Yolsuz Tescil ve Tapu Sicilinin Düzeltilmesi Davası
Tapuda hak sahibi görünmeyen ya da mülkiyeti geçerli bir hukuki nedene dayanmaksızın devralmış kişilere karşı tapu sicilinin düzeltilmesi davası açılır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi uyarınca, bağlayıcı bir hukuki işleme dayanmayan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tesciller yolsuz niteliktedir. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. Geçerli bir hukuki sebebe dayanmayan tescil işlemi, taşınmazın mülkiyetini kendiliğinden devralana kazandırmaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1024Kaynağı aç
Tapu kütüğünün gerçek hak durumuna uyarlanmasını güvence altına alan Türk Medeni Kanunu'nun 1025. maddesi gereğince, bir ayni hakkın yolsuz tescil edilmesi, değiştirilmesi veya yolsuz terkin olunması durumunda hak sahipleri tapu sicilinin düzeltilmesini talep edebilir. Bu dava ile taşınmaz kaydının iptali ve adına haksız tescil bulunan şahıstan alınarak hak sahibi adına tescili sağlanır. Bununla birlikte kanun koyucu, sicile güvenerek hak kazanan iyiniyetli üçüncü kişilerin ayni hak iktisaplarını ve zarara uğrayanların tazminat taleplerini saklı tutmuştur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1025Kaynağı aç
Taşınmaz uyuşmazlıklarında sicilin güvenilirliği ile asıl malikin mülkiyet hakkı arasındaki denge üçüncü kişilerin niyetine göre belirlenir. Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince, tapu kaydına güvenerek iyi niyetle mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı kanunen korunur. Buna karşılık, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişiler bu tescile dayanamaz; ayni hakkı ihlal edilenler tescilin yolsuzluğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı ileri sürebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Taşınmaz Devirlerinde Resmi Şekil Şartı ve Kesin Hükümsüzlük
Taşınmaz mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmelerin geçerliliği kanunun aradığı geçerlilik şartlarına uyulmasına bağlıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 237. maddesi uyarınca, taşınmaz satış sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için resmî şekilde düzenlenmesi zorunludur. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca taşınmaz satışı vaadi, geri alım ve alım sözleşmeleri de resmi şekilde düzenlenmedikçe geçerli olmaz. Buna karşılık önalım sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması geçerlilik için yeterli kabul edilmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
Sözleşmenin içeriğinin hukuka aykırı olması durumunda yaptırım kesin hükümsüzlüktür. Türk Borçlar Kanunu'nun 27. maddesi gereğince, kanunun emredici hükümlerine, kamu düzenine, kişilik haklarına, ahlaka aykırı olan veya konusu imkânsız bulunan sözleşmeler kesin olarak hükümsüz sayılır. Sözleşmenin içerdiği hükümlerden bir kısmının hükümsüz olması diğerlerinin geçerliliğini etkilemese de, bu hükümler olmaksızın sözleşmenin yapılmayacağı açıkça anlaşılırsa sözleşmenin tamamı kesin hükümsüz olur.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 27Kaynağı aç
Fiil Ehliyetsizliği Sebebiyle Tapu İptali ve İade Usulü
Taşınmaz devrinde tarafların tasarruf ehliyetine sahip bulunması kurucu bir gerekliliktir. Türk Medeni Kanunu'nun 13. maddesine göre; yaşının küçüklüğü, akıl zayıflığı, akıl hastalığı, sarhoşluk veya benzeri sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes Medeni Kanun'a göre ayırt etme gücüne sahiptir. Kanunun 15. maddesinde ise kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiillerinin hukuki sonuç doğurmayacağı hüküm altına alınmıştır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 13Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 15Kaynağı aç
Devir tarihinde temyiz kudretinin bulunup bulunmadığı resmi veriler ışığında açıklığa kavuşturulur. Yargılamada tapu müdürlüğündeki imza kayıtları, tedavi ve hastane evrakları ile taraf tanıklarının beyanları incelenerek devir tarihi itibarıyla kişinin temyiz kudretine sahip olup olmadığının belirlenmesi amacıyla dosya Adli Tıp Kurumuna sevk edilir. Adli Tıp Kurumunun hazırladığı tıbbi rapor doğrultusunda işlem tarihindeki ehliyet durumu kesin olarak saptanır.
İşlem tarihinde fiil ehliyeti bulunmayan kişinin gerçekleştirdiği hukuki işlemler batıl olduğundan, fiil ehliyetsizliği hukuksal nedenine dayanılarak açılan dava sonucunda tapu kaydının iptaline ve taşınmazın hak sahipleri adına tesciline karar verilir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2023/5515, K. 2025/3507Kaynağı aç
Fiil ehliyeti bulunmayan kimseyle yapılan batıl sözleşmeye dayanılarak yerine getirilen edimlerin iadesi taraflarca geri istenebilir. Ehliyetsiz kimsenin devre konu tasarrufları hükümsüz sayıldığından öncelikle istihkak davası yoluna başvurulur; devredilen mal elden çıkmış ve iadesi mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak dava açılır. Taşınmazı devralan kişinin iade talebi ise sebepsiz zenginleşme çerçevesinde resmi senette gösterilen satış bedeliyle sınırlı olup dava tarihindeki güncel rayiç değer talep edilemez.
İrade Bozuklukları ve Hak Düşürücü Süreler
Taşınmaz devri irade sakatlığı altında gerçekleştirilmişse kanuni sürelerin gözetilmesi şarttır. Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi gereğince, yanılma, aldatma veya korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf; yanılma veya aldatmayı öğrendiği yahut korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır. Ancak aldatma veya korkutma sebebiyle bağlayıcılığı bulunmayan sözleşmenin bir yıllık sürenin geçmesiyle onanmış sayılması, aldatılan veya korkutulan tarafın tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 39Kaynağı aç
Muris Muvazaasına Dayalı Tapu İptali ve Tescil
Mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırmak maksadıyla yaptığı muvazaalı taşınmaz devirlerinde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen bütün mirasçılar tapu iptali ve tescil talep edebilir. Mirasbırakanın görünürdeki satış sözleşmesi gerçek iradelere uymadığı, gizli bağış sözleşmesi de kanunun aradığı resmi şekil koşulundan yoksun bulunduğu için saklı payı bulunsun veya bulunmasın tüm mirasçılar resmi işlemin muvazaa nedeniyle geçersizliğini ve tapunun miras payları oranında tescilini isteyebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2021/494, K. 2022/439Kaynağı aç
Mirasbırakanın gerçek iradesinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla bağış olduğu halde resmi işlemi satış veya ölünceye kadar bakma gibi göstermesi durumunda tüm mirasçılar dava açabilmektedir. Buna karşın mirasçılıktan çıkarılan veya mirası reddeden kişilerin bu davayı açma hakkı bulunmamaktadır. Mirasbırakanın sağlığında mirasını hak dengesini gözeten, kabul edilebilir ölçüde ve bütün mirasçıları kapsar şekilde paylaştırması durumunda ise mal kaçırma kastının varlığından söz edilemez ve muvazaa iddiası dinlenmez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/12337, K. 2018/8000Kaynağı aç
Muvazaalı işlemler mutlak olarak batıl olduğundan, muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları kural olarak herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi değildir ve mirasbırakanın ölümünden sonra her zaman açılabilir. Bu genel kuralın ayrık durumu Kadastro Kanunu'nda yer almaktadır. Kadastro tespitinden önceki sebeplere dayanan tapu iptali ve tescil davaları, Kadastro Kanunu'nun 12. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kadastro tutanaklarının kesinleşmesinden itibaren on yıllık hak düşürücü süreye tabidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2023/4205, K. 2023/7038Kaynağı aç
İnançlı İşlemlerde İspat Usulü ve Zamanaşımı
İnançlı işlem; inananın teminat oluşturmak veya yönetilmek üzere mal varlığı kapsamındaki bir hak veya şeyi inanılana devretmesi, inanılanın da bunu kararlaştırılan koşullara uygun kullanarak amaç gerçekleştiğinde belirlenen şekilde inanana iade etmesini yükümlendiren bir sözleşmedir. İnanç sözleşmesine dayalı uyuşmazlıklarda ispat usulü özel içtihadi kurallara bağlanmıştır. 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca inanç sözleşmesi kural olarak tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan yazılı delille kanıtlanmalıdır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2014/11778, K. 2015/2347Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/17749, K. 2018/2761Kaynağı aç
Yazılı delil bulunmadığı hallerde, olayın gerçekleştiğine delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış bir delil başlangıcı varsa, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 202. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. İnanılan tarafından yazılmış ancak imzalanmamış senet, paraf taşıyan yazışma veya usulüne uygun onanmamış parmak izli senetler bu kapsamdadır. Yazılı delil veya delil başlangıcı bulunmaması durumunda uyuşmazlık ikrar veya yemin kesin delilleriyle ispatlanabilir; davacının yemin deliline dayanması halinde hâkim davacıya bu hakkını hatırlatmakla yükümlüdür.
İnanç sözleşmesine dayalı davalarda özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesinde yer alan on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır. İnanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil taleplerinde zamanaşımı süresi sözleşmenin yapıldığı tarihte değil, alacağın muaccel olduğu tarihte başlar. Davalı ferağ talebini reddetmediği ve iradi devir umudu sürdüğü müddetçe on yıllık zamanaşımı süresi işlemez.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2012/12306, K. 2012/14391Kaynağı aç
Usul hukukunda sürelerin niteliği farklı sonuçlar doğurur. Hak düşürücü süreyi hâkim kendiliğinden gözetmekle yükümlüdür. Zamanaşımı ise borcu sona erdirmeyip sadece dava edilebilme vasfını ortadan kaldırdığından mahkemece kendiliğinden dikkate alınamaz ve ancak def'i olarak ileri sürülmesi halinde hükme esas alınabilir.
Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinde Fesih ve Tescil
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri ifa etmek, uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında özenle bakmak ve tedavi ettirmekle yükümlüdür. Borçlara aykırı davranılması sebebiyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başkaca önemli sebepler devamını imkânsız kılar ya da aşırı ölçüde güçleştirirse, taraflar önel vermeksizin sözleşmeyi feshedebilir. Fesih geçmişe etkili sonuç doğurduğundan, bakım alacaklısı devrettiği taşınmazın tapu iptali ve tescil yoluyla geri verilmesini isteyebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/1322, K. 2020/2932Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 617Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 614Kaynağı aç
Bakım borçlusunun yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde bakım alacaklısı hayattaysa bizzat kendisi fesih ve tescil davası açabilir; bakım alacaklısının ölümü halinde yasal mirasçıları da terekeyi korumak amacıyla dava açma hakkına sahiptir. Ancak Türk Medeni Kanunu'nun 28. maddesi uyarınca ölümle kişilik sona erdiğinden, vefat etmiş kişi adına tapuda tescil kararı verilemez.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/13968, K. 2018/12601Kaynağı aç
Bakım borcunun yerine getirilememesinde bakım borçlusunun kusuru bulunmayıp aksama alacaklının başka yere gitmesinden kaynaklanıyorsa akdin feshi ile tapu iptali ve tescil davası reddedilir.
Ölünceye kadar bakma sözleşmesinde birlikte yaşama imkanları ortadan kalkmış veya büyük ölçüde sınırlandığı halde taraflara yüklenebilecek somut bir kusur bulunmuyorsa, hâkim sözleşmeyi feshedip taşınmazı iade etmek yerine taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden aile topluluğu içinde yaşamaya son verip bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir. Tahsis edilecek irat miktarı devredilen taşınmazın değeri, getireceği gelir ve alacaklının önceki sosyal mevkisi dikkate alınarak hakkaniyete göre belirlenir.
Bakım borçlusu öldüğü takdirde bakım alacaklısı bir yıl içinde sözleşmenin feshini isteyebilir. Ancak bu durumda bakım borçlusuna devredilen taşınmazın mülkiyeti mirasçılardan aynen geri istenemez; bakım alacaklısı yalnızca borçlunun iflası hâlinde iflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir paranın kendisine ödenmesini mirasçılardan talep edebilir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/3704, K. 2017/5978Kaynağı aç
Görevli Mahkeme, Yetki ve İhtiyati Tedbir Usulü
Tapuda başkasının adına kayıtlı taşınmazın gerçek sahibine geçirilmesine ilişkin tapu iptali ve tescil davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi, yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir. Taşınmazın yargılama sırasında iyiniyetli üçüncü kişilere devredilmesini veya tescile dayanarak ayni hak kazanılmasını önlemek amacıyla dava ile birlikte mahkemeden tapu kaydı üzerine derhal ihtiyati tedbir konulması talep edilmelidir.
Taşınmaz üzerindeki ipotek borcun ödenmesi veya hukuki ilişkinin sona ermesine rağmen alacaklı tarafından terkin edilmezse, Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ipoteğin fekki davası açılır. Mahkemece borcun bittiğinin tespit edilmesi halinde ipoteğin kaldırılmasına karar verilir.
Tapuda başkası adına kayıtlı taşınmaz nasıl geri alınır?
Bağlayıcı olmayan hukuki işleme veya yolsuz tescile dayalı taşınmaz kayıtları, ayni hakkı zedelenen kişiler tarafından Asliye Hukuk Mahkemesinde tapu sicilinin düzeltilmesi davası açılarak gerçek sahibine geçirilir.
Muris muvazaası davasında hak düşürücü süre veya zamanaşımı var mıdır?
Muris muvazaasına dayalı tapu iptali ve tescil davaları kural olarak herhangi bir hak düşürücü süreye veya zamanaşımına tabi değildir; ancak kadastro tespitinden önceki sebeplere dayanılıyorsa on yıllık hak düşürücü süre uygulanır.
İnançlı işlemle devredilen taşınmaz hangi delillerle ispatlanır?
İnanç sözleşmesi kural olarak tarafların imzasını taşıyan yazılı delille ispatlanır; yazılı belge bulunmadığında delil başlangıcı bulunması halinde tanık dahil her türlü delille, delil başlangıcı yoksa yemin veya ikrarla kanıtlanabilir.
İrade sakatlığı sebebiyle yapılan devirlerde dava açma süresi ne kadardır?
Yanılma veya aldatmayı öğrendiği yahut korkutmanın etkisinin kalktığı tarihten itibaren 1 yıl içinde bildirim yapılmaz veya devredilen şey geri istenmezse sözleşme onanmış sayılır; ancak bu sürenin geçmesi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz.
Ayırt etme gücü olmayan kişinin yaptığı tapu devri iptal edilebilir mi?
Ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin hukuki işlemleri sonuç doğurmadığından, fiil ehliyetsizliği tespitiyle birlikte tapu kaydı iptal edilerek taşınmaz hak sahipleri adına tescil edilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

