Sit alanları, kamu yararı doğrultusunda 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında koruma altına alınan sahalardır. Sit ilanı taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını tamamen ortadan kaldırmamakla birlikte, alanın derecesi ve niteliğine göre inşaat, kazı ve tadilat gibi fiziki müdahaleleri koruma kurullarının iznine tabi kılarak tasarruf yetkisini kısıtlar.
Sit Alanı Kavramı ve İdari Yetki Dağılımı
Anayasa'nın 63. maddesi uyarınca Devlet, tarih, kültür ve tabiat varlıkları ile değerlerinin muhafazasını sağlamak ve destekleyici tedbirleri almakla görevlidir; özel mülkiyete tabi varlıklara getirilecek kısıtlamalar ise kanunla düzenlenir. 2863 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca sit; geçmişten günümüze ulaşan uygarlıkların sosyal, mimari ve ekonomik izlerini barındıran kent kalıntıları, tarihi olayların geçtiği ya da yoğun kültür varlığı içeren yerler ile korunmaya değer doğal özellikleri kapsayan alanlar olarak tanımlanır.
Danıştay 6. Daire, E. 2020/9750, K. 2020/12596Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire, E. 2021/4810, K. 2023/5635Kaynağı aç
Doğal sitler; jeolojik dönemlerden intikal eden, enderlikleri sebebiyle korunması gereken yer üstü, yer altı ve su altı alanlarıdır. 2863 sayılı Kanun'un Ek 4. maddesi kapsamında, taşınır tabiat varlıkları ayrık olmak üzere doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunlara bağlı koruma alanlarına ilişkin kararlarda yetkili merci Çevre ve Şehircilik Bakanlığıdır. Söz konusu alanlarda Koruma Yüksek Kuruluna ait yetkiler Koruma Merkez Komisyonu, koruma bölge kurullarına ait yetkiler ise koruma bölge komisyonları tarafından kullanılır ve kararlar Bakanlığın onayıyla yürürlüğe girer. Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik uyarınca doğal sitler; kesin korunacak hassas alanlar, nitelikli doğal koruma alanları ve sürdürülebilir koruma ve kontrollü kullanım alanları olarak üç ayrı statüde düzenlenmiş olup yeni bir belirleme yapılana değin bölge kurullarının önceki kararları geçerliliğini sürdürür.
2863 sayılı KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU m. Ek 4Kaynağı aç
2863 sayılı KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU m. 3Kaynağı aç
Sit Dereceleri ve Yapılaşma Koşulları
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu'nun 728 sayılı İlke Kararı gereğince I. Derece Doğal Sit alanları; korumaya yönelik bilimsel çalışmalar haricinde kesin yapı yasağı bulunan, bitki örtüsü, topografya ve silüeti bozacak tahribata kapalı alanlardır. Bu sahalarda ancak resmi ve özel kuruluşlarca zorunlu olan teknik altyapı hizmetleri koruma bölge kurulunun uygun görmesi kaydıyla yapılabilir. II. Derece Doğal Sit alanlarında kamu yararı bulunması durumunda turizm yatırım ve işletme belgeli turistik tesisler ile hizmete yönelik yapılar dışındaki yapılaşmaya izin verilmez. III. Derece Doğal Sit alanları ise yörenin doğal yapısı, potansiyeli ve kullanım özellikleri gözetilerek konut ve yerleşime açılabilecek sahalardır.
Arkeolojik sit alanlarında ise tescil derecesine bağlı bir koruma rejimi geçerlidir. Birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarında kural olarak hiçbir yapılaşmaya izin verilmez. Buluntu yoğunluğu birinci ve ikinci derecedeki alanlar kadar yüksek olmayan üçüncü derece arkeolojik sit alanlarında ise mevzuata uygun şekilde yapılaşmaya izin verilebilmektedir.
Mülkiyet Kısıtlamaları, Takas ve İdari Yaptırımlar
Sit alanı ilan edilen taşınmazlar bakımından idare açısından kural olarak kamulaştırma zorunluluğu bulunmaz. Ancak birinci derece arkeolojik sit ilanı gibi kesin inşaat yasağı getirilmesi durumlarında, kamulaştırma yerine taşınmaz malikinin Hazine taşınmazlarıyla takas hakkı gündeme gelir.
2863 sayılı Kanun'un 13. maddesi gereğince Hazineye ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarına ait olup tescil ve ilan edilen korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma sınırları içerisindeki taşınmazlar, Kültür ve Turizm Bakanlığının izni olmadan gerçek ve tüzel kişilere satılamaz ve hibe edilemez. Ayrıca tapu kütüğünde sit şerhi bulunan bir yerde kaçak yapı inşa edilmesi durumunda ceza yargılaması süreci gündeme gelir ve belediyeler veya il özel idareleri tarafından idari para cezası uygulanabilir.
2863 sayılı KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU m. 13Kaynağı aç
İmar Planı Değişiklikleri ve Danıştay İçtihadı
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca mekânsal planlar kademeli birliktelik ilkesine tabi olup alt ölçekli planların üst kademedeki planlara uygun hazırlanması zorunludur. Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 20. maddesi doğrultusunda çevre düzeni planı değişiklikleri ancak ana kararları, sürekliliği ve bütünlüğü bozmayacak nitelikte yapılabilir. Leke plan niteliğindeki çevre düzeni planları koruma-kullanma dengesini kurarak alt ölçekli plan kararlarına dayanak oluşturur ve plan değişikliklerinin bilimsel ve nesnel gerekçelere dayandırılması şarttır.
Danıştay 6. Daire, E. 2021/6551, K. 2023/5638Kaynağı aç
Özelleştirme İdaresi Başkanlığının özelleştirme programındaki alanlarda plan yapma ve onaylama yetkisi bulunsa da, bu yetki çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde kullanılmalıdır. Danıştay 6. Dairesi'nin E. 2021/4810, K. 2023/5635 ve E. 2021/6551, K. 2023/5638 sayılı kararlarında; kısmen 1. derece doğal sit, kısmen 3. derece arkeolojik sit alanında kalan ve ekosistem sürekliliği bulunan alanların tarım ve orman vasfından çıkarılarak kentsel gelişme veya turizm tesis alanı olarak planlanması şehircilik ilkelerine ve çevre düzeni planının ana kararlarına aykırı bulunmuş, ilgili çevre düzeni ve koruma amaçlı imar planı değişiklikleri iptal edilmiştir. Ayrıca 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nun 4. maddesi ile Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik uyarınca, en az 100 metre olan sahil şeridinin kıyı kenar çizgisinden itibaren ilk 50 metrelik bölümünün sadece yeşil alan, gezinti ve dinlenme gibi açık alanlar şeklinde ayrılabileceği dikkate alınmalıdır.
Doğal sit alanlarında hidroelektrik santralleri yapımına yönelik düzenlemelerde her sahanın kendine özgü niteliklerinin gözetilmesi gerekir. Danıştay 6. Dairesi'nin E. 2020/9750, K. 2020/12596 sayılı kararında; doğal çevreye tesir etme ihtimali yüksek bu tesisler için genel ve soyut kurallar yerine santralin gücü, çevresel tesirleri ve sit alanının özellikleri üzerinden münferit değerlendirme yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Yargı organı bu doğrultuda, Doğal Sit Alanlarında Planlanan Hidroelektrik Santralleri (HES) Projelerinin Gerçekleştirilmesine Yönelik İlke Kararı'nın 3. maddesinin 1. derece doğal sit alanlarına ilişkin bölümü saklı kalmak üzere, bu fıkra dışındaki kısmı ile 1., 2., 4., 5. ve 6. maddelerinin iptaline karar vermiştir.
Sit Alanı Uyuşmazlıklarında İdari Yargı Usulü
Sit alanı şerhinin kaldırılması amacıyla öncelikle idareye başvurularak imar planının yeniden düzenlenmesi talep edilmelidir. İdare tarafından başvurunun reddedilmesi veya cevapsız bırakılması hâlinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir. Dava sürecinde yürütmenin durdurulması kararı alınarak dava sonuçlanıncaya kadar idarenin taşınmaza yönelik hukuka aykırı eylemlerde bulunması engellenebilir.
Çevre ve kültür varlıklarının muhafazası maksadıyla idareye başvurulması ve dava yoluna gidilmesi kural olarak gerçek kişiler ile tüzük ve kuruluş amaçları bu yönde olan tüzel kişilerin hak ve ödevleri arasındadır. Danıştay incelemesine konu somut uyuşmazlıklarda, taşınmazların yer aldığı bölgedeki imar planlarını tatbik etmekle ve çevre imar bütünlüğünü korumakla görevli ilçe veya büyükşehir belediyelerinin, üst plan ilkelerini bozan plan değişikliklerine karşı iptal davası açmada kişisel, meşru ve güncel menfaatlerinin bulunduğu kabul edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi kapsamındaki ivedi yargılama usulüne tabi uyuşmazlıklarda (Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarından doğan uyuşmazlıklar gibi) dava açma süresi otuz gündür ve İYUK'un 11. maddesi uyarınca üst makama başvuru hükümleri uygulanmaz. Bu usule tabi uyuşmazlıklarda askı ilanı yapılan imar planlarına karşı dava açma süresi son ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Danıştay Dairesinin ivedi yargılama usulü kapsamında ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği nihai kararlara karşı tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz başvurusunda bulunulabilir.
Sit alanı tescili bulunan taşınmazda inşaat yapılabilir mi?
Birinci derece doğal sit alanları için bir yaklaşımda hiçbir surette yapılaşmaya izin verilmeyeceği belirtilirken, ilke kararına dayanan diğer yaklaşımda zorunlu teknik altyapı uygulamalarının koruma bölge kurulunun uygun görmesi şartıyla yapılabileceği kabul edilmektedir. Birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarında yapılaşma yasağı uygulanırken; ikinci derece doğal sitlerde kamu yararı halinde turizm belgeli yapılar ile hizmet binalarına, üçüncü derece doğal ve arkeolojik sit alanlarında ise yörenin özelliklerine göre yapılaşmaya izin verilebilmektedir.
Sit alanı nedeniyle inşaat yasağı getirilen malik kamulaştırma isteyebilir mi?
İdarenin sit alanlarında kural olarak kamulaştırma yapma zorunluluğu bulunmamaktadır; ancak kesin inşaat yasağı getirilmesi hâlinde taşınmaz maliki için Hazine taşınmazlarıyla takas hakkı gündeme gelir.
Sit alanındaki yapı için yapı kullanma izin belgesini koruma kurulu mu verir?
3194 sayılı İmar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca yapı kullanma izin belgesinin inşaat ruhsatını veren belediye veya valilik tarafından düzenleneceği öngörülmüştür. Danıştay incelemesine konu somut kararda, yapı kullanma izin belgesi talebinin koruma kurulunca reddedilmesi yetki yönünden mevzuata aykırı bulunmuş ve idare mahkemesinin iptal kararı onanmıştır.
İvedi yargılamaya tabi imar planı davalarında süre ne zaman başlar?
İvedi yargılama usulü kapsamındaki uyuşmazlıklarda askı ilanı yapılan imar planlarına karşı dava açma süresi, planın askıdan indirildiği son ilan gününü izleyen tarihten itibaren işlemeye başlar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

