Tahliye Taahhüdünde Tarihe İtiraz ve Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Tahliye Taahhüdünde Tarihe İtiraz ve Hukuki Sonuçları

Tahliye Taahhüdüne İtirazın Hukuki Çerçevesi

Tahliye taahhüdüne dayalı icra takibine itiraz eden kiracı, yalnızca itiraz beyanıyla yetinememektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi, talebin noterlikçe resen tanzim ya da tarih ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye dayanması ve kiracının kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösterememesi hâlinde itirazın kaldırılacağını öngörmektedir. Bu koşul, hem takibin dayandığı taahhüdün niteliğine hem de kiracının sunacağı karşı belgeye ilişkindir. Kiraya veren, kiracının itirazı üzerine icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılmasını isteyebilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 275Kaynağı aç
Madde 275 – (Değişik: 18/2/1965-538/112 md.) İtiraz vukuunda kiralıyan icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Tahliye talebi noterlikçe res’en tanzim veya tarih ve imzası tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye müstenit olup da kiracı kiranın yenilendiğine veya uzatıldığına dair aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika gösteremezse itiraz kaldırılır. Aksi takdirde itirazın kaldırılması talebi reddolunur. İtirazın kaldırılması üzerine tahliye ve teslim icra edildikten veya kaldırılma talebi reddolunduktan sonra kiracının veya kiralıyanın umumi hükümlere göre mahkemeye müracaat hakları saklıdır. (Değişik: 9/11/1988-3494/52 md.) Mahkemede açılan davada icra takibi sırasında inkar olunan imzanın kendisine ait olduğu anlaşılan kiracı veya kiralayan yüzbin liradan beşyüzbin liraya kadar para cezasına mahküm edilir. Kiralanan taşınmazda üçüncü şahıs bulunursa:

İtiraz eden kiracının ileri sürebileceği sebepler ise İcra ve İflas Kanunu'nun 63. maddesiyle çerçevelenmiştir: itirazın kaldırılması duruşmasında kiracı, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. Bu sınır, itirazın başından itibaren belirli temellere dayandırılmasını zorunlu kılar.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – (Değişik: 17/7/2003-4949/14 md.) İtiraz eden borçlu, itirazın kaldırılması duruşmasında, alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında, itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez. 3 – Alacaklıya verilecek nüsha:

Tarihe İtiraz: Neden Farklı Bir Yol İzlenir

Tahliye taahhüdünde imza ikrar edilmiş olsa bile tanzim tarihi inkâr edildiğinde ortaya çıkan uyuşmazlık, icra mahkemesinin itirazın kaldırılması yoluyla çözebileceği bir nitelik taşımaz; bu uyuşmazlık yargılama gerektirir. Adi yazılı bir taahhütte, yani noterlikçe tanzim veya tasdik edilmemiş belgede, kiracı tanzim tarihine itiraz ettiğinde İİK m. 275 ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince kiraya veren, itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/4532, K. 2018/2184Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/4532 E.  ,  2018/2184 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı kiralayan tarafından davalı kiracı hakkında tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatılmış olan icra takibi nedeniyle düzenlenen tahliye emrine davalı kiracının yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı 01.12.2014 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 20.08.2014 tanzim ve 20.11.2014 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı kiracı süresi içinde yapmış olduğu itirazında, tarafından kiralayana yasanın aradığı koşullarda yasal bir tahliye taahhütnamesi verilmediği, kiralayanın ilk kira sözleşmesinin düzenlendiği gün, kira sözleşmesi ile tanzim tarihi aynı olan tahliye taahhütnamesinin kendisinden boş olarak alındığını, tahliye tarihinin sonradan yazıldığını belirterek, tahliye taahhüdündeki tarihe açıkça itiraz etmiştir. İcra takibine dayanak oluşturan tahliye taahhüdü noterlikçe tanzim veya tasdik edilmiş değildir. İİK.nun 275.maddesi ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İBK gereğince alacaklı, imzası ikrar olunsa bile tarihi inkar edilen tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir. Somut olayda davalı kiracı tanzim tarihine karşı çıkmış olmakla uyuşmazlığın yargılamayı gerektiği gözetilerek itirazın kaldırılması ve tahliye isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 14.02.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu kural, kiracının tarihe yönelik itirazının belirli bir biçiminde de işlemektedir: kiracı, taahhütnamede tarihin boş bırakıldığını ve sonradan doldurulduğunu ileri sürdüğünde de uyuşmazlık yargılamayı gerektirir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E:2017/4532, K:2018/2184 sayılı kararı, kiracının taahhütnamenin ilk kira sözleşmesinin düzenlendiği gün kendisinden boş olarak alındığını ve tahliye tarihinin sonradan yazıldığını belirterek tarihe açıkça itiraz ettiği bir olaya ilişkindir ve bu durumda uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiğini ortaya koymaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E:2017/4066, K:2017/13764 sayılı kararında ise tarihe itiraz hâlinde uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği saptandığında icra mahkemesinin itirazın kaldırılması ve tahliye istemini reddetmesi gerektiği belirtilmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/4066, K. 2017/13764Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/4066 E.  ,  2017/13764 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı kiralayan tarafından davalı kiracı hakkında tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatılmış olan icra takibi nedeniyle düzenlenen tahliye emrine davalı kiracının yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece itirazın kaldırılmasına ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı 02.10.2015 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 22.05.2015 tanzim ve 01.10.2015 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı kiracı süresi içinde yapmış olduğu itirazında, tahliye emrinin eki olan tahliye taahhütnamesindeki tanzim tarihine itiraz ettiğini, tahliye taahhüdünün taşınmaza kiracı olarak taşınmadan önce verildiğini belirterek, tahliye taahhüdündeki tarihe açıkça itiraz etmiştir. İcra takibine dayanak oluşturan tahliye taahhüdü noterlikçe tanzim veya tasdik edilmiş değildir. İİK.nun 275.maddesi ve 04.12.1957 tarih, 11/26 sayılı İBK gereğince alacaklı, imzası ikrar olunsa bile tarihi inkar edilen tahliye taahhüdüne dayalı olarak itirazın kaldırılmasını isteyemeyeceğinden uyuşmazlığın halli yargılamayı gerektirir. Somut olayda davalı kiracı tahliye taahüdündeki tarihe karşı çıkmış olmakla uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği gözetilerek itirazın kaldırılması isteminin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın kaldırılması ve kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 25.10.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Taahhüdün Kira Başlangıcında Alındığı İddiası ve İkrah

Tahliye taahhütnamesinin ilk kira sözleşmesiyle eş zamanlı olarak alındığı iddiası, hukuki açıdan ayrı bir anlam taşır: bu iddia aynı zamanda taahhüdün serbest irade ürünü olmadığını, yani ikrah (baskı) altında verildiğini de kapsamaktadır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında bu durumda kiracının taşınmazı kiralamak için istemeyerek taahhüdü vermiş sayılacağına ilişkin bir değerlendirme yer almaktadır; söz konusu karar bu çerçevede iptal davası yoluna da değinmektedir. Belirtmek gerekir ki aynı kararda, ilk sözleşmeyle eş zamanlı alınan taahhüdün serbest irade mahsulü olmadığına dair değerlendirme yanı sıra iptal davası yolundan da söz edilmektedir; bu iki hukuki yol arasındaki ilişki somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmeyi gerektirir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/5461, K. 2012/8809Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2012/5461 E.  ,  2012/8809 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tahliye taahhütnamesinin geçersizliğinin tespiti Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye taahhütnamesinin geçersizliğinin tespiti davasına dair karar, davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Davacı vekili, dava dilekçesinde, tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesi ile birlikte imzalandığını tahliye ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulduğunu, 20.12.2010 başlangıç tarihli ve 12 ay süreli kira sözleşmesinin ikinci ayında, dersane olarak kiralanan taşınmazın, dördüncü ayda tahliye edileceğine dair taahhütte bulunulmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını ileri sürerek tahliye taahhüdünün geçersizliğine karar verilmesini istemiş, davalı vekili, kirayı ödemekte zorlanan kiracının kiralananı tahliye etmek üzere söz konusu tahliye taahhütnamesini düzenleyip verdiğini bildirmiş, mahkemece, verilen taahhütnamenin kiralananın, kiralama amacına aykırı olduğundan geçersizliğine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 04.10.1944 gün ve 20/28 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 14.10.1959 gün ve 2/40 sayılı içtihadına göre, ilk sözleşmeyle alınan tahliye taahhüdü, serbest irade mahsulü olmadığından, Borçlar Kanunu'nun 19.maddesi uyarınca batıldır. Zira, kiracı taşınmazı kiralamak için istemeyerek taahhüdü vermiş sayılır. Kiracı tahliye taahhüdünü ikrah ile verdiğini iddia ediyorsa, Borçlar Kanunu'nun 31.maddesi uyarınca, taahhüdün verildiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde iptal davası açması gerekir. Açacağı bu davada, davasını tanık dahil her türlü delille ispat etme hakkına haizdir. Olayımıza gelince; Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 20.12.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl sürelidir. Davalı kiralayan 16.02.2011 tanzim ve 25.04.2011 tahliye tarihli taahhütnameye dayanarak, 02.05.2011 tarihinde tahliye amacıyla başlatmış olduğu icra takibi nedeniyle düzenlenen tahliye emrine karşı, davacı kiracı taahhütnamenin boş olarak verildiğini, aslında sözleşme ile birlikte düzenlendiğini ve geçersiz olduğunu ileri sürerek itirazda bulunmuş, yargılama sırasında ise, itirazları doğrultusunda delil olarak tanık dinlenmesini istemiş, davalı tarafından tanık dinlenmesine muvafakat edilmemesi nedeniyle mahkemece tanık dinleme talebinin reddedilmesi üzerine, davalıya yemin teklifinde bulunmuş, davalı yeminli beyanında tahliye taahhütnamesinin kira sözleşmesi yapıldıktan bir hafta sonra düzenlendiğini bildirmiştir. Tahliye taahhütnamesinin ilk kira sözleşmesi ile birlikte verildiği iddiası, tahliye taahhüdünün serbest irade mahsulü olmadığı, yani ikrah ile verildiği iddiasını da kapsar. İkrah iddiasının HUMK.nun 293/5 (…203/ç) maddesi gereğince tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Mahkemece, davacı kiracının delil listesinde yazılı delillerinin toplanması, tanıklarının yöntemine uygun olarak çağrılıp dinlenmesi, gerekmesi halinde bundan sonra davalıya yeminin eda ettirilmesi ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde, verilen taahhütnamenin kiralananın kiralama amacına aykırı olduğu şeklinde, hukuksal olmayan gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı …ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 12.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İkrah iddiasının nasıl ispat edileceği konusunda farklı değerlendirmeler mevcuttur. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında ikrah iddiasının tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte başka bir yargı kararında tanık ve yemin yolunun kabul edilemeyeceği yönünde farklı bir değerlendirme yapıldığı görülmektedir. Her iki yaklaşım da ayrı yargısal değerlendirmelere dayanmakta; iki yaklaşım arasındaki fark, somut davanın koşullarına göre önem taşımaktadır.

İkrah Nedeniyle İptal Davası ve Bir Yıllık Süre

Tahliye taahhüdünü baskı altında verdiğini ileri süren kiracının, bu iddiasını bir iptal davasına taşıması gerekir. Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi, korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen ya da verdiği şeyi geri istemeyen tarafın sözleşmeyi onamış sayılacağını düzenlemektedir. Bu madde uyarınca belirleyici olan başlangıç anı korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında ise sürenin taahhüdün verildiği tarihten itibaren işleyeceği değerlendirmesi yer almaktadır; bu karar eski Borçlar Kanunu'nun 31. maddesine dayanmaktadır. Yürürlükteki hüküm TBK m. 39 olmakla birlikte söz konusu karardaki başlangıç noktası ile TBK m. 39'un öngördüğü başlangıç anı somut davalarda farklı sonuçlar doğurabilir; her iki ölçüt de aynı kesinlikte birbirine bağlanmış sayılamaz.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 39Kaynağı aç
MADDE 39- Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz. H. Temsil I. Yetkili temsil 1. Genel olarak a. Temsilin hükmü

TBK m. 353: Kiraya Verenin Dava Açma Süresini Uzatma Hakkı

Türk Borçlar Kanunu'nun 353. maddesi, kiraya verene dava açma süresini koruyacak bir imkân tanımaktadır: kiraya veren, en geç dava açma süresi dolmadan önce kiracıya yazılı bildirimde bulunursa dava açma süresi bir kira yılı uzar. Bu hüküm, kira sözleşmesinin yenilenmesini ya da uzatılmasını düzenlemez; yalnızca kiraya verenin dava hakkını güvence altına alır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 353Kaynağı aç
MADDE 353- Kiraya veren, en geç davanın açılması için öngörülen sürede dava açacağını kiracıya yazılı olarak bildirmişse, dava açma süresi bir kira yılı için uzamış sayılır. 4. Dava sebeplerinin sınırlılığı2

Yetki: Hangi İcra Müdürlüğü ve Hangi Mahkeme

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce kurulmuş kira sözleşmelerinde yer alan yetki şartları geçerliliğini koruyabilmekte ve bu durumda uyuşmazlığın esastan incelenmesi gerekebilmektedir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin E:2017/3528, K:2017/9009 sayılı kararında, bu tarihten önce yapılmış bir sözleşmedeki yetki şartının geçerliliği nedeniyle ilk derece mahkemesinin işin esasını incelemesi gerektiği belirtilmiştir. HMK'nın yürürlük tarihinden sonra yapılan sözleşmelerdeki yetki şartlarının tahliye takiplerindeki durumu bu değerlendirmeden çıkarılamaz.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/3528, K. 2017/9009Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/3528 E.  ,  2017/9009 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : İtirazın kaldırılması ve tahliye Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R Davacı alacaklı 18.01.2011 başlangıç tarihli yazılı kira akdine dayanarak 02.10.2015 tarihinde başlattığı icra takibi ile taşınmazın 18.09.2015 tarihinde tahliye edileceğine dair 16.12.2014 düzenleme tarihli tahliye taahhüdü uyarınca kiralananın tahliyesini talep etmiş, tahliye emri davalı borçluya 06.10.2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu 09.10.2015 tarihli itiraz dilekçesinde, … icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, kira sözleşmesinde yetkili kılınan … mahkemelerinin ve icra dairelerinin tahliye emrinin gönderilmesinde hiçbir yetkisi olmadığını, yetkili icra dairesinin belirlenmesinde genel yetki kurallarının dikkate alınması gerektiğini, yetkili icra müdürlüğünün müvekkilinin ikamet adresinin bağlı bulunduğu … adliyesi olduğunu, ayrıca tahliye taahhüdünün geçersiz olduğunu, tahliye taahhüdünün kira sözleşmesi yapılırken alındığını, müvekkilinin mecburen tahliye taahhüdü imzaladığını, ancak taahhüde daha sonra elle düzenleme tarihinin eklendiğini, yine tahliye taahhüdü olarak verilen tarihin de sonradan yazıldığını ileri sürerek yetkiye ve tahliye taahhüdüne itiraz etmiş, davacı alacaklı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece, imzası ikrar olunsa bile, tarihi inkar edilen tahliye taahhütnamesine dayalı itirazın kaldırılması istenemeyeceğinden ve davalı kiracı tanzim tarihine karşı çıktığından uyuşmazlığın yargılamayı gerektirdiği, ayrıca tahliye taahhüdüne ilişkin takipte yetkili icra müdürlüğünün taşınmazın bulunduğu yer ile borçlunun yerleşim yeri adresi olduğu, tahliyesi istenilen taşınmazın Beşiktaş/… adresinde olduğu, borçlunun yerleşim yeri adresinin de … adresi olduğu anlaşılmakla, davalının yetkiye itirazının yerinde olduğu gerekçesiyle, davalının yetki itirazının kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tahliye taahhüdü nedeni ile yapılan takibe itirazın kaldırılması istemine ilişkindir. Davada dayanılan ve hükme esas alınan 18.01.2011 tarihli 1 yıl süreli kira sözleşmesi konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Kira sözleşmenin özel şartlar 15. maddesinde bu sözleşmeden doğacak ihtilaf vukuunda … Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşme 6100 sayılı HMK.nın yürürlüğe girmesinden önce yapılmış olup, kira sözleşmesindeki … Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili olduğuna dair yetki sözleşmesi geçerli olduğundan mahkemece işin esasının incelenip, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davalının yetki itirazının kaldırılması talebinin reddine karar verilmesi doğru değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, ve bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, taraflarca İİK'nun 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 14.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İcra Aşaması Sonrasında Mahkemeye Başvurma Hakkı

İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca, itirazın kaldırılması üzerine tahliye ve teslim gerçekleştirildikten ya da kaldırılma talebi reddedildikten sonra kiracı veya kiraya verenin genel hükümlere göre mahkemeye başvurma hakları saklıdır. İcra aşamasındaki sonuç, tarafların dava yolunu kapatmaz.

İcra takibi sırasında inkâr edilen imzanın mahkemede kendisine ait olduğu anlaşılan taraf hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca para cezasına hükmedilebilmektedir. Kanundaki rakamsal sınırlar yeniden değerleme düzenlemeleri nedeniyle güncel durumla örtüşmeyebilir; bu yaptırımın hâlihazırda yürürlükte olduğu bilinmekle birlikte güncel tutar bu çerçevede belirtilmemektedir.

Sık Sorulan Sorular

Tahliye taahhüdüne itiraz ederken hangi belgeyi sunmam gerekiyor?

İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi, itirazın kaldırılabilmesi için talebin noterlikçe tanzim ya da tasdik edilmiş yahut ikrar olunmuş bir mukaveleye dayanmasını ve kiracının kiranın yenilendiğini veya uzatıldığını gösteren, taahhütnameyle aynı kuvvet ve mahiyette bir vesika sunmasını şart koşmaktadır. Bu iki koşul birlikte aranmaktadır; talebin dayandığı taahhüdün niteliği de belirleyicidir.

Taahhüdün tarihi inkâr edilirse itirazın kaldırılması istenebilir mi?

Hayır. Adi yazılı bir tahliye taahhüdünde imza ikrar edilmiş olsa bile tanzim tarihi inkâr edildiğinde uyuşmazlık yargılama gerektirir; bu durumda kiraya veren itirazın kaldırılmasını icra mahkemesinden isteyemez. Bu kural, tarihin boş bırakılıp sonradan doldurulduğunun ileri sürüldüğü hâller için de geçerlidir; bu tür davalarda icra mahkemesinin itirazın kaldırılması ve tahliye istemini reddetmesi gerekmektedir.

Taahhüt kira sözleşmesiyle aynı anda imzalandıysa ne olur?

Bu iddia, taahhüdün baskı altında ve serbest irade olmaksızın verildiğini de kapsamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 39. maddesi uyarınca korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan itibaren bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmeyen ya da verdiği şeyi geri istemeyen taraf sözleşmeyi onamış sayılır. Sürenin hangi andan işlemeye başlayacağı ise mevzuat hükmü ile konuya ilişkin yargı kararlarında farklı biçimlerde ele alınmıştır; somut olayın koşullarına göre değerlendirilmesi gereken bir meseledir.

İkrah iddiasını tanıkla ispat edebilir miyim?

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin E:2012/5461, K:2012/8809 sayılı kararında ikrah iddiasının tanık dahil her türlü delille kanıtlanabileceği kabul edilmiştir. Bununla birlikte başka bir yargı kararında tanık ve yemin yolunun kabul edilemeyeceği yönünde farklı bir değerlendirme yer almaktadır. İki yaklaşım arasındaki bu ayrım somut davanın koşullarına göre önem taşır.

Kiraya veren dava süresini uzatabilir mi?

Evet. Türk Borçlar Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca kiraya veren, en geç dava açma süresi dolmadan önce kiracıya yazılı bildirimde bulunursa dava açma süresi bir kira yılı uzar. Bu düzenleme yalnızca kiraya verene tanınan bir güvencedir; kira ilişkisinin uzatılmasına ilişkin değildir.

İtirazın kaldırılması aşamasında yeni itiraz sebepleri öne sürebilir miyim?

Hayır. İcra ve İflas Kanunu'nun 63. maddesi gereğince itiraz eden kiracı, itirazın kaldırılması duruşmasında alacaklının dayandığı senet metninden anlaşılanlar dışında itiraz sebeplerini değiştiremez ve genişletemez.

İcra aşaması bittikten sonra mahkemede dava açabilir miyim?

Evet. İcra ve İflas Kanunu'nun 275. maddesi uyarınca itirazın kaldırılması ya da talebin reddi üzerine kiracı veya kiraya veren, genel hükümlere göre mahkemeye başvurma hakkını korur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu