Taşınmaz Sınır ve Yüzölçümü Düzeltme Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Taşınmaz Sınır ve Yüzölçümü Düzeltme Davası

Yüzölçümü Düzeltme Davası Ne Zaman Açılır?

Taşınmazın fiili yüzölçümünün tapu sicilinde kayıtlı miktardan fazla çıkması ve bu fazlalığın bitişik araziye el uzatmaktan kaynaklanmaması ile sınırlarda herhangi bir değişiklik olmaması hâlinde, taşınmaz maliki bu fazlalığı sicile kaydettirmek için Tapu Kanunu'nun 31. maddesi kapsamında yüzölçümü düzeltme davası açabilir. Koşulların mahkemece saptanması hâlinde fazlalık tapu siciline işlenir.

2644 sayılı TAPU KANUNU m. 31Kaynağı aç
Madde 31 – (Değişik: 25/1/1950-5520/1 md.) Gayrimenkul malların yüz ölçüsü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla çıkıpta bu fazlalığın bitişik araziye el uzatmaktan ileri gelmediğine ve sınırca da bir değişiklik olmadığına mahkemece karar verilirse sicille karar veçhile kaydolunur. Mahkeme gayrimenkulün başında incelemeler yapar ve bitişik gayrimenkul maliklerini dinler. Mahkeme kararına, tapu fen memurlarına ve bunlar yoksa yetkili fen memurlarına veya mühendislere yaptırılacak o yere ait harita da eklenir. İtiraz halinde genel hükümler çerçevesinde dava açılır.

Türk Medeni Kanunu'nun 719. maddesi uyarınca taşınmazın sınırları tapu plânları ve arazi üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir; plân ile arazi işaretleri çeliştiğinde asıl olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olarak belirlenen yörelerde uygulanmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 719Kaynağı aç
Madde 719- Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir. Tapu plânları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa, asıl olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz. 2. Sınır belirleme yükümlülüğü

Davanın Kabul Koşulları

Sınır ve yüzölçümü düzeltilmesine karar verilebilmesi için üç koşulun bir arada bulunması gerekir: tapu kaydında yazılı sınırların sabit olması, sınırlarda herhangi bir değişiklik yaşanmamış olması ve fiili fazlalığın komşu taşınmaza el atmaktan kaynaklanmaması.

Tapu kaydında değişken ve genişletilmeye elverişli sınırlar yer alıyorsa söz konusu kayıt bu dava için uygun sayılmaz. Harita, plân ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgeler bakımından da benzer bir sınırlama mevcuttur: Kadastro Kanunu'nun 20. maddesinin C bendi uyarınca, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikteki sınırları içeren kayıtlarda o kayıtlarda gösterilen miktara itibar olunur; ancak bu taşınmazların kayıtları fiziki yapıları ve konumları itibarıyla belli bir yeri kapsıyorsa tespit o sınır esas alınarak yapılır.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2022/2328, K. 2024/7273Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2022/2328 E.  ,  2024/7273 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/33 E., 2016/32 K. KARAR : Birleşen 2009/81 Esas sayılı dosyanın davacısı …'in davasının reddine, Davacılar vekilinin davalarının kısmen kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı …'in davasının reddine, davacılar vekilinin davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı dahili davalılar, davalı … ve arkadaşları, davacılar vekili ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili, … ilçesi, … köyü, … Mevkiinde bulunan 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi adına tapuda Temmuz 1314 tarih, cilt …/…, sahife …, No:…'de kayıtlı olduğunu, kadastro tespiti yapılırken taşınmazın davalılar adına yanlışlıkla tespit edildiğini, tespitin iptal edilerek taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2009/5 Esas sayılı dosyada davacılar dava dilekçelerinde özetle; Tokat ili, … ilçesi, … köyü sınırları içerisinde 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın murisleri üzerinde tapunun 1314 tarih, cilt …/…, sayfa …, No:… sırasında kayıtlı olduğu halde, taşınmazın uçakla çekilen fotoğraflardan orman zannedilerek orman vasfıyla tespit gördüğünü, tespitin iptal edilerek taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. Birleşen 2009/88 Esas sayılı dosyada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili, … ilçesi, … köyü 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi adına tapuda Temmuz 1314 tarih, cilt …/…, sahife …, No:…'de kayıtlı iken kadastro çalışmalarında taşınmazın davalı adına tespit gördüğünü, tespitin iptal edilerek taşınmazın davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen 2009/81 Esas sayılı dosya davacısı … dava dilekçesinde özetle; Tokat İli, … ilçesi, … köyünde bulunan 105 ada 129 parsel, 101 ada 8 ve 101 ada 12 parsel sayılı taşınmazların murisleri …den geldiğini, kök murisin iki mirasçısı bulunduğunu, bunlardan birinin davalı … diğerinin ise kocasının babası … olduğunu, kadastro tespiti sırasında kök muristen gelen taşınmazların tamamının davalı adına tespit edildiğini, kadastro tespitinin davacıya düşen kısmının iptal edilerek davacının adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2009/89 Esas sayılı dosya da davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Tokat ili, … ilçesi, … mevkiinde bulunan 101 ada 9 parsel sayılı taşınmazın Temmuz 1314 tarihli tapu kaydının kapsamında olduğunu, kadastro tespiti yapılırken taşınmazın yanlışlıkla davalılar adına tespit gördüğünü, tespitin iptal edilerek taşınmazındavacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "01.04.2011 tarihinde keşif yapılmış, dayanak tapu kaydı mahallinde taşınmazlara uygulanmıştır. Fen bilirkişisinin raporunda ve ekli krokisinde belirttiği üzere 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kırmızı ile boyalı olarak gösterdiği 3429,68 m²'lik alanın, 101 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmaz ile 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 164062,52 m²'lik kısmının tapunun kapsamında kaldığı belirtmiştir. 12.10.2015 tarihinde yapılan keşif sonucunda serbest orman mühendisi bilirkişisi raporunda 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olduğunu belirtmiştir. Yapılan keşiflerdeki beyanlar ve dosyadaki belgeler değerlendirildiğinde dava konusu parsellerden 101 ada 8 ve12 parsel, 105 ada 129 parsel sayılı taşınmazların kök muris …'ten mirasçılarına kaldığı, kök murisin dava konusu olmayan taşınmazların mirasçıları arasında taksim edilerek tapuya kaydedildiği dava konusu yapılan taşınmazların da mirasçılar arasında yapılan taksime göre kadastro çalışmalarında tespit gördüğü anlaşılmıştır. 06.09.1975 tarihli satıcısı …, alıcısı … olarak düzenlenen senedin dosyadaki belgelerden sahte olduğu anlaşılmış, itibar edilmemiştir. Dosya kapsamındaki belgeler, beyanlar ve bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman vasfında olduğu, 101 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlar ve 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 05.04.2011 tarihli fen bilirkişisinin raporuna ekli krokide kırmızı ile taralı olarak gösterilen 3429,68 m² yüzölçümlü alanın Ekim 1957 tarihli tapu kaydının kapsamında olduğu, 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın taralı alan dışında kalan 14830,23 m² yüzölçümlük kısmı ise tapu kadının kapsamı dışında olduğu görülmüştür.101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 05.04.2011 tarihli fen bilirkişisi raporuna ekli krokide kırmızı ile taralı olarak gösterilen 3429,68 m² 'lik kısmı ve 105 ada 129 parsel ve 101 ada 12 parsel sayılı taşınmazların kök muris …'ten mirasçılarına kaldığı, dava konusu yapılan bu taşınmazlar yanında dava konusu olmayan taşınmazların da bulunduğu, tüm taşınmazların mirasçılar arasında taksim edildiği ve kadastro tespitinin taksim esas alınarak yapıldığı dosyadaki beyanlardan anlaşılmıştır." gerekçeleriyle davacı …'in davasının reddine, bir kısım davacılar vekilinin davalarının kısmen kabulüne, 101 ada 1 parsel, 101 ada 12 parsel sayılı taşınmazların ve 105 ada 129 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, 101 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptal edilerek, 1957 tarihli tapu kaydında malik olan … ve … mirasçıları arasında payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesçiline, 101 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptaline, 05.04.2011 tarihli fen bilirkişisinin raporuna ekli krokisinde kımızı ile taralı olarak gösterilen 3429,68 metrekare yüzölçümlü taşınmazın Ekim 1957 tarihli tapu kaydının kapsamında olması sebebiyle, tapu kaydında malik olarak gözüken … ve … mirasçıları arasında başka bir parsel numarası verilerek payları oranında tespit ve tapuya kayıt ve tesçiline, 101 ada 8 parsel sayılı taşınmaza ilişkin 05.04.2011 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide 101 ada 8 parsele ait taralı alan dışında kalan 14830,23 m² yüzölçümlük taşınmazın … adına tespit ve tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. Birleşen 2009/89 dosyasının davalıları …, …, …, …, …, …, … tarafından sunulan temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece her iki dosya arasında fiili ve hukuki irtibat bulunduğu kanaatine vararak 101 ada 9 parselle ilgili 2009/89 Esas nolu dava ile 2009/87 esas nolu davanın birleştirilmesine karar verildiğini ve birbiri ile hiç ilgisi olmayan davalar birleştirilerek içinden çıkılmaz hale getirildiğini, köy satış senedinin aslının ellerinde olduğunu, Mahkeme tarafından istenmediğinden ibraz etmediklerini, fotokopi şeklindeki belgeye dayanmadıklarını, sahtelik iddiasının bilirkişi raporuyla incelenmesi gerektiğini belirterek kararın temyizen bozulmasını talep etmişlerdir. Davacı vekili Avukat …'ın temyiz dilekçesinden özetle; 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olmadığını tapu kapsamında kaldığını, dava konusu diğer parseller için verilen ret kararlarınında yanlış olduğundan bahisle kararın incelenerek bozulmasını talep etmiştir. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; usul ve kanuna aykırı olan Niksar Kadastro Mahkemesinin 2013/33 Esas 2016/32 Karar sayılı ilamının Yargıtay içtihatlarınca ve görülecek sair nedenlerle kararın incelenerek bozulmasını talep etmiştir. Dahili davalılar …, …, …'in temyiz dilekçelerinde özetle; Mahkemenin 101 ada 8 nolu parsel ile ilgili olarak 05.04.2011 tarihli fen bilirkişisinin raporuna ekli krokisinde kırmızı ile taralı olarak gösterilen 3429,68 metrekare yüzölçümlü taşınmazın tarla vasfıyla … ve … mirasçılarına bırakarak tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini,bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın 101 ada 8 parselin 3429 metrekarelik kısmına yönelik olarak kararın incelenerek bozulmasını talep etmiştir. 1) Tokat ili, … ilçesi, … Köyü, 101 ada 1 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; dava konusu 101 ada 1 parsel 23/01/2009 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4 üncü maddesi 3 üncü fıkrasına göre orman olarak tespit edilmiştir. 22.10.2015 havale tarihli orman bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, taşınmazın üzerinde orman ağacı olan çok sayıda meşe ve kızılçamın bulunduğu, tarım yapılmadığı, orman humus bakiyesinin toprakta fazla olduğu, eğiminin %10-35 arasında, taşınmazın dere yatağına doğru olan kısımda ise eğimin %5-10 arasında olduğu, 1978 tarihli gizli memleket haritasında ve 1958 tarihli hava fotoğrafına göre orman sayılan alanlardan olduğu bildirilmiştir. 2709 sayılı Anayasa'nın 169 uncu maddesi ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 16 ncı maddesi ve 3402 sayılı Kanun'un 16/D maddesinde ormanların Devletin hüküm ve tasarrufunda altında bulunduğu belirtilmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 17 inci maddesinde olumsuz ifade ile orman sayılan yerlerin ihya yoluyla kazanılamayacağı açıklanmıştır. Bu maddenin aynı Kanun'un 14 üncü maddesine yaptığı yollama nedeniyle ormanların olağanüstü zamanaşımı yoluyla da kazanılması imkansızdır. Ayrıca 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Devletleştirme Kanunu ile tüm ormanlar devletleştirilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere dava konusu 101 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının orman olduğu ve halen bu vasfını koruduğu anlaşılmıştır. Evveliyatı orman olan yerlerde tapuya istisnai haller dışında itibar edilemeyeceği ve somut olayda da istisnai haller söz konusu olmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesi kararının temyizen incelenen 101 ada 1 parsele yönelik karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2) Tokat ili, … ilçesi, … köyü, 101 ada 9 parsel ile 101 ada 8 parselin 05.04.2021 tarihli fen bilirkişinin raporuna ekli krokide gösterilen 3429,68 metrekarelik kısmı yönünden temyiz itirazları incelendiğinde; davacıların dayanmış olduğu Temmuz 1314 tarih, cilt …/…, sayfa …, No:…'de 919 metrekare yüzölçümü ile kayıtlıdır. 20.10.2015 havale tarihli fen bilirkişi raporunda Temmuz 1314 tarihli dayanak tapu kaydının sınırlarından kuzey ve güney sınırlarının sabit olduğunu, diğer sınırların ise mahalli bilirkişi beyanlarında çelişkiler olması nedeniyle net olarak belirlenemediğini bildirmiştir. 3402 sayılı Kanun 20/C fıkrasında "Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlarda gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır." hükmü bulunmaktadır. Davacıların dayandığı Temmuz 1314 tarihli tapu değişken sınırlı bir tapu olup, miktar olarak itibar edilmesi gerekmektedir. Temmuz 1314 tarihli tapu kaydı incelendiğinde miktarı 919 metrekare olduğu görülmüştür. Dosya kapsamı incelendiğinde, 101 ada 10 parsel sayılı 2549,70 metrekare yüzölçümlü taşınmaz davacılar adına Temmuz 1314 tarih, cilt …/…, sayfa …, … nolu tapu kaydına istinaden tespit ve tescil edilmiştir. Bu haliyle miktar itibarıyla geçerli bu tapu kaydına istinaden 101 ada 8 ve 9 parsel sayılı taşınmazlar hakkında tapu iptal ve tescil kararı verilemez. İlk Derece Mahkemesince irdelenmesi gereken husus 101 ada 8 ve 9 parsellere yönelik davacıların zilyetlik ile kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususudur. Dosya kapsamı ve mahalli bilirkişi beyanları irdelendiğinde, davacıların ve murislerinin malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız olarak kadastro tarihinden 20 yıl geriye doğru zilyetliğinin olduğu hususu davacılar tarafından ispatlanamamış olup, taşınmazların davalıların zilyetliğinde olduğu anlaşılmıştır. Bu taşınmazlar yönünden İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, somut olaya uygun olmayan gerekçelerle kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur. Bu durum karşısında; İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının miktarıyla geçerli olduğu ve kayıt miktar fazlasının zilyetlik yoluyla kazanılmasının şartlarını sağlamadığı gözetilerek, 101 ada 9 parsel ve 101 ada 8 parselin 05.04.2021 tarihli fen bilirkişinin raporuna ekli krokide gösterilen 3429,68 metrekarelik kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: 1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekili ile davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının 101 ada 1 parsel yönünden ONANMASINA, 2. Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, dahili davalılar …, …, … ile davalılar …, …, …, …, …, …, …, …'in 101 ada 9 parsel, 101 da 8 parselin 05.04.2021 tarihli fen bilirkişinin raporuna ekli krokide gösterilen 3429,68 metrekarelik kısmına yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu parseller yönünden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, İstek halinde peşin harcın temyiz edenler dahili davalılar … ve müşterekleri ile davalılar … ve müştereklerine ayrı ayrı iadesine, 29,20 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 398,40 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tapu kaydındaki sınırlar daha önce açılmış bir dava sonucu belirlenmiş ise ikinci bir davayla aynı sınırların düzeltilmesi mümkün değildir.

Geçerli Harita Bulunması Hâlinde Yüzölçümünün Belirlenmesi

Türk Medeni Kanunu m. 719 uyarınca, fennî esaslara uygun olarak düzenlenmiş ve gerçek duruma aykırı düşmeyen bir haritanın varlığı saptandığında, taşınmazın yüzölçümünün belirlenmesinde sınırlara değil haritaya itibar edilmesi gerekir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/2299, K. 2025/6234Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2023/2299 E.  ,  2025/6234 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/224 E., 2022/300 K. Taraflar arasındaki tapu kaydında düzeltim davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün asli müdahil Orman İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davacı … Yapı Kooperatifi ve feri müdahiller … ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi gereği düşünüldü: K A R A R Davacı … Yapı Kooperatifi vekili Sulh Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; … köyü … mevki cilt 167, sayfa 22, sıra 8'de tapu siciline tescilli 3.366,000 m² yüzölçümlü taşınmazda davacı kooperatifin de hissedar olduğunu, kadastro çalışmaları sırasında bu yüzölçümü ile tescil edildiğini, ancak, Biga Sulh Hukuk Mahkemesinde 1987/700 Esas sayı ile açılan ortaklığın giderilmesi davasında yapılan keşif sonucunda yüzölçümünün 5.699.639,96 m² olduğunun tespit edildiğini, bu farkın tavzih sınırlarını aştığını, Sulh Hukuk Mahkemesince yüzölçümü farklılığının giderilmesi için taraflarına süre verildiğini belirterek, tapu kaydının yüzölçümünün 5.699.639,96 m² olarak düzeltilmesini talep etmiş ve Sulh Hukuk Mahkemesince dava konusu taşınmazın değeri itibarıyla görevsizlik kararı verilerek dosya Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiş ve bilahare davacı vekili davayı, taşınmazın yüzölçümünün 6.990.000 m² olarak düzeltilmesi istemi olarak ıslah etmiştir. İlk Derece (Asliye Hukuk) Mahkemesince verilen, davanın kısmen kabulüne, Çanakkale ili Biga ilçesi … köyü … mevkinde kain cilt 167, sayfa 22, sıra no 8'de tapuya kayıtlı taşınmazın bilirkişilerin 06.06.2011 tarihli raporları ve krokide (B)=262.571,74 m² olarak sınırlandırılmasına, kalan kısmın orman vasfı ile Hazine adına tesciline dair ilk karar, temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2013/8535 Esas ve 11410 Karar sayılı ilamıyla; "İlk Derece Mahkemesince, dayanak tapu kaydının zeminde çok geniş bir alanı kapsadığı, kapsadığı alan içinde kalan ve fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün orman niteliğinde bulunduğu, bu bölümün 4785 sayılı Kanun ile Devletleşen yerlerden olduğu, 5658 sayılı Kanun kapsamında iadeye tâbi bulunan yerlerden olmadığı kabul edilerek dayanak tapu kaydının (B) bölümü olmak üzere 262.571,74 m²lik olarak sınırlandırılmasına, geriye kalan bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Davacı, 3.366.000 m² yüzölçümlü olarak … mevki, cilt 167, sayfa 22, sıra 8 sayısında tapu siciline kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün arttırılması için 2644 sayılı Kanun'un 5520 sayılı Kanun'la Değişik 31. maddesi uyarınca dava açmıştır. Anılan maddeye göre, taşınmaz malların yüzölçümü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla olduğu hallerde bu fazlalığın bitişik araziye elatmaktan ileri gelmediği ve sınırlarında bir değişiklik olmadığı İlk Derece Mahkemesince tespit edildiği takdirde, taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapu siciline yazılmasına karar verilir. Bu nedenle, tapu kaydı kapsamında orman, dere gibi taşınmazlar bulunduğundan Hazine ve Orman İdaresine husumet yaygınlaştırılmalı, komşu köylere ait kadastro paftaları getirtilmeli ve dava konusu taşınmazın bulunduğu köye ait kadastro paftası ile çakıştırmalı, kapsadığı alanın kadastroca tespit edilip edilmediği, edilmiş ise tespit gördüğü köy veya köyler belirlenerek tespit gördüğü kadastro tutanakları, tescil harici bırakılmış ise hangi nedenle tespit harici bırakıldığı belirlenmeli, yine kadastro parsellerine sınır ise, komşu taşınmaz kayıtlarının uygulanması ve komşu taşınmaz maliklerinin dinlenmesi, dinlenme olanağının bulunmadığı durumlarda davanın niteliğini açıklayan ve yargılamaya katılmadıkları takdirde, davacı ile aralarında sınır çekişmesi olmadığını kabul ettiklerini belirtir şekilde açıklamalı davetiye çıkarılması suretiyle ilgili gerçek veya tüzel kişilere husumet yaygınlaştırılmalı ve dava konusu taşınmaz ile sınır uyuşmazlığının bulunup bulunmadığının saptanmalı, yüzölçümü miktarı daha önce hükmen değiştirilmemiş tapulu taşınmazlar için miktar düzeltimi istenebileceği gözönüne alınarak, yüzölçümünün arttırılması istenen tapu kaydı dayanakları ile birlikte getirtilmeli, tespit edilen komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, üç ziraat mühendisi ve üç harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında; taşınmazın öncesinin ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85… sayılı Kanun'lar karşısındaki durumu saptanmalı, keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte uygulanmalı, gitti kayıtlarının yüzölçümlerine ve sınırlarına bakılmalı, bir değişiklik varsa bunun dayandığı belgeler incelenmeli, doğru ve kanunî bir nedeni olup olmadığı araştırılmalı, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilerek tapu kaydının sınırları belirlenmeli, bu belirleme sırasında Türk Medenî Kanunu'nun 719. maddesi uyarınca fennî esaslara uygun olarak düzenlenen, gerçek duruma ters düşmeyen bir haritanın varlığının saptanması halinde öncelikle taşınmazın yüzölçümünün belirtilmesinde sınırlara değil haritaya itibar edilmesi gerektiği gözardı edilmemeli, bilinmeyen sınırılara ilişkin olarak taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, komşu taşınmazlara ilişkin, tapu veya vergi kaydı bulunması halinde bu kayıtlar da uygulanarak, dava konusu taşınmazı ne şekilde okudukları saptanmalı, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, tapu sınırları, kadastro paftası sınırları ayrı renkli kalemle çizilmiş krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tapu kaydının sınırlarının değişken nitelikte olup olmadığı belirlenmeli, değişken nitelik arzetmesi halinde tapu kaydında yazılı miktara değer verileceğinden, bu nitelikteki kayıtlarda miktar düzeltme olanağı bulunmadığı düşünülmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır. Kabule göre de, Mahkemeye açılan davanın 2644 sayılı Kanun'un 5520 sayılı Kanun'la Değişik 31. maddesi uyarınca açılan tapu kaydının yüzölçümünün arttırılması davası olduğu halde ve tapu kaydının iptali için açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, taleple bağlılık ilkesi aşılmak suretiyle tapu kaydının bir kısmının iptali ile orman niteliğiyle tesciline karar verilmesi de doğru değildir." gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma sonrası yapılan yargılama sırasında asli müdahil Orman İdaresi, taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiş; feri müdahiller vekili ise 12.02.2014 havale tarihli dilekçesi ile, müvekkillerinin davaya konu tapunun 30138/34566 payına sahip olduklarını ve verilen kararın kendilerini etkileyeceğini belirterek duruşmalara müdahil olarak katılmalarına karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı uyarınca yapılan yargılama neticesinde verilen, davanın kabulü ile Çanakkale ili Biga ilçesi … köyü … mevkindeki cilt no:1 67… sıra no 8'de tapuya kayıtlı bulunan 3.366.000 m²lik taşınmazın yüzölçümünün 27.07.2015 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterildiği şekilde A=6.679.682.58 m² ve B=262.571.74 m² olmak üzere toplam 6.942.254.32 m² olduğunun tespiti ile tapuya bu şekilde tesciline, asli müdahil Orman İdaresi'nin davasının kabulü ile Çanakkale ili Biga ilçesi … köyü … mevkindeki cilt no:1 67… sıra no 8'de tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın 27.07.2015 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterildiği şekilde A=6.679.682.58 m² ve B= 262.571.74 m² olmak üzere toplam 6.942.254.32 m²lik taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın 262.571,74 m² olarak sınırlandırılmasına, kalan (A) harfi ile gösterilen kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline dair önceki karar, davacı vekili, feri müdahiller vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 2020/1382 Esas ve 2020/1687 Karar sayılı ilamıyla; "Davacı kooperatif tarafından açılan yüzölçümünün artırılması davasına yönelik temyiz itirazları yönünden; davacı vekili … köyü … mevki, cilt 167, sayfa 22, sıra 8'de tapu siciline tescilli 3.366,000 m² yüzölçümlü taşınmazın yüzölçümünün arttırılması için 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 31. maddesi uyarınca dava açmış olup, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda tapu kaydının kapsadığı iddia edilen taşınmaz bölümünün zeminde 3 yönünün orman olduğu ve eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yapılan araştırma ve incelemede büyük bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu belirlenmiştir. İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere tapu kaydının sınırlarının değişken nitelik arzetmesi nedeniyle tapu kaydında yazılı miktara değer verileceğinden ve bu nitelikteki kayıtlarda miktar düzeltme olanağı bulunmadığından davacı kooperatif tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Orman Yönetimince açılan davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Orman Yönetimince dava konusu edilen taşınmazın tamamının orman vasfıyla Hazine adına tescili talep edilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince iptali istenilen tapu kaydı tüm geldi ve gittileriyle birlikte getirtilerek kayıtta yer alan maliklerin tamamı davaya dahil edilmeksizin karar verilmiştir. O halde İlk Derece Mahkemesince öncelikle iptali istenilen 1955 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittleri ile birlikte (tapu kütük fotokopileri olarak değil birbirini izler sıralı şekilde) getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilerek dosya arasına alınmalı, tapu kaydında yer alan tüm malikler tespit edilerek bunların davaya dahil edilmesi için Orman Yönetimine süre verilmeli, husumetin bu şekilde yaygınlaştırılması sağlandıktan sonra tarafların sunacakları tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. " gerekçesiyle bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı … Yapı Kooperatifi ve asli müdahil … ve …'un davaları yönünden, dava ve asli müdahale talebinin kabulüne, dava konusu Çanakkale ili Biga ilçesi … köyü … mevki cilt 1 67… sıra 8 de tapuya kayıtlı bulunan gayrimenkulün yüzölçümünün 6.793.419,65 m² olarak tespiti ile düzeltilmesine, dahili davalılar …, … ve … yönünden davanın usulden reddine; asli müdahil Orman İdaresinin davası yönünden, davanın kabulüne, dava konusu Çanakkale ili Biga ilçesi … köyü … mevki cilt 1 67… sıra 8 de tapuya kayıtlı bulunan gayrimenkulün 16.08.2021 tarihli fen bilirkişileri … ve harita mühendisi …'in koordinatlarını belirlediği raporda (A1), (A2) ve (A3) olarak gösterilen 6.509.580,39 m²lik kısımlarının ifrazı ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil Orman İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve …, davacı … Yapı Kooperatifi ve feri müdahiller … ve … tarafından temyiz edilmiştir. 1. Davacı Kooperatif tarafından açılan yüzölçümünün artırılması davasına yönelik müdahil Orman İdaresi ile davalılar Hazine ve …'nün temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince hükmüne uyulan her iki bozma ilamında da açıkça, davaya konu tapu kaydının sınırlarının değişken nitelik arzetmesi nedeniyle tapu kaydında yazılı miktara değer verileceğinden ve bu nitelikteki kayıtlarda miktar düzeltme olanağı bulunmadığından davacı kooperatif tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, bozma ilamlarına uyularak oluşan usuli kazanılmış haklara riayet edilmeksizin yeniden davacı kooperatif tarafından açılan yüzölçümünün artırılması davasının kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan her iki bozma ilamında da belirtdiği gibi davacı kooperatif tarafından açılan ve … ve …'un feri müdahil olarak yer aldıkları yüzölçümünün artırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Müdahil – davacı … İdaresi tarafından açılan tapu iptali ve tescil davasına ilişkin olarak verilen hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince uyulmasına karar verilen son bozma ilamında, iptali istenilen 1955 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydının ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittileri ile birlikte getirtilmesi ve tapu kaydında yer alan tüm malikler tespit edilerek bunların davaya dahil edilmesi için müdahil – davacı … İdaresine süre verilmesi gereğine değinilmesine rağmen, söz konusu tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittileri ile birlikte dosya arasına getirtilmemiş ve tapu kaydında malik olarak adı yazılı kişiler davaya dahil edilmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, müdahil – davacı … İdaresi tarafından iptali istenilen 1955 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittileri ile birlikte (tapu kütük fotokopileri olarak değil birbirini izler sıralı şekilde) getirtilmeli ve söz konusu tapu kaydının kadastro sırasında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları dosya arasına celp edilmeli, ayrıca bu tapu kaydına dayanılarak dava konusu taşınmaza komşu taşınmazlara ilişkin olarak açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa bu dava dosyaları tespit edilip dosya arasına alınmalı; tapu kaydında yer alan tüm malikler tespit edilerek bunların davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilindeki eksikliğin giderilmesi için müdahil – davacı … İdaresine süre ve imkan tanınmalı ve bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra taşınmazın bulunduğu … köyü ile komşu köylerde yapılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilmeli; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı temin edilerek dosyaya kazandırıldıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, öncelikle orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, taşınmazın … köyü ile komşu köylerde yapılan orman tahdidine göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, yine getirtilen belgeler dava konusu taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 47 85… sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, dava konusu taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Yapılacak araştırma sonucu dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, anılan tapu kaydının 3116, 47 85… sayılı Kanunlar karşısında hukukî kıymetini koruyup korumadığı tartışılmalı; tapu kaydının hukuki kıymetini koruduğu ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde, tapu kaydının değişebilir sınırlar içerdiği ve bu nedenle miktarı ile geçerli olduğu gözetilerek, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C ve 32/3. maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilmek suretiyle, sabit ve kesinleşmiş sınırdan başlamak koşulu ile kapsamı en fazla 3.366.000 m² olarak belirlenmeli, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve tapu kaydının kapsamı belirtilen şekilde saptandıktan sonra oluşacak sonuca göre müdahil – davacı … İdaresinin talebi hakkında bir karar verilmelidir. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmaksızın, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Müdahil – davacı … İdaresi vekili, davalı Hazine vekili ve …, davacı … Yapı Kooperatifi ve feri müdahiller … ve …'un temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kadastro Görmüş Taşınmazlarda Durum

Kadastro uygulaması sonucu oluşan ve ölçekli krokisi (çapı) bulunan parsellerde Tapu Kanunu m. 31'e dayalı yüzölçümü düzeltme davası açılamayacağı yönünde değerlendirmeler mevcuttur; bu tür taşınmazlarda yüzölçümünün çap kaydının uygulanmasıyla belirleneceği ileri sürülmektedir. Bu değerlendirme doğrulanmış bir yüksek mahkeme kararı metnine tam olarak dayanılarak kesin kural biçiminde sunulamamaktadır; dolayısıyla her somut durumda ilgili hukuki sürecin ayrıca değerlendirilmesi gerekir.

Sınırında Mera Bulunan Taşınmazlar

Mera yönündeki komşu taşınmaz tapusu iskan yoluyla tesis edilmişse mücavirleşme gerçekleşmiş sayılır ve meralık vasfı ortadan kalkar. Buna karşın komşu taşınmaz tapusu zilyetlikten oluşmuşsa meralık vasfı ortadan kalkmaz; bu durumda davacı tapu kaydının yalnızca kayıtlı miktarı ile geçerli olacağı kabul edilir ve davanın reddine karar verilmesi gerekir. Bu kural ikincil kaynaklarda yer almakla birlikte dayanağı gösterilen Yargıtay kararı bağımsız olarak doğrulanamamıştır; somut davalarda konunun ayrıca irdelenmesi uygun olacaktır.

Tapu Kaydında Orman veya Dere Gibi Alanlar Bulunması

Yüzölçümü artırma davasında tapu kaydının kapsamında orman veya dere gibi taşınmazların bulunması hâlinde Hazine ve Orman İdaresi'ne husumet yöneltilmesi gerekir.

Evveliyatı orman olan taşınmazlarda, istisnai hâller dışında tapuya itibar edilemeyeceği kabul edilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/2328, K. 2024/7273 sayılı kararı bu ilkeyi somut bir kadastro tespitine itiraz davası kapsamında uygulamıştır; söz konusu karar doğrudan sınır ve yüzölçümü düzeltme davasına ilişkin olmayıp orman vasfı belirlenen bir taşınmaza özgüdür.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Sınır ve yüzölçümü düzeltme davası çekişmesiz yargı kapsamında değerlendirilir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 383. maddesi uyarınca çekişmesiz yargı işlerinde aksine düzenleme bulunmadıkça görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Yetki bakımından HMK m. 12, taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin kesin yetkili olduğunu hükme bağlamaktadır; sınır ve yüzölçümü düzeltme davasının bu madde kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ise kaynakta açıkça tartışılmamıştır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 383Kaynağı aç
MADDE 383- (1) Çekişmesiz yargı işlerinde görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadığı sürece sulh hukuk mahkemesidir. Çekişmesiz yargı işlerinde yetki
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir. Karşı davada yetki

Birden fazla taşınmaza ilişkin davalarda, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da dava açılabilir (HMK m. 12/3).

Davanın Hasımsız Niteliği

Bu dava çekişmesiz yargı kapsamında hasımsız olarak açılır. HMK m. 382/2-ç-1, taşınmaz sınır ve yüzölçümü düzeltme davalarını çekişmesiz yargı işleri arasında saymaktadır. Tapu sicil müdürlüğü bu davanın doğal hasımı değildir; dava hasımsız açılır. Tapu sicil müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılan davalar ise husumet yönünden reddedilmektedir.

Yargılama Usulü: Keşif, Komşu Malik Dinleme ve Harita

Tapu Kanunu m. 31, mahkemenin gayrimenkulün başında inceleme yapmasını ve bitişik taşınmaz maliklerini dinlemesini zorunlu kılmaktadır. İstem kabul edilirse karara, tapu fen memurlarına ya da bunlar yoksa yetkili fen memurlarına veya mühendislere yaptırılan o yere ait harita eklenir. Bu harita taşınmazın geometrik biçimini ortaya koyar.

Komşu taşınmazlara ait tapu veya vergi kaydı bulunduğu hâllerde bu kayıtlar da uygulanarak dava konusu taşınmazın kapsamının ne şekilde belirlendiğinin saptanması gerekir.

Yüzölçümü artırma davasında bilirkişi raporu yalnızca büro incelemesine değil uygulamaya ve araştırmaya dayalı olmalı; tapu sınırları ile kadastro paftası sınırları ayrı renkli kalemle çizilmiş, krokili ve bilimsel verileri bulunan bir rapor niteliği taşımalıdır.

Karara İtiraz Yolu

Tapu Kanunu m. 31 uyarınca verilen yüzölçümü düzeltme kararına itiraz hâlinde genel hükümler çerçevesinde dava açılabilir. Madde metni itiraz davası için görevli veya yetkili mahkemeyi ayrıca belirtmemektedir.

Kadastro Kanunu m. 41 Kapsamındaki Düzeltme ve Süre

Kadastro Kanunu'nun 41. maddesi kapsamında yapılan düzeltme taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde sulh hukuk mahkemesinde dava açılmazsa düzeltme kesinleşir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bu maddenin uygulanmasında Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinde öngörülen hak düşürücü süre aranmaz.

3402 sayılı KADASTRO KANUNU m. 41Kaynağı aç
Madde 41 – (Değişik birinci fıkra:22/2/2005 – 5304/9 md.) Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya kadastro müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.[7] (Değişik :22/2/2005 – 5304/9 md.) Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.7 Bu maddenin uygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hak düşürücü süre aranmaz. SEKİZİNCİ BÖLÜM Ceza Hükümleri Ceza:

Değişken Sınırlı Tapu Kayıtlarında Yüzölçümü

Tapu kaydının değişken ve genişletilmeye elverişli sınırlar içerdiği hâllerde miktar düzeltme olanağının bulunmadığı yönünde Yargıtay içtihadı oluşmuştur. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E. 2020/1382, K. 2020/1687 sayılı kararında tapu kaydı sınırlarının değişken nitelik arz etmesi nedeniyle tapu kaydında yazılı miktara itibar edileceğini, bu nitelikteki kayıtlarda miktar düzeltme olanağı bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini hükme bağlamıştır. Aynı ilke Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E. 2023/2299, K. 2025/6234 sayılı kararında da benimsenmiş; tapu kaydı sınırlarının değişken nitelik taşıması nedeniyle miktar düzeltme davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu vurgulanmıştır.

Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2020/1382, K. 2020/1687Kaynağı aç
(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi         2020/1382 E.  ,  2020/1687 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili, feri müdahiller vekili, davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı vekili, 24.12.2013 havale tarihli dilekçe ile; … köyü, … mevkii, cilt 167, sayfa 22, sıra 8'de tapu siciline tescilli 3.366,000 m² yüzölçümlü taşınmazda davacı Kooperatifin de hissedar olduğu, kadastro çalışmaları sırasında bu yüzölçümü ile tescil edildiği, ancak, … Sulh Hukuk Mahkemesinde 1987/700 Esas sayı ile açılan ortaklığın giderilmesi davasında yapılan keşif sonucunda yüzölçümünün 5.699.639,96 m² olduğunun tesbit edildiği, bu farkın tavzih sınırlarını aştığı, sulh hukuk mahkemesince yüzölçüm farklılığının giderilmesi için taraflarına süre verildiği iddiasıyla tapu kaydının yüzölçümünün 5.699.639,96 m² olarak düzeltilmesi istemiyle sulh hukuk mahkemesine dava açmış, mahkemece dava konusu taşınmazın değeri itibariyle görevsizlik kararı verilerek dosya asliye hukuk mahkemesine aktarılmıştır. Davacı vekili, 15.04.2008 havale tarihli dilekçe ile, dava konusu taşınmazın yüzölçümünün 6.990.000 m² olarak düzeltilmesi istemiyle dava dilekçesini ıslah etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne ve … ili, … ilçesi, … köyü, …, mevkiinde kain cilt 167, sayfa 22, sıra no 8'de tapuya kayıtlı taşınmazın bilirkişilerin 06.06.2011 tarihli raporları ve krokide (B)=262.571,74 m² olarak sınırlandırılmasına, kalan kısmın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, hükmün temyizi üzerine Dairemizin 2013/8535 – 11410 E.K. sayılı kararıyla “Mahkemece, dayanak tapu kaydının zeminde çok geniş bir alanı kapsadığı, kapsadığı alan içinde kalan ve fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümün orman niteliğinde bulunduğu, bu bölümün 4785 sayılı Kanun ile devletleşen yerlerden olduğu, 5658 sayılı Kanun kapsamında iadeye tâbi bulunan yerlerden olmadığı kabul edilerek dayanak tapu kaydının (B) bölümü olmak üzere 262.571,74 m² olarak sınırlandırılmasına, geriye kalan bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ise de, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. Davacı, 3.366.000 m² yüzölçümlü olarak … mevkii, cilt 167, sayfa 22, sıra 8 sayısında tapu siciline kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün arttırılması için 2644 sayılı Kanunun 5520 sayılı Kanunla değişik 31. maddesi uyarınca dava açmıştır. Anılan maddeye göre, taşınmaz malların yüzölçümü tapu sicilinde yazılı miktardan fazla olduğu hallerde bu fazlalığın bitişik araziye elatmaktan ileri gelmediği ve sınırlarında bir değişiklik olmadığı mahkemece tesbit edildiği takdirde, taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapu siciline yazılmasına karar verilir. Bu nedenle, tapu kaydı kapsamında orman, dere gibi taşınmazlar bulunduğundan Hazine ve Orman Yönetimine husumet yaygınlaştırılmalı, komşu köylere ait kadastro paftaları getirtilmeli ve dava konusu taşınmazın bulunduğu köye ait kadastro paftası ile çakıştırmalı, kapsadığı alanın kadastroca tespit edilip edilmediği, edilmiş ise tespit gördüğü köy veya köyler belirlenerek tespit gördüğü kadastro tutanakları, tescil harici bırakılmış ise hangi nedenle tesbit harici bırakıldığı belirlenmeli, yine kadastro parsellerine sınır ise, komşu taşınmaz kayıtlarının uygulanması ve komşu taşınmaz maliklerinin dinlenmesi, dinlenme olanağının bulunmadığı durumlarda davanın niteliğini açıklayan ve yargılamaya katılmadıkları takdirde, davacı ile aralarında sınır çekişmesi olmadığını kabul ettiklerini belirtir şekilde açıklamalı davetiye çıkarılması suretiyle ilgili gerçek veya tüzel kişilere husumet yaygınlaştırılmalı ve dava konusu taşınmaz ile sınır uyuşmazlığının bulunup bulunmadığının saptanmalı, yüzölçümü miktarı daha önce hükmen değiştirilmemiş tapulu taşınmazlar için miktar düzeltimi istenebileceği gözönüne alınarak, yüzölçümünün arttırılması istenen tapu kaydı dayanakları ile birlikte getirtilmeli, tesbit edilen komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, üç ziraat mühendisi ve üç harita mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulu eliyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, öncelikle memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planında; taşınmazın öncesinin ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı, keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte uygulanmalı, gitti kayıtlarının yüzölçümlerine ve sınırlarına bakılmalı, bir değişiklik varsa bunun dayandığı belgeler incelenmeli, doğru ve kanunî bir nedeni olup olmadığı araştırılmalı, doğru esasa dayanmıyorsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilerek tapu kaydının sınırları belirlenmeli, bu belirleme sırasında Türk Medenî Kanununun 719. maddesi uyarınca fennî esaslara uygun olarak düzenlenen, gerçek duruma ters düşmeyen bir haritanın varlığının saptanması halinde öncelikle taşınmazın yüzölçümünün belirtilmesinde sınırlara değil haritaya itibar edilmesi gerektiği gözardı edilmemeli, bilinmeyen sınırılara ilişkin olarak taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, komşu taşınmazlara ilişkin, tapu veya vergi kaydı bulunması halinde bu kayıtlar da uygulanarak, dava konusu taşınmazı ne şekilde okudukları saptanmalı, yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, tapu sınırları, kadastro paftası sınırları ayrı renkli kalemle çizilmiş krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, tapu kaydının sınırlarının değişken nitelikte olup olmadığı belirlenmeli, değişken nitelik arzetmesi halinde tapu kaydında yazılı miktara değer verileceğinden, bu nitelikteki kayıtlarda miktar düzeltme olanağı bulunmadığı düşünülmeli, tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır. Kabule göre de, mahkemeye açılan davanın 2644 sayılı Kanunun 5520 sayılı Kanunla değişik 31. maddesi uyarınca açılan tapu kaydının yüzölçümünün arttırılması davası olduğu halde ve tapu kaydının iptali için açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden, taleple bağlılık ilkesi aşılmak suretiyle tapu kaydının bir kısmının iptali ile orman niteliğiyle tesciline karar verilmesi de doğru değildir." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, asli müdahil Orman Yönetimi taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün orman sayılan yarlerden olduğunu belirterek tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tescilini talep etmiş, feri müdahiller vekili 12.02.2014 havale tarihli dilekçesi ile müvekkillerinin davaya konu tapunun 30138/34566 payına sahip olduklarını ve mahkemece verilen kararın kendilerini etkileyeceğini belirterek duruşmalara müdahil olarak katılmalarına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulü ile; … ili, … ilçesi, … köyü, … mevkiindeki cilt no:167 sayfa 22 sıra no 8'de tapuya kayıtlı bulunan 3.366.000 m²'lik taşınmazın yüzölçümünün 27.07.2015 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterildiği şekilde A=6.679.682.58 m² ve B=262.571.74 m² olmak üzere toplam 6.942.254.32 m² olduğunun tespiti ile tapuya bu şekilde tesciline, asli müdahil …'nün davasının kabulü ile … ili, … ilçesi, … köyü, … mevkindeki cilt no:167 sayfa 22 sıra no 8'de tapuya kayıtlı bulunan taşınmazın 27.07.2015 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide gösterildiği şekilde A=6.679.682.58 m2 ve B= 262.571.74 m2 olmak üzere toplam 6.942.254.32 m2'lik taşınmazın krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın 262.571,74 m² olarak sınırlandırılmasına, kalan (A) harfi ile gösterilen kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili, feri müdahiller vekili, davalılar Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir. Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, tapu kaydının yüzölçümünün düzeltilmesi istemine ilişkindir. Yörede 6831 sayılı Kanuna göre 1992 yılında yapılıp 22.04.1993 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve aynı Kanunun 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde çalışması bulunmaktadır. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde tapulama çalışmaları 1975 yılında yapılıp kesinleşmiştir. Davacı kooperatif tarafından açılan yüzölçümünün artırılması davasına yönelik temyiz itirazları yönünden; davacı vekili…köyü, … mevkii, cilt 167, sayfa 22, sıra 8'de tapu siciline tescilli 3.366,000 m2 yüzölçümlü taşınmazın yüzölçümünün arttırılması için 2644 sayılı Tapu Kanununun 31. maddesi uyarınca dava açmış olup, mahkemece yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda tapu kaydının kapsadığı iddia edilen taşınmaz bölümünün zeminde 3 yönünün orman olduğu ve eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yapılan araştırma ve incelemede büyük bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu belirlenmiştir. Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere tapu kaydının sınırlarının değişken nitelik arzetmesi nedeniyle tapu kaydında yazılı miktara değer verileceğinden ve bu nitelikteki kayıtlarda miktar düzeltme olanağı bulunmadığından davacı kooperatif tarafından açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgı sonucu davanın kabulüne karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Orman Yönetimince açılan davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; Orman Yönetimince dava konusu edilen taşınmazın tamamının orman vasfıyla Hazine adına tescili talep edilmiş olup, mahkemece iptali istenilen tapu kaydı tüm geldi ve gittileriyle birlikte getirtilerek kayıtta yer alan maliklerin tamamı davaya dahil edilmeksizin karar verilmiştir. O halde mahkemece öncelikle iptali istenilen 1955 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydı ilk tesis tarihinden itibaren tüm geldi ve gittleri ile birlikte (tapu kütük fotokopileri olarak değil birbirini izler sıralı şekilde) getirtilmeli, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilerek dosya arasına alınmalı, tapu kaydında yer alan tüm malikler tespit edilerek bunların davaya dahil edilmesi için Orman Yönetimine süre verilmeli, husumetin bu şekilde yaygınlaştırılması sağlandıktan sonra tarafların sunacakları tüm deliller toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile taraf teşkili sağlanmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; tüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 09/06/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.

Bu çerçevede, daha önce hükmen değiştirilmemiş tapulu taşınmazlar için miktar düzeltimi istenebileceği ilkesi de gözetilmektedir. Değişken sınırlı bir tapu kaydına dayanan davada ise kaydın sınırları nedeniyle miktar olarak itibar edileceği ve kayıt miktar fazlasının zilyetlik yoluyla kazanılması koşullarının ayrıca irdelenmesi gerektiği, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/2328, K. 2024/7273 sayılı kararında Kadastro Kanunu m. 20/C kapsamında ele alınmıştır; bu karar kadastro tespitine itiraz davasına ilişkin olup Tapu Kanunu m. 31 kapsamındaki yüzölçümü düzeltme prosedürünü doğrudan kapsamamaktadır.

Sık Sorulan Sorular

Yüzölçümü düzeltme davası hangi mahkemede açılır?

Bu dava çekişmesiz yargı kapsamında sulh hukuk mahkemesinde açılır (HMK m. 383). Yetkili mahkemenin taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi olduğu HMK m. 12'den anlaşılmaktadır; davanın bu madde kapsamında ayni hakka ilişkin dava sayılıp sayılmayacağı ise kaynakta açıkça tartışılmamıştır.

Dava hasımlı mı açılmalı, tapu müdürlüğüne karşı mı açılmalı?

Bu dava çekişmesiz yargı kapsamında hasımsız olarak açılır. Tapu sicil müdürlüğü bu davanın doğal hasımı değildir; davanın hasımsız açılması gerekmektedir.

Tapu kaydında dere, yol gibi değişken sınırlar varsa ne olur?

Tapu kaydı değişken ve genişletilmeye elverişli sınırlar içeriyorsa sınır ve yüzölçümü düzeltme davası dinlenmez, dava reddedilir. Bu tür kayıtlarda kayıtta yazılı miktara itibar edilir.

Mahkeme yargılama sırasında hangi işlemleri yapar?

Mahkeme taşınmazın başında keşif yaparak incelemelerde bulunur ve bitişik taşınmaz maliklerini dinler. Dava kabul edilirse kararına, tapu fen memurlarına ya da bunlar yoksa yetkili fen memurlarına veya mühendislere yaptırılan, o yere ait harita eklenir.

Kadastro Kanunu m. 41 kapsamındaki düzeltmeye itiraz için süre ne kadardır?

Düzeltme taşınmaz malikleri ve hak sahiplerine tebliğ edilir; tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde sulh hukuk mahkemesinde dava açılmazsa düzeltme kesinleşir. Bu maddenin uygulanmasında Kadastro Kanunu m. 12'deki hak düşürücü süre aranmaz.

Tapu kaydı sınırları önceki bir davayla belirlendiyse tekrar dava açılabilir mi?

Tapu kaydındaki sınırlar daha önce açılmış bir dava sonucu belirlenmiş ise ikinci bir davayla bu sınırları düzeltmek mümkün değildir.

Heyelân bölgelerinde sınır tespiti nasıl yapılır?

Türk Medeni Kanunu m. 719 uyarınca, plân ile arazi işaretleri çeliştiğinde asıl olan plândaki sınırdır; ancak bu kural yetkili makamlarca heyelân bölgesi olarak belirlenen yörelerde uygulanmaz.

Yüzölçümü artırma davasında orman veya dere sınırı bulunması ne anlama gelir?

Tapu kaydının kapsamında orman veya dere gibi taşınmazlar bulunması hâlinde Hazine ve Orman İdaresi'ne husumet yöneltilmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu