Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişilerin bu kazanımını koruma altına almaktadır. Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciden taşınmaz edinen üçüncü kişilerin bu korumadan yararlanıp yararlanamayacağı, Türk yargısında uzun süre tartışmalı kalmıştır. Bu tartışmanın odağında; arsa sahibine yapılan arsa payı devirlerinin hukuki niteliği, yüklenicinin edimini ifa etmemesinin üçüncü kişilere etkisi ve TMK m. 1023'ün uygulama alanı yer almaktadır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihli kararıyla bu tartışmalara son verilmek istendiği bildirilmektedir; ancak bu kararın esas ve karar numarası ile tam metni doğrulanmış birincil veri olarak mevcut değildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
TMK m. 1023: Tapuya Güven İlkesinin Yasal Çerçevesi
Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağını açıkça hükme bağlamaktadır. Bu koruma birkaç kurucu unsuru bir arada gerektirmektedir: kazanım münhasıran sicil kaydına dayalı olmalı, kazanılan hak ayni hak niteliği taşımalı ve kazanıcı, tescil talebinin yevmiye defterine kaydedildiği anda iyi niyetli bulunmalıdır. Tescil anında iyi niyetli olan kimsenin, dayanak kaydın yolsuz olduğunu sonradan öğrenmesi kazanımını etkilemez.
Bu koruma yalnızca üçüncü kişiler içindir; adına yolsuz tescil bulunan kimse ve onun külli halefleri tescilin olumlu hükmünden yararlanamaz. Öte yandan, üçüncü kişi adına gerçekleştirilen tescilin hukuki sebebi geçersizse ya da tescil talebinde bulunan kişi ayırt etme gücünden yoksun veya tasarruf yetkisine sahip değilse, bu tescil de yolsuz sayılır. Böyle bir durumda ayni hak usulünce doğmamış olacağından iyi niyet koruması devreye girmez.
Yolsuz Tescil ve İyi Niyetli Olmayan Üçüncü Kişiler: TMK m. 1024
Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ya da hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olduğunu düzenlemektedir. Buna göre bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Yolsuz tescil nedeniyle ayni hakkı zedelenen kişi ise tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir. TMK m. 1023 ile m. 1024 birlikte okunduğunda şu tablo ortaya çıkmaktadır: iyi niyetli üçüncü kişinin kazanımı korunurken, yolsuzluğu bilen ya da bilmesi gereken üçüncü kişiye karşı hak sahibi tescil yolsuzluğunu doğrudan ileri sürebilmektedir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1024Kaynağı aç
Tapu Sicilinin Aleniyeti ve Özen Yükümlülüğü
Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesi uyarınca tapu sicili herkese açıktır; ilgisini inanılır kılan herkes, kütükteki ilgili sayfanın ve belgelerin gösterilmesini veya örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kanun, kimsenin tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini de açıkça hükme bağlamaktadır. Bu aleniyet ilkesi, iyi niyet savunmasının sınırını da çizmektedir: sicili inceleme olanağına sahip olduğu halde bunu kullanmayanlar, sicilde mevcut bir kaydı bilmediklerini öne sürerek iyi niyet iddiasında bulunamazlar.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1020Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi, kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hallerde asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğunu; ancak durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimsenin iyi niyet iddiasında bulunamayacağını düzenlemektedir. Tapu aleniyeti ile bu özen kuralı bir arada değerlendirildiğinde, üçüncü kişinin basit bir sicil incelemesiyle öğrenebileceği bir hususu bilmediğini ileri sürmesi hukuken geçerli olmayacaktır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Arsa Payı Devirlerinin Hukuki Niteliği ve Daire İçtihadındaki Yaklaşım
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde yükleniciye yapılan arsa payı devri, Yargıtay dairelerinin uzun süre benimsediği ağırlıklı yaklaşımda avans mahiyetinde kabul edilmiştir. Bu anlayış doğrultusunda; yüklenicinin inşaat sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmemesi üzerine Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca sözleşmenin geriye etkili olarak feshine karar verildiğinde, yükleniciden pay devralan üçüncü kişilerin yüklenicinin halefi sayılması gerektiği ve TMK m. 1023'e dayalı iyi niyet korumasından yararlanamayacakları sonucuna ulaşılmıştır. Bu gerekçeyle, yükleniciden devralan üçüncü kişiler adına kayıtlı tapuların iptali ve arsa sahibi adına tesciline hükmedilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/3990, K. 2024/471Kaynağı aç
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi, E. 2016/7256, K. 2017/1588Kaynağı aç
Ancak bu yaklaşım oybirliğiyle benimsenmemiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/3990, K. 2024/471 sayılı kararı ile Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin E. 2016/7256, K. 2017/1588 sayılı kararı her ikisi de oy çokluğuyla verilmiş olup her iki kararda tapuya güven ilkesinin korunması gerektiğini savunan muhalefet şerhleri bulunmaktadır. Bu muhalefet görüşleri, üçüncü kişinin halefiyet gerekçesiyle TMK m. 1023 koruması dışında bırakılmasına karşı çıkmaktadır. Dolayısıyla söz konusu hukuki tartışma, Daire düzeyinde görüş ayrılığı içermiş; karşı yaklaşım azınlıkta kalmıştır.
İçtihat Tartışması ve İçtihadı Birleştirme Kararı
Bu alanda süregelen görüş ayrılığının giderilmesine yönelik olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16.05.2025 tarihinde karar verdiği ve söz konusu kararın Resmî Gazete'de 18.07.2025 tarihinde yayımlandığı bildirilmektedir. Bu karar ile TMK m. 1023 çerçevesinde üçüncü kişilerin tapuya güven ilkesine dayalı ayni hak kazanımlarının korunabileceği, bununla birlikte somut olayda iyi niyetin bulunmadığının ispatlanması halinde taşınmazların arsa sahibine dönebileceği yönünde bir ilke benimsendiği ifade edilmektedir. Kararın esas ve karar numarası ile tam metnine ilişkin doğrulanmış birincil veri mevcut olmadığından bu bilgi kesin hukuki sonuç olarak bağlanamamaktadır.
Bu tartışmanın özünde, arsa payı devri ile sözleşmeden dönmenin üçüncü kişilere etkisi yatmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi, sözleşmeden dönme halinde tarafların karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulduğunu ve daha önce ifa ettikleri edimleri geri isteyebileceklerini düzenlemektedir. Bu kuralın, yükleniciden bağımsız biçimde tapu kaydına güvenerek hak edinen üçüncü kişilere ne ölçüde yansıtılabileceği; iyi niyet ve tapuya güven ilkesinin bu sonucu nasıl sınırladığı ise Daire kararlarında çözüme kavuşturulamamış, İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun müdahalesini gerektirmiştir.
Kötü Niyet İddiası ve İspat Yükü
Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi gereğince, kanunun iyi niyete hukuki sonuç bağladığı hallerde asıl olan iyi niyetin varlığıdır. Bu karine uyarınca, tapu kaydına dayanarak hak edinen üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu iddia eden arsa sahibi bu iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Arsa sahibi bu ispat yükünü çeşitli fiili karinelerle yerine getirebilir. Üçüncü kişinin basit bir araştırmayla taşınmazın gerçek sahibini öğrenmesinin mümkün olduğunu ortaya koymak, yüklenici ile edinen kişi arasındaki akrabalık veya yakın ilişkiyi somut delillerle göstermek, taşınmazın alışılmadık kısalıkta süreler içinde ya da bariz biçimde düşük bedellerle el değiştirdiğini ispat etmek bu karineler arasında sayılmaktadır. Sayılan olgulardan birinin ya da birkaçının somut delillerle ortaya konulması, iyi niyet karinesini çürütmeye yönelik ciddi bir dayanak oluşturabilir.
Arsa Sahibinin Koruyucu Hukuki Adımları
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, bağımsız bölüm tapuları veya arsa payları yükleniciye devredildiğinde arsa sahibi hak kaybı riskiyle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu riski azaltmak amacıyla arsa sahibi, yükleniciye tapuda devrettiği paylar üzerine ipotek tesis ettirmeyi ya da inşaat sözleşmesini tapu kütüğüne şerh ettirmeyi tercih edebileceği belirtilmektedir.
Yükleniciden taşınmaz alan üçüncü kişinin iyi niyeti her zaman korunur mu?
Hayır, korumanın işleyebilmesi için birkaç koşulun bir arada bulunması gerekir. Tescil talebinin yevmiye defterine kaydı anında iyi niyetin mevcut olması, devrin geçerli bir hukuki sebebe dayanması, tescil talebinde bulunanın ayırt etme gücüne ve tasarruf yetkisine sahip bulunması şarttır. Bu unsurlardan biri eksikse iyi niyet koruma sağlamaz. Ayrıca adına yolsuz tescil yapılan kimse ve onun külli halefleri de bu korumadan yararlanamaz.
Arsa sahibi üçüncü kişinin kötü niyetli olduğunu nasıl ispat edebilir?
İyi niyet karine olarak kabul edildiğinden ispat yükü arsa sahibine aittir. Arsa sahibi; üçüncü kişinin küçük bir araştırmayla gerçek durumu öğrenebileceğini, yüklenici ile edinen kişi arasında yakın akrabalık ya da sıkı iş ilişkisi bulunduğunu, taşınmazın alışılmadık kısalıkta sürelerde ya da bariz biçimde düşük bedellerle el değiştirdiğini somut delillerle göstererek iyi niyet karinesini çürütmeye çalışabilir.
Tapu sicilinde kayıtlı bir bilgiyi bilmediğini söylemek hukuken geçerli midir?
Geçerli değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 1020. maddesi tapu sicilini herkese açık tutmakta ve kimsenin tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremeyeceğini açıkça hükme bağlamaktadır. Sicili inceleme olanağını kullanmayanlara ilişkin bilgisizlik savunması bu nedenle dinlenmez.
Sözleşmeden dönülmesi üçüncü kişileri doğrudan etkiler mi?
Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi gereğince sözleşmeden dönme halinde taraflar karşılıklı ifa yükümlülüğünden kurtulur ve ifa ettikleri edimleri geri isteyebilir. Bu kuralın, tapu kaydına güvenerek hak edinen üçüncü kişilere ne ölçüde yansıtılabileceği ise TMK m. 1023'ün koruma alanına bağlıdır. Uzun süre Daire kararlarında bu mesele tartışmalı kalmış; taraflara özgü iade kuralının iyi niyetli üçüncü kişileri bağlayıp bağlamayacağı görüş ayrılığına yol açmıştır.
Yolsuz tescil nedeniyle hakkı zedelenen kişinin başvurabileceği yol nedir?
Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi uyarınca, yolsuz tescil nedeniyle ayni hakkı zedelenen kişi tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan ileri sürebilir. Bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan ya da hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuz sayılmaktadır. İyi niyetli üçüncü kişiye karşı bu yolun açık olup olmadığı ise TMK m. 1023'teki koruma kuralıyla birlikte değerlendirilmeyi gerektirmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

