Parselasyon: Hukuki Çerçeve ve Dava Açma Süreleri

by Avukat Erdal Ersoy
Parselasyon: Hukuki Çerçeve ve Dava Açma Süreleri

Parselasyon Nedir?

Parselasyon, imar hudutları içinde kalan binalı veya binasız arsa ve arazilerin, malik ya da hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın imar planına uygun ada veya parsellere ayrılması, hak sahiplerine dağıtılması ve re'sen tescil işlemlerinin yaptırılması işlemidir. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi bu düzenlemenin temel hukuki çerçevesini oluşturmaktadır.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 18Kaynağı aç
Madde 18 – İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. Belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında "düzenleme ortaklık payı" olarak düşülebilir. Ancak, bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.[19][20] (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik birinci cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan yerler ile bölgenin ihtiyacı olan yol, meydan, park, otopark, çocuk bahçesi/parkı, yeşil saha, ibadet yeri ve karakol, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı öğretime yönelik eğitim tesis alanları, kamuya ait kreş ve gündüz bakım evleri, pazar yeri, semt spor alanı, toplu taşıma istasyonları ve durakları, Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesis alanları, otoyol hariç erişme kontrolünün uygulandığı yol, su yolu, bölgenin geneline hizmet veren spor alanı, belediye hizmet alanı, sosyal ve kültürel tesis alanı, kamu hizmeti için planlanan teknik altyapı ve trafo alanları, özel tesis yapılmasına konu olmayan ağaçlandırılacak alan, rekreasyon alanı olarak ayrılan parseller ve mesire alanları, resmî kurum alanı, uygulama imar planı kararı ile getirilen diğer umumi ve kamu hizmet alanları, otogar alanından oluşur ve bu hizmetlerle ilgili tesislerden başka maksatlarla kullanılamaz. Düzenlemeye tabi tutulan alan içerisinde bulunan taşkın kontrol tesisi alanlarının, bu fıkrada belirtilen kullanımlar için düzenleme ortaklık payı düşülmesini müteakip kalan Hazine mülkiyetindeki alanlardan karşılanması esastır. Ancak taşkın kontrol tesisi için yeterli alanın ayrılamaması durumunda, düzenleme ortaklık payının ikinci fıkrada belirtilen oranı aşmaması şartıyla, düzenlemeye tabi diğer arazi ve arsaların yüz ölçümlerinden bu fıkradaki kullanımlar için öncelikle düzenleme ortaklık payı ayrıldıktan sonra ikinci fıkrada belirtilen orana kadar taşkın kontrol tesisi için de ayrıca pay ayrılır. Kapanan imar ve kadastro yollarının öncelikle düzenleme ortaklık payına ayrılan toplam alandan düşülmesi esastır. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Üçüncü fıkrada belirtilen, bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Düzenleme sahasında üçüncü fıkrada sözü geçen umumi hizmetler için ayrılması gereken alanların toplamının, ikinci fıkrada belirtilen düzenleme ortaklık payından fazla olması veya daha öncesinde parselasyon planı tescil olmuş alanlarda ikinci kez düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılamaması nedeniyle kamu eline geçişi sağlanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının 13 üncü maddede belirtilen yöntemlerle kamuya geçişi sağlanır. Umumi ve kamu hizmet alanlarının kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilecek olması halinde, uygulamaya giren parsellerin, imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi halinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır. (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu madde hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak, her türlü imar planı kararı ile yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması kaydıyla, daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak suretiyle ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını % 45’e kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.[21] (Ek sekizinci fıkra:18/7/2021-7333/10 md.) 24/2/1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanunun 10 uncu maddesi kapsamında yapılan uygulamalarda; umumi hizmet alanları için yapılan her türlü terk ve kesintinin, parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı kesintisinden az olması durumunda, önceki terk ve kesintilerin oranını parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir. Yapılan bu kesinti tamamlayıcı mahiyette olup mükerrer uygulama olarak değerlendirilmez. Ancak toplam kesinti oranı her halükarda %45’i geçemez. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Parselasyon planı yapılmadan ifraz ve tevhit edilerek tescil edilen parsellerden, imar planında umumi hizmet alanlarına rastladığı için terk edilen veya bağışlanan alanların toplam parsel alanına oranı, yeni yapılacak parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan farkı kadar düzenleme ortaklık payı alınır.[22] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Belediye veya valiliğin; parselasyon planlarını, imar planlarının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapması ve onaylaması esastır. Parselasyon planı yapmamaları sebebiyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı, (…)[23] bedele dönüştürülebilir. (Ek cümle:5/12/2024-7534/6 md.) Parselasyonu onaylayan idare tarafından alınan bu bedel, fazladan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak zorunda kalınan diğer parsel sahiplerine ödenir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:5/12/2024-7534/6 md.) Bedel takdiri 2942 sayılı Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen bedel tespiti esasları da gözetilerek 6362 sayılı Kanuna göre lisans almış gayrimenkul değerleme uzmanları veya ilgili idare takdir komisyonlarınca raporlandırılarak tespit edilir. Tespit edilen bedel ödenmedikçe tapuda herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde belirtilir ve bu bedelin tamamı tescil tarihinden itibaren en geç 1 yıl içerisinde ödenir. Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında güncellenmek suretiyle ödenmedikçe devri yapılamaz ve yapı ruhsatı verilemez, tapuda herhangi bir işlem tesis edilemez. Bedelin tamamen ödenmesi hâlinde taşınmaz maliki ya da idarenin talebi üzerine terkin edilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller; öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, mümkün olmuyor ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir. (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz. (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Mülga fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) (Değişik fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddede belirtilen kamu hizmetlerine ayrılan yerlere rastlayan alanlardaki ağaçlar/yapılar, belediye veya valilikçe bedeli/enkaz bedeli ödenerek sökülür ve yıkılır. Düzenlenmiş arsalarda bulunan yapılara, ilgili parsel sahiplerinin muvafakatları olmadığı veya plan ve mevzuat hükümlerine göre mahzur bulunduğu takdirde, küçük ölçüdeki zaruri tamirler dışında ilave, değişiklik ve esaslı tamir izni verilemez. Düzenlemeye tabi tutulması gerektiği halde, bu madde hükümlerinin tatbiki mümkün olmayan hallerde imar planı ve yönetmelik hükümlerine göre müstakil inşaata elverişli olan kadastral parsellere plana göre inşaat ruhsatı verilebilir. Bu maddenin tatbikinde belediye veya valilik, ödeyecekleri kamulaştırma bedeli yerine ilgililerin muvafakatı halinde kamulaştırılması gereken yerlerine karşılık, plan ve mevzuat hükümlerine göre yapı yapılması mümkün olan belediye veya valiliğe ait sahalardan yer verebilirler. Veraset yolu ile intikal eden, bu Kanun hükümlerine göre şüyulandırılan Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması, tarım ve hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler ile cebri icra yolu ile satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları, satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. (Ek fıkra:14/2/2020-7221/7 md.) Bu madde kapsamında yapılmış olan imar uygulamalarının kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla iptal edilmesi nedeniyle; davaya konu parselin imar planı kararları ile umumi ve kamu hizmetlerine ayrılan alanlara denk gelmesi veya iptal edilen uygulama ile tahsis ve tescil edilmiş parsellerde hak sahiplerince yapı yapılmış olması ve benzeri hukuki veya fiili imkânsızlıklar nedeniyle geri dönüşüm işlemleri yapılarak uygulama öncesi kök parsellere dönülemeyeceğinin parselasyon planlarını onaylamaya yetkili idarelerin onay merciince tespiti halinde, öncelikle tescilli imar parselleri üzerinden mahkeme kararlarını yerine getirmeye yönelik yeni imar uygulaması yapılabilir. Bunun mümkün olmaması durumunda davaya konu parselin hak sahiplerinin muvafakati alınmak kaydıyla tescilli imar parselleri üzerinden yeni parselasyon işlemi yapılarak uygulama sahası içerisinde idarece uygun bir yer tahsis edilir veya anlaşma olmaması halinde davacı hak sahibinin kök parseldeki yeri dikkate alınarak uygulamadaki düzenleme ortaklık payı kesintisi düşüldükten sonraki taşınmazın rayiç bedeli üzerinden değeri ödenir.[24] (Ek fıkra:4/7/2019-7181/9 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça hazırlanan yönetmelikle belirlenir. Parselasyon planlarının hazırlanması ve tescili:

Yetkili İdare: Belediye mi, Valilik mi?

Parselasyon yetkisi, taşınmazın bulunduğu konuma göre farklı idarelere aittir. Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki arsa ve araziler üzerinde bu yetki belediyeye; belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde ise valiliğe aittir. Aynı ayrım onay mercii bakımından da geçerlidir: belediye ve mücavir alan içinde hazırlanan parselasyon planları belediye encümeni onayıyla, dışında hazırlananlar ise il idare kurulu onayıyla yürürlüğe girer.

Parselasyon Planının Onaylanması ve Kesinleşmesi

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 19. maddesine göre parselasyon planları, yetkili kurulun onayının ardından ilgili idarede bir ay süreyle askıya çıkarılır ve bu süre boyunca mutat vasıtalarla duyurulur. Bir aylık askı süresi dolduğunda plan kesinleşir. Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir; tapu daireleri ilgililerin muvafakati aranmaksızın sicilleri planlara göre re'sen tanzim ve tesis eder.

Danıştay 6. Daire, E. 2019/13756, K. 2023/5824Kaynağı aç
Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/13756 E.  ,  2023/5824 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2019/13756 Karar No : 2023/5824 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Kaymakamlığı/… VEKİLİ : Av. … 2- … Genel Müdürlüğü/… VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kırşehir ili, Kaman ilçesi, … ve … Mahalle sınırları içerisinde Kaman Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararıyla tesis edilen parselasyon işleminin yargı kararı ile iptaline karar verilmesi üzerine, uygulama öncesi duruma dönülmesi amacıyla hazırlanan geri dönüşüm cetvellerine göre tapuya tescilin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin Kaman Tapu Müdürlüğünün … tarih ve E… sayılı işlemi ile bu işlemin dayanağı olan Tapu ve Kadastro XI. Bölge Müdürlüğünün … tarih ve E… sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; parselasyon işleminin yargı kararıyla iptaline karar verilmesi üzerine, Mahkeme kararındaki gerekçeler dikkate alınarak yeniden parselasyon yapılması gerektiği, Mahkemece verilen iptal kararının parselasyon işleminin hiç bir şekilde yapılmaması gerektiği sonucunu doğuran bir karar olmayıp, yapılan parselasyon işleminin hukuka aykırılığının tespitine ilişkin olduğu, söz konusu iptal kararı üzerine kök parsellere dönülmesi yargı kararının bir sonucu olmakla birlikte, hukuki sonuçları itibarıyla yargı kararının tamamen yerine getirilmesine yönelik bir işlem olmadığı, bu nedenle; davacı belediye tarafından, geriye dönüşüm cetveli ve bu işlem sonrası Mahkeme kararındaki gerekçeler de dikkate alınarak yeniden tesis edilecek parselasyon işleminin kesinleşmesi ile yargı kararının uygulanmasının ve ancak bu halde Tapu Müdürlüğünden yargı kararının uygulanmasına yönelik tescil talebinde bulunulmasının mümkün olduğu, bu durumda; parselasyon işleminin yargı kararıyla iptaline karar verilmesi üzerine belediye encümenince yalnızca parselasyon öncesi duruma dönülmesine karar verilmesinin yeterli olmadığı, geri dönüş cetvellerinin ve bunlar üzerine yapılacak yeni parselasyon işlemine ilişkin dağıtım cetvellerinin düzenlenerek kesinleştirilmesi halinde tapuda tescil işlemlerinin yapılabileceğine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdarelerin yargı kararlarına uymak zorunda olduğu ve bu kararları kendi iç işlemleri ile değiştiremeyeceği, Mahkeme kararının parselasyon işleminin iptaline yönelik olduğundan davalı idarece bu karara uyularak geri dönüşüm cetvellerinin tescil edilmesi gerektiği, yeni bir parselasyon işleminin tesisi hususunda zorlanamayacağı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Kaman Kaymakamlığı tarafından savunma verilmemiştir. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından, kök parsellere dönüş işleminin yanında parselasyon işleminin iptaline ilişkin Mahkeme kararındaki gerekçe ve tespitler de dikkate alınarak yeni bir parselasyon işleminin de tesis edilmesi gerektiği, dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Kaman Belediye Encümeninin …tarih ve 703 sayılı kararıyla Kırşehir ili, Kaman ilçesi, …ve …Mahalle sınırları içerisinde tesis edilen parselasyon işleminin, bir kısım parsel malikleri tarafından açılan davalar sonucunda, yargı kararıyla iptaline karar verilmiş ve bu kararlar kesinleşmiştir. Anılan yargı kararı üzerine hazırlanan geri dönüşüm dosyası Kaman Belediye Encümeninin …tarih ve …sayılı kararıyla onaylanarak İmar Müdürlüğüne tevdi edilmiş, Kaman Tapu Müdürlüğünün 15/02/2016 tarihli yazısıyla; yalnızca geri dönüşüm dosyasının tescilinin mümkün olmadığı, geri dönüşüm ve yeniden yapılacak imar dosyasının birlikte gönderilmesi gerektiğinden bahisle Kaman Belediye Başkanlığına iade edilmiştir. Davacı Kaman Belediye Başkanlığı tarafından 11/07/2017 tarihinde geri dönüşüm dosyasının tescilinin yapılması hususu yinelenerek yapılan başvuru; Tapu ve Kadastro XI. Bölge Müdürlüğünün "yalnızca uygulama öncesi duruma dönülmesine karar verilerek geri dönüş cetvellerinin tanzim edilip kadastro parsellerinin oluşturulmasının mümkün olmadığı, geri dönüş cetvellerinin ve bunlar üzerinden yapılacak yeni uygulamaya ilişkin dağıtım cetvellerinin ayrı ayrı düzenlenerek yasal prosedür çerçevesinde gerekli ilan ve tebligatlar yapılarak kesinleştirilmesi halinde tescillerinin yapılmasının mümkün olduğu" yönündeki 03/08/2017 tarihli yazısı gerekçe gösterilerek Tapu Müdürlüğünce 13/09/2017 tarihli işlem ile reddedilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: T.C. Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu, 138. maddesinin son fıkrasında, yasama, yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda oldukları, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28. maddesinin 1. fıkrasında da, Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hükme bağlanmıştır. 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinde, “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakatı aranmaksızın, birbirleri ile, yol fazlaları ile, kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye, bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re'sen tescil işlemlerini yaptırmaya belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler valilikçe kullanılır. …. Kesinleşen parselasyon planları tescil edilmek üzere tapu dairesine gönderilir. Bu daireler ilgililerin muvafakatı aranmaksızın, sicilleri planlara göre re'sen tanzim ve tesis ederler.” hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlıkta, Kırşehir ili, Kaman ilçesi, …ve …Mahalle sınırları içerisinde Kaman Belediye Encümeninin …tarih ve …sayılı kararıyla yapılan parselasyon işleminin yargı kararı ile iptaline karar verilmiştir. Bir bölgede parselasyon işleminin iptali üzerine dağıtım ilke ve esaslarına uygun yeni bir parselasyon işleminin her zaman yapılabileceği açık olmakla birlikte, parselasyon işleminin yargı kararı ile iptali sonucunda iptal kararının gereğinin yerine getirilmesinin ilk aşaması, kadastral parsellere dönüş cetvellerinin hazırlanması, onanması ve tapu kayıtlarında değişiklik olmuşsa eski hale dönüş yapılarak ilgilisince parselasyon öncesi hukuki duruma yeniden gelinmesinin sağlanmasıdır. Bu durumda, belediyelerin parselasyon yapma konusunda takdir hakları bulunduğundan yargı kararıyla parselasyon yapmaya zorlanamayacağı gibi yapılan parselasyonun yargı kararıyla iptal edilmesi halinde belediyelerin yargı kararının uygulanması kapsamında iptal edilen uygulamadan önceki hukuki duruma dönme yönünde işlem yapmak zorunda olduğu, ancak geri dönüş yaptıktan sonra yeni bir parselasyon planının yapılmasının gerekip gerekmediği hususu idarenin takdir yetkisi kapsamına girmekte ise de, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan ve yukarıda anılan yargı kararı ile iptal edilen parselasyona yönelik olarak hazırlanan geri dönüş cetvelinin tescili başvurusu doğrultusunda işlem yapılması gerekirken anılan başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 12/06/2023 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi, belediye veya valiliğin parselasyon planını imar planının kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde yapıp onaylamasını esas almaktadır. Parselasyon planı yapılmaması nedeniyle doğacak her türlü kamulaştırma iş ve işlemlerinden belediyeler veya valilikler sorumludur.

Düzenleme Ortaklık Payı: Sınırlar ve Uygulama

Parselasyon sırasında alınacak düzenleme ortaklık payları, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez. Bu sınır 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesinde açıkça belirlenmiştir.

Herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaması esastır. Ancak her türlü imar planı kararıyla yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerinin önceki değerinden az olmaması ve daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak kaydıyla, ilk uygulamadaki düzenleme ortaklık payı oranını yüzde kırk beşe kadar tamamlamak üzere ilave düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılabilir.

DOP kapsamındaki belediye hizmetlerine ilişkin alanlar ilgili belediye adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacını gerçekleştirecek idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edilir. Herhangi bir parselden bir miktar sahanın kamulaştırılmasının gerekmesi hâlinde düzenleme ortaklık payı, kamulaştırmadan arta kalan saha üzerinden ayrılır.

Mevcut yapılar nedeniyle parsellerden düzenleme ortaklık payı alınamadığı hâllerde bu payın miktarı bedele dönüştürülebilir; parselasyonu onaylayan idare tarafından alınan bu bedel, fazladan düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmak zorunda kalınan diğer parsel sahiplerine ödenir.

Daha önce parselasyon planı yapılmadan ifraz veya tevhit yoluyla tescil edilmiş parsellerde imar planının umumi hizmet alanlarına rastlaması nedeniyle terk edilen ya da bağışlanan alanlar bulunuyorsa, bu alanların toplam parsel alanına oranı hesaba katılır ve yeni parselasyon planındaki düzenleme ortaklık payı oranına tamamlayan fark kadar düzenleme ortaklık payı alınır.

Umumi Hizmet Alanlarının Kamuya Geçişi

DOP'tan karşılanamayan umumi ve kamu hizmet alanlarının kamuya geçişi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 13. maddesinde belirtilen yöntemlerle sağlanır. Bu alanların kamulaştırma yoluyla kamu eline geçirilmesi söz konusu olduğunda, uygulamaya giren parsellerin imar planında kamulaştırmaya konu kamu ve umumi hizmet alanlarına denk gelen kısımları ilgili idarece kamulaştırılır.

Maliklere Verilecek Parselin Belirlenmesi

Düzenleme sonucu taşınmaz maliklerine verilecek parseller, öncelikle düzenlemeye alınan taşınmazın bulunduğu yerden, bu mümkün olmadığında ise en yakınındaki eşdeğer alandan verilir.

Hisseli Arazilerin Müstakil Hâle Getirilmesi ve Asgari Parsel Büyüklüğü

Düzenleme alanında bulunan imar adalarında, asgari parsel büyüklüğünü karşılamak kaydıyla, imar uygulama alanında kalan hisseli arsa ve araziler; hisse sahiplerinin muvafakati hâlinde veya fiilî kullanım esasına göre müstakil hâle getirilebilir. Uygulama imar planında hüküm bulunmaması hâlinde yönetmelikte belirlenen asgari parsel büyüklüklerinin altında parsel oluşturulamaz.

İmar Planı Olmayan Yerlerde Parselasyon Yasağı

İmar planı bulunmayan yerlerde yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere bölecek özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamaz. Kanun bu yasağa sınırlı sayıda istisna öngörmüştür: veraset yoluyla intikaller, İmar Kanunu hükümleri çerçevesinde gerçekleştirilen şüyulandırmalar, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması kapsamındaki işlemler, tarım ve hayvancılık ile turizm, sanayi ve depolama amacına yönelik hisselendirmeler ve cebri icra yoluyla satışlar bu yasağın dışında tutulmuştur.

Parselasyon Planlarının Dijital Ortamda Yönetimi

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca parselasyon planlarının sayısal olarak üretilmesi, elektronik ortamda ilan edilmesi ve Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı ile entegre edilerek Bakanlığa bedelsiz iletilmesi zorunludur. Aynı madde uyarınca onaylanmış parselasyon planlarında değişiklik veya revizyon yapılırken ilk müellifin görüşü ya da izni aranmaz.

3194 sayılı İMAR KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – Planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında aşağıda belirtilen esaslara uyulur. a) Bölge planları; sosyo – ekonomik gelişme eğilimlerini, yerleşmelerin gelişme potansiyelini, sektörel hedefleri, faaliyetlerin ve alt yapıların dağılımını belirlemek üzere hazırlanacak bölge planlarını, gerekli gördüğü hallerde Devlet Planlama Teşkilatı yapar veya yaptırır. b) İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. (Ek cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Planlar, plan değişiklikleri ve plan revizyonları; kayıt altına alınmak ve arşivlenmek üzere Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortama yüklenmek ve aynı sistem üzerinden Plan İşlem Numarası almak zorundadır. Planlar, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme dördüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.[6] Belediye ve mücavir alan dışında kalan yerlerde yapılacak planlar valilik veya ilgilisince yapılır veya yaptırılır. Valilikçe uygun görüldüğü takdirde onaylanarak yürürlüğe girer. (Yeniden düzenleme üçüncü cümle: 12/7/2013-6495/73 md.) Onay tarihinden itibaren valilikçe tespit edilen ilan yerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. İtirazlar valiliğe yapılır, valilik itirazları ve planları onbeş gün içerisinde inceleyerek kesin karara bağlar. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) İmar planları ve bu planlardaki değişikliklerin nerede askıya çıktığına dair bilgilendirme ilanı, askı süresi ile eş zamanlı olarak ilgili muhtarlıkların panosunda duyurulur. Ayrıca plan değişikliği hakkında, değişikliğe konu alanda görülebilir bir şekilde en az 2 adet tabela ile 30 gün süreyle bilgilendirme yapılır. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kentsel tasarım projeleri uygulama imar planlarıyla birlikte hazırlanabilir. Bu kentsel tasarım projelerinin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir. Onaylanmış planlarda yapılacak değişiklikler de yukarıdaki usullere tabidir. Kesinleşen imar planlarının bir kopyası, Bakanlıkça oluşturulan elektronik ortamdaki Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı üzerinden, ilgili idaresi tarafından, arşivlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.[7] İmar planları alenidir. Bu aleniyeti sağlamak ilgili idarelerin görevidir. Belediye Başkanlığı ve mülki amirlikler, imar planının tamamını veya bir kısmını kopyalar veya kitapçıklar haline getirip çoğaltarak tespit edilecek ücret karşılığında isteyenlere verir. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı kesinleşme tarihinden itibaren her halde beş yıl içinde dava açılabilir. (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ileri atıksu arıtma tesisleri, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere imar planlarında bina yükseklikleri yençok: serbest olarak belirlenemez.[8] (Ek paragraf:14/2/2020-7221/6 md.) Sanayi alanları, ibadethane alanları ve tarımsal amaçlı silo yapıları hariç olmak üzere mer’i imar planlarında yençok: serbest olarak belirlenmiş yükseklikler; emsal değerde değişiklik yapılmaksızın çevredeki mevcut teşekküller ve siluet dikkate alınarak, imar planı değişiklikleri ve revizyonları yapılmak suretiyle ilgili idare meclis kararı ile belirlenir. Bu şekilde ilgili idare tarafından belirlenmeyen yükseklikler, maliyetleri döner sermaye işletmesi gelirlerinden karşılanmak üzere Bakanlıkça belirlenir. Oluşacak maliyetlerin %100 fazlası ilgili idaresinden tahsil edilir. Bu şekilde tahsil edilememesi halinde ilgili idarenin 2/7/2008 tarihli ve 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun gereğince aktarılan paylarından kesilerek tahsil olunur. Tahsil olunan tutarlar, Bakanlığın döner sermaye işletmesi hesabına gelir olarak kaydedilir. c) (Ek: 3/7/2005 – 5403/25 md.) (Değişik:4/7/2019-7181/6 md.) Tarım arazileri, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamaz, planlanamaz, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemez. ç) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) (Değişik:14/2/2020-7221/6 md.) Bakanlıkça belirlenen tanım ve esaslara göre hazırlanıp onaylanan plan, plan değişikliği ve revizyonlarının, parselasyon planlarının, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgelerinin, imar mevzuatına konu edilen orto-görüntüler ile diğer coğrafi veri ve bilgilerin, ilgili idareler ile kurum ve kuruluşlarca; Cumhurbaşkanınca belirlenen usul, esas ve ilgili standartlara uygun şekilde ve sayısal olarak; üretilmesi, elektronik ortamda ilan edilmesi, Ulusal Coğrafi Bilgi Sistemi Altyapısı ile entegrasyonunun sağlanması ve bedelsiz olarak Bakanlığa gönderilmesi, Bakanlıkça tesis edilecek elektronik ortam üzerinden paylaşılması, arşivlenmesi ve güncellenmesi zorunludur. Yapı ruhsatına ilişkin işlemlerde bu veriler esas alınır. d) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Arazi kullanımı ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (Mülga ikinci cümle: 27/3/2015-6637/23 md.) (…) (Ek cümle: 18/6/2017-7033/29 md.) Mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planlarında; organize sanayi bölgesi, endüstri bölgesi, sanayi sitesi ve teknoloji geliştirme bölgesine ilişkin kararların alınması ve bu kararlarda değişiklik yapılması Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının uygun görüşüne tabidir. Alt kademe planların, üst kademe planların kesinleştiği tarihten itibaren en geç bir yıl içinde ilgili idarece üst kademe planlara uygun hale getirilmesi zorunludur. Aksi halde, üst kademe planları onaylayan kurum ve kuruluşlar alt kademe planları en geç altı ay içinde uygun hale getirir ve resen onaylar. Bu süre içinde ruhsat işlemleri, yürürlükte olan uygulama imar planına göre gerçekleştirilir. Bu bent uyarınca yapılacak işlemlerde bu maddenin (c) bendi hükümlerine uyulur. e) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Kamu kurum ve kuruluşları veya plan müellifleri; ilgili kamu kurum ve kuruluşlarından plana ilişkin görüşlerini alır. Kurum ve kuruluşlar, görüşlerini en geç otuz gün içerisinde bildirmek zorundadır. Görüş bildirilmesi için etüt ve analiz gibi uzun süreli çalışma yapılması gereken hallerde ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının talebi üzerine otuz günü geçmemek üzere ilave süre verilir. Bu süre içerisinde görüş bildirilmediği takdirde plan hakkında olumsuz bir görüşün bulunmadığı kabul edilir. f) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Kentsel asgari standartlar, Bakanlıkça belirlenen esaslar doğrultusunda çevre düzeni planı ile belirlenebilir. Uygulamaya ilişkin kararlar, yörenin koşulları, parselin bulunduğu bölgenin genel özellikleri, yapının niteliği ve ihtiyacı, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çevreye etkisi dikkate alınarak ve ölçüleri verilerek Bakanlıkça belirlenen esaslara göre uygulama imar planında belirlenir. g) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Bakanlık; ilgili idareler, kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılan mekansal planlamaya, harita ve parselasyona, etüt ve projelendirmeye, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni düzenlemeye, enerji kimlik belgesi hazırlanmasına ilişkin iş ve işlemler ile yapı malzemelerini; denetlemeye, aykırılıklar hakkında işlem tesis etmeye, aykırılıkları gidererek mevzuata uygun hale getirmeye yönelik değişiklik yapmaya ve onaylamaya, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye, yıkım kararı almaya ve yıkımı gerçekleştirmeye, ilgililer hakkında idari yaptırım kararı vermeye yetkilidir. Bu görevlerden, yapı tatil tutanağı tanzim etmeye, mühürlemeye ve yıkım kararına ilişkin rapor düzenleme işi ile denetlemeye ilişkin görevler, Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatında, denetçi belgesini haiz personel tarafından gerçekleştirilir. İlgililer Bakanlık denetçileri tarafından istenilen her türlü bilgi ve belgeyi, istenilen süre içerisinde vermek zorundadırlar. Bakanlık denetçilerinin seçimi, eğitimleri, görev, yetki ve sorumlulukları ile çalışma usul ve esasları Bakanlıkça belirlenir. ğ) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) (Değişik cümle:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamalar 27 nci madde hükümlerine göre yürütülür. 27 nci maddede belirtilen projeler, ilçe belediyesince onaylanır ve muhtarlığa bildirilir. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine, yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır. h) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Köylerde ve kırsal özellik gösteren diğer yerleşmelerde yapıların etüt ve projeleri ilgili idarenin veya Bakanlığın taşra teşkilatının mimar ve mühendisleri tarafından hazırlanabilir. Bakanlıkça; bu Kanun kapsamındaki yerleşmelere ilişkin enerji verimli, iklim duyarlı ve ekolojik özellikli plan ve projeler hazırlanabilir veya hazırlattırılabilir, bu nitelikli yapılar inşa edilebilir veya uzun vadeli kredilendirilmek suretiyle desteklenebilir. ı) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) Harita, plan, etüt ve projeler; idare ve ilgili kanunlarında açıkça belirtilen yetkili kuruluşlar dışında meslek odaları dahil başka bir kurum veya kuruluşun vize veya onayına tabi tutulamaz, tutulması istenemez. Vize veya onay yaptırılmaması ve benzeri nedenlerle müellifler veya bunlara ait kuruluşların büro tescilleri iptal edilemez veya yenilenmesi hiçbir şekilde geciktirilemez. Müelliflerden bu hükmü ortadan kaldıracak şekilde taahhütname talep edilemez. i) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) İdarelerce onaylanmış; mevcut durumu gösteren halihazır haritalar, parselasyon planları ile teknik ve idari düzenlemeleri içeren bu Kanun kapsamındaki planların değişiklik ve revizyonlarında ilk müellifin görüşü veya izni aranmaz. j) (Ek: 12/7/2013-6495/73 md.) İlgili idareler, Bakanlıkça belirlenen esaslara göre mimari estetik komisyonu kurar. Komisyon, yapıların ve onaylı mimari projelerinin özgün fikir ifade edip etmediğine karar vermeye yetkilidir. Özgün fikir ifade etmeyenlerde yapılacak değişikliklerde ilk müellifin görüşü aranmaz. Özgün fikir ifade eden mimarlık eser ve projelerinde; (…)[9] eserin bütünlüğünü bozmadığına, estetik görünümünü değiştirmediğine, teknik, yönetsel amaçlar ve kullanım amacı nedeniyle zorunlu olduğuna karar verilen değişiklikler müellifinin izni alınmaksızın yapılabilir. Bu durumda ilk müellif tarafından talep edilebilecek telif ücreti; ilgili meslek odasınca belirlenen mimari proje asgari hizmet bedelinin, tamamlanan yapılarda yüzde yirmisini, inşaatı süren yapılarda yüzde on beşini geçemez. İmar planlarında Bakanlığın yetkisi:

Parselasyon İşleminin Hukuki Niteliği

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemi, parsel bazında bireyler için sonuç doğurması nedeniyle bireysel (subjektif) nitelikte bir idari işlem olarak değerlendirilmektedir. İmar planları ise ilanı gereken genel düzenleyici işlem niteliği taşır. Bu ayrım, parselasyon ve imar planına karşı açılabilecek davaların hukuki rejimleri bakımından farklılık doğurur. Parselasyon, yapı ruhsatı verilmesi, yapı ruhsatı iptali ve yıkım gibi işlemler ise uygulama imar planlarının uygulanmasına yönelik işlemler olarak kabul edilmektedir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/154, K. 2021/1202Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/154 E.  ,  2021/1202 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/154 Karar No : 2021/1202 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLLERİ : Av. …, Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Kocaeli İli, Gebze İlçesi, … Mahallesi, … ve … sayılı parselleri de kapsayan Gebze … Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ve bu plana dayalı olarak yapılan parselasyonun anılan taşınmaz bakımından iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile Mahkemelerinin E:… sayılı dosyasında mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporun birlikte değerlendirilmesinden; 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı kararlarının, teknoloji geliştirme bölgesinin sınırlarının ve ana ulaşım bağlantılarının gösterilmesi temelinde planların kademeli birlikteliğine, planlama bütünlüğüne, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 3194 sayılı İmar Kanunu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda yer alan düzenlemeler belirtilerek, dava konusu imar planının 07/03/2014 – 07/04/2014 tarihleri arasında askıya çıkarılarak ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içinde itiraz edilmediği, sonrasında dava konusu imar planı esas alınarak yapılan imar uygulaması sonucunda davacıya hisseli tahsis edilen taşınmaza yönelik olarak açılan izale-i şüyu davası sırasında davaya konu imar planının öğrenildiğinden bahisle 22/03/2016 tarihinde bakılan davanın açıldığı, Düzenleyici işlemlerden olan imar planlarına karşı ilandan sonra öğrenme tarihine göre dava açılması yasal olarak mümkün olmadığından, imar planına karşı ilan askı süresi içinde itiraz edilmemesi nedeniyle ilan askının son günü olan 07/04/2014 tarihini izleyen altmış (60) gün içinde dava açılması gerekirken, son ilan tarihi izleyen altmış (60) günlük sürenin geçirilmesinden çok sonra 22/03/2016 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varıldığı, Bu nedenle, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 04/12/2019 tarih ve E:2019/1044 K:2019/12843 sayılı kararıyla; Davacı tarafından; dava konusu parselasyon işlemiyle imar adalarının oldukça büyük oluşturulduğu, küçük oluşturulan imar adalarının bir veya iki kişiye tahsis edilerek mülkiyet oluşturulması mümkünken sırf ortaklığın giderilmesi davasına zemin oluşturulmak üzere bir dağılım yapılmasının amaçlandığı, yine yönetici Şirketin toplamda 3377,72 m2 olan arazisinin planlama alanındaki bir tek parselin içine konulması mümkünken, planlama alanındaki tüm parsellere kısım kısım dağıtıldığı, daha sonra yönetici Şirket tarafından izale-i şüyu davaları açılarak tüm parsellerin mülkiyetine sahip olunmak istenildiği, parseller çok büyük oluşturulduğu için bedelleri yüksek olacağından taşınmaz maliklerinin bu parselleri izale-i şüyu davası sonucunda yapılacak satışta almalarının mümkün olamayacağı, alanda kamulaştırma yapılması gerektiği halde kanuna karşı hile yapılmak suretiyle mülkiyet haklarına ucuz yoldan el konulmasına yönelik yapılan düzenlemenin Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi hükmüne açıkça aykırı olduğu, bu bakımdan işlemin amaç yönünden hukuka aykırı şekilde yapıldığı, parsel maliklerine mülklerine en yakın yerden tahsis yapılması gerekirken farklı alanlarda tahsisler yapılmak suretiyle mağduriyet oluşturulduğu, daha önce yapılan kesinti ve terklerin dikkate alınmadığı, düzenleme ortaklık payının mevzuata uygun şekilde belirlenmediği, 1/25.000 ve 1/5.000 ölçekli imar planlarında belirlenmiş olan yollar üzerinde aşırı derecede oynanmak suretiyle var olan bir kısım yolların kapatıldığı, bağlantı yollarının gerektiği gibi oluşturulmayarak erişimin engellendiği iddialarıyla 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile bu plana dayalı olarak yapılan imar uygulamasının ve parselasyonun iptali istemiyle dava açıldığı, İdare Mahkemesince; davacı tarafından imar planı ve parselasyona karşı dava açıldığının anlaşıldığı, ancak, plana dayalı olarak yapılan imar uygulaması işleminin iptali isteminden neyin kastedildiğinin anlaşılamadığı, bu yönüyle davanın konusunun hiç bir kuşkuya mahal vermeksizin ortaya konulamadığı gibi taşınmazın hissedarı/sahibi olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin de dava dilekçesine eklenilmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği, Bunun üzerine, davacı tarafından verilen yeni dava dilekçesinin talep ve sonuç kısımlarında 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptalinin istenildiği belirtilmiş ise de, dilekçe içeriğinde parselasyona ilişkin ilk dilekçedeki itirazlar tekrarlandığından, imar planı ile bu plana dayalı olarak yapılan parselasyon işleminin de iptalinin istenildiği sonucuna varıldığı, bu nedenle Mahkemece, davanın konusunun sadece imar planı olarak alınmasında ve parselasyon işleminin incelenmemesinde isabet bulunmadığı, Bireysel işlem özelliği taşıdığından parselasyonun davacıya tebliğ edilmesi gerektiği, dava açma süresinin askı ilanına göre belirlenmesinin mümkün olmadığı, Uyuşmazlıkta ise, parselasyon işleminin davacıya tebliğ edilmediği, davacının, ortaklığın giderilmesi davasında yapılan tebligat üzerine parselasyon işlemini 25/01/2016 tarihinde öğrendiğinin anlaşıldığı, Bu tarihten itibaren, altmış günlük dava açma süresi içerisinde imar planının uygulama işlemi niteliğinde olan parselasyona karşı süresinde dava açıldığından, dayanağı olan imar planına karşı da süresinde dava açıldığının kabulü gerektiği, Bu durumda, uygulama işlemi ile dayanağı düzenleyici işlem olan imar planının iptali istemiyle altmış günlük süre içerisinde 22/03/2016 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Davacı tarafından sunulan ilk dava dilekçesinde, istem kısmının net olarak belirtilmemesi nedeniyle davanın konusunun uygulama imar planı mı yoksa parselasyon planı mı yahut her ikisi de mi olduğu konusunda tereddüte düşülmesi üzerine dilekçe ret kararı verildiği, yenilenen dava dilekçesinin hem "konu" hem de "sonuç" kısımlarında, sadece 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptalinin istenildiği, imar uygulamasının iptaline yönelik bir talebin bulunmadığı, kaldı ki, ilk derece mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından sunulan istinaf başvuru dilekçesinde de ilk derece yargı yerince davanın konusunun yanlış anlaşıldığı gibi bir iddianın da bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davanın konusunun sadece 1/1.000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, görülmekte olan dava kapsamında hem 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının hem de bu plana dayalı olarak yapılan parselasyon işleminin iptalinin istenildiği, ısrar kararının Danıştay Altıncı Dairesinin kararında yer verilen gerekçeler doğrultusunda bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ : Israr kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava konusu parsellerin de yer aldığı alan, 11/06/2011 tarih ve 27961 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 04/04/2011 tarih ve 1813 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile … Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak belirlenmiştir. Söz konusu alanda, 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile … Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planları onaylanmıştır. 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı 07/03/2014 – 07/04/2014 tarihleri arasında, 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ise 12/03/2014 – 12/04/2014 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, söz konusu imar planlarında sınırları belirlenmek suretiyle dört ayrı uygulama bölgesi belirlendiğinden, anılan uygulama imar planı doğrultusunda yapılan ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca onaylanan 1. etap parselasyon işlemi 05/06/2014 – 05/07/2014 tarihleri arasında, 2. etap parselasyon işlemi ise 06/01/2015 – 06/02/2015 tarihleri arasında askıya çıkartılmıştır. Parselasyon işlemi ile hisselendirildiği taşınmaza ilişkin olarak açılan ortaklığın giderilmesi (izale-i şüyu) davasında yapılan tebligat üzerine, 25/01/2016 tarihinde parselasyon işlemini öğrendiği anlaşılan davacı tarafından, 22/03/2016 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, aynı maddenin 4. fıkrasında; "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay Altıncı Dairesinin kararında da belirtildiği üzere; davacı tarafından sunulan 22/03/2016 tarihli ilk dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda yapılan parselasyon işlemine ilişkin birçok hukuka aykırılık iddiasına yer verilerek, 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı ile bu plana dayalı olarak yapılan imar uygulamasının ve parselasyon işleminin iptali isteminde bulunulduğu, İdare Mahkemesince; davacı tarafından imar planı ve parselasyona karşı dava açıldığının anlaşıldığı, ancak, plana dayalı olarak yapılan imar uygulaması işleminin iptali isteminden neyin kastedildiğinin anlaşılamadığı, bu yönüyle davanın konusunun hiçbir kuşkuya mahal vermeksizin ortaya konulamadığı gibi taşınmazın hissedarı/sahibi olduğunu gösterir bilgi ve belgelerin de dava dilekçesine eklenmediği gerekçesiyle dava dilekçesinin reddine karar verildiği, davacı tarafından verilen 25/04/2016 tarihli yeni dava dilekçesinin talep ve sonuç kısımlarında 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptalinin istenildiği belirtilmiş ise de, dilekçe içeriğinde parselasyona ilişkin ilk dilekçedeki itirazlar tekrarlanarak, dilekçenin ikinci sayfasında açıkça 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesine göre yapılan imar uygulamasının (parselasyon işleminin) hukuka aykırı olduğu belirtilerek, anılan işlemin de iptaline karar verilmesi talebinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Mahkemece, davanın konusunun sadece imar planı olarak alınmasında ve parselasyon işleminin incelenmemesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Öte yandan, yukarıda içeriğine yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava açma süresine ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde, uygulama işlemi üzerine sadece dayanağı düzenleyici işleme karşı dava açılabileceği gibi, uygulama işlemi ile düzenleyici işleme karşı birlikte veya ayrı ayrı dava açılabileceği açıktır. Yargısal içtihatlarda, imar planları, ilanı gereken genel düzenleyici işlem olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, imar planlarına dayalı olarak tesis edilen; parselasyon, yapı ruhsatı verilmesi, yapı ruhsatı iptali ve yıkım gibi işlemlerin ise uygulama imar planlarının uygulanmasına yönelik işlemler olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Bu çerçevede, uygulama imar planları doğrultusunda tesis edilen, parselasyon, yapı ruhsatı verilmesi gibi uygulama işlemleri üzerine, altmış günlük dava açma süresi içerisinde uygulama işlemiyle birlikte ya da ayrıca dayanak imar planına karşı dava açılması da mümkündür. Bunun yanında, subjektif bir işlem olan parselasyon işlemine ve bu işlemin dayanağı olan uygulama imar planına karşı yasal dava açma süresinin işlemeye başlaması için, bu işlemin, işlem tarihindeki muhatabına usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş olması ya da muhatabın bu işlemi tüm unsurlarıyla birlikte öğrendiğinin açık ve net bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, subjektif işlem özelliği taşıyan parselasyon işleminin davacıya tebliğ edilmesi ya da bu işlemin davacı tarafından açık ve net bir şekilde öğrenildiğinin ortaya konulması gerekmekte olup, dava açma süresinin askı ilanına göre belirlenmesi mümkün olmadığından, davacı tarafından, ortaklığın giderilmesi davasında 25/01/2016 tarihinde yapılan tebligat ile parselasyon işlemine muttali olunması üzerine, bu tarihten itibaren altmış günlük dava açma süresi içerisinde, parselasyon işleminin ve dayanağı 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle 22/03/2016 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamakta olup; anılan Mahkemece davanın konusu parselasyon işlemi ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planı olarak belirlendikten sonra, işin esasına girilerek uyuşmazlık hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin KABULÜNE; 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin …. İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 09/06/2021 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ve ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2025/157, K. 2025/1897Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2025/157 E.  ,  2025/1897 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2025/157 Karar No : 2025/1897 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel (yeni … ada, … parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan ve son olarak 19/08/2021-21/09/2021 tarihleri arasında askıya çıkarılmak suretiyle kesinleştirilen parselasyon işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca hazırlanan parselasyonun … tarih ve … sayılı Bakan Oluru ile onaylanarak ilk olarak 20/08/2020-22/09/2020 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süresi içerisinde yapılan 1061 olmak üzere toplamda 1080 itirazdan 123'ünün uygun görülüp 957'sinin uygun görülmemesi üzerine, yeniden onaylanarak ikinci kez 09/03/2021-12/04/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süresi içerisinde yapılan 703 olmak üzere toplamda 713 itirazdan 102'sinin uygun görülüp 611'inin uygun görülmemesi üzerine yeniden onaylanarak üçüncü kez 19/08/2021-21/09/2021 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, askı süresi içerisinde yapılan 125 olmak üzere toplamda 132 itirazın 10'unun uygun görülerek yeniden düzenleme yapıldığı, 122'sinin ise uygun görülmediği, uygun görülen 10 itiraza ilişkin düzeltmenin de başkaca parseli etkilememesi üzerine, imar uygulamasının … tarih ve … sayılı Bakan Olur'u ile onaylanarak kesinleştirildiği, davacı tarafından da ikinci askı süresi içindeki bir tarih olan 23/03/2021 tarihinde parselasyona itirazda bulunulduğu, söz konusu itiraz dilekçesinde; "(…) toplamda 500 metrekare arsamdan yol geçirilmek istenmektedir. Bu konuda mağdur durumdayım, mağduriyetimin göz önünde bulundurularak 3194 sayılı İmar Kanununun 16. maddesi gereğince bu konuda gerekli düzenlemenin yapılması ve mağduriyetimin göz önünde bulundurularak gerekli işlemin yapılması hususunu arz ederim." ifadelerine yer verildiği, ancak davacı tarafından, parselasyon işleminin tarafına tebliğ edilmediği ve işlemden haricen haberdar olduğundan bahisle, parselasyon işleminin iptali talebiyle yapılan 20/01/2023 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine 01/03/2023 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı, Bu durumda, davacının 2. askı süresi (09/03/2021-12/04/2021) içinde 23/03/2021 tarihinde itirazda bulunduğu, bu kapsamda davacının parselasyon işleminden haricen haberdar olduğu iddiasının yerinde olmadığı, diğer taraftan davacının 23/03/2021 tarihinde yapmış olduğu itirazının, askı süresinin son günü olan 12/04/2021 tarihini izleyen 60 gün içerisinde davalı idare tarafından bir cevap verilmeyerek 11/06/2021 tarihinde zımnen reddedildiğinin kabulü gerektiği, bu nedenle zımni ret tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içerisinde yani en son 10/08/2021 tarihinde dava açılması gerektiği, ancak bu tarihin de çalışmaya ara verme dönemine rastlaması nedeniyle, ara verme süresinin sona erdiği tarih olan 31/08/2021 tarihini izleyen günden itibaren 7 gün uzayacağının kabulüyle, en son 07/09/2021 tarihinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonraki bir tarihte yapılan ve dava açma süresini canlandırmayacak nitelikteki 20/01/2023 tarihli başvurunun zımnen reddi üzerine 01/03/2023 tarihinde açılan davanın esasının süre aşımı nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı, Öte yandan, 2. askı sürecinden sonra aralarında davacının da bulunduğu bir kısım itirazın uygun görülüp bir kısım itirazın uygun görülmemesi üzerine parselasyon işleminin yeniden onaylanarak 3. kez 19/08/2021-21/09/2021 tarihleri arasında askıya çıkarılarak ilan edildiği ve devam eden süreçte parselasyon işlemine yapılan bir takım itirazların tekrardan görüşülerek en son … tarih ve … sayılı Bakan Oluru ile kesinleştirildiği görülmüş ise de, davacının itirazda bulunduğu 2. askı süresinin son günü olan 12/04/2021 tarihini izleyen günden itibaren 60 günlük zımni ret süresi geçirildikten sonra idare tarafından davacının itirazının reddine ve parselasyon işleminin kesinleştirilmesine yönelik tesis edilen bu işlemlerin 2577 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca dava açma süresini canlandırmayacağı, Kaldı ki, davacı lehine yorum yapılarak, dava açma süresinin başlangıç tarihinin, davacının da itirazının reddedildiği ve parselasyon işleminin yeniden onaylanarak 3. kez askıya çıkarıldığı sürenin (19/08/2021-21/09/2021) son günü olan 21/09/2021 tarihi olarak kabul edilmesi durumunda dahi, bu tarihi izleyen 60 gün içinde, yani en son 22/11/2021 tarihinde davanın açılması gerekirken, bu tarihten çok sonra açılan davada bu durumda da süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 19/09/2024 tarih ve E:2023/8174, K:2024/4792 sayılı kararıyla; 3194 sayılı Kanun'un 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işleminin, parsel bazında getirdiği kararlar nedeniyle bireysel işlem mahiyeti taşıdığı, bu özelliği nedeniyle parselasyon planlarının ilan edilmesinin yanı sıra ilgilisine yazılı olarak da tebliğ edilmesi gerektiği, yazılı olarak tebliğ edilmeyen parselasyon planlarının ilgilisince sonradan öğrenilmesi ve/veya kararın tebliğ edilmesi halinde bu tarihten itibaren dava açma sürelerinin hesaplanması gerektiği, Buna göre davacıya parselasyon işlemi ya da tapu tebliğ edilmemiş ise, davacının uyuşmazlık konusu parselasyon işlemini tüm unsurlarıyla öğrenip öğrenmediği araştırılarak, parselasyonun tüm unsurları ile öğrenildiği tarihin saptanamadığı durumlarda dava dilekçesinde dava konusu işlemin öğrenilme tarihi olarak gösterilen tarihin esas alınması, dava süresinde ise işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği, Uyuşmazlık konusu olayda Mahkemece, yapılan itirazların bir kısmının kabulü üzerine dava konusu parselasyonun 09/03/2021-12/04/2021 tarihlerinde ikinci kez ilan edilmesinin ardından davacı tarafından askı süresi içerisinde 23/03/2021 tarihli dilekçe ile parselasyona itiraz edildiği, dolayısıyla parselasyondan haberdar olunduğu kabul edilerek davanın süresinde açılmadığı sonucuna varılmış ise de; 23/03/2021 tarihli başvuru metni incelendiğinde dilekçe içeriğinde; "(…) toplamda 500 metrekare arsamdan yol geçirilmek istenmektedir. Bu konuda mağdur durumdayım, mağduriyetim göz önünde bulundurularak 3194 sayılı İmar Kanununun 16. maddesi gereğince bu konuda gerekli düzenlemenin yapılması (…) hususunu arz ederim." ifadelerine yer verildiği, dolayısıyla davacının bu dilekçe ile ileri sürdüğü talebinin parselasyon işlemine itiraz mahiyetinde olmadığı gibi parselasyonun tüm unsurları ile öğrenildiğinin kabulü sonucunu doğurmayacağı, Dairelerinin 08/02/2024 tarih ve E:2023/8174 sayılı ara kararı ile Van Tapu Müdürlüğünden, davaya konu Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi, eski … pafta, … parsel (yeni … ada … parsel) sayılı taşınmazın güncel mülkiyet durumunu gösterir onaylı tapu kayıtları ve ekleri istenilerek, taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon sonucunda oluşan yeni tapunun davacıya tebliğ edildip edilmediğinin sorulduğu, verilen cevapta yeni oluşturulan tapu senetleri ve belgelerin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğüne gönderildiğinin bildirilmesi üzerine Dairelerinin 08/05/2024 tarih ve E:2023/8174 sayılı ara kararı ile Van Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden, uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon sonucunda oluşan yeni tapunun davacıya tebliğ edildip edilmediğinin sorularak buna ilişkin bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, ilgili idare tarafından verilen cevapta, parselasyon sonrası oluşan yeni tapunun davacıya tebliğ edilmediğinin bildirildiği, Davalı idarece bireysel işlem niteliğindeki parselasyona ilişkin bilgilerin yazılı olarak davacıya tebliğ edilmediği, diğer bir ifade ile dava konusu parselasyon işlemi hakkında tebligat yolu ile davacının bilgilendirilmediği anlaşıldığından, davacı tarafından 20/01/2023 tarihli, parselasyon işleminin maliki olduğu taşınmaz yönünden iptali ile haklarının iadesini sağlayacak şekilde yeniden gözden geçirilmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine, zımni ret işlemi ile birlikte parselasyonun da iptali istemiyle 01/03/2023 tarihinde davanın açıldığı, Diğer yandan; uyuşmazlıkta öncelikle, davaya konu parselasyon işleminin başka bir yolla öğrenilip öğrenilmediğinin açıklığa kavuşturulması için, askı süresinin son günü olan 12/04/2021 tarihi ile 20/01/2022 tarihleri arasında davacı tarafından davalı Belediyeye emlak vergisi beyannamesi verilip verilmediği sorularak işlemin tüm unsurları ile öğrenilip öğrenilmediğinin araştırılması suretiyle anılan parselasyonun ilk olarak hangi tarihte öğrenildiğinin ortaya konulması ve yapılan araştırma sonucuna göre yeniden bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu parselasyonun üç defa askıya çıkarıldığı, davacının ikinci askı süresi içinde 23/03/2021 tarihinde yaptığı itirazın parselasyona yönelik olduğunun açık olduğu, davacının parselasyondan haberdar olduğu, idareye başvuru dilekçesinin verildiği tarihin dava konusu parselasyon işleminin ilan askı tarih aralığına isabet etmesinin sadece tesadüf eseri olduğu şeklindeki aksi yorumun hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, imar uygulamasının başka bir türünü düzenleyen İmar Kanunu'nun 16. maddesinden bahisle idareye verilen anılan başvuru dilekçesi imar planına ya da başka bir işleme ilişkin olmadığına göre söz konusu dilekçenin ancak parselasyon işlemine yönelik olarak verildiğinin kabulü gerektiği açıklaması eklenerek davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, parselasyonun kendisine tebliğ edilmediği, 2023 yılı Ocak ayı içerisinde tapuya gittiğinde taşınmazının bulunduğu alanda parselasyon yapıldığını ve 3 ayrı parselde hisselendirildiğini öğrendiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, ısrar kararının hukuka ve usule uygun olduğu, davacı tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen sebeplerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ : Olayda, dava konusu parselasyon işleminin davacıya tebliğ edilmediği, davacı tarafından, 2023 yılı Ocak ayı içerisinde tapuya gittiğinde taşınmazının bulunduğu alanda parselasyon yapıldığını öğrendiğinin belirtildiği, dosyada davacının parselasyon işlemini bu tarihten daha önce öğrendiğine ilişkin bir bilgi de bulunmadığından, davacı tarafından Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel (yeni … ada … parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılması mümkün iken 3 ayrı parselden hisseli bir şekilde yer tahsis edilmesinin mağduriyetine neden olduğundan bahisle parselasyonun iptal edilerek yeniden gözden geçirilmesi istemiyle Van Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan başvuru tarihi olan 20/01/2023 tarihinde davacının parselasyon işlemini tüm unsurlarıyla birlikte öğrendiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacı tarafından, dava konusu parselasyon işleminin tüm unsurlarıyla birlikte öğrenildiği 20/01/2023 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde 01/03/2023 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının … tarih ve … sayılı Oluru ile onaylanan parselasyon işlemi ilk olarak 20/08/2020-22/09/2020 tarihleri arasında askıya çıkarılmış, askıda yapılan itirazlardan bazılarının kabulü üzerine yapılan değişiklikler 03/03/2021 tarihli Olur ile onaylanarak 09/03/2021-12/04/2021 tarihleri arasında ikinci kez askıya çıkarılmış, askıda yapılan itirazlardan bazılarının kabulü üzerine değişiklik yapılan parselasyon işlemi en son 19/08/2021-21/09/2021 tarihleri arasında üçüncü kez askıya çıkarılmış ve 07/10/2021 tarihli Olur ile onaylanarak kesinleştirilmiştir. Davacı tarafından, ikinci askı süresi içerisinde, 23/03/2021 tarihinde Van Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne; "(…) toplamda 500 metrekare arsamdan yol geçirilmek istenmektedir. Bu konuda mağdur durumdayım, mağduriyetim göz önünde bulundurularak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 16. maddesi gereğince bu konuda gerekli düzenlemenin yapılması (…) hususunu arz ederim." ifadelerine yer verilmek suretiyle yapılan başvuruya davalı idarece cevap verilmemiş, Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel (yeni … ada … parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılması mümkün iken 3 ayrı parselden hisseli bir şekilde yer tahsis edilmesinin mağduriyetine neden olduğundan bahisle parselasyonun iptal edilerek yeniden gözden geçirilmesi istemiyle 20/01/2023 tarihinde Van Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan başvurunun zımnen reddedildiğinden bahisle, 01/03/2023 tarihinde temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dava açma süresi" başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu belirtilmiş, 4. fıkrasında; "İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda içeriğine yer verilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun dava açma süresine ilişkin düzenlemeleri çerçevesinde, uygulama işlemi üzerine sadece dayanağı düzenleyici işleme karşı dava açılabileceği gibi, uygulama işlemi ile düzenleyici işleme karşı birlikte veya ayrı ayrı dava açılabileceği açıktır. Yargısal içtihatlarda, imar planları, ilanı gereken genel düzenleyici işlem olarak kabul edilmektedir. Bu kapsamda, imar planlarına dayalı olarak tesis edilen; parselasyon, yapı ruhsatı verilmesi, yapı ruhsatı iptali ve yıkım gibi işlemlerin ise uygulama imar planlarının uygulanmasına yönelik işlemler olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Bu çerçevede, uygulama imar planları doğrultusunda tesis edilen, parselasyon, yapı ruhsatı verilmesi gibi uygulama işlemleri üzerine, altmış günlük dava açma süresi içerisinde uygulama işlemiyle birlikte ya da ayrıca dayanak imar planına karşı dava açılması da mümkündür. Bunun yanında, subjektif bir işlem olan parselasyon işlemine karşı yasal dava açma süresinin işlemeye başlaması için, bu işlemin, işlem tarihindeki muhatabına usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmiş olması ya da muhatabın bu işlemi tüm unsurlarıyla birlikte öğrendiğinin açık ve net bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, subjektif işlem özelliği taşıyan parselasyon işlemi davacıya tebliğ edilmediğinden, bu işlemin davacı tarafından açık ve net bir şekilde öğrenildiği ortaya konulmalıdır. Davacı tarafından, ikinci askı süresi içerisinde, 23/03/2021 tarihinde Van Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne; "(…) toplamda 500 metrekare arsamdan yol geçirilmek istenmektedir. Bu konuda mağdur durumdayım, mağduriyetim göz önünde bulundurularak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 16. maddesi gereğince bu konuda gerekli düzenlemenin yapılması (…) hususunu arz ederim." ifadelerine yer verilmek suretiyle yapılan başvuruda davacının yola ilişkin itirazının bulunduğu, parselasyona ilişkin hiçbir ifade ve içeriğe yer verilmediği, dolayısıyla bu başvurunun parselasyona itiraz olarak değerlendirilemeyeceği ve davacının bu tarihte parselasyonu tüm unsurlarıyla birlikte öğrendiğinin kabul edilemeyeceği açıktır. Olayda, dava konusu parselasyon işleminin davacıya tebliğ edilmediği, davacı tarafından, 2023 yılı Ocak ayı içerisinde tapuya gittiğinde taşınmazının bulunduğu alanda parselasyon yapıldığını öğrendiğinin belirtildiği, dosyada davacının parselasyon işlemini bu tarihten daha önce öğrendiğine ilişkin bir bilgi de bulunmadığından, davacı tarafından Van ili, İpekyolu ilçesi, … Mahallesi, … pafta, … parsel (yeni … ada … parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu yerden tahsis yapılması mümkün iken 3 ayrı parselden hisseli bir şekilde yer tahsis edilmesinin mağduriyetine neden olduğundan bahisle parselasyonun iptal edilerek yeniden gözden geçirilmesi istemiyle Van Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yapılan başvuru tarihi olan 20/01/2023 tarihinde davacının parselasyon işlemini tüm unsurlarıyla birlikte öğrendiğinin kabulü gerekmektedir. Bu durumda, davacı tarafından, dava konusu parselasyon işleminin tüm unsurlarıyla birlikte öğrenildiği 20/01/2023 tarihinden itibaren 60 gün içerisinde 01/03/2023 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/10/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Dava Açma Süreleri ve Tebligat Koşulu

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesi, özel kanunlarında ayrı süre belirlenmeyen idari işlemler için dava açma süresini idare mahkemelerinde ve Danıştay'da altmış gün olarak belirlemiştir.

Parselasyon işleminin bireysel nitelik taşıması nedeniyle, dava açma süresinin işlemeye başlayabilmesi için işlemin muhatabına usulüne uygun biçimde yazılı tebliğ edilmesi ya da muhatabın işlemi tüm unsurlarıyla birlikte öğrendiğinin açık ve net biçimde ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenle parselasyon planlarının ilan edilmesinin yanı sıra ilgilisine yazılı olarak da tebliğ edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Söz konusu yaklaşım Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun birden fazla kararında çoğunlukla benimsenmiş olmakla birlikte karşı oy da mevcuttur.

Yazılı tebligat yapılmamışsa dava açma süresi, ilgilinin işlemi tüm unsurlarıyla öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar; soyut biçimde haberdar olunması bu eşiği karşılamaz. Bu tarihin saptılanamadığı durumlarda ise dava dilekçesinde öğrenme tarihi olarak gösterilen tarihin esas alınabileceği Danıştay Altıncı Dairesi'nin gerekçesinde yer almaktadır.

İmar Planına Karşı Dava Açılması ile Parselasyon Davasının İlişkisi

İmar planları genel düzenleyici işlem niteliği taşıdığından bu planlara karşı dava açma süresi ilan tarihini izleyen günden başlar. 2577 sayılı İYUK'un 7. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, ilanı gereken düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer düzenleyici işleme, uygulama işlemine ya da her ikisine birden dava açabilir. Aynı fıkra, düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olmasının bu işleme dayalı uygulama işleminin iptaline engel olmayacağını da açıkça öngörmektedir. Parselasyon bir uygulama işlemi olduğundan, parselasyona itiraz eden kişi dayanağı imar planına karşı da dava yoluna başvurabilir.

Kesinleşmiş Planlara Karşı Beş Yıllık Süre

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine 7221 sayılı Kanun ile eklenen hükme göre, kesinleşen imar planları veya parselasyon planlarına karşı her hâlde kesinleşme tarihinden itibaren beş yıl içinde dava açılabilir. Beş yıllık bu sınırın, bireysel tebliğ veya öğrenme tarihine dayalı altmış günlük dava açma süresiyle somut davada nasıl birlikte uygulanacağı, iki kuralın örtüşme biçimine göre değerlendirilmesi gereken bir sorundur.

Parselasyon Planının İptali Hâlinde Tapu Sicilinin Durumu

Parselasyon işleminde kamu yararı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygunluk idari yargı tarafından denetlenmektedir.

Danıştay 6. Dairesi'nin E. 2019/13756, K. 2023/5824 sayılı kararında, parselasyon işleminin yargı kararıyla iptali hâlinde iptal kararının gereğinin yerine getirilmesinin ilk aşamasının, kadastral parsellere dönüş cetvellerinin hazırlanması, onaylanması ve tapu kayıtlarının parselasyon öncesi hukuki duruma döndürülmesi olduğu belirlenmiştir. Belediyeler parselasyon yapma konusunda takdir hakkına sahip olduğundan yargı kararıyla yeni parselasyon yapmaya zorlanamaz; ancak iptal edilen uygulamadan önceki hukuki duruma dönme yükümlülüğü bu takdir yetkisi kapsamında değildir.

Aynı kararda, yargı kararı doğrultusunda hazırlanan geri dönüş cetvelinin tescil başvurusunun tapu idaresince reddedilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Sık Sorulan Sorular

Parselasyon planı ne zaman kesinleşir?

Parselasyon planı, yetkili kurulun onayının ardından ilgili idarede bir ay süreyle askıya çıkarılır. Bir aylık askı süresi dolduğunda plan kesinleşir ve tescil için tapu dairesine gönderilir.

DOP oranı en fazla ne kadar olabilir?

3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca, düzenleme ortaklık payları düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin yüzde kırk beşini geçemez.

Aynı parselden birden fazla DOP alınabilir mi?

Kural olarak alınamaz. Ancak her türlü imar planı kararıyla yapılaşma koşulunda ve nüfusta artış olması hâlinde, artış olan parsellerden, uygulama sonucunda oluşan değerin önceki değerden az olmaması ve daha önceki imar uygulamalarında yapılan terk veya kesintiler dikkate alınmak kaydıyla, ilk uygulamadaki DOP oranını yüzde kırk beşe kadar tamamlamak üzere ilave kesinti yapılabilir.

Parselasyon işlemine karşı ne kadar sürede dava açılabilir?

Parselasyon bireysel bir işlem olduğundan, dava açma süresi işlemin muhatabına usulüne uygun biçimde yazılı tebliğ edildiği tarihten ya da ilgilinin işlemi tüm unsurlarıyla öğrendiğinin açıkça ortaya konulduğu tarihten itibaren altmış gün olarak işler. Bunun yanı sıra, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesine eklenen hükme göre kesinleşen planlara karşı her hâlde beş yıllık süre de gözetilmelidir.

Parselasyon planı ilan edildi ancak tebligat yapılmadı; dava süresi işlemiş sayılır mı?

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu'nun çoğunluk görüşüne göre yalnızca ilan yeterli değildir; parselasyon planının ayrıca ilgilisine yazılı olarak da tebliğ edilmesi gerekmektedir. Yazılı tebligat yapılmadan dava açma süresinin işlemeye başlamadığı kabul edilmektedir. Bu yaklaşım oyçokluğuyla benimsenmiş olup karşı oy da mevcuttur.

Parselasyona itiraz ederken imar planına da dava açılabilir mi?

Parselasyon bir uygulama işlemi olduğundan, parselasyon davasıyla birlikte ya da ayrı olarak dayanağı imar planına karşı da dava açılabilir. İmar planının iptal edilmemiş olması, parselasyon işleminin iptaline engel değildir.

İmar planı olmayan bir yerde parsel hisselendirilmesi mümkün müdür?

Kural olarak mümkün değildir. Yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere bölecek özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri imar planı bulunmayan yerlerde yapılamaz. Veraset yoluyla intikaller, İmar Kanunu hükümlerine göre gerçekleştirilen şüyulandırmalar, Kat Mülkiyeti Kanunu uygulaması kapsamındaki işlemler, tarım, hayvancılık, turizm, sanayi ve depolama amacına yönelik hisselendirmeler ile cebri icra yoluyla satışlar bu yasağın dışındadır.

Parselasyon planı iptal edilirse tapu sicilinin durumu ne olur?

İptal kararının gereğini yerine getirmenin ilk aşaması, kadastral parsellere dönüş cetvellerinin hazırlanması, onaylanması ve tapu kayıtlarının parselasyon öncesi hukuki duruma döndürülmesidir. Belediye bu geri dönüş işlemini yapmakla yükümlüdür. Yeni bir parselasyon yapılıp yapılmayacağı ise idarenin takdir yetkisinde kalmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu