Türk Medeni Kanunu m. 1007, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devleti sorumlu tutar. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Bu sorumluluğa ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1007Kaynağı aç
Sorumluluğun niteliği
Sorumluluk, sicilin tutulmasından doğan zarara bağlanır. Sicilin tutulmasında kişilerin malvarlığı çıkarlarını koruyan hukuk kurallarına aykırı davranılması, görevlinin kusuru bulunsun ya da bulunmasın yeterli görülebilir. Bu sorumluluk asıl ve nesnel bir sorumluluk olarak nitelendirildiğinden zarar gören, zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2013/3764, K. 2013/9934Kaynağı aç
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/9965, K. 2023/5872Kaynağı aç
Kusurun bulunup bulunmaması Devletin sorumluluğunu belirlemez. Kusur, Devletin görevliye rücu ettiği iç ilişkide önem taşır. Zarar görenin, tapu memurunun veya kadastro görevlisinin kasıtlı ya da kusurlu davrandığını ayrıca kanıtlaması gerekmez.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2012/27235, K. 2013/10162Kaynağı aç
Zararın, sicildeki yanlış veya eksik işlemden kaynaklanması aranır. Zarar taraflar arasındaki adi sözleşmeden doğmuşsa Devlet sorumlu tutulamaz.
Tapuda yapılan muvazaalı satışlarda işlem şeklen doğru yapıldığından sicilde bir yanlışlık bulunmadığı kabul edilir ve Devlet bu zararı karşılamaz.
Kadastro kayıtları ve teknik düzeltme
Tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlardaki hatalardan Devlet, Türk Medeni Kanunu m. 1007 anlamında sorumlu tutulabilir. Kadastro sırasındaki yüzölçümü hatasının sicilin oluşumuna ilişkin işlemlerden sayıldığı olayda sorumluluk koşullarının oluştuğu kabul edilmiş ve işin esasına girilmeden verilen ret bozulmuştur. Bozma, tazminat miktarını veya istemin kabulünü belirlemez.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2014/13323, K. 2014/21725Kaynağı aç
Kadastro Kanunu m. 41, kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumu kesinleşmiş taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hataların ilgilinin başvurusu veya kadastro müdürlüğünce resen düzeltileceğini düzenler. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ edilir. Tebliğden başlayan otuz gün içinde sulh hukuk mahkemesinde düzeltmenin kaldırılması davası açılmazsa düzeltme kesinleşir.
3402 sayılı KADASTRO KANUNU m. 41Kaynağı aç
Kesinleşmiş taşınmazlardaki değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan ve kadastronun teknik kurallarındaki hata sınırları içinde kalan yüzölçümü farklarını resen düzeltmeye kadastro müdürlükleri yetkilidir. Bu maddenin uygulanmasında aynı Kanun’un 12. maddesindeki hak düşürücü süre aranmaz. Hata sınırının sayısal ölçüsü bu hükümde gösterilmez.
İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı
Türk Medeni Kanunu m. 1023, tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir aynî hak kazanan üçüncü kişinin kazanımını korur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Zarar ve başka yolla giderim
Sorumluluk, sicil işleminden doğmuş bir zararı gerektirir. Sicil işlemi bulunsa bile zarar başka bir nedenden doğmuşsa Devlet sorumlu tutulamaz.
Payı belediye üzerinde kalan ve belediyenin paydaşlığının sürdüğü olayda, belediyeye karşı tapu iptali ve tescil davasıyla zararını giderme olanağı bulunan kişinin Türk Medeni Kanunu m. 1007 uyarınca tazminat isteyemeyeceği kabul edilmiştir. Bu sonuç, payın belediye adına kalmasına ve paydaşlığın devamına bağlıdır.
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2013/29640, K. 2014/11741Kaynağı aç
Aynı taraflar ve konu bakımından kesin hüküm oluştuğu kabul edilen dosyada tapu iptali ve tescil istemine yönelik temyiz itirazları reddedilmiştir. Kesin hüküm dava şartı olduğundan istek olmasa da mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu sonuç, o dosyadaki iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2014/8750, K. 2015/93Kaynağı aç
Davanın görüleceği yer
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Temsilcide yanılma sonucu davanın Hazine yerine başka kişi üzerinden yöneltildiği olayda Hazinenin davaya dâhil edilmesi gerektiği bozma gerekçeleri arasında yer almıştır.
Zamanaşımı
Türk Medeni Kanunu m. 1007 bu davalar için ayrı bir zamanaşımı süresi belirlemez. Türk Borçlar Kanunu m. 146, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu düzenler. Beşinci Hukuk Dairesi, on yıllık genel sürenin uygulanmasını esas almıştır. Yirminci Hukuk Dairesi de özel süre bulunmadığından tazminat alacağını m. 146’daki on yıllık genel zamanaşımına tâbi saymıştır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi, E. 2016/13049, K. 2018/7497Kaynağı aç
Türk Borçlar Kanunu m. 72, haksız fiilden doğan tazminat istemini zararın ve yükümlünün öğrenilmesinden iki yıl ve her hâlde fiilin işlenmesinden on yıl geçmesiyle zamanaşımına bağlar. Fiil daha uzun ceza zamanaşımı öngören bir suça vücut veriyorsa o süre uygulanır. Yirminci Hukuk Dairesi, bu haksız fiil zamanaşımının ve öğrenmeden başlayan iki yıllık sürenin Türk Medeni Kanunu m. 1007 davalarına kıyas yoluyla uygulanamayacağını kabul etmiştir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
On yıllık sürenin hangi andan başlayacağı kararlara göre aynı değildir. Yirminci Hukuk Dairesi bir olayda süreyi ifraz ve kütük kapatma işleminin tarihinden, başka bir olayda çoğunluk görüşüyle tapu sicilinin terkin edildiği tarihten başlatmıştır. Beşinci Hukuk Dairesi ise mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içinde dava açılması gerektiğini kabul etmiştir. Bu fark nedeniyle bütün olaylar için tek bir başlangıç anı çıkarılamaz.
Beşinci Hukuk Dairesi, 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolanlar bakımından bu tarihten sonra makul süre içinde Türk Medeni Kanunu m. 1007’ye dayalı dava açılması gerektiğini kabul etmiştir. Bu değerlendirme, anılan dairenin kendi gerekçesine dayanır.
Yolsuzluk iddiasının kanıtlanamadığı ve Devlet sorumluluğunu gerektirecek sebep bulunmadığı bir davada esastan ret gerekirken zamanaşımı nedeniyle verilen ret, sonuç itibarıyla doğru bulunarak onanmıştır. Karar, zamanaşımı gerekçesini doğru saymamış; sorumluluk sebebinin bulunmamasını esas almıştır.
Rücu ve değerin belirlenmesi
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Rücu, zarar görenin Devlete karşı ileri sürdüğü talepten ayrı bir iç ilişkidir. Kusurun varlığı veya yokluğu, Devletin sorumluluğu için değil bu iç ilişki için önem taşır.
Hatalı tescil nedeniyle açılan bir davada ret kararı, taşınmazın değerinin belirlenmesi için bozulmuştur. Karar, taşınmaz arsa niteliğindeyse emsal karşılaştırmasını, arazi niteliğindeyse gelir metodunu ve dava tarihindeki değeri esas almıştır. Bu yöntem o bozma kararının yönlendirmesidir; her tazminat hesabı için zorunlu tek ölçü değildir.
Sicilin tutulmasından doğan zararda kusur aranır mı?
Hayır. Türk Medeni Kanunu m. 1007, tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devleti sorumlu tutar. Görevlinin kusuru Devletin sorumluluğu için ayrıca aranmaz; kusur, görevliye rücu ilişkisinde önem taşır.
Dava nerede görülür?
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.
Öğrenmeden başlayan iki yıllık süre uygulanır mı?
Yirminci Hukuk Dairesi, öğrenmeden başlayan haksız fiil süresinin bu davalara kıyas edilemeyeceğini kabul etmiştir. Özel süre bulunmadığı için on yıllık genel zamanaşımı gündeme gelir; fakat bu sürenin başlangıcı olaylara göre değiştiğinden tek bir başlangıç kuralı yoktur.
Kadastro sırasındaki yüzölçümü hatası kapsam dışı mıdır?
Hayır. Kütüğün oluşumundaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün sayıldığından somut yüzölçümü hatasında sorumluluk koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplama hataları için Kadastro Kanunu m. 41’deki düzeltme yolu ayrıca vardır.
Tapu iptali mümkünse tazminat her zaman istenebilir mi?
Hayır. Payın belediye üzerinde kaldığı ve belediyenin paydaşlığının sürdüğü olayda, önce tapu iptali ve tescille giderim olanağı varken tazminat istenemeyeceği kabul edilmiştir. Sonuç, o olayın koşullarına bağlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

