Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılamayan Haller

by Avukat Erdal Ersoy
Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılamayan Haller

Paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu bir taşınmazda paydaşlar kural olarak ortaklığın giderilmesini isteyebilir; ancak bu hak mutlak değildir. Türk Medeni Kanunu başta olmak üzere çeşitli özel kanunlar, belirli koşulların varlığında bu davanın açılmasını ya da sonuç vermesini engelleyen hükümler içermektedir. Bu engelleri önceden değerlendirmek, gereksiz dava açılmasını veya sürdürülmekte olan bir davanın reddini önlemek bakımından önem taşır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 698Kaynağı aç
Madde 698- Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz. b. Paylaşma biçimi
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/5639, K. 2024/38Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2023/5639 E.  ,  2024/38 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/1595 E., 2021/320 K. KARAR : Davanın kısmen kabulü Taraflar arasındaki ortaklığın giderilmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; Malatya ili, … Köyü, 279, 290, 679 ve 681 parsel sayılı taşınmazlardaki (bozma sonrası yapılan toplulaştırma uygulaması sonucu 279, 111 ada 1, 131 ada 4, 137 ada 1 parseller) ortaklığın giderilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı … vekili; öncelikle mirasın aynen taksimine karar verilmesini, taksim mümkün değil ise arazilerin müvekkiline satılmasını ve davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 10.06.2014 tarihli ve 2013/1751 Esas, 2014/821 Karar sayılı kararı ile 279, 290, 679 ve 681 parseller üzerinde 3083 sayılı Kanun'un 13 üncü maddesi uyarınca konulan "kısıtlıdır" şerhinin devam ettiği, sona ermediği ve bu durumun izaleyi şuyu davasına engel olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 24.05.2016 tarihli ve 2015/4215-2016/6249 Esas, Karar sayılı kararıyla ''…3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 13 üncü maddesi kapsamındaki uygulama alanlarında kalan ve işlemleri henüz tamamlanamayan arazilerin miras yoluyla intikali ve ortaklığının satış suretiyle giderilmesine ilişkin olarak herhangi bir yasaklama bulunmadığından davaya konu Malatya ili, … Köyü 279, 290, 679, 681 parsel sayılı taşınmazların ortaklığın giderilmesi davasına konu edilmeleri mümkündür. Dava konusu taşınmazlara 3083 sayılı Kanun gereğince konulan şerhle ilgili herhangi bir kısıtlama söz konusu olmadığı halde mahkemece eksik inceleme ile ve yerinde olmayan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…'' gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, 279 parsel, 131 ada 4 parsel (eski 290 parsel), 111 ada 1 parsel (eski 679 parsel), 137 ada 1 parsel (eski 681 parsel) sayılı taşınmalar üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine; eski 681 parsel sayılı taşınmaz üzerinde toplulaştırma işlemi sonucu oluşan aynı yerdeki 137 ada 2 parsel,137 ada 3 parsel ve 137 ada 4 parsel sayılı taşınmazlarda davacının payı kalmadığı anlaşıldığından bu parseller yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı … vekili; taraf teşkili sağlanmadan keşif yapılıp bilirkişi raporu düzenlendiğini, 19.12.2016 tarihli dilekçelerinde de belirttikleri gibi keşfe katılmalarının engellendiğini, keşfin yeniden yapılması gerektiğini, 5403 sayılı Toprak Koruma Kanun'un 8/C maddesinin (a) bendi gereğince ehil mirasçı olarak arazinin davalı …’ya bilirkişi raporundaki değer üzerinden satılmasını talep ettiklerini, zira bu araziyi ekip biçen ve bakımını yapanın davalı olduğunu, bu kanun hükmüne göre başka talep eden olmadığından davalı …’ya satılması gerekirken aleni ve umumi açık artırmada satılmasının kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 698 ve 699 uncu maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 ve 439 uncu maddeleri. 2. 5403 sayılı Kanunun geçici 5 inci maddesinde ‘‘Bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümlerine göre tamamlanır.’’ hükmü mevcuttur. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. 3. Paydaşlığın giderilmesi davasını paydaşlardan biri veya birkaçı diğer paydaşlara karşı açar. HMK'nın 27 nci maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan veya ortaklardan birinin ölümü hâlinde alınacak mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesi gerekir. 4. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve temyiz eden davalının dava konusu taşınmazlarda paydaş olan murisi … ’nın 5403 sayılı Kanunun uygulama tarihinden önce öldüğünün ve adı geçen Kanunun geçici 5’inci maddesi gereği bu durumda temyiz eden davalının ehil mirasçı sıfatını kazanamayacağının anlaşılmasına göre; davalı … vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı … vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Taşınmaz malın satış bedelinden payına düşecek paranın %011,38 oranında hesaplanacak onama harcından peşin alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiyesinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 08.01.2024 tarihinde karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

