Arsa Payı İnşaatında Tapuya Güven ve İyi Niyetli Üçüncü Kişiler

by Avukat Erdal Ersoy
Arsa Payı İnşaatında Tapuya Güven ve İyi Niyetli Üçüncü Kişiler

Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişilerin bu kazanımını koruma altına almaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciden taşınmaz edinen üçüncü kişilerin bu korumadan yararlanıp yararlanamayacağı, Türk yargısında uzun süre tartışmalı kalmıştır. Bu tartışmanın odağında; arsa sahibine yapılan arsa payı devirlerinin hukuki niteliği, yüklenicinin edimini ifa etmemesinin üçüncü kişilere etkisi ve TMK m. 1023'ün uygulama alanı yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihli kararıyla bu tartışmalara son verilmek istendiği bildirilmektedir; ancak bu kararın esas ve karar numarası ile tam metni doğrulanmış birincil veri olarak mevcut değildir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. 3. İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı

TMK m. 1023: Tapuya Güven İlkesinin Yasal Çerçevesi

Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Bu koruma birkaç kurucu unsuru bir arada gerektirmektedir: kazanım münhasıran sicil kaydına dayalı olmalı, kazanılan hak ayni hak niteliği taşımalı ve kazanıcı, tescil talebinin yevmiye defterine kaydedildiği anda iyi niyetli bulunmalıdır. Tescil anında iyi niyetli olan kimsenin, dayanak kaydın yolsuz olduğunu sonradan öğrenmesi kazanımını etkilemez.

Bu koruma yalnızca üçüncü kişiler içindir; adına yolsuz tescil bulunan kimse ve onun külli halefleri tescilin olumlu hükmünden yararlanamaz. Öte yandan, üçüncü kişi adına gerçekleştirilen tescilin hukuki sebebi geçersizse ya da tescil talebinde bulunan kişi ayırt etme gücünden yoksun veya tasarruf yetkisine sahip değilse, bu tescil de yolsuz sayılır. Böyle bir durumda ayni hak usulünce doğmamış olacağından iyi niyet koruması devreye girmez.

Yolsuz Tescil ve İyi Niyetli Olmayan Üçüncü Kişiler: TMK m. 1024

Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ya da hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olduğunu düzenlemektedir. Buna göre bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Yolsuz tescil nedeniyle ayni hakkı zedelenen kişi ise tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir. TMK m. 1023 ile m. 1024 birlikte okunduğunda şu tablo ortaya çıkmaktadır: iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı korunurken, yolsuzluğu bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişiye karşı hak sahibi tescil yolsuzluğunu doğrudan ileri sürebilmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1024Kaynağı aç
Madde 1024- Bir aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Böyle bir tescil yüzünden aynî hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. E. Terkin ve değiştirme I. Yolsuz tescilde

Tapu Sicilinin Aleniyeti ve Özen Yükümlülüğü

Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesi uyarınca tapu sicili herkese açıktır; ilgisini inanılır kılan herkes, kütükteki ilgili sayfanın ve belgelerin gösterilmesini veya örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kanun, kimsenin tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini de açıkça hükme bağlamaktadır. Bu aleniyet ilkesi, iyi niyet savunmasının sınırını da çizmektedir: sicili inceleme olanağına sahip olduğu halde bunu kullanmayanlar, sicilde mevcut bir kaydı bilmediklerini öne sürerek iyi niyet iddiasında bulunamazlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1020Kaynağı aç
Madde 1020- Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez. D. Tescilin etkileri I. Tescilin yapılmamasının sonuçları

Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi, kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hallerde asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğunu; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamayacağını düzenlemektedir. Tapu aleniyeti ile bu özen kuralı bir arada değerlendirildiğinde, üçüncü kişinin basit bir sicil incelemesiyle öğrenebileceği bir hususu bilmediğini ileri sürmesi hukuken geçerli olmayacaktır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Madde 3- Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz. III. Hâkimin takdir yetkisi

Arsa Payı Devirlerinin Hukuki Niteliği ve Daire İçtihadındaki Yaklaşım

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciye yapılan arsa payı devri, Yargıtay dairelerinin uzun süre benimsediği ağırlıklı yaklaşımda avans mahiyetinde kabul edilmiştir. Bu anlayış doğrultusunda; yüklenicinin inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca sözleşmenin geriye etkili olarak feshine karar verildiğinde, yükleniciden pay devralan üçüncü kişilerin yüklenicinin halefi sayılması gerektiği ve TMK m. 1023'e dayalı iyi niyet korumasından yararlanamayacakları sonucuna ulaşılmıştır. Bu gerekçeyle, yükleniciden devralan üçüncü kişiler adına kayıtlı tapuların iptali ve arsa sahibi adına tesciline hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
MADDE 125- Temerrüde düşen borçlu, verilen süre içinde, borcunu ifa etmemişse veya süre verilmesini gerektirmeyen bir durum söz konusu ise alacaklı, her zaman borcun ifasını ve gecikme sebebiyle tazminat isteme hakkına sahiptir. Alacaklı, ayrıca borcun ifasından ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebilir veya sözleşmeden dönebilir. Sözleşmeden dönme hâlinde taraflar, karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulurlar ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebilirler. Bu durumda borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat edemezse alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de isteyebilir. d. Sürekli edimli sözleşmelerde
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3990, K. 2024/471Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2022/3990 E.  ,  2024/471 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili ve davalı … vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı … arasında 30.09.2017 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini ve müvekkilinin taşınmazın 337,60 m2'sini davalı …'e 09/10/2017 tarihinde devrettiğini, inşaatın 16 ay içinde bitirilmesinin kararlaştırıldığı halde davalının halen inşaata başlamadığını ve sözleşmede yasaklanmasına rağmen davacının kendisine devretmiş olduğu hisseyi de diğer davalılara devrettiğini ileri sürerek, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ve davalılar adına kayıtlı hisselerin tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı ile davacı arasında akdedilmiş arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmadığını, dava dilekçesi ile sunulan sözleşmeyi kabul etmediklerini, dava konusu hisselerin davacı şirketten, bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, müvekkil tarafından hukuken iyi niyetli 3. kişi olarak kabul edilen diğer davalılara yapılmış olan devirlerin de geçerli olduğunu, bu devirlere ilişkin müvekkil ile diğer davalılar arasında yapılmış olan sözleşmeler bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile yüklenici … arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin noter huzurunda düzenleme şekline yapılmadığından geçersiz olduğunu, yapılan sözleşmenin adi yazılı şekilde yapıldığını, bu sözleşmenin iyiniyetle hak iktisap eden üçüncü kişilerin hakkına zarara vermek amacıyla her zaman ve istenildiği şekilde yapılabileceğini, tapu payını müvekkiline devredip tescili yapıldıktan sonra danışıklı olarak böyle bir sözleşme yapmalarının mümkün olduğunu, müvekkilinin arsa payını devralırken iyiniyetli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı …'in söz konusu tapu kaydını satın aldığını söylediğini, kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında aldığını dile getirmediğini, söz konusu iptal ve tescilleri istenen tapu kayıtları üzerinde iyi niyetli olarak hak iktisap etmiş olup üçüncü kişi konumunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ile sunulan sözleşmeyi kabul etmediklerini, dava konusu hisselerin davacı şirketten bedeli ödenmek suretiyle satın alındığını, müvekkil tarafından hukuken iyi niyetli 3. kişi olarak kabul edilen diğer davalılara yapılmış olan devirlerin de geçerli olduğunu, bu devirlere ilişkin müvekkil ile diğer davalılar arasında yapılmış olan sözleşmeler bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davada belirtilen taşınmazı davacının beyan ettiği gibi …'ten değil Rukiye Dündar'dan 27/04/2018 tarihinde tapu dairesinde satın aldığını, …'i tanımadığını ve bağlantısının olmadığını, söz konusu dava ile alakasının olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflara ait yapılan ticari defter incelemesi neticesinde dava konusu arsa ile ilgili olarak devir işleminin faturalaştırıldığı, ancak arsa devir bedeli olan 175.000,00 TL'ye ait herhangi bir ödeme kaydının ve ödemeyi ispatlayıcı belgelerin olmadığının tespit edildiği, dosyaya hem davacının hem de davalı …'in ellerinde bulunan sözleşme aslını sundukları, dava dışı … Yatırım … A.Ş.’nin ise sözleşme aslının davacı tarafından sunulduğunu beyan ederek dosyaya sözleşme aslını sunmadığı, mevcut iki adet sözleşme aslı incelendiğinde davalı …'in sunmuş olduğu sözleşme aslında davacı Suludere Bilişim şirketinin kaşesi ve imzasının bulunmadığı, dava dışı … Yatırım … A.Ş.'nin imzasının bulunduğu, 09.10.2017 tarih ve 47541 yevmiye no.lu Resmi Senette tapunun … ili, … ilçesi,…Mahallesi, 42326 ada, 3 parsel'de kayıtlı 947,82 m² yüzölçümlü arsa vasfındaki taşınmazdaki hissesini 175.000,00 TL bedelle satışının yapıldığı, davacı şirketin ticari defterlerinde davacının 09.10.2017 tarih ve 020674 sıra no.lu fatura ile 175.000,00 TL bedelle arsa satışına yönelik davalı …' e fatura düzenlediği ve ticari defterlerine de bu faturayı işlediği, davacının bahsettiği sözleşmenin davalı ile yapılmadığı ve tapuda satış işlemi suretiyle hissesini 175.000,00 TL bedel karşılığında davalı …'e devrettiği kanaatine varıldığı, diğer davalılar ise kendilerine ait hisseleri davalı …' ten tapuda satış suretiyle devralan 3. kişiler olup, davalıların kötüniyetli olduklarına dair herhangi bir husus tespit edilmediği gibi, dava konusu hisselerin davalı …'ten bedeli ödenmek suretiyle satın alındığı ve hukuken iyi niyetli 3. kişi olarak kabul edilen diğer davalılara yapılmış olan devirlerin de geçerli olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı … arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiğini, fatura müvekkili defterlerinde kayıtlı olsa bile ödemeye ilişkin bir kaydın davalı defterinde bulunmadığını, taşınmazın hissesinin sözleşme kapsamında avans olarak davalı yükleniciye devredildiğini, yüklenici edimini yerine getirmediğinden diğer davalıların da tapuya hak kazanamayacağını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda davalı müvekkilinin ve diğer davalılarının sahip oldukları hisse oranlarının belirli olduğundan İlk Derece Mahkemesince tarafların hisse oranlarına göre vekalet ücretinin ayrı olarak tespiti gerekirken vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının taşınmazın 337,60 m2'lik kısmını tapuda 04.10.2017 tarihinde davalı …'e satış yapmak suretiyle devrettiği, davalının davacının sunduğu sözleşmeyi kabul etmediği ve iddiasını doğrulamak için davacının yer almadığı … ile sözleşme aslını dosyaya sunduğu, bu halde dosyaya içeriği aynı ancak tarafları farklı iki farklı sözleşme sunulmuş olup, davalının savunması doğrultusunda sunduğu sözleşme karşısında davacı kendi sözleşmesinin geçerli bir sözleşme olduğunu ispatlamak zorunda olduğu, tapu kayıtları incelendiğinde diğer arsa sahibi … Yatırım … Anonim Şirketinin sözleşme kapsamında davalı …'e her hangi bir hisse devri yapılmadığı, bu halde, tapuda yer alan satış sözleşmesinin ve davalının elinde yer alan sözleşme suretinin aksini, yani davalıyla sözleşme yapıldığını davacının başkaca delillerle ispatlayamadığı, davacı tarafça her zaman sözleşmeye kaşe eklenerek imza atılması mümkün olabileceğinden artık davacının sözleşme ilişkisini ispatlamış olduğunun kabul edilemeyeceği, davalılar yönünden dava sebebi ortak oluğundan davalılar lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinde de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ve davalı … vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan fesih, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı TBK'nın 470-486. maddeleri, TMK'nın 1023. maddesi 3. Değerlendirme Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan adi yazılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi arsa malikleri davacı şirket, dava dışı … Yatırım … A.Ş. ve yüklenici davalı … arasında düzenlenmiştir. Davalı … vekili tarafından sunulan sözleşme ise, dava dışı … Yatırım … A.Ş. ve davalı … arasında düzenlenmiş olup, davacının isim ve imzası bu sözleşmede bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmazın 337,60 m² kısmı davacı şirket tarafından davalı …'e 09/10/2017 tarihinde ve 47541 yevmiye numaralı satış işlemiyle 175.000,00 TL bedelle devredilmiş olup, davalı … devralmış olduğu hisseyi değişik tarihlerde diğer davalılara devretmiştir. Dava dışı … Yatırım … A.Ş yetkilisi yazılı beyanında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin davacı şirket, … Yatırım … A.Ş ve davalı … arasında akdedildiğini ve davacı tarafından dosyaya sunulan sözleşme aslını kabul ettiğini bildirmiştir. İlk Derece Mahkemesince görüşüne başvurulan mali müşavir bilirkişinin düzenlediği raporda, davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmesinde taşınmazın devri karşılığında herhangi bir ödemenin olmadığı, dava dışı diğer arsa sahibi olan … Yatırım … A.Ş.'nin ticari defterlerinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan devir nedeniyle para giriş çıkışının olmadığı, davalı defterlerinde de ödemeye ilişkin bir kaydın olmadığı bildirilmiştir. Taraflarca dosyaya sunulan iki sözleşme içerik olarak aynı olup, imza kısımlarının farklı olduğu, davalı … sözleşmeyi dava dışı arsa sahibi … Yatırım … A.Ş. ile imzaladığını, davacının sözleşmede taraf olmadığını, tapu payını bedel karşılığında davacıdan satın almış olduğunu savunmuş ise de, davacıya ödeme yaptığını ispat edemediği, devralmış olduğu payı kısa zaman aralıkları ile diğer davalılara devrettiği, dava dışı şirketin davacının sözleşmenin tarafı olduğunu kabul ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacı arsa maliki davalı yüklenici … ile aralarındaki sözleşme ilişkisinin varlığını ispat etmiştir. Öte yandan davacı tarafından davalı yüklenici …'e yapılan temlik arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında avans mahiyetinde olup, davalı yüklenici sözleşmeden kaynaklanan edimini yerine getirmediğinden davalı yükleniciden pay satın alan diğer davalıların da TMK’nın 1023. maddesi kapsamında iyiniyetinin korunması mümkün değildir. O halde mahkemece yapılacak …, sözleşmenin geriye etkili olarak feshi ile tapu iptali ve tescile karar verilmesinden ibaret olup, eksik incelemeye dayalı olarak davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı doğru olmamış, istinaf mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması uygun görülmüştür. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 01.02.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. – MUHALEFET ŞERHİ- Hukuk sistemimizde taşınmaz mülkiyeti edinmek ancak tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır. Yani, iyi niyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur.(…m.1023) Üçüncü kişinin yolsuz kayda dayanarak ayni hak kazanımının korunabilmesi için tescilin yolsuzluğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olmaması gerekir. Bu bağlamda, üçüncü kişilerin Medeni Kanun’un 3. maddesi çerçevesinde iyiniyetli olması esastır. Buna göre, kendisinden beklenen özeni göstermeyen, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan üçüncü kişiler iyi niyet iddiasında bulunamazlar. Burada aranan iyi niyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı esnasında mevcut olmalıdır. Ancak, kütükteki tescilin belgelerle çeliştiğini bilmesine ya da şüphelenmesine rağmen bunu incelemekten veya gerekli özeni göstermekten kaçınır ise, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat etme yükü, iddia eden tarafa aittir. Ancak iyiniyetin olmadığını kanıtlamak zor olduğundan bunu iddia eden bazı fiili karinelerden yararlanabilir. Örneğin, ayni hak kazanan kişiyle yakın bir ilişkinin bulunması, malın kısa sürede el değiştirmesi veya düşük bir bedelle el değiştirmesi durumlarında iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı karine olarak kabul edilebilir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan koşullarda binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını yüklenici adına tescil ettirmekte ve yüklenici finans ihtiyacını karşılamak için devredilen bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshedildiği bir realitedir. Yukarıda izah edildiği gibi, yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan iyi niyetli üçüncü kişinin TMK nın 1023. maddesine istinaden "tapuya … ilkesi" gereğince iktisabının korunması gerekir. Bu ilkeden ancak üçüncü kişinin taşınmazı satın alırken kötü niyetli olduğunun ispatlanması halinde vazgeçilebilir. Yüklenici adına yapılan tescil işlemini her halde "yolsuz tescil" kabul etmek, toplumda onarılmaz zararlara sebep olmakta ve adalet duygusuna zarar vermektedir. Her arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden tapu intikali yapılan yükleniciden tamamen iyi niyetli olarak arsa payı veya bağımsız bölüm satın alanın bu iktisabını geçersiz saymak TMK nın 1023. maddesi karşısında açıkça Kanuna aykırı davranmak olacaktır. Arsa sahibi iyi niyetli ve risk almak istemiyorsa; tapu devrinin, sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebilir. Tapu siciline basit bir şerh vermekten kaçınan arsa sahibinin tamamen iyi niyetli üçüncü kişiler karşısında ve onların zararına sebep olacak şekilde korunması menfaatler dengesine aykırıdır. Sayın çoğunluk, üçüncü kişilerden arsa sahibi ile yüklenici arasında tapu sicili dışında esas borç ilişkisinden doğan sorunları bilmesini beklemekte, buna göre iyiniyetli olmadıkları kabul edilerek adeta bir kötü niyet karinesi icat edilmektedir. Oysa TMK nın 1023. maddesi, iyi niyetle taşınmaz üzerinde aynî hak edinen üçüncü kişilerin tapu siciline olan güvenini yolsuz tescile rağmen korumaktadır. Bir başka değişle, hukuki işlem güvenliği ve tapuya … ilkesini gerçek hak sahipliğine tercih etmektedir. Kaldı ki, ticari bir risk alarak ve yükleniciye güvenerek arsanın mülkiyetini intikal ettiren, yüklenici seçiminde gerekli özeni göstermeyen, peşin ifa yükümlülüğü olmamasına rağmen arsa tapusunu teminat almadan yükleniciye devreden arsa sahibinin, tapuya güvenmiş olan üçüncü kişiler karşısında korunmaya değer bir yanı da bulunmamaktadır. Keza, arsa sahibinin tapuyu yükleniciye devretmesinin “avans” niteliğinde olduğu, mülkiyetin ancak yüklenicinin tüm borcunu ifa ettikten sonra geçeceğini kabul edilmesi de hukuki dayanağı olan bir kabul değildir. Zira hukukumuzda “yolsuz tescil” terimi mevcut olmasına rağmen “avans tapu” terimi mevcut değildir. Somut olayda, dava konusu 947,82 m2’lik arsanın 337,60 m2’sine malik olan davacı şirket bu arsasını 175.000 TL karşılığında davalıya 09.10.2017 tarihinde satmıştır. Bu satış faturaya bağlanmış ve defter incelenmesinde faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğu sabittir. HMK.m.222/4.fıkra gereğince davacının bu kaydı kendi aleyhine delil kabul edileceğinden başka hiçbir delile gerek olmaksızın taşınmaz hissesinin davalıya satıldığının kabulü gerekir. Öte yandan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin düzenleme şeklinde noterde yapılması sıhhat koşuludur. Taraflar arasında resmi şekilde yapılmış bir sözleşme bulunmamaktadır. Arsa halen boş vaziyette olduğu bilirkişi raporuyla sabit olduğuna göre Sayın çoğunluğun geçerli bir sözleşmenin varlığını kabul etmesi ve sözleşmenin geriye etkili feshi ile tapu iptaline karar verilmesi gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. Kaldı ki geçerli bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi olsaydı bile; arsa sahibi kendisine ait hisseyi davalıya tapuda devretmiştir. Davalı/alıcı, boş olan arsa hisselerini diğer davalılara tapuda hisse devri şeklinde intikal ettirmiştir. Davalı/üçüncü kişiler, yargılamanın tüm aşamalarında tapuya güvenerek taşınmazı satın aldıklarını iyi niyetli olduklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Tapu maliki üçüncü kişilerin bu konudaki haklı savunmalarına istinaden ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş, istinaf mahkemesi ise istinaf istemini esastan reddetmiştir. Dairemizin Sayın çoğunluğunca, doğru ve isabetli olan ilk derece mahkemesi kararını yazılı gerekçelerle bozması TMK nın 1023. maddesinde düzenlenen "tapuya … ilkesine" aykırı olmuştur. Anılan ilkeye göre tapuya güvenen kişinin iyi niyetli olduğu karine olarak kabul edilir. Bu karinenin aksini, yani davalıların kötü niyetli olduğunu davacı tarafın ispatlaması gerekir. Somut olayda davacı taraf, “afaki” iddialar dışında davalıların kötü niyetli olduğuna dair hiçbir delil sunamadığı gibi taşınmazın davalı alıcıya satıldığına dair fatura düzenlemiş ve ticari defterlerine kaydetmiştir. Bu nedenlerle davalıların mülkiyet hakkının TMK nın 1023. maddesi gereğince korunmasına yönelik kararın onanması gerekirken yazılı gerekçelerle bozulmasına ilişkin Sayın çoğunluğunun kararına muhalifim.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/7256, K. 2017/1588Kaynağı aç
23. Hukuk Dairesi         2016/7256 E.  ,  2017/1588 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonucunda verilen hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 09.06.2016 gün ve 2015/5476 esas, 2016/3484 karar sayılı ilamının duruşmalı olarak karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmiş ise de karar düzeltme aşamasında duruşma yapılamayacağından istemin reddi ile incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü. – KARAR – Davacı vekili, dava dışı yükleniciler ile davacı arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzalandığını, sözleşmelerin mahkeme kararıyla feshedildiğini ve kararın kesinleştiğini, davalıların sözleşme gereği yükleniciye devredilen bağımsız bölüm tapusunu satın aldıklarını ileri sürerek, dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep ve dava etmiştir. Davalı ve dahili davalılar, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından, davacı ile dava dışı yükleniciler arasındaki asrsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinin geriye etkili feshedildiği, mahkeme kararının Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, davalıların sözleşme gereği yükleniciye devredilen daireleri satın aldıkları, yükleniciler edimlerini yerine getirmediklerinden ona isabet eden bağımsız bölümleri satın alan üçüncü kişilerin iyiniyet hükümlerinden yaralanamayacağı gerekçesiyle, davanın kabulüne dair verilen kararın, davalı ve dahili davalılar vekillerince temyizi üzerine, Dairemizin 09.06.2016 tarih ve 2015/5476 E., 2016/3484 K. sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Bu kez, davalı vekili ile dahili davalı … vekili, karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, HUMK'nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekili ile dahili davalı … vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, 04,60'ar TL harç ve takdiren 275,00'er TL para cezasının karar düzeltme isteyenlerden alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 29.05.2017 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. -MUHALEFET ŞERHİ- Taşınmaz mülkiyeti edinme tapu sicili ile mümkündür. Tapu sicili herkese açıktır. İlgili herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfa ve belgelerin kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini tapu memurundan isteyebilir. Tapu kütüğüne yapılmış her tescil, bir ayni hakkı karşılar. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil haline gelebilir. Bu durumda bile iyiniyetli üçüncü kişiler bakımından, tescilin olumlu hükmü uygulanır.Yani, iyiniyetli üçüncü kişilerin böyle bir tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur.(…m.1023) Üçüncü kişinin yolsuz kayda dayanarak ayni hak kazanımının korunabilmesi için tescilin yolsuzluğunu bilmemesi veya bilebilecek durumda olmaması gerekir. Bu bağlamda, üçüncü kişilerin Medeni Kanun’un 3. maddesi çerçevesinde iyiniyetli olması esastır. Buna göre, kendisinden beklenen özeni göstermeyen, tescilin yolsuz olduğunu bilen veya bilebilecek durumda olan üçüncü kişiler iyiniyet iddiasında bulunamazlar. Burada aranan iyiniyet, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı esnasında mevcut olmalıdır. Ancak, kütükteki tescilin belgelerle çeliştiğini bilmesine ya da şüphelenmesine rağmen bunu incelemekten veya gerekli özeni göstermekten kaçınır ise, iyiniyet iddiasında bulunamaz. Üçüncü kişinin iyiniyetli olmadığını ispat etme yükü, iddia eden tarafa aittir. Ancak iyiniyetin olmadığını kanıtlamak zor olduğundan bunu iddia eden bazı fiili karinelerden yararlanabilir. Örneğin, ayni hak kazanan kişiyle yakın bir ilişkinin bulunması, malın el değiştirmesinin kısa sürede olması veya düşük bir bedelle el değiştirmesi durumlarında iyiniyet iddiasında bulunulamayacağı karine olarak kabul edilebilir. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, bünyesinde gayrimenkul satış vaadi ve eser sözleşmesini barındıran bir sözleşmedir. Bu sözleşmede arsa sahibi, sözleşmeye uygun koşullarda arsasını yükleniciye teslim etmek; yüklenici kendisine karşı edimini yerine getirdiğinde ise yükleniciye bırakılan bağımsız bölümlerin tapusunu ona devretmek ile yükümlüdür. Sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenicinin edim borcu ise sözleşmede kararlaştırılan koşullarda binayı yapıp arsa sahibine teslim etmektir. Aynı zamanda arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşmedir. Ani edimli sözleşmenin kural olarak geriye etkili feshi ve tasfiyesi mümkündür. Geriye etkili fesihte sözleşmenin tarafları verdiklerini sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri isteyebilirler. Uygulamada arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldıktan sonra yüklenici henüz edimlerini yerine getirmeden; arsa sahibi, arsa veya kat irtifak tapularını veya bir kısmını yüklenici adına tescil ettirmekte ve yüklenici finans ihtiyacını karşılamak için devredilen bağımsız bölüm veya arsa hisselerini üçüncü kişilere satmaktadır. Arsa payı veya bağımsız bölümlerin satılmasından sonra yüklenici edimlerini yerine getirmediği için sözleşmenin geriye etkili feshedildiği bir realitedir. Yukarıda izah edildiği gibi, yükleniciden arsa hissesi veya bağımsız bölüm satın alan iyiniyetli üçüncü kişinin TMK'nın 1023. maddesine istinaden "tapuya güven ilkesi" gereğince iktisabının korunması gerekir. Bu ilkeden ancak üçüncü kişinin kötüniyetli olduğunun ispatlanması halinde vazgeçilebilir.Yüklenici adına yapılan tescil işlemini her halde "yolsuz tescil" kabul etmek, toplumda onarılmaz zararlara sebep olmakta ve adalet duygusuna zarar vermektedir. Yaptığı araştırmada tapu kaydının yüklenici adına olduğunu tespit eden birinin -aksi ispat edilmedikçe- iyiniyetli olmadığını söylemek mümkün olmadığı için "tapuya güven ilkesine" istinaden mülkiyet kazanımının korunması TMK'nın 1023. maddesi ve hakkaniyet gereğidir. Her arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine istinaden tapu intikali yapılan yükleniciden tamamen iyiniyetli olarak arsa payı veya bağımsız bölüm irtifak tapusu satın alanın bu iktisabını geçersiz saymak TMK'nın 1023. maddesi karşısında açıkça Kanuna aykırı davranmak olacaktır. Arsa sahibi iyiniyetli ve risk almak istemiyorsa; tapu devrinin, sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vermek suretiyle üçüncü kişilerin iyiniyet iddialarını bertaraf edebilir. Tapu siciline basit bir şerh vermekten kaçınan arsa sahibinin tamamen iyiniyetli üçüncü kişiler karşısında ve onların zararına sebep olacak şekilde korunması menfaatler dengesine aykırı olduğu gibi, taşınmaz hukukunun temeli olan "tapuya güven ilkesine" de açıkça aykırıdır. Somut olayda, davacı arsa sahibi … ile yüklenici …arasında 14.01.1997 tarihinde …ada …ve …. parsellerle ilgili arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Yüklenici 21.05.1997 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini …’a devretmiş ve aynı gün arsa sahibi ile … arasında ek inşaat sözleşmesi yapılmıştır. Arsa sahibi ile … ve …arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri … Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/212 esas sayılı dosyasında geriye etkili olarak feshedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davacı arsa sahibi, sözleşme gereği üstünde yapılacak tüm bağımsız bölümlerin yükleniciye bırakıldığı … no'lu parselin … hissesini 23.07.1996 tarihinde bedel karşılığı tapuda satmıştır. Yüklenici …no'lu parseldeki B Blok birinci bodrum kat 2 no'lu dairenin kat irtifakına ayrılan 16/1028 payını … 04.02.1997 tarihinde satmıştır. … 11.04.1997 tarihinde satın aldığı bu payı …, …ise … …ise 29.05.2000 tarihinde …, … ise 20.09.2013 tarihinde …'a, bu şahısta 20.02.2014 arihinde …'a satmıştır. Tapu kaydında arsa payı sözleşmesi şerhi mevcut değildir. Bağımsız bölüm …adına kayıtlı iken 02.05.2011 yılında … AHM'nin 2011/224 esas sayılı dosyasında davalıdır. Şerhi işlenmiştir. …ve …söz konusu şerh varken bağımsız bölümü satın almışlardır. Davacı bu davada dava konusu arsa nedeniyle yapılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshedildiğini bu nedenle halen dahili davalı olan … adına olan ve …parselde 16/1028 pay karşılığında oluşturulan kat irtifak tapusu bulunan 2 no'lu bağımsız bölüm tapu kaydının iptali ile tescile karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme davayı kabul etmiş Dairemizde yerel mahkeme kararını onamıştır. Bu kez Davalılardan … ile dahili davalı … iyiniyetli üçüncü kişiler olduklarını belirterek karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır. Yukarıda izah edildiği gibi, ilk yükleniciden kat irtifak karşılığı olan arsa hissesini satın alan …, …, …i ve …’in, aksi ispat edilmediği sürece iyiniyetli oldukları kabul edilmek zorundadır. Dolayısıyla bu kişilerin TMK'nın 1023. maddesinden yararlanmak suretiyle iyiniyetle iktisap ettikleri 2 no'lu bağımsız bölümün iktisabı korunmalıdır. Her ne kadar tapuya “davalıdır” şerhi işlendikten sonra devralan İrfan ve Şerife’nin “şerh nedeniyle” iyiniyetli oldukları sorgulanabilirse de ilk dört iktisap iyiniyetli iktisap olduğundan son iki iktisap tamamen önceki maliklerin iktisabına dayandığından İrfan ve Şerife’nin iyiniyetli olup olmamalarının da artık bir önemi yoktur. Bu nedenle, karar düzeltme talebi kabul edilerek yerel mahkeme kararının bozulması gerekirken karar düzeltme talebinin reddine dair sayın çoğunluğun kararına muhalifim.

Ancak bu yaklaşım oybirliğiyle benimsenmemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/3990, K. 2024/471 sayılı kararı ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/7256, K. 2017/1588 sayılı kararı her ikisi de oy çokluğuyla verilmiş olup her iki kararda tapuya güven ilkesinin korunması gerektiğini savunan muhalefet şerhleri bulunmaktadır. Bu muhalefet görüşleri, üçüncü kişinin halefiyet gerekçesiyle TMK m. 1023 koruması dışında bırakılmasına karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla söz konusu hukuki tartışma, Daire düzeyinde görüş ayrılığı içermiş; karşı yaklaşım azınlıkta kalmıştır.

İçtihat Tartışması ve İçtihadı Birleştirme Kararı

Bu alanda süregelen görüş ayrılığının giderilmesine yönelik olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihinde karar verdiği ve söz konusu kararın Resmî Gazete'de 18.07.2025 tarihinde yayımlandığı bildirilmektedir. Bu karar ile TMK m. 1023 çerçevesinde üçüncü kişilerin tapuya güven ilkesine dayalı ayni hak kazanımlarının korunabileceği, bununla birlikte somut olayda iyi niyetin bulunmadığının ispatlanması halinde taşınmazların arsa sahibine dönebileceği yönünde bir ilke benimsendiği ifade edilmektedir. Kararın esas ve karar numarası ile tam metnine ilişkin doğrulanmış birincil veri mevcut olmadığından bu bilgi kesin hukuki sonuç olarak bağlanamamaktadır.

Bu tartışmanın özünde, arsa payı devri ile sözleşmeden dönmenin üçüncü kişilere etkisi yatmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduğunu ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceklerini düzenlemektedir. Bu kuralın, yükleniciden bağımsız biçimde tapu kaydına güvenerek hak edinen üçüncü kişilere ne ölçüde yansıtılabileceği; iyi niyet ve tapuya güven ilkesinin bu sonucu nasıl sınırladığı ise Daire kararlarında çözüme kavuşturulamamış, İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun müdahalesini gerektirmiştir.

Kötü Niyet İddiası ve İspat Yükü

Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi gereğince, kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hallerde asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Bu karine uyarınca, tapu kaydına dayanarak hak edinen üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu iddia eden arsa sahibi bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Arsa sahibi bu ispat yükünü çeşitli fiili karinelerle yerine getirebilir. Üçüncü kişinin basit bir araştırmayla taşınmazın gerçek sahibini öğrenmesinin mümkün olduğunu ortaya koymak, yüklenici ile edinen kişi arasındaki akrabalık veya yakın ilişkiyi somut delillerle göstermek, taşınmazın alışılmadık kısalıkta süreler içinde ya da bariz biçimde düşük bedellerle el değiştirdiğini ispat etmek bu karineler arasında sayılmaktadır. Sayılan olgulardan birinin ya da birkaçının somut delillerle ortaya konulması, iyi niyet karinesini çürütmeye yönelik ciddi bir dayanak oluşturabilir.

Arsa Sahibinin Koruyucu Hukuki Adımları

Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, bağımsız bölüm tapuları veya arsa payları yükleniciye devredildiğinde arsa sahibi hak kaybı riskiyle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu riski azaltmak amacıyla arsa sahibi, yükleniciye tapuda devrettiği paylar üzerine ipotek tesis ettirmeyi ya da inşaat sözleşmesini tapu kütüğüne şerh ettirmeyi tercih edebileceği belirtilmektedir.

Yükleniciden taşınmaz alan üçüncü kişinin iyi niyeti her zaman korunur mu?

Hayır, korumanın işleyebilmesi için birkaç koşulun bir arada bulunması gerekir. Tescil talebinin yevmiye defterine kaydı anında iyi niyetin mevcut olması, devrin geçerli bir hukuki sebebe dayanması, tescil talebinde bulunanın ayırt etme gücüne ve tasarruf yetkisine sahip bulunması şarttır. Bu unsurlardan biri eksikse iyi niyet koruma sağlamaz. Ayrıca adına yolsuz tescil yapılan kimse ve onun külli halefleri de bu korumadan yararlanamaz.

Arsa sahibi üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu nasıl ispat edebilir?

İyi niyet karine olarak kabul edildiğinden ispat yükü arsa sahibine aittir. Arsa sahibi; üçüncü kişinin küçük bir araştırmayla gerçek durumu öğrenebileceğini, yüklenici ile edinen kişi arasında yakın akrabalık ya da sıkı iş ilişkisi bulunduğunu, taşınmazın alışılmadık kısalıkta sürelerde ya da bariz biçimde düşük bedellerle el değiştirdiğini somut delillerle göstererek iyi niyet karinesini çürütmeye çalışabilir.

Tapu sicilinde kayıtlı bir bilgiyi bilmediğini söylemek hukuken geçerli midir?

Geçerli değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesi tapu sicilini herkese açık tutmakta ve kimsenin tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Sicili inceleme olanağını kullanmayanlara ilişkin bilgisizlik savunması bu nedenle dinlenmez.

Sözleşmeden dönülmesi üçüncü kişileri doğrudan etkiler mi?

Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve ifa ettikleri edimleri geri isteyebilir. Bu kuralın, tapu kaydına güvenerek hak edinen üçüncü kişilere ne ölçüde yansıtılabileceği ise TMK m. 1023'ün koruma alanına bağlıdır. Uzun süre Daire kararlarında bu mesele tartışmalı kalmış; taraflara özgü iade kuralının iyi niyetli üçüncü kişileri bağlayıp bağlamayacağı görüş ayrılığına yol açmıştır.

Yolsuz tescil nedeniyle hakkı zedelenen kişinin başvurabileceği yol nedir?

Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi uyarınca, yolsuz tescil nedeniyle ayni hakkı zedelenen kişi tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ya da hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuz sayılmaktadır. İyi niyetli üçüncü kişiye karşı bu yolun açık olup olmadığı ise TMK m. 1023'teki koruma kuralıyla birlikte değerlendirilmeyi gerektirmektedir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu