7589 sayılı Kanunun 19. maddesiyle HMK m.107, 31 Temmuz 2026’da yürürlükten kaldırılmıştır. Bu tarihten önce açılan davalarda eski m.107 uygulanmaya devam eder; aşağıdaki belirsiz alacak açıklamaları bu eski dosyalarla sınırlıdır. Yeni davalarda kaldırılmış m.107’ye dayanılarak belirsiz alacak davası açılamaz. HMK m.109/4 kapsamında kısmi davada talep, aynı davada bir defaya mahsus, tahkikat sona erinceye kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan artırılabilir; bu durumda artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır. Ayrı ek dava ve yalnızca fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bu artırım sonucu ile aynı değildir.
7589 sayılı Kanun, Madde 19Kaynağı aç
Katkı payı, eşler arasında mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde, 1 Ocak 2002’den önce edinilen mala para ya da para ile ölçülebilen maddi bir değerle ve karşılıksız yapılan katkıdan doğar. Bu tarihten sonra edinilen mallarda yasal rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir; talep, şartlarına göre değer artış payı veya katılma alacağı olarak nitelendirilir. Hangi alacağın söz konusu olduğu, her malın edinim tarihine göre ayrı belirlenir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/13153, K. 2014/11554Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2014/6188, K. 2014/16175Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 202Kaynağı aç
Döneme göre mal rejimi
Türk Medeni Kanunu’nun 202. maddesine göre yasal rejim olarak edinilmiş mallara katılma rejimi esastır. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kanunda gösterilen başka bir rejimi de seçebilir. Seçim yapılmamışsa 1 Ocak 2002’ye kadar 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 170. maddesindeki mal ayrılığı, bu tarihten rejimin sona ermesine kadar edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Aynı eski hüküm, başka bir usul kabul edilmiş olsa bile kanunda gösterilen sebeplerden birinin gerçekleşmesi hâlinde de mal ayrılığının uygulanacağını düzenler; bu sebeplerin listesi ilgili kesitte açıklanmaz ve hüküm yürürlükten kaldırılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/8-1137, K. 2013/879Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/238, K. 2022/319Kaynağı aç
743 sayılı TÜRK KANUNU MEDENİSİNİN YÜRÜRLÜKTEN KALDIRILMIŞ HÜKÜMLERİ m. 170Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu’nun 218. maddesi, edinilmiş mallara katılma rejimini hem edinilmiş malları hem de her eşin kişisel mallarını içine alacak biçimde tanımlar. 222. maddeye göre bir malın belirli bir eşe ait olduğu ileri sürülüyorsa bunu ileri süren kişi kanıtlar. Aidiyeti kanıtlanamayan mallar eşlerin paylı mülkiyetinde kabul edilir. Aksinin kanıtlanmasına kadar bir eşe ait mallar edinilmiş mal sayılır.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 218Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 222Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesine göre mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulüyle sona erer. Evliliğin iptali, boşanma ya da mal ayrılığına geçilmesi hâlinde rejim, dava tarihinden geçerli olarak sona erer. Boşanma davasının açıldığı tarih bu nedenle sona erme tarihidir. Mal rejiminden doğan hakkın dava yoluyla kullanılabilmesi için ise boşanma kararının kesinleşmesi gerekir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 225Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2024/7, K. 2025/498Kaynağı aç
Bir olayda tapu, kat mülkiyetinin kurulmasıyla daha sonra koca adına oluşmuş olsa da edinme süreci harici satın alma ve taksitlerin ödendiği tarihlere göre kabul edilmiştir. Bu tarihler 1 Ocak 2002’den önce olduğu için mal ayrılığı uygulanmıştır. Bu belirleme o taşınmazların alım ve ödeme sürecine bağlıdır; tapu tarihinin her olayda dikkate alınmayacağı şeklinde genel bir kural değildir.
Katkı payının şartları
Mal ayrılığı döneminde diğer eşten katkı karşılığı tazminat istenebilmesi için parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir katkının bulunması gerekir. Katkının bağışlama amacı taşımaması ve uygun bir karşılığın alınmamış olması da aranır. Malın 1 Ocak 2002’den önce edinilmiş olması, sonraki dönemdeki talebin değer artış payı veya katılma alacağı olarak nitelendirilmesinden ayrılır.
Evlilik sürerken katkı payı istenemeyeceği ve rejim sona ermeden açılan davanın reddedileceği yönünde bir değerlendirme vardır. 225. madde, katkı payı davasının açılma anını ayrıca düzenlemez. Ret ifadesinin usule mi esasa mı ilişkin olduğu da gösterilmiş değildir. Bu nedenle evlilik devam ederken açılan her davanın aynı sonuçla reddedileceği kesin bir kural olarak söylenemez.
Katkı payının kişisel hak olduğu, yalnız para olarak istenebileceği, malın aynen iadesinin veya tapuya pay tescilinin istenemeyeceği şeklinde bir değerlendirme bulunmaktadır. Değer artış payı ve katılma alacağı ise Türk Medeni Kanunu’nun 239. maddesinde ayın veya para olarak ödenebilecek alacaklar arasında düzenlenmiştir. Bu ödeme biçimi, mal ayrılığı dönemindeki katkı payıyla aynı hüküm değildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 239Kaynağı aç
Değer artış payı
Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesi, bir eşin diğer eşe ait malın edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına karşılıksız ya da uygun karşılık almaksızın katkıda bulunması hâlinde, tasfiyede oluşan değer artışından katkı oranında alacak hakkı tanır. Hesap malın tasfiye anındaki değerine göre yapılır. Mal değer kaybetmişse katkının başlangıç değeri esas alınır. Mal önceden elden çıkarılmışsa ödenecek miktarı hâkim hakkaniyete göre belirler.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 227Kaynağı aç
Eşler, yazılı anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebilir. Bu imkân 227. maddede değer artış payına ilişkindir; mal ayrılığı dönemindeki katkı payından feragati ayrıca düzenlemez.
Katılma alacağı ve artık değer
Türk Medeni Kanunu’nun 231. maddesine göre artık değer, ekleme ve denkleştirmeden gelen tutarlar da katılarak her eşin edinilmiş mallarının toplamından bu mallara bağlı borçların düşülmesiyle bulunur. Değer eksilmesi hesaba katılmaz. 236. madde, her eşe veya mirasçılarına diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde hak tanır ve karşılıklı alacakların takas edilmesini öngörür.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 236Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
1 Ocak 2002’den sonra eşlerden biri adına edinilen malvarlığı üzerinde diğer eş, 231 ve 236. maddeler uyarınca artık değerin yarısı oranında katılma alacağı isteyebilir. Katılma alacağı yasadan doğar. Talep eden eşin çalışmış olması veya katkı yapmış olması gerekmez. Bu yön, ölçülebilir katkı aranan katkı payından farklıdır.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada hâkim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını hakkaniyete uygun olarak azaltabilir veya kaldırabilir. Bu imkân artık değerdeki pay oranına ilişkindir ve yarı pay sonucunun istisnasıdır. Metin, aynı azaltma veya kaldırmanın katkı payına uygulanacağını yazmaz.
Katılma alacağı hesabında eklenecek değerler ve denkleştirmeden gelen miktarlar dâhil edinilmiş malların toplamından mala ilişkin borçlar çıkarılır. Kalan artık değerin yarısı üzerinden, kazanılmış haklar dikkate alınarak sonuca varılır. Zina veya hayata kast hâlindeki pay indirimi ya da kaldırma ayrıca değerlendirilir.
Hesapta kullanılan değer
Değer artış payında ölçü, 227. maddedeki tasfiye sırasındaki değerdir. Değer kaybında katkının başlangıç değeri, mal elden çıkmışsa hâkimin hakkaniyetle belirleyeceği alacak esas alınır. Mal ayrılığı dönemindeki katkı payı için başka bir yöntem açıklanmıştır: tarafların malın edinildiği tarihe kadarki gelirleri, kişisel harcamaları, kocanın evi geçindirme yükümlülüğünden doğan harcamaları ve tasarruf miktarları ayrılarak katkı oranı bulunur; oran, malın dava tarihindeki sürüm değeriyle çarpılır.
Kooperatif payından edinilen bağımsız bölümlerde, payın satış tarihindeki değerinin inşaat seviyesi dikkate alınarak inşaat mühendisi ve emlak uzmanından oluşan bilirkişi kurulunca belirlenmesi benimsenmiştir. Katkı oranı alım tarihine göre saptanır ve bağımsız bölümlerin dava tarihindeki değerleriyle çarpılır. Katkının kabulü için bu bedelin belirlenmesi gerektiği, aksi hâlde direnmenin usul ve yasaya aykırı olduğu kabul edilmiştir. Yöntem o uyuşmazlıktaki kooperatif payına ilişkindir.
Çelişkili bilirkişi raporları bulunan bir dosyada, son rapora göre hesap yapılması araştırmanın yetersizliği sayılmıştır. Önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması gerektiği kabul edilmiştir. Bu sonuç, her katkı payı dosyasında yeni keşif yapılmasını zorunlu kılmaz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2021/8891, K. 2022/3160Kaynağı aç
Zamanaşımı
Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesine göre kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Türk Medeni Kanunu’nun 5. maddesi, bu Kanun ile Borçlar Kanunu’nun genel nitelikli hükümlerinin uygun düştüğü ölçüde bütün özel hukuk ilişkilerine uygulanacağını düzenler. Mal ayrılığı döneminde edinilen mala ilişkin katkı payında bu yolla on yıllık sürenin uygulanacağı kabul edilmiştir. Katılma alacağı davalarında da aynı on yıllık süre benimsenmiştir. Öğretide anılan bir yıllık süre ile uygulanan on yıllık süre aynı kural olarak birleştirilemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 5Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
On yıllık sürenin boşanma kararının kesinleşmesinden işlemeye başladığı kabul edilmiştir. Mal rejimi boşanma davasının açıldığı tarihte sona ermiş olsa bile, evlilik sürdüğü için sürenin işlemediği veya durduğu ve bu durumun kesinleşmeye kadar devam ettiği açıklanmıştır. Buna karşılık sürenin boşanma davasının açıldığı tarihten başlatılması da aynı konuda değerlendirilen diğer ölçüdür. Kesinleşme tarihi ile dava tarihi, tek ve zorunlu başlangıç kuralı hâline getirilemez.
İşlemeye başlamış zamanaşımı, eşlerin yeniden evlenmesiyle durabilir ve sonraki boşanma kararının kesinleşmesinden kaldığı yerden devam edebilir. Bu uygulama, yeniden evlenme ve ikinci boşanmanın kesinleşme tarihlerini içeren olaya bağlıdır.
Kısmi talep, yalnız talep edilen miktar yönünden zamanaşımını keser. Bir dosyada istenmeyen bölüm için süre kesilmemiş; ıslahla artırılan miktar, usulüne uygun zamanaşımı def’i karşısında on yıllık sürenin dolduğu kabul edilerek reddedilmesi gereken kısım sayılmıştır. Islahın geçersiz olduğu için zamanaşımının incelenemeyeceği görüşü kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. Başka bir dosyada ise duran süre dikkate alındığında dava ve ıslah tarihlerinde on yılın dolmadığı kabulü doğru bulunmuştur. Her ıslahın süreyi kestiği veya her artırılan kısmın zamanaşımına uğradığı sonucu çıkmaz.
Yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisi, 5718 sayılı Kanun’un 59. maddesine göre yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder. Tanıma kararlarının geriye etkili olduğu ve boşanmanın tanınması hâlinde tarafların yabancı kararın kesinleştiği andan itibaren boşanmış sayılacağı oyçokluğuyla kabul edilmiştir. Boşanmanın kesinleşmesine bağlı sonuçların, bu arada zamanaşımı başlangıcının, aynı andan mı yoksa tanıma ya da tenfiz kararının kesinleşmesinden mi doğacağı aynı uyuşmazlıkta farklı değerlendirilmiştir. Boşanma kararları yenilik doğurucu olduğundan tanınabilir. Karar tazminat, nafaka veya çocuk teslimi gibi bir eda hükmü de taşıyorsa bu bölüm için tenfiz şartları aranır.
İspat ve talep
Katkı payında ispat yükü, katkıyı ileri süren davacıdadır. Davacı, malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkıyı somut delillerle ortaya koyar. Kredi taksitlerinin ödenmesi bu kapsamda değerlendirilebilir; belirli bir delilin her olayda yeterli olduğu söylenemez. Bir dosyada ziynetlerin taşınmaz ve araç alımında kullanıldığı iddiası, tanık beyanları, dosya kapsamı ve yemin karşısında ispat edilememiştir. Bu sonuç o iddiaya özgüdür.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/8459, K. 2023/6315Kaynağı aç
31 Temmuz 2026’dan önce açılan ve eski HMK m.107’nin uygulanmasına devam edilen davalar bakımından: Alacağın miktarı veya değeri dava açılırken tam ve kesin belirlenemiyor ya da bunun belirlenmesi imkânsızsa, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinin birinci fıkrasına göre hukuki ilişki ve asgari miktar ya da değer belirtilerek belirsiz alacak davası açılabilir. Karşı tarafın bilgisi veya tahkikat sonunda alacak tam belirlenebiliyorsa davacı, tahkikat bitmeden verilecek iki haftalık kesin sürede talebini, iddiayı genişletme yasağına tabi olmadan kesinleştirebilir. Aksi hâlde dava, belirtilen miktar veya değer üzerinden karara bağlanır.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 107Kaynağı aç
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Bir katkı payı istemi, açıldığı tarih itibarıyla belirsiz alacak davası sayılmış; sonradan verilen dilekçe ıslah değil, talep miktarını açıklama dilekçesi kabul edilmiştir. Kabul edilen alacağın, bu dilekçedeki miktarla sınırlı tamamına dava tarihinden faiz yürütülmesi gerektiği belirtilmiştir. Değerlendirme o dilekçeye özgüdür.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesinin birinci fıkrasına göre hüküm, başka bir davaya, idari makamın tespitine veya dava konusu hukuki ilişkinin varlığına kısmen ya da tamamen bağlıysa mahkeme yargılamayı bunların sonucuna kadar bekletebilir. Bekletme zorunlu değildir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
31 Temmuz 2026’dan önce açılmış eski HMK m.107 kapsamındaki davalarda: Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 448. maddesinin birinci fıkrasına göre yeni usul hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır. Dava açma işlemi eski usul döneminde tamamlanmışsa, fazlaya ilişkin hak saklı tutularak açılan kısmi dava kendiliğinden belirsiz alacak davasına dönüşmez. Kısmi veya tam ıslahla da bu davaya dönüştürülmez.
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Sınırın altındaki temyiz dilekçesinin reddi gerekir. İstinaf edilmeyen ilk karardaki taşınmaz uyuşmazlığı yönünden usuli kazanılmış hak oluşabileceği kabul edilmiştir. Kesinlik sınırının tutarı karara ve tarihe göre değişebileceğinden burada belirli bir tutar verilmemektedir.
Ödeme, faiz ve güvence
Türk Medeni Kanunu’nun 239. maddesine göre katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya para olarak ödenebilir. Aksine anlaşma yoksa faiz tasfiyenin sona ermesinden başlar. Durum ve koşullar gerektiriyorsa borçludan güvence istenebilir. Katılma alacağının veya değer artış payının derhâl ödenmesi borçlu eş için ciddi güçlük doğuracaksa, borçlu ödemelerin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir. Madde, katkı payı alacağının faiz başlangıcını düzenlemez.
Katkı payında faizin dava tarihinden, ıslah edilen kısımda ise ıslah tarihinden başlayacağı yönünde bir anlatım vardır. Başka bir olayda miktarı açıklayan dilekçe ıslah sayılmamış ve faiz dava tarihine bağlanmıştır. Bu iki ölçü, her katkı payı alacağı için tek faiz başlangıcı hâline getirilemez.
Anlaşma, feragat ve aldatma
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre evlilik en az bir yıl sürmüşse, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Boşanma kararı için hâkimin tarafları bizzat dinlemesi, iradelerin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hüküm, malî sonuçların katkı payını veya katılma alacağını kapsayıp kapsamadığını açıkça söylemez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Boşanmanın malî sonuçları kavramının mal rejiminin tasfiyesini kapsamadığı; bunun maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk ve iştirak nafakasını ifade ettiği açıklanmıştır. Mal rejimi tasfiyesi boşanmanın ferisi değildir. Anlaşmada ayrıca yer verilmemişse salt anlaşmalı boşanma, mal rejiminin tasfiye edildiği anlamına gelmez. Tarafların ayrıca tasfiye konusunda anlaşması engellenmiş değildir.
Usulüne uygun tasfiye anlaşmasıyla sonuçlanıp kesinleşen boşanmadan sonra yeniden tasfiye istenemeyeceği kabul edilmiştir. Tasfiyeyi kapsayan anlaşmadan sonraki yeni talep dürüstlük kuralına aykırı olabilir. Feragatin, somutlaştırılmış bir hakka ilişkin, kayıtsız, şartsız ve kuşkuya yer bırakmayacak açıklıkta olması gerekir. Feragat beyanının açık, kayıtsız ve şartsız olması zorunluluğu da bu kapsamda uygulanır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/1061, K. 2023/2206Kaynağı aç
Başkaca talebin bulunmadığı veya bütün hakların alındığı yönündeki genel ifadelerin tazminat ve nafaka gibi boşanmanın eki talepleriyle sınırlı kalacağı, mal rejimi alacaklarını etkilemeyeceği yönünde bir görüş vardır. Buna karşılık, tarafların mal taleplerinin bulunmadığı yönündeki ifadenin, kesinleşen boşanma kararıyla onanan somut protokolde mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsadığı kabul edilmiştir. Başka bir protokolde evlilikte edinilen eşyaların rızaen paylaşıldığı, sonradan talepte bulunulmayacağı ve duruşmada mal paylaşımı konusunda anlaşmazlık bulunmadığı bildirilmiştir. Sonuç protokolün içeriğine bağlıdır; kısa bir ifadenin her olayda aynı sonucu doğuracağı söylenemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/8-185, K. 2013/1601Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2013/9389, K. 2014/4769Kaynağı aç
Mal sözcüğünün dar olduğu ve mal taleplerinin bulunmadığı ibaresinin katkı payı ile edinilmiş mallardan doğan istemleri kapsamayacağı yönündeki gerekçe, direnme kararını onayan sonuçta benimsenmemiştir. Karşı oy, bağlayıcı çoğunluk sonucu değildir.
Aldatmanın kabulü için aldatma fiili, aldatma kastı ve bu fiil ile sözleşmenin kurulması arasında illiyet bağı aranmıştır. Karşı tarafın düştüğü yanılmanın esaslı olması gerekmez. İspat yükü aldatılan taraftadır. İrade bozukluğu iddiaları senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayıldığından hile, tanık dâhil her türlü delille ispatlanabilir.
Bir dosyada şirket hissesi sözleşmeden önce devredildiği ve gerçek durum bilinse sözleşmenin yapılmayacağı ya da farklı şartlarda yapılacağı gerekçesiyle harici sözleşmenin aldatma nedeniyle geçersiz olduğu sonucuna varılmıştır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre mal rejiminin tasfiyesinden doğan haklardan usulüne uygun feragat edildiği de söylenememiştir. Bu sonuç her harici protokolü geçersiz kılmaz ve alacağın kabulü anlamına gelmez.
Sık sorulan sorular
Katkı payı hangi mal için istenebilir?
Katkı payı, mal ayrılığı döneminde ve kural olarak 1 Ocak 2002’den önce edinilen mala yapılan ölçülebilir ve karşılıksız katkı için söz konusu olur. Bu tarihten sonra edinilen malda değer artış payı veya katılma alacağı ayrımı yapılır.
Mal rejimi boşanmada ne zaman sona erer?
Mahkemece boşanmaya karar verilmesi hâlinde mal rejimi, Türk Medeni Kanunu’nun 225. maddesi uyarınca boşanma davasının açıldığı tarihten geçerli olarak sona erer. Hakkın dava yoluyla kullanılabilmesi boşanma kararının kesinleşmesine bağlıdır.
Katılma alacağı için katkı şart mı?
Hayır. Katılma alacağı yasadan doğar ve artık değerin yarısı üzerinden istenebilir. Eşin çalışması veya katkı yapması gerekmez. Zina veya hayata kast nedeniyle boşanmada bu pay azaltılabilir ya da kaldırılabilir.
Zamanaşımı süresi ne kadardır?
Aksine hüküm yoksa on yıllık genel zamanaşımı uygulanır. Mal ayrılığı dönemindeki katkı payı ve katılma alacağı için de on yıllık süre kabul edilmiştir. Bu süre, boşanma kararının kesinleşmesinden işlemeye başlar.
Anlaşmalı boşanma mal rejimini tasfiye eder mi?
Hayır. Tasfiye anlaşmada ayrıca düzenlenmemişse salt anlaşmalı boşanma mal rejimini tasfiye etmez. Boşanmanın malî sonuçları tazminat ve nafakayı anlatır. Tasfiyeyi kapsayan açık anlaşma veya koşulsuz feragat ayrıca değerlendirilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

