Türk hukukunda nafaka, hak sahibinin kim olduğuna ve talebin hangi aşamada gündeme geldiğine göre dört farklı türde düzenlenmiştir: tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası. Her tür ayrı kanun maddelerine dayanır, farklı koşullar arar ve farklı biçimlerde sona erer.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Tedbir Nafakası: Dava Süresince Geçici Güvence
Boşanma veya ayrılık davası açıldığı andan itibaren hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, mallarının yönetimine ve çocukların bakım ile korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır (TMK m. 169). Tedbir nafakası bu geçici önlemler kapsamında değerlendirilen bir uygulamadır; kanun hâkime bu konuda zorunlu bir görev yüklemekte, ihtiyari bir yetki tanımamaktadır.
Tedbir nafakasının en ayırt edici özelliklerinden biri, taraflardan biri talep etmemiş olsa bile hâkimin tarafların ekonomik durumunu değerlendirerek bu nafakaya kendiliğinden karar verebilmesidir (TMK m. 169). Nafaka, davanın devamı süresince geçerli olan geçici bir önlem niteliği taşır.
Tedbir nafakasında eşlerin kusur durumunun aranmadığı yönünde bir değerlendirme bulunmakta; nafaka bu aşamada geçici önlem niteliği taşımaktadır. Ancak TMK m. 169 metninde kusur koşuluna ilişkin doğrudan bir düzenleme yer almamaktadır; bu değerlendirme ikincil bir açıklamaya dayanmakta olup kanun hükmünden türetilmiş bir yorum niteliğindedir.
Yoksulluk Nafakası: Boşanma Sonrası Geçim Güvencesi
Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla, geçimini sağlamak amacıyla karşı taraftan mali gücü oranında süresiz nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün ayrıca kusurlu olması aranmaz (TMK m. 175). Belirleyici ölçüt, nafaka talep eden tarafın kusurunun göreceli ağırlığıdır: talepte bulunanın kusuru karşı taraftan daha ağır ise talep reddedilir; ancak talep sahibinin kusursuz olması zorunlu değildir.
Maddi tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir; manevi tazminatın ise irat biçiminde ödenmesine karar verilemez (TMK m. 176). Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması ya da azaltılmasına da karar verilebilir (TMK m. 176).
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Hâkim, tarafın istemi üzerine, irat biçiminde ödenmesine karar verilen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir (TMK m. 176). Aynı yetki, iştirak nafakası niteliğindeki bakım ve eğitim giderleri için de TMK m. 182 çerçevesinde hâkime tanınmıştır.
Yoksulluk Nafakasının Sona Ermesi
İrat biçiminde ödenmesine hükmedilen yoksulluk nafakası, bazı hallerde kendiliğinden, bazı hallerde ise mahkeme kararıyla sona erer. TMK m. 176 uyarınca nafaka alacaklısının yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden kalkar. Buna karşın alacaklının evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması veya haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde nafakanın kaldırılması ancak mahkeme kararıyla gerçekleşir.
Yoksulluk nafakası hiç sona ermez mi?
Hayır. TMK m. 176, nafakanın kendiliğinden kalktığı ve mahkeme kararıyla kaldırılabileceği halleri ayrı ayrı düzenlemektedir. Alacaklının yeniden evlenmesi veya taraflardan birinin ölümü halinde nafaka kendiliğinden sona erer. Alacaklının evlenmeksizin fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hallerinde ise mahkemeye başvurularak nafakanın kaldırılması talep edilir.
İştirak Nafakası: Çocuğun Bakım ve Eğitim Giderleri
Velayeti kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Mahkeme boşanmaya karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten; çocuk vesayet altındaysa vasinin ve vesayet makamının görüşünü aldıktan sonra ana ve babanın haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler. Bu düzenlemede çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararı esas tutulur (TMK m. 182).
İştirak nafakasında ebeveynlerin davadaki kusur durumunun, çocuğun nafaka hakkını ortadan kaldırmadığı yönünde bir değerlendirme bulunmaktadır. TMK m. 182 metninde kusur koşuluna ilişkin doğrudan bir ifade yer almamakta; bu değerlendirme ikincil bir açıklamaya dayanmaktadır.
Mahkeme, boşanma kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder (TMK m. 182, ek fıkra: 24/11/2021-7343/37 md.).
İştirak Nafakasının Süresi ve Ergin Çocuk
Ana ve babanın bakım borcu, kural olarak çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi sürmekteyse, ana ve baba, durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitim sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olmaya devam eder (TMK m. 328). Bu çerçevede ergin olmakla kendisine bağlanan iştirak nafakası kural olarak kendiliğinden sona erer; ancak eğitimin sürmesi halinde bakım yükümlülüğü devam eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 328Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/959, K. 2019/1131Kaynağı aç
Çocuk 18 yaşını doldurduğunda iştirak nafakası otomatik olarak biter mi?
İştirak nafakası kural olarak 18 yaşın doldurulmasıyla sona erer. Bununla birlikte TMK m. 328, çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve babanın bakım yükümlülüğünün eğitim sona erinceye dek sürdüğünü öngörmektedir. Bu yükümlülüğün somut koşulları her davada ayrıca değerlendirilir.
Yardım Nafakası: Aile Üyeleri Arasındaki Dayanışma Yükümlülüğü
Yardım nafakası, boşanmadan bağımsız bir nafaka türü olup Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoy ve altsoy ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşler bakımından bu yükümlülük, nafaka verecek kişinin refah içinde bulunmasına bağlıdır. Kanun koyucu yardım nafakasını kişilerin vicdanına bırakmamış; kanuni bir ödev olarak düzenlemiştir (TMK m. 364).
TMK m. 364, üstsoy, altsoy ve kardeşler arasındaki nafaka yükümlülüğünü düzenlemekte; aynı maddenin son fıkrası uyarınca eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklı tutulmaktadır. Bu düzenleme çerçevesinde eşlerin nafaka yükümlülüğü, TMK m. 364 yerine bu konudaki özel hükümler kapsamında değerlendirilmektedir.
Ana ve babanın nafaka yükümü, sosyal yardım ve dayanışma düşüncesinden kaynaklanır; velayet hakkından bağımsız bir yükümlülüktür. Aile bağlarının herhangi bir nedenle zayıflamış olması, yardım nafakası yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir sebep olarak kanunda düzenlenmemiştir (TMK m. 364).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/1627, K. 2015/1020Kaynağı aç
Ergin ve Eğitimine Devam Eden Çocuğun Yardım Nafakası Talebi
İştirak nafakası çocuğun ergin olmasıyla kendiliğinden sona erse de eğitimi süren ergin çocuğun durumu ayrıca değerlendirilmektedir. TMK m. 328/2, ergin olduğu halde eğitimine devam eden çocuk için ana ve babanın bakım yükümlülüğünün eğitim sona erinceye dek devam edeceğini düzenlemektedir. TMK m. 364/1 ise herkesin yoksulluğa düşecek olan altsoyuna nafaka vermekle yükümlü olduğunu öngörmektedir. Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde, ergin ve eğitimine devam eden çocuğun kendi adına ana ve babasına karşı yardım nafakası davası açabileceği kabul edilmektedir.
Boşanma, ana ve babanın çocuğa karşı bakım ve eğitim yükümlülüğünü sona erdirmez. Evlilik birliğinin boşanmayla ortadan kalkması, ana ve babanın çocuğa karşı olan borçlarını etkilemez; her ikisinin birlikte yerine getirdiği bu ödev boşanmadan sonra da sürer.
Yardım nafakasına hükmedilebilmesi için nafaka alacaklısının yoksulluğa düşmüş olması gerekir. Yoksulluk; yeme, giyinme, barınma, sağlık, ulaşım, kültür gibi bireyin maddi varlığını geliştirmek için zorunlu ve gerekli görülen harcamaları karşılayacak düzeyde geliri olmama hali olarak değerlendirilmektedir. Bu kavramın tanımı kanunda yer almamakta; ekonomik ve sosyal koşullara göre belirlenmektedir.
Günümüzdeki ağır ekonomik koşullar karşısında eğitimle çalışmayı bir arada sürdürmenin mümkün olmayacağı bir kural ve karine olarak kabul edilmektedir. Açık öğretim fakültesinde ya da açık öğretim lisesinde okuyor olmak, nafaka yükümlülüğünü ortadan kaldıran bir sebep sayılmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/1627, K. 2015/1020; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/959, K. 2019/1131; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/1012, K. 2019/1145).
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/1012, K. 2019/1145Kaynağı aç
Yardım nafakası davası, yalnızca baba ya da anne değil; nafakaya katılma yükümlülüğü bulunan ebeveynlerin her ikisine karşı da açılabilir. Nafaka miktarı belirlenirken hakkaniyetin gözetilmesi ve davacının geçinmesi için gerekli, karşı tarafın mali gücüne uygun bir yardım istenilebileceği ilkesi esas alınır (TMK m. 4, TMK m. 365/2). Öte yandan nafaka yükümlüsünün geçim sıkıntısına düşürülmemesi de temel bir ilke olarak benimsenmektedir.
Çocuğun öğrenimini tamamlayıp bir işe girmesi hem çocuğun yararına hem de nafaka yükümlüsünün yararınadır; bu yönüyle yardım nafakası, eğitimin tamamlanmasına katkı sağlayan bir işlev üstlenmektedir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/1627, K. 2015/1020).
Yardım nafakası ile yoksulluk nafakası arasındaki fark nedir?
Yoksulluk nafakası, boşanan eşler arasında ve TMK m. 175 koşullarında talep edilir; boşanmayla doğrudan bağlantılıdır ve kusur karşılaştırması yapılır. Yardım nafakası ise boşanmadan bağımsız olup TMK m. 364 kapsamında üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında yoksulluğa düşme riski karşısında gündeme gelir. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler yardım nafakası düzenlemesinin kapsamı dışında saklı tutulmaktadır.
Ergin çocuk nafaka için kendi adına dava açabilir mi?
Evet. TMK m. 328/2 ve m. 364/1 birlikte değerlendirildiğinde, ergin olduğu halde eğitimine devam eden ve yoksulluğa düşecek olan çocuğun kendi adına ana ve babasına karşı yardım nafakası davası açabileceği kabul edilmektedir. Bu durumda iştirak nafakası değil, yardım nafakası talep edilir.
Nafaka Kararlarının İcrası ve Tazyik Hapsi
Nafakaya ilişkin mahkeme kararlarının gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikayeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Bu yaptırım İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinde düzenlenmiştir. Hapsin uygulanmaya başlanmasından sonra borçlu kararın gereğini yerine getirirse tahliye edilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir (İİK m. 344).
Nafaka ödenmezse ne olur?
Nafaka kararına uymayan borçlu hakkında alacaklının şikayetiyle üç aya kadar tazyik hapsi uygulanır (İİK m. 344). Hapsin uygulanması sırasında borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde tahliye mümkündür. Borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması için dava açmış olması, belirli koşullar altında tazyik hapsinin davanın sonuna ertelenmesine yol açabilir.
Nafaka türleri arasındaki en temel fark nedir?
Tedbir nafakası, davanın devamı süresince geçerlidir; hâkim, TMK m. 169 uyarınca geçici önlemleri re'sen alma göreviyle donatılmıştır. Yoksulluk nafakası boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek eş için talep edilir ve kusur karşılaştırması yapılır. İştirak nafakası, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılım yükümlülüğünü kapsar; çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararı esas tutulur. Yardım nafakası ise boşanmadan bağımsız olup üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında yoksulluğa düşme riski karşısında gündeme gelir; eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler bu düzenlemenin kapsamı dışında saklı tutulmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

