Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi ve Tasfiye İlkeleri

by Avukat Erdal Ersoy
Paylaşmalı Mal Ayrılığı Rejimi ve Tasfiye İlkeleri

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, eşler arasında usulüne uygun olarak düzenlenmiş bir mal rejimi sözleşmesinin bulunması halinde uygulama alanı bulan sözleşmesel bir mal rejimidir. Bu rejimde eşlerden her biri, yasal sınırlar dairesinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkilerini korumaya devam eder.

Mülkiyet Düzeni, İspat Yükü ve Borç Sorumluluğu

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde belirli bir malın münhasıran kendisine ait olduğunu ileri süren eş, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür. Kime ait olduğu kanıtlanamayan mallar, kanun gereğince eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilir. Borçlar bakımından ise eşlerden her biri, kendi borçlarından ötürü bütün malvarlığıyla sorumludur.

Eşit Paylaşıma Tabi Mallar ve Kapsam Dışı Değerler

Mal rejiminin kurulmasından sonra ailenin ortak kullanımına ve yararlanmasına özgülenen mallar ile ailenin ekonomik geleceğini güvence altına alma amaçlı yatırımlar veya bunların yerine geçen ikame değerler, tasfiye sırasında eşlerden yalnızca biri tarafından edinilmiş olsa dahi eşler arasında eşit olarak paylaştırılır.

Buna karşın manevi tazminat alacakları, miras yoluyla edinilen mallar ve karşılıksız kazandırmada bulunan kişinin açık iradesinden aksi anlaşılmadıkça sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla elde edilen malvarlığı değerleri eşit paylaşma kapsamı dışındadır.

Paylaştırma Dışı Mallara Katkı ve İkame Değerler

Paylaşma haricinde tutulan ve eşlerden birine ait olan bir malvarlığının edinilmesine, değerinin artırılmasına veya korunmasına karşılıksız yahut gereği gibi ivaz almaksızın katkı sağlayan diğer eş, tasfiye aşamasında sunduğu katkı nispetinde hakkaniyete uygun bir tazmin bedeli isteyebilir. Paylaştırma dışı kalan mal satış veya trampa gibi işlemlerle devredilmişse, söz konusu hak bu malın yerine geçen parasal tutar ya da diğer ikame kazanımlar karşısında ileri sürülebilir.

Payı Azaltma Kastıyla Yapılan Kazandırmalar ve Denkleştirme

Eşlerden biri tarafından diğer eşi zarara uğratmak ve payını azaltmak kastıyla paylaşma öncesinde yapılan karşılıksız kazandırmaların varlığı halinde, hakim tarafından hakkaniyete uygun bir denkleştirme bedeli belirlenir. Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmaksızın gerçekleştirilen karşılıksız kazandırmaların, diğer eşin payını azaltmak amacıyla yapıldığı kanunen karine kabul edilir.

Zarara uğratma kastıyla gerçekleştirilen karşılıksız kazandırmalara ilişkin açılan davada verilen mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması şartıyla kazandırmadan menfaat sağlayan üçüncü kişiye karşı da ileri sürülebilir.

Rejimin Sona Ermesi ve Tasfiye Usulü

Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi, eşlerden birinin vefatı halinde ölüm tarihinde, boşanma davasının açılması halinde ise dava tarihinde sona erer. Eşlerin noterde düzenleme veya onaylama şeklinde mal rejimi sözleşmesi yaparak başka bir mal rejimi seçmeleri ya da mahkemece olağanüstü mal rejimine hükmedilmesi hallerinde de rejim bu tarihten itibaren geçerli olmak üzere sona erer. Paylaşmalı mal ayrılığı rejimini seçmiş olan eşlerin sonradan düzenleyecekleri sözleşmeyle edinilmiş mallara katılma rejimine geçmeleri halinde, edinilmiş mallara katılma rejimi evliliğin başından itibaren geriye etkili şekilde uygulanabilir.

Tasfiyede kural olarak paylaştırmanın aynen yapılması esastır. Paylaşmanın ayın olarak yapılması mümkün değilse, malların tasfiye anındaki güncel piyasa değerleri dikkate alınarak bedel eklenmesi suretiyle payların denkleştirilmesi yoluna gidilir. Paylı mülkiyetteki bir mal üzerinde üstün yararı olduğunu ispat eden eş, diğer eşe payının ödeme tarihindeki karşılığını vererek malın mülkiyetinin tamamının kendisine devredilmesini talep edebilir.

Sağ Kalan Eşin Ortak Konut ve Ev Eşyası Üzerindeki Hakları

Eşlerden birinin ölümü halinde tereke ve paylaşma konusu mallar arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa, sağ kalan eş miras ve paylaşmadan doğan haklarına mahsup edilmek ve yetmezse bedel eklenmek suretiyle bunlar üzerinde mülkiyet tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı durumunda, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine aile konutu veya ev eşyası üzerinde mülkiyet yerine intifa yahut oturma hakkı verilmesi de kararlaştırılabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 652Kaynağı aç
Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. E. Özellikleri olan eşya I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile özel anı değeri olan eşya

Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için zorunlu olan bölümlerde, sağ kalan eş aile konutu ve ev eşyasına ilişkin bu hakları kullanamaz. Ayrıca tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.

Zina veya Hayata Kast Sebebiyle Payın İndirilmesi

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 252. maddesi gereğince, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin tasfiyedeki payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya tamamen kaldırılmasına karar verebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 252Kaynağı aç
Madde 252- Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. 4. Paylaştırma yöntemi

Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde payın indirilmesi veya kaldırılması, evlilik birliğinde sözleşmeyle bu rejimin seçilmiş olmasına bağlıdır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/4334 Esas ve 2019/1407 Karar sayılı ilamına göre, taraflar arasında sözleşmeyle paylaşmalı mal ayrılığı rejimi kurulmamışsa tasfiyede Türk Medeni Kanunu'nun 252. maddesi uygulanamaz. Boşanma davasının evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak açılması ve kabul edilmesi halinde de zina gerekçesiyle pay indirimi yapılamayacağı gibi, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi dönemine ait katkı payı alacaklarında da zina gerekçesiyle indirim veya kaldırma kararı verilemez.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2017/4334, K. 2019/1407Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2017/4334 E.  ,  2019/1407 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Katkı Payı Ve Katılma Alacağı Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. Davacı … vekili, dava dilekçesinde sayılan malvarlıkları nedeniyle 30.000,00 TL alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, TMK'nin 252. maddesi gereğince katkının tamamen kaldırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK mad. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, katkı payı ve artık değere katılma alacağına ilişkindir. Hakim, zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir (TMK mad. 236/2). Somut uyuşmazlık incelendiğinde; … 3. Aile Mahkemesinin 2013/563 Esas-2015/262 Karar sayılı boşanma dosyasında dava dilekçesi ve öninceleme duruşmasındaki beyanlara göre davanın TMK mad. 166/1 ve 2. maddelerine göre 'evlilik birliğinin sarsılması' nedenine dayalı olarak açıldığı, Mahkemenin gerekçesinde de kadının ağır kusurlu bulunduğu ve tarafların TMK'nin 166/1 maddesi uyarınca boşanmalarına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Öncelikle, kanunda paylaşmalı mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu hallerde de zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkimin, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebileceği (TMK mad. 252) düzenlenmiş olup, taraflar arasında sözleşmeyle başka mal rejiminin seçildiği ileri sürülmediğinden evlilik tarihinden 4721 Sayılı TMK'nin yürürlüğe girdiği tarihe kadar mal ayrılığı (743 Sayılı TKM mad.170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir (4722 Sayılı Yasa mad.10, TMK mad.202). O halde, taraflar arasındaki uygulanacak mal rejimi tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanacağından (TMK mad.179), eldeki davada TMK'nin 252. maddenin uygulanma olanağı yoktur. Ayrıca, dava katkı payı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkin olup, 743 sayılı TKM'de, 01.01.2002 tarihinde yürülüğe giren 4721 sayılı Yasa'nın 236/2 maddesinin karşılığı bulunmadığından katkı payı alacağı yönünden zina sebebine dayanarak davacının katkı payı alacağında indirim yapılması doğru değildir. Diğer yandan, TMK'nin 236/2. maddesi, her şeyden önce boşanmanın zina nedeniyle açılmış olması ve bu nedenle boşanmaya karar verilmiş olması halinde uygulanabilecektir. O halde, mahkemece, iddia ve savunma kapsamında tarafların delilleri toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ve uygulama ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeplerle 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3.maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 13.02.2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde eşler diğer eşin borçlarından sorumlu mudur?

Eşlerden her biri, kendi borçlarından ötürü bütün malvarlığıyla şahsen sorumludur; diğer eşin kişisel borçlarından sorumlu tutulamaz.

Kime ait olduğu ispatlanamayan malların hukuki durumu nedir?

Belirli bir malın kendisine ait olduğunu iddia eden eş iddiasını ispatlayamadığı ve kime ait olduğu belirlenemediği takdirde, söz konusu mal eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilir.

Ölüm halinde sağ kalan eş aile konutunda mülkiyet yerine intifa hakkı alabilir mi?

Evet, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesi uyarınca haklı sebeplerin bulunması halinde sağ kalan eşin veya diğer yasal mirasçıların istemiyle mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir.

Evlilik birliğinin sarsılması nedeniyle boşanmada zina sebebiyle pay indirimi istenebilir mi?

Hayır, boşanma davası evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı olarak açılmış ve karara bağlanmışsa, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2017/4334 Esas ve 2019/1407 Karar sayılı içtihadı uyarınca zina gerekçesiyle pay indirimi uygulanamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu