Nafaka Nedir? Türleri, Şartları ve Hukuki Boyutları

by Avukat Erdal Ersoy
Nafaka Nedir? Türleri, Şartları ve Hukuki Boyutları

Nafaka Kavramı, Türleri ve Yargılama Usulü

Nafaka; evlilik birliği, hısımlık veya boşanma ilişkisinden doğan, ihtiyaç sahibi bireyin geçimini temin etmeye ya da müşterek çocuğun bakım ve yetiştirilmesine katkı sağlamaya yönelik parasal edimdir. Türk Medeni Kanunu kapsamında nafaka; boşanma sürecinde ve ayrı yaşama halinde uygulanan tedbir nafakası, boşanmanın kesinleşmesi sonrasında bağlanan yoksulluk nafakası, velayet düzenlemesi gereği müşterek çocuk lehine takdir edilen iştirak nafakası ve yoksulluk tehlikesiyle karşılaşan hısımların talep edebildiği yardım nafakası olmak üzere dört temel türe ayrılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 316. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca her çeşit nafaka davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Eşlerin evlenmeden önce yapacakları ve boşanma sonrasında nafaka verilmeyeceğine ilişkin sözleşmeler ile bu yöndeki hükümler ise hukuken geçersizdir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 316Kaynağı aç
MADDE 316- (1) Basit yargılama usulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır: a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren dava ve işler. b) Doğrudan dosya üzerinden karar vermek konusunda kanunun mahkemeye takdir hakkı tanıdığı dava ve işler. c) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz, delil tespiti gibi geçici hukuki koruma talepleri ile deniz raporlarının alınması, dispeççi atanması talepleri ve bunlara karşı yapılacak olan itirazlar. ç) Her çeşit nafaka davaları ile velayet ve vesayete ilişkin dava ve işler. d) Hizmet ilişkisinden doğan davalar. e) Konkordato ve sermaye şirketleri veya kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin açılacak davalar. f) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler. g) Diğer kanunlarda yer alan ve yazılı yargılama usulü dışındaki yargılama usullerinin uygulanacağı belirtilen dava ve işler. Dilekçelerin verilmesi

Geçici Önlem Olarak Tedbir Nafakası ve Ayrı Yaşama Hali

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, yargılama boyunca eşlerin barınma ve geçim şartları, mal varlığının idaresi ile müşterek çocukların bakım ve korunmasına dair geçici önlemleri kendiliğinden alır. Geçici nitelik taşıyan tedbir nafakasında tarafların kusur durumuna bakılmaz; ihtiyaç içindeki tam kusurlu eş lehine dahi bu nafakaya hükmedilebilir. Tedbir nafakası alacağında faiz başlangıç tarihi tedbir nafakasının verildiği karar tarihidir. Mahkemenin ara kararıyla belirlediği tedbir nafakası ilam veya icra mevzuatı anlamında ilam niteliğinde belge sayılmadığından, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/13828 Esas, 2018/9636 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ara kararlar için ilamlı icraya başvurulamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alır. C. Karar I. Boşanma veya ayrılık
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/13828, K. 2018/9636Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2018/13828 E.  ,  2018/9636 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (2. İcra Hukuk) Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu, asıl şikayetinde; … İcra Müdürlüğünün 2015/1064 Esas sayılı dosyasına konu takibin iptalini, asıl dosya ile birleşen şikayetinde ise, tedbir nafakasına ilişkin ara kararının ilamlı takip konusu yapılamayacağını, aile ve kişiler hukukuna ilişkin ilamların kesinleşmeden ilamlı icra takibine de konu edilemeyeceğini ileri sürerek, aynı icra müdürlüğünün 2014/514 Esas sayılı icra takibinin iptalini talep etmiş, mahkemece asıl ve birleşen dosyalar yönünden şikayetin kabulü ile her iki takibin de iptaline karar verilmiş, karar alacaklı tarafından sadece birleşen şikayet dosyası yönünden temyiz edilmiştir. Somut olayda, alacaklı tarafından … İcra Müdürlüğünün 2014/514 Esas sayılı dosyasında, … Aile Mahkemesinin 2013/271 Esas sayılı dosyasında verilen 07.02.2014 tarihli tedbir ara kararına istinaden aylık 150,00 TL tedbir nafakasının tahsili için 14.3.2014 tarihinde genel haciz yolu ile … icra takibine başlandığı, takibin devamı sırasında anılan mahkemenin 20.02.2015 tarih ve 2013/271 E. – 2015/158 K. sayılı ilamı ile boşanma davasının reddine, dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 400,00 TL tedbir nafakasının davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verildiği, alacaklının talebi ile anılan takip dosyasından borçluya birikmiş tedbir nafakası ve ilam vekalet ücretinin tahsili için 14.4.2015 tarihinde örnek 4/5 icra emrinin tebliğ edildiği, takip konusu ilamın 16.01.2017 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Tedbir nafakasına ilişkin ara karar ilam olmadığı gibi, İİK'nun 38. maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden de değildir. Dolayısıyla ilamların icrası hakkındaki hükümlere tabi olmadığından ilamlı takip konusu yapılamaz. Buna göre, tedbir nafakasına ilişkin ara kararına dayalı olarak … takip başlatılması yerinde olduğu gibi, icra emri tebliğinin talep edildiği aşamada tedbir nafakası alacağı ilama bağlanmış olduğundan ve tedbir nafakasının boşanma davasının reddine ilişkin ilamın kesinleşmesine kadar devam edeceği tabii olduğundan, takip dayanağı ilam kesinleşmeden ilamlı takip yapılabileceğinin kabulü gerekir. Öte yandan; 6100 sayılı Kanun'a eklenen ve “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanması gereken HUMK'nun 443/4. (HMK 367) maddesi gereğince, aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemezler. Ayrıca, boşanma kararının eklentisi olan yoksulluk nafakası, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderine yönelik hükümler de aynı kurala tabidirler. Boşanma ilamı daha önce kesinleşmiş ise, iştirak-yoksulluk nafakası, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama gideri isteklerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetildiğinde kesinleşmeleri gerekli değildir (HGK. 28.2.2001 tarih 2001/12-206 E. 2001/217 K.). Anılan Yasa maddesinde, tedbir nafakasının infazı, ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır. O halde mahkemece, birleşen şikayet yönünden istemin reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle takibin iptaline hükmolunması isabetsizdir. SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ortak yaşama ara verilmesi haklı bir nedene dayanmaktaysa eşlerden birinin talebi üzerine mahkeme, tarafların birbirine sağlayacağı parasal katkıyı, konut ile ev eşyasının tahsisini ve mal varlığının idaresine ilişkin tedbirleri belirler. Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, eşlerden birinin haklı bir gerekçe bulunmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak yaşamın başka nedenlerle olanaksız hale gelmesi durumunda da bu mali katkı ve geçici koruma önlemleri talep edilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Madde 197 – Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır. IV. Borçlulara ait önlemler

Boşanma davasının esası hakkında verilen nihai hükümle ilama bağlanan tedbir nafakasının infazı ise ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/13828 Esas, 2018/9636 Karar sayılı ilamına göre, tedbir nafakası alacağı davanın esasıyla birlikte ilama bağlanmışsa ve boşanma davasının reddine dair karar verilmişse, bu ret kararı kesinleşmeden de tedbir nafakası ilamlı icra takibine konu edilebilir.

Boşanma Sonrası Yoksulluk Nafakası ve Yetkili Mahkeme

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün ayrıca kusurlu olması aranmaz. Hâkim yoksulluk nafakasına kendiliğinden karar veremez, bu yönde açık bir talebin bulunması zorunludur. 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Boşanma davasının kesinleşmesinden sonra açılacak nafaka davalarında ise aynı Kanun'un 177. maddesi gereğince nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. 3. Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
Madde 177- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında, nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. 5. Zamanaşımı
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez. İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir. Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 4. Yetki

Ortak Çocukların Korunması ve İştirak Nafakası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca velayet hakkı kendisine bırakılmayan eş, müşterek çocuğun iaşe, bakım ve öğrenim giderlerine mali gücü nispetinde katılmakla yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre mahkeme hükmünde, tesis edilen kişisel ilişki düzenlemesinin yerine getirilmemesi durumunda çocuğun menfaatine ters düşmemek şartıyla velayetin değiştirilebileceği ihtar edilir. Çocuğun ana veya babasıyla kişisel ilişki kurması ile nafaka ödeme borcu birbirinden bağımsızdır; nafakanın ödenmemesi kişisel görüşme hakkını ortadan kaldırmaz veya etkilemez. Müşterek çocuk yararına hükmolunan iştirak nafakası, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2015/16421 Esas, 2015/18638 Karar sayılı ilamı gereğince boşanmaya ilişkin kararın kesinleşmesiyle birlikte talep edilebilir hale gelir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Madde 182 – Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken, olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel ilişkilerini düzenler. (Ek ikinci fıkra:24/11/2021-7343/37 md.) Mahkeme, kararında kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir. 2. Durumun değişmesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/16421, K. 2015/18638Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2015/16421 E.  ,  2015/18638 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa(Kapatılan) 8. İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 08/10/2013 NUMARASI : 2013/283-2013/512 Yukarıda tarih ve numarası yazılı Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki temyiz eden tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daire'ye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: KARAR Borçlu baba aleyhine boşanma davası sonucu boşanma kararı ile birlikte velayatleri anneye bırakılan müşterek çocuklar için iştirak nafakasına, maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir. İlamın boşanmaya ilişkin kısmı kesinleşmeden maddi manevi tazminat, iştirak nafakası, yargılama gideri ve vekalet ücretinin tahsili için ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Borçlu İcra Mahkemesi'ne başvurusunda ilamın kesinleşmeden icra edilemeyeceğinden bahisle takibin iptalini talep etmiştir. Mahkemece boşanma ilamı kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesiyle maddi- manevi tazminat, işlemiş faizi, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden takibin iptaline, nafakaya dair ilamın ise kesinleşmeden takibe konulabileceği gerekçesiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiş, hüküm borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir. HMK'nun geçici 3.maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken HUMK'nun 443/4 (HMK'nun 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan iştirak nafakası da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. İlamın esasının kesinleşmesi zorunlu olan hallerde fer'ilerinin de kesinleşmeden takibe konulabilmesi mümkün değildir. (HGK 07.11.1990 tarih 1990/12-446 Esas 564 Karar). Ayrıca çocuk için hükmedilen iştirak nafakası, boşanmaya ilişkin hükmün kesinleşmesi tarihinden itibaren istenilebilir hale gelecektir. Bu durumda Mahkemece, boşanma ve iştirak nafakasına dair ilamı kesinleşmeden takibe konulamayacağı gerekçesiyle takibin tümden iptaline karar verilmesi gerekirken, iştirak nafakası yönünden yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi isabetsizdir. SONUÇ: Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve İİK'nun 366/3. maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine ve 24,30 TL peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 20.10.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Aile Bireyleri Arasında Yardım Nafakası

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Ancak kardeşler arasındaki yardım yükümlülüğü altsoy ve üstsoydan farklı bir şarta bağlanmıştır; aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlı tutulmuştur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Madde 364- Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde bulunmalarına bağlıdır. Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler saklıdır. B. Dava hakkı

Nafakanın Sona Ermesi, Değiştirilmesi ve Gelecek Yıllar Artışı

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, irat olarak ödenmesi kararlaştırılan nafaka alacaklının resmi nikahla yeniden evlenmesi ya da eşlerden birinin vefatı durumunda kendiliğinden kalkar; nafaka alan eşin evlilik bağı bulunmaksızın fiilen evli gibi bir hayat sürmesi, yoksulluğun sona ermesi veya haysiyetsiz bir hayat tarzı benimsenmesi hallerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali koşullarının değişmesi yahut hakkaniyet ilkelerinin zorunlu kılması durumunda aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre iradın yükseltilmesine veya indirilmesine karar verilebilir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin beşinci fıkrası gereğince hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini belirleyebilir. Gelecek yıllara ilişkin artış değerlendirmelerinde TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE ve TÜFE gibi fiyat endeksleri ele alınabilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/4336 Esas, 2014/12972 Karar; 2015/8809 Esas, 2015/17121 Karar ve 2016/10852 Esas, 2017/640 Karar sayılı ilamlarında ÜFE ve TÜFE göstergelerinin uygulanma şartları değerlendirilmiş, tarafların ekonomik dengesi ve olağanüstü değişiklik bulunup bulunmadığı gözetilerek artış ölçütleri tayin edilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/4336, K. 2014/12972Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/4336 E.  ,  2014/12972 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:AİLE MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen nafaka artırımı davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:Davacı vekili dilekçesinde; müşterek çoçuklar lehine hükmolunan iştirak nafakasının artan ihtiyaçlar nedeniyle artırılmasını, ilerleyen yıllarda ÜFE+TÜFE ortalamasının yarısı oranında belirlenen miktarda otomatik artış yapılmasını talep etmiştir. Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davanın kısmen kabulüne ve nafakanın takip eden yıllar için ÜFE+TÜFE ortalamasının yarısı oranında artırılmasına karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Nafaka alacaklısının istemi halinde hükmolunan nafakanın gelecek yıllarda da artırılmasına karar verilirken Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artışa hükmolunur. Mahkemece, infazda tereddüt yaratacak şekilde ÜFE+TÜFE ortalamasının yarısı oranında artışa hükmedilmiş olması, doğru görülmemiştir.Ancak, belirtilen hususların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HUMK. 438/VII, 6100 sayılı Yasanın 370/2 ek 3/1 maddesi anlamında "hakimin takdir yetkisi kapsamında" kalmadığından, hükmün A bendi 2. cümlesinde yer alan “ÜFE +TÜFE ortalamasının yarısı oranında “ ifadesinin silinmek suretiyle, yerine "TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında" ifadesi yazılmak suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 60.50 TL bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 02.10.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8809, K. 2015/17121Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2015/8809 E.  ,  2015/17121 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI 4.AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 24/03/2015 NUMARASI : 2014/784-2015/175 Taraflar arasındaki nafaka davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili davacının lise son sınıf öğrencisi olduğunu ve üniversite sınavına hazırlandığını, davalı babanın ise eğitimine devam eden davacı çocuğuna katkı sağlamak zorunda olduğunu belirterek, davacı için aylık 1000 TL yardım nafakasına hükmedilmesini ve bu nafakanın yıllık TÜFE oranında artırılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini sunmamıştır. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, davacı için aylık 550 TL yoksulluk nafakası takdirine ve nafakanın her yıl TÜFE oranında artırılmasına karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalının sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, nafaka alacaklısının istemi halinde, takdir olunan nafakanın gelecek yıllarda TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında artışa karar verilmesi gerekirken, mahkemece, takdir edilen nafaka miktarının yıllık TÜFE oranında artırılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki; bu yanılgının düzeltilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün 2.fıkrasında yeralan "…her yıl TÜFE oranında artışının sağlanmasına” ifadesi hükümden çıkarılarak yerine “…her yıl TÜİK tarafından açıklanan ÜFE oranında artışının sağlanmasına" ifadesinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilmesine ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10852, K. 2017/640Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2016/10852 E.  ,  2017/640 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE … (AİLE) MAHKEMESİ Taraflar arasındaki yoksulluk nafakasının artırılması davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde;… Asliye … Mahkemesinin 2005/716 Esas, 2006/467 Karar sayılı ilamı ile davacı lehine aylık 200 TL tedbir nafakasına hükmedildiğini, tarafların …. ….Asliye … Mahkemesinin 2008/150 Esas, 2008/444 Karar sayılı ilamı ile boşandıklarını, aynı ilamda …. Asliye … Mahkemesinin 2005/716 Esas, 2006/467 sayılı ilamı ile hükmedilen 200 TL tedbir nafakasının boşanma ilamı kesinleşinceye kadar devamına, kararın kesinleşmesinden sonra 250 TL yoksulluk nafakası olarak devamına karar verildiğini, … ….Asliye … Mahkemesinin kararının 07.06.2012 tarihinde kesinleştiğini, davacının ev hanımı olduğunu, nafakadan başka gelirinin olmadığını, zaman içinde hükmedilen nafakanın davalının ekonomik durumunda meydana gelen artış da dikkate alındığında hakkaniyete aykırı bir hal aldığını belirterek 250 TL olarak belirlenen nafakanın 500 TL'ye çıkartılmasına ve arttırılan nafakaya her yıl ÜFE ve TÜFE oranlarında arttırım uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde; nafakaya ilişkin mahkeme kararının onanarak kesinleştiğini, davacı tarafça hükmedilen nafakanının ve maddi tazminatın … İcra Müdürlüğünün 2006/2806 Esas ve 2011/398 Esas sayılı takip dosyaları ile tahsil edilmeye devam edildiğini, nafaka ve maddi tazminat kesintileri düşüldükten sonra maaşının çok cüzi bir miktar kaldığını, davacının bedensel ve zihinsel bir özrünün bulunmadığını, ülkenin ekonomik ve sosyal durumunda esaslı bir değişiklik yaşanmadığını, davacının eğitim durumu itibariyle gelir getirebilcek bir işte çalışmasının mümkün olduğu, halen babasından maaş aldığını, açılan davanın hakkın kötüye kullanılmasını teşkil ettiğini, kendisinin sağlık giderlerinin ve bakım ihtiyacının olduğunu, zorunlu ihtiyaçlarını ancak karşılayabildiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, davacı taraf lehine, … Asliye … Mahkemesinin 2008/150 Esas ve 2008/444 Karar sayılı ilamı ile belirlenen 250,00 TL yoksulluk nafakanın 175,00 TL daha artırılarak 375,00 TL'ye çıkartılmasına, belirlenen yoksulluk nafakasının dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ayrıca tespit edilen yoksulluk nafakasına TUİK' in her yıl belirlediği Tefe-Tüfe oranında artırım uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir. …-Dava, yoksulluk nafakasının arttırımı talebine ilişkindir. TMK'nun 175.maddesi "Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Kanunda öngörülen şartlar davacı lehine gerçekleştiği takdirde, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ve hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilmesi gerekir." TMK'nun 176/…. maddesine göre de; "Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın artırılması veya azaltılmasına karar verilebilir." Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemeye göre, iradın artırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu zorunlu kılması gerekmektedir. Bu doğrultuda yerleşen dairemiz uygulamasına göre; nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılmalı ve böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır. Dosya kapsamından; tarafların 07.06.2010 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte davacı lehine 250 TL yoksulluk nafakasına karar verildiği,bu davanın açıldığı tarih itibariyle aradan yaklaşık iki yıllık süre geçtiği, davacının … bildirimine göre 249 TL emekli aylığı aldığı, davalının ise emekli olup, aylık 1470 TL gelirinin olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğu iddia ve ispat edilmemiştir. O halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile … nafaka takdiri doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. …-Ayrıca, …'ın yerleşik uygulamasına göre, takdir edilen nafaka miktarının gelecek yıllarda artırılması konusunda … olarak TÜİK'in yayınladığı yıllık ÜFE oranı benimsenmekte olup, mahkemece; takdir edilen nafaka miktarının tefe-tüfe oranında artırılmasına karar verilmesi de isabetli bulunmamıştır. SONUÇ: Yukarıda birinci ve ikinci bentte açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde … atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 25.01.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Nafaka Kararlarının İcrası, Tazyik Hapsi ve Emekli Aylığı Haczi

Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamların icrası genel usul kurallarına tabidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/8421 Esas, 2021/3758 Karar sayılı ilamı gereğince, boşanma kararının eklentisi niteliğindeki yoksulluk ve iştirak nafakasının takibe konulabilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi şarttır; ancak boşanma hükmü kesinleşmiş ise nafaka ve tazminat gibi eklentilerin infazı için bu eklentiler yönünden ayrıca kesinleşme aranmaz. Yine aynı ilama göre mahkeme ilamıyla hüküm altına alınan yoksulluk nafakası için ilamsız icra takibi yapılamaz ve ilamlı icra takiplerinde icra inkar tazminatına hükmedilemez.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/8421, K. 2021/3758Kaynağı aç
12. Hukuk Dairesi         2020/8421 E.  ,  2021/3758 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İCRA HUKUK MAHKEMESİ Silifke İcra Hukuk Mahkemesi'nin 26/02/2019 tarih 2019/20 esas 2019/33 karar sayılı mahkeme kararının süresi içinde istinaf yolu ile tetkiki davacı vekili tarafından istenmesi üzerine dosya dairemize gönderilmekle dava dosyası için düzenlenen inceleme raporu dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: DAVA: Davacı borçlu vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine… İcra Dairesi'nin 2019/706 esas sayılı dosyası ile… 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/42 esas 2018/93 karar sayılı ilamına dayalı olarak takip başlatıldığını, dayanak ilamı nafaka ve tazminat yönünden müvekkilinin temyiz ettiğini, temyiz sonucu onama kararı verildiğini ve 02/01/2019 tarihinde taraflarına tebliğ edildiğini ancak 15 günlük karar düzeltme süresi dolmadığından kesinleşme şerhi vurulmadığını, dolayısıyla nafakaya ilişkin kararın Ocak ayı sonu itibariyle kesinleşeceğini, ayrıca davalının müvekkili hakkında yine… İcra Dairesi'nin 2015/1732 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin nafakasını düzenli olarak ödediğini, bu dosya üzerinden muhtıra ile nafakanın 100,00 TL arttırıldığını, kesinleşmeden sonra nafakanın 450,00 TL olduğuna dair muhtıra çekilmesi gerekirken müvekkilini zarara uğratmak için ek olarak icra vekalet ücreti ve icra harcı ve diğer ücretler olarak müvekkilini ekonomik buhrana uğratmak için yeni bir icra takibini usulsüz olarak başlattığını, söz konusu icra dosyasında müvekkilinin hiçbir borcu olmadığını, nafaka ya ilişkin hükmün Ocak ayı sonuna denk gelmesine rağmen Ocak 2019 ayı nafaka bedelini de yatırmış olduğunu beyan ederek… İcra Dairesi'nin 2019/706 esasında kayıtlı bulunan icra takibinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; … İcra Dairesi'nin 2019/706 esas sayılı dosyasında takip ile … İcra Dairesi'nin 2015/1732 esas sayılı dosyası ile tahsilde tekerrüre neden olmamak kaydı ile takibe dayanak ilamın kesinleşme tarihinde itibaren 2018/ yılı Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim ve Kasım ayları fark nafaka bedelleri ile 2019 yılı Ocak ayı nafaka bedelinin ve ayrıca her ayın 1. gününde tahakkuk edecek aylık 450.00 TL yoksulluk nafakasının tahsilinin talep edildiğini, takip şeklinin ilamlı takip olduğunu, … İcra Dairesi'nin 2015/1732 esas sayılı takip dosyasında ise takip ile "Silifke 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ara kararı gereği hükmedilen aylık 350,00 TL tedbir alacağı nafakasının tahsili talep edildiğini, takip şeklinin ilamsız takip olduğunu, 08.10.2014-08.03.2015 tarihleri arasında işleyen 5 aylık tedbir nafakası alacağının talep edilmiş olup takip tarihinden sonra işleyen nafakalara yönelik bir talep bulunmadığını, dolayısıyla anılan takip dosyasının infaz olduğunu, gerek önceki takibin ilamsız takip olması gerekse de infaz olmuş olması karşısında önceki takip dosyası üzerinden takibe devam etme olanağı bulunmadığını, başlatılan takipte hukuka aykırılık bulunmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, taraflar arasında… 3.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/42 Esas 2018/93 Karar sayılı dosyasında boşanma davası görüldüğü, 01/03/2018 tarihinde tarafların boşanmalarına, nafaka, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği, boşanmaya ilişkin hükmün 01/06/2018 tarihinde kesinleştiği, nafaka hükümlerinin boşanma kararının kesinleşmesi ile muaccel hale geleceği, 01/06/2018 tarihinden itibaren nafaka miktarının 450,00 TL olarak belirlendiği, YİBK 2017/2 E. 2017/3 K. sayılı kararı gereği ilamlı takiplerin ilamsız takibe konu edilemeyeceği… İcra Müdürlüğünün 2019/706 sayılı takip dosyasında başlatılan takibin usul ve yasaya uygun olduğu kanaati oluşmakla davanın reddine, ilamlı icrada icra inkar tazminatı öngörülmediğinden davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin eldeki davayı ilamın ilamsız takip yapılamayacağından bahisle red kararı verdiğini, ancak ilamsız takibin dayanağının yerel mahkemenin ara kararı ile hükmedilen tedbir nafakası olduğunu, tedbir nafakası ile başlatılan takibe itiraz edilmediğini, zaten yerel mahkemenin ara kararının da ilam niteliği taşıdığını, bu ilamsız icra takibi ile başlatılan nafakayı müvekkili düzenli olarak ödemekte iken davalı tarafın devam eden nafaka dosyası var iken yeniden yerel mahkeme ilamını ilamlı icra konu edip müvekkiline ek icra vekalet ücreti ve masraflar doğurmaması nedeniyle davalının devam eden nafaka dosyasına yoksulluk nafakası adı altında düzenli olarak halen de yatırmakta olduğunu, burada amacın ilamın ilamsız veya ilamlı icra takibi yapılıp yapılmadığı değil müvekkilini maddi açıdan zarara uğratmak olduğunu, zaten davalının devam eden ilamsız icra takibine müvekkilinin yeni bir icra vekalet ücreti ve masraflar çıkmaması için itiraz etmediğini, aynı dosya üzerinden yoksulluk nafakasını yatırmaya devam ettiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Uyuşmazlık, ilamlı takipte takibin iptali talebine ilişkindir. Silifke İcra Dairesinin 2019/706 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklı Havva Gönen tarafından borçlu … hakkında 23/01/2019 tarihinde ilamların icrası yoluyla birikmiş 1.150,00 TL nafakanın ve aylık işleyecek 450,00 TL'nin tahsili için ilamlı takip başlatıldığı anlaşılmıştır. HUMK'nin 443/4. (HMK'nin 367/2.) maddesi gereğince aile ve şahsın hukuku ile ilgili hükümler kesinleşmedikçe takibe konu edilemez. Ayrıca, boşanma kararının "eklentisi" olan (yoksulluk) ve (iştirak) nafakası da aynı kurala tabi olup, icra takibine konu edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi gerekir. Bir başka anlatımla boşanma hükmü kesinleşmiş ise, eklentilerin (Yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi ve manevi tazminat vs.) infaz edilmesi için kararın, eklentiler yönünden de kesinleşmesi gerekmez. Somut olayda; icra takibinin dayanağı olan ilam, boşanma ilamının fer'isi olan yoksulluk nafakasına ilişkin olup, boşanma hükmü tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine 01/06/2018 tarihinde kesinleşmiştir. Boşanma hükmünün 01.06.2018 tarihinde kesinleşmesi nedeniyle, feri kalemler yönünden 23/01/2019 tarihinde yapılan ilamlı takipte bir usulsüzlük bulunmamaktadır. (Benzer karar Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 25/10/2018 tarih 2018/4469 esas 2018/10618 karar) İlamda boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren nafakanın 100.00 TL artarak 450,00 TL yoksulluk nafakası olarak devamına karar verilmiştir. Kararın kesinleşme tarihi olan 01/06/2018 tarihinden takip tarihi olan 23/01/2019 tarihine kadar ki nafaka bedeli olan 1.150,00 TL'nin talep edilmesinde hukuka aykırılık yoktur. Mahkemece ilamla hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının ilamsız takip yapılamayacağına ve ilamlı takipte icra inkar tazminatı verilemeyeceğine ilişkin gerekçesinde hukuka aykırı yön bulunmamaktadır. Yukarıda belirtilen nedenlerle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık olmadığı ve hükümde kamu düzenine aykırılık da bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm hukuka uygun bulunmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin… İcra Hukuk Mahkemesi'nin 26/02/2019 tarih 2019/20 esas 2019/33 karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 10 TL'nin davacıdan tahsiline, İstinaf yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan masrafların istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, HMK'nın 333. maddesi gereğince gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Kararın taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere 12/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 5311 Sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken 6100 Sayılı HMK'nin 370. maddeleri uyarınca ONANMASINA, alınması gereken 59,30 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline, 30/03/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.

2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, nafaka kararlarının gereklerini ifa etmeyen borçlu aleyhine, hak sahibinin şikâyetiyle üç aya kadar tazyik hapsi yaptırımı uygulanır. Bu hapsin tatbikine geçildikten sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir. Tazyik hapsi yaptırımının işletilebilmesi için öncelikle borçlu aleyhine icra takibine girişilmiş olması şarttır. Kanun'un anılan maddesinin ikinci fıkrası gereğince borçlu, nafakanın kaldırılması veya indirilmesi talebiyle dava açmışsa, ileri sürülen sebepler incelenerek tazyik hapsinin tatbiki bu davanın neticelenmesine kadar bırakılabilir.

2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Madde 344 – (Değişik: 31/5/2005-5358/15 md.) Nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlunun, alacaklının şikâyeti üzerine, üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse, borçlu tahliye edilir. Borçlunun, nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması halinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak, tazyik hapsinin uygulanması bu davanın sonuna bırakılabilir. Hükmi şahısların muamelelerinde kimlerin ceza göreceği:

Emekli maaşları ve sosyal güvenlik ödenekleri kural olarak hacze tabi tutulamazken nafaka alacakları bu genel kuralın dışında bırakılmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin birinci fıkrası gereğince, sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri nafaka borçları ile Kanun'un 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar haricinde haczedilemez; borçlunun muvafakati olmasa dahi nafaka alacakları yönünden haciz uygulanabilir.

5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 93Kaynağı aç
MADDE 93- (Değişik birinci fıkra: 17/4/2008-5754/56 md.) Bu Kanun gereğince sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri, sağlık hizmeti sunucularının genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanması sonucu Kurum nezdinde doğan alacakları, devir ve temlik edilemez. Gelir, aylık ve ödenekler; 88 inci maddeye göre takip ve tahsili gereken alacaklar ile nafaka borçları dışında haczedilemez. Bu fıkraya göre haczi yasaklanan gelir, aylık ve ödeneklerin haczedilmesine ilişkin talepler, borçlunun muvafakati bulunmaması halinde, icra müdürü tarafından reddedilir.[173] (Değişik ikinci fıkra: 17/4/2008-5754/56 md.) Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tâbidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar, döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren, zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için 89 uncu madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı, 88 inci maddede belirtilen ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır. Bu Kanuna dayanılarak Kurumca açılacak tazminat ve rücȗ davaları, on yıllık zamanaşımına tâbidir. Zamanaşımı tarihi; rücȗ konusu gelir ve aylıklar bakımından Kurum onay tarihinden, masraf ve ödemeler için ise masraf veya ödeme tarihinden itibaren başlar. Zamanaşımından sonra yapılan ödemeler kabul edilir. Ancak, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendine tâbi sigortalıların zamanaşımı nedeniyle prim ödenmeyen süreleri, sigortalılık süresinden sayılmaz ve bu süreye ilişkin sigortalılık hak ve yükümlülükleri düşer. Kontrol muayenesi
Boşanma davasında hâkim talep olmadan nafakaya karar verebilir mi?

Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca geçici nitelikteki tedbir nafakasına kendiliğinden (re'sen) karar verebilir. Ancak boşanma sonrasına ilişkin yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için hak sahibinin açık talebi zorunludur; hâkim yoksulluk nafakasına re'sen karar veremez.

Nafaka ödenmemesi çocuğun ebeveyniyle kişisel ilişkisini engeller mi?

Nafaka borcunun ödenmemesi çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını ve görüşmeyi engellemez. Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında düzenlenen iştirak nafakası ile kişisel ilişki hakkı hukuken birbirinden bağımsız kurumlardır; nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesi kişisel ilişki hakkını ortadan kaldırmaz.

Nafaka borcunu ödemeyen taraf hakkında hapis yaptırımı uygulanır mı?

Nafakaya ilişkin kararların gereklerini yerine getirmeyen borçlu hakkında, icra takibi başlatılmış olması ve alacaklının şikâyette bulunması şartıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin infazı esnasında borç ödenirse kişi tahliye edilir; ayrıca borçlunun nafakanın kaldırılması veya indirilmesi davası açmış olması halinde hapsin infazı davanın sonuna bırakılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu