Almanya Boşanma Kararlarının Türkiye’de Tanınması ve Tenfizi

by Avukat Erdal Ersoy
Almanya Boşanma Kararlarının Türkiye'de Tanınması ve Tenfizi

Almanya Boşanma Kararlarının Türkiye'deki Hüküm Doğurma Esası

Almanya mahkemelerince verilen boşanma kararları Türkiye sınırları içerisinde kendiliğinden hüküm doğurmaz. Bu kararların Türk hukuku nezdinde geçerli hale gelebilmesi için tanıma veya tenfiz işlemine tabi tutulması gerekir.

Tanıma ile Tenfiz Arasındaki Hukuki Nitelik Farkı

Tanıma işlemi yabancı mahkeme kararının Türkiye'de kesin hüküm ve kesin delil gücü kazanmasını sağlar; boşanmanın nüfusa işlenmesi ve medeni halin güncellenmesi yönünden kural olarak tanıma yeterlidir. 5718 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin verilen ve o devlet kanunlarına göre kesinleşen ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi ise tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Tenfiz kararı icra kabiliyeti sağlamanın yanında tanımayı da bünyesinde barındırır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50 – (1) Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. (2) Yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. Görev ve yetki

Nüfus Müdürlüğü ve Dış Temsilcilikler Nezdinde İdari Tescil

Yabancı ülke adli veya idari makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer tarafın veya vekilinin tek başına başvurması, yetkili makamca verilip usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir. Bu tescil işlemleri yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlükleri aracılığıyla yapılır.

5490 sayılı NÜFUS HİZMETLERİ KANUNU m. 27/AKaynağı aç
MADDE 27/A – (Ek: 17/4/2017-KHK-690/4 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/3 md.) (1) Yabancı ülke adlî veya idarî makamlarınca boşanmaya, evliliğin butlanına, iptaline veya mevcut olup olmadığının tespitine ilişkin olarak verilen kararlar; bizzat veya vekilleri aracılığıyla tarafların birlikte veya taraflardan birinin ölmüş ya da yabancı olması halinde Türk vatandaşı olan diğer taraf veya vekilinin tek başına başvurması, verildiği devlet kanunlarına göre konusunda yetkili adlî veya idarî makam tarafından verilmiş ve usulen kesinleşmiş olması ve Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması şartlarıyla nüfus kütüğüne tescil edilir.[8] (2) Nüfus kütüğüne yapılacak tescil işlemleri, yurt dışında kararın verildiği ülkedeki dış temsilcilikler, yurt içinde ise Bakanlık tarafından belirlenen nüfus müdürlükleri tarafından yapılır. (3) Bu maddede sayılan şartlar yerine getirilmediği gerekçesiyle tescil talebi reddedilen kararların Türkiye’de tanınması, 27/11/2007 tarihli ve 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun uyarınca yapılır. (4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından yönetmelikle belirlenir. DÖRDÜNCÜ BÖLÜM Tanıma ve Evlât Edinme Tanıma ve babalığa hüküm[9]

İdari başvuru eşlerce bizzat yapılabileceği gibi yasal temsilcileri ya da vekilleri vasıtasıyla da gerçekleştirilebilir. Tarafların aynı anda veya aynı yerde başvuru yapması zorunlu olmayıp iki başvuru arasındaki sürenin en çok doksan gün olması aranır. Başvuru evrakında eksiklik bulunması halinde ilgililere eksikliklerin giderilmesi amacıyla doksan günlük ek süre tanınır.

Eski eşin başvuruya katılmaması durumunda idari yol kapatılarak dava yoluna geçilir. Benzer şekilde, ilamda nafaka, velayet veya tazminat gibi icra kabiliyeti bulunan fer'i hükümler mevcut olduğunda aile mahkemesinde tenfiz davası açılması zorunludur. İdari tescil şartlarının sağlanamaması sebebiyle talebi reddedilen kararların tanınması ise 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun hükümlerine tabidir.

Tenfiz ve Tanıma Davasının Kanuni Şartları

5718 sayılı Kanun'un 54. maddesi uyarınca yetkili mahkemece tenfiz kararı verilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma, kanun hükmü veya fiili uygulamanın bulunması şarttır. Ayrıca ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması ya da davalının itiraz etmesi kaydıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmemiş bulunması ve hükmün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması aranır.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
MADDE 54 – (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dâhilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması. b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması. Tebliğ ve itiraz

5718 sayılı Kanun'un 54. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca, o yer kanunları uyarınca aleyhine tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun çağrılmadığı, temsil edilmediği ya da yokluğunda usulsüz hüküm verildiği iddiasıyla Türk mahkemesinde itiraz öne sürülmemiş olması gerekir. Almanya mahkemesi kararının tanınması veya tenfizi için ayrıca kararın kesinleşmiş olması, apostil şerhi içermesi ve usulüne uygun onaylı Türkçe tercümesinin bulunması aranır.

Görevli ve Yetkili Mahkemenin Tespiti

5718 sayılı Kanun'un 51. maddesinde tenfiz kararları bakımından görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğu düzenlenmiş, 4787 sayılı Kanun'un 4. maddesinde ise aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizinde aile mahkemelerinin görevli kılındığı hükme bağlanmıştır. Tenfiz isteminde yetkili mahkeme aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yerleşim yeri yoksa sakin olduğu yer mahkemesidir. Davalının Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmadığı takdirde istem Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden talep edilebilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 51Kaynağı aç
MADDE 51 – (1) Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir. (2) Bu kararlar kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sâkin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sâkin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir. Tenfiz istemi
4787 sayılı AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR KANUN m. 4Kaynağı aç
Madde 4- Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 3.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,[2] 2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi, 3. Kanunlarla verilen diğer görevler. Uzmanlardan yararlanma[3]

Kararın Tanınmamasının Hukuki Sonuçları ve Mal Rejimi

Tanıma veya tenfiz işlemi tamamlanmadığında ilgili şahıs Türkiye'de hukuken evli kalmaya devam eder. Bu durum Türkiye'de yeni bir evlilik akdedilememesine, mirasçılık paylaşımlarında ihtilaflara, soybağı karışıklıklarına ve mal rejiminin tasfiyesine yönelik açılan davaların reddedilmesine yol açabilir.

Boşanmaya dayalı dava haklarının kullanılabilirlik kazanması esasına bağlı olarak, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin zamanaşımı süresi tanıma veya tenfiz kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

Türk Mahkemesi Kararlarının Almanya'da Hüküm Doğurması

Bir Alman vatandaşına ait yurt dışında verilmiş boşanma, evliliğin iptali veya butlan kararının Almanya'da geçerlilik kazanması, Aile Davaları ve Çekişmesiz Yargı İşleri Muhakeme Usulü Kanunu (FamFG) § 107 uyarınca yetkili makamlarca tanınmasına bağlıdır. Başvuru, boşanmış olan eşlerden birinin ikamet ettiği federal eyaletteki Yüksek Eyalet Mahkemesine veya ilgili adli makama yapılırken, tarafların Almanya'da ikametinin bulunmaması halinde işlemler Berlin Adalet Senatosu tarafından yürütülür. Boşanma ilamı reşit olmayan çocuğun velayetine ilişkin bir hüküm de barındırıyorsa bu düzenleme ancak kararın resmî olarak tanınmasından sonra Almanya'da hukuken geçerlilik kazanabilir.

Boşanma Davalarında Uygulanacak Hukukun Sırası

Alman ve Türk vatandaşlarının Türkiye'de boşanmak istemesi halinde uygulanacak hukuk kademeli olarak belirlenir. 5718 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca boşanma ve ayrılık sebepleri ile hükümleri eşlerin müşterek milli hukukuna tabidir; eşlerin ayrı vatandaşlıkta olmaları halinde müşterek mutad mesken hukuku, bunun da bulunmaması durumunda Türk hukuku uygulanır. Aynı kademe boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri ile velayet sorunlarında da uygulanmakta olup yabancılık unsuru taşıyan boşanma süreçlerindeki geçici tedbir taleplerine ise Türk hukuku tatbik edilir.

5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 14Kaynağı aç
MADDE 14 – (1) Boşanma ve ayrılık sebepleri ve hükümleri, eşlerin müşterek millî hukukuna tâbidir. Tarafların ayrı vatandaşlıkta olmaları hâlinde müşterek mutad mesken hukuku, bulunmadığı takdirde Türk hukuku uygulanır. (2) Boşanmış eşler arasındaki nafaka talepleri hakkında birinci fıkra hükmü uygulanır. Bu hüküm ayrılık ve evlenmenin butlanı hâlinde de geçerlidir. (3) Boşanmada velâyet ve velâyete ilişkin sorunlar da birinci fıkra hükmüne tâbidir. (4) Geçici tedbir taleplerine Türk hukuku uygulanır. Evlilik malları
Konsolosluklarda boşanma davası açılması mümkün müdür?

Türk konsoloslukları yargı yetkisi bulunan bir mahkeme niteliği taşımadığından konsolosluklar nezdinde doğrudan boşanma davası açılamaz ve boşanma kararı verilemez.

Nafaka ve velayet içeren yabancı boşanma kararları nasıl uygulanır?

Nafaka, velayet ve tazminat gibi icra kabiliyeti bulunan fer'i hükümler barındıran kararlar idari tescil yoluyla çözümlenemez ve tenfiz davasına konu edilmesi gerekir; kanunda tenfiz kararlarında asliye mahkemesi, aile hukukundan doğan yabancı kararların tanıma ve tenfizinde ise aile mahkemesi görevli gösterilmiştir.

Türkiye'de yerleşim yeri olmayan davalıya karşı tenfiz davası nerede açılır?

5718 sayılı Kanun'un 51. maddesi uyarınca, aleyhine tenfiz istenen kişinin Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer bulunmadığı takdirde tenfiz istemi Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden talep edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu