7571 sayılı Kanunun 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişikliklerine göre yasal taşınmaz önalımında noter bildiriminden itibaren 3 ay ve her halde satıştan itibaren 1 yıl hak düşürücü süre uygulanır. Bu tarihten önceki satışlarda TMK geçici m.1/1 gereğince eski 2 yıllık dış süre korunur. Dava konusu payın hâkimce belirlenen rayiç bedeli ve alıcıya düşen tapu giderlerinin depo edilmesi ise geçici m.1/2 gereğince daha önce açılmış davalarda da uygulanır. TBK m.242’deki sözleşmesel önalım ve sınai hak önalımı bu yasal taşınmaz kuralıyla aynı değildir.
7571 sayılı Kanun, Madde 35Kaynağı aç
Paylı mülkiyette şufa hakkı (yasal önalım hakkı), paydaşlardan birinin taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü bir kişiye satması durumunda, diğer paydaşlara o payı aynı koşullarla satın alma yetkisi veren, kanundan doğan bir haktır. Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 732. maddesi bu hakkın temel çerçevesini belirlemektedir. Hak yalnızca dava açılarak kullanılabilir; irade beyanı, noter bildirimi veya başka bir başvuru yoluyla kullanılması mümkün değildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 732Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2022/890, K. 2023/1223Kaynağı aç
Önalım Hakkının Hukuki Niteliği ve Amacı
Yasal önalım hakkı, paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda kendiliğinden kanundan doğar; payın üçüncü kişiye satılmasıyla kullanılabilir hâle gelir. Hak kişiye değil paya bağlıdır: kim paydaş konumundaysa bu hakka sahip olur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/676, K. 2023/96 sayılı kararında bu hakkın amacını açık biçimde ortaya koymuştur: paylı taşınmazlara yabancı bir kişinin girişini engellemek, taşınmazın daha küçük parçalara ayrılmasını önlemek ve hisselerin mümkün olduğunca paydaş elinde toplanmasını sağlamak.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/676, K. 2023/96Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1950, K. 2020/853Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/12124, K. 2013/6201Kaynağı aç
Önalım davası yenilik doğuran bir dava niteliğindedir; verilen karar da yenilik doğuran bir karardır. Hakkın kullanılmasıyla, kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve koşulları satıcı ile alıcı arasındaki sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur ve pay davacı adına tescil edilir.
Önalım Hakkının Kullanılabileceği ve Kullanılamayacağı Hâller
Yasal önalım hakkı yalnızca pay satışlarında doğar. Bağış, bedelsiz devir gibi gerçek bir satış niteliği taşımayan temliklerde bu hak kullanılamaz. Paydaşlar arasındaki satışlarda da önalım hakkı söz konusu değildir; TMK m. 732 bu hakkı yalnızca üçüncü kişilere yapılan satışlar için tanımaktadır. Bunlara ek olarak TMK m. 733/1 uyarınca 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu kapsamındaki satışlar ile cebri artırmayla yapılan satışlarda yasal önalım hakkı kullanılamaz. Bu fıkra 24.12.2025 tarihinde 7571 sayılı Kanun'un 35. maddesiyle değiştirilmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 733Kaynağı aç
Hak Düşürücü Süreler ve Bildirim Yükümlülüğü
TMK m.733 uyarınca satışın diğer paydaşlara noter aracılığıyla bildirilmesi gerekir. Yasal önalım hakkı noter bildiriminden itibaren 3 ay, her halde satıştan itibaren 1 yıl içinde kullanılmalıdır. 25 Aralık 2025 öncesinde yapılan satışlarda geçici m.1/1 gereğince eski 2 yıllık dış süre korunur. Bu ayrım, eski Yargıtay kararlarındaki iki yıl ile güncel kanundaki bir yılın farklı satış dönemlerine ait olduğunu açıklar.
Süresinde önalım hakkını kullanmayan paydaşın yalnızca o pay satışına ilişkin hakkı düşer; sonraki pay satışları için önalım hakkı varlığını korumaya devam eder.
Önalım Davasının Açılması
Önalım hakkı, TMK m. 734/1 uyarınca alıcıya karşı dava açılarak kullanılır. Dava sonucunda talep edilen hukuki sonuç, davalı adına kayıtlı payın iptali ve davacı adına tescilindir. Hakkın varlığı paylı mülkiyet ilişkisinin kurulmasıyla birlikte kanundan doğduğundan, dava açma hakkının kullanılabilir hâle gelmesi için herhangi bir ön bildirime gerek yoktur; satış gerçekleşmesi yeterlidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 734Kaynağı aç
Önalım Bedelinin Tespiti
24.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7571 sayılı Kanun'un 36. maddesiyle değiştirilen TMK m. 734/2'ye göre, dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Önalım hakkı sahibi, belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini nemalandırılmak üzere hâkim tarafından belirlenen yere ve verilen kesin süre içinde nakden yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülük süresinde yerine getirilmezse davacı adına payın tesciline karar verilemez. Yatırılan bedel, hükmün kesinleşmesi üzerine nemalarıyla birlikte ilgilisine ödenir.
Bu değişiklikten önceki dönemde yerleşik yargısal uygulama, önalım bedelinin tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcının ödediği harç ve masrafların toplamından oluştuğu yönündeydi. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2013/15940, K. 2014/1542 ve Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2014/1703, K. 2014/4542 sayılı kararları bu uygulamayı benimsemiştir. Söz konusu kararlar değişiklikten önce görülen davalara ilişkin olduğundan, yürürlükteki TMK m. 734/2'nin rayiç bedel esasıyla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/15940, K. 2014/1542Kaynağı aç
Davalının Bedelde Muvazaa İddiası
Tapu senedinde gösterilen satış bedelinin gerçekte daha yüksek olduğunu, yani bedelde muvazaa yapıldığını iddia etme hakkı davalı alıcıya ait değildir. Alıcı, bizzat tarafı olduğu satış işleminde muvazaa yapıldığını üçüncü kişi konumundaki davacı paydaşa karşı ileri süremez; mahkeme bu savunmayı dikkate alamaz. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E. 2013/15940, K. 2014/1542 ve E. 2014/1703, K. 2014/4542 ile Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E. 2012/12124, K. 2013/6201 sayılı kararları bu kuralı uygulamıştır.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2014/1703, K. 2014/4542Kaynağı aç
Öte yandan davacı paydaş, kendi lehine olarak tapuda satış bedelinin yüksek gösterildiğini ve gerçek bedelin daha düşük olduğunu iddia edebilir; bu iddiayı tanık dahil her türlü delille ispat etmeye çalışabilir.
Fiili Taksim Hâlinde Dürüstlük Kuralı Savunması
Taşınmazın fiilen paydaşlar arasında bölüşüldüğü ve belirli bir kullanım düzeninin yerleştiği durumlarda önalım hakkının kullanılması TMK m. 2'deki dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabilir ve dava reddedilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2021/676, K. 2023/96 sayılı kararında fiili taksimin varlığı araştırılmış; bu araştırmada tüm paydaşların ayrı bölüm kullanmasının zorunlu olmadığı, davacının kullandığı ile payı satan kişinin kullandığı ayrı bölümlerin mevcut olmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. Satıcının o kullanım biçimine zamanında itiraz etmeyen davacının sonradan önalım hakkı kullanması dürüstlük kuralıyla bağdaşmayabileceği kabul edilmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1950, K. 2020/853 sayılı kararında taşınmazda fiili taksimin mevcut olduğu ve davalının payını bu taksim düzeni içinde fiilen kullanan paydaştan satın aldığı anlaşıldığından davacıların önalım hakkını kullanmalarının TMK m. 2'ye aykırılık oluşturacağına hükmedilmiştir. Bu karar oy çokluğuyla verilmiş olup karşı oy fiili taksimin yeterince ispatlanamadığı görüşündedir.
14.02.1951 tarihli ve E. 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kötüniyet iddiası davanın her aşamasında ileri sürülebilir; mahkemece de kendiliğinden gözetilmesi gerekir. Fiili taksim savunması da bu nitelikte değerlendirilmektedir.
Akrabalar Arası Satışlar
27.03.1957 tarihli ve E. 12, K. 2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nda bir paydaşın payını eşine, çocuğuna ya da akrabasına satması hâlinde görünürde satış sözleşmesi bulunsa bile gerçekte satış amacının bulunmadığının kabul edilerek önalım hakkının kullanılamayacağı belirtilmektedir. Bu değerlendirmenin kapsamı ve ispat koşullarına dair ayrıntılar söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı'nın tam metnine ulaşılmadan kesin biçimde aktarılamamaktadır.
Sözleşmeden Doğan Önalım Hakkı
Kanundan değil sözleşmeden doğan önalım hakları da Türk hukukunda tanınmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237/3. maddesi uyarınca bu sözleşmenin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır. TMK m. 735'e göre tapu kütüğüne şerh verilen sözleşmeden doğan önalım hakkı, şerhte belirtilen sürede ve koşullara göre her malike karşı kullanılabilir; kütükte koşullar belirtilmemişse üçüncü kişiye satıştaki koşullar esas alınır. Şerhin etkisi, şerhin verildiği tarihten itibaren her hâlde on yıl geçmekle sona erer. Yasal önalım hakkının kullanılması ve feragat hükümlerinin sözleşmeden doğan önalım hakkında da uygulanacağı TMK m. 735'te açıkça düzenlenmiştir. Şerh verilmemiş sözleşmeden doğan önalım hakkının üçüncü kişilere karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği konusunda TMK m. 735'in genel çerçevesi belirleyicidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 237Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 735Kaynağı aç
Önalım Hakkından Feragat
Önalım hakkından genel feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satış için hakkın kullanılmasından vazgeçme ise yazılı şekle tabidir ve satıştan önce ya da sonra yapılabilir.
Sık Sorulan Sorular
Şufa (önalım) hakkı ne zaman kullanılabilir?
Bu hak, paylı mülkiyette bir paydaşın payını üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşlar tarafından kullanılabilir. Paylı mülkiyet kurulduğu anda kanundan doğar ve payın satılmasıyla birlikte kullanılabilir hâle gelir. Yalnızca satış işlemleri için geçerlidir; bağış veya bedelsiz devirde bu hak doğmaz. Paydaşlar arasındaki satışlarda ise kanun bu hakkı tanımamaktadır.
Önalım davası açma süresi ne kadardır?
Yasal önalımda noter bildiriminden itibaren 3 aylık süre ile satış tarihinden başlayan dış süre birlikte gözetilir. 25 Aralık 2025’te yürürlüğe giren değişiklik sonrasında dış süre 1 yıldır; daha önceki satışlarda TMK geçici m.1/1 uyarınca 2 yıl uygulanır. Dış sürenin başlaması noter bildirimine bağlı değildir.
Önalım davasında bedel nasıl belirlenir?
25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle TMK m. 734/2 yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre dava konusu payın rayiç bedeli hâkim tarafından gecikmeksizin belirlenir. Belirlenen rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerinin hâkimin gösterdiği yere ve verilen kesin süre içinde nakden yatırılması zorunludur. Bu değişiklikten önceki dönemde yargısal uygulama, tapuda gösterilen satış bedeli ile alıcının ödediği harç ve masrafların toplamı yönündeydi.
Davalı alıcı tapudaki satış bedelinin düşük tutulduğunu ileri sürebilir mi?
Hayır. Davalı alıcı, bizzat taraf olduğu satış işleminde bedelde muvazaa yapıldığını üçüncü kişi konumundaki davacı paydaşa karşı ileri süremez; mahkeme bu savunmayı dikkate alamaz. Bu kural Yargıtay 14. Hukuk Dairesi ve 6. Hukuk Dairesi kararlarıyla uygulanmıştır.
Fiili taksim varsa önalım davası reddedilir mi?
Taşınmazın fiilen paydaşlar arasında bölüşüldüğü ve belirli kullanım alanlarının yerleştiği durumlarda önalım hakkının kullanılması dürüstlük kuralına aykırı bulunabilir ve dava reddedilebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E. 2021/676, K. 2023/96 ile E. 2017/1950, K. 2020/853 sayılı kararları bu ilkeyi somut olaylara uygulamıştır. Fiili taksim savunması davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemece de kendiliğinden gözetilmesi gerekir.
Önalım bedelinin süresinde yatırılmaması ne sonuç doğurur?
Önalım hakkı sahibi, hâkimin belirlediği kesin süre içinde rayiç bedel ile alıcıya düşen tapu giderlerini yatırmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün süresinde yerine getirilmemesi hâlinde davacı adına payın tesciline karar verilemez.
Sözleşmeden doğan önalım hakkı üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir mi?
Sözleşmeden doğan önalım hakkı tapuya şerh verilmesi hâlinde şerhte belirtilen koşullarla her malike karşı kullanılabilir; kütükte koşullar belirtilmemişse üçüncü kişiye satıştaki koşullar esas alınır. TMK m. 735 uyarınca şerhin etkisi her durumda on yıl geçmekle sona erer.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

