Babadan Kalan Evin Muris Muvazaası Nedeniyle Geri Alınması

by Avukat Erdal Ersoy
Babadan Kalan Evin Muris Muvazaası Nedeniyle Geri Alınması

Babadan Çocuğa Taşınmaz Devri ve Muris Muvazaasının Niteliği

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde tarafların gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Mirasbırakanın diğer mirasçıların haklarını zedelemek amacıyla gerçekte bağışlamak istediği bir taşınmazı tapu sicilinde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde devretmesi nisbî muvazaa oluşturur ve gizli bağış işlemi geçersiz sayılır. Bu nitelikteki muvazaalı tasarruflarda, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar tapu sicilindeki işlemin geçersizliğinin tespiti ile tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilir.

Yargıtay karar alıntısı, E. 1974/1, K. 1974/2Kaynağı aç
m.19’daki yaklaşım gereği, mahkeme “kağıt üzerinde yazana” değil, gerçek iradeye bakar. # Mutlak Muvazaa ve Nisbî Muvazaa: Satış mı, Bağış mı? ## 1) Mutlak muvazaa Taraflar aslında **hiç devir istemez** , sadece tapuda “satış” görüntüsü yaratır (ör. mal borçlunun kullanımında kalır, bedel hiç ödenmez, devir sadece haczi geciktirmek içindir). ## 2) Nisbî muvazaa Taraflar gerçekten bir sonuç doğurmak ister; fakat bunu **başka bir sözleşme ile gizler**. Taşınmazlarda en tipik örnek: **gerçekte bağış** , görünürde satış. Bu model özellikle **muris muvazaası** dosyalarının omurgasıdır. # Muvazaalı Satışta En Sık 3 Dava Türü ve Aralarındaki Fark ## A) Muvazaa nedeniyle tapu iptali ve tescil (TBK 19 temelli) Amaç: İşlemin muvazaalı olduğunu ileri sürüp **tescilin düzeltilmesi** (çoğunlukla taşınmazın gerçek hak sahibine veya miras paylarına göre tescil) sonucuna ulaşmaktır. TBK 19’un “gerçek irade” yaklaşımı bu davanın temel dayanaklarından biridir. ## B) Muris muvazaası (mirastan mal kaçırma) nedeniyle tapu iptali–tescil Miras bırakan, mirasçılarından mal kaçırmak için taşınmazını **satış gibi gösterip gerçekte bağışlamışsa** , 01.04.1974 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı (E.1974/1, K.1974/2) çerçevesinde mirasçılar tapu iptali–tescil isteyebilir. Bu karar, muris muvazaası davalarının “klasik dayanağı” olarak kabul edilir. ## C) Tasarrufun iptali davası (İİK 277 vd.) – alacaklıdan mal kaçırma Bu dava, muvazaayı “tapu iptali” gibi tamamen ortadan kaldırmak için değil; **alacaklının cebri icra ile tahsil yapabilmesini sağlamak** için açılır. Sonuç, çoğu durumda işlemin **alacaklı bakımından hüküm ifade etmemesi** ve alacaklının o mal üzerinde haciz/satış yapabilmesidir. **Altın kural:** * Mirasçıysanız çoğunlukla **muris muvazaası/tapu iptal–tescil** , * Alacaklıysanız çoğunlukla **İİK 277 tasarrufun iptali** , * Taraf veya gerçek hak sahibiyseniz **TBK 19 muvazaa** hattı tartışılır. # Süreler: “Zamanaşımı yok” sanıp hak kaybetmeyin ## 1) TBK 19’a dayalı muvazaa iddiası Kural olarak, muvazaaya dayalı kesin hükümsüzlük iddiası **zamanaşımına bağlı olmadan** ileri sürülebilir şeklinde değerlendirilir; ancak her somut olayda talebin niteliği ve üçüncü kişilerin durumu önemlidir. Uygulamada bu fark özellikle “TBK 19 davası mı, İİK iptal davası mı?” ayrımında karşınıza çıkar. ## 2) İİK 277 tasarrufun iptali davası İcra-iptal davasında kritik sınır: Tasarrufun yapıldığı tarihten itibaren **5 yıllık hak düşürücü süre** (İİK m.284). Bu süre kaçarsa iptal davası teknik olarak reddedilebilir. # İspat ve Deliller: Muvazaa Dosyası Nasıl Kurulur? Muvazaa çoğu zaman “itirafla” ispatlanmaz; mahkeme **emareler zinciri** ile sonuca gider. Uygulamada etkili deliller: * **Satış bedelinin ödenmemesi** veya hayatın olağan akışına aykırı ödeme (dekont yok, para hareketi yok) * **Bedelin rayicin çok altında** gösterilmesi * Devralanın ekonomik gücünün bedeli ödemeye elverişli olmaması * Borçlunun taşınmazı devrettikten sonra da **fiilen kullanmaya devam etmesi** * Devir tarihinin; haciz, icra, dava, miras ihtilafı gibi kritik süreçlerden hemen önce olması * Yakın akrabalık ilişkisi, birlikte yaşam, devralanın “emanetçi” gibi davranması * Tapu işlemi sonrası kira sözleşmesi yapılmaması, fiili zilyetlikte değişim olmaması Muris muvazaası dosyalarında ayrıca “mirasçılardan mal kaçırma kastı”nı gösterecek aile içi ilişkiler, önceki paylaştırma pratikleri, mirasçılar arası denge, murisin bakım ilişkileri gibi olgular da önemlidir. # İyi Niyetli Üçüncü Kişi Riski: Taşınmaz üçüncü kişiye devredildiyse? Tapu siciline güven ilkesi gereği, tapudaki tescile **iyi niyetle** dayanarak ayni hak kazanan üçüncü kişinin kazanımı kural olarak korunur (TMK m.1023). Bu, muvazaa davalarında “devrin sonraki halkası” için çok kritik bir savunma hattıdır. **Pratik sonuç:** Muvazaalı devri yaptıktan sonra taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi, davanın yönünü ve talepleri değiştirir. Bu nedenle hızlı hareket (ihtiyati tedbir/tapuya şerh stratejisi) dosyanın kaderini belirleyebilir. # Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar 1. **Yanlış dava türü seçmek** (TBK 19 yerine İİK 277 ya da tersi) 2. Devir zincirini takip etmeden sadece ilk devralana dava açmak 3. “Bedel düşük” demekle yetinip **ödeme yokluğunu** bankacılık verileriyle ortaya koymamak 4. İİK 277 davasında **5 yıllık hak düşürücü süreyi** kaçırmak 5. Muris muvazaasında “mirasçılardan mal kaçırma kastı”nı somutlaştırmamak # Dosyaya Göre Ne Yapılır? ## Alacaklı açısından * Önce icra takibi ve tahsil kabiliyeti analizi * Şüpheli devirler için İİK 277 hattında dava + ihtiyati haciz/tedbir planı * Devir alanın kötü niyetini gösterecek emareler (akrabalık, bedelsizlik, zilyetlik) ## Mirasçı açısından * Murisin ölümünden sonra miras payı ve devirlerin dökümü * 01.04.1974 YİBK 1/2 çerçevesinde muris muvazaası iddiası * Bedelsizlik + mirastan mal kaçırma kastı + aile içi denge delilleri # Sonuç Muvazaalı satış davaları, “satış görünümlü” bir işlemin arkasındaki gerçek iradeyi yakalamaya çalışır. TBK m.19 gerçek iradeyi esas alarak muvazaa analizinin temelini kurar; muris muvazaasında 01.04.1974 tarihli YİBK 1/2, mirasçılara tapu iptal–tescil yolu açar; alacaklıdan mal kaçırmada ise İİK 277 vd. tasarrufun iptali davası, alacaklının cebri icra ile tahsilini sağlayacak şekilde kurgulanır ve 5 yıllık hak düşürücü süre barındırır. ### KAYNAKLAR > YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA MURİS MUVAZAASININ ŞARTLARI https://www.ilhanhelvacidersleri.com/turk-borclar-kanunu/turk-borclar-kanunu-madde-19?utm_source=chatgpt.com alacaklıdan mal kaçırma, danışıklı satış, muris muvazaası, Muvazaalı Satış, tapu iptal tescil muvazaa, tasarrufun iptali İİK 277, TBK 19 muvazaa Share Post: ### About Post Author ### Leave a Reply Avukata İhtiyacım var WhatsApp MerhabaHukuki Sorunuz nedir ?
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. E. Genel işlem koşulları I. Genel olarak
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/5611, K. 2015/5415Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2015/5611 E.  ,  2015/5415 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacılar tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 14.04.2015 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edenler vekili Avukat … geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi .. .. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: -KARAR- Dava, miras bırakanın yapmış olduğu temlik nedeniyle pay oranında tazminat isteğine ilişkindir. Davacılar, mirasbırakan …'ün dava konusu 80 ada 19 parsel sayılı taşınmazdaki … Blok … numaralı bağımsız bölümü mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak birlikte yaşadığı davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, davalının da taşınmazı 3. kişiye aktardığını ileri sürerek, tazminat isteminde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, isteğin zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Miras bırakan …'in, (eski) 80 ada 19 (yeni) 580 ada 1 parsel sayılı taşınmazdaki 1 numaralı bağımsız bölümünü 25.10.1996 tarihinde davalı …'e, onun da 24.04.1998 tarihinde dava dışı …'a satış suretiyle temlik ettikleri kayden sabittir. Dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, taraflar arasındaki çekişmenin muris muvazaası hukuksal nedeninden kaynaklandığı tartışmasızdır. Bilindiği üzere, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davaların dayanağını 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı oluşturmaktadır. Anılan kararda kabul edilen ilke ve varılan sonuca göre; görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Borçlar Kanunu'nun 213. (Türk Borçlar Kanunu'nun 237.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler. Öte yandan, bu tür davalardaki en önemli husus, murisin işlemi mirasçılarını aldatmak amacı ile yapmasıdır. Aldatılmak istenilen tüm mirasçılar muvazaalı işlemin dışında kalan ve zararlarına işlem yapılan üçüncü kişi durumundadırlar. Böyle olunca da muris muvazaasına dayalı davalarda dava konusu hak halefiyet yolu ile muristen geçmesine rağmen, dava açma hakkı halefiyete dayanmayıp, aleyhine haksız fiil işlenen mirasçının kendisine ait haktan doğmaktadır. Bu tür olaylarda murisin iradesi ile mirasçısının yararı çatışmaktadır. Bir bakıma mirasçı yasal hakkını mirasbırakana karşı korumaya çalışmaktadır. Murisin istediği bir davayı değil, murisin iradesine karşı bir dava açmaktadır. Tüm bu nedenlerle de, dava açan mirasçı yada mirasçılar tereke elbirliği mülkiyetine tabi olsa dahi pay oranında iptal ve tescil isteyebilirler. Diğer taraftan,, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak tapu iptal ve tescil istenebileceği gibi, tazminat istenebileceğinde de kuşku yoktur. Davacılar, somut olayda tazminat isteğini tercih etmişlerdir. Öyleyse ise mahkemece yapılacak iş, miras bırakanın davalıya yapmış olduğu temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olup olmadığının araştırılması, bir başka ifade ile miras bırakanın 01.04.1974 tarihli ve ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı çerçevesinde iradesinin tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması ve muvazaa ile illetli olduğunun saptanması halinde zamanaşımı hükümlerine tabi olmayacağı gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı HMK'nın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.12.2014 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edenler vekili için 1.100.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, 14.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davası açma hakkı mirasbırakanın vefatı ile birlikte doğar; mirasbırakan henüz hayattayken diğer mirasçıların mal kaçırma iddiasıyla bu davayı açma imkânı bulunmaz. Yargılamada mirasbırakanın mirasçılardan mal kaçırma kastının bulunup bulunmadığı değerlendirilirken aile içi ilişkiler, önceki paylaştırmalar, mirasçılar arasındaki denge ve murisin bakım gereksinimleri gibi somut olgular göz önünde bulundurulur.

Mirasbırakanın sağlığında diğer çocuklarına para veya nakit yardımında bulunmuş olması, tapuda yapılan taşınmaz devrinin muvazaasız olduğunu tek başına kanıtlamaz. İşlemin geçerli bir paylaştırma sayılabilmesi için mirasbırakanın tüm mirasçılar arasında hakkaniyete uygun ve adil bir denkleştirme iradesiyle hareket etmiş olması ve diğer çocuklara sağlanan meblağın devredilen taşınmazın devir tarihindeki gerçek piyasa değerini tam olarak karşılaması aranır.

Mirasçıların Dava Hakkı ve Birlikte Hareket Zorunluluğunun İstisnası

Miras ortaklığında elbirliği mülkiyeti kapsamında tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi kuralına karşılık, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2023 tarihli ve E. 2022/8445, K. 2023/7679 sayılı kararında belirtildiği üzere terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası davaları, terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açma zorunluluğunun istisnasını oluşturur.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/8445, K. 2023/7679Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2022/8445 E.  ,  2023/7679 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1291 E., 2022/1220 K. HÜKÜM/KARAR : Ret / Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/709 E., 2019/479 K. Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil istekli davada İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf isteğinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 75 ada 77 parsel sayılı taşınmazın kadastro çalışmaları sırasında mirasbırakanı ….. adına tespit edildiğini, taşınmazın malik hanesine ise "… …oğlu" yazıldığını ve hatalı olarak 04.04.2013 tarihinde mirasbırakanla mirasçılık ilişkisi olmayan davalılara veraseten intikal ettirildiğini, dava konusu taşınmazda davalılar adına oluşan tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek yolsuz tescilin ve davacının hak sahibi olduğunun tespitine, taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacının miras payı oranında davacı adına tescil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar …, … ve …; dava konusu taşınmazın, dedeleri olan mirasbırakanları …oğlu …Ali’den kaldığını, iddianın doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemişlerdir. Diğer davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının mirasbırakanı …..’in 04.04.2013 tarihine kadar dava konusu taşınmazın maliki olduğunu, davacının iddiasının resmi kayıtlarla kanıtlandığını; Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/202 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki malik …oğlu …Ali'nin 01.07.1869 doğumlu Zübeyde'den doğma ve davalı …'in dedesi olduğunun tespitine karar verildiğini, bu karara göre tapu kaydının davalılar adına intikal ettirildiğini, tescilin yolsuz olduğunu belirtip İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kadastro çalışmaları sonucu dava konusu taşınmazın tespit edildiği …Ali’nin ölü olduğu, aynı tarihte davacının mirasbırakanı …..'in ise sağ olduğu, resmi kaydın aksinin ispat edilemediği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiği ve İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı pay oranında tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 640 ıncı, 702 inci, 705 inci maddeleri ile 1022 nci maddesinin birinci fıkrası ve 1025 inci maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının mirasbırakanı …ve Dudu oğlu 1336 doğumlu …..’in 21.02.2004 tarihinde öldüğü, geride dava dışı kızı Akide ve 1994 yılında ölen oğlu Ahmet’in çocukları Mehmet, Şengül ve Mustafa ile davacı kızı … Dudu’nun mirasçı olarak kaldığı; davalıların mirasbırakanı …ve Zübeyde oğlu 01.07.1869 doğumlu …Ali’nin 1907 yılında öldüğü, geride 1960 yılında ölen oğlu Sadık’ın çocukları ve torunları olan davalıların mirasçı olarak kaldığı; dava konusu 75 ada 77 parsel sayılı taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında T. Sani 316 Tarih, 63 ve 64 sayılı tapu kayıtlarına binaen 30.11.1967 tarihinde …oğlu ölü …Ali adına tespit edildiği, tespitin 10.12.1968 tarihinde kesinleştiği, Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/202 Esas sayılı dosyasında dava konusu taşınmazın tapu kaydının malik hanesindeki …oğlu …Ali'nin 01.07.1869 doğumlu …ve Zübeyde oğlu …Ali olduğunun tespitine karar verildiği ve taşınmazın 04.04.2013 tarihinde 01.07.1869 doğumlu …oğlu …Ali'nin mirasçılarına veraseten intikal ettiği anlaşılmaktadır. 2. Bilindiği üzere, mirasbırakanın ölüm tarihi itibarı ile terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve el atmanın önlenmesi gibi davalar dışında yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği tartışmasızdır. Öte yandan, bir ya da bir kısım mirasçının, terekeye ait bir mal, hak veya alacaktan yalnız kendi payına düşen kısım için dava açması halinde mirasçıların iştirak halindeki payları üzerinde tasarrufta bulunmak yetkisi bulunmadığından davanın reddi gerekeceği açıktır. Böyle bir dava, diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve aynı zamanda onlar adına da açılmadığından, davaya diğer mirasçıların katılmasına (icazet vermesine) ve tereke temsilcisinin de bir mirasçının yalnız kendi payı için açtığı davaya icazet verip davayı devam ettirmesine olanak yoktur. 3. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması HMK’nın 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 4. Somut olaya gelince; davacının, dava konusu taşınmaz mirasbırakanı …..’e ait olmasına rağmen davalıların mirasbırakanı adına tespit edildiği kabul edilerek davalılara yolsuz olarak intikal ettirildiği iddiası ile miras payına hasren eldeki davayı açtığı, davacının mirasbırakanı …..’in ise davacı dışında başka mirasçılarının da bulunduğu dikkate alındığında terekeye karşı üçüncü kişi konumunda olan davalılara karşı yolsuz tescil hukuki nedenine dayalı olarak pay oranında açılan tapu iptali ve tescil istekli eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenle davanın reddine karar verilmiş olması bu gerekçe ve sonucu itibariyle doğru olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 189,15 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Mirasçıların kendi miras payları oranında tapu iptali ve tescil talep ettiği davalarda, Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 13.04.2022 tarihli ve E. 2022/299, K. 2022/3132 sayılı kararı gereğince davacılar arasında zorunlu değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunur. Bu davalarda dava değeri, davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin tereke içerisindeki miras payına isabet eden miktar üzerinden hesaplanır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/299, K. 2022/3132Kaynağı aç
1. Hukuk Dairesi         2022/299 E.  ,  2022/3132 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : … BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL Taraflar arasındaki davadan dolayı … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 21/12/2021 tarihli ve 2021/2404 Esas, 2021/2625 Karar sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmiş olmakla; dosya tetkik olunarak gereği düşünüldü. -KARAR- Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, temlikin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunun ispatlanamadığı, pek çok taşınmazı bulunan mirasbırakanın, mal varlığının önemli bir bölümünü teşkil etmeyen çekişme konusu taşınmazı davalıya devretmesinin mirastan mal kaçırma amaçlı olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından istinafı üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, HMK’nın 353/1-b.1. maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesinde, bölge adliye mahkemelerinin temyiz olunamayan kararları düzenlenmiş, 1/a bendinde de, “miktar veya değeri kırk bin Türk lirasını (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar" hükmüne yer verilmiş, 2021 yılı itibarıyla HMK'nın 362/1-a bendinde belirtilen 40.000,00 TL’lik kesinlik sınırı 78.630,00 TL olarak uygulanmaya başlanmıştır. Hemen belirtilmelidir ki; pay oranında açılan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmayıp ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değerinin davayı açan mirasçı veya mirasçıların her birinin payına isabet eden değer olacağı kuşkusuzdur. Somut olayda; dava konusu … ada … parsel sayılı taşınmazda mirasbırakan tarafından davalıya temlik edilen 1590778/3193344 payın keşfen saptanan dava tarihindeki değeri 306.409,18 TL olup, 22/05/2015 tarihinde ölen mirasbırakan …’ın nüfus kaydına göre, eşi …’nin 2014 yılında öldüğü, geride müşterek çocukları …, …, …, …, …, … ve …’nin mirasçı kaldıkları, mirasbırakanın kendinden sonra 07/11/2017 tarihinde ölen oğlu …’ın … 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2018/1111 Esas, 2018/1069 Karar sayılı 04/09/2018 tarihli veraset ilamına göre, eşi ve çocukları olan davacılar …, …, Tansu ve …’ın mirasçı kaldıkları, davacıların eldeki davayı mirasçılardan …’e karşı miras payları oranında açtıkları, çekişmeli payın keşfen saptanan 306.409,18 TL değerinden davacıların her birinin 1/28’er miras payına isabet eden değerin ayrı ayrı 10.943,19 TL, davacıların toplam 4/28 miras payına isabet eden değerin ise 43.772,74 TL olduğu, davacılar vekili tarafından da aşamalarda, dava değerinin davacıların miras payına isabet eden değer olup, toplam 43.772,74 TL üzerinden harcın tamamlanması gerektiğinin beyan edildiği, davacıların her birinin miras payına isabet eden 10.943,19 TL’nin, 2021 yılı itibarıyla temyiz kesinlik sınırı olan 78.630,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır. Diğer taraftan, temyiz kesinlik sınırı içinde kalması nedeniyle temyiz kabiliyeti bulunmayan kararlar hakkında 01.06.1990 tarihli ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtayca da bir karar verilebileceği açıktır. Yukarıda açıklanan nedenden ötürü temyiz kesinlik sınırı içinde kaldığı anlaşılan eldeki dava yönünden davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin değerden REDDİNE, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 14/04/2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

Bakım İddiası ve Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Şekil Şartı

Mirasbırakan bir çocuğuna kendisine sağladığı bakım nedeniyle taşınmaz devretmek istiyorsa, bunun geçerli hukuki yolu tapu sicilinde gerçek dışı bir satış göstermek değil, mevzuata uygun şekilde noter huzurunda ölünceye kadar bakma sözleşmesi düzenlemektir.

Tapu kütüğünde devir işlemi satış olarak tescil edildiği halde alıcıdan herhangi bir bedel tahsil edilmemişse işlem hukuken örtülü bağış niteliğindedir. Davalı çocuğun yargılama sırasında taşınmazın kendisine bakım karşılığı verildiğini savunması, tapudaki satış işleminin gerçeği yansıtmadığını ve muvazaalı olduğunu ikrar niteliği taşır.

Taşınmazın Üçüncü Kişilere Devri ve Miras Payı Oranında Tazminat Talebi

Muvazaalı şekilde adına tescil yapılan mirasçı taşınmazı üçüncü bir kişiye devretmişse, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen üçüncü kişilerin kazanımı korunur. Tapu iptalinin mümkün olmadığı bu durumda diğer mirasçılar, haksız devri yapan mirasçı aleyhine miras payları oranında bedel ve tazminat davası açabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Madde 1023- Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka aynî hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. 3. İyiniyetli olmayan üçüncü kişilere karşı

Bedel davasında mahkeme, taşınmazın dava tarihindeki piyasa değerini bilirkişi incelemesiyle belirler. Haksız kazandırmayı gerçekleştiren mirasçı, davacı mirasçıların miras payına isabet eden tutarı yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödemekle yükümlü kılınır.

Ayırt Etme Gücü Eksikliği ve Kademeli Dava Açma Yolu

Taşınmazın devredildiği işlem anında mirasbırakanın akli melekeleri yerinde değilse ve ayırt etme gücü bulunmuyorsa, yapılan işlem kesin hükümsüzlükle sakattır ve ehliyetsizlik nedeniyle tapu kaydının iptali gerekir. Ehliyetsizlik iddiası ileri sürüldüğünde devir dönemine ait tüm tıbbi kayıtlar toplanarak Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp birimlerince işlem anındaki fiil ehliyetine ilişkin bilimsel rapor hazırlanır.

Hukuki belirsizliklerin bulunduğu durumlarda davacılar aynı dava dilekçesinde öncelikli olarak ehliyetsizlik sebebine dayanarak tapu iptali, mahkemenin ehliyetin varlığı kanaatine varması halinde ise kademeli olarak muris muvazaası sebebine dayanarak tapu iptal ve tescil talebini terditli olarak ileri sürebilirler.

İspat Usulü, Mirastan Feragat ve İbranamelerin Geçerliliği

Mirasbırakanın danışıklı devirleriyle hakları zedelenen mirasçılar açısından yazılı delil getirme zorunluluğu bulunmamaktadır. Mirasçılar, mirasbırakan ile aralarındaki kan bağı ve mirasçılık sıfatı doğrultusunda muvazaa iddiasını ispatlamak için tanık anlatımlarına başvurabilirler.

Mirasbırakan hayattayken çocukların tek taraflı olarak miras haklarından vazgeçtiklerine dair imzaladıkları feragat belgeleri henüz doğmamış bir hakka yönelik olduğundan hukuken yok hükmündedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 528. maddesi uyarınca mirasbırakan bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir; feragat eden mirasçılık sıfatını kaybeder ve bir karşılık sağlanarak yapılan feragat aksi kararlaştırılmadıkça feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. Kanun'un 545. maddesi uyarınca miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi, tarafların arzularını resmî memura aynı anda bildirmeleri ve sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalamaları şarttır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 528Kaynağı aç
Madde 528 – Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi yapabilir. Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder. Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur. 2. Hükümden düşmesi
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 545Kaynağı aç
Madde 545- Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir. Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın önünde imzalarlar. II. Ortadan kaldırılması 1. Sağlararasında a. Sözleşme veya vasiyetname ile

Mirasbırakanın vefatından sonra mirasçıların kendi aralarında imzaladıkları miras ibranamelerinin hukuken bağlayıcı sayılabilmesi için hak edilen miras payına karşılık gerçek ve adil bir bedelin ödendiğinin somut olarak ispatlanması şarttır.

Dava Şartları, Görevli Mahkeme ve Terekenin Paylaşımı

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup taşınmazın aynına ilişkin uyuşmazlıklardaki kesin yetki kuralı uyarınca taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi yetkilidir.

Dava sonucunda tapu kaydı iptal edilerek taşınmazın terekeye dönmesi sağlandıktan sonra mirasçılar arasında anlaşma sağlanamazsa, ortaklığın giderilmesi davası açılarak taşınmazın satışı ve elde edilen bedelin miras payları oranında paylaştırılması talep edilebilir.

Muris muvazaası davası mirasbırakan hayattayken açılabilir mi?

Mirasbırakan hayattayken bu dava açılamaz. Dava açma hakkı mirasbırakanın vefat etmesiyle birlikte doğar.

Muris muvazaası davalarında zamanaşımı süresi var mıdır?

Muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süre bulunmamaktadır.

Taşınmaz iyi niyetli üçüncü kişiye satılmışsa ne yapılabilir?

İyi niyetli üçüncü kişinin mülkiyet hakkı korunur; ancak hakları zedelenen mirasçılar taşınmazı devreden mirasçıdan kendi payları oranında dava tarihindeki piyasa bedelini tazminat olarak talep edebilirler.

Mirasbırakan sağken verilen mirastan feragat yazısı geçerli midir?

Mirasbırakan hayattayken tek taraflı olarak imzalanan feragat yazıları yok hükmündedir; geçerli bir feragat ancak Türk Medeni Kanunu'nun 528 ve 545. maddeleri uyarınca resmî vasiyetname şeklinde düzenlenen feragat sözleşmesiyle mümkündür.

Mirasçıların davayı birlikte açması zorunlu mudur?

Zorunlu değildir. Mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmayıp her bir mirasçı kendi miras payı oranında bağımsız olarak tapu iptal ve tescil davası açabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu