Mal Ortaklığı Rejimi, Kapsamı, Borçlar ve Tasfiye Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Mal Ortaklığı Rejimi, Kapsamı, Borçlar ve Tasfiye Esasları

Mal Ortaklığı Rejiminin Kapsamı ve Ortaklık Malları

Mal ortaklığı rejimi hem ortaklık mallarını hem de eşlerin kişisel malvarlığını içine alır. Genel mal ortaklığı türünde, kanunen kişisel sayılan unsurlar haricindeki tüm malvarlığı ve gelirler ortaklık çatısı altında birleşir. Eşler bu mallara bölünmemiş bir bütün olarak malik olup hiçbir eş ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf hakkına sahip değildir; nitekim Türk Medeni Kanunu'nun 701. maddesindeki elbirliği mülkiyeti düzenlemesinde de ortakların belirlenmiş payları bulunmayıp hak malların tamamına yaygındır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 701Kaynağı aç
Madde 701- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır. 2. Hükümleri

Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş mallardan oluşan bir mal ortaklığı kabul edebilirler. Bu tür bir ortaklıkta kişisel malların gelirleri de ortaklığa dahil olur. Ayrıca eşler sözleşmeyle belirli malvarlığı değerlerini veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir eşin kazancını ya da bir meslek veya sanat icrası için kullandığı malları ortaklık dışında tutabilirler. Aksi sözleşmede kararlaştırılmadıkça bu malların gelirleri ortaklığa katılmaz. Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı değerleri sözleşmeyle ortaklığa dahil edildiği ölçüde mirasbırakanları tarafından o eşe kişisel mal olarak kazandırılamaz.

Kişisel Mallar ve İspat Kuralı

Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış olan eşyası ile manevi tazminat alacakları kanundan dolayı kişisel malıdır. Bir eşin kişisel malı olduğu ispat edilmedikçe tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır; bu yönde kişisel mal iddiasında bulunan eş iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Ortaklık Mallarının Yönetimi ve Miras İşlemleri

Eşlerden her biri, olağan yönetim sınırlarında kalan işlerde ortaklığı borç altına sokma ve ortak mallara yönelik tasarruf işlemi gerçekleştirme salahiyetine sahiptir. Olağan yönetimin kapsamını aşan meselelerde ise işlemlerin geçerliliği, eşlerin birlikte hareket etmesine veya bir eşin diğerinden rıza almış bulunmasına bağlıdır.

Eşlerden biri, diğer eşin rızası olmaksızın ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddedemez; tereke borca batıksa mirası kabul de edemez. Diğer eşin rızasının alınmasına imkan bulunamazsa veya bu konudaki talep diğer eş tarafından haklı sebep olmaksızın reddedilirse, talepte bulunan eş kendi yerleşim yeri mahkemesine başvurabilir.

Borçlardan Sorumluluk ve Ödeme Güçlüğü

Eşlerden her biri; evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisine dayanarak yapılan borçlardan, ortaklık mallarını veya ortaklık mallarına giren gelirleri kullanarak bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle doğan borçlardan, diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlardan ve kişisel mal yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı hususunda üçüncü kişilerle anlaşılarak yapılan borçlardan hem kişisel malları hem de ortaklık mallarıyla sorumludur.

Sayılmış olan sorumluluk gruplarının haricinde kalan diğer tüm borçlar yönünden her eş kendi kişisel malvarlığıyla ve ortaklık mallarının değer tutarının yarısıyla sorumlu tutulur; ortaklığın zenginleşmesine dayanan talep hakları ise saklıdır. Bununla birlikte eşler arasındaki bir borcun ödenmesi borçluyu evlilik birliğini sarsacak derecede ağır bir zorluğa sevk edecek veya iktisadi bakımdan mahvına yol açacaksa borçlu eş ödeme amacıyla mehil isteyebilir; şartlar haklı kılıyorsa hâkim borçludan teminat göstermesini isteyebilir.

Mal Ortaklığının Sona Ermesi ve Yönetim Sorumluluğu

Türk Medeni Kanunu'nun 225. maddesi hükmüne göre mal rejimi eşlerden birinin ölümü veya eşlerin farklı bir rejimi benimsemesiyle son bulur. Mahkemenin evliliğin iptaline, boşanmaya ya da mal ayrılığına geçilmesine hükmettiği hallerde ise mal rejimi davanın açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer. Eşlerden birinin iflası da mal ortaklığını sona erdiren haller arasında kabul edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Madde 225 – Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona erer. II. Malların geri alınması ve borçlar 1. Genel olarak

Mal ortaklığının sona ermesi halinde eşlerden her biri ortaklık malıyla ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi sorumludur. Yönetim giderleri ise ortaklık mallarından karşılanır.

Tasfiye, Denkleştirme ve Paylaşma Kuralları

Türk Medeni Kanunu'nun 179. maddesi uyarınca tasfiye aşamasında eşlerin tabi olduğu rejimin kuralları tatbik edilir. Borçlar esasen ilgili bulundukları malvarlığı kesimini yükümlülük altına sokar; hangi kesime ait olduğu netleştirilemeyen borçlar ise ortaklık mallarının yükümlülüğü kabul edilir. Tasfiye esnasında mevcut ortaklık mallarının değer tespiti bakımından tasfiye anı dikkate alınır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. 2. Ayrılık hâlinde

Eşlerden birine sosyal güvenlik ya da yardım kuruluşlarınca ödenen toptan meblağlar veya çalışma gücünün yitirilmesi sebebiyle ödenmiş tazminatlar varsa, bu edimler yerine ilgili kurumca yaşam boyu gelir tahsis edilmiş olsaydı rejimin bittiği tarihten sonraki evreye düşen iradın peşin sermaye karşılığı tutarınca tasfiyede kişisel mal olarak hesaba katılır. Bir eşin kişisel malı yahut ortaklık malıyla diğer mal kesimindeki bir değerin elde edilmesine, iyileştirilmesine veya muhafazasına katkı sağlanmışsa Türk Medeni Kanunu'nun 227. maddesindeki değer artış payı hükümleri uygulanır.

Türk Medeni Kanunu'nun 276. maddesi gereğince eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi halinde her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırabilirler; ancak bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez. Boşanma, evliliğin iptali veya mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçiş hallerinde ise her eş edinilmiş mallara katılma rejiminde kendi kişisel malı sayılacak malları ortaklık mallarından geri alır ve geri kalan ortaklık malları eşler arasında yarı yarıya paylaşılır. Bu hallerde yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar mal rejimi sözleşmesinde açıkça öngörülmemiş ise geçerli değildir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 276Kaynağı aç
Madde 276- Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal rejiminin kabulü sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı verilir. Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı kararlaştırılabilir. Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez. 2. Diğer hâllerde

Birlikte Yaşanılan Konut ve Ev Eşyası Üzerindeki Haklar

Türk Medeni Kanunu'nun 279. maddesine göre, eşlerin beraber kaldıkları konut yahut ev eşyası ortaklık malları kapsamındaysa, hayatta kalan eş tasfiye payına mahsup edilmek üzere mülkiyetin şahsına tahsisini isteyebilir. Haklı nedenlerin mevcudiyeti durumunda, sağ eşin veya ölenin kanuni mirasçılarının talebi üzerine mülkiyet yerine intifa yahut oturma hakkı tanınması da mümkündür. Rejimin ölüm harici bir yolla bitmesi halindeyse eşlerden her biri ancak üstün yararını ispatlayarak aynı yönde hak talebinde bulunabilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 279Kaynağı aç
Madde 279- Eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası ortaklık mallarına dahil ise, sağ kalan eş, payına mahsuben bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eş veya ölenin diğer yasal mirasçılarının istemiyle bunlar üzerinde mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir. Mal ortaklığı rejiminin ölüm dışındaki bir sebeple son bulması hâlinde, eşlerden her biri, üstün bir yararının varlığını ispat etmek suretiyle aynı istemleri ileri sürebilir. 3. Diğer malvarlığı değerleri

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2016/13151 Esas ve 2017/7920 Karar sayılı ilamına konu somut olayda da tarafların ortak konutun ortaklık malı olduğuna ve vefat halinde sağ kalan eşin mülkiyeti talep edebileceğine dair sözleşme hükmü gözetilerek, ölen adına kayıtlı bağımsız bölümün bütünü yerine sözleşme ve kanun gereği sadece 1/2 hissesinin iptaliyle tasfiye payına mahsuben davacı adına tescili gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2016/13151, K. 2017/7920Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2016/13151 E.  ,  2017/7920 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ölüme bağlı tasarruf Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece karar verilmesine yer olmadığına dair kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz'in 01.02.2016 gün ve 2015/19691 Esas, 2016/1703 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü: KARAR Davacı … vekili, … ile davacının 1959'da evlendiklerini, …'in 2004'te vefat ettiği ve geriye mirasçıları olarak davacı ve evlat edindikleri çocukları davalının kaldığını, evlilik birliği içinde … 7. Noterliğinde 25.12.2002 tarihinde yapılan sözleşme ile muris ile davacının mal ortaklığı rejimini kabul ettiklerini, mal ortaklığı rejimi ölümle son bulduğundan, muris adına kayıtlı ortaklığa ait malların açık kanun ve sözleşme hükümleri doğrultusunda tasfiyesi, TMK 279 maddesi uyarınca muris ile davacının birlikte yaşadığı daire ve burdaki ev eşyalarının ortalık payına mahsuben mülkiyeti, olmadığı takdirde ölünceye kadar intifa hakkının davacıya bırakılmasını talep etmiştir. Davalı … vekili, murisin kişisel malları ile ortaklık malları belirlendikten sonra tasfiyenin yapılmasını savunmuştur. Mahkemece, ev eşyaları konusunda dava açılmış ise de talep olmadığından eşyalar konusunda karar verilmesine yer olmadığına, … ada … parsel sayılı 7 nolu bağımsız bölümün davacı adına tapuya tesciline, … ada … parsel sayılı 4 ve 7 nolu taşınmazların ve … ada … parsel 3 nolu taşınmazların 1/2 sinin davacı adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairece 01.02.2016 tarih, 2015/19691 Esas-2016/1703 Karar sayılı ilamda " …Mahkemece, edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan 'düzenleme şeklinde mal ortaklığı sözleşmesi'nin ancak ileriye etkili olarak ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğuracağı gözönünde bulundurulmadan; geçmişe etkili olarak, evlilik tarihinden itibaren geçerli olduğunun kabul edilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda, dava konusu taşınmazların tamamının 743 sayılı TKM dönemindeki yasal mal rejimi olan mal ayrılığı rejimi döneminde edinildiğinin kabulü gerekir (743 sayılı TKM m. 170). Mal ayrılığı rejiminde ise, mal rejiminin tasfiyesi isteğinde bulunan eşe tanınan hak ayni olmayıp, şahsi alacak hakkı niteliğinde katkı payı alacağı niteliğindedir (07.10.1953 gün 8/7 YİBK, 4721 sayılı TMK'nun m. 227/1, 231, 236/1). Açıklanan nedenlerle, davacının ayni hak niteliğinde açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken; hatalı nitelendirme sonucu yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olmuştur.." gerekçesiyle, yerel mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Davacı vekili, süresinde karar düzeltme talebinde bulunmuşlardır. 1-Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici nedenlere ve HUMK'nun 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Davacı vekilinin … ada … parsel sayılı 7 nolu bağımsız bölüm yönünden karar düzeltme itirazlarına gelince; Maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemek hakime aittir (6100 sayılı HMK m. 33). İddianın ileri sürülüş şekline göre dava, mal ortaklığı sözleşmesinin tasfiyesi isteğine ilişkindir. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 10/1 maddesinde; Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında bu tarihe kadar tabi oldukları mal rejimi aynen devam eder. Eşler, Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başka bir rejimi seçmedikleri takdirde 01.01.2002 tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimini seçmiş sayılırlar. Yasa'nın emredici bu hükmü uyarınca ve aynı Kanun'un 10/3. maddesine göre eşler, ancak yukarıda öngörülen bir yıllık süre içerisinde yapılmış bir mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kabul edebilirler. Söz konusu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; eşlerin geçmişe etkili olarak mal ortaklığı rejimini seçemeyecekleri açıktır. Eş anlatımla, taraflar geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında Kanunun tanıdığı başka seçimlik bir mal rejimini (mal ortaklığı, mal ayrılığı ya da paylaşmalı mal ayrılığı rejimlerinden birini) evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere seçemez ve belirleyemezler. Dolayısıyla, böyle bir seçim hükümsüz olup, kamu düzenine ilişkin bu yasal sınırlama sözleşme serbestisi kurallarına dayanılarak aşılamaz. Edinilmiş mallara katılma rejimi dışındaki diğer mal rejimlerinin benimsenmesine ilişkin sonradan yapılan sözleşmeler; ancak ileriye etkili olarak geçerli olur ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. Mal Ortaklığı Rejimi, seyrek uygulanabilen bir mal rejimi türüdür. Bu rejimde, eşlerin kişisel malları birleşerek müşterek (ortak) bir mallar grubu haline gelmektedir. Ortaklık mallarında eşler arasında elbirliği mülkiyet esası geçerli olmaktadır. Eşlerin her biri ortaklığa koydukları malların miktarı ne olursa olsun, ortaklık malları üzerinde yarı paya sahip olurlar. Böylece genel mal ortaklığında eşlerin ortaklığa koydukları mallar üzerindeki bağımsız mülkiyet hakları ortadan kalkar. Artık eşler, ortaklık mallarında yarı yarıya elbirliği mülkiyet halinde malik olurlar. (743 sayılı TKM. m.629, TMK. m.701) Mal ortaklığı rejiminde yasal kural, yarı yarıya paylaşım olmakla birlikte bunun yerine sözleşmeyle başka bir paylaşım yöntemini de kabul edebilirler. Ölüm halinde tasfiye yapılırken kural olarak, ortaklık malların yarısı sağ eşe, kalan yarısı da sağ kalan eşin miras hakkı saklı kalmak üzere ölenin mirasçılarına geçer (743 TKM m. 221, 222, TMK. m.276). Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; Eşler, 20.07.1959 tarihinde evlenmiş, mal rejimi …'un 02.03.2004 tarihinde vefatı ile sona ermiştir (TMK m. 225/1). Dosya arasındaki mirasçılık belgesine göre davacı sağ eş ile davalı çocuk mirasçı olarak kalmıştır. Davacı ile muris eş arasında 25.12.2002 tarihinde … 7. Noterliği'nde 'Düzenleme Şeklinde Mal Ortaklığı Sözleşmesi' imzalanmıştır. Evlilik tarihinden eşler arasında sözleşmenin yapıldığı 25.12.2002 tarihine kadar mal ayrılığı (743 sayılı TKM m. 170), bu tarihten mal rejiminin sona erdiği tarihe kadar ise, sözleşme uyarınca mal ortaklığı rejimi geçerlidir (4722 sayılı Yasa'nın m. 10, TMK m. 202). Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı bulunduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır (TMK m. 179). Davacı taraf, ölen eş ile aralarında yapılan mal ortaklığı sözleşmesine göre ortaklık mallarının tasfiye edilmesini ve payına mahsuben aile konutu olarak kulanılan … ada … parsel sayılı 7 nolu bağımsız bölüm yönünden ayın talep etmiştir. Mahkemece, söz konusu taşınmaz yönünden muris adına olan tapu kaydının tamamının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir. Eşler arasında mal ortaklığı rejiminin yasal mevzuat ve noterde yapılan sözleşmeye göre tasfiyesi gerekmektedir. Sözleşmenin 19. maddesinde "ortaklık mallarına dahil olan birlikte yaşadığımız konutun ve ev eşyası birimizin ölümü halinde sağ kalanın payına mahsuben bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilecektir." hükmünün kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Eşler, açık ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde birlikte yaşadıkları konutun ortaklık malı olduğunu ve bu taşınmaz yönünden ölüm halinde sağ eş tarafından tasfiye payına karşılık mülkiyetinin tamamının istenebileceği irade beyanında bulunmuştur. Dosya kapsamından aile konutu olduğu anlaşılan tasfiyeye konu 7 nolu meskenin tarafların iradeleri dikkate alınarak ortaklık malı olduğunun kabulu ile bu taşınmaz yönünden sözleşme ve ilgili yasa hükümleri gereği muris adına olan tapu kaydının sadece 1/2 hissesinin iptali ile belirlenecek tasfiye payına mahsuben davacı adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalıdır. Bu taşınmaz yönünden kararın yukarıda açıklanan gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerekirken farklı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin buna yönelik karar düzeltme talebinin 1086 sayılı HUMK'nun 440-442 maddeleri uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeple davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 01.02.2016 tarih, 2015/19691 Esas-2016/1703 Karar sayılı bozma ilamının gerekçesinin … ada … parsel sayılı 7 nolu mesken yönünden ORTADAN KALDIRILMASINA, yerel mahkemenin hükmünün bu mesken yönünden 6100 sayılı HMK’nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK’nun 428. maddesi uyarınca aynı bentte açıklanan değişik gerekçeyle BOZULMASINA; davacı vekilinin diğer karar düzeltme taleplerinin yukarıda (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, istek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 30.05.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sözleşmenin Geçmişe Etkili Seçilememesi Kuralı

Eşlerin geçmişe etkili olarak mal ortaklığı rejimini seçmeleri mümkün değildir. Taraflar evlenme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçmişe etkili bir biçimde edinilmiş mallara katılma rejimi dışında seçimlik bir mal rejimini belirleyemezler; bu tür bir seçim hükümsüz olup kamu düzenine ilişkin yasal sınırlama sözleşme serbestisiyle aşılamaz. Sonradan yapılan mal ortaklığı sözleşmeleri ancak ileriye etkili olarak geçerli olur ve yapıldığı tarihten sonraki dönem için sonuç doğurur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 33. maddesi gereğince hâkim Türk hukukunu resen uygular.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 33Kaynağı aç
MADDE 33- (1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM Hâkimin Yasaklılığı, Reddi ve Hukuki Sorumluluğu BİRİNCİ AYIRIM Hâkimin Davaya Bakmaktan Yasaklılığı ve Reddi Yasaklılık sebepleri
Mal ortaklığı rejiminde kişisel mal iddiası nasıl ispatlanır?

Bir eşin kişisel malı olduğu ispat edilmedikçe tüm malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır ve bu iddiada bulunan eş iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.

Eşler geçmişe etkili mal ortaklığı sözleşmesi yapabilir mi?

Hayır, eşler geçmişe etkili olarak mal ortaklığı rejimini seçemezler; sonradan yapılan sözleşmeler kamu düzeni gereği yalnızca ileriye etkili sonuç doğurur.

Boşanma halinde ortaklık malları nasıl tasfiye edilir?

Boşanma halinde her eş edinilmiş mallara katılma rejiminde kişisel malı sayılacak mallarını geri alır ve geri kalan ortaklık malları eşler arasında yarı yarıya paylaşılır.

Sağ kalan eş birlikte yaşanılan konutun mülkiyetini isteyebilir mi?

Eşlerin birlikte yaşadıkları konut ortaklık mallarına dahil ise sağ kalan eş payına mahsuben konutun mülkiyetinin kendisine verilmesini talep edebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu