Evlilik İzni Kaç Gün: İşçi ve Memur İzin Hakkı

by Avukat Erdal Ersoy
Evlilik İzni Kaç Gün: İşçi ve Memur İzin Hakkı

Evlilik izni, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi işçiler için 3 gün, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memurlar için ise 7 gün olarak tanınan ücretli bir mazeret iznidir. İzin süresince işçi veya memur, çalışmadığı halde maaşını tam olarak almaya devam eder.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. Ek 2Kaynağı aç
Ek Madde 2 – (Ek: 4/4/2015-6645/35 md.) İşçiye; evlenmesi veya evlat edinmesi ya da ana veya babasının, eşinin, kardeşinin, çocuğunun ölümü hâlinde üç gün, eşinin doğum yapması hâlinde ise beş gün ücretli izin verilir. İşçilerin en az yüzde yetmiş oranında engelli veya süreğen hastalığı olan çocuğunun tedavisinde, hastalık raporuna dayalı olarak ve çalışan ebeveynden sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla, bir yıl içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar ücretli izin verilir. Zamanaşımı süresi

İş Kanunu Kapsamında İşçilerin Evlilik İzni ve Süresi

4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 2 uyarınca, işçiye evlenmesi halinde 3 gün ücretli mazeret izni verilir. Sürenin kanunda gün olarak belirtilmesi sebebiyle hafta sonu ve resmi tatiller izinden sayılır; iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi ile evlilik izni süresinin uzatılması mümkündür.

İş Kanunu'na tabi çalışanlar bakımından mazeret izni hakkı yalnızca işçinin bizzat evlenmesi durumunda doğar. İşçinin çocuğunun, kardeşinin, anne ve babasının veya diğer akrabalarının evlenmesi halinde kanunen tanınmış bir düğün veya mazeret izni hakkı bulunmamaktadır.

Devlet Memurlarının Evlilik İzni Hakkı ve Kapsamı

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 104/B çerçevesinde memura, kendisinin veya çocuğunun evlenmesi halinde isteği üzerine 7 gün izin verilir. Bu düzenleme uyarınca memurlar hem kendi evliliklerinde hem de çocuklarının evlenmesi durumunda bu izinden yararlanabilir. Buna karşın memurun anne, baba veya kardeş gibi diğer yakınlarının evlenmesi için kanunda ayrı bir mazeret izni öngörülmemiştir.

Evlilik İzninin Kullanım Şartları ve Başlangıcı

Evlilik izni hakkı resmi nikahın gerçekleşmesiyle doğar; nikah kıyılmadan önce kullanılması mümkün olmayıp düğün hazırlıkları veya nişan dönemi evlilik izni kapsamında sayılmaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 118 uyarınca nişanlanma evlenme vaadiyle gerçekleşir. Kamu görevlilerinde resmi nikah ile düğün tarihinin farklı olması halinde izin tercihe göre nikah veya düğün tarihinden itibaren başlatılabilirken, özel sektör için kanunda bu sürenin ne zaman kullanılacağına dair bir detay düzenlenmemiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 118Kaynağı aç
Madde 118- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur. Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü veya kısıtlıyı bağlamaz. B. Nişanlılığın hükümleri I. Dava hakkının bulunmaması

Evlilik izninden faydalanabilmek için yıllık ücretli izinde aranan en az bir yıllık kıdem koşulu aranmaz; işyerinde yeni işe başlayan bir personel de evlenmesi durumunda bu izne hak kazanır. Kanuni bir mazeret izni niteliğinde olduğundan kullanılan günler işçinin yıllık ücretli izin hakkından mahsup edilemez. Ayrıca kanunda herhangi bir kullanım adedi sınırı bulunmadığı için birden fazla evlilik yapan çalışan her evliliğinde bu izni ayrı ayrı kullanma hakkına sahiptir. Zamanında kullanılmayan evlilik izni ise yıllık izin gibi sonradan parasal ücrete dönüşmez.

İznin Kullandırılmaması ve İş Sözleşmesinin Feshi

4857 sayılı İş Kanunu m. 24/II uyarınca işveren tarafından işçinin ücreti kanun veya sözleşme şartlarına uygun ödenmezse yahut çalışma şartları uygulanmazsa işçi iş sözleşmesini feshedebilir. İş sözleşmesini haklı nedenle fesih yetkisi, 4857 sayılı İş Kanunu m. 26 doğrultusunda durumun öğrenilmesinden itibaren altı iş günü ve her halde fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde kullanılmalıdır; işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre sınırı uygulanmaz.

4857 sayılı İŞ KANUNU m. 24Kaynağı aç
Madde 24 – Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: I. Sağlık sebepleri: a) İş sözleşmesinin konusu olan işin yapılması işin niteliğinden doğan bir sebeple işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlikeli olursa. b) İşçinin sürekli olarak yakından ve doğrudan buluşup görüştüğü işveren yahut başka bir işçi bulaşıcı veya işçinin işi ile bağdaşmayan bir hastalığa tutulursa. II. Ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri: a) İşveren iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltırsa. b) İşveren işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söyler, davranışlarda bulunursa veya işçiye cinsel tacizde bulunursa. c) İşveren işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunur veya gözdağı verirse, yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirir, kışkırtır, sürükler, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlerse yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnad veya ithamlarda bulunursa. d) İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemler alınmazsa. e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse, f) Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücret karşılanmazsa, yahut çalışma şartları uygulanmazsa. III. Zorlayıcı sebepler: İşçinin çalıştığı işyerinde bir haftadan fazla süre ile işin durmasını gerektirecek zorlayıcı sebepler ortaya çıkarsa. İşverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı
4857 sayılı İŞ KANUNU m. 26Kaynağı aç
Madde 26 – 24 ve 25 inci maddelerde gösterilen ahlak ve iyiniyet kurallarına uymayan hallere dayanarak işçi veya işveren için tanınmış olan sözleşmeyi fesih yetkisi, iki taraftan birinin bu çeşit davranışlarda bulunduğunu diğer tarafın öğrendiği günden başlayarak altı iş günü geçtikten ve her halde fiilin gerçekleşmesinden itibaren bir yıl sonra kullanılamaz. Ancak işçinin olayda maddi çıkar sağlaması halinde bir yıllık süre uygulanmaz. Bu haller sebebiyle işçi yahut işverenden iş sözleşmesini yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde feshedenlerin diğer taraftan tazminat hakları saklıdır. Yeni iş arama izni

1475 sayılı Kanun m. 14 uyarınca kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini kendi arzusuyla sona erdirmesi halinde, işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı süresince geçen her tam yıl için işverence 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir ve bir yıldan artan süreler de aynı oran üzerinden hesaplanır. Kıdem tazminatına esas olan 30 günlük süre sözleşmelerle işçi lehine artırılabilir; kıdem tazminatının vaktinde ödenmemesi durumunda açılacak davanın sonunda hakim, gecikme süresi için mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder.

1475 sayılı İŞ KANUNU m. 14Kaynağı aç
Madde 14 – (Değişik birinci fıkra: 29/7/1983 – 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak amacıyla;[2] 5. (Ek: 25/8/1999 – 4447/45 md.) 506 Sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (A) bendinin (a) ve (b) alt bentlerinde öngörülen yaşlar dışında kalan diğer şartları veya aynı Kanunun Geçici 81 inci maddesine göre yaşlılık aylığı bağlanması için öngörülen sigortalılık süresini ve prim ödeme gün sayısını tamamlayarak kendi istekleri ile işten ayrılmaları nedeniyle, Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme yapılır. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler gözönüne alınarak hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12/7/1975 tarihinden, itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12/7/1975 tarihinden evvel işyeri devrolmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.[3] [4] İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde bu şart aranmaz. T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir. Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem tazminatının hesabında dikkate alınmaz. Ancak, bu tazminatın T.C. Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktardan fazla olamaz. Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi, genel, katma ve özel bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan kurumları kapsar. Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya ikramiye ödenmez. Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır. Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır. (Değişik: 29/7/1983 – 2869/3 md.) 13 üncü maddesinde sözü geçen tazminat ile bu maddede yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan doğan menfaatler de gözönünde tutulur. Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim gecikme süresi için, ödenmeyen süreye göre mevduata uygulanan en yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer hakları saklıdır.[5] (Değişik: 17/10/1980 – 2320/1 md.) Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre hizmet akidleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine değiştirilebilir. (Değişik: 10/12/1982 – 2762/1 md.) Ancak, toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez. (Değişik fıkralar: 17/10/1980 – 2320/1 md.): İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir. Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya sigorta şirketlerine sigorta ettiremez. İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik, malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydiyle Devlet veya kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası Devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.[6] Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, 2013/15269 Esas ve 2013/16139 Karar sayılı kararında, işçinin eylemleri 4857 sayılı Kanun'un 25/II maddesinde öngörülen haklı fesih ağırlığında olmasa da, izin talebinde bulunmadan evlenilip işyerinde işin görülmesinin olumsuz etkilenmesi ve işyeri düzeninin bozulması karşısında geçerli nedenle fesih şartlarının oluştuğunu değerlendirmiştir.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/15269, K. 2013/16139Kaynağı aç
(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi         2013/15269 E.  ,  2013/16139 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesinin geçerli ve haklı sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir. Davalı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin müvekkili işverence haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna itibarla feshinin haklı ve geçerli nedene dayanmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İş sözleşmesinin, işçinin doğruluk ve bağlılığa aykırı davranışları sebebiyle işverence haklı olarak feshedilip feshedilmediği noktasında taraflar arasında uyuşmazlık sözkonusudur. 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinin (II) numaralı bendinde, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller sıralanmış ve belirtilen durumlar ile benzerlerinin varlığı halinde, işverenin iş sözleşmesini haklı fesih imkanının olduğu açıklanmıştır. Yine değinilen bendin (e) alt bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan işçi davranışlarının da işverene haklı fesih imkanı verdiği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere yasadaki haller sınırlı sayıda olmayıp, genel olarak işçinin sadakat borcuna aykırılık oluşturan söz ve davranışları işverene fesih imkanı tanımaktadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Somut olayda davacı davalı işyerinde 12.03.2007-01.10.2011 tarihleri arasında satış müdürü olarak çalışmış olup iş sözleşmesi davalı işveren tarafından 01.10.2011 günlü fesih bildirimi ile şirketin güvenini kötüye kullanarak doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sergilediği iddiasıyla 4857 sayılı Kanun'un 25. maddesinin (II) numaralı bendi gereğince feshedilmiştir. Davacının devamsızlıkları doktor raporu ve evlilik izni gibi gerekçelere dayandığından haklı sebeple fesih şartlarını oluşturmayacağı doğru ise de, 23.08.2011 tarihinden 02.10.2011 tarihine kadar birbirini takip edecek şekilde yıllık izin ve evlilik izni kullandığı, yıllık izin öncesinde ve sonrasında iki kez; evlilik izni sonrasında da iki kez olmak üzere toplam 4 ayrı şikayetle istirahat raporları aldığı, davacının izinli ve istirahatlı olduğu günlerde işveren tarafından davacıya ulaşılmakta güçlük çekildiği, davacının evlilik izni için işverenden izin talep etmeden evlendiğinden bahisle evlilik izni talep ettiği anlaşılmakla davacının işyerindeki satış müdürü olarak görev ve sorumluluğu, kullanılan izinli -mazeretli günlerin süresi, istirahat raporlarının nedeni ve sayısı dikkate alındığında davacının eylemleri 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmasa da, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, işyeri düzenini bozucu nitelikte olup geçerli nedenle fesih şartlarını oluşturduğu düşünülmeden, davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 400,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 02.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Evlilik izni yıllık izinden düşülür mü?

Hayır, evlilik izni bağımsız bir mazeret izni niteliğinde olduğundan çalışanın yıllık ücretli izin hakkından mahsup edilemez veya bu haktan düşülemez.

Evlilik izninde personelin maaşından kesinti yapılır mı?

Hayır, evlilik izni kanunen ücretli bir izin türü olup çalışan izin süresince çalışmadığı halde maaşını tam olarak almaya devam eder.

İşçi çocuğunun evlenmesi halinde evlilik izni kullanabilir mi?

Hayır, 4857 sayılı İş Kanunu'na tabi işçiler yalnızca kendi evlilikleri için 3 gün mazeret iznine hak kazanır; çocuklarının evlenmesi durumunda yasal izin hakkı yoktur.

Devlet memuru çocuğunun evliliğinde izin alabilir mi?

Evet, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 104/B uyarınca memura, kendisinin veya çocuğunun evlenmesi halinde talebi üzerine 7 gün izin verilir.

Birden fazla evlilik yapan personel her seferinde izin alabilir mi?

Evet, kanunda herhangi bir sayı sınırlaması öngörülmediği için birden fazla evlilik yapan personel her resmi evliliğinde evlilik iznini ayrı ayrı kullanabilir.

Evlilik izninden faydalanmak için kıdem süresi şartı var mıdır?

Hayır, evlilik izninde yıllık ücretli izinde olduğu gibi bir yıllık çalışma süresi şartı aranmaz; yeni işe başlayan çalışan da bu hakkı kullanabilir.

Kullanılmayan evlilik izni sonradan ücrete dönüşür mü?

Hayır, mazeret izinleri kural olarak olayın gerçekleştiği dönemde kullanılmak üzere tanındığından, kullanılmayan evlilik izni yıllık izin gibi ücrete çevrilemez.

Kadın işçi evlilik nedeniyle işten ayrıldığında kıdem tazminatı alabilir mi?

Evet, 1475 sayılı Kanun m. 14 gereğince kadın çalışanlar evlilik tarihinden itibaren bir yıl içinde iş sözleşmesini feshetmeleri halinde kıdem tazminatına hak kazanırlar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu