Tahliye Taahhüdüne İtirazın Hukuki Çerçevesi
Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibine itiraz eden kiracı, yalnızca itiraz beyanıyla yetinememektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi, talebin noterlikçe resen tanzim ya da tarih ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye dayanması ve kiracının kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösterememesi hâlinde itirazın kaldırılacağını öngörmektedir. Bu koşul, hem takibin dayandığı taahhüdün niteliğine hem de kiracının sunacağı karşı belgeye ilişkindir. Kiraya veren, kiracının itirazı üzerine icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 275Kaynağı aç
İtiraz eden kiracının ileri sürebileceği sebepler ise İcra ve İflas Kanunu'nun 63. maddesiyle çerçevelenmiştir: itirazın kaldırılması duruşmasında kiracı, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Bu sınır, itirazın başından itibaren belirli temellere dayandırılmasını zorunlu kılar.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 63Kaynağı aç
Tarihe İtiraz: Neden Farklı Bir Yol İzlenir
Tahliye taahhüdünde imza ikrar edilmiş olsa bile tanzim tarihi inkâr edildiğinde ortaya çıkan uyuşmazlık, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması yoluyla çözebileceği bir nitelik taşımaz; bu uyuşmazlık yargılama gerektirir. Adi yazılı bir taahhütte, yani noterlikçe tanzim veya tasdik edilmemiş belgede, kiracı tanzim tarihine itiraz ettiğinde İİK m. 275 ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kiraya veren, itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyemez.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/4532, K. 2018/2184Kaynağı aç
Bu kural, kiracının tarihe yönelik itirazının belirli bir biçiminde de işlemektedir: kiracı, taahhütnamede tarihin boş bırakıldığını ve sonradan doldurulduğunu ileri sürdüğünde de uyuşmazlık yargılamayı gerektirir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E:2017/4532, K:2018/2184 sayılı kararı, kiracının taahhütnamenin ilk kira sözleşmesinin düzenlendiği gün kendisinden boş olarak alındığını ve tahliye tarihinin sonradan yazıldığını belirterek tarihe açıkça itiraz ettiği bir olaya ilişkindir ve bu durumda uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E:2017/4066, K:2017/13764 sayılı kararında ise tarihe itiraz hâlinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği saptandığında icra mahkemesinin itirazın kaldırılması ve tahliye istemini reddetmesi gerektiği belirtilmektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/4066, K. 2017/13764Kaynağı aç
Taahhüdün Kira Başlangıcında Alındığı İddiası ve İkrah
Tahliye taahhütnamesinin ilk kira sözleşmesiyle eş zamanlı olarak alındığı iddiası, hukuki açıdan ayrı bir anlam taşır: bu iddia aynı zamanda taahhüdün serbest irade ürünü olmadığını, yani ikrah (baskı) altında verildiğini de kapsamaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında bu durumda kiracının taşınmazı kiralamak için istemeyerek taahhüdü vermiş sayılacağına ilişkin bir değerlendirme yer almaktadır; söz konusu karar bu çerçevede iptal davası yoluna da değinmektedir. Belirtmek gerekir ki aynı kararda, ilk sözleşmeyle eş zamanlı alınan taahhüdün serbest irade mahsulü olmadığına dair değerlendirme yanı sıra iptal davası yolundan da söz edilmektedir; bu iki hukuki yol arasındaki ilişki somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmeyi gerektirir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5461, K. 2012/8809Kaynağı aç
İkrah iddiasının nasıl ispat edileceği konusunda farklı değerlendirmeler mevcuttur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında ikrah iddiasının tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte başka bir yargı kararında tanık ve yemin yolunun kabul edilemeyeceği yönünde farklı bir değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Her iki yaklaşım da ayrı yargısal değerlendirmelere dayanmakta; iki yaklaşım arasındaki fark, somut davanın koşullarına göre önem taşımaktadır.
İkrah Nedeniyle İptal Davası ve Bir Yıllık Süre
Tahliye taahhüdünü baskı altında verdiğini ileri süren kiracının, bu iddiasını bir iptal davasına taşıması gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen ya da verdiği şeyi geri istemeyen tarafın sözleşmeyi onamış sayılacağını düzenlemektedir. Bu madde uyarınca belirleyici olan başlangıç anı korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında ise sürenin taahhüdün verildiği tarihten itibaren işleyeceği değerlendirmesi yer almaktadır; bu karar eski Borçlar Kanunu'nun 31. maddesine dayanmaktadır. Yürürlükteki hüküm TBK m. 39 olmakla birlikte söz konusu karardaki başlangıç noktası ile TBK m. 39'un öngördüğü başlangıç anı somut davalarda farklı sonuçlar doğurabilir; her iki ölçüt de aynı kesinlikte birbirine bağlanmış sayılamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 39Kaynağı aç
TBK m. 353: Kiraya Verenin Dava Açma Süresini Uzatma Hakkı
Türk Borçlar Kanunu'nun 353. maddesi, kiraya verene dava açma süresini koruyacak bir imkân tanımaktadır: kiraya veren, en geç dava açma süresi dolmadan önce kiracıya yazılı bildirimde bulunursa dava açma süresi bir kira yılı uzar. Bu hüküm, kira sözleşmesinin yenilenmesini ya da uzatılmasını düzenlemez; yalnızca kiraya verenin dava hakkını güvence altına alır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 353Kaynağı aç
Yetki: Hangi İcra Müdürlüğü ve Hangi Mahkeme
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce kurulmuş kira sözleşmelerinde yer alan yetki şartları geçerliliğini koruyabilmekte ve bu durumda uyuşmazlığın esastan incelenmesi gerekebilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E:2017/3528, K:2017/9009 sayılı kararında, bu tarihten önce yapılmış bir sözleşmedeki yetki şartının geçerliliği nedeniyle ilk derece mahkemesinin işin esasını incelemesi gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın yürürlük tarihinden sonra yapılan sözleşmelerdeki yetki şartlarının tahliye takiplerindeki durumu bu değerlendirmeden çıkarılamaz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/3528, K. 2017/9009Kaynağı aç
İcra Aşaması Sonrasında Mahkemeye Başvurma Hakkı
İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca, itirazın kaldırılması üzerine tahliye ve teslim gerçekleştirildikten ya da kaldırılma talebi reddedildikten sonra kiracı veya kiraya verenin genel hükümlere göre mahkemeye başvurma hakları saklıdır. İcra aşamasındaki sonuç, tarafların dava yolunu kapatmaz.
İcra takibi sırasında inkâr edilen imzanın mahkemede kendisine ait olduğu anlaşılan taraf hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca para cezasına hükmedilebilmektedir. Kanundaki rakamsal sınırlar yeniden değerleme düzenlemeleri nedeniyle güncel durumla örtüşmeyebilir; bu yaptırımın hâlihazırda yürürlükte olduğu bilinmekle birlikte güncel tutar bu çerçevede belirtilmemektedir.
Sık Sorulan Sorular
Tahliye taahhüdüne itiraz ederken hangi belgeyi sunmam gerekiyor?
İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi, itirazın kaldırılabilmesi için talebin noterlikçe tanzim ya da tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye dayanmasını ve kiracının kiranın yenilendiğini veya uzatıldığını gösteren, taahhütnameyle aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika sunmasını şart koşmaktadır. Bu iki koşul birlikte aranmaktadır; talebin dayandığı taahhüdün niteliği de belirleyicidir.
Taahhüdün tarihi inkâr edilirse itirazın kaldırılması istenebilir mi?
Hayır. Adi yazılı bir tahliye taahhüdünde imza ikrar edilmiş olsa bile tanzim tarihi inkâr edildiğinde uyuşmazlık yargılama gerektirir; bu durumda kiraya veren itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyemez. Bu kural, tarihin boş bırakılıp sonradan doldurulduğunun ileri sürüldüğü hâller için de geçerlidir; bu tür davalarda icra mahkemesinin itirazın kaldırılması ve tahliye istemini reddetmesi gerekmektedir.
Taahhüt kira sözleşmesiyle aynı anda imzalandıysa ne olur?
Bu iddia, taahhüdün baskı altında ve serbest irade olmaksızın verildiğini de kapsamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen ya da verdiği şeyi geri istemeyen taraf sözleşmeyi onamış sayılır. Sürenin hangi andan işlemeye başlayacağı ise mevzuat hükmü ile konuya ilişkin yargı kararlarında farklı biçimlerde ele alınmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken bir meseledir.
İkrah iddiasını tanıkla ispat edebilir miyim?
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında ikrah iddiasının tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte başka bir yargı kararında tanık ve yemin yolunun kabul edilemeyeceği yönünde farklı bir değerlendirme yer almaktadır. İki yaklaşım arasındaki bu ayrım somut davanın koşullarına göre önem taşır.
Kiraya veren dava süresini uzatabilir mi?
Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, en geç dava açma süresi dolmadan önce kiracıya yazılı bildirimde bulunursa dava açma süresi bir kira yılı uzar. Bu düzenleme yalnızca kiraya verene tanınan bir güvencedir; kira ilişkisinin uzatılmasına ilişkin değildir.
İtirazın kaldırılması aşamasında yeni itiraz sebepleri öne sürebilir miyim?
Hayır. İcra ve İflas Kanunu'nun 63. maddesi gereğince itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.
İcra aşaması bittikten sonra mahkemede dava açabilir miyim?
Evet. İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca itirazın kaldırılması ya da talebin reddi üzerine kiracı veya kiraya veren, genel hükümlere göre mahkemeye başvurma hakkını korur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

