Ortaklığın Giderilmesi Davasında Vekalet Ücreti

by Avukat Erdal Ersoy
Ortaklığın Giderilmesi Davasında Vekalet Ücreti

Ortaklığın giderilmesi davasında vekalet ilişkisi kapsamında vekil ile iş sahibi arasındaki ücret, taraflarca yapılan avukatlık sözleşmesi ile belirlenebilir. Taraflar arasında vekalet ücret sözleşmesinin bulunmadığı veya akdedilen sözleşmede ücrete dair açık bir belirlemeye yer verilmediği hallerde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri esas alınır.

İki Taraflı Dava Niteliği ve Davalı Lehine Vekalet Ücreti

Ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı ve paydaşlar için benzer hukuki sonuçlar doğuran davalardır. Bu davaların kendine özgü yapısı gereğince yargılama neticesinde kazanan ve kaybeden taraf ayrımından söz edilemez. Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin E. 2018/3375, K. 2021/3072 sayılı kararında belirtildiği üzere, kendisini vekille temsil ettiren davalı taraf lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir; yargılama giderlerinin bütünüyle davalılar üzerinde bırakılması usule aykırılık teşkil eder.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2018/3375, K. 2021/3072Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2018/3375 E.  ,  2021/3072 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 04/11/2004 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15/03/2010 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … mirasçıları … ve … vekili ile davalı … mirasçısı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _ K A R A R _ Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacılar vekili, dava konusu 15 ve 24 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki ortaklığın aynen taksim, mümkün olmaması halinde satış suretiyle giderilmesine karar verilmesini talep etmiş; 16.09.2009 tarihli duruşmada davadan feragat etmiş, ancak bir kısım davalı davaya devam etmek istemiştir. Davalı …, dava konusu 15 ve 24 parsel sayılı taşınmaza yönelik muhdesat iddiasında bulunmuş; davalı … ise dava konusu 24 parsel sayılı taşınmaza yönelik muhdesat iddiasında bulunmuştur. Bir kısım davalı, dava konusu taşınmazın satılmasını istemediğini beyan etmiş; bir kısım davalı ise dava konusu taşınmazlardaki ortaklığın aynen taksim mümkün olmaması halinde satış yoluyla giderilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulüne dava konusu 24 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı … mirasçıları … ve … vekili ile davalı … mirasçısı … temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü halinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanununun 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir. Öte yandan, Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/2. maddesi gereğince; hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bunların yanında hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. (HMK m.26/1) Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince; davalı … ve davalı … dava konusu taşınmazlara yönelik muhdesat iddiasında bulunmuştur. Bir kısım davalı, adı geçen davalıların muhdesat iddiasını kabul etmiştir. Dava konusu 24 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında, taşınmaz üzerinde bulunan çay bahçesi ve ahşap evin …, … ve …’a ait olduğu yönünde şerh bulunmaktadır. Kayıt maliki … tarafından muhdesat aidiyetinin tespiti davası açılmış ve … Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.06.2011 tarih, 2010/460 Esas, 2011/147 Karar sayılı ilamıyla dava konusu 15 parsel sayılı taşınmazda “A” harfi ile gösterilen bina ile 24 parsel sayılı taşınmazda “C” harfi ile gösterilen binanın …’a aidiyetine karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde inceleme yapılarak taşınmazın satışından elde edilecek bedelin muhdesat iddiasında bulunan paydaşlar lehine belirlenecek muhdesat oranı doğrultusunda, öncelikle muhdesat sahibi davalıya ödenmesi, kalan bedelin payları oranında paydaşlara dağıtılmasına karar verilmesi gerekirken, değinilen yönler gözetilmeden, mahkemece satış bedelinin paydaşlara tapu kayıtları ve hisseleri oranında paylaştırılması doğru olmamıştır. Bunun yanı sıra; davacı taraf dava dilekçesinde, 15 parsel sayılı taşınmazın da ortaklığının giderilmesini talep ettiği halde mahkemece, söz konusu taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiştir. Kabule göre de; paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalar olup, sonuçta kazanan ve kaybeden taraftan söz edilemeyeceğinden, yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılması, davalı … davada vekille temsil edildiği halde lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi; karar tarihi itibariyle satış bedeli üzerinden hesaplanacak binde 9 harcın paydaşlardan satış bedelinin dağıtılmasına ilişkin oranlarda tahsiline karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, hüküm sonucunun 3. bendinde, taşınmazın inşaat bilirkişisi tarafından belirlenen değeri üzerinden karar ve ilam harcı hesaplanmak suretiyle taraflardan tahsiline karar verilmesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ortaklığın giderilmesi davalarında maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği halde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi de doğru görülmemiştir. Mahkemece, değinilen hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … mirasçıları … ve … vekili ile davalı … mirasçısı …’ün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 27.04.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Avukatın Azli Halinde Vekalet Ücreti Hakkı

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 174. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, avukatın azledilmesi halinde kural olarak vekalet ücretinin tamamının ödenmesi gerekir. Buna karşılık, avukatın kusur veya ihmalinden ötürü azledildiği hallerde vekile vekalet ücreti ödenmez.

1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 174Kaynağı aç
Madde 174 – Üzerine aldığı işi haklı bir sebep olmaksızın takipten vazgeçen avukat hiçbir ücret istiyemez ve peşin aldığı ücreti geri vermek zorundadır. Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez. Anlaşmaya göre avukata peşin verilmesi gereken ücret ödenmezse, avukat işe başlamakla zorunlu değildir. Bu sebeple doğabilecek her türlü sorumluluk iş sahibinindir. Yazılı sözleşmedeki diğer ödeme şartlarının yerine getirilmemesinden dolayı avukat işi takip etmek ve sonucunu elde etmekten mahrum kalırsa sorumluluk bakımından aynı hüküm uygulanır. İş sahibinin adresi:

Vekilin kusur veya ihmalinin ispatlanamadığı azil işlemleri haksız azil olarak değerlendirilir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin E. 2014/40470, K. 2015/34951 sayılı kararında, vekilin kusur veya ihmali kanıtlanamadığı için haksız azil kabul edilen somut uyuşmazlıkta, sözleşmeyle kararlaştırılan akdi vekalet ücreti ile mahkemece müvekkil lehine hükmedilen yargılama (karşı yan) vekalet ücretine hak kazanılacağı kabul edilmiştir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2014/40470, K. 2015/34951Kaynağı aç
13. Hukuk Dairesi         2014/40470 E.  ,  2015/34951 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, davalıya vekaleten ortaklığın giderilmesi davası açılması amacıyla, davalı ile aralarında 05.02.2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesi imzalandığını, 07.02.2008 tarihinde ise kendisine vekaletname verildiğini, bunun üzerine .. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin …Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açtığını, hiçbir haklı sebep yok iken, davalının… Noterliği’nin 16.04.2010 tarihli azilnamesi ile kendisini azlettiğini, bununla birlikte, davalının, sözleşmede belirlenen vekalet ücretini ve ortaklığın giderilmesi davasında hükmedilen karşı yan vekalet ücretini kendisine ödemediğini, bahse konu vekalet alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek, vaki itirazın iptali ile davalının takip konusu borcu faizi ile ödemesine ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına davalının yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız azil nedeniyle vekalet ücretinin tahsili amacıyla davacı tarafından başlatılan…İcra Müdürlüğü’ne ait …Esas sayılı icra takip dosyasına vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup; davacı davalının kendisini haksız olarak azlettiğinden bahisle aralarında akdedilen yazılı ücret sözleşmesine göre hesaplanacak olan vekalet ücreti ve … Sulh Hukuk Mahkemesi’nin…s sayılı dosyasında hükmedilen karşı yan vekalet ücretinin tahsili amacıyla başlattığı takibe itirazın iptali istemi ile eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacının dosya hakkında bilgi sunmaktan ve telefonlara cevap vermekten kaçınması, agresif tavırlar sergilemesi sonucunda davacıyı haklı olarak azlettiğini savumuş, Mahkemece; davacı ücretinin ortaklığın giderilmesi davasına konu taşınmazın satış bedelinin dava sonunda peşin olarak ödenmek üzere %15 olarak belirlendiğini, bunun satış işleminin tamamlanmasından sonra anlaşılabileceğini, davacının davalı tarafından azledilmesi karşısında davacının alacağını belirlenebilir ve muaccel hale getirmek zorunda olduğunu, ancak davacının alacağını belirleyip ve davalının temerrüdünü sağlayacak işlemleri yerine getirmediği, ortada miktarı belirlenmiş ve muaccel bir alacak olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, azlin haklı olup olmadığı ve bunun sonucunda davacının talep ettiği vekalet ücreti alacağının muaccel olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Avukatlık Kanunu’nun, 174. maddesinde, “Avukatın azli halinde ücretin tamamı verilir. Şu kadar ki, avukat kusur veya ihmalinden dolayı azledilmiş ise ücretin ödenmesi gerekmez” hükmü mevcut olup, bu hükme göre azil işleminin haklı nedene dayandığının kanıtlanması halinde müvekkil avukata vekalet ücreti ödemekle yükümlü değildir. Dairemizin kökleşmiş içtihatlarına göre haklı azil halinde ancak azil tarihi itibariyle sonuçlanıp, kesinleşen işlerden dolayı vekalet ücreti talep edilebilir. Buna karşılık haksız azil halinde ise avukat, hangi aşamada olursa olsun, üstlendiği işin tüm vekalet ücretini talep etme hakkına sahiptir. Bu açıklamalardan sonra dava konusu olaya bakılacak olursa; taraflar arasında 05.02.2008 tarihinde vekalet sözleşmesinin imzalandığı, 04.02.2008 tarihinde vekalet verildiği, bunun üzerine davalıya vekaleten davacı vekili sıfatıyla …Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2008/1192 Esas sayılı dosyasına konu ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, 18.02.2010 tarihinde söz konusu dosyada davanın kabulüne karar verildiği, vekalet ilişkisinin ise 16.04.2010 tarihinde azille sona erdiği anlaşılmaktadır….Sulh Hukuk Mahkemesi’nin … Esas sayılı ortaklığın giderilmesi davasına ilişkin, dosya içerisinde mevcut bulunan duruşma tutanakları incelendiğinde, davacının tüm duruşmalara katıldığı ve 18.02.2010 tarihli duruşmada davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür. Esasen, davalının cevap dilekçesinde yer alan beyanlarına göre de, davacının davayı sonuna kadar takip ederek emek sarf ettiği taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Davalı her ne kadar soyut beyanlarla, davacının dosya hakkında bilgi sunmaktan ve telefonlara cevap vermekten kaçınması, agresif tavırlar sergilemesi sonucu davacıyı haklı olarak azlettiğini savumuş ise de dosya kapsamı itibariyle bu husus yasal delillerle ispat edilememiştir. Hal böyle olunca davacının haksız olarak azledildiğinin kabulü gerekir. Bu durumda haksız azil nedeniyle davacının vekalet ücreti alacağı muaccel hale gelmiştir. Taraflar arasında imzalanmış olan 05.02.2008 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin 2.maddesinde; “Avukata bu işten ötürü izale-i şuyu davasına konu edilen ilgili gayrimenkulun satış bedelinin %15’i oranında vekalet ücreti, dava sonunda peşin olarak ödenmek üzere taraflarca kararlaştırılmıştır…” şeklinde düzenleme yapıldığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, az önce sözü edilen sözleşmenin 2. maddesi gereği, davacının, taşınmazın belirlenecek olan satış değeri üzerinden hesaplanacak akdi vekalet ücretine ve …Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından davalı lehine hükmedilen karşı yan vekalet ücretine hak kazanacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1.bent gereğince davalının tüm temyiz itirazlarının reddine, 2.bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 25,20 TL harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda dökümü yazılı 2,50 TL kalan harcın temyiz eden davalıdan alınmasına, 01/12/2015 gününde oybirliğiyle karar verild.

Sıkça Sorulan Sorular

Ortaklığın giderilmesi davasında davalı lehine vekalet ücretine hükmedilir mi?

Evet, ortaklığın giderilmesi davaları iki taraflı nitelik taşıdığından ve kazanan ya da kaybeden taraf ayrımı bulunmadığından, kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine de mahkemece vekalet ücreti takdir edilir.

Avukatlık sözleşmesi yapılmamışsa vekalet ücreti nasıl belirlenir?

İş sahibi ile avukat arasında vekalet ücret sözleşmesi bulunmaması ya da sözleşmede ücrete ilişkin hüküm yer almaması halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri esas alınır.

Haksız azil halinde avukat hangi vekalet ücretlerini talep edebilir?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatın kusur veya ihmalinden kaynaklanmayan azil hallerinde kural olarak ücretin tamamı ödenir. Taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin ve haksız azlin ele alındığı somut uyuşmazlıkta ise sözleşmeyle kararlaştırılan akdi vekalet ücreti ile mahkemece müvekkil lehine takdir edilen karşı yan vekalet ücretine hak kazanılabileceği kabul edilmiştir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu