Velayetin Kapsamı ve Hukuki Niteliği
Velayet kurumu, Türk Medenî Kanunu hükümleri uyarınca çocukların bakım, eğitim, öğretim ve korunması ile temsil görevlerini kapsar; ana ve babanın velayet altındaki çocukların kişiliklerine ve mallarına dair hak, ödev, yetki ve yükümlülüklerini bünyesinde barındırır. Türk Medenî Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrasına göre ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda onun menfaatini gözeterek gerekli kararları alır ve uygular. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını düzenleme olanağı tanınır ve önemli konularda olabildiğince düşüncesi göz önünde tutulur. Kanun'un 339. maddesinin 4. fıkrası uyarınca çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terk edemez ve yasal bir sebep bulunmadıkça onlardan alınamaz. Ayrılık ve boşanma durumlarında velayetin belirlenmesindeki temel gaye ise küçüğün ileriye dönük yararlarını gözetmek ve geleceğini güvence altına almaktır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2069, K. 2018/1179Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 339Kaynağı aç
Velayete dair kanuni kurallar kural olarak kamu düzenini ilgilendirir ve bu nitelikteki uyuşmazlıklarda hâkim kendiliğinden araştırma ilkesini tatbik ederek tarafların beyan veya istemleriyle bağlı kalmaksızın inceleme yapar. Türk Medenî Kanunu'nun 327. maddesinin 1. fıkrası uyarınca küçüğün bakımı, eğitimi ve korunması gayesiyle yapılan giderleri karşılama yükümlülüğü kural olarak ana ve babaya aittir. Bununla birlikte aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca ebeveynlerin yoksulluğa düşmesi, çocuğun özel vaziyetinin olağandışı masraflar doğurması ya da fevkalade diğer nedenlerin mevcudiyeti durumunda, mahkemenin izni temin edilmek kaydıyla küçüğün kendi malvarlığından bakım ve tahsil masraflarını karşılayacak miktarda harcama yapılması mümkündür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 327Kaynağı aç
Koşulların Değişmesi ve Önlem Talepleri
Boşanma hükmünün ardından tarafların yaşam şartlarında yahut aile düzeninde yeni gelişmeler ortaya çıkabilir. Türk Medenî Kanunu'nun 183. maddesi gereğince ebeveynlerden birinin yeniden izdivaç yapması, farklı bir yerleşim yerine taşınması yahut vefat etmesi benzeri yeni durumların zorunlu kılması hâlinde hâkim, kendiliğinden ya da taraflardan birinin başvurusuyla icap eden tedbirleri kararlaştırır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 183Kaynağı aç
Kişisel İlişki Yükümlülükleri ve Velayetin Değiştirilmesi
Velayet kendisine bırakılmayan yahut gözetimi altında çocuk bulunmayan ebeveyn, Türk Medenî Kanunu'nun 323. maddesi çerçevesinde çocukla münasip bir kişisel bağ tesis edilmesini talep edebilir. Bunun karşılığında ebeveynlerin her ikisi de ötekinin çocukla kurduğu şahsi münasebeti zedeleyici tutumlardan ve küçüğün eğitim ile yetiştirilme sürecini sekteye uğratmaktan imtina etmekle mükelleftir. Türk Medenî Kanunu'nun 324. maddesinin 3. fıkrası uyarınca velayet tevdi edilen tarafın şahsi ilişki tesisine dair düzenlemenin gereklerine riayet etmemesi durumunda, çocuğun menfaatine aykırılık teşkil etmedikçe velayet değiştirilebilir. Ayrıca kanun gereğince bu husus kişisel ilişkinin kurulmasına dair kararda taraflara ihtar edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 324Kaynağı aç
Öte yandan kişisel ilişki hakkı sınırsız değildir. Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya ana ve baba bu haklarını kişisel ilişkiyi zedelememe ve eğitimi engellememe yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile ciddi olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa, Türk Medenî Kanunu'nun 324. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir.
Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Yargılama Usulü
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Türk Medenî Kanunu'nun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 4722 sayılı Kanun'dan doğan aile hukukuna ilişkin dava ve işleri incelemekle Aile Mahkemeleri görevlidir. Aile Mahkemesinin bulunmadığı mahallerde Asliye Hukuk Mahkemesinin Aile Mahkemesi sıfatıyla davayı göreceği kabul edilmektedir. Yetki konusunda ise Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca genel kural gereği davanın açıldığı tarihteki davalının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 316. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi uyarınca velayet ve vesayete ilişkin dava ve işlerde basit yargılama usulü uygulanır. Basit yargılama usulünde Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 320. maddesinin 1. fıkrası mahkemeye mümkün olan hâllerde dosya üzerinden karar verme yetkisi tanımakla birlikte, velayet uyuşmazlıklarının kamu düzenine ilişkin niteliği ve re'sen araştırma ilkesinin geçerliliği nedeniyle duruşmalı inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmektedir. Benzer şekilde bu davaların vekille takibinde genel dava vekâletnamesinin yeterli olduğu kabul edilmektedir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 316Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 320Kaynağı aç
Çocuğun Görüşünün Alınması ve Temsil Kayyımı
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3. ve 6. maddeleri, idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Bu bağlamda velayet ve kişisel ilişki tesisine ilişkin değerlendirmelerde idrak çağındaki çocuğun görüşüne başvurulması önem taşır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/2069 Esas ve 2018/1179 Karar sayılı kararında değerlendirildiği üzere, velayetin değiştirilmesi talebine konu küçük ile velayet kendisine bırakılan yasal temsilci ebeveyn arasında Türk Medenî Kanunu'nun 426. maddesinin 2. bendinde öngörülen menfaat çatışması bulunmadığı durumlarda çocuğa temsil kayyımı atanması gerekmez. Aynı kararda, kamu düzenine ilişkin olan ve usuli kazanılmış hak ilkesinin istisnasını oluşturan velayet davalarında, ilk kararı temyiz etmemiş olan ebeveynin direnme hükmünü temyiz etmesinde çocuğun üstün yararı gereğince hukuki yararının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Davanın Süresi, Kararın Yerine Getirilmesi ve Nafaka
Velayetin değiştirilmesine yönelik talepler bakımından kanunda özel bir hak düşürücü süre yahut zamanaşımı öngörülmemiş olup çocuğun menfaatinin olumsuz yönde etkilenmesi hâlinde bu davanın her zaman açılabileceği kabul edilmektedir. Bunun yanı sıra velayete ilişkin verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı, dolayısıyla koşulların değişmesi hâlinde aynı konuda yeniden istemde bulunulabileceği değerlendirilmektedir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin 2. fıkrası uyarınca kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez. Bu nedenle velayetin değiştirilmesine ilişkin ilam kesinleşmeden uygulanamaz. Dava sonucunda velayetin nafaka ödeyen kişiye geçmesi hâlinde ise iştirak nafakası çocuk için verilen bir nafaka olduğundan nafaka ödeme yükümlülüğü ortadan kalkar.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 367Kaynağı aç
Velayetin değiştirilmesi davası açmak için bir süre sınırı var mıdır?
Velayetin değiştirilmesi talepleri kanuni bir hak düşürücü süreye bağlanmamış olup çocuğun menfaatinin olumsuz etkilenmesi hâlinde bu davanın her zaman açılabileceği değerlendirilmektedir.
Kişisel ilişki engellendiğinde velayet değiştirilebilir mi?
Velayeti üstlenen ebeveyn şahsi münasebet kararının gereklerine uymazsa, küçüğün yararına ters düşmediği ölçüde velayetin el değiştirmesi gündeme gelebilir ve bu ihtimal kişisel ilişki kararında taraflara bildirilir.
Velayetin değiştirilmesi davasında dosya üzerinden karar verilebilir mi?
Velayete ilişkin uyuşmazlıklar kamu düzenini ilgilendirdiğinden ve re'sen araştırma ilkesi uygulandığından, basit yargılama usulündeki dosya üzerinden karar verme imkânı yerine incelemenin duruşmalı yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
Velayet kararı kesinleşmeden yerine getirilebilir mi?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 367. maddesinin 2. fıkrası uyarınca aile hukukuna ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez.
Velayeti devralan ebeveynin nafaka borcu devam eder mi?
Velayetin nafaka ödemekte olan ebeveyne geçmesi durumunda, iştirak nafakası çocuk için verilen bir nafaka niteliğinde olduğundan nafaka ödeme yükümlülüğü sona erer.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

