Tapuda Taşınmaz Bağışı Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?

by Avukat Erdal Ersoy
Tapuda Taşınmaz Bağışı Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?

Taşınmaz Bağışlama Sözleşmesi ve Hukuki Niteliği

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 285/1 uyarınca bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Taşınmaz bağış işleminin geçerli olabilmesi için taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olması, işlemin 2644 sayılı Tapu Kanunu kapsamında resmi şekle tabi olarak Tapu Müdürlüklerinde yapılması ve bağış alanın rızasının bulunması zorunludur. Noterlerde yapılan bağış taahhütleri ise taşınmaz mallar için tapu devri gerçekleşmedikçe mülkiyet nakli bakımından hukuki sonuç doğurmaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 285Kaynağı aç
MADDE 285- Bağışlama sözleşmesi, bağışlayanın sağlararası sonuç doğurmak üzere, malvarlığından bağışlanana karşılıksız olarak bir kazandırma yapmayı üstlendiği sözleşmedir. Henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek, bağışlama değildir. Ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi de bağışlama sayılmaz. B. Bağışlama ehliyeti I. Bağışlayan için

Her karşılıksız kazandırma bağışlama niteliği taşımaz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 285/2 ve 285/3 hükümlerine göre henüz edinilmemiş olan bir haktan feragat etmek veya bir mirası reddetmek bağışlama sayılmaz. Bununla birlikte ahlaki bir ödevin yerine getirilmesi amacıyla yapılan kazandırmalar da kanunen bağışlama olarak kabul edilmemektedir.

Tapuda Bağış İçin Aranan Şartlar ve Fiil Ehliyeti

Tapuda bağış yapabilmek için kişinin on sekiz yaşını doldurmuş, temyiz kudretine sahip, kısıtlı bulunmayan ve taşınmaz üzerinde serbest tasarruf yetkisini haiz bir kimse olması gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca veli veya vasi gibi kanuni temsilciler, temsil ettikleri küçükler ya da kısıtlılar adına bağış işlemi gerçekleştiremezler. Ayrıca taşınmaz üzerinde vergi borcu, haciz veya ipotek gibi takyidatların bulunması halinde, bu engeller kapatılmadan tapuda bağış işlemi tamamlanamaz.

Tapu Müdürlüğünde İstenen Belgeler ve Resmi Senet Düzeni

Tapu Müdürlüğünde gerçekleştirilecek bağış işleminde bağışlanacak taşınmaza ait tapu belgesi, bağışlayan ve bağışlananın kimlik belgeleri, işleme katılacak tarafların son altı ayda çekilmiş ikişer adet vesikalık fotoğrafları, taşınmaza ait belediyeden alınmış emlak beyan değer belgesi, bina vasıflı taşınmazlarda zorunlu deprem sigortası (DASK) poliçesi ve işlemde temsil bulunuyorsa usulüne uygun temsil belgesi aranır. Düzenlenen resmi senette kişisel minnet duyguları veya duygusal ifadelere yer verilmez; senet yalnızca tarafların kimlik bilgilerini, taşınmazın özelliklerini ve kanuna uygun şartları ihtiva eder.

İntifa Hakkı Saklı ve Rücu Şartlı Bağış Türleri

Bağışlayan, taşınmazın çıplak mülkiyetini bağışlanana devrederken kullanma ve yararlanma hakkını ifade eden intifa hakkını kendi üzerinde bırakabilir. Bu halde bağışlayan yaşamı boyunca taşınmazda oturma veya taşınmazı kiraya verme hakkını korur; ancak taşınmazı devredemez, satamaz veya yapının esasına yönelik değişiklik yapamaz. Bağışlayanın vefatı halinde intifa hakkı kendiliğinden sona erer ve taşınmazın tam mülkiyeti bağışlanana geçer.

Resmi senette rücu şartı kararlaştırıldığında, bağışı kabul eden kişinin bağışlayandan önce vefat etmesi halinde taşınmaz mahkeme kararına gerek olmaksızın ölüm belgesi ile Tapu Müdürlüğüne başvuru yapılarak yeniden bağışlayan adına tescil edilir. Bağışı alan kişi taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmiş olsa dahi ölüm sonrasında rücu şartı hukuki geçerliliğini muhafaza eder.

Aile ve Miras Hukuku Bakımından Taşınmaz Bağışı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu çerçevesinde eşler arasında aksi bir sözleşmeyle belirlenmedikçe edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Bu rejim yürürlükte iken eşlerden birinin diğerine taşınmaz bağışlaması halinde bağışlanan taşınmaz, bağışı alan eşin kişisel malı haline gelir. Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği taşınmaz bağışları diğer mirasçıların saklı paylarını ihlal ettiği takdirde, mirasbırakanın vefatından sonra saklı pay sahibi mirasçılar tarafından tenkis davasına konu edilebilir. Bununla birlikte aile içinde gerçek irade bağışlama olduğu halde tapuda satış gibi gösterilen işlemler muris muvazaası kapsamında değerlendirilebilir.

Bağışlamanın Kanunen Geri Alınması ve Zenginleşme Ölçüsü

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 295 kapsamında bağışlayan; bağışlananın bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemesi, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması yahut yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi hallerinde bağışlamayı geri alabilir. Kanun hükmüne göre elden bağışlamanın veya yerine getirilmiş bağışlama sözünün geri alınmasında bağışlama konusunun geri verilmesi istemi, bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsüyle sınırlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 295Kaynağı aç
MADDE 295- Bağışlayan, aşağıdaki durumlardan biri gerçekleşmişse, elden bağışlamayı veya yerine getirdiği bağışlama sözünü geri alabilir ve bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsünde, bağışlama konusunun geri verilmesini isteyebilir: 1. Bağışlanan, bağışlayana veya yakınlarından birine karşı ağır bir suç işlemişse. 2. Bağışlanan, bağışlayana veya onun ailesinden bir kimseye karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranmışsa. 3. Bağışlanan, yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemişse. II. Bağışlama sözü vermenin geri alınması ve ifadan kaçınma

İrade Sakatlığı, Muvazaa ve Tapu İptal Davaları

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 36 uyarınca taraflardan biri diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. Aynı Kanun’un 39. maddesi gereğince aldatmayı öğrenen taraf bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiğini geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2024/4519 Esas ve 2024/6363 Karar sayılı ilamında, hileye dayalı tapu iptali ve tescil taleplerinde aldatılmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü sürenin aranacağı ve somut uyuşmazlıkta bu sürenin geçirilmiş olması gerekçesiyle verilen ret kararı incelenmiştir. Hile, tehdit veya yanıltma sonucu iradesi sakatlanan kimselerin bağışın iptalini talep edebilmesi mümkün olmakla birlikte, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m. 6 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 190 gereğince iddia edilen irade sakatlığı olgularının usulünce ispatlanması zorunludur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/4519, K. 2024/6363Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2024/4519 E.  ,  2024/6363 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/633 E., 2024/1000 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/383 E., 2023/572 K. Taraflar arasındaki hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; davalı ile tanışarak evlendiğini, bir süre sonra davalının insanlara sahte güven vererek dolandırdığını öğrendiğini, davalının vermiş olduğu sözler neticesinde kendisine bakması karşılığında İzmir ili, …. ilçesi, …. Mahallesinde bulunan 96 ada 23 parsel sayılı taşınmazının 1/2 hissesini 23.02.2017 tarihinde davalıya devrettiğini, davalının kendi adına satış işlemi yaptırdığını, ancak boşanma aşamasında oldukları davalının kendisini kandırdığını ve kendisine bakmadığını, iyi niyetini suistimal ettiğini ileri sürerek taşınmazın davalı adına olan kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Dava dilekçesi davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Davalı vekili katıldığı duruşmalarda davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; yargılama sürecinde incelenen davacı ve davalıya ait nüfus kayıtlarından 29.11.2016 tarihinde evlendikleri, dava konusu taşınmazın tamamının 04.01.2017 tarihinde davacı tarafından satın alındığı, davacının dava konusu taşınmazın 1/2 hissesini 23.02.2017 tarihinde davalıya 31.000,00 TL karşılığında tapuda devrettiği, 23.02.2017 tarihli resmi senet incelendiğinde senette ölünceye kadar bakmaya ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı ve davalı arasında 14.07.2021 tarihinde Bergama 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2021/348 Esas sayılı boşanma davasının olduğu, her ne kadar davacı, davalı tarafından kandırıldığı, davalının kendisine bir gün dahi bakmadığı iddiasıyla tapu iptali ve tescil isteminde bulunmuşsa da davalının taşınmazı hile ile davacıdan devraldığı iddiasını kanıtlayacak bir delil davacı tarafından yargılama aşamasında öne sürülmediği gibi davacının iddia ettiği gibi bir irade sakatlığının varlığı durumunda dahi gerek davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü davalının kendisine bir gün dahi bakmadığı yönündeki beyanı gerekse yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanları göz önünde tutulduğunda, davacının iddiası olan davalı tarafından kendisine bakılacağı vaadiyle kandırıldığı hususunu evlilikleri süresince bildiği ve en geç davalı tarafından kendisine karşı boşanma davası açıldığını öğrendiği tarih itibariyle hile hukuki sebebinin varlığını öğrendiğinin kabulü gerekeceği, yargılama sürecinde UYAP sistemi üzerinden dosyaya kazandırılan Bergama 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/348 Esas sayılı dosyasının incelendiği, davalı … tarafından açılan boşanma davasında dava dilekçesinin davacı …'a hangi tarihte tebliğ edildiğine dair tebliğ mazbatasına UYAP sistemi üzerinden ulaşılamamış ise de davacı …'ın boşanma davasına 17.09.2021 tarihinde cevap ve karşı dava dilekçesi sunduğunun görüldüğü, en geç bu tarihte davacının iddia ettiği hile hukuki sebebinin varlığını öğrendiğinin kabulü gerektiği, 17.09.2021 tarihi ile eldeki davanın açılış tarihi olan 03.10.2022 tarihleri arasında 1 yıllık sürenin geçtiği, davacının hile iddiasını 1 yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin hile hukuki sebebinin varlığının öğrenilmesi üzerinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini kabul etmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacının boşanma davası devam ederken iş bu tapu iptali davasını açtığını, davacı ölünceye kadar bakması karşılığı evinin 1/2 hissesini davalıya bağışladığını belirtmesine rağmen 23.02.2017 tarihinde tapuda yapılan işlemin satış işlemi olarak göründüğünü, davacının bu satış şeklinde görülen işlem karşılığı olan 31.000,00 TL'yi almadığı gibi davalının "ben 1/2 hisseyi satın aldım, bedelini ödedim" şeklinde bir beyanda da bulunmadığını, davacının iradesi ile gerçekleşen işlemin birbiriyle örtüşmediğini, davacının kendisine bakılacağının vaad edildiğini, davacının da bu vaade kanarak taşınmazının 1/2 hissesini bağışladığını açıklarken kandırıldığını söylediğini, davalının sözünde durmadığını, taşınmazın 1/2 hissesini aldıktan bir süre sonra evi terk ettiğini, davacıya bakmadığını, davacının boşanma davası sırasında davalının eve dönmeyeceğini anladığını ve artık kandırıldığından emin olduğunu, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde bu davayı açtığını, davacının, davalı tarafından kandırıldığını, davalının 30.05.2022 tarihinde açtığı Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/518 Esasında kayıtlı ortaklığın giderilmesi davası ile öğrendiğini, davacının da 30.05.2022 tarihinde iş bu tapu iptali davasını açtığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının açmış olduğu bu dava sırasında önceden açılmış bir boşanma davası olduğu, boşanma davasındaki cevap dilekçesi ve karşı dava açılma tarihinin 17.09.2021 olduğu, eldeki hileye dayalı tapu iptali- tescil davasının açılma tarihinin ise 03.10.2022 olduğu, TBK'nın 36. ve 39. maddeleri ile Yargıtay içtihatlarına göre hileye dayalı iptali istenen hukuki uyuşmazlıklarda aldatılmanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içinde davanın açılması gerektiği, 1 yıllık sürenin hak düşürücü süre olduğu, nitekim davacının hileyi kendisine açılan boşanma davasına karşı cevap süresi içinde açıldığı kabul edilse bile Aile Mahkemesindeki boşanma davasında yatağında hasta yatmakta iken kendisini tehdit ederek taşınmazın yarı hissesini kendi üzerine geçirdiğini beyan ettiği, hileye dayalı olarak taşınmazı devrettiğine dair beyanı olduğunun anlaşıldığı, anılan tarihler göz önünde bulundurulduğunda 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın esas ve usul yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur. B. Temyiz Nedenleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin hile hukuki sebebinin varlığının öğrenilmesi üzerinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini kabul etmesinin usul ve hukuka aykırı olduğunu, davacının boşanma davası devam ederken eldeki tapu iptali davasını açtığını, davacı ölünceye kadar bakması karşılığı evinin 1/2 hissesini davalıya bağışladığını belirtmesine rağmen 23.02.2017 tarihinde tapuda yapılan işlemin satış işlemi olarak göründüğünü, davacının bu satış şeklinde görülen işlem karşılığı olan 31.000,00 TL'yi almadığı gibi davalının "ben 1/2 hisseyi satın aldım, bedelini ödedim" şeklinde bir beyanda da bulunmadığını, davacının iradesi ile gerçekleşen işlemin birbiriyle örtüşmediğini; davacı, kendisine bakılacağının vaad edildiğini, bu vaade kanarak taşınmazının 1/2 hissesini bağışladığını açıklarken kandırıldığını söylediğini, davalının sözünde durmadığını, taşınmazın 1/2 hissesini aldıktan bir süre sonra evi terk ettiğini, hasta ve yaşlı olan davacının, davalının eve dönmesini beklerken davalının 14.07.2021 tarihinde Bergama 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/348 Esas sayılı boşanma davası açtığını, bu dava devam ederken davacının barışma ve bir araya gelmeyi beklediğini, ancak davalının 30.05.2022 tarihinde açtığı Dikili Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/518 Esasında kayıtlı ortaklığın giderilmesi davası ile kandırıldığını öğrendiğini, kendisinin de 03.10.2022 tarihinde iş bu tapu iptali davasını açtığını, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36 ve 39. maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmaz tam hisse olarak davacı … adına kayıtlı iken, davacı …'in 23.02.2017 tarihli ve 1607 yevmiye numaralı resmi senet ile taşınmazdaki 1/2 hissesini 31.000,00 TL bedelle davalı …'a satış yoluyla temlik ettiği, davacının davalının vermiş olduğu sözler neticesinde kendisine bakması karşılığında İzmir ili, … ilçesi, … Mahallesinde bulunan 96 ada 23 parsel sayılı taşınmazının 1/2 hissesini davalıya devrettiğini, davalının kendi adına satış işlemi yaptırdığını, ancak boşanma aşamasında oldukları davalının kendisini kandırdığını ve kendisine bakmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil istemiyle eldeki davayı açtığı, eldeki davadan önce davacı ve davalı arasında 14.07.2021 tarihinde Bergama 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2021/348 Esas sayılı boşanma davasının olduğu, boşanma davasında eldeki davada davacı … tarafından sunulan cevap dilekçesi ve karşı dava açılma tarihinin 17.09.2021 olduğu, boşanma davasındaki cevap ve karşı dava dilekçesinde davacı …'in yatağında hasta yatmakta iken davalının kendisini tehdit ederek taşınmazın yarı hissesini kendi üzerine geçirdiğini, hastalık dönemlerinde davalıdan ilgi ve alaka görmediğini beyan ettiği, nitekim davacının hileyi kendisine açılan boşanma davasına karşı cevap süresi içinde öğrendiği, eldeki davanın ise 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 03.10.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. 2. Temyiz olunan bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.11.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/172, K. 2024/1098Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2023/172 E.  ,  2024/1098 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1480 E., 2022/1894 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/456 E., 2022/233 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı vekilinin istinaf başvurunun ise kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; 2017 yılında geçirdikleri trafik kazası sonucunda eşini kaybetmesi üzerine düşünme ve karar verme hususlarında sıkıntılı duruma girdiğini, bu durumundan ve yaşlılığından yararlanan davalı torunu …'in baskılarıyla maliki olduğu 9 parça taşınmazı satış göstermek suretiyle davalı torununa devrettiğini, işlemlerin hile ve korkutma ile gerçekleştirildiğini, kendisine herhangi bir bedel de ödenmediğini, taşınmazların aynı ay içerisinde diğer davalı …'e devredildiğini, taşınmazlar içerisinde hala kendisine ve kızına ait şahsi eşyalarının bulunduğunu, davalı …'in ediniminde iyiniyetli olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tecilini istemiştir. II. CEVAP Davalı …; dedesi olan davacının kendisine ve dava dışı kızına malların bağışlama iradesinde olduğunu, bu doğrultuda dava konusu taşınmazları kendisine, bir kısım dava dışı taşınmazını ise dava dışı kızı … 'e devrettiğini, baskı, hile ya da tehditin söz konusu olmadığını, 2019 yılı Kasım ayı içinde davacının yurt dışında yaşayan kızı …'in Türkiye'ye gelmesi sonrasında aralarında sorunların ortaya çıktığını, davacının kızının telkinleriyle eldeki davayı açtığını, ekonomik olarak sıkıntıda olduğu dönemde arkadaşı olan diğer davalı …’ten aldığı borçlara karşılık taşınmazları sattığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı …; davalı …'in kendisine borçlu olduğunu, borçlarına karşılık dava konusu taşınmazları yatırım ve doğal güzellikleri sebebiyle satın aldığını, davacı ve diğer davalı arasındaki ilişkiyi bilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık beyanları ve tüm dosya kapsamından, davacının korkutmaya maruz kaldığını ispat edemediği, aksine davacının çocuklarına mal paylaştırma iradesiyle temlikleri gerçekleştirdiği, davacının dava dışı diğer evladına da yakın tarihlerde devirler yaptığı, baskı ve korku altında temlikin gerçekleştirildiği iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetl; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dinlenen tanıklar ve toplanan diğer delillerle davalı torun …'in davacının özel durumundan faydalanmaya çalışıp sürekli davacının yanında bulunarak güven kazanmaya çalıştığının açıklığa kavuştuğunu, bilirkişi raporu ile taşınmazın gerçek değerinin satış bedelinden çok daha yüksek olduğunun tespit edildiğini, tüm bu nedenlerle Mahkemece gabin yönünden gerekçe oluşturulması ve buna göre karar verilmesi gerekirken ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddinin doğru olduğunu ancak lehlerine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek İlk Derce Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın tehdit, hile ve taraf muvazaasına dayalı olduğu, davacının iradesinin sakatlandığını ortaya koyan herhangi bir delil bulunmadığı, davacının iddialarını HMK'nın 190 ıncı ve TMK'nın 6 ncı maddeleri gereğince usulünce ispatlayamadığı, taraf muvazaasını ortaya koyan yazılı delil bulunmadığı, dava konusu taşınmazların bağış suretiyle devredildiği gözetildiğinde muvazaa iddialarının da kanıtlanamadığı, dava dilekçesinde ileri sürülmeyen gabin iddiasının ise istinaf dilekçesinde ileri sürülmesine imkan bulunmadığı; ancak davalı … lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davalı … vekilinin istinaf başvurusunun ise kabulüyle hüküm ortadan kaldırılarak vekalet ücreti yönünden hükmün düzeltilmesi suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının dava konusu taşınmazları baskı altında temlik ettiğini, davalı torunun kendisinin zor durumunu bilerek taşınmazların adına tescilini sağladığını, bedeller arasında fahiş fark bulunduğunu, Mahkemece tarafların ileri sürdükleri vakıalara uygun hukuksal sebebinin bulunması gerektiğini, bu çerçevede gabin yönünden de inceleme yapılması gerektiğini, irade sakatlığı hallerinin mevcut olduğunu, edimler arasında aşırı orantısızlık olduğunu, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini, rayiç bedel araştırmasının usulüne uygun yapılmadığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, hile ve korkutma hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1 inci, 37, 38 ve 39/1 inci maddeleri. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190 ıncı maddesi ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1. Dosya içerinden ve toplanan delillerden; davacının maliki olduğu 1430, 2406, 2421, 2429, 2919 parsel sayılı taşınmazlarını 19.09.2019 tarihli akitle; 3915, 3424 ve 760 parsel sayılı taşınmazlarını 20.09.2019 tarihli akitle; 3704 parsel sayılı taşınmazını da 05.12.2019 tarihli akitle davalı torunu …'e bağış suretiyle devrettiği, davalı …'in de anılan parsellerin tamamını 18.02.2020 tarihinde diğer davalı …'e satış suretiyle devrettiği anlaşılmaktadır. 2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 346,90 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. …
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 36Kaynağı aç
MADDE 36- Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir. Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir. III. Korkutma 1. Hükmü
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. II. Resmî belgelerle ispat
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 39Kaynağı aç
MADDE 39- Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. H. Temsil I. Yetkili temsil 1. Genel olarak a. Temsilin hükmü

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2023/172 Esas ve 2024/1098 Karar sayılı kararına konu somut uyuşmazlıkta; taşınmazların bağış suretiyle devredildiği, taraf muvazaasını ortaya koyan yazılı delil bulunmadığı ve baskı veya korkutma iddiası kanıtlanamayarak temliklerin mal paylaştırma iradesiyle yapıldığı gerekçeleriyle davanın reddine ilişkin hüküm değerlendirilmiştir. İlgili ilamda ayrıca dava dilekçesinde ileri sürülmemiş olan aşırı yararlanma (gabin) iddiasının sonradan istinaf aşamasında dile getirilmesine hukuken imkân bulunmadığı ifade edilmiştir.

Noterde yapılan bağışlama sözleşmesi doğrudan tapu devri sağlar mı?

Noterlerde yapılan bağış taahhütleri, taşınmaz mallar için Tapu Müdürlüğünde tescil işlemi tamamlanmadıkça mülkiyet nakli sonucunu doğurmaz.

Veli veya vasi temsil ettiği küçük ya da kısıtlı adına bağış yapabilir mi?

Kanuni temsilciler olan veli ve vasiler, temsil ettikleri küçükler veya kısıtlılar adına tapuda bağışlama işleminde bulunamazlar.

Eşe bağışlanan taşınmaz mal paylaşımında hesaba katılır mı?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşe bağışlanan taşınmaz, Türk Medeni Kanunu uyarınca bağışı kabul eden eşin kişisel malı sayılır.

Mirasçılar mirasbırakanın yaptığı bağış işlemine karşı dava açabilir mi?

Mirasbırakanın sağlığında gerçekleştirdiği taşınmaz bağışları saklı payları ihlal ediyorsa vefatından sonra tenkis davasına konu edilebilir; aile içinde bağış niteliğinde olup satış gibi gösterilen işlemler ise muris muvazaası kapsamında değerlendirilebilir.

Tapuda bağışlanan taşınmaz hangi hallerde geri alınabilir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 295 kapsamında elden bağışlama veya yerine getirilmiş bağışlama sözü; bağışlananın bağışlayana ya da yakınlarına karşı ağır bir suç işlemesi, bağışlayana veya ailesine karşı kanundan doğan yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranması yahut yüklemeli bağışlamada haklı bir sebep olmaksızın yüklemeyi yerine getirmemesi halinde geri alınabilir. Bu geri verme istemi, bağışlananın istem tarihindeki zenginleşmesi ölçüsüyle sınırlıdır.

Hileye dayalı taşınmaz bağışı iptal davası hangi sürede açılmalıdır?

Hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil davalarının, aldatılmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu