Taşınmaz satışının geçerli olması, sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmesine bağlıdır. Taşınmaz satışı vaadi ile geri alım ve alım sözleşmeleri de resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Önalım sözleşmesinde geçerlilik yazılı şekle bağlanmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
Satış vaadinin niteliği ve şekli
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/2514 esas ve 2021/1935 karar sayılı kararında taşınmaz satış vaadi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 29. maddesinden kaynaklanan, aynı Kanunun 237. maddesi, Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi ve Noterlik Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken bir sözleşme olarak açıklanmıştır. Karara göre geçerliliği resmi şekle bağlıdır, tam iki tarafa borç yükler ve kişisel hak sağlar.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/2514, K. 2021/1935Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2018/5160 esas ve 2019/7190 karar sayılı kararında aynı nitelik, mülga Borçlar Kanunu’nun 22 ve 213. maddeleri ile Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddesi ve Noterlik Kanunu’nun 89. maddesi üzerinden kurulmuştur. Madde numaraları farklı dönem düzenlemelerine aittir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 237. maddesi ise taşınmaz satışı vaadinin resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmayacağını hükme bağlar.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/5160, K. 2019/7190Kaynağı aç
20.12.2010 tarihli satış vaadi adi nitelikte olup resmi şekle uygun yapılmadığı için, tapu iptali ve tescil talebinin reddi doğru görülmüştür. Bu sonuç, o sözleşmenin adi yazılı olmasına bağlıdır.
Kimlik, tebligat ve adres değişikliği
Taşınmaz satış sözleşmesinde tarafların kimlik bilgileri tam ve doğru yazılmalıdır. Bu, ileride çıkabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi bakımından önemlidir. İletişim bilgileri ve tebligat adresleri de açıkça belirtilmelidir.
Taraflar, belirlenen adresteki değişikliğin noter aracılığıyla yazılı bildirilmemesi hâlinde eski adrese yapılan tebligatın geçerli sayılacağını kararlaştırabilir. Aynı kayıtta, bu adrese tebliğ bakımından 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinin uygulanması konusunda da anlaşabilirler. Böyle bir sözleşme kaydı, maddenin somut şartlarını kendiliğinden göstermez.
Ödeme, tapu devri ve borç taahhüdü
Taraflar, alıcının sözleşmeye göre bütün ödemeleri yapmadan veya kalan ödemeler için teminat vermeden tapu devri isteyemeyeceğini kararlaştırabilir. Bütün ödemeler yapıldıktan sonra satıcının tapu devrinden kaçınamayacağı da kararlaştırılabilir. Bu kayıt, tapu devrinin resmi şekilde yapılmasına ilişkin zorunluluğu düzenlemez.
Satıcı, satın alınan taşınmazın vergi ve harç gibi bir borcu bulunmadığını taahhüt edebilir. İleride çıkacak bir olumsuzlukta sorumluluğun satıcıya ait olacağı da sözleşmeyle kabul edilebilir.
Dönme, mücbir sebep ve yetki kaydı
Sözleşmede, belirlenen şartlar dışında sözleşmenin hiçbir şekilde tek taraflı feshedilemeyeceği yazılabilir. Bu ifade, örnek sözleşmede kararlaştırılan sınırı gösterir; kanundan doğabilecek başka hakların kapsamını açıklamaz.
Sözleşmede varsayılan mücbir sebepler arasında sel, deprem, ülkenin savaşa girmesi, beklenmedik kış soğukları, gerekli malzemelerin ülke genelinde temin edilememesi ve ülke ekonomisini etkileyecek mali krizler sayılabilir. Bu sayım, sözleşmede yazılan hâlleri gösterir.
Bir sözleşme kaydında, sözleşmenin uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkta Adana mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olacağı kararlaştırılmıştır. Bu kayıt, yetki anlaşmasının bütün geçerlilik şartlarını göstermez.
Hükmen tescil ve bedelin ifası
Mülkiyetin kazanılmasına esas bir hukuki sebebe dayanarak kendi adına tescil isteme kişisel hakkına sahip kişi, malikin kaçınması hâlinde hâkimden mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir. İşgal, miras, kamulaştırma, cebri icra veya mahkeme kararına dayanarak mülkiyeti kazanan kişi tescili doğrudan yaptırabilir. Eşler arasındaki mal rejimi nedeniyle taşınmaz mülkiyetinde oluşan değişiklikler de eşlerden birinin istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 716Kaynağı aç
Vaat alacaklısı, mülkiyeti devir borcu yerine getirilmediğinde Türk Medeni Kanunu’nun 716. maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasıyla borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Karşılıklı borç yükleyen sözleşmenin ifasını isteyen taraf, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı yoksa kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını önermiş olmalıdır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 97Kaynağı aç
Satış vaadine dayanan tescil isteminin hüküm altına alınabilmesi için kararlaştırılan bedelin ödenmiş olması gerektiği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/2514 esas ve 2021/1935 karar sayılı kararında açıklanmıştır. Ödenmeyen kısım varsa bunun 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 97. maddesi ve karşılık gösterilen 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81. maddesi uyarınca depo ettirilmesi gerektiği de aynı kararda belirtilmiştir. Karar, bedelin belirli olmasının yanında belirlenebilir olmasının da satış vaadine geçerlilik ve ifa olanağı kazandıracağını ve 27.11.1964 tarihli, 1964/2 esas, 1964/4 karar sayılı içtihadı birleştirme kararının bu doğrultuda olduğunu ifade etmiştir.
İmar aykırılığı, bağımsız bölüm ve arsa payı
Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılıp yasaya uygun hâle getirilmediği için yıkılacak bina ya da bağımsız bölümlerde yaratılan ekonomik değer korunamaz. Bu yerlerin aynının paylaştırılması, paylaşım sonucu bağımsız bölümlerin üçüncü kişilere satılması veya satış vaadine konu edilmesi yasalara uygun düşmez.
Kat mülkiyeti veya kat irtifakı henüz kurulmamış taşınmazda bağımsız bölüm yerine belirli arsa payının satışı vaat edilmişse, yasal engel bulunmadıkça arsa payı vaadi geçerlidir. İmar mevzuatına aykırı, kaçak ve yıkılması zorunlu yapıdan münhasıran bağımsız bölüm vaat edilmişse, bağımsız bölümün tescili olanaksızdır. 24.04.1978 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının, imar mevzuatına uygun inşa edilip henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış binalardaki bağımsız bölüm satış vaadi bakımından uygulanabileceği kabul edilmiştir.
Kat mülkiyeti, arsa payı ve anagayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir. Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bağımsız bölümlerin konum ve büyüklüklerine göre hesaplanan değerleriyle oranlı olarak projede tahsis edilen arsa payının ortak mülkiyet esaslarına göre açıkça gösterilmesiyle kurulur. Arsa payları bağımsız bölüm paylarıyla oranlı tahsis edilmemişse her kat maliki veya kat irtifakı sahibi, yeniden düzenleme için mahkemeye başvurabilir.
634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Bu fıkra uyarınca tahsis edilen arsa payı, bağımsız bölümlerin değerinde sonradan oluşan çoğalma veya azalma nedeniyle değiştirilemez. Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 44. maddesi hükmü saklıdır. Kat irtifakı arsa payına bağlı bir irtifaktır; yapının tamamı için düzenlenecek yapı kullanma izin belgesine dayalı olarak, kanunda gösterilen şartlarla kat mülkiyetine resen çevrilir. Bu işlem, arsa malikinin veya kat irtifakına sahip ortak maliklerden birinin istemiyle de gerçekleştirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta imar aykırılığı giderilebiliyorsa, yapı için yapı kullanma izin belgesi düzenlendikten sonra kat mülkiyetinin kurulması işlemlerinin yapılması ve satın alınan bağımsız bölümlerin tesciline karar verilmesi istenmiştir. Bu mümkün değilse, henüz kat irtifakı veya kat mülkiyeti kurulmamış yapıdan bağımsız bölüm satış vaadi olanağı bulunduğundan, 1978 tarihli 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararındaki yöntem ve Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca çekişmeli bölümlere isabet edecek arsa payı hesaplatılıp bu miktar yönünden istemin hüküm altına alınması gerektiği belirtilmiştir.
Binanın imar mevzuatına aykırılığının giderilemeyeceğinin belirlenmesi hâlinde, ekonomik değerlerin korunması ilkesi uygulanamayacağından yıkımı gereken binada ayni hak iddiasında bulunulamayacağı gözetilmelidir. Bu durumda davacıların ikinci kademedeki tazminat talepleri değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.
Arsa payı karşılığı inşaat ilişkisine dayanan temlikte edimler karşılıklı olarak tümüyle veya önemli oranda yerine getirilmemişse, 30.09.1998 tarihli ve 2/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre temlik alanın mülkiyet talep edemeyeceği açıklanmıştır. Edimlerin yerine getirilip getirilmediği, olayın kendi tespitlerine göre belirlenir.
Şekle aykırı vaatte bedel sorumluluğu
Resmi şekle aykırılık nedeniyle tescil isteminin reddi doğru görülmüş olsa da, satış bedeli olarak ödendiği belirtilen miktar bakımından vekil eden ile vekil sıfatıyla sözleşmede bulunan ve davayı kabul eden kişinin sorumluluğu değerlendirilmeden tazminat isteminin reddi hukuka aykırı bulunmuştur. Sorumluluk, bu dosyadaki vekâlet ve davanın kabulü olgularına bağlıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, tescile ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş, tazminata ilişkin itirazları kabul ederek hükmü 30.10.2019 tarihinde oyçokluğuyla bozmuş ve tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolunu açık bırakmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek yerel mahkemenin ret hükmünü 14.10.2021 tarihinde oybirliğiyle bozmuş ve tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolunu açık bırakmıştır.
Zamanaşımı ve elbirliği mülkiyeti
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Satış vaadinden doğan davalar için özel zamanaşımı öngörülmediğinden, Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi uyarınca on yıllık sürenin uygulanacağı ve bu sürenin ifa olanağının doğmasından itibaren işleyeceği açıklanmıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3974, K. 2023/5553Kaynağı aç
Satışı vaat edilen taşınmaz sözleşme veya fiilen vaat alacaklısına teslim edilmişse, on yıllık süre geçtikten sonra ileri sürülen zamanaşımı savunması, Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesindeki dürüstlük kuralıyla bağdaşmayacağından dinlenmez. Haklar kullanılırken ve borçlar yerine getirilirken dürüstlük kurallarına uyulması gerekir. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 2Kaynağı aç
Elbirliği ortaklarından birinin miras payını ortaklık dışındaki kişiye satmayı vaadi, taahhüt olarak geçerlidir. Elbirliği çözülünceye kadar bu sözleşmenin ifa olanağından söz edilemez. Vaadin elbirliği ortakları arasında yapılması hâlinde ise iştirak bozulmaksızın satıcının payının alıcının payına eklenmesiyle ifa olanağı vardır.
Davanın açıldığı tarih itibarıyla ölü kişiler aleyhine dava açılarak sonuçlandırılamaz. Bu kişiler yönünden pasif husumet nedeniyle ret kararı verilmesi gerekir. İşin esasının satış vaadi sözleşmeleri kapsamında incelenmesi gerekirken yolsuz tescilin satış nedenine dayanılarak karar verilmesi de bozma nedeni sayılmıştır.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek hükmü bozmuş, bozma nedenine göre diğer hususları şimdilik incelememiş ve 20.11.2023 tarihinde oybirliğiyle karar vermiştir.
Sık sorulan sorular
Taşınmaz satış vaadi resmi şekil olmadan geçerli olur mu?
Hayır. Taşınmaz satışı vaadi, resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Taşınmaz satışında da resmi şekil şarttır.
Adi yazılı satış vaadiyle tescil istenebilir mi?
20.12.2010 tarihli adi nitelikteki ve resmi şekle uymayan satış vaadi yönünden tapu iptali ve tescil talebinin reddi doğru görülmüştür.
Tescili isteyen taraf borcunu ifa etmeli midir?
Daha sonra ifa etme hakkı yoksa kendi borcunu ifa etmiş veya ifasını önermiş olmalıdır. Satış vaadine dayanan tescilde bedelin ödenmesi ve ödenmeyen kısmın depo ettirilmesi, bir karar gerekçesinde ayrıca açıklanmıştır.
Satış bedeli belirlenebilir olması yeterli midir?
Anılan kararda, bedelin belirli olması yanında belirlenebilir olmasının da satış vaadine geçerlilik ve ifa olanağı kazandıracağı belirtilmiştir.
Yıkılacak yapıdaki bağımsız bölüm vaadi tescil edilir mi?
Yıkılması zorunlu yapıdan münhasıran bağımsız bölüm vaat edilmişse tescil olanaksızdır. Yasal engel yoksa belirli arsa payının vaadi geçerlidir.
Satış vaadinden doğan alacakta süre ne kadardır?
Özel süre öngörülmediğinden on yıllık zamanaşımı uygulanır ve süre ifa olanağının doğmasından itibaren işler. Taşınmaz vaat alacaklısına teslim edilmişse süre geçtikten sonra zamanaşımı savunması dinlenmez.
Miras payının ortaklık dışına vaadi hemen ifa edilir mi?
Taahhüt olarak geçerlidir fakat elbirliği çözülünceye kadar ifa edilemez. Ortaklar arasındaki vaatte pay eklenerek ifa olanağı vardır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

