Kat Karşılığı İnşaatta Tapu İptali ve Tescil Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Kat Karşılığı İnşaatta Tapu İptali ve Tescil Davası

Kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davası, tapu sicilinde usule ve hukuka aykırı yapılan ya da artık gerçek durumu yansıtmayan tescil işlemlerinin gerçeğe uygun hale getirilmesi amacıyla açılan ve doğrudan mülkiyet hakkını ilgilendiren bir davadır. Bu sözleşme türünde arsa sahibi arsa payını yükleniciye devretmeyi, yüklenici ise bağımsız bölümleri inşa ederek arsa sahibine teslim etmeyi üstlenir. İki tarafa borç yükleyen karma ve isimsiz nitelikteki bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda Türk Borçlar Kanunu'nun eser sözleşmesi ve taşınmaz satış sözleşmesine ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır.

Sözleşmenin Kurulması ve İradelerin Yorumlanması

Sözleşme ilişkisi, tarafların iradelerini birbirine uygun biçimde açıkça yahut zımnen bildirmeleri neticesinde vücut bulur. Türk Borçlar Kanunu'nun 1 ve 2. maddeleri çerçevesinde, taraflar sözleşmenin kurucu unsurlarında mutabakata vardıkları takdirde yan hususlar üzerinde durulmamış olsa dahi akit kurulmuş sayılır; ikinci derecedeki bu noktalarda anlaşmazlık doğarsa hâkim uyuşmazlığı somut işin niteliğine göre karara bağlar. Kanunun 19. maddesi gereğince de sözleşmenin niteliği ile içeriği tayin edilirken taraflarca yanılgıyla ya da asıl gayeyi gizlemek amacıyla kullanılan ifadelere bakılmaksızın gerçek ve müşterek iradeleri esas alınır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 1Kaynağı aç
MADDE 1- Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir. 2. İkinci derecedeki noktalar
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. E. Genel işlem koşulları I. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 2Kaynağı aç
MADDE 2- Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır. İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar. Sözleşmelerin şekline ilişkin hükümler saklıdır. II. Öneri ve kabul 1. Süreli öneri
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/434, K. 2022/50Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2021/434 E.  ,  2022/50 K. "İçtihat Metni" : Sivas 1.Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hüküm süresi içinde davacı … Mirasçıları … vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ile tapu iptali ve tescil, alacak istemine ilişkin olup yerel mahkemece, davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekilince istinaf edilmiş, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararını kaldırarak davanın alacak istemi bakımından kabulüne, sözleşmeden dönüldüğünün tespiti ve tapu iptali ve tescil isteminin reddine karar vermiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Davacı vekili, müvekkili ile davalı yüklenici arasında Sivas 2. Noterliğinin 11.09.2017 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, daha sonra müvekkilinin 01.10.2017 tarihli adi yazılı sözleşme ile yüklenicinin yapacağı 4 adet bağımsız bölümü satın almak için 600.000,00 TL bedel karşılığı yüklenici ile anlaştıklarını, müvekkilinin kat karşılığı inşaat sözleşmesi konusu arsayı yükleniciye devrettiğini, müvekkilinin adi yazılı sözleşme gereği 26.09.2018 tarihine kadar 250.000,00 TL ödediğini, inşaat süresinin ruhsat tarihinden itibaren 12 ay olduğunu ve yapı ruhsatının 29.09.2017 tarihli olmasına karşın inşaatın halen bitirilmediğini, bu aşamadan sonra yüklenicinin ediminin yerine getirilmesinin beklenemeyeceğini,bu nedenle müvekkilinin taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinden döndüğünün kabulünün gerektiğini, müvekkilinin yükleniciye devrettiği 581 ada 389 nolu parselin davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini, taraflar arasındaki bağımsız bölüm satışına ilişkin 01.10.2017 tarihli sözleşmenin adi yazılı olarak yapılması nedeni ile geçersiz olduğunu ve müvekkilince ödenen 250.000,00 TL’nin davalıdan tahsilini, davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında Sivas 2. Noterliğinin 11.09.2017 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, daha sonra 01.10.2017 tarihli ikinci bir sözleşme imzalandığını ve bu sözleşmenin 4. maddesinde ‘’ Noter sözleşmesindeki dört daire …’e 600.000TL karşılığında müteahhitten satın alınmıştır. Noter sözleşmesi geçersiz sayılacaktır’’ hükmü ile taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersiz kılındığını, daha sonra 581 ada 389 parsel sayılı taşınmazın tamamının satış yoluyla müvekkiline devredildiğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersiz kılınması ile taşınmaz üzerinde yapılan bağımsız bölümler 600.000,00TL karşılığında davacıya satıldığını ve davacının ödemeleri yapmadığı için inşaatın zamanında bitirilemediğini, taraflar arasında davacının iddia ettiği gibi bir kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığını, 01.10.2017 tarihli sözleşme ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçersiz olduğunun kararlaştırıldığını, davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemece, kat karşılığı inşaat sözleşmesi sonrasında yapılan adi yazılı sözleşmenin davacının yaptığı tapu devri ile geçerli hale gelmiş olduğu, geçerli hale gelen adi yazılı sözleşme gereği bedel ödeme borcunu yerine getirmeyen davacının gecikmeye kendinin sebebiyet verdiği ve taraflar arasında yapılan her iki sözleşmede ayakta olduğun gerekçesi ile davanın tümden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilince istinaf edilmiştir. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 01.10.2017 tarihli adi yazılı sözleşme ile taraf iradelerinin fesihte birleştiği ve fesihten sonra yapılan tapu devri nedeni ile kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dönme ve tapu iptal tescil taleplerine ilişkin istinaf taleplerinin reddine, adi yazılı sözleşme ile davalıya ödenen bedelin iadesi istenmekle bu sözleşmeden dönüldüğünün kabul edilmesi gerektiği ve adi yazılı sözleşme kapsamında davalıya ödenen 250.000,00TL’nin iadesine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davacı vekili tarafından açılan, sözleşmeden dönüldüğünün tespiti, tapu iptal ve tescil talebi yönünden davanın reddine, alacak talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Sözleşme tarihine göre uygulanması gereken 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 1 ve devamı maddelerinde sözleşmenin kurulması ve hükümleri düzenlenmiş olup; sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla (rızalarını beyan etmeleriyle) kurulur (TBK 1/1). İrade açıklaması, açık veya örtülü (zımni) olabilir (TBK 1/2). Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır (TBK 2/1).İkinci derecedeki noktalarda uyuşulamazsa hâkim, uyuşmazlığı işin özelliğine bakarak karara bağlar (TBK 2/2). İcap ve kabul ile yani önerinin diğer tarafça kabul edilmesi ile birbirine uygun karşılıklı irade açıklaması gerçekleştiğinden sözleşme ilişkisi kurulmuş olur. Sözleşme ilişkisinin varlığı halinde tarafların hak ve yükümlülükleri bu sözleşme kapsamına göre belirlenmelidir. Sözleşmede açık hüküm olmayan hallerde ise yasada yer alan tamamlayıcı kurallardan da yararlanılmalıdır. TBK'nın 19. maddesine göre; bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak amaçlarına bakılmalıdır. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; Taraflar arasında 11.09.2017 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra 01.10.2017 tarihli ikinci bir adi yazılı sözleşme imzalandığı anlaşılmıştır. Adi yazılı sözleşmenin 4. maddesinde her ne kadar ‘’ noter sözleşmesi geçersizdir’’ ifadesi geçmekte ise de tüm dosya kapsamı, taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve 01.10.2017 tarihli sözleşmenin tamamı birlikte değerlendirildiğinde, bu ifadenin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tamamına yönelik değil, sadece paylaşım hükümlerine yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir. Hal böyle iken; kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli olduğu ve dava tarihi itibarı ile TBK 473. maddesi hükmüne göre, davalı yüklenicinin inşaatı süresinde tamamlayamayacağının anlaşılması karşısında sözleşmenin, geriye etkili feshine (dönme) ve tasfiyesine karar vermek gerekmektedir. Sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu nedenle yüklenicinin inşaata ilişkin iş bedelinin dava tarihi itibarı ile rayiç değeri hesaplanıp, davacı tarafından yükleniciye sözleşmeler kapsamında yapılan ödemeler de dikkate alınarak sonucuna göre karar verilmesi, ayrıca geriye etkili fesih ile birlikte tapu iptali ve tescil isteminin de değerlendirilmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara aykırı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün, davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, temyiz peşin harcın talep halinde davacılara iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 17.01.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/434 Esas ve 2022/50 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, resmi sözleşme akdedildikten sonra taraflarca düzenlenen adi yazılı belgede noter sözleşmesinin geçersiz olduğuna dair bir ibare bulunsa dahi, dosya kapsamı ve sözleşmelerin tamamı birlikte değerlendirildiğinde bu ifadenin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin bütününe yönelik olmayıp yalnızca bağımsız bölümlerin paylaşım hükümlerine yönelik olduğu kabul edilebilir.

Yüklenicinin ve Üçüncü Kişilerin Mülkiyetin Tescilini Talep Etmesi

Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesinin 1. fıkrasına göre, taşınmaz mülkiyetinin devrini haklı kılan hukuki bir sebebe dayanarak tescil talep etme yetkisine sahip kimse, taşınmaz malikinin bu borcu yerine getirmekten kaçınması durumunda mülkiyet hakkının mahkeme kararıyla adına hükmen geçirilmesini isteyebilir. Kat karşılığı inşaat ilişkisinden kaynaklanan davada tescile karar verilebilmesi için davalı tarafın mülkiyeti devretme yükümlülüğünün kanıtlanması gerekir. Malikin devirden imtina ettiğinin gösterilmesinde noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi ispat bakımından kolaylık sağlar. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2016/13949 Esas ve 2019/5741 Karar sayılı ilamı doğrultusunda, karşılıklı borç doğuran bu sözleşmede yüklenicinin kendi adına tescil talebinde bulunabilmesi için taahhüt ettiği inşaat edimini eksiksiz ve kusursuz şekilde yerine getirmiş olması şarttır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/13949, K. 2019/5741Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/13949 E.  ,  2019/5741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 23/10/2014 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18/06/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Davacı, davalı mal sahibi ile 29/05/2009 yılında Didim 1. Noterliği'nde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve daire karşılığı inşaat sözleşmesi yaptıklarını, sözleşme hükümleri uyarınca üzerine düşen edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen sözleşmenin 3. maddesi gereği kendisine düşen ikinci bodrum kattaki 1 No'lu (birinci bodrum katta eklentisi olan) bir adet bağımsız bölümün tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir. Davalı, derdestlik itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının aynı taşınmaz için alacak davası açtığı ve feragat ile sonuçlanıp kesinleştiği, aynı taşınmaz için bu kez tapu iptali tescil istemi ile dava açması dürüstlük kuralına aykırı olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil istemine ilişkindir. Davacı yüklenici ile davalı arsa maliki arasında Didim 1. Noterliğinin 29.05.2009 tarih 5265 yevmiye No'lu gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. Davacı bu sözleşme gereği üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, arsa malikine düşen daireleri teslim ettiğini belirterek sözleşme gereği kendisine düşen daireyi arsa malikinin vermediğini iddia ederek tescil isteminde bulunmuştur. Davacı yüklenici tarafından 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/387 Esas açılan ve feragat sonucu ret edilen dava dosyasındaki dilekçe ve evrak içeriği incelendiğinde, davacı yüklenici kendisine yapılan eksik ödemeler karşılığı 70,000TL’nin faizi ile arsa malikinden tahsilini istemiştir. Eldeki davada ise sözleşme uyarınca kendisine bırakılan ikinci bodrum kattaki 1 No'lu dairenin tapusunun iptali ile tescili isteminde bulunulduğundan istemin incelenmesi gerekir. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme türüdür. Bu sözleşme türünde, yüklenici inşaatı tam ve eksiksiz olarak bitirip teslim etme borcunu, arsa sahibi de taşınmazı yükleniciye devretme borcunu üstlenmiştir. Yüklenici bağımsız bölümün adına tescilini isteyebilmesi için edimini tam olarak yerine getirmeli taşınmazda eksik ve kusur bulunmamalıdır O halde, mahkemece yapılacak iş; inşaata ait proje, ruhsat ve tarafların gösterecekleri deliller toplanarak uzman bilirkişi eşliğinde taşınmaz başında keşif yapılmalı, yüklenicinin sözleşme gereği arsa sahibine karşı edimlerini yerine getirip getirmediği araştırılmalı, dava konusu bağımsız bölüm zeminde belirlenmeli ve belirlenen bu bağımsız bölümün sözleşme uyarınca davacı yükleniciye düşüp düşmediği kesin olarak tespit edilmeli ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan harcın iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.09.2019 tarihinde oy birliği ile karar verilmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 716Kaynağı aç
Madde 716- Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir. Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma, cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili doğrudan doğruya yaptırabilir. Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur. C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı

Yükleniciden taşınmaz satın alan üçüncü kişiler, aralarındaki taşınmaz satış sözleşmesi adi yazılı olsa dahi gerekli şartların varlığı halinde arsa sahibine karşı tapu iptali ve tescil davası açabilirler. Yüklenici ile üçüncü kişi arasındaki işlem alacağın temliki niteliğinde kabul edildiğinde, arsa sahibinin yükleniciye karşı ileri sürebileceği gecikme tazminatı, eksik veya ayıplı ifa bedeli gibi talepler üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir. Bu gibi eksikliklerin varlığı halinde, ilgili bedellerin üçüncü kişi tarafından mahkemenin belirleyeceği yere depo edilmesi şartıyla tapu iptali ve tescil talebi kabul edilebilir.

Arsa Sahibinin Tapu İptali Talebi ve İyiniyet Değerlendirmesi

Arsa sahibi tarafından, yüklenici ile satış sözleşmesi yaparak taşınmazı devralan üçüncü kişilere karşı açılan tapu iptali ve tescil davasında davanın kabulü için davalının tapuyu iade ve devir yükümlülüğü ispatlanmalıdır. Bu davada yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediği veya eksik ifa ettiği kanıtlanmalı olup, üçüncü kişinin yükleniciye ödeme yapmış olup olmadığı dikkate alınmaz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2016/9110 Esas ve 2019/5739 Karar sayılı ilamı uyarınca, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı terditli tapu iptali, tescil ve bedel davalarında, öncelikle taşınmazı devralan kişilerin Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi anlamında iyiniyetli olup olmadıklarının araştırılması gerekir. Bu kişilerin iyiniyetli olduklarının tespit edilmesi halinde tazminat istemi yönünden inceleme yapılarak karar verilir.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/9110, K. 2019/5739Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2016/9110 E.  ,  2019/5739 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL-TAZMİNAT Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 07.11.2019 Perşembe günü saat 9.25'de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi …'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Davacı, davalı …’a ait … ada … ve … parsel ile davalı …’e ait … parsel sayılı taşınmazların tevhit işlemine tabi tutularak … ada … parsel sayılı taşınmazın oluştuğunu, taraflar ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca  yapılacak olan binanın dubleks bölümlerinin yükleniciye, diğer bağımsız bölümlerin ise davalılara ait olması karşılığında anlaşma sağlandığını, davalılardan …’nun şirket çalışanı olduğunu ve işleri takip ettiğini, … ada … parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 31 nolu bağımsız bölümün yüklenici firmaya ait olmasına rağmen, davalı … tarafından …’a, ondan …’na, …'tan da ….’e satış suretiyle temlik edildiğini, son taşınmaz maliki …’ın …’un akrabası olduğunu, devirlerin … lehine mal kaçırma gayesiyle yapıldığını ileri sürerek, öncelikle tapu iptali ve tescile, aksi halde bedele karar verilmesini istemiştir. Davalı …, zamanaşımı itirazında bulunarak davanın reddini savunmuştur. Davalı …, bedeli mukabilinde taşınmazı devraldığını, tapu kaydına güvenen iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Diğer davalılar ise, davayı kabul etmediklerini, iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacı şirket ile davalılar arasında … 4. Noterliğinin 29.04.2005 kat karşılığı inşaat sözleşmelerinin düzenlendiği, daha sonra davalılara ait üç adet taşınmazın tevhit işlemine tabi tutularak …. ada … parsel sayılı taşınmazın oluştuğu ve davacı şirket adına tescil edildiği, davalı …’un şirket çalışanı olduğu, kat irtifakının kurulması ile birlikte dava konusu taşınmaz üzerinde bağımsız bölümlerin kurulduğu, taraflar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca 31 nolu bağımsız bölümün davacı şirkete ait olduğunun kararlaştırıldığı ve arsa sahibi davalı … adına tescil edildiği, 14.03.2007 tarihinde davacı şirkete ait 31 nolu bağımsız bölümün davalı … tarafından davalı …’a, ondan davalı …’a, ondan da diğer davalı …’e satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır. İddianın içeriği ve ileriye sürülüş biçimine göre dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir. Oysa, mahkemece, uyuşmazlığın vekalet görevinin kötüye kullanılması ve inançlı işlem hukuki nedenlerine dayandığı yönündeki yanılgılı nitelendirmesi ile sonuca gidilmiş, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil iddiası bakımından bir araştırma yapılmış değildir. Hâl böyle olunca, öncelikle davacı şirket ile davalılar …. ve … arasında yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi nazara alınmak suretiyle gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, … ve … dışındaki davalıların iyi niyetli olup olmadıklarının, bir başka ifadeyle TMK'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamayacaklarının araştırılması, … ve … dışındaki davalıların iyi niyetli olduklarının tespit edilmesi halinde, davacı şirketin tazminat isteğininde bulunduğu gözetilerek tazminat isteği yönünden inceleme yapılarak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 07.11.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İnşaatın Tamamlanmaması Halinde Sözleşmeden Dönme ve Tasfiye

Türk Borçlar Kanunu'nun 473. maddesinin 1. fıkrasına göre yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da iş sahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, iş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda kalmaksızın sözleşmeden dönebilir. Maddenin 2. fıkrası uyarınca, eserin meydana getirilmesi sırasında yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı meydana getirileceği açıkça görülürse, iş sahibi ayıbın veya aykırılığın giderilmesi için uygun bir süre verebilir; aksi takdirde onarımın veya işe devamın hasar ve masrafları yükleniciye ait olmak üzere bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 473Kaynağı aç
MADDE 473- Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir. Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir. 4. Ayıp sebebiyle sorumluluk a. Ayıbın belirlenmesi

Sözleşmenin feshine ilişkin taleplerde mahkeme keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırarak inşaatın tamamlanma oranını belirler. Yargıtay uygulamasına göre yüzde doksan inşaat tamamlanma oranı, sözleşmenin feshinin ileriye veya geriye etkili sonuç doğurması bakımından sınır teşkil etmekle birlikte, taraflar sözleşmede bu orandan farklı bir tamamlanma seviyesi de kararlaştırabilir.

Türk Borçlar Kanunu'nun 473. maddesi hükmü kapsamında yüklenicinin inşaatı süresinde tamamlayamayacağının anlaşılması durumunda sözleşmenin geriye etkili feshine ve tasfiyesine karar verilir. Sözleşmeden dönme halinde taraflar ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/434 Esas ve 2022/50 Karar sayılı ilamına göre, geriye etkili fesihte yüklenicinin inşaata ilişkin iş bedelinin dava tarihi itibarıyla rayiç değeri hesaplanmalı, arsa sahibi tarafından yükleniciye sözleşmeler kapsamında yapılan ödemeler dikkate alınmalı ve geriye etkili fesihle birlikte tapu iptali ve tescil istemi karara bağlanmalıdır.

Görevli ve Yetkili Mahkeme ile Arabuluculuk Şartı

Kat karşılığı inşaat sözleşmelerinden doğan tapu iptali ve tescil davalarında genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir; ancak üçüncü kişi tarafından doğrudan yükleniciye karşı açılacak davalarda tüketici mahkemesinin görevi söz konusu olabilir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 12. maddesinin 1. fıkrası gereğince taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. Bu davalar birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde diğerleri hakkında da açılabilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 12Kaynağı aç
MADDE 12- (1) Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir. (2) İrtifak haklarına ilişkin davalar, üzerinde irtifak hakkı kurulan taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır. (3) Bu davalar, birden fazla taşınmaza ilişkinse, taşınmazlardan birinin bulunduğu yerde, diğerleri hakkında da açılabilir. Karşı davada yetki

Kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında dava şartı arabuluculuk söz konusu değildir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 73/A maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi gereğince taşınmazın aynından doğan davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında yer almamaktadır. Bununla birlikte taraflar aralarındaki uyuşmazlığın giderilmesi için ihtiyari arabuluculuk sürecini işletebilirler.

Tapu iptali ve tescil davasında arabuluculuk zorunlu mudur?

Kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında arabuluculuk bir dava şartı değildir. 6502 sayılı Kanun'un 73/A maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca taşınmazın aynından doğan davalar zorunlu arabuluculuk kapsamında sayılmamıştır; ancak taraflar uyuşmazlığı ihtiyari arabuluculuk yoluyla çözebilirler.

Yükleniciden yer alan üçüncü kişi arsa sahibine dava açabilir mi?

Gerekli şartların varlığı halinde, yükleniciden bağımsız bölüm devralan üçüncü kişiler adi yazılı satış sözleşmesi yapmış olsalar dahi arsa sahibine karşı tapu iptali ve tescil davası açabilirler. Ancak alacağın temliki sayılan bu ilişkide, arsa sahibinin gecikme tazminatı veya eksik ve ayıplı ifa alacaklarının mahkemenin göstereceği yere depo edilmesi şart koşulabilir.

İnşaat süresinde bitmeyecekse arsa sahibi teslim tarihini beklemek zorunda mıdır?

İş sahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda değildir. Türk Borçlar Kanunu'nun 473. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, yüklenicinin işe zamanında başlamaması, geciktirmesi veya tahminlere göre işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceğinin açıkça anlaşılması durumunda iş sahibi sözleşmeden dönebilir; ayrıca ayıplı yapım tehlikesine karşı ihtarda bulunarak işin üçüncü kişiye verilmesini sağlayabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu