Bir yapının komşu parsele taşması durumunda, yapıyı inşa eden taraf ile arazisi tecavüze uğrayan malik arasındaki uyuşmazlık 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 725 çerçevesinde değerlendirilir. İnşaatı yapan kişinin önceden kurulmuş bir irtifak hakkı bulunuyorsa taşan kısım o taşınmazın bütünleyici parçası sayılır. İrtifak hakkının bulunmadığı durumlarda ise arsa malikinin süresinde itiraz etmemesi, yapıyı yapanın iyiniyetli olması ve durumun koşullarının haklı göstermesi halinde mülkiyetin devri veya irtifak tesisi talep edilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 725Kaynağı aç
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/12616, K. 2012/460Kaynağı aç
Taşkın Yapının Tanımı ve Bütünleyici Parça Niteliği
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 725/1 gereğince, bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa onun taşınmazının bütünleyici parçası haline gelir. Bu hükmün uygulanabilmesi için inşaat ve imalatın taşınmaza sıkı ve devamlı surette bağlı, tamamlayıcı parça niteliğinde esaslı bir yapı olması gerekir. Yapının zeminde ya da üstten sınırı aşması veya taşınmazın altında yahut üstünde yapılmış olması kuralın uygulanması bakımından farksızdır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/6556 Esas ve 2022/195 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta, krokide gösterilen bahçe duvarı esaslı ve temelli yapı olarak nitelendirilmediğinden bu yapıya yönelik temliken tescil talebinin reddi isabetli görülmüştür.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/6556, K. 2022/195Kaynağı aç
Temliken Tescil ve İrtifak Kurulmasının Yasal Koşulları
Önceden tesis edilmiş bir irtifak hakkı yoksa, Türk Medeni Kanunu m. 725/2 uyarınca zarar gören taşınmaz malikinin taşmayı öğrendiği tarihten itibaren on beş gün içinde itiraz etmemiş olması gerekir. Bununla birlikte durum ve koşulların haklı göstermesi halinde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kişi uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini talep edebilir. Arsa sahibinin inşaatı görmesi ve suskun kalması ya da on beş gün içerisinde itiraz etmemesi, yapıyı yapanın salt bu nedenle iyiniyetli sayılmasına yeterli görülmemektedir.
Taşınmaza elatıldığını öğrenen komşu taşınmaz malikinin veya ayni hak sahibinin on beş gün içinde yapacağı itiraz herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Sürenin başlangıcı yapının objektif olarak görünebilir hale geldiği tarihtir ve taşırılan arsa malikinin öğrenmesine engel olan kişisel nedenler dikkate alınmaz. Yapılan itiraz, yapı malikinin iyiniyetli sayılması imkânını ortadan kaldırır.
İyiniyet Değerlendirmesi ve Özen Kriteri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 3 uyarınca kanunun iyiniyete hukuki bir sonuç bağladığı durumlarda asıl olan iyiniyetin varlığıdır; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kişi iyiniyet iddiasında bulunamaz. Yapı malikinin kendisinden beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen sınırı aştığını bilmesi veya bilecek durumda olmaması yahut sınırı aşmasında yasaca korunabilecek bir nedenin bulunması subjektif iyiniyetini gösterir. İyiniyet savunması itiraz niteliğinde olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediği durum ve fiili karinelerden anlaşılan yapı sahibinin temliken tescil talebinde bulunması hukuken mümkün değildir. Ayrıca iyiniyetin inşaatın başlangıcından tamamlandığı ana kadar kesintisiz sürmesi zorunludur. Yapı yapan tarafın iyiniyetli olmaması halinde, aşırı zarar bulunup bulunmadığına bakılmaksızın taşan kısmın yıkılması sonucu gündeme gelir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2015/10092 Esas ve 2018/3274 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, çaplı taşınmazlara yönelik müdahalelerde ve inşaatlarda kural olarak iyiniyet iddiası dinlenmez.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/10092, K. 2018/3274Kaynağı aç
İmar Mevzuatı, İfraz Şartı ve Uygun Bedel
Temliken tescil veya irtifak kurulabilmesi için durum ve koşulların haklı göstermesi şartı aranır. Bu çerçevede imar mevzuatı uyarınca ifrazın mümkün olması, ifraz halinde arsa malikinin uğrayacağı zarar ile yapı sahibinin sağlayacağı yarar arasında fahiş bir oransızlığın bulunmaması gözetilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2021/6556 Esas ve 2022/195 Karar sayılı kararında, taşkın yapının kapladığı alanın ana taşınmazdan ifrazının mümkün olup olmadığının incelenmesinde yalnızca fen bilirkişisi görüşüyle yetinilmeyip belediyenin imar biriminden resmi yazıyla araştırma yapılması gereğine işaret edilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2011/12616 Esas ve 2012/460 Karar sayılı ilamına göre, yapının kadastral yola taşkın olması ve tecavüzlü bölüm yönünden imar mevzuatına göre ifrazın olanaksız bulunması halinde binanın korunamayacağı dikkate alınarak mülkiyet devri kararı verilemeyeceği gibi irtifak hakkı tesisi de kurulamaz.
Hâkim, uygun bedeli belirlerken yalnızca temlik edilecek arsanın değerini değil, arazisinin bir kısmından yoksun kalan malikin geride kalan parçasındaki değer kaybını ve diğer zararlarını da uzman bilirkişi aracılığıyla tespit ederek sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde takdir eder. Savunma yoluyla ileri sürülen temliken tescil taleplerinde, mahkemece belirlenen bu bedel mahkeme veznesine depo ettirilmeden tescil kararı verilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/17188, K. 2014/16089Kaynağı aç
Talebin Hukuki Niteliği ve Yeni Maliklere Etkisi
Taşkın yapı sebebiyle Türk Medeni Kanunu m. 725 kapsamında doğan hak ve borçlar taşınmaz mülkiyetine bağlı bir nitelik taşır. Taşınmazların devri halinde yeni malikler kanunda belirtilen haklardan yararlanabildiği gibi borçlardan da sorumlu tutulabilirler. Bununla birlikte talep hakkının asıl taşınmazın yeni malikine karşı ileri sürülebilmesi, aranan kanuni koşulların taşkın yapının inşa edildiği anda ilk malikler arasında gerçekleşmiş bulunmasına bağlıdır.
Yargılama Usulü, Görevli ve Yetkili Mahkeme
Taşınmazın mülkiyetine, ayni hak sahipliğine, zilyetliğine veya alıkoyma yetkisine ilişkin uyuşmazlıklarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 12 uyarınca taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir; irtifak hakkı davaları da üzerinde hak kurulan taşınmazın yargı çevresinde açılır. Dava konusunun parasal miktarı gözetilmeksizin bu çerçevedeki malvarlığı taleplerinde genel görevli mahkeme 6100 sayılı Kanun m. 2/1 uyarınca asliye hukuk mahkemesidir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Taşkın yapı uyuşmazlıklarında temliken tescil talebi bağımsız bir yenilik doğurucu dava ile ileri sürülebileceği gibi, arsa sahibinin açtığı el atmanın önlenmesi veya yıkım davasında savunma yoluyla da ileri sürülebilir. Karşı dava açılması halinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 166/1 çerçevesinde aralarında bağlantı bulunan davalar ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Taşkın yapıya karşı itiraz süresi ne zaman başlar?
Türk Medeni Kanunu m. 725/2 itiraz süresini taşmanın öğrenildiği tarihe bağlamışken, yargı kararlarında bu sürenin başlangıcı yapının dışarıdan görünebilir hale geldiği an olarak değerlendirilmektedir.
Çaplı taşınmaza tecavüz halinde iyiniyet savunması kabul edilir mi?
Çaplı taşınmazlara vuku bulan müdahalelerde ve inşaatlarda kural olarak iyiniyet iddiası dinlenmez.
Bahçe duvarı taşkın yapı sayılarak temliken tescil istenebilir mi?
Taşkın yapı tescili için tamamlayıcı parça vasfında esaslı bir yapı aranmakta olup, somut incelemede temelli yapı vasfı taşımadığı saptanan bahçe duvarı gibi kısımlar yönünden talep reddedilmektedir.
Taşkın yapıda belirlenen bedel yatırılmadan tescil kararı verilebilir mi?
Mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle takdir edilen uygun bedel mahkeme veznesine depo ettirilmeden temliken tescil kararı verilemez.
İfrazı mümkün olmayan taşkın yapıda irtifak hakkı tanınabilir mi?
Yola taşkınlık veya imar mevzuatı nedeniyle ifrazın hukuken olanaksız olduğu ve yapının korunamayacağı hallerde temliken tescil yapılamayacağı gibi irtifak hakkı da kurulamaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

