Boşanmada Maddi Manevi Tazminat ve Nafaka Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Boşanmada Maddi Manevi Tazminat ve Nafaka Şartları

Evlilik birliğinin boşanma ile sonuçlanması durumunda tazminat ve nafaka talepleri, tarafların kusur dağılımı ile ekonomik şartlarına göre Türk Medeni Kanunu çerçevesinde belirlenir. Boşanma sebebiyle mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş maddi tazminat, olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir. Boşanma yüzünden yoksulluğa sürüklenecek taraf ise kusuru daha ağır olmamak koşuluyla diğer eşten mali gücü oranında yoksulluk nafakası isteyebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. 2. Yoksulluk nafakası
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi

Boşanmada Maddi ve Manevi Tazminatın Kanuni Şartları

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre ise boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.

Boşanma neticesinde maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu olması, talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine nazaran daha az kusurlu bulunması zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.2022 tarihli ve E. 2021/10657, K. 2022/1328 sayılı kararında belirtildiği üzere, tazminat talep eden eşin kusursuz ya da daha az kusurlu olması koşulu gerçekleşmeden tazminata hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Boşanmaya sebep olan vakıalarda tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi durumunda ise her iki tarafın maddi ve manevi tazminat talepleri reddedilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/10657, K. 2022/1328Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2021/10657 E.  ,  2022/1328 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve iştirak nafakasının miktarı; davalı-davacı erkek tarafından kusur belirlemesi, reddedilen ve aleyhine hükmedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Davalı-davacı erkek temyiz dilekçesinde adli yardım talebinde bulunmuştur. Adli yardıma ilişkin usul ve esaslar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334-340 ıncı maddelerinde düzenlenmiş olup, aynı Kanunun 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre adli yardım talebi kanun yollarına başvuru sırasında Yargıtay’a da yapılabilir ve 337 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca da duruşma yapılmaksızın talep hakkında karar verilebilir. Davalı-davacının adli yardım talebini içeren dilekçesi dosya kapsamındaki belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde, kendisi ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin gereken kanun yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu kanaatine varıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. 2-Davacı-davalı kadın tarafından ilk derece mahkemesi hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurulmadığından ve bölge adliye mahkemesince kusur belirlemesi ve iştirak nafakasının miktarı yönünden kadın aleyhine yeni bir hüküm tesis edilmediğinden, kadının kusur belirlemesi ve iştirak nafakasının miktarına ilişkin temyiz dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 3-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre; davacı-davalı kadının sair, davalı-davacı erkeğin de aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 4-Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davasının yapılan yargılaması sonunda, ilk derece mahkemesince davaların kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve fer'ilere hükmedilmiştir. İlk derece mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve bölge adliye mahkemesi kadının nafakaların, tazminatların ve ziynet alacağı talebinin miktarına ilişkin istinaf taleplerini kabul ederek ilk derece mahkemesinin kararını bu yönlerden kaldırmış; her iki tarafın kusur belirlemesine yönelik başvurularının esastan reddine karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi, davalı-davacı erkeğe bağımsız konut temin etmediği, eşini rızası olmadığı halde başka şehre götürdüğü ve işyerinde huzursuzluk çıkarıp eşinin işten çıkarılmasına neden olduğu ve davacı-davalı kadına da başka bir kadın ile, normal arkadaşlığın ötesinde, sürekli görüşüp mesajlaşarak ve telefonunu gizleyerek güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu vakıalarını kusur olarak yükleyip boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Davacı-davalı kadına yüklenen “güven sarsıcı davranış” kusuru kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığından kesinleşmiştir. Dosyanın tetkikinden, erkeğe kusur olarak yüklenen “işyerinde huzursuzluk çıkarıp eşinin işten çıkarılmasına neden olma” vakıasına dair tanık beyanlarının soyut olduğu, bu hususun başka delillerle de ispatlanamadığı anlaşılmış olup, bu konuda erkeğe kusur yüklenmesi doğru olmamıştır. Bu itibarla, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kesinleşen ve gerçekleşen kusurlu davranışlara göre; bağımsız konut temin etmeyen ve eşini rızası olmadığı halde başka şehre götüren erkek ile güven sarsıcı davranışları olan kadın eşit kusurludur. Bu itibarla, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir. 5-Yukarıda 3. bentte açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir (TMK m.174). Bölge adliye mahkemesince davalı-davacı erkeğin, davacı-davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1.) bentte açıklanan sebeple davalı-davacının adli yardım talebinin KABULÜNE; (2.) bentte gösterilen sebeple kadının kusur belirlemesi ve iştirak nafakasının miktarına dair temyiz dilekçesinin REDDİNE; bölge adliye mahkemesi hükmünün (4.) ve (5.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA; tarafların sair temyiz itirazlarının reddi ile hükmün (3.) bentte gösterilen nedenlerle ONANMASINA, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar verildi.15.02.2022(Salı)

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 28.11.2019 tarihli ve E. 2019/7326, K. 2019/11709 sayılı ilamında, boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşe göre daha fazla kusuru bulunan taraf lehine manevi tazminata hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. İncelenen somut uyuşmazlıkta evlilik birliğinin sarsılmasına yol açan olaylarda ağır ya da eşit kusuru bulunmayan, evliliğin sona ermesiyle en azından diğer eşin maddi desteğini yitiren ve kişilik hakları ihlal edilen taraf lehine, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, fiilin ağırlığı ve hakkaniyet ölçüleri gözetilerek maddi ve manevi tazminata karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/5570, K. 2019/12070Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/5570 E.  ,  2019/12070 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVACI-DAVACI : … DAVALI-DAVACI : … DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, tedbir ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Taraflarca karşılıklı boşanma istemli açılan davada yapılan yargılama neticesinde, ilk derece mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle her iki tarafında davası kabul edilerek, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakası ödenmesine, tarafların karşılıklı olarak tazminat taleplerinin reddine, velayetin anneye bırakılmasına ve çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmiş, karar karşı davacı-davalı erkek tarafından; kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat talebinin reddi, tedbir ve yoksulluk nafakası yönlerinden, davalı-davacı kadın tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafakaların miktarı yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuş, bölge adliye mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle karar tümüyle kaldırılmış, yerine; her iki tarafında davasının kabulüne, kadın yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına, tarafların karşılıklı olarak tazminat taleplerinin reddine, velayetin anneye bırakılmasına ve çocuk yararına tedbir ve iştirak nafakasına karar verilmiş, hüküm davacı-davalı erkek tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davacı-davalı erkeğin bağımsız konut temin etmediği, davalı-davacı kadının ise birlik görevlerini yerine getirmediği, intihar girişiminde bulunduğu, eşininin ailesini ve misafirlerin gelmesini istemediği, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-davacı kadının, davacı-davalı erkeğe nazaran ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olarak kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentde açıklandığı üzere; boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda davalı-davacı kadın ağır kusurlu olup, bu kusurlu davranışlar aynı zamanda davacı-davalı erkeğin kişilik haklarına zarar verici niteliktedir. TMK 174/1-2 madde koşulları erkek yararına oluşmuştur. Tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek erkek yararına uygun miktarlarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak bu taleplerin reddi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. 4-Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. (TMK m.175) Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere, Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi koşulları davalı-davacı kadın yararına gerçekleşmemiştir. O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün, yukarıda 2., 3. ve 4. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyiz konu diğer bölümlerin yukarıda l. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 10.12.2019 (Salı)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/7326, K. 2019/11709Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/7326 E.  ,  2019/11709 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVACI-DAVALI : … DAVALI-DAVACI : … DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların reddi ve aleyhine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Mahkemece verilen ilk hüküm kusur belirlemesi yönünden davalı-karşı davacı erkek tarafından temyiz edilmediğinden, davacı-karşı davalı kadın için usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Bu sebeple ilk kararda kadına yüklenmeyen "Eşine küfür ettiği" vakıası kadına kusur olarak yüklenemeyeceği gibi, kadına yüklenen güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu vakıası da ispatlanamadığından kadına kusur olarak yüklenmesi doğru olmamıştır. Gerçekleşen ve mahkemece kabul edilen diğer kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerektiği halde, davacı-karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olduğunun kabulü doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. 3-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda erkek, kadına nazaran daha fazla kusurlu olduğu halde, hatalı kusur belirlemesi sonucu davalı-karşı davacı erkek lehine manevi tazminata (TMK m. 174/2) hükmedilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir. 4-Yukarıda 2. bentte açıklandığı üzere; evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-karşı davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4) dikkate alınarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde davacı-karşı davalı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.), (3.) ve (4.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 28.11.2019 (Prş.)

Boşanma Sürecinde Geçici Önlemler ve Tedbir Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca, boşanma yahut ayrılık davasının açılmasıyla birlikte mahkeme re'sen harekete geçer. Yargılama boyunca tarafların barınma ve geçim şartlarının temini, evlilik mallarının idaresi ile müşterek çocukların bakım ve korunmasına yönelik zorunlu geçici tedbirler hakim tarafından doğrudan kararlaştırılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık

Yoksulluk Nafakası ve Kusur Şartı

Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca, boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Bu nafaka türünde nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şartı aranmaz. Ancak Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 10.12.2019 tarihli ve E. 2019/5570, K. 2019/12070 sayılı kararında da belirtildiği üzere, boşanmada kusuru diğer eşe göre daha ağır olan taraf yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez.

Çocukların Bakım Giderleri ve İştirak Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi gereğince, velayet kendisine bırakılmayan eş ile çocuk arasındaki kişisel ilişki kurulurken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlaki gelişimi gibi menfaatleri gözetilir. Velayeti almayan taraf, çocuğun bakım ve yetiştirilme masraflarına kendi mali olanakları ölçüsünde katılmakla yükümlüdür. Talep edilmesi halinde hakim, irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de karara bağlayabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 2. Durumun değişmesi

Anne ve babanın çocuklarına yönelik bakım yükümlülüğü kural olarak çocuğun reşit olmasıyla sona erer. Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun 328. maddesi doğrultusunda erginliğe ulaştığı halde eğitimi süren çocuk bakımından ana ve baba, somut koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitim hayatı tamamlanıncaya kadar çocuğa bakmakla yükümlüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Madde 328- Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler. III. Dava hakkı

Hısımlar Arasında Yardım Nafakası

Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinin 1. ve 2. fıkraları uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür; kardeşlerin nafaka yükümlülüğü ise refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Aynı maddenin 3. fıkrası gereğince eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklı tutulmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Madde 364- Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. B. Dava hakkı

Tazminat ve Nafakanın Ödenme Şekli ile Sona Erme Sebepleri

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin 1. ve 2. fıkralarına göre maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilirken, manevi tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin 3. fıkrasına göre periyodik ödemeler biçiminde bağlanan maddi tazminat veya nafaka; alacaklının başka biriyle evlenmesi yahut eşlerden birinin vefatı durumunda kendiliğinden kalkar. Buna karşılık hak sahibinin evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, muhtaçlık halinin kalkması veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi hallerinde ödemenin sona erdirilmesi mahkeme kararıyla sağlanır.

Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin 4. ve 5. fıkraları gereğince, tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılmasına veya azaltılmasına karar verilebilir. Hakim, istem halinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini de belirleyebilir.

Nafaka Kararlarının Yerine Getirilmemesi ve Tazyik Hapsi

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi doğrultusunda nafaka ödeme yükümlülüğünü yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği karşılanırsa borçlu serbest bırakılır. Borçlunun nafakanın indirilmesi yahut kaldırılması istemiyle dava açmış bulunması durumunda ise mahkeme, öne sürülen sebepleri göz önünde bulundurarak tazyik hapsinin infazını o davanın sonuçlanmasına kadar erteleyebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Madde 344 – (Değişik: 31/5/2005-5358/15 md.) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği:

Boşanmaya Bağlı Alacaklarda Zamanaşımı

Türk Medeni Kanunu'nun 178. maddesi hükmü uyarınca, evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 178Kaynağı aç
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. VI. Mal rejiminin tasfiyesi 1. Boşanma hâlinde

Yabancılık Unsuru Taşıyan Davalarda Tazminat ve Nafaka

5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 14. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri eşlerin müşterek millî hukukuna tabidir. Eşlerin ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku, bunun da bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır. Aynı maddenin 2. fıkrası gereğince boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri ile ayrılık ve evlenmenin butlanı halindeki nafaka talepleri hakkında da birinci fıkra hükmü uygulanır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 14Kaynağı aç
MADDE 14 – (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır. (2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı hâlinde de geçerlidir. (3) Boşanmada velâyet ve velâyete ilişkin sorunlar da birinci fıkra hükmüne tâbidir. (4) Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır. Evlilik malları

5718 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrasına göre yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması halinde bu hüküm uygulanmaz ve gerekli görülen hallerde Türk hukuku tatbik edilir. Ayrıca yabancı mahkeme kararlarında yer alan tazminat ve nafaka hükümlerinin Türkiye'de icra edilebilmesi için bu kararların tenfiz edilmesi zorunludur.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5 – (1) Yetkili yabancı hukukun belirli bir olaya uygulanan hükmünün Türk kamu düzenine açıkça aykırı olması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz; gerekli görülen hâllerde, Türk hukuku uygulanır. Türk hukukunun doğrudan uygulanan kuralları
Boşanmada taraflar eşit kusurluysa tazminat talep edilebilir mi?

Hayır, boşanmada maddi ve manevi tazminata hak kazanılabilmesi için talep eden eşin kusursuz ya da diğer eşe nazaran daha az kusurlu olması zorunlu olup tarafların eşit kusurlu kabul edildiği hallerde her iki tarafın tazminat talepleri reddedilir.

Nafaka borcunu ödemeyen taraf hakkında tazyik hapsi verilir mi?

Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir; hapsin tatbikine başlandıktan sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir.

Yabancı mahkemenin verdiği nafaka veya tazminat kararı Türkiye'de doğrudan icra edilebilir mi?

Hayır, yabancı mahkeme kararlarında yer alan tazminat ve nafaka hükümlerinin Türkiye'de icraya konulabilmesi için kararın Türk mahkemelerince tenfiz edilmesi gerekir.

Boşanmadan doğan tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?

Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu