Tahliye Taahhüdü Davasını Kaybeden Kiracı Tahliyeyi Durdurabilir mi?

by Avukat Erdal Ersoy
Tahliye Taahhüdü Davasını Kaybeden Kiracı Tahliyeyi Durdurabilir mi?

Davanın Kaybedilmesi Kiracıyı Derhal Taşınmazdan Çıkarır mı?

Tahliye taahhüdü, kiracının kiralanan taşınmazı belirli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği belgedir. Türk Borçlar Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca kiraya veren, kiracının üstlendiği tarihte taşınmazı boşaltmaması durumunda kira sözleşmesini o tarihten itibaren bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak yoluyla sona erdirebilir. Bu davayı kaybeden kiracı, taşınmazdan derhal çıkmak zorunda kalmamak için kanun yoluna başvurarak tahliye icrasını durdurma imkânına sahiptir; ancak bu imkân kendiliğinden işlemez, kanunun öngördüğü adımların zamanında tamamlanması gerekir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 352Kaynağı aç
MADDE 352- Kiracı, kiralananın teslim edilmesinden sonra, kiraya verene karşı, kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlendiği hâlde boşaltmamışsa kiraya veren, kira sözleşmesini bu tarihten başlayarak bir ay içinde icraya başvurmak veya dava açmak suretiyle sona erdirebilir. Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir. Kiracının veya birlikte yaşadığı eşinin aynı ilçe veya belde belediye sınırları içinde oturmaya elverişli bir konutu bulunması durumunda kiraya veren, kira sözleşmesinin kurulması sırasında bunu bilmiyorsa, sözleşmenin bitiminden başlayarak bir ay içinde sözleşmeyi dava yoluyla sona erdirebilir. 3. Dava süresinin uzaması

İcranın Geri Bırakılması: Hukuki Dayanak ve Temel Koşullar

İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi, ilama karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçluya, belirli koşulları yerine getirmesi kaydıyla tahliye icrasını durdurma imkânı tanır. Borçlunun bu yoldan yararlanabilmesi için hükmolunan para ya da eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat etmesi ya da mahkemece kabul edilecek türde bir teminat sunması gerekir. Kanun; taşınır rehni, esham, tahvilât, taşınmaz rehni veya muteber banka kefaletini teminat biçimleri olarak saymakta; borçlunun hükmolunan değerleri karşılayacak malının zaten haczedilmiş bulunduğu hâllerde de süre verilebileceğini öngörmektedir. Borçlunun Devlet ya da adli yardımdan yararlanan bir kimse olması durumunda teminat gösterme zorunluluğu aranmaz. Öte yandan nafaka hükümlerinde, niteliği gereği, icranın geri bırakılması amacıyla bu tür bir süre tanınması mümkün değildir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 36Kaynağı aç
Madde 36 – (Değişik: 2/3/2005 – 5311/5 md.) İlâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlu, hükmolunan para veya eşyanın resmî bir mercie depo edildiğini ispat eder yahut hükmolunan para veya eşya kıymetinde icra mahkemesi tarafından kabul edilecek taşınır rehni veya esham veya tahvilât veya taşınmaz rehni veya muteber banka kefaleti gösterirse veya borçlunun hükmolunan para ve eşyayı karşılayacak malı mahcuz ise icranın geri bırakılması için takibin yapıldığı yer icra mahkemesinden karar alınmak üzere icra müdürü tarafından kendisine uygun bir süre verilir. Bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.[22] Borçlu, Devlet veya adlî yardımdan yararlanan bir kimse ise teminat gösterme zorunluluğu yoktur. (Değişik üçüncü fıkra:24/11/2021-7343/5 md.) Ücreti ilgililer tarafından verilirse icra mahkemesince icranın geri bırakılması hakkındaki karar, hükmü veren mahkemeye ve icra dairesine en uygun vasıtalarla bildirilir. Nafaka hükümlerinde böyle bir süre verilemez. Bölge adliye mahkemesince başvurunun haklı görülmesi hâlinde teminatın geri verilip verilmeyeceğine karar verilir. Yargıtayca hükmün bozulması hâlinde borçlunun başvurusu üzerine, bozmanın mahiyetine göre teminatın geri verilip verilmeyeceğine bozma sonrası esası inceleyecek mahkemece kesin olarak karar verilir.[23] Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle:24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.[24] Haciz veya iflas istemek yetkisi:

Mehil Vesikası Alınması ve Tehiri İcra Kararı

Kanun yoluna başvuran kiracı, tahliyeyi durdurabilmek için önce icra müdürlüğüne başvurarak mehil vesikası alır. Bu başvuruda istinaf yoluna başvurulduğunu gösteren derkenar yazısı ile teminatın ibrazı yeterlidir. İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi verilecek süreyi sabit bir gün sayısıyla değil uygun süre olarak düzenler; bu süre ancak zorunluluk hâlinde uzatılabilir.

Mehil vesikasının alınması tek başına tahliye işlemlerini durdurmaz. Kiracının tahliyeyi fiilen engelleyebilmesi için icra müdürlüğünce tanınan süre dolmadan takibin yürütüldüğü yer icra mahkemesine başvurarak icranın geri bırakılması kararını alması ve bu kararı icra dosyasına sunması zorunludur. Süre içinde mahkeme kararı sunulmazsa tahliye infaza geçilir ve taşınmaz alacaklıya teslim edilir.

Teminat Üzerinde Alacaklının Rüçhan Hakkı

İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi, ilam alacaklısına tehiri icra kapsamında gösterilen teminat üzerinde rüçhan hakkı tanımaktadır. Bu düzenleme, kanun yolunun sonuçlanmasına kadar geçen sürede alacaklının korunmasını güvence altına almayı amaçlamaktadır.

Kanun Yolu Kararının Kesinleşmesi ve Teminatın Akıbeti

Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi ya da Yargıtayca hükmün onanması hâlinde, alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu para alacaklıya ödenir; mal ve haklar ise malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder.

İstinaf başvurusunun haklı görülmesi durumunda teminatın geri verilip verilmeyeceğine bölge adliye mahkemesince karar verilir. Yargıtay'ın hükmü bozması hâlinde ise borçlunun başvurusu üzerine teminatın iadesi meselesini, bozmanın mahiyeti gözetilerek esası inceleyecek mahkeme kesin olarak karara bağlar. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde sayılan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/10028, K. 2023/2763Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2022/10028 E.  ,  2023/2763 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : … İcra Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki şikayetten dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı/borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/borçlu vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; … İcra Müd. 2014/6549 Esas sayılı dosyası ile tahliye istemli icra takibi başlatıldığını, müvekkili hakkında tahliye kararı verildiğini, ancak daha sonra kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, lehlerine olan kararın 28.08.2018 tarihinde kesinleştiğini, müdürlüğe başvurarak hem tahsil edilen paraların hem de mecurun taraflarına iadesini talep ettiklerini, müdürlüğün paranın iadesi taleplerini kabul ettiğini ancak mecurun müvekkiline teslim taleplerinin reddettiğini bunun İİK'nın 40 ve İİK'nın 360/ son maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek icra memur işleminin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mecuru kendisinin boşaltıp çıktığını, tahliye zaptında bu hususun açıkça yazdığını, mevcut durumda ödenen paraların iadesinin yapıldığını ve dosya borçlusu vekiline de reddiyatının yapıldığını, İcra İflas Kanunu 40/2 maddesinin tahliye kararları açısından uygulanmasının mümkün olmadığını, mahkemece müvekkili şirket ile Metin KÜÇÜK arasında sözleşme ilişkisinin kurulmasının hukuken mümkün olmayacağını; Metin KÜÇÜK'ün müvekkili şirketin mecuru satın almış olduğu kişinin kiracısı olarak mecura girdiğini, daha sonra bu yeri müvekkili şirket satın aldığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tahliye olunan mecurun 3. kişilere kiralanmış bulunduğu, üçüncü şahısların hüsnü niyetle kazandıkları haklara halel gelemeyeceği, davacının da 3. kişinin iyi niyetli olmadığı yönünde bir iddiasının bulunmadığı ve istinaf ilamı doğrultusunda üçüncü kişinin kötü niyetli olduğuna dair davacı tarafça bir delil de sunulamadığı dosya kapsamındaki sözleşme ve sair delilden taşınmazın 3. kişiye verildiğinin de sabit olduğu, bu nedenle davacının talebinin hukuken uygulanması mümkün olmayan bir talep olduğu gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/borçlu vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı/borçlu vekili; dava dilekçesini tekrarlamakla delillerin toplanmadan karar verildiğini, müvekkili tarafından taşınmazı kiralayan kişiye kiradan önce ihtar gönderildiğini, ihtara rağmen mecuru kiraladığını, delil listesinde yer alan 2 ve 3 nolu delillerinin resmi belge olup, bunun mahkemece celp edilmediğini ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı-borçlu hakkında kira alacağı nedeniyle icra takibi başlatıldığı ve örnek 13 nolu ödeme emri gönderildiği itiraz üzerine mahkemece hem itirazın kaldırılmasına hem de tahliyeye karar verildiği, davacı borçlunun kararı temyiz ettiği ve icranın durdurulması için İİK'nın 36 maddesinden yararlanıp teminat sunduğu, sürenin dolması üzerine borçlunun 02.10.2015 tarihinde 2. kez ek mehil talebinde bulunduğu ancak müdürlükçe ilk verilen ek mehilin bittiği ve tehiri icra kararı getirilmediğinden bahisle infaza karar verildiği, 02.10.2015 tarihinde borçluya mecuru boşaltması için 05.10.2015 tarihine kadar süre verildiği, 14.10.2015 tarihli infaz tutanağı ile mecurun boş olarak alacaklıya teslim edildiği, davalı-alacaklı davacı aleyhine devir sebebiyle müvekkiline intikal eden kira bedellerinin tahsili için takip başlatmış olup, bizzat davalı ile davacı arasında yapılmış bir kira sözleşmesinin bulunmadığı, davalı-alacaklı ile davacı arasında kurulmuş herhangi bir kira akdi olmadığı, toplanan deliller karşısında artık davalı ve davacı arasındaki uyuşmazlığın hali yargılamayı gerektirmekle (genel mahkemelerde) icranın iadesinin sağlanması için 3. kişinin taşınmazdan bu aşamada tahliyesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/borçlu vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı/borçlu vekili; istinaf dilekçesini tekrarlamakla mahkeme kararının kaldırılması, şikayetin kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, İİK'nın 40. maddesi gereği tahliye edilen mecurun iadesi talebinin reddine ilişkin icra memur işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. İİK'nın 16'ıncı maddesi, İİK'nın 36, 40'ıncı maddeleri 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2004 sayılı Kanun'un 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Alınması gereken 179,90 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Mehil Süresinin Kaçırılması: Tahliyenin Gerçekleşmesi ve Sonraki Hukuki Durum

Kiracı icra müdürlüğünden süre almış olsa bile bu süre içinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararını getirmezse tahliye infaz edilebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/10028, K. 2023/2763 sayılı kararında incelenen uyuşmazlık, tahliye edilen mecurun iadesi talebinin reddine ilişkin icra memuru işleminin iptali istemidir. Kararda aktarılan olayda borçlu teminat sunmuş ve süre almış; ilk verilen ek mehil bitip icranın geri bırakılması kararı getirilmediği için infaza geçilmiş ve mecur boş olarak alacaklıya teslim edilmiştir. Yargıtay, temyiz edilen kararı usul ve kanuna uygun bulmuş ve temyiz nedenlerini bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiştir. Bu anlatım somut icra şikâyetine özgüdür.

Aynı kararda aktarılan gerekçeye göre taraflar arasında kurulmuş kira akdi bulunmadığı ve üçüncü kişinin tahliyesi genel mahkemelerde yargılamayı gerektirdiği için bu aşamada icranın iadesi amacıyla üçüncü kişinin tahliyesi mümkün görülmemiştir. Ayrıca mecurun üçüncü kişilere kiralandığı, bu kişilerin iyi niyetle kazandıkları haklara halel gelmeyeceği ve kötü niyete dair delil sunulamadığı gerekçesiyle şikâyet reddedilmiştir. Bu gerekçeler somut olayın alt derece karar özetlerine ilişkindir.

Sıkça Sorulan Sorular

Mehil vesikası almak tahliyeyi durdurur mu?

Mehil vesikası tek başına tahliyeyi durdurmaz. Tahliyenin fiilen durması için verilen süre içinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alınması ve bu kararın icra dosyasına sunulması şarttır; aksi hâlde süre dolunca tahliye işlemleri devam eder.

Tehiri icra için mutlaka teminat göstermek gerekir mi?

İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi kural olarak teminat gösterilmesini zorunlu kılmaktadır. Borçlunun Devlet olması veya adli yardımdan yararlanması hâlinde bu zorunluluk aranmaz. Nafaka hükümlerinde ise icranın geri bırakılması amacıyla süre verilmesi mümkün değildir.

İstinaf başvurusu reddedilirse teminata ne olur?

Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi hâlinde, alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu para alacaklıya ödenir; mal ve haklar malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. Bu karara karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde icranın geri bırakılması kararının etkisi, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar devam eder.

Mehil süresi içinde mahkeme kararı getirilemezse ne olur?

Verilen süre içinde icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı sunulmazsa mahkeme kararı olmadan tahliye işlemleri devam edebilir.

İcranın geri bırakılması kararının süresi uzatılabilir mi?

İcra müdürlüğünce verilen uygun süre yalnızca zorunluluk hâlinde uzatılabilir. İcra ve İflas Kanunu'nun 36. maddesi bu süreyi sabit bir gün sayısına bağlamamış; uzatmayı ise istisnai bir imkân olarak düzenlemiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu