Soybağı Davası ile Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Arasındaki Farklar

by Avukat Erdal Ersoy
Soybağı Davası ile Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davası Arasındaki Farklar

Temel Ayrım: Hangi Dava Ne Zaman Açılır?

Soybağı davaları ile nüfus kaydının düzeltilmesi davaları hem hukuki dayanakları hem de görevli mahkeme bakımından birbirinden ayrılır. Soybağına ilişkin uyuşmazlıklar Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde çözüme kavuşturulurken, usulsüz tescile dayalı ya da gerçek durumu yansıtmayan nüfus kayıtlarının düzeltilmesi talepleri 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamında ele alınır. Bu ayrımın pratik sonucu, hangi mahkemenin davaya bakacağını belirlemesidir: soybağı davaları kural olarak aile mahkemesinde, nüfus kaydının düzeltilmesi davaları ise asliye hukuk mahkemesinde görülür.

5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- (1) Mahkeme kararı ile yapılan kayıt düzeltmelerinde aşağıdaki usûllere uyulur: a) Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen şahıslar ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki görevli asliye hukuk mahkemesinde açılır. Kayıt düzeltme davaları (…)[10] nüfus müdürü veya görevlendireceği nüfus memuru huzuru ile görülür ve karara bağlanır. b) (Değişik: 19/10/2017-7039/9 md.) Haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Ad değişikliği hâlinde, nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir. c) Tespit davaları, kaydın iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine teşkil eder. (2) Kişilerin başkasına ait kaydı kullandıklarına ilişkin başvurular Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır. Nüfus müdürlüklerinin yetkisi
4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,[2] 2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi, 3. Kanunlarla verilen diğer görevler. Uzmanlardan yararlanma[3]
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/11473, K. 2019/4866Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/11473 E.  ,  2019/4866 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Nüfus Kaydı Düzeltilmesi, Annenin Ve Babalığın Tespiti Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, K.Maraş 1.Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde, müvekkili …'in bir kısım davalıların murisi'in gayri resmi olarak birlikte yaşadığı … isimli davalıdan doğduğunu, ancak gerçek anne ve babasının resmi olarak evlenmeksizin ayrılmalarından sonra dünyaya gelen davacının nüfusa kaydı yapılmadan davalılar … ve …'e evlatlık olarak verildiğini, bu kişilerin kendi çocukları gibi nüfusa kayıt ettirdiğini, kısa bir süre önce bu durumdan haberdar olan davacının gerçek dışı ve yolsuz bir tescil ile … ve … çocukları olarak oluşturulan mevcut nüfus kaydının gerçeğe uygun olarak müvekkilinin baba adının anne adının ise … olacak şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir. K.Maraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/239 Esas, 2014/491 Karar sayılı ilamı ile davanın soybağı davası niteliğinde olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilerek dosya Aile Mahkemesine gönderilmiş, Mahkemece; davacı vekilinin yargılama sırasında tanık listesinde bildirdikleri tanıkları dinletmekten feragat ettiğini beyan ettiği, soybağına ilişkin davanın davacının nüfusta kayıtlı kişilerin gerçek ailesi olmadığını öğrenmeden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, davacının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde davayı açtığını ispat edemediği gerekçesi ile davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiştir. Davada maddi olguları ileri sürmek taraflara, nitelendirmesi hakime aittir. Davacı vekili bu dava ile davacı …'in annesi …, babası olduğu halde, nüfus kaydında babası …, annesi ise … gibi tescil edildiğini bildirerek, adı geçenin nüfus kaydındaki anne ve baba adlarının iptali ile gerçek anne ve babası olan … ile olarak düzeltilmesini istediğinden, davacının birbiriyle bağlantılı iki ayrı davası vardır. İlki mevcut nüfus kaydındaki anne ve baba kaydının iptali, ikincisi ise gerçek anne ve baba üzerine kayıt istemidir. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.01.2008 tarihli ve 2008/2-36-47 sayılı içtihadında açıklandığı üzere, resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olmadığı, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle, mevcut kaydın düzeltilmesi davasıdır. Böyle bir dava sonucunda, kaydının düzeltilmesi istenen kişinin, o tarihe kadar kayıtlı olduğu haneden çıkıp, başka bir haneye tescil edilecek olması da, davayı soybağı davası haline dönüştürmez. Bu nedenle davacının birinci talebi, gerçeğe aykırı beyanla baştan beri yanlış olan sicilin düzeltilmesi niteliğinde olup, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesi kapsamına giren nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Davacının gerçek anne ve baba hanesine kayıt istemi de anne yönünden yine nüfus kaydının düzeltilmesi davasıdır. Nüfus kaydının düzeltilmesi davasında resmi sicilin belgelediği olgunun doğru olması, baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi söz konusudur. Davacının, gerçek ana babası üzerine kayıt istemi ise anne ve baba arasında evlilik ilişkisi olmadığından baba yönünden soybağının düzeltilmesi davasıdır. Bilindiği üzere, çocukla ana arasındaki soybağı doğumla; baba arasındaki soybağı ise ana ile evlilik, tanıma ve hakim hükmü ile kurulur. Esasen soybağına ilişkin uyuşmazlıklarda, kişisel durum ile ilgili nüfus kaydında yer alan bilgi "doğru" olarak doğmuş ve kütüğe tescil edilmiştir. Bu doğru kayıt, daha sonra açılan bir dava, soybağının reddi veya sonradan evlenme yoluyla soybağına itiraz veya tanımaya itiraz veya tanımanın iptali yahut da Af Kanunları ile yapılan nesep düzeltmeye itiraz ile teknik olarak bir yanlışlığa dönüştürülmektedir. Hal böyle olunca …'in mevcut kayıttaki anne ve baba adının iptaliyle gerçek anne üzerine yazılması nüfus kayıt düzeltim davası ve babasının olduğunun tespiti talebinden ibarettir. Soybağına ilişkin hükümler 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 282. maddesi ve devamında düzenlenmiş olup aile mahkemelerinin görevi kapsamındadır. 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 36. maddesinde düzenlenen nüfus kaydının düzeltilmesi davalarına ise asliye hukuk mahkemesinde bakılır. Davada, davacı …'in gerçek babası hanesine tescili istemi Türk Medeni Kanunu'nun 301 ve devamı maddelerinde düzenlenen babalığın tespiti istemine ilişkin olup, 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK. 118-395) kaynaklanan bütün davalarda aile mahkemesinin görevli olduğunun hükme bağlandığı ve aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde davanın aile mahkemesi sıfatı ile görülüp karara bağlanması gerektiği dikkate alındığında, babalık ve nüfus kaydının düzeltilmesi davası olarak davalar tefrik edilip, eldeki davaya babalık davası olarak bakılması ve nüfus kaydının düzeltilmesi davasının bekletici mesele kabul edilmesi, davacının mevcut kaydının iptali ile annesi Fatma üzerine tescili isteminde ise, davanın nüfus kayıtlarındaki düzeltme davası olarak yeni bir esasa kaydedelip asliye hukuk mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nın 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.05.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Soybağının Kurulma Biçimleri

TMK m. 282 uyarınca çocuk ile ana arasındaki soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasındaki soybağı ise üç farklı yolla oluşabilir: ananın koca ile evli olması, babanın çocuğu tanıması ya da hâkim kararı. Soybağı ayrıca evlat edinme yoluyla da kurulur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 282Kaynağı aç
Madde 282- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur. Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya hâkim hükmüyle kurulur. Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur. B. Davada yetki ve yargılama usulü I. Yetki

Babalık Karinesi ve Üç Yüz Günlük Süre

TMK m. 285/1'e göre evlilik devam ederken ya da evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanabilmesi için ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispat edilmesi gerekir. Kocanın gaipliğine karar verilmesi durumunda üç yüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 285Kaynağı aç
Madde 285 – Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır. Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması, ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür. Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar. B. Soybağının reddi I. Dava hakkı

Soybağının Reddi Davası

TMK m. 286, 7 Kasım 2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun ile değiştirilmiştir. Yürürlükteki metne göre koca, ana veya çocuktan herhangi biri babalık karinesini çürütmek amacıyla soybağının reddi davası açabilir; bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı yöneltilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 286Kaynağı aç
Madde 286 – (Değişik:7/11/2024-7531/9 md.) Koca, ana veya çocuk soybağının reddi davasını açarak babalık karinesini çürütebilir. Bu dava, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı açılır. II. İspat 1. Evlilik içinde ana rahmine düşme

Sonradan Evlenme Yoluyla Soybağı ve İtiraz

TMK m. 293 uyarınca eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını evlenme sırasında ya da evlenmeden sonra yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadır. Bildirimin yapılmamış olması çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tabi olmasını engellemez. Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbirleriyle evlenince nüfus memuru re'sen gerekli işlemi yapar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 293Kaynağı aç
Madde 293- Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna bildirmek zorundadırlar. Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez. Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru re'sen gerekli işlemi yapar. III. İtiraz ve iptal

TMK m. 294, bu yolla kurulan soybağına itiraz hakkını ana ve babanın yasal mirasçılarına, çocuğa ve Cumhuriyet savcısına tanımaktadır. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispat etmekle yükümlüdür. Çocuğun altsoyu ise yalnızca çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak yitirmiş olması hâlinde bu hakka sahip olabilir; bu davalarda tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 294Kaynağı aç
Madde 294- Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve Cumhuriyet savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba olmadığını ispatla yükümlüdür. Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde itiraz hakkına sahiptir. Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır. ÜÇÜNCÜ AYIRIM TANIMA VE BABALIK HÜKMÜ A. Tanıma I. Koşulları ve şekli

Tanımanın İptali Davası ve Hak Düşürücü Süreler

TMK m. 300/1'e göre tanıyanın dava hakkı, iptal sebebini öğrendiği ya da korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl; her hâlde tanıma tarihinden itibaren beş yıl geçmekle düşer. Tanıyan dışındaki ilgililerin dava hakkı ise davacının hem tanımayı hem de tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl; her hâlde tanımadan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı ergin olmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Yasal süreler geçmiş olsa bile gecikmeyi haklı kılan bir sebebin varlığı hâlinde, sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde dava açılabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 300Kaynağı aç
Madde 300- Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde dava açılabilir. B. Babalık hükmü I. Dava hakkı

Nüfus Kaydının Düzeltilmesi Davasının Kapsamı

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, resmî sicilin belgelediği olgunun baştan yanlış olarak kütüğe geçirilmesi nedeniyle mevcut kaydın düzeltilmesini amaçlar. Yanlış ve yanıltıcı beyan ile işlemle yasaya aykırı biçimde oluşturulmuş kayıtların düzeltilmesi de bu kapsamdadır. Soybağına ilişkin uyuşmazlıklarda ise nüfus kaydındaki bilgi doğru biçimde tescil edilmiş olmakla birlikte, sonradan açılan soybağının reddi, tanımaya itiraz, tanımanın iptali veya benzeri bir dava sonucunda teknik olarak bir yanlışlığa dönüşmektedir. Bu ayrım, hangi dava türünün seçileceğini belirleyen temel ölçüttür.

Görevli Mahkeme: Asliye Hukuk mu, Aile Mahkemesi mi?

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36/1-a uyarınca nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, düzeltmeyi isteyen kişiler ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları tarafından yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılır. Bu nitelikteki davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

Soybağı davaları ise 4787 sayılı Kanun m. 4/1 uyarınca TMK'nın İkinci Kitabı kapsamındaki aile hukuku uyuşmazlıkları olarak aile mahkemesinde görülür; ancak bu kitabın Üçüncü Kısmı aile mahkemesinin görev alanı dışında tutulmuştur. Babalığın tespiti davası, TMK m. 301 ve devamında düzenlenmiş olup 4787 sayılı Kanun m. 4 gereğince aile mahkemesinin görev alanındadır. Aile mahkemesi kurulmayan yerlerde, bu davalara Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nca belirlenen asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla bakar.

Hane Değişikliği Davanın Niteliğini Değiştirmez

Nüfus kaydının düzeltilmesi davasının sonucunda ilgili kişinin kayıtlı olduğu haneden çıkıp başka bir haneye tescil edilecek olması, davayı soybağı davasına dönüştürmez. Bu ilke, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/11473, K. 2019/4866 sayılı kararında açıkça ortaya konulmuştur. Belirleyici olan, davanın baştan yanlış tescile mi yoksa gerçek anlamda bir soybağı uyuşmazlığına mı dayandığıdır.

Aynı Davada İki Talep Birlikte İleri Sürülürse

Aynı davada hem babalığın tespiti hem de nüfus kaydının düzeltilmesi talepleri birlikte ileri sürüldüğünde bu iki talep ayrı dava olarak tefrik edilir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2017/11473, K. 2019/4866 sayılı kararında bu husus ele alınmıştır: eldeki babalık talebi aile mahkemesince görülmeli, nüfus kaydının düzeltilmesi talebi ise asliye hukuk mahkemesine gönderilmeli; nüfus kaydı düzeltme davası, babalık davasının bekletici meselesi olarak kabul edilmelidir. Öte yandan evlilik ilişkisi bulunmadığı hâlde gerçek babanın tespiti ve o hanenin kaydına geçilmesi istemi soybağının düzeltilmesi davası niteliğindedir. Gerçek annenin hanesine kayıt istemi ise anne ile biyolojik soybağı doğumla kurulduğundan nüfus kaydının düzeltilmesi davası kapsamında kalır.

Nüfus Kayıtlarında Yeniden Düzeltme ve Tespit Davaları

5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36/1-b uyarınca haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin yeniden düzeltme yapılması hâkimden istenebilir. Tespit davaları ise nüfus kaydının iptali veya düzeltilmesi için açılacak davalara karine oluşturur. Bir kişinin başkasına ait kaydı kullandığına dair başvurular 5490 sayılı Kanun m. 36/2 uyarınca Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır.

Ad ve Soyadı Değişikliklerinde Yapılan Düzeltmeler

5490 sayılı Kanun m. 36/1-b'ye göre ad değişikliği hâlinde nüfus müdürlüğü bu kişinin çocuklarının baba veya ana adına ilişkin kaydı, soyadı değişikliğinde ise eşin ve ergin olmayan çocukların soyadını da düzeltir.

Davacının Hukuki Nitelendirmesi ve Hâkimin Rolü

Davada maddi olguları ileri sürmek taraflara aittir; davanın hukuki nitelendirmesi ise hâkime aittir. Bu ilke doğrultusunda hâkim, sunulan olayları değerlendirerek uyuşmazlığın niteliğini belirler ve buna göre görevli mahkemeyi saptar.

Sık Sorulan Sorular

Nüfus kaydının düzeltilmesi davası ile soybağı davası arasındaki temel fark nedir?

Temel ayrım davanın hukuki dayanağında yatar. Nüfus kaydının düzeltilmesi davası, usulsüz tescile veya yanlış beyana dayalı kayıtların 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36 çerçevesinde düzeltilmesini amaçlar ve asliye hukuk mahkemesinde görülür. Soybağı davaları ise TMK hükümlerine göre soybağının kurulmasını, reddini veya iptalini hedefler ve kural olarak aile mahkemesinin görev alanına girer.

Nüfus kaydı düzeltme davasını kim açabilir?

5490 sayılı Kanun m. 36/1-a'ya göre bu davaları düzeltmeyi isteyen kişiler ile ilgili resmî dairenin göstereceği lüzum üzerine Cumhuriyet savcıları açar. Davalar yerleşim yeri adresinin bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Soybağının reddi davasını kimler açabilir?

TMK m. 286'nın 7 Kasım 2024 tarihli ve 7531 sayılı Kanun ile değiştirilmiş olan yürürlükteki metnine göre koca, ana veya çocuk, dava açma hakkına sahip diğer kişilere karşı soybağının reddi davası açabilir.

Tanımanın iptali için hangi süreler geçerlidir?

TMK m. 300'e göre tanıyanın dava hakkı, iptal sebebini öğrendiği ya da korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde tanımadan itibaren beş yıl geçmekle düşer. Tanıyan dışındaki ilgililer için başlangıç noktası, davacının hem tanımayı hem tanıyanın baba olamayacağını öğrendiği tarihtir; süre yine bir yıl ve her hâlde beş yıldır. Çocuğun dava hakkı ergin olmasından itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır. Gecikmeyi haklı kılan bir sebebin varlığı hâlinde sebebin ortadan kalkmasından itibaren bir ay içinde dava açılabilir.

Kayıt düzeltmesi kişiyi başka bir haneye taşıyorsa dava soybağı davası mı olur?

Hayır; düzeltme sonucunda kişinin başka bir haneye tescil edilecek olması davayı soybağı davasına dönüştürmez. Belirleyici olan, talebin baştan yanlış tescile mi yoksa gerçek anlamda bir soybağı uyuşmazlığına mı dayandığıdır. Evlilik ilişkisi bulunmadığı hâlde gerçek babanın hanesine tescil istemi ise niteliği gereği soybağı davasına tabidir; bu iki durumu birbirinden ayırt etmek gerekir.

Aynı davada hem babalık tespiti hem nüfus kaydı düzeltme talebi varsa ne olur?

Bu iki talep tefrik edilerek ayrı davalar hâline getirilir. Babalığın tespiti talebine aile mahkemesi bakar; nüfus kaydının düzeltilmesi talebi ise asliye hukuk mahkemesine gönderilir. Nüfus kaydı düzeltme davası babalık davasının bekletici meselesi olarak kabul edilir.

Başkasına ait kaydı kullanan kişi için hangi yola başvurulur?

Bu tür başvurular 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu m. 36/2 uyarınca Bakanlıkça incelenip sonuçlandırılır.

Nüfus kaydı bir kez düzeltildikten sonra yeniden düzeltme mümkün müdür?

5490 sayılı Kanun m. 36/1-b'ye göre haklı sebeplerin bulunması hâlinde aynı konuya ilişkin yeniden düzeltme yapılması hâkimden istenebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu