi veya başkalarının can ve mal güvenliğini tehlikeye atması vesayet tesisini gerektirir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 406Kaynağı aç
Sosyal veya arızi biçimde alkol alınması tek başına kısıtlama sebebi sayılmayıp kişinin biyolojik ve ruhsal yönden bağımlılık eşiğine ulaşmış olması aranır. Bununla birlikte sürekli kumar oynama ya da bahis alışkanlığı nedeniyle şahsın ve ailesinin mali durumunun çöküntüye uğraması veya yoksulluk riskinin doğması, kötü yaşama tarzı kapsamında değerlendirilerek vesayet kararına zemin teşkil eder.
Özgürlüğü Bağlayıcı Cezalarda Vesayet ve Kayyımlık Esasları
Türk Medenî Kanunu m. 407 uyarınca, kesinleşmiş cezasını infaz kurumunda çekmekte olan ergin hükümlü kural olarak kendi başvurusu üzerine kısıtlanır veya işlerini yürütmek üzere kendisine kayyım tayin edilir. Ancak infaz edilen kesinleşmiş hapis cezasının toplam süresi beş yıl veya daha uzun ise, ilgilinin talebi olmasa dahi kişisel hakları ile malvarlığı menfaatlerinin korunması zorunlu görüldüğü takdirde hükümlü bizzat dinlenerek mahkemece vesayet altına alınabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 407Kaynağı aç
İsteğe Bağlı Kısıtlama Halleri ve İlgilinin Dinlenmesi
İleri yaştaki zafiyet, bedensel engellilik, hayat ve piyasa tecrübesizliği veya ağır seyreden bir hastalık yüzünden malvarlığını layıkıyla sevk ve idare edemediğini ortaya koyan ergin kimseler kendi kısıtlanmalarını talep edebilir. İsteğe bağlı olarak vesayet yoluna gidilebilmesi için ilgilinin açık iradesiyle başvurması zorunlu olduğu gibi, mahkemenin karar vermeden evvel bu talepte bulunan kişiyi bizzat huzurda dinlemesi şarttır.
Vasilikten Kaçınma Halleri, Görev Yasakları ve İtiraz Usulü
Türk Medenî Kanunu m. 418 gereğince kısıtlanmış bulunanlar, amme hizmetlerinden yasaklı sayılanlar, haysiyetsiz bir hayat sürdürenler, vesayet altına alınacak şahısla ciddi menfaat uyuşmazlığı veya belirgin bir husumeti olanlar ile ilgili vesayet dairesinde görevli hakimler vasi olarak atanamazlar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 418Kaynağı aç
Mahkemenin tayin ettiği vasiye yönelik olarak, durumu öğrenen her menfaat sahibi on gün içerisinde kararı veren sulh hukuk mahkemesine dilekçeyle itiraz edebilir. Sulh hukuk mahkemesi başvuruyu haklı bulursa farklı bir vasi atar; itirazı uygun bulmadığı takdirde ise nihai kararın bağlanması amacıyla itiraz dosyasını denetim makamı olan asliye hukuk mahkemesine gönderir.
Vasinin Süresi ve Denetim Makamının İznine Tabi Muameleler
Vasi kural olarak iki senelik bir süre için vazifelendirilir. Vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi bu süreyi her seferinde ikişer yıl uzatma salahiyetine sahiptir. Dört senelik görev süresini tamamlayan vasi, arzu ederse vesayetten kaçınma hakkını ileri sürerek görevden affını isteyebilir.
Vesayet altındaki şahsın hukuki güvenliği için kritik nitelikteki işlemler Türk Medenî Kanunu m. 463 gereği vesayet makamının müsaadesine ek olarak denetim makamının da onayına bağlı kılınmıştır. Bu doğrultuda; vesayet altındaki ferdin bir kimseyi evlat edinmesi ya da başkası tarafından evlat edinilmesi, Türk vatandaşlığını kazanması veya vatandaşlıktan çıkması, bir ticari teşebbüsün devralınması yahut tasfiyesi, şahsi sorumluluk doğuran ortaklıklara iştirak edilmesi veya mühim miktarda sermaye tahsisiyle şirkete ortak olunması, ömür boyu irat bağlanması ile ölünceye kadar bakma akitlerinin kuruluşu, mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması, reşit kılınma işlemleri ile vasinin vesayet altındaki kişiyle bizzat akit yapması durumlarında asliye hukuk mahkemesinin ilave izni şarttır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 463Kaynağı aç
Vesayet Kararının Sona Erdirilmesi
Müsriflik, uyuşturucu madde veya alkol iptilası, olumsuz yaşam biçimi yahut malvarlığını kötü idare etme saikiyle tesis edilen vesayet, bu olguların son bulması ve ilgilinin en az bir sene süresince bahse konu durumlara ilişkin yeni bir şikayete neden olmaması şartıyla, kısıtlı ferdin talebi üzerine mahkeme kararıyla kaldırılabilir.
Noter kanalıyla bir kişiye vasi tayin edilmesi hukuken mümkün müdür?
Hayır, noterden vasi atanması hukuken geçersizdir; vesayet tesisi ve vasi görevlendirmesi yalnızca vesayet makamı olan sulh hukuk mahkemesi tarafından verilecek bir mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilir.
Atanan vasiye karşı itiraz hangi sürede ve nereye yapılır?
Vasinin atandığını öğrenen her ilgili, öğrendiği tarihten başlayarak on gün içinde atamayı yapan sulh hukuk mahkemesine itiraz hakkını kullanabilir.
Zihinsel rahatsızlık durumunda vasi ataması için tek doktor raporu yeterli sayılır mı?
Hayır, kısıtlama kararı verilebilmesi için tek hekim raporu yetersizdir; ilgilinin tam teşekküllü resmi sağlık heyetinden rapor alması, raporlarda uyuşmazlık çıkarsa Adli Tıp Kurumunca incelenmesi zorunludur.
Hükümlülük sebebiyle vesayet altına alınmada beş yıllık sürenin etkisi nedir?
Ceza infaz kurumunda bulunan ergin kişi kural olarak kendi isteğiyle vesayet altına alınır; ancak kesinleşmiş cezanın beş yıl veya daha uzun olması durumunda ilgilinin talebi aranmaksızın ve mahkemece dinlenerek kısıtlama kararı verilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