TMK m. 698: Sözleşmeyle Paylaşmayı Sınırlandırma

Türk Medeni Kanunu'nun 698. maddesi uyarınca, paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Bu yükümlülük iki kaynaktan doğabilir: birincisi bir hukuki işlemden kaynaklanan yükümlülük, ikincisi ise paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması. Her iki durumda da bu yükümlülük ortadan kalkmadan paylaşma istenemez.

Paylaşmayı isteme hakkı, hukuki bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler resmi şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. Aynı madde, uygun olmayan zamanda da paylaşma isteminde bulunulamayacağını açıkça hükme bağlamaktadır.

Tapu kütüğüne şerh verilen sınırlama, taşınmazı sonradan edinen kişileri de etkileyebilecek niteliktedir; zira şerh sayesinde bu kişiler paylaşmanın sınırlandırıldığından haberdar olur. Bu değerlendirme, taşınmazdaki şerhin üçüncü kişiler bakımından uyarıcı işlev gördüğü anlayışına dayanmaktadır.

Tüm Paydaşların Malı Amaca Özgülemesi

TMK m. 698, paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olmasını paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğünün bir kaynağı olarak saymaktadır. Tüm paydaşların birlikte bir amaca özgülediği taşınmazda bu yükümlülüğün varlığı söz konusu olabilir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/9576, K. 2013/11181 sayılı kararında taşınmazın tüm paydaşlarca bir amaca özgülenmiş olması nedeniyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunduğunu ve bu sebeple davanın reddedilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. Özgülemenin TMK m. 698 anlamında bu sonucu doğurup doğurmadığı, her somut olay için koşulların ayrıca değerlendirilmesini gerektirmektedir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/9576, K. 2013/11181Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2013/9576 E.  ,  2013/11181 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.01.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: _K A R A R_ Dava, paydaşlığın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davalı vekili, dava konusu taşınmazın davacı tarafından dava dışı … Bankası …'na 10 yıl müddetle kiraya verildiğini, davalının da bu kira sözleşmesine muvafakat ettiğini, bu sebeple davacının ortaklığın devamı yükümlülüğü bulunduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir. TMK'nın 698. maddesinde “Hukuki bir işlem gereğince veya paylı malın sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her biri malın paylaşılmasını isteyebilir. Paylaşmayı isteme hakkı, hukuki bir işlemle en çok on yıllık süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşmeler, resmi şekle bağlıdır ve tapu kütüğüne şerh verilebilir. Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz” hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu taşınmaz davacı tarafından 01.01.2010 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 10 yıl müddetle dava dışı … Bankası …'na kiralanmış daha sonra bu sözleşmeye davalı tarafından yazılı muvafakat verilmiştir. TMK'nın 698. maddesi hükmü uyarınca taşınmaz tüm paydaşlarca bir amaca özgülenmiş olduğundan tarafların paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu sebeple davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 09.09.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kat Mülkiyeti ve Kat İrtifakına Tabi Taşınmazlar

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 7. maddesi, kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi olan gayrimenkulde ortaklığın giderilmesinin istenemeyeceğini açıkça düzenlemektedir. Bu yasak, ana yapı ya da arsa payının bütününe yönelik talepler için geçerlidir. Buna karşılık aynı madde, bağımsız bölümlerin bağımsız bir gayrimenkul gibi dava ve takip konusu olabileceğini öngörmekte; bağımsız bölümler üzerindeki ortaklığın giderilmesinin istenebileceğini açıkça belirtmektedir.

634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – Kat mülkiyetine veya kat irtifakına tabi olan gayrimenkulde ortaklığın giderilmesi istenemez. Bağımsız bölümler, bağımsız bir gayrimenkul gibi dava ve takip konusu olabilir bunlarda ortaklığın giderilmesi istenebilir. II- Öncelikle satınalma hakkı:

Devre Mülk Hakkı Bulunan Yapı veya Bağımsız Bölümler

634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu'nun 63. maddesi, üzerinde devre mülk hakkı kurulan yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinin, aksi sözleşmeyle kararlaştırılmamışsa şuyuun giderilmesini isteyemeyeceğini hükme bağlamaktadır. Yasak kural niteliğindedir; sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa yasak ortadan kalkar. Bu istisnayı geçerli kılacak sözleşme koşulları kanunda ayrıca düzenlenmemiştir.

634 sayılı KAT MÜLKİYETİ KANUNU m. 63Kaynağı aç
Madde 63 – (Ek: 10/6/1985-3227/1 md.) Üzerinde devre mülk hakkı kurulan yapı veya bağımsız bölümün ortak malikleri, aksi sözleşme ile kararlaştırılmamışsa, şuyuun giderilmesini isteyemezler.

Hafif ve Geçici Yapılar

Türk Medeni Kanunu'nun 728. maddesi, başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapıların taşınır mal hükümlerine tabi olduğunu ve tapu kütüğünde gösterilmeyeceğini belirtmektedir. Bu nitelikteki yapılar taşınmaz mülkiyeti kapsamında değerlendirilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 728Kaynağı aç
Madde 728- Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir. Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez. IV. Araziye dikilen fidanlar

Tarım Arazilerinde Bölünme Yasağı

5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca, bakanlıkça belirlenen asgari büyüklüğe ulaşmış tarımsal araziler bölünemez eşya niteliği kazanır. Tarım arazileri, belirlenen asgari parsel büyüklüğünün altında ifraz edilemez ve hisselendirilemez. Kanunda belirlenen alt sınırlar; mutlak tarım, marjinal tarım ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde ise 0,3 hektardır; Bakanlık bu alt sınırları artırabilir. Bu düzenlemenin ortaklığın giderilmesi davasını ne ölçüde ve hangi koşullar altında engellediği madde metninden açıkça çıkarılamamaktadır.

5403 sayılı TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU m. 8Kaynağı aç
Madde 8 – (Değişik: 31/1/2007-5578/2 md.) Tarım arazileri; doğal özellikleri ve ülke tarımındaki önemine göre, nitelikleri Bakanlık tarafından belirlenen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır. Ayrıca Bakanlık tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve kullanımı ile ilgili farklı sınıflandırmalar yapabilir. (Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü, bölge ve yörelerin toplumsal, ekonomik, ekolojik ve teknik özellikleri gözetilerek Bakanlık tarafından belirlenir. Belirlenen asgari büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler, bölünemez eşya niteliği kazanmış olur. (Değişik fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Asgari tarımsal arazi büyüklüğü; mutlak tarım arazileri, marjinal tarım arazileri ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez. Bakanlık asgari tarımsal arazi büyüklüklerini günün koşullarına göre artırabilir. Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz. Ancak, tarım dışı kullanım izni verilen alanlar veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyaçları olan bitkilerin yetiştiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle belirlenen asgari tarımsal arazi büyüklüğünden daha küçük parsellerin oluşması gerekli olduğu takdirde, Bakanlığın uygun görüşü ile daha küçük parseller oluşturulabilir. (Ek cümle: 19/4/2018-7139/40 md.) Yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri muhtevasında yapılan zorunlu ifraz işlemlerinde Bakanlık onayı aranmaz. (Mülga fıkra: 30/4/2014-6537/4 md.) Yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğü[2]

Aynı maddenin üçüncü fıkrası iki istisna öngörmektedir. Tarım dışı kullanım izni verilen alanlarda ya da çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyacı olan bitkilerin yetiştiği alanlarda arazi özellikleri nedeniyle asgari büyüklüğün altında parsel oluşturulması gerekiyorsa bakanlığın uygun görüşüyle bu mümkün olabilir. Yatırım programında yer alan kamu yatırımı projeleri kapsamındaki zorunlu ifraz işlemlerinde ise bakanlık onayı aranmaz.

5403 sayılı Kanun'un 30/4/2014 tarihli Geçici 5. maddesi, bu tarihte mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemlerinin söz konusu maddeyi ihdas eden kanundan önceki hükümlere göre tamamlanacağını öngörmektedir. Aynı tarihten önce tarımsal arazilerin paylaşımına ilişkin olarak açılmış ve hâlâ devam eden davalarda da eski kanun hükümleri uygulanır.

5403 sayılı TOPRAK KORUMA VE ARAZİ KULLANIMI KANUNU m. geçici 5Kaynağı aç
Geçici Madde 5 – (Ek: 30/4/2014-6537/8 md.) Bu maddenin yayımı tarihinde mirasçılar arasında henüz paylaşımı yapılmamış tarımsal arazilerin devir işlemleri, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümlerine göre tamamlanır. Bu maddenin yayımı tarihinden önce tarımsal arazilerin paylaşımına ilişkin olarak açılmış ve hâlen devam etmekte olan davalarda, bu maddeyi ihdas eden Kanundan önceki kanun hükümleri uygulanır. Bu maddenin yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde birinci fıkraya göre yapılacak devir işlemleri harçlardan müstesnadır. Bu süre Bakanlar Kurulu tarafından iki yıl uzatılabilir.

Gecekondu Kanunu Kapsamındaki Taşınmazlar

775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun 34. maddesi, belediyeler tarafından gecekondu sahiplerine tahsis edilen arsaları, üzerlerine inşa edilen yapıları ve bunların birleşiminden oluşan taşınmazları, tahsis tarihinden itibaren on yıl süreyle taksim ve satış yoluyla bölünmekten korumaktadır. Bu düzenleme kapsamındaki taşınmazlarda anılan on yıllık süre içinde şüyuun giderilmesi talebinde bulunulamaz.

775 sayılı GECEKONDU KANUNU m. 34Kaynağı aç
Madde 34 – (Değişik birinci fıkra: 2/3/1988 – 3414/4 md.) Bu Kanun hükümlerine göre belediyelerce tahsis olunan arsalar, yapılar ve bu arsalar üzerinde yapılan bina ile meydana gelen taşınmaz mallar, tahsis tarihinden itibaren l0 yıl süre içinde: a) Devir ve temlik olunamaz. b) Rehin, ve diğer ayni haklarla takyidedilemez. c) Satış va'di sözleşmesine konu teşkil edemez. d) Taksim ve satış suretiyle şüyuun giderilmesi talebine konu olamaz. e) Haczedilemez ve işgal olunamaz. Ancak, (e) fıkrası hükmü mahfuz kalmak şartiyle, ölüm, emeklilik, görev nakli ve Türkiye Emlak Kredi Bankasının veya konut kredisi veren diğer kuruluşların ipotekli alacaklarından dolayı yapılacak satış ve işlemler bu kayıtlara bağlı değildir. (Ek: 2/3/1988 – 3414/4. md.) 27 nci maddedeki inşaat yapımına ait süreler saklı kalmak şartıyla, 20 yıllık süre içinde borçlanma bedellerinin tamamının ödenmesi halinde, takyitlerin tamamı kalkar. Bu şekilde yapılacak devir, temlik ve satışlarda 33 üncü maddedeki muafiyetler uygulanmaz. Bu kanundan doğan ipotekli alacaklar dolayısiyle yapılacak satışlardan elde edilen bedelden, bu kanunla ilgili borçları kesildikten ve arsa bu kanuna aykırı olmamak şartiyle, belediyeden ve bankadan izin alarak, masrafını tamamen kendisi karşılamak suretiyle ek olarak yaptığı yapı ve tesisler için harcadığı para ilgilisine verildikten sonra, artan 14 üncü maddede sözü geçen fona yatırılır. Satış bedelinin bu fıkra gereğince ilgiliye verilen kısmı, diğer borçları sebebiyle de hacz-edilebilir. Belediye sınırları ve mücavir sahalar dışında uygulama:

Aynı kanun bazı işlemler için bu kısıtlamadan muafiyet tanımaktadır. Ölüm, emeklilik, görev nakli ve konut kredisi veren kuruluşların ipotekli alacaklarından kaynaklanan satış ve işlemler, haciz yasağı saklı kalmak kaydıyla bu takyitlere tabi değildir. Borçlanma bedellerinin tamamının yirmi yıllık süre içinde ödenmesi hâlinde takyitlerin tamamının kalkacağı da aynı maddenin üçüncü fıkrasında hükme bağlanmıştır; bu durumda ise kanunun 33. maddesindeki muafiyetler uygulanmaz.

3083 Sayılı Tarım Reformu Kanunu Kapsamındaki Araziler

3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nun 13. maddesi, uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmî Gazete'de yayımından kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanmasına kadar gerçek kişiler ve özel hukuk tüzelkişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliğinin devir ve temlik edilemeyeceğini, bu arazilerin ipotek edilemeyeceğini ve satış vaadine konu olamayacağını düzenlemektedir. Bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Öte yandan aynı madde, söz konusu süre içinde bu arazilerin Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara ipotek edilebileceğini de açıkça hükme bağlamaktadır.

3083 sayılı SULAMA ALANLARINDA ARAZİ DÜZENLENMESİNE DAİR TARIM REFORMU KANUNU m. 13Kaynağı aç
Madde 13 – (Değişik birinci fıkra: 13/2/2001-4626/2 md.) Uygulama alanlarında Cumhurbaşkanı kararının Resmi Gazete'de yayımı tarihinden itibaren, kamulaştırma, toplulaştırma, arazi değiştirilmesi ve dağıtım işlemlerinin tamamlanması veya tapuya tescili sonuçlandırılıncaya kadar, gerçek kişilerle özel hukuk tüzelkişilerine ait arazinin mülkiyet ve zilyetliği devir ve temlik edilemez. Bu araziler ipotek edilemez ve satış vaadine konu olamaz. Ancak, bu kısıtlama süresi beş yılı aşamaz. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılmaz. Bu kısıtlamada ise süre, beş yılı aşamaz. Ancak, sulama alanlarında toplulaştırma çalışmaları kısıtlama süresi içerisinde sonuçlandırılamadığı takdirde, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün teklifi ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığının onayı ile toplulaştırma çalışmalarının sonuçlandırılması amacıyla kısıtlama süresi en fazla beş yıla kadar daha uzatılabilir.[8] Kısıtlama süresi içerisinde arazisini ve varsa üzerindeki tesisleri satmak isteyen gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerin müracaatları halinde, uygulayıcı kuruluş bu kişilere ait tarım toprağını ve varsa üzerindeki tesisleri, altmış gün içinde bu Kanun hükümlerine göre kamulaştırır veya yönetmelikle tespit edilecek esaslar dahilinde bunların başkalarına satışına izin verir. (Değişik üçüncü fıkra: 23/2/2011-6171/3 md.) Yukarıda belirtilen süre içinde, bu gibi arazi Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara ipotek edilebilir. (Değişik dördüncü fıkra: 23/2/2011-6171/3 md.) Bu kısıtlama süresi içerisinde ipoteğin paraya çevrilmesi gerektiğinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte düzenlenecek kıymet takdir raporu uygulayıcı kuruluşa tebliğ edilir. Uygulayıcı kuruluşun bu rapora itiraz ve dava hakkı vardır. Kesinleşen kıymet takdir raporuna göre tespit edilmiş bedeli, bu Kanun hükümlerine göre uygulayıcı kuruluş tarafından uygun görülmesi halinde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasına ödenerek arazinin Hazine mülkiyetine geçirilmesi sağlanır. Ancak uygulayıcı kuruluş tarafından ihtiyaç duyulmaması halinde, arazinin satışına izin verilebilir. Buna ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir. (İptal birinci cümle: Anayasa Mahkemesi’nin 11/4/2012 tarihli ve E.: 2011/33, K.: 2012/54 sayılı Kararı ile.) Miras yoluyla intikaller, bu hükmün kapsamı dışındadır. (Mülga son cümle: 30/4/2014-6537/9 md.) Yeni yerleşim yerlerinin kurulması

Toplulaştırma çalışmalarının kısıtlama süresi içinde sonuçlandırılamaması hâlinde süre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü'nün teklifi ve ilgili bakanlığın onayıyla en fazla beş yıl daha uzatılabilir. Sulama şebekesi tamamlanıp sulamaya geçinceye kadar da aynı işlemler yapılamaz; bu ikinci kısıtlamada da süre beş yılı aşamaz. Miras yoluyla intikaller ise bu hükmün kapsamı dışında bırakılmıştır.

Madde metninde sayılan işlemler devir, temlik, ipotek ve satış vaadinden ibarettir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/5639, K. 2024/38 sayılı kararında, 3083 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamındaki uygulama alanlarında kalan ve işlemleri henüz tamamlanamayan arazilerin miras yoluyla intikali ile ortaklığının satış suretiyle giderilmesine ilişkin herhangi bir yasaklama bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu sonuç, söz konusu kararın bozma gerekçesine ve bozmaya uyularak onanan hükme dayanmaktadır.

Davanın Tarafları Bakımından Usul Koşulu

Ortaklığın giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır ya da taşınmazlarda paydaşlar arasındaki birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçişi sağlayan, iki taraflı ve tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesi uyarınca davada bütün paydaşların yer alması zorunludur. Paydaşlardan birinin ölümü hâlinde mirasçılık belgesine göre mirasçılarının davaya katılmaları sağlandıktan sonra işin esasının incelenmesine geçilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Paylı mülkiyetin devamına ilişkin sözleşme kaç yıl için yapılabilir?

TMK m. 698 uyarınca paylaşmayı isteme hakkı, hukuki bir işlemle en çok on yıllık süre için sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda bu sözleşmenin resmi şekilde yapılması zorunludur; tapu kütüğüne şerh verilebilir. Şerh sayesinde taşınmazı sonradan edinen kişiler de paylaşmanın sınırlandırıldığından haberdar olur.

Kat mülkiyetine tabi bir binada bağımsız bölümün ortakları dava açabilir mi?

Evet. 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu m. 7, kat mülkiyetine tabi gayrimenkulün bütünü üzerinde ortaklığın giderilmesini yasaklamaktadır; ancak aynı madde bağımsız bölümlerin bağımsız bir gayrimenkul gibi dava konusu olabileceğini ve ortaklığın giderilebileceğini açıkça düzenlemektedir.

Devre mülk hakkı olan taşınmazda ortaklığın giderilmesi davası açılabilir mi?

Kural olarak açılamaz. 634 sayılı Kanun m. 63, üzerinde devre mülk hakkı kurulan yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinin şuyuun giderilmesini isteyemeyeceğini öngörmektedir. Yalnızca sözleşmeyle aksi kararlaştırılmışsa yasak ortadan kalkar.

Tüm paydaşlar taşınmazı amaca özgülerse dava açılabilir mi?

TMK m. 698, paylı malın sürekli bir amaca özgülenmesini paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğünün kaynağı olarak saymaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2013/9576, K. 2013/11181 sayılı kararında taşınmazın tüm paydaşlarca bir amaca özgülenmiş olması nedeniyle paylı mülkiyeti devam ettirme yükümlülüğü bulunduğundan davanın reddedilmesi gerektiğine hükmetmiştir. Bu değerlendirmenin her somut olay için koşullar ayrıca ele alınarak yapılması gerekir.

3083 sayılı Kanun kapsamındaki tarım arazisinde ortaklığın satış yoluyla giderilmesi mümkün müdür?

3083 sayılı Kanun'un 13. maddesi uygulama alanlarında devir, temlik, ipotek ve satış vaadini yasaklamaktadır; ancak Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/5639, K. 2024/38 sayılı kararında bu kapsama giren ve işlemleri tamamlanamayan arazilerin miras yoluyla intikaline ve ortaklığının satış suretiyle giderilmesine ilişkin bir yasak bulunmadığı kabul edilmiştir. Bu sonuç söz konusu kararın bozma gerekçesine dayanmaktadır ve devir işlemlerinin tamamına genellenemez.

Tarım arazisinde aynen taksim her zaman yapılabilir mi?

5403 sayılı Kanun m. 8 uyarınca bakanlıkça belirlenen asgari büyüklüğe ulaşmış tarımsal araziler bölünemez eşya niteliği kazanır ve belirlenen asgari parsel büyüklüğünün altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Tarım dışı kullanım izni verilen alanlarda veya çay, fındık, zeytin gibi özel iklim ve toprak ihtiyacı olan bitkilerin yetiştiği alanlarda bakanlık uygun görüşüyle daha küçük parsel oluşturulabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu