Aile Konutu Şerhi Nedir, Nasıl Konulur ve Kalkar?

by Avukat Erdal Ersoy
Aile Konutu Şerhi Nedir, Nasıl Konulur ve Kalkar?

Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, konutla ilgili gerekli şerhin tapu kütüğüne verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Şerh, eşlerin bütün taşınmazlarına değil, yalnızca aile konutu olarak belirlenmiş taşınmaza uygulanır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesine göre eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 194Kaynağı aç
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir.[16] Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur. E. Birliğin korunması I. Genel olarak

İşlem özgürlüğü ve aile konutu sınırı

Kanunda aksine hüküm yoksa eşlerden her biri, diğer eş ve üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesi, aile birliğinin korunması amacıyla aile konutuna ilişkin kira sözleşmesinin feshi, konutun devri ve konut üzerindeki hakların sınırlanması için diğer eşin açık rızasını arayarak bu özgürlüğü sınırlar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 193Kaynağı aç
Madde 193- Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir. II. Aile konutu
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/19142, K. 2016/16219Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/19142 E.  ,  2016/16219 K. "İçtihat Metni" … Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.05.2016 günü temyiz eden ….. vekili….geldi. Karşı taraf davacı … ve vekili ile dahili davalı….gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, aile konutu olduğu iddia edilen taşınmazda, malik olmayan eşin rızası alınmadan ipotek verildiğinden bahisle Türk Medeni Kanununun 194. maddesi gereğince, davalı şirket adına olan 1.12.2004 tarih, 3756 yevmiye ve 10.7.2009 tarih, 4042 yevmiye numaralı ipoteklerin iptaline ve tapu kaydına aile konutu şerhi konulması istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 194/1. maddesine göre; “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz”. Bu madde hükmü ile aile konutu şerhi konulmuş olmasa da eşlerin birlikle yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırılmıştır. Sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, zaten var olduğu için getirilmiştir. Bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşır. Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, emredici niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “Belirli olan” bir işlem için verilebilir. Türk Medeni Kanununun 193. maddesi ile eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerler olan hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanınmış olmakla birlikte Türk Medeni Kanununun 194. madde hükmü ile eşlerin aile konutu ile ilgili bazı hukuksal işlemlerinin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek eşlerin hukuki işlem özgürlüğü, "Aile birliğinin" korunması amacıyla sınırlandırılmıştır. Buna göre, eşlerden biri diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez ve aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Hukuk Genel Kurulunca da, eşlerden birinin diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutunun devredilemeyeceği ve aile konutu üzerindeki hakların sınırlandırılmayacağı benimsenmiştir (….. Toplanan delillerden, dava konusu 235 ada ve 52 parsel sayılı taşınmazın tapuda avlulu kargir ev ve depo vasfında bulunduğu, burada zemin ve üzerinde bir kat olmak üzere iki adet bağımsız konutun bulunduğu, bu dairelerden zeminin üzerindeki birinci kat olarak nitelendirilen bölümün aile konutu olarak kullanıldığı, davalı eş …, davacı eş ….rızasını almadan konut üzerinde diğer davalı şirket lehine ipotek tesis ettiği anlaşılmaktadır. Davacı eşin, taşınmazın devrine açık rızası bulunduğu ispat edilememiştir. Aile konutunun da bulunduğu bu taşınmaz üzerinde kat irtifakı ya da kat mülkiyeti tesis edilmediğinden tapu kaydında tek bir taşınmaz olarak görülen ancak fiili durumda iki bağımsız bölümden oluşan bir taşınmaz olduğu ve bu şekilde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu taşınmazın zemin üzerindeki birinci katın aile konutu olarak kullanıldığı tanık beyanları ve mahkemece yapılan keşifle belirlendiğine göre bu bölüme hasren ipoteklerin iptali ile bu bolüm üzerine aile konutu şerhi konulması gerekirken, taşınmazdaki diğer bölüm yönünden de ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma nedenine göre de davalı şirketin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 1350.00 TL. vekalet ücretinin…. verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.20.12.2016 (Salı) …

194. maddeyle getirilen sınırlamanın emredici olduğu, bu haktan önceden feragat edilemeyeceği, sınırlamanın eşlerin anlaşmasıyla kaldırılamayacağı ve açık rızanın ancak belirli bir işlem için verilebileceği kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2016/20910, K. 2016/14532Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2016/20910 E.  ,  2016/14532 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi DAVA TÜRÜ :Tapu İptali ve Tescil ile Aile Konutu Şerhi Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı ve davalılardan … tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı kadın, aile konutu olduğu ileri sürülen taşınmazın, davalı eş … tarafından diğer davalı … …'e satıldığını, davalı … adına olan tapu kaydının iptali ile satış işlemi öncesinde olduğu gibi taşınmazın davalı eş adına tescilini ve taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulmasını talep etmiş, mahkemece "tapu kayıt maliki ile devralanın kardeş olması ve davacının da bu durumdan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına ters olduğu, asli müdahil …'in davalı …'den kambiyo senedine dayalı alacağının olduğu ve taşınmazın aile konutu olduğunun ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 194/1. maddesine göre, “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.” Türk Medeni Kanunu madde 194 hükmü ile eşlerin fiil ehliyetine getirilen sınırlama aile konutuna şerhin konulması ya da konulmaması koşuluna bağlanmadığı gibi işlem tarafı olan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmamasının da herhangi bir önemi bulunmamaktadır (HGK. nun 15.04.2015 tarih E.2013/2-2056-K.2015/1201 sayılı kararı). Anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırma, “emredici” niteliktedir. Dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamaz ve açık rıza ancak “belirli olan" bir işlem için verilebilir. Somut olayda, dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığına ya da davacı kadının satış işlemine açık rızasının bulunduğuna yönelik bir savunma bulunmamaktadır. Davalı eş dava konusu aile konutunu diğer davalı İzzetin Alagöz'e satmış, bu işlem sırasında davalı … tarafından davacı eşin açık rızası alınmamıştır. Yukarıda açıklanan kurallar çerçevesinde eşin “açık rızası” alınmadan yapılan işlemin geçerli olduğunu kabul etmek imkansızdır. Eş söyleyişle eşin “açık rızası alınmadan” yapılan işlemin “geçersiz olduğunu” kabul etmek zorunludur. Hal böyle olunca, mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkelere uygun değerlendirme yapılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ret hükmü kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 08.11.2016 (Salı)

Hangi konut aile konutudur

Aile konutu, eşlerin ve ailenin bir arada yaşadığı, temel yaşamsal faaliyetlerini sürdürdüğü taşınmazdır. Yayla veya tarla gibi diğer taşınmazlar bu kapsama girmez. Şerh için eşlerin Türk Medeni Kanunu anlamında evli olması gerekir; birlikte yaşama veya dinî nikâh yeterli değildir. Ortak konutun hukuka uygun kullanılması ve konutun eşlerin yaşamını sürdürdüğü ana merkez olması da aranır.

Şerh konulacak konutun fiilen ve sürekli oturulan yer olması, ailenin oturmadığı ev için şerhin düzenlemenin amacına aykırı sayılması ile aile konutu olarak belirlenen taşınmazdan uzaklaştırılan eşin fiilen oturmasa da şerh alabilmesi birlikte değerlendirilmelidir. Bu iki ölçü, aynı olayda birbirinin yerine geçen tek bir şart olarak uygulanamaz.

Şerhin tapudan istenmesi

Malik olmayan eş, aile konutu olarak özgülenen taşınmazla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Eşlerden birinin doğrudan tapu müdürlüğüne başvurması veya mahkeme kararı üzerine tapu müdürlüğüne müzekkere yazılması da başvuru yolları arasında anlatılır. Aile birliğinde kullanılan taşınmazda şerh, malik olmayan eş tarafından koydurulabilir; başvuruyu bu eş veya vekili yapabilir.

Başvuruda konutun aile konutu olduğunu belirten muhtarlık belgesi, evlilik cüzdanı veya evliliği gösteren nüfus kayıt örneği, vesikalık fotoğraf ve fotokopisi ile vekille işlemde vekâletname sayılır. Evlilik cüzdanı ve konutta diğer eşle birlikte oturulduğunu gösteren ikametgâh belgesiyle tapu idaresine başvurulabileceği de belirtilir. Aynı konuda sayılan belgeler birebir örtüşmediğinden bu listelerden biri tek zorunlu belge listesi olarak uygulanamaz.

e-Devlet veya mobil uygulamada Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü altındaki Web Tapu sekmesi seçilerek aile konutu şerhi bildirimi yapılabileceği de belirtilmiştir.

Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.

Şerh konulamayan taşınmazlar

Şerh için taşınmazın eşlerden birine ait olması gerekir. Başkasına ait konuta aile konutu şerhi konulamaz. Üçüncü kişiye ait taşınmaz aile konutu olarak kullanılsa bile, hak sahibinin mülkiyetini sınırlamak amacıyla tapu kütüğüne aile konutu şerhi eklenemez. Taşınmazın tapu kütüğünde kaydı bulunmalıdır. Eşler birden fazla evde yaşasa da şerh, kural olarak ailenin yaşam faaliyetlerini birlikte sürdürdüğü mekâna ve yalnızca bir ev için konulur.

Kısa süreli konutlara şerh eklenemez. Eşlerden biri konutu kullanmıyorsa veya yeni bir aile konutu kurulmuşsa önceki konuta şerh eklenemez. Elbirliği mülkiyetindeki aile konutuna ve kiraya verilen konuta da şerh eklenemeyeceği belirtilmiştir.

Birden fazla bölüm bulunan taşınmaz

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/19142 esas ve 2016/16219 karar sayılı kararında, kat irtifakı veya kat mülkiyeti bulunmayan ve fiilen iki bağımsız bölümden oluşan taşınmazda yalnızca aile konutu olarak kullanılan bölüm için ipoteklerin iptali ve bu bölüm üzerine şerh gerekirken diğer bölümü de kapsayan karar bozulmuştur. Aynı dairenin 2019/6972 esas ve 2019/11376 karar sayılı oyçokluğu kararında da kullanılan bölümlerin belirlenmesi, şerh ile tapu iptali ve tescilinin bu bölümlerle sınırlı tutulması gerekirken taşınmazın tamamını kapsayan hüküm bozulmuştur. Bu sonuçlar, incelenen taşınmazların bölümlerine ilişkindir ve her taşınmazda şerhin kendiliğinden yalnızca bir bölüme konulacağı genel kuralı anlamına gelmez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/6972, K. 2019/11376Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/6972 E.  ,  2019/11376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu İptali ve Tescil-Aile Konutu Şerhi Konulması Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı … tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dava konusu taşınmazın tapuda “İki katlı yığma ev ve arsası" vasfıyla kayıtlı olduğu, taşınmazda aile konutu olarak kullanılan daire dışında başka dairelerin de bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemece bilirkişilerden ek rapor alınması veya gerekiyorsa yeniden keşif yapılması, uzman bilirkişilerden “Aile konutu” olarak kullanılan bölümlerin kroki ve harita üzerinde işaretlenmesinin istenmesi ve bu bölümlerle sınırlı olacak şekilde “Aile konutu şerhi” konulması ve bu bölüm yönünden tapu iptal ve tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamı üzerine aile konutu şerhi konulması, tapu iptal ve tesciline karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Mahkeme infaza elverişli hüküm kurmak zorundadır [(HMK m.297 -(2)]. Somut olayda, dava konusu taşınmazın tapuda iki katlı yığma ev ve arsası vasfıyla kayıtlı olduğu, kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulmadığı anlaşılmaktadır. İnşaat mühendisi olan bilirkişinin raporunda da taşınmazla ilgili yapı kullanım izni (iskan raporu) bulunmadığından 3194 sayılı İmar Kanunu'na göre kat mülkiyeti kurulamayacağı belirtilmiştir. Taşınmaz üzerindeki aile konutunun bulunduğu kısmın, taşınmazın bütününden ifraz edilmesi ve bağımsız bir tapuya bağlanması mümkün olmadığına göre, taşınmazın tapusunun tümüyle iptal ve tesciline karar verilmesi zorunludur (Bu konuda Dairemizin 03/03/2015 tarih, 2014/20775 E. – 2015/3452 K. sayılı kararı emsal niteliktedir). Aksi taktirde verilecek hüküm infaza elverişli olmayacaktır. Bu sebeple sayın çoğunluğun, aile konutunun bulunduğu kısım ile sınırlı olacak şekilde tapunun iptal ve tesciline karar verilmesi gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyorum.

2019/6972 esas ve 2019/11376 karar sayılı kararda çoğunluk işlemi kullanılan bölümlerle sınırlarken, karşı oy kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulamayan taşınmazda aile konutunun bulunduğu kısmın ifraz edilip ayrı tapuya bağlanamayacağını, bu nedenle tapunun tümüyle iptal ve tescilinin zorunlu olduğunu savunur. İki ölçü aynı kararda yan yana durduğundan bölümle sınırlı işlem, her olay için bağlayıcı tek sonuç olarak uygulanamaz.

Şerh olmasa da açık rıza

Aile konutu üzerindeki fiil ehliyeti sınırlaması, şerh konulduğu için değil, şerh bulunmasa da mevcut olduğu için uygulanır. Tapuya şerh verilmemesi konutun aile konutu özelliğini ortadan kaldırmaz. Sınırlama, şerhin konulması ya da konulmaması koşuluna bağlanmadığı gibi işlemin tarafı olan üçüncü kişinin iyiniyetli olup olmamasının da önemi bulunmaz.

Satış, ipotek ve kira

Tapuda aile konutu şerhi bulunan evin satışı şerh nedeniyle kendiliğinden engellenmez; ancak diğer eşin rızası ve onayı gerekir, onay yoksa satış yapılamaz. Şerhli konuta ipotek için de malik olmayan eşin rızası gerekir. Daha önce ipotek konulmuş eve aile konutu şerhi eklenmesine engel yoktur.

Şerh yokken yapılan satış fiilen gerçekleşebilir. Diğer eşin açık rızası yoksa işlem geçersiz kılınabilir ve bunun için taşınmazın bulunduğu yerdeki aile mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılır. Her habersiz satış kendiliğinden geçersiz sayılmaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2016/20910 esas ve 2016/14532 karar sayılı kararında, açık rıza alınmadan yapılan işlemin geçerli kabul edilemeyeceği ve geçersiz sayılması gerektiği belirtilerek somut satış olayında davanın kabulü gerekirken reddedilmesi bozulmuştur.

Kiracı, aile konutu olarak kiralanmış konutta oturuyorsa kira sözleşmesini imzalamayan diğer eşin rızası olmadan sözleşme feshedilemez. Aile konutu eşlerden birinin kiralamasıyla sağlanmışsa sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana bildirim yaparak sözleşmenin tarafı olur ve diğer eşle müteselsilen sorumlu hale gelir. Bu kira koruması, üçüncü kişiye ait taşınmaza mülkiyeti sınırlayan aile konutu şerhi konulabileceği anlamına gelmez.

Süre, sona erme ve kaldırma

Aile konutu şerhinin belirli bir yıl sınırı yoktur; evlilik sürdükçe geçerliliğini korur. Ölüm, boşanma veya evliliğin iptali gibi sona erme hâllerinde etkisi sona erer. Boşanma davasının açılması kaldırmaya yetmez; boşanma kararının kesinleşmesi gerekir.

Başka konuta taşınılmasıyla eski konutun aile konutu niteliğini kaybedeceği ve bu durumda şerhin ortadan kalkacağı belirtilir. Aynı bağlamda şerhin sicilden resen terkin edilemeyeceği ve sicil memurunun talep alması gerektiği de söylenir. Niteliğin kaybı ile sicilden silinme, talep aranmadan tamamlanmış tek bir işlem olarak birleştirilemez.

Terkin davasında taşınmazın hiç aile konutu olmadığının veya bu niteliğin sona erdiğinin ispatı gerekir. Yalnızca malikin isteğiyle şerh dava yoluyla kaldırılamaz. Kesinleşen boşanma, evliliğin iptali ve eşin ölümü kaldırma hâlleri arasındadır. Malik olmayan eşin koydurduğu şerh bu eşin talebiyle, malikin koyduğu şerh ise malik olmayan eşin rızası veya kabulüyle kaldırılabilir.

Ayrılık veya boşanma sürecinde aile mahkemesi hâkimi, eşlerin barınmasına ilişkin geçici önlemleri resen alabilir ve bu çerçevede aile konutu şerhi koyabilir. Bu şerh, boşanma kararının kesinleşmesiyle geçersiz hale gelir.

Aile konutu şerhi nedir?

Aile konutu şerhi, malik olmayan eşin tapu müdürlüğünden isteyebildiği ve yalnızca aile konutu olarak belirlenmiş taşınmaza uygulanan şerhtir. Konutun devri, üzerindeki hakların sınırlanması ve kira sözleşmesinin feshi için diğer eşin açık rızası aranır; bu sınır, şerhin konulmuş olmasına bağlı değildir.

Şerh için resmî evlilik gerekir mi?

Evet. Eşlerin Türk Medeni Kanunu anlamında evli olması gerekir. Birlikte yaşama veya dinî nikâh yeterli değildir.

Malik olmayan eş şerhi tapudan isteyebilir mi?

Evet. Aile konutu olarak özgülenen taşınmazın maliki olmayan eş, gerekli şerhin tapu kütüğüne verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Doğrudan başvuru veya mahkeme üzerine müzekkere yazılması da anlatılan yollardandır.

Başkasına ait eve şerh konulur mu?

Hayır. Taşınmazın eşlerden birine ait olması gerekir; başkasına veya üçüncü kişiye ait konuta, onun mülkiyetini sınırlamak amacıyla aile konutu şerhi konulamaz. Kiraya verilen konuta da şerh eklenemeyeceği belirtilmiştir.

Şerh yoksa konut satılabilir mi?

Şerh yokken satış fiilen gerçekleşebilir. Diğer eşin açık rızası yoksa işlem geçersiz kılınabilir ve taşınmazın bulunduğu yer aile mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılabilir. Rıza sınırı şerhin varlığına bağlı değildir.

Kira sözleşmesi tek eş tarafından feshedilebilir mi?

Hayır. Diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutuyla ilgili kira sözleşmesi feshedilemez. Sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana bildirimle taraf olabilir ve diğer eşle müteselsilen sorumlu olur.

Aile konutu şerhi nasıl kalkar?

Kesinleşen boşanma, evliliğin iptali, eşin ölümü, şerhi koyan malik olmayan eşin talebi veya malikin koyduğu şerhte diğer eşin rızası ya da kabulü kaldırma hâlleri arasındadır. Sicilden resen terkin edilmeyeceği ve talep gerektiği de belirtilir; yalnız malikin isteği dava yoluyla kaldırmaya yetmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu