Taşınmaz Satış Vaadi Nedir ve Neden Önemlidir?
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, bir taşınmazın ileride belirli koşullarla satılacağını taahhüt eden ön sözleşmedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 29. maddesi uyarınca ön sözleşmelerin geçerliliği, ileride kurulacak asıl sözleşmenin şekline tabi olduğundan, taşınmaz satış vaadinin de resmi şekilde yapılması zorunludur. Bu sözleşme alıcıya henüz mülkiyeti devralmadan hukuki güvence sağlar; ancak doğurduğu hak ayni değil, kişisel (nispi) bir haktır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 29Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/12, K. 2016/1005Kaynağı aç
Geçerlilik Şartları: Resmi Şekil Zorunluluğu
Türk Medeni Kanunu'nun 706. maddesi, taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan her sözleşmenin geçerliliğini resmi şekilde düzenlenmiş olmaya bağlamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi de taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmelerinin resmi şekilde düzenlenmediği takdirde geçerli olmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Tapu Kanunu'nun 26. maddesi ise sözleşmenin tapuya şerh edilmesine ilişkin çerçeveyi çizmektedir. Hisseli gayrimenkul ve devre mülk satışlarını konu alan Yargıtay kararlarında da teyit edildiği üzere, adi yazılı (harici) biçimde düzenlenen sözleşmeler bu şekil koşulunu sağlamadığından geçersizdir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8911, K. 2022/2169Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8913, K. 2022/2170Kaynağı aç
Geçerli biçimde kurulan sözleşmedeki cezai şartın geçerliliği, asıl sözleşmenin geçerliliğine bağlıdır; sözleşme resmi şekilde yapılmamışsa içerdiği cezai şart da geçersiz olup talep edilemez. Buna karşılık cezai şart herhangi bir nedenle geçersiz hale gelse ya da borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir nedenle ifa imkânsız olsa dahi asıl borcun geçerliliği bu durumdan etkilenmez. Uyuşmazlık mahkemeye taşındığında hâkim, cezai şartın aşırı olduğuna kanaat getirirse bunu re'sen indirir.
Sözleşmenin Kişisel Hak Niteliği ve Tapuya Şerh
Taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden doğan hak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/12, K. 2016/1005 sayılı kararında da vurgulandığı üzere, ayni değil kişisel (nispi) bir haktır. Bu niteliği nedeniyle hak, kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları ya da halefleri arasında ileri sürülebilir; üçüncü kişilere karşı hüküm doğurmaz. Bununla birlikte iki durumda üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilirlik mümkündür: hakkın tapuya şerh edilmesi veya kişisel hakkın muvazaalı bir işlemle ihlal edilmiş olması.
Tapuya şerh verildiğinde, şerhten sonra taşınmaz üzerinde hak kazanan üçüncü kişiler de bu hakkı bilir sayılır. Şerhi gören ve taşınmazı satın alan kişi, adeta sözleşmenin tarafıymış gibi vaat alacaklısına karşı sorumlu olur; vaat alacaklısı tapu devrini bu kişiden de talep edebilir. Tapu Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca satış vaadi sözleşmesinin beş yılı aşan bir süre için tapuya şerhi mümkün değildir; bu sürenin dolmasıyla birlikte taşınmaz maliki şerhin terkinini tapu müdürlüğünden talep edebilir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1967, K. 2022/297 sayılı kararında da bu beş yıllık sınırı teyit etmiştir. Şerhin amaçladığı hukuki sonuç, ilgili durumu üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir kılmak ve aleniyet kazandırmaktır; kanunun öngörmediği bir hak tapu kütüğüne şerh edilemez.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/1967, K. 2022/297Kaynağı aç
2644 sayılı TAPU KANUNU m. 26Kaynağı aç
Beş yıllık süre dolduktan sonra şerhin sicildeki varlığı ve hukuki etkisi tartışmalı bir konudur. Tapu Kanunu'nun 26. maddesi, şerhten itibaren beş yıl içinde satış gerçekleştirilmezse şerhin tapu sicil müdürü veya görevlileri tarafından re'sen terkin olunacağını öngörmektedir. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2015/12, K. 2016/1005 sayılı kararında oyçokluğuyla; taşınmaz maliki tarafından terkin talep edilmediği sürece sicilde varolmaya devam eden şerhin etkisini sürdüreceği sonucuna ulaşmıştır. Bu iki değerlendirme arasındaki gerilim giderilememiş olup konuya ilişkin Yargıtay çoğunluk görüşü ve azınlık görüşü farklı yöndedir; herhangi biri kesin kural olarak benimsenmemelidir.
İfa Talebi: Tapu İptali ve Tescil Davası
Vaat eden edimini yerine getirmediğinde vaat alacaklısı, Türk Medeni Kanunu'nun 716. maddesi uyarınca tapu iptali ve tescil davası açarak borcun mahkeme kararıyla yerine getirilmesini isteyebilir. Aynı madde, mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebe dayanarak malikten tescil istemek hususunda kişisel hakka sahip olan kimseye, malikin kaçınması hâlinde hâkimden mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteme imkânı tanımaktadır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/590, K. 2021/2150Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/12427, K. 2013/15711Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 716Kaynağı aç
Bu davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir; Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca genel on yıllık zamanaşımı uygulanır. On yıllık süre, sözleşmenin ifa olanağının doğmasıyla işlemeye başlar. Vaat edilen taşınmaz, sözleşmeyle veya fiilen vaat alacaklısına teslim edilmişse, on yıllık süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı savunması, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesindeki dürüst davranma kuralıyla bağdaşmayacağından dinlenmez. Bu istisna, teslim olgusunun varlığına bağlıdır; teslim söz konusu değilse on yıllık süre ifa olanağından itibaren işlemeye devam eder.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Sözleşmenin ifa edilmesinin imkânsız hale geldiği belirli hallerde aynen ifa talep edilemez ve tapu iptali-tescil yoluna başvurulamaz; bu durumlarda Türk Borçlar Kanunu'nun 77. ve devam eden maddeleri kapsamındaki sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde, yapılan ödemelerin iadesi talep edilebilir.
Birden Fazla Kişiye Satış Vaadi: Hangi Sözleşme Üstün Gelir?
Aynı taşınmazın birden çok kişiye satış vaadine konu edilmesi halinde, geçerli sözleşmeler arasında tarih önceliği belirleyici ölçüt olarak kabul edilmektedir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/15802, K. 2016/2092 sayılı kararında, birden çok kişiye satış vaadinde bulunulması halinde sözleşmeler geçersiz olmadıkça veya münfesih hale gelmedikçe eski tarihli olana üstünlük tanınması gerektiğine hükmetmiştir. Aynı kararda, eski tarihli sözleşme sahibinin tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesi gerekirken yalnızca ikinci kademedeki tazminat isteminin hüküm altına alınmasının hatalı olduğu vurgulanmış ve karar bu gerekçeyle bozulmuştur.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/15802, K. 2016/2092Kaynağı aç
Müteahhitle Yapılan Adi Yazılı Sözleşme: Alacağın Temliki mi, Satış Vaadi mi?
Bir müteahhidin, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında ileriki dönemde kazanacağı bağımsız bölümü adi yazılı bir sözleşmeyle alıcıya devretmesi, her durumda klasik taşınmaz satış vaadi sözleşmesiyle aynı hukuki niteliği taşımayabilir. Böyle bir durumda söz konusu işlem, müteahhidin sahip olduğu kişisel hakkın alacağın temliki yoluyla devri olarak nitelendirilebilmektedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesi uyarınca alacaklı, kanun, sözleşme veya işin niteliği engellemedikçe borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Bu nitelendirmenin kabulü halinde adi yazılı devir sözleşmesi geçerli sayılmaktadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 183Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/2351, K. 2019/609Kaynağı aç
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2017/3101, K. 2019/5049 ve E. 2017/2351, K. 2019/609 sayılı kararlarında bu nitelendirmeyi benimsemiş; müteahhitle yapılan adi yazılı sözleşmenin alacağın temliki olarak geçerli sayılması gerektiğine hükmetmiştir. Bununla birlikte, bu yaklaşıma aykırı kararların da bulunabileceği belirtilmekte olup nitelendirme tartışmalıdır.
Kaçak ve Ruhsatsız Yapılarda Satış Vaadi Davası
Ruhsatsız ya da projesiyle uyumsuz bir yapıdaki bağımsız bölüme ilişkin satış vaadine dayalı tapu iptali ve tescil davalarında mahkeme, yapının kaçak olduğu sonucuna varmadan önce gerekli araştırmayı yapmak durumundadır. İmar Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca hakkında yıkım kararı bulunan yapılar üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulamaz; bu tür yapılardaki bağımsız bölüme dayalı tapu iptali ve tescil isteminin reddi gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/590, K. 2021/2150 sayılı kararında, yapının kaçak niteliği kesin biçimde saptanmadan doğrudan ret kararı verilmesini hatalı bulmuştur. Bu karara göre mahkemenin önce yapının kat irtifakı veya kat mülkiyetine konu edilip edilemeyeceğini ve binanın ruhsata bağlanmasının mümkün olup olmadığını araştırması gerekmektedir. Ruhsata bağlanabilirlik söz konusuysa dairenin payına isabet eden arsa payı hesaplanarak tescil kararı verilebilir; İmar Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında ruhsata bağlanması mümkün olmayan ve tazminat talebi de bulunmayan davalarda ise ret kararı verilmelidir.
Devre Mülk ve Hisseli Gayrimenkul Satışlarında Özel Kurallar
Devre mülk, dönem mülk, paylı mülkiyet ya da hisseli gayrimenkul satışı adı altında yapılan; bir yıldan uzun süre için kurulan ve tüketiciye birden fazla dönem için gecelik konaklama imkânı tanıyan, tapu tesciline konu sözleşmeler, Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 2. maddesi kapsamında devre tatil sözleşmesi olarak değerlendirilir. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 50/2. maddesi, sağlanan hakkın kişisel ya da ayni hak olmasının bu hükmün uygulanmasını engellemeyeceğini belirtmektedir.
Devre mülk hakkının kurulabilmesi için Tapu Sicil Muhafızlığında resmi senet düzenlenmesi zorunlu olup Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 60. ve 61. maddeleri bu zorunluluğu düzenlemektedir. Ayrıca devre mülk hakkının yılın belirli dönemlerine ayrılması ve her dönemin 15 günden az süreli olmaması da şart koşulmaktadır (KMK m. 59). Hisseli gayrimenkul satışı vaadini de kapsayan bu tür sözleşmelerin Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237., Tapu Kanunu'nun 26. ve Noterlik Kanunu'nun 89. maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunludur; adi yazılı düzenleme geçersizdir.
Bununla birlikte, taraflar arasında adi yazılı olarak düzenlenmiş bir sözleşme sonucunda tapuda devir işlemi fiilen gerçekleştirilmişse, geçersiz sözleşme bu devir nedeniyle geçerlilik kazanır. Tapu devri gerçekleşmişse mahkeme; tapu kaydının tüketiciye devredilip devredilmediğini ve devredilmişse sözleşmenin feshine ilişkin koşulların oluşup oluşmadığını araştırarak sonucuna göre karar vermelidir. Geçersiz sözleşmenin varlığı halinde ise taraflar, birbirlerine verdiklerinin iadesini talep edebilir.
Tüketicinin Cayma Hakkı ve Teslim Koşulu
Devre tatil ve uzun süreli tatil hizmeti sözleşmeleri kapsamında tüketici, sözleşmenin kurulmasından itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin cayma hakkına sahiptir (Devre Tatil Yönetmeliği m. 7). Ayni hakka konu taşınmazlarda cayma bildiriminin noterlik aracılığıyla satıcıya ulaştırılması gerekir (m. 8). Cayma hakkının kullanılması halinde iade edilmesi gereken tutar ve borç altına sokan belgeler, bildirimin ulaştığı tarihten itibaren en geç 14 gün içinde tüketiciye iade edilmelidir (m. 9/3). Tüketicinin eksik bilgilendirilmesi ya da satıcının belirli yükümlülüklerine aykırı davranması halinde bu 14 günlük süreyle bağlı olunmaz; cayma hakkı her halükarda cayma süresinin bitişinden itibaren bir yıl sonra sona erer (m. 10). Ön ödemeli devre mülk satışlarında ise 6502 sayılı Kanun'un 50/9. maddesi uyarınca tüketicinin devir veya teslim tarihine kadar herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönme hakkı bulunmaktadır.
Ön ödemeli devre mülk satışlarında teslim ve devrin gerçekleşmiş sayılabilmesi için taşınmazın tüketici adına tapu siciline tescili ile birlikte zilyetliğin de devredilmesi birlikte aranmaktadır; tescil tek başına yeterli değildir. Taşınmazın kullanıma hazır biçimde tüketiciye teslim edilmesi zorunludur; aksi halde teslim gerçekleşmemiş sayılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8911, K. 2022/2169 ve E. 2021/8913, K. 2022/2170 ile E. 2021/8914, K. 2022/2171 sayılı kararlarında, satış vaadine konu taşınmaz dışında başka bir tesiste yapılan konaklamanın ya da üçüncü kişiye kullandırılan kullanım hakkını gösteren belgenin zilyetlik devri anlamına gelmeyeceğine hükmetmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8914, K. 2022/2171Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Taşınmaz satış vaidi sözleşmesi noter olmadan yapılırsa ne olur?
Resmi şekilde düzenlenmeyen, yani Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesindeki şekil koşulunu taşımayan taşınmaz satış vaidi sözleşmesi geçersizdir. Geçersiz sözleşmede yer alan cezai şart gibi fer'i hükümler de talep edilemez. Geçersizliğe rağmen taraflar, birbirlerine verdiklerinin iadesini talep etme hakkını korurlar.
Satış vaidi sözleşmesinden doğan dava hakkı ne zaman zamanaşımına uğrar?
Bu sözleşmelerden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmemiştir; Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Bu süre, sözleşmenin ifa olanağının doğduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Bununla birlikte, vaat edilen taşınmaz sözleşmeyle veya fiilen vaat alacaklısına teslim edilmişse on yıllık süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı savunması, dürüst davranma kuralıyla bağdaşmayacağından dinlenmez.
Tapuya şerh verilen satış vaidi şerhi ne zaman sona erer?
Tapu Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca satış vaidi sözleşmesinin beş yılı aşan bir süre için tapuya şerhi mümkün değildir; aynı madde, beş yıl içinde satış gerçekleştirilmezse şerhin re'sen terkin olunacağını öngörmektedir. Öte yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2015/12, K. 2016/1005 sayılı kararında oyçokluğuyla ulaşılan sonuca göre, malik tarafından terkin talep edilmediği sürece sicilde kalmaya devam eden şerh etkisini sürdürür. Bu iki değerlendirme arasındaki gerilim çözümsüz kalmaya devam etmekte olup azınlık görüşü, sürenin dolmasıyla şerhin üçüncü kişiler bakımından değerini yitireceği yönündedir.
Aynı taşınmazın birden çok kişiye satış vaadinde bulunulursa kim öncelikli hak sahibidir?
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/15802, K. 2016/2092 sayılı kararında belirlenen ilke uyarınca, sözleşmelerin geçersiz ya da münfesih olmaması koşuluyla eski tarihli sözleşmeye üstünlük tanınır. Eski tarihli sözleşmenin tarafı olan vaat alacaklısının tapu iptali ve tescil talebi kabul edilmelidir. Mahkeme bu talebi kabul etmek yerine yalnızca tazminata hükmederse karar bozma nedeni oluşturur.
Müteahhitten adi yazılı sözleşmeyle alınan daire geçerli midir?
Müteahhidin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında hak kazanacağı bağımsız bölümü adi yazılı sözleşmeyle devretmesi, kimi durumlarda taşınmaz satış vaidi olarak değil; kişisel hakkın alacağın temliki yoluyla devri olarak nitelendirilebilmektedir. Bu nitelendirme kabul edildiğinde ayrıca şekil koşulu aranmaz ve yazılı sözleşme geçerli sayılır. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi bu görüşü birden fazla kararında benimsemiştir. Bununla birlikte aksi yönde kararların da bulunabileceği belirtilmekte olup nitelendirme tartışmalıdır.
Kaçak yapıdaki daireye ilişkin satış vaidi davası kesinlikle reddedilir mi?
Salt yapının ruhsatsız ya da projesiyle uyumsuz olduğu gerekçesiyle doğrudan ret kararı verilmesi hatalı bulunmaktadır. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/590, K. 2021/2150 sayılı kararında mahkemenin önce yapının kat irtifakı veya kat mülkiyetine konu edilip edilemeyeceğini ve ruhsata bağlanmasının mümkün olup olmadığını araştırması gerektiğini hükme bağlamıştır. Ruhsata bağlanabilirlik varsa arsa payı hesaplanarak tescil kararı verilebilir; İmar Kanunu'nun 32. maddesi kapsamında ruhsata bağlanması mümkün olmayan ve tazminat talebi de bulunmayan davalarda ise ret kararı verilmelidir.
Devre mülk sözleşmesinde tüketicinin cayma hakkı ne zaman son bulur?
Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği'nin 7. maddesi uyarınca tüketici, sözleşmenin kurulmasından itibaren 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayabilir. Tüketicinin eksik bilgilendirilmesi ya da satıcının belirli yükümlülüklere aykırı davranması halinde bu süreyle bağlı olunmaz; cayma hakkı her halükarda cayma süresinin bitişinden itibaren en geç bir yıl sonra düşer.
Köy Kanunu kapsamında tahsisli taşınmazlarda satış vaidi yapılabilir mi?
Köy Kanunu uyarınca tahsisi yapılan taşınmazların on yıl içinde satışı yasaklı olduğundan bu süre içinde ifa olanağı doğmaz. Ancak taşınmaz satış vaidi sözleşmesi ön sözleşme niteliğinde olduğundan on yıllık süre içinde geçerli biçimde kurulabilir; ifa olanağı on yıllık sürenin dolmasından sonra doğmaya başlar. Bu değerlendirme Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/1967, K. 2022/297 sayılı kararında yer almaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

