Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

by Avukat Erdal Ersoy
Aile Konutunun Sağ Kalan Eşe Özgülenmesi

Aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesi, evlilik birliğinin ölümle son bulması hâlinde sağ kalan eşin barınma koşullarını ve kurulu yaşam düzenini korumayı amaçlayan ayni hak talebidir. Türk Medeni Kanunu düzeninde bu hak, mal rejiminin tasfiyesinde katılma alacağına mahsuben ileri sürülebileceği gibi, mirasın paylaştırılmasında yasal miras payına mahsuben de istenebilir. Talebin dayandığı hukuki nedene göre uygulanacak kurallar, ayni hakkın niteliği ve görevli mahkeme değişiklik gösterir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 240Kaynağı aç
Madde 240- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka düzenlemeler saklıdır. Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. 3. Üçüncü kişilere karşı dava
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 652Kaynağı aç
Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. E. Özellikleri olan eşya I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile özel anı değeri olan eşya
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/1466, K. 2024/2731Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2024/1466 E.  ,  2024/2731 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/562 E., 2023/1072 K. DAVA TARİHİ : 10.11.2014 KARAR : Davanın kabulü TEMYİZ EDENLER : Davacı vekili ve davalı … vekili Taraflar arasında görülen ve temyiz incelemesinden geçen aile konutunun miras hakkına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Osmangazi ilçesi, 2631 ada 17 parsel üzerindeki 3 No.lu bağımsız bölümün muris …'na ait olduğunu, tarafların taşınmazda elbirliği halinde malik bulunduklarını, bu taşınmazın davacı ve muris tarafından yıllarca birlikte kullanıldığını, Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğunu belirterek, taşınmazın Türk Medeni Kanunu'nun 652/1 inci maddesi gereğince davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı …, muris …'nun sağlığında hem kendisine hem de diğer davalıya fiilen bağımsız bölümler tahsis ettiğini, davalı …'nin 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açtığını belirterek, 3 No.lu bağımsız bölümün davacı adına tesciline bir itirazı olmadığını beyan etmiştir 2. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkili ile davacının muris …'nun mirasçısı olduğunu, bu davada davacının TMK'nın 652 nci maddesi uyarınca tescil talep ettiğini, davacı eşin bu talebini miras payına mahsuben kullanabileceğini, bu konudaki talebin açıklattırılması gerekeceğini, müvekkilinin muris ile davacının birlikte ikamet ettiği bağımsız bölümün davacıya özgülenmesine itiraz etmediğini, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, Mahkemenin bu davada görevli olmadığını, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu" beyan etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 26.05.2016 tarihli ve 2015/2147 Esas, 2016/1214 Karar sayılı ilamı ile davacıya verilen kesin süreye rağmen gerekli işlemin yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 09.09.2020 tarih ve 2016/16396 Esas, 2020/4767 Karar sayılı ilamı ile; "Mahkemece davacı tarafa dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine dair karar alması için 14/04/2016 tarihli duruşmada iki haftalık kesin mehil verilmiş, davacı taraf bu süre içerisinde Bursa 4. Aile Mahkemesinde 26/04/2016 tarihinde dava açmıştır. Mahmece bu davanın sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirme ile taraflar arasında yargılaması devam eden Bursa 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/1560 Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasındaki ara kararı dikkate alınarak kesin süreye riayet edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de; görülmekte olan eldeki dosyanın aynı mahkemenin 2014/1560 Esas sayılı dosyasında ayrılmış bir dosya olmadığı, ayrı bir esasa kayıtlı bir dosya olduğu halde bu konuda da yazılı olduğu şekilde gerekçe gösterilerek karar verilmesi doğru değildir." gerekçeleriyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 30.05.2023 tarihli ve 2021/562 Esas, 2023/1072 Karar sayılı kararı ile; davanın kabulüyle 2631 ada 17 parsel, 2. kat, 3 numaralı bağımsız bölümün mülkiyetinin davacıya özgülenmesine, karar kesinleştiğinde özgüleme kararının tapuya tesciline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı tarafın açıkça davayı kabul etmemesine ve aşamalarda davanın reddini savunmasına rağmen, sanki geçerli bir kabul beyanı varmış gibi, davacı lehine haksız yere vekalet ücretine hükmedilmediğini, yargılama giderlerinin de davalı tarafa yükletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın vekalet ücreti ve yargılama giderleri yönünden bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı … vekili temyiz dilekçesinde özetle; davada sulh hukuk mahkemesinin görevli olmadığını, davacının derdest paylaştırma davasında verilen süreye uymayarak işbu davayı açtığını, kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, paylaştırma davasının derdest olduğunu, dava konusu dairenin aile konutu olduğuna dair açılan davanın süresinde olmadığını ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 652 nci maddesine dayalı aile konutunun miras hakkına mahsuben sağ kalan eşe özgülenmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 652 nci maddesi; "Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir." 2. "Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya miras bırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilir.” hükmünü içermektedir. 3. Sağ kalan eş mirasçı ise; miras paylaşımında, aralarındaki mal rejimi ister edinilmiş mallara katılma rejimi, ister mal ayrılığı, ister paylaşımlı mal ayrılığı, ister mal ortaklığı olsun, katılma olanağı bulunsun veya bulunmasın mal rejimindeki hakları dışında, mirasın paylaşımında aile konutu ve ev eşyalarının kendisine özgülenmesini isteyebilecektir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3’üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428’inci maddesi ile 439’uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili ile davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekili ile davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, davacıdan onama harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Mal Rejimi Kapsamında Katılma Alacağına Mahsuben Özgüleme

Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, sağ kalan eş eski yaşantısını devam ettirebilmesi için ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde katılma alacağına mahsup edilmek ve yetmezse bedel eklenmek koşuluyla intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle kararlaştırdıkları farklı düzenlemeler saklı tutulmuştur. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca sağ kalan eş, aynı şartlar dairesinde ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını talep edebilir.

Katılma alacağına mahsuben konut üzerinde kural olarak intifa veya oturma hakkı verilmekle birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesinin üçüncü fıkrasına göre haklı sebeplerin varlığı hâlinde sağ kalan eşin ya da ölen eşin yasal mirasçılarının istemiyle konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir. Buna karşılık, aynı maddenin dördüncü fıkrası gereğince, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı faaliyeti sürdürmesi için zorunlu olan bölümlerde sağ kalan eş bu hakları kullanamaz; tarımsal taşınmazlara ilişkin özel yasal hükümler saklıdır.

Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesine dayanılarak aile konutunun özgülenmesinin talep edilebilmesi için ölüm anına kadar eşler arasında yasal edinilmiş mallara katılma rejiminin yürürlükte bulunması gerekir. Bu ayni hak talebi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak niteliğindedir; başkasına devredilemez ve sağ kalan eşin ölümüyle mirasçılarına intikal etmez. Katılma alacağı üçüncü kişilere devredildiği takdirde ise sağ kalan eş aile konutu üzerinde mülkiyet veya intifa hakkı isteme hakkını kaybeder. 1 Ocak 2002 tarihinden önce edinilen taşınmazlar yasal edinilmiş mallara katılma rejimine tabi bulunmadığından ve katılma alacağı doğurmadığından, bu mallar yönünden Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesi işletilemez; sağ kalan eş bu durumda miras payına mahsuben özgüleme talebinde bulunabilir.

Miras Payına Mahsuben Aile Konutunun Özgülenmesi

Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke mevcudunda ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut bulunuyorsa, Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesinin birinci fıkrası uyarınca sağ kalan eş bunlar üzerinde miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Sağ kalan eş mirasçı sıfatını taşıdığı sürece, eşler arasındaki mal rejimi türü ne olursa olsun ve katılma olanağı bulunsun veya bulunmasın, mal rejiminden doğan hakları haricinde mirasın paylaşımında aile konutunun ve ev eşyalarının kendisine verilmesini isteyebilir; ancak bu özgüleme ve alım hakkı karşılıksız ve bedelsiz değildir.

Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesinin ikinci fıkrasına göre haklı sebeplerin bulunması hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine mülkiyet hakkı yerine intifa veya oturma hakkı kurulmasına karar verilebilir. Ancak mirasbırakan tarafından icra edilen mesleki veya sanatsal faaliyetin bir altsoy tarafından devam ettirilmesi için zorunlu olan çalışma bölümlerinde sağ kalan eş özgüleme talebinde bulunamaz; ayrıca tarımsal taşınmazlara dair miras hukuku hükümleri saklıdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2019/2085, K. 2019/7704Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2019/2085 E.  ,  2019/7704 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalılar aleyhine 18.11.2014 gününde verilen dilekçe ile aile konutu üzerinde mülkiyet hakkı tanınması veya intifa hakkı kurulması talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair verilen 04.05.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, … ada 1 parsel sayılı taşınmazda bulunan konutta müteveffa eşi ile birlikte vefatına dek 40 yıl boyunca ikamet ettiklerini, eşinin vefatından sonra da aile konutu olarak kullanılagelen bu taşınmazda halen oturduğunu, davalıların bu taşınmazla ilgili ortaklığın giderilmesi davası açtıklarını, sulh hukuk mahkemesinde açılan davanın 2014/53 Esas sayılı dosya ile halen derdest olduğunu, o davada Türk Medeni Kanununun 240. maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı ya da intifa hakkı tanınmasını talep ettiğini, bunun üzerine iş bu davayı açması konusunda kendisine süre verildiğini, 69. yaşında olup başka gidecek yerinin bulunmadığını, maddede yazılı tüm şartların oluştuğunu belirterek, muris eşi … 'ya ait 135 ada 1 parsel sayılı taşınmazın aile konutu olduğunun tespiti ile taşınmazdaki miras hakkına binaen kendisine mülkiyet tanınmasını, bu talebi kabul edilmediği takdirde intifa hakkı tesis edilmesini istemiştir. Dava önce aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde açılmış, asliye hukuk mahkemesince sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Bu karar temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Dosyanın gönderildiği sulh hukuk mahkemesince asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dava, Türk Medeni Kanununun 652. maddesine dayanan “aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesine” ilişkindir. Dava konusu taşınmazın davacı ile murisin öldüğü tarihe kadar aile konutu olduğunun tespitine ilişkin İstanbul Anadolu 14. Aile Mahkemesi'nin 2013/12 Esas, 2014/453 sayılı Kararı ile tespit edilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 652 maddesi; “Eşlerden birinin ölümü halinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı halinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına karar verilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır” hükmünü içermektedir. Sağ kalan eş mirasçı ise; miras paylaşımında, aralarındaki mal rejimi ister edinilmiş mallara katılma rejimi, ister mal ayrılığı, ister paylaşımlı mal ayrılığı, ister mal ortaklığı olsun, katılma olanağı bulunsun veya bulunmasın mal rejimindeki hakları dışında, mirasın paylaşımında aile konutu ve ev eşyalarının kendisine özgülenmesini isteyebilecektir. Ancak bu özgüleme ve alım hakkı bedelsiz değildir. Türk Medeni Kanununun 652. madddesinde yer alan tereke mallarından birinin mirasçılardan birine miras hakkına mahsuben özgülenmesi, paylaştırma niteliğinde olup, özgüleme kararı, o mal üzerindeki mirasçıların “elbirliği” şeklindeki ortaklığının izalesi sonucunu hasıl eder. O nedenle, Türk Medeni Kanunu'nun 652. madddesine dayananan isteklerde görevli mahkeme, paylaşma isteklerindeki görev kurallarına göre belirlenmelidir. Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebilir. (TMK. md. 642) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ait davalarda sulh hukuk mahkemesi görevlidir. (HMK. md.4/1-b) Göreve ilişkin kurallar kamu düzeninden olup, davanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi, mahkeme de davanın her aşamasında kendiliğinden görevli olup olmadığına karar verir (HMK. md.1). Somut olayda; davanın Türk Medeni Kanunu 652. maddesinde yazılı aile konutunun sağ kalan eşe özgülenmesine ilişkin olması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu 4/1-b maddesi gereğince davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu gözetilmeden görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 13.11.2019 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Talep Süresi, Görevli ve Yetkili Mahkeme Ayrımı

Aile konutunun özgülenmesi talebi eşin vefatından itibaren en erken ileri sürülebilir ve mal rejiminin tasfiyesi tamamlanana kadar ileri sürülmesi mümkündür; konut miras ortaklığının elinden çıkarak mülkiyet el değiştirdikten sonra bu talep dinlenmez. Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesinde açık bir zamanaşımı fıkrası yer almamakla birlikte, uygulamada katılma alacağına ilişkin genel süreler çerçevesinde alacağın öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde mal rejiminin sona erdiği tarihten itibaren on yıllık zamanaşımı süresinin gözetildiği savunulmaktadır.

Mahkemelerin görev kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olup davanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi yargı mercilerince kendiliğinden dikkate alınır. Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesine dayanılarak açılan özgüleme davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetki yönünden ise Türk Medeni Kanunu'nun 214. maddesinin birinci fıkrası uyarınca mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölen eşin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 214Kaynağı aç
Madde 214 – Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir: 1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi, 2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme, 3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi. F. Bir eşin mallarının diğeri tarafından yönetimi

Buna karşılık Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesine dayanan miras payına mahsuben özgüleme talebi tereke malının mirasçılardan birine tahsisi niteliğinde olup miras ortaklığındaki elbirliği mülkiyetinin giderilmesi sonucunu doğurur; bu nedenle paylaşma kuralları gereğince görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Ancak herhangi bir özgüleme talebi bulunmaksızın, ileride açılacak davaya esas teşkil etmek üzere salt aile konutu niteliğinin tespiti ve tapu kütüğüne şerh verilmesi istendiğinde görevli mahkeme Aile Mahkemesidir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/25951, K. 2015/6777Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/25951 E.  ,  2015/6777 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Aile Konutu Şerhi Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen görevsizliğe dair olan hüküm, davacı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı, eşinin öldüğünü, açılacak olan intifa, mülkiyet ve oturma hakkı sağlanması davasına esas olmak üzere dava konusu taşınmazın, aile konutu olduğunun tespitine ve tapu kütüğüne konutla ilgili şerh konulmasına karar verilmesini istemiş; mahkemece, “davanın miras payına mahsuben aile konutu şerhi konulması isteğine ilişkin olduğu ve sulh hukuk mahkemesinin görevli bulunduğu” gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir. Davacının isteği, açılacak davaya esas olmak üzere taşınmazın aile konutu olduğunun tespitine ve tapu kütüğüne şerh konulması isteğine ilişkin olup, Türk Medeni Kanununun 652. maddesine dayanan bir özgüleme isteği bulunmamaktadır. Sulh Hukuk Mahkemesi, aile konutunun sağ eşe, miras hakkına mahsuben özgülenmesine (TMK. m. 652) ilişkin davalarda görevlidir. Dava, buna ilişkin olmayıp, sadece tespit ve tapu kütüğüne konutla ilgili şerh konulması isteğine ilişkin olduğuna göre, görevli mahkeme, aile mahkemesidir. O halde, işin esasının incelenmesi gerekirken, hatalı nitelendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine oybirliğiyle karar verildi. 07.04.2015 (Salı)
Sağ kalan eş aile konutunun mülkiyetini talep edebilir mi?

Katılma alacağına dayalı özgülemede kural olarak intifa veya oturma hakkı istenir, mülkiyet ancak haklı sebepler varsa tanınabilir; miras hakkına mahsuben talepte ise mülkiyet hakkı tanınması istenebilir.

Özgüleme hakkı başkasına devredilebilir mi veya mirasçılara geçer mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 240. maddesindeki özgüleme talebi kişiye sıkı sıkıya bağlı bir haktır; devredilemez ve mirasçılara intikal etmez. Katılma alacağı üçüncü kişiye devredildiğinde de bu hak düşer.

Mirasbırakanın çalıştığı iş yerinde sağ kalan eş özgüleme isteyebilir mi?

Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı işi yürütmesi için zorunlu olan bölümlerde sağ kalan eş aile konutuna veya ev eşyasına ilişkin özgüleme hakkını kullanamaz.

Eşler arasında mal ayrılığı rejimi varsa miras payına mahsuben özgüleme istenebilir mi?

Evet, sağ kalan eş mirasçı ise tabi olunan mal rejimi ne olursa olsun ve katılma imkânı bulunup bulunmadığına bakılmaksızın miras payına mahsuben aile konutunun özgülenmesini talep edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu