Tapulu taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesinin resmi şekle uygun yapılmaması halinde sözleşme hukuken geçersizdir; taraflar bu sözleşmeye dayanarak ifa talep edemez. Bununla birlikte, geçersiz sözleşme kapsamında ödenen bedel sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri istenebilir ve taraflar birbirlerine verdiklerini iade etmekle yükümlüdür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/9401, K. 2014/9228Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2618, K. 2020/184Kaynağı aç
Hangi Sözleşmeler Geçersiz Sayılır?
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olması resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır (TMK m. 706). Tapulu taşınmazların satışı ve satış vaadi, Tapu Kanunu m. 26 ve Noterlik Kanunu m. 60 ile birlikte değerlendirildiğinde, resmi biçimde yapılmadıkça hukuki sonuç doğurmaz. Yürürlükteki Türk Borçlar Kanunu kapsamında taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz (TBK m. 237/2). Sözleşme tarihi 6098 sayılı TBK'nın yürürlüğünden öncesine denk geliyorsa mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun ilgili hükmü uygulanır; hangi kanunun esas alınacağı sözleşme tarihine göre belirlenir. Karar metinlerinde yer alan geçersizlik saptaması yargısal yoruma dayanmaktadır. Söz konusu geçersizlik, noter önünde düzenleme şeklinde yapılmayan harici sözleşmeler bakımından geçerlidir; noterde düzenleme biçiminde kurulan satış vaadi sözleşmesi ise geçerli kabul edilmektedir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/951, K. 2018/10598Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/16520, K. 2015/2900Kaynağı aç
Geçerli bir satış vaadi sözleşmesinde edimin ifasının imkânsız hale gelmesi, geçersiz sözleşmeden farklı hukuki sonuçlar doğurur. Geçerli sözleşmede alıcı, sözleşmeden kaynaklanan haklarına dayanarak taşınmazın edimin ifasının imkânsız hale geldiği tarihteki rayiç değerinin ödenmesini talep edebilir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/12159, K. 2012/27686 sayılı kararında, geçerli sözleşmede rayiç değer yerine geçersiz sözleşmelere özgü denkleştirici adalet yönteminin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu saptamıştır. Bu nedenle geçerli ve geçersiz sözleşmelere uygulanacak iade yönteminin birbirine karıştırılmaması gerekir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2012/12159, K. 2012/27686Kaynağı aç
Hukuki Dayanak: Sebepsiz Zenginleşme ve Denkleştirici Adalet
Hukuken geçersiz olan bir sözleşme taraflara geçerli bir sözleşmedeki gibi hak ve borç doğurmaz. Geçersizlik hâlinde taraflar arasındaki ilişki sebepsiz zenginleşme, diğer bir ifadeyle haksız iktisap kuralları çerçevesinde tasfiye edilir. Bu tasfiyenin temelinde denkleştirici adalet ilkesi yatmaktadır: haklı bir sebep olmaksızın başkasının malvarlığından yararlanarak kendi malvarlığını artıran kişi, elde ettiği kazanımı geri vermek ve gerçek anlamda eski hale getirmekle yükümlüdür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2618, K. 2020/184 sayılı kararında da bu ilkenin haksız iktisabın tasfiyesinde hiçbir zaman göz ardı edilemeyeceğini vurgulamıştır.
Geçersiz sözleşme kapsamında ödenen satış bedelinin nasıl iade edileceği konusunda farklı yaklaşımlar mevcuttur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2618, K. 2020/184 sayılı davanın yargılama sürecinde iki ayrı değerlendirme öne çıkmıştır: Özel Daire bozma gerekçesinde, bedelin nominal olarak iadesinin yetmediği; paranın alım gücünün ilk ödeme tarihindeki düzeye ulaştırılması gerektiği, aksi hâlde aradaki farkın iade borçlusunun elinde haksız zenginleşme olarak kalmaya devam edeceği savunulmuştur. HGK çoğunluğu ise somut olayın koşullarını değerlendirerek taşınmazın rayiç değerinin de istenebileceğine hükmetmiştir; bu sonuç, tarafların edimlerini tamamen ifa etmiş olmasının somut koşulları çerçevesinde hakkın kötüye kullanılması yasağı (TMK m. 2/2) üzerine kurulmuştur. Karar içinde yer alan karşı oy ise rayiç değerin geçersiz sözleşmede istenemeyeceğini ve denkleştirici adalet ilkesine göre iade kapsamının belirlenmesi gerektiğini savunmaktadır. Her iki yaklaşım da somut koşullara bağlıdır ve her davada ayrıca değerlendirilmesi gereken bir meseledir.
TBK Kapsamında İade Borcunun Sınırları
Türk Borçlar Kanunu m. 79/1 uyarınca iyiniyetli zenginleşen, iade talebinin yapıldığı sırada elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısım dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. Başka bir deyişle, iyiniyetli zenginleşen zenginleşmenin tamamını iade etmek zorunda değildir; ancak elden çıktığını ispat etmesi gerekir. Buna karşılık, TBK m. 79/2 gereği zenginleşen iyiniyetli olmaksızın zenginleşmeyi elden çıkarmışsa ya da elden çıkarırken ileride geri vermek zorunda kalabileceğini hesaba katması gerekiyorsa, zenginleşmenin tamamını geri vermekle yükümlüdür.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 79Kaynağı aç
Zamanaşımı: Süre, Başlangıç Tarihi ve Özel Durumlar
Geçersiz bir taşınmaz satış veya satış vaadi sözleşmesine dayanan bedel iadesi davası, TBK m. 146 (eski BK m. 125) uyarınca on yıllık genel zamanaşımına tabidir. Sebepsiz zenginleşme hukukunda TBK m. 82/1, geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde zenginleşmenin gerçekleştiği tarihten itibaren on yıllık bir zamanaşımı öngörmektedir; ancak bu iki ayrı normdaki on yıllık süreler birbirinden farklıdır. Geçersiz taşınmaz satışlarında Yargıtay içtihadı, taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme ilişkisi bulunduğundan TBK m. 82'deki sebepsiz zenginleşmeye özgü zamanaşımını değil, TBK m. 146'daki on yıllık genel zamanaşımını uygulamaktadır; bu ayrım 07.06.1939 tarihli ve E. 1936/31, K. 1939/47 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na dayandırılmakta olup Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/9401, K. 2014/9228 sayılı kararında açıkça ortaya konulmuştur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 82Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/17366, K. 2017/1184Kaynağı aç
On yıllık sürenin başlangıç noktası ödeme tarihi değildir. Satıcı geçersiz sözleşme yapmış olsa bile rıza ve iradesiyle tapu devrini her zaman gerçekleştirebileceğinden alıcı ferağ verilmesini beklemek durumundadır; bu nedenle zamanaşımı ancak tapu devrinin artık mümkün olmadığının ya da ferağ verme ümidinin kesildiğinin anlaşıldığı tarihten, başka bir deyişle ifanın imkânsız hale geldiği tarihten işlemeye başlar. Bu kural 07.06.1939 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'na dayandırılmakta olup sonraki birden fazla Yargıtay kararında da aynı ilke benimsenmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/2690, K. 2016/705Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/5227, K. 2016/2706Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/17712, K. 2017/2316Kaynağı aç
İfanın imkânsız hale geldiği tarihin belirlenmesi her davada ayrıca kanıtlanması gereken maddi bir sorudur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/951, K. 2018/10598 sayılı kararında bu tarihin örneğin yetkili idare biriminin olumsuz yanıt yazısı ya da satıcının ölüm tarihi olabileceğini somut olay bağlamında ortaya koymuş; imkânsızlık tarihinden itibaren on yıllık süre dolmadan açılan davada zamanaşımı savunmasının reddedilmesi gerektiğini, bu gözetim yapılmadan davayı zamanaşımından reddetmenin bozma sebebi oluşturduğunu saptamıştır.
Alıcı dava konusu taşınmazda zilyetliğini sürdürdüğü sürece alacak muaccel olmaz ve on yıllık zamanaşımı süresi işlemeye başlamaz; başlangıç tarihi ancak alıcının elinden taşınmazın çıktığı gün sayılır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/5227, K. 2016/2706 sayılı kararında taşınmazın üçüncü kişiye bağışlandığı tarihin sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiği an olarak kabul edildiği bir örneği ortaya koymuştur.
TBK m. 82/2 uyarınca, zenginleşmenin bir alacak hakkı kazanılması yoluyla gerçekleştiği durumlarda iade istem hakkı zamanaşımına uğramış olsa bile karşı taraf bu borcunu ifadan her zaman kaçınabilir.
Hakkın Kötüye Kullanılması: İstisna Niteliğindeki Hâller
Geçersizlik, satıcı tarafından her koşulda kalkan gibi kullanılamaz. Yargıtay'ın içtihadında, kat mülkiyetine tabi yapılarda alıcının tüm borçlarını ifa etmesi, satıcının da bağımsız bölümü teslim ederek alıcının malik gibi kullanmasına izin vermesi ve buna rağmen tapuda devri gerçekleştirmemesi hâlinde satıcının sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmesinin iyiniyetle bağdaşmayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu değerlendirmenin uygulanabilmesi için satıcının bağımsız bölümü teslim etmiş ve alıcının bağımsız bölümü fiilen malik gibi kullanıyor olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır; inşaatın tamamlanmadığı ya da teslimin yapılmadığı hâllerde bu koşullar oluşmayabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2618, K. 2020/184 sayılı kararında çoğunluk, edimlerini tümüyle ifa eden alıcıya karşı satıcının resmi şekil eksikliğini öne sürerek rayiç bedelden sorumlu tutulamayacağını savunmasının, somut olayın koşulları itibarıyla TMK m. 2/2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini kabul etmiştir. Aynı kararda güçlü bir karşı oy da yer almakta; karşı oy rayiç değerin, yani ifa çıkarının geçersiz sözleşmede istenemeyeceği görüşünü savunmaktadır. Öte yandan TMK m. 2/2 uyarınca bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasının hukuk düzeni tarafından korunmayacağı ilkesi tali ve ikincil niteliktedir; önce ilgili kanun hükümleri uygulanır, yalnızca kanun hükümlerinin adalete aykırı sonuç doğurduğu istisnai ve zorunlu hâllerde bu kurala başvurulabilir. HGK kararındaki çoğunluk görüşü somut olayın koşullarına özgüdür ve her geçersiz sözleşmeye otomatik biçimde uygulanamaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Tüketicinin Korunması: Ön Ödemeli Konut Satışlarında Özel Düzenleme
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 41/1, ön ödemeli konut satışlarında tapuya tescil veya noterde düzenleme biçiminde satış vaadi zorunluluğuna uyulmaması hâlinde satıcının sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca satıcı, geçerli bir sözleşme yapılmış olmadıkça tüketiciden herhangi bir isim altında ödeme yapmasını veya tüketiciyi borç altına sokan herhangi bir belge vermesini isteyemez. Bu hükümler 28.05.2014 tarihinden itibaren yürürlükte olup bu tarihten önce kurulan sözleşmelere uygulanmaz; ayrıca yalnızca ön ödemeli konut satışı niteliğindeki tüketici ilişkilerini kapsar, genel taşınmaz satış vaadi sözleşmelerini kapsamaz.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 41Kaynağı aç
Sık Sorulan Sorular
Tapuda devir yapılmayan harici bir sözleşmede ödediğim parayı geri alabilir miyim?
Evet. Resmi şekle aykırı yapılan harici sözleşme hukuken geçersizdir ve taraflar birbirlerine verdiklerini iade etmekle yükümlüdür. Ödediğiniz bedeli sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri talep edebilirsiniz.
İade davasını ne zamana kadar açmam gerekir?
Geçersiz taşınmaz satışı veya satış vaadine dayanan iade davaları TBK m. 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımına tabidir. Bu süre ödeme tarihinden değil, tapu devrinin artık gerçekleşmeyeceğinin ya da ferağ verme ümidinin kesildiğinin anlaşıldığı, yani ifanın imkânsız hale geldiği tarihten işlemeye başlar.
Zamanaşımının başlangıç tarihi nasıl belirlenir?
Başlangıç tarihi, tapu devrinin imkânsız hale geldiği andır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2017/951, K. 2018/10598 sayılı kararında bu tarihin, örneğin yetkili idare biriminin olumsuz yanıt yazısı ya da satıcının ölüm tarihi olabileceğini somut olay bağlamında ortaya koymuştur; imkânsızlık tarihinin saptanması her davada mahkemece ayrıca araştırılması gereken maddi bir sorudur. Alıcı taşınmazda zilyetliğini sürdürüyorsa alacak muaccel olmadığından bu süre işlemeye başlamaz.
Noterde yapılan satış vaadi sözleşmesi geçersiz midir?
Hayır. Noterde düzenleme biçiminde yapılan satış vaadi sözleşmesi geçerli kabul edilmektedir. Bu durumda edimin ifasının imkânsız hale gelmesi hâlinde alıcı, sözleşmeden kaynaklanan haklarına dayanarak taşınmazın o tarihteki rayiç değerinin ödenmesini talep edebilir; geçersiz sözleşmelere özgü denkleştirici adalet yöntemi geçerli sözleşmelere uygulanamaz.
Satıcı geçersiz sözleşmeyi bahane ederek tapu devrinden kaçınabilir mi?
Belirli koşullarda hayır. Alıcının tüm borçlarını ifa etmesi, satıcının bağımsız bölümü teslim etmesi ve alıcının malik gibi kullanmasına izin vermesi hâlinde satıcının geçersizliği ileri sürerek tapuda devri reddetmesi iyiniyetle bağdaşmaz. 28.05.2014 tarihinden itibaren ise TKHK m. 41/1 uyarınca ön ödemeli konut satışı niteliğindeki tüketici sözleşmelerinde satıcı, geçersizliği tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremez.
İyiniyetli satıcı ödediğim bedelin tamamını iade etmek zorunda mı?
TBK m. 79/1 uyarınca iyiniyetli zenginleşen, iade talebi sırasında elinden çıkmış olduğunu ispat ettiği kısım dışında kalanı geri vermekle yükümlüdür. İyiniyetsiz zenginleşen ise TBK m. 79/2 gereği zenginleşmenin tamamını iade etmek zorundadır.
Geçersiz sözleşmede sebepsiz zenginleşmeye özgü iki yıllık zamanaşımı uygulanır mı?
Hayır. TBK m. 82/1, sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları için geri isteme hakkının öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde on yıllık bir zamanaşımı öngörmektedir; ancak bu norm geçersiz taşınmaz satışlarında uygulanmaz. Yargıtay içtihadı, taraflar arasında harici de olsa bir sözleşme ilişkisi bulunduğundan bu davalarda TBK m. 82 yerine TBK m. 146'daki on yıllık genel zamanaşımının uygulanacağını kabul etmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

