Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde arsa sahibi, taşınmazının belirli paylarını yükleniciye devretmeyi; yüklenici ise bu arsa üzerinde kararlaştırılan nitelik ve kapsamda yapı inşa ederek belirlenen bağımsız bölümleri arsa sahibine teslim etmeyi taahhüt eder. Türk hukukunda özel olarak düzenlenmemiş olan bu sözleşme, doktrinde ve yargı uygulamasında sui generis, yani kendine özgü bir sözleşme türü olarak kabul görmektedir. Eser ve taşınmaz satış vaadi unsurlarını bünyesinde barındıran karma yapısı nedeniyle her iki sözleşme türüne ilişkin kurallar da bu ilişkiye uygulanabilmektedir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1546, K. 2024/2394Kaynağı aç
Şekil Şartı ve Geçerlilik
Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olabilmesi, TMK m. 706 uyarınca resmi şekilde düzenlenmiş olmalarına bağlıdır. Bu genel kural kat karşılığı inşaat sözleşmeleri bakımından da geçerlidir; arsa payı devri taahhüdünü içeren kısmın noterde düzenleme şeklinde yapılması zorunludur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 706Kaynağı aç
Adi yazılı şekilde yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, taşınmaz mülkiyetinin devri bakımından hüküm ve sonuç doğurmaz; bu sözleşmelere dayanılarak arsa payı devri veya bağımsız bölüm tescili talep edilemez. Bununla birlikte, resmi şekle aykırı bir sözleşmeye rağmen yüklenicinin inşaatı büyük ölçüde, özellikle yüzde doksan ve üzerinde tamamlamış olması hâlinde, arsa sahibinin şekil eksikliğini öne sürmesi TMK m. 2 kapsamında hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir. TMK m. 2, herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olduğunu; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağını öngörmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Bu istisnanın uygulanabilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi aranmaktadır: yüklenicinin edimini büyük ölçüde ifa etmiş olması, arsa sahibinin sözleşmenin ifasına uzun süre itiraz etmemiş olması ve geçersizlik iddiasının hakkaniyete aykırı sonuç doğuracak nitelikte bulunması. Bu istisna dar yorumlanmakta; yüzde doksan ve üzeri tamamlanma eşiği bu bağlamda belirleyici olmaktadır.
Resmi şekle uygun olmayan sözleşmelerde yüklenicinin yaptığı imalatlar arsa sahibinin malvarlığında değer artışı sağlamışsa, yüklenici sözleşmeye dayanarak arsa payı veya bağımsız bölüm talep edemez; ancak arsa sahibinin elde ettiği zenginleşme ölçüsünde uygun bir bedelin iadesi istenebilir. Bu durumda talep edilecek bedel, sözleşmede kararlaştırılan paylaşım oranlarına değil, fiilen yapılan işin objektif değerine göre belirlenir.
Tarafların Temel Borçları
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren iki tarafa borç yükleyen bir sözleşmedir. Arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek ve yüklenicinin edimini yerine getirmesi hâlinde kararlaştırılan bağımsız bölümlerin tapusunu devretmekle yükümlüdür; yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan koşullarda binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Yükleticinin bağımsız bölüme hak kazanması, edimini yerine getirmesine, yani binayı imal ve teslim etmesine bağlıdır; edimini yerine getirmeyen yüklenicinin bu paya dayanarak temlik yaptığı hâllerde arsa sahibi sözleşmenin feshini ve tapunun iptalini isteyebilir.
Sözleşmeden sonra ve inşaat süresince yükleniciye devredilen arsa payları avans niteliğindedir. Sözleşmenin geriye etkili olarak feshi hâlinde bu arsa payları talep hâlinde arsa sahibine geri döner.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/5188, K. 2024/2437Kaynağı aç
Yüklenicinin Temerrüdü ve Arsa Sahibinin Hakları
Yüklenicinin inşaatı kararlaştırılan sürede tamamlamaması temerrüt sonucunu doğurabilir; süre belirlenmemişse makul süre esas alınır. TBK m. 473 f. 1 uyarınca yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşmeye aykırı biçimde işi geciktirmesi hâlinde, ya da işin iş sahibine yüklenemeyen bir nedenle geciktiği ve bütün tahminlere göre belirlenen zamanda bitirilemeyeceğinin açıkça anlaşıldığı durumlarda arsa sahibi, teslim gününü beklemeksizin sözleşmeden dönebilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 473Kaynağı aç
Temerrüt durumunda arsa sahibi uygun bir ek süre de verebilir; ek süreye rağmen ifa gerçekleşmezse sözleşmeden dönme ya da fesih hakkını kullanabilir ve gecikme nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebinde bulunabilir. Eser meydana getirilmesi sırasında yüklenicinin kusuru yüzünden eserin ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, TBK m. 473 f. 2 kapsamında yükleniciye uygun süre tanınarak ayıbın giderilmesi ya da hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere işe devamın üçüncü kişiye verilmesi ihtar edilebilir.
Eksik veya ayıplı ifa hâlinde arsa sahibi; ayıbın giderilmesini isteme, bedelde indirim, sözleşmeden dönme, fesih ve tazminat talep etme haklarına somut olayın koşullarına göre başvurabilir. Ayıp açık ya da gizli olabilir; teslim anında fark edilmemiş olması arsa sahibinin haklarını ortadan kaldırmaz. Gizli ayıplarda, ayıbın öğrenilmesinden itibaren makul sürede yükleniciye bildirim yapılması yeterlidir. Eksik veya ayıplı imalat iddiasında ispat yükü, iddiada bulunan tarafa aittir.
Sözleşmenin Feshi: Geriye ve İleriye Etkisi
Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, eser ve satış vaadi unsurlarını bünyesinde barındırdığından tek taraflı irade beyanıyla feshedilemez. Bu sözleşmeler, tarafların iradelerinin birleşmesiyle ya da haklı sebeplerin varlığı hâlinde mahkemenin vereceği fesih kararıyla sona erer.
Feshin geriye mi ileriye mi etkili sonuç doğuracağı konusunda farklı çerçeveler mevcuttur: bir yaklaşıma göre kural olarak fesih ileriye etkili sonuç doğurur ve sözleşme fesih anından itibaren sona erer; diğer yaklaşıma göre ise fesih ya da dönme yoluyla sona erme geriye etkili sonuç doğurur ve taraflar daha önce ifa ettikleri edimleri sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyebilir. Bu iki yaklaşım farklı kaynaklarda yer almakta olup aralarındaki fark kesin bir kurala bağlanmamıştır.
Yargıtay içtihadında ileriye etkili fesih kararı verilebilmesi için inşaatın yüzde doksan ve üzerinde tamamlanmış olması aranmaktadır; bu seviyeye ulaşılmamışsa ileriye etkili fesih koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 25.01.1984 tarihli ve 1983/3 E., 1984/1 K. sayılı kararına göre bu sözleşmeler inşaatın fiziki seviyesine göre ileriye etkili feshedilebilir ve yüklenici yaptığı imalat oranında bağımsız bölüm tapusuna hak kazanabilir.
Bununla birlikte, davacının bizzat ileriye etkili fesih talep etmesi ya da tarafların noter fesihnamesinde ileriye etkili feshi açıkça kabul etmesi hâlinde, inşaatın tamamlanma düzeyi yüzde doksan eşiğini karşılamasa dahi ileriye etkili feshe karar verilmesi gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/1546, K. 2024/2394 sayılı kararında; tarafların noter fesihnamesinde ileriye etkili feshi açıkça kabul ettikleri tespit edilerek fesihnameden önce yapılan devirlerin arsa sahiplerince mevcut hâliyle kabul edildiğine hükmedilmiş ve bu gerekçeyle davanın reddi gerekirken aksi yönde karar verilmesi bozulmuştur.
Sözleşmenin geriye etkili olarak sona ermesi hâlinde yüklenici kural olarak arsa payı veya bağımsız bölüm talep edemez. Fesih anına kadar yaptığı imalatların arsa sahibinin malvarlığında değer artışı sağlaması hâlinde bu artışın hukuki niteliği ayrıca değerlendirilir. Arsa sahibi ise fesih gerekçesinin haklılığına ve sözleşmenin hangi aşamada feshedildiğine bağlı olarak tapuda yapılan devirlerin iptali ve taşınmazın iadesini talep edebilir.
Yükleniciden Taşınmaz Satın Alan Üçüncü Kişilerin Durumu
Yüklenicinin edimini yerine getirmemesi hâlinde, avans olarak devredilen arsa paylarına dayanarak yükleniciden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişilerin iyi niyet korumasından yararlanıp yararlanamayacağı yargı uygulamasında tartışmalıdır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/4527, K. 2024/796 sayılı kararında, yüklenicinin temerrüde düştüğü ve keşif tarihinde inşaat tamamlanma seviyesinin yüzde elli olarak belirlendiği olayda, yükleniciden alım yapan üçüncü kişilerin yolsuz tescil hükümleriyle bağlı olduğu ve TMK m. 1023'teki iyi niyet karinesinden yararlanamayacakları oy çokluğuyla benimsenmiştir. Bu kararda iki üye, tapuya güven ilkesi çerçevesinde iyi niyetli üçüncü kişilerin korunması gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4527, K. 2024/796Kaynağı aç
Bu genel yaklaşımın sınırları da yargı içtihadında çizilmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/5188, K. 2024/2437 sayılı kararında, arsa sahibinin fesih kararı kesinleştikten sonra da yükleniciye bağımsız bölüm devretmeye devam etmesinin sözleşme ilişkisinin sürdüğüne ve feshin muvazaalı olduğuna işaret ettiği belirlenmiş; bu durumda tapu iptali talebinin reddedilmesi gerektiğine hükmedilmiştir. Daire aynı kararında, inşaattan bağımsız bölüm satın alanların kural olarak iyi niyet iddiasında bulunamayacaklarını belirtmekle birlikte her somut olayın özelliklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini de vurgulamıştır. Hiç kimse kendi muvazaa veya hilesine dayanarak hak ve menfaat elde edemez.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihli ve 2025/2 K. sayılı kararının yükleniciden iyi niyetle bağımsız bölüm satın alanların tapularını koruyacağı ve kötü niyetin ispat yükünün arsa sahibine ait olacağı yönünde sonuç içerdiği bildirilmektedir. Ancak bu kararın tam metni ve ayrıntılı gerekçesi doğrulanamadığından, yukarıda aktarılan daire kararlarıyla somut olaylarda nasıl bağdaştırılacağı güncel bir değerlendirme meselesi olmayı sürdürmektedir.
Tapu Siciline Şerh
Tapu siciline şerh edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi ayni hak doğurmaz; ancak sözleşmeden doğan kişisel hakların taşınmazı sonradan edinen üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesini sağlar. Şerh verilebilmesi için sözleşmenin noterlikte düzenleme şeklinde yapılmış olması zorunludur. Taraflar birlikte ya da arsa sahibinin açık muvafakatiyle sözleşme aslıyla birlikte taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne başvurabilir. Sözleşmede arsa sahibinin şerhe açıkça muvafakat ettiği ve yükleniciyi bu konuda yetkilendirdiği düzenlenmişse yüklenici tek başına da talepte bulunabilir; malikin rızası yoksa şerh ancak mahkeme kararıyla mümkündür.
Görevli ve Yetkili Mahkeme
Bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkeme kural olarak Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ticari nitelikteki davalarda Asliye Ticaret Mahkemesi, taraflardan birinin tüketici sıfatı taşıması hâlinde ise Tüketici Mahkemesi görevli olacaktır. Tapu iptal ve tescil davası gibi taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.
Arabuluculuk ve Hak Düşürücü Süreler
Arabuluculuk süreci, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin işlemesini durdurur. Hangi uyuşmazlık türlerinde arabuluculuğun zorunlu ön şart olarak arandığı ise ilgili usul mevzuatı çerçevesinde somut duruma göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir meseledir.
Kentsel Dönüşüm Kapsamındaki Sözleşmeler
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapılabilmesi için öncelikle yapının riskli yapı olarak tespit edilmesi gerekmektedir. Riskli yapı tespitinin ardından yeniden yapım sürecine ilişkin uygulamalara, kat maliklerinin arsa payı esasına göre salt çoğunluğuyla karar verilir.
Sık Sorulan Sorular
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi elle yazılı yapılabilir mi?
Hayır. Arsa payı devri taahhüdü içerdiğinden sözleşmenin noterde düzenleme biçiminde yapılması zorunludur. TMK m. 706 uyarınca taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olabilmesi resmi şekle bağlıdır. Adi yazılı sözleşmeler taşınmaz devri bakımından hüküm doğurmaz; bu sözleşmelere dayanılarak arsa payı devri veya bağımsız bölüm tescili talep edilemez.
Yüklenici inşaatı yarıda bırakırsa arsa sahibi ne yapabilir?
Arsa sahibi uygun bir ek süre vererek ifayı isteyebilir; ek süreye rağmen ifa gerçekleşmezse sözleşmeden dönme ya da fesih hakkını kullanabilir ve gecikme nedeniyle uğranılan zararların tazmini talebinde bulunabilir. TBK m. 473 f. 1 uyarınca işin iş sahibine yüklenemeyen bir nedenle geciktiği ve bütün tahminlere göre belirlenen zamanda bitirilemeyeceğinin açıkça anlaşıldığı hâllerde teslim gününü beklemeksizin dönme hakkı da doğabilir. İnşaatın yüzde doksanın altında kaldığı hâllerde ileriye etkili fesih koşullarının gerçekleşmediği kabul edilmekte; avans olarak devredilen arsa paylarının iadesi ise sözleşmenin geriye etkili feshi hâlinde talep edilebilmektedir.
Yükleniciden bağımsız bölüm satın aldım; arsa sahibinin açtığı davadan etkilenir miyim?
Bu konu yargı uygulamasında tartışmalı olmayı sürdürmektedir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin yakın tarihli kararlarında, yüklenicinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle sözleşmenin geriye etkili olarak feshedilmesi hâlinde inşaattan bağımsız bölüm satın alan kişilerin kural olarak iyi niyet korumasından yararlanamayacakları yönünde bir eğilim görülmekle birlikte her somut olayın özelliklerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği de vurgulanmıştır. Öte yandan 16.05.2025 tarihli ve 2025/2 K. sayılı İçtihatları Birleştirme kararının iyi niyetle alım yapan üçüncü kişilerin tapularını koruma altına aldığı ve kötü niyetin ispatını arsa sahibine yüklediği bildirilmektedir; ancak bu kararın tam metni ve ayrıntılı gerekçesi doğrulanamadığından daire içtihadıyla somut olaylarda nasıl uygulanacağı henüz netlik kazanmamıştır.
Arsa sahibi tapu devri yapmaktan kaçınırsa yüklenici ne yapabilir?
Yüklenici, sözleşmenin geçerli olduğunu ve edimini ifa ettiğini mahkemede ispat ederek tapu iptal ve tescil davası açabilir. Bu durumda mahkeme, arsa payının yüklenici adına tesciline karar verebilir.
Tarafların noter fesihnamesinde anlaşması feshin sonuçlarını değiştirir mi?
Evet. Taraflar ortak iradeleriyle noter fesihnamesinde ileriye etkili feshi açıkça kabul etmişlerse, inşaatın tamamlanma seviyesi yüzde doksanın altında kalsa dahi ileriye etkili feshe karar verilmesi gerekir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/1546, K. 2024/2394 sayılı kararında bu yönde hüküm kurulmuş; fesihnameden önce yapılan devirlerin arsa sahiplerince mevcut hâliyle kabul edildiği sonucuna varılmıştır.
İnşaatta gizli ayıp çıkarsa ne kadar süre içinde bildirim yapılmalıdır?
Gizli ayıplarda ayıbın öğrenilmesinden itibaren makul sürede yükleniciye bildirim yapılması yeterlidir. Teslim anında fark edilmemiş olması arsa sahibinin haklarını ortadan kaldırmaz. Makul sürenin uzunluğu ve bildirim biçimi somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

