Nafaka Kavramı, Türleri ve Yargılama Usulü
Nafaka; evlilik birliği, hısımlık veya boşanma ilişkisinden doğan, ihtiyaç sahibi bireyin geçimini temin etmeye ya da müşterek çocuğun bakım ve yetiştirilmesine katkı sağlamaya yönelik parasal edimdir. Türk Medeni Kanunu kapsamında nafaka; boşanma sürecinde ve ayrı yaşama halinde uygulanan tedbir nafakası, boşanmanın kesinleşmesi sonrasında bağlanan yoksulluk nafakası, velayet düzenlemesi gereği müşterek çocuk lehine takdir edilen iştirak nafakası ve yoksulluk tehlikesiyle karşılaşan hısımların talep edebildiği yardım nafakası olmak üzere dört temel türe ayrılır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 316. maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi uyarınca her çeşit nafaka davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Eşlerin evlenmeden önce yapacakları ve boşanma sonrasında nafaka verilmeyeceğine ilişkin sözleşmeler ile bu yöndeki hükümler ise hukuken geçersizdir.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 316Kaynağı aç
Geçici Önlem Olarak Tedbir Nafakası ve Ayrı Yaşama Hali
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim, yargılama boyunca eşlerin barınma ve geçim şartları, mal varlığının idaresi ile müşterek çocukların bakım ve korunmasına dair geçici önlemleri kendiliğinden alır. Geçici nitelik taşıyan tedbir nafakasında tarafların kusur durumuna bakılmaz; ihtiyaç içindeki tam kusurlu eş lehine dahi bu nafakaya hükmedilebilir. Tedbir nafakası alacağında faiz başlangıç tarihi tedbir nafakasının verildiği karar tarihidir. Mahkemenin ara kararıyla belirlediği tedbir nafakası ilam veya icra mevzuatı anlamında ilam niteliğinde belge sayılmadığından, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/13828 Esas, 2018/9636 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere ara kararlar için ilamlı icraya başvurulamaz.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 169Kaynağı aç
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2018/13828, K. 2018/9636Kaynağı aç
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, ortak yaşama ara verilmesi haklı bir nedene dayanmaktaysa eşlerden birinin talebi üzerine mahkeme, tarafların birbirine sağlayacağı parasal katkıyı, konut ile ev eşyasının tahsisini ve mal varlığının idaresine ilişkin tedbirleri belirler. Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, eşlerden birinin haklı bir gerekçe bulunmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak yaşamın başka nedenlerle olanaksız hale gelmesi durumunda da bu mali katkı ve geçici koruma önlemleri talep edilebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 197Kaynağı aç
Boşanma davasının esası hakkında verilen nihai hükümle ilama bağlanan tedbir nafakasının infazı ise ilamın kesinleşmesine bağlı tutulmamıştır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2018/13828 Esas, 2018/9636 Karar sayılı ilamına göre, tedbir nafakası alacağı davanın esasıyla birlikte ilama bağlanmışsa ve boşanma davasının reddine dair karar verilmişse, bu ret kararı kesinleşmeden de tedbir nafakası ilamlı icra takibine konu edilebilir.
Boşanma Sonrası Yoksulluk Nafakası ve Yetkili Mahkeme
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesi uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru diğer taraftan daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir; nafaka yükümlüsünün ayrıca kusurlu olması aranmaz. Hâkim yoksulluk nafakasına kendiliğinden karar veremez, bu yönde açık bir talebin bulunması zorunludur. 4721 sayılı Kanun'un 176. maddesinin birinci fıkrası uyarınca yoksulluk nafakasının toptan veya durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar verilebilir. Boşanma davasının kesinleşmesinden sonra açılacak nafaka davalarında ise aynı Kanun'un 177. maddesi gereğince nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 175Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 177Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 176Kaynağı aç
Ortak Çocukların Korunması ve İştirak Nafakası
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca velayet hakkı kendisine bırakılmayan eş, müşterek çocuğun iaşe, bakım ve öğrenim giderlerine mali gücü nispetinde katılmakla yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre mahkeme hükmünde, tesis edilen kişisel ilişki düzenlemesinin yerine getirilmemesi durumunda çocuğun menfaatine ters düşmemek şartıyla velayetin değiştirilebileceği ihtar edilir. Çocuğun ana veya babasıyla kişisel ilişki kurması ile nafaka ödeme borcu birbirinden bağımsızdır; nafakanın ödenmemesi kişisel görüşme hakkını ortadan kaldırmaz veya etkilemez. Müşterek çocuk yararına hükmolunan iştirak nafakası, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2015/16421 Esas, 2015/18638 Karar sayılı ilamı gereğince boşanmaya ilişkin kararın kesinleşmesiyle birlikte talep edilebilir hale gelir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 182Kaynağı aç
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2015/16421, K. 2015/18638Kaynağı aç
Aile Bireyleri Arasında Yardım Nafakası
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 364. maddesinin birinci fıkrası uyarınca herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle yükümlüdür. Ancak kardeşler arasındaki yardım yükümlülüğü altsoy ve üstsoydan farklı bir şarta bağlanmıştır; aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca kardeşlerin nafaka yükümlülükleri refah içinde bulunmalarına bağlı tutulmuştur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 364Kaynağı aç
Nafakanın Sona Ermesi, Değiştirilmesi ve Gelecek Yıllar Artışı
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, irat olarak ödenmesi kararlaştırılan nafaka alacaklının resmi nikahla yeniden evlenmesi ya da eşlerden birinin vefatı durumunda kendiliğinden kalkar; nafaka alan eşin evlilik bağı bulunmaksızın fiilen evli gibi bir hayat sürmesi, yoksulluğun sona ermesi veya haysiyetsiz bir hayat tarzı benimsenmesi hallerinde ise mahkeme kararıyla kaldırılır. Tarafların mali koşullarının değişmesi yahut hakkaniyet ilkelerinin zorunlu kılması durumunda aynı maddenin dördüncü fıkrasına göre iradın yükseltilmesine veya indirilmesine karar verilebilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 176. maddesinin beşinci fıkrası gereğince hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenen nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini belirleyebilir. Gelecek yıllara ilişkin artış değerlendirmelerinde TÜİK tarafından yayımlanan ÜFE ve TÜFE gibi fiyat endeksleri ele alınabilmektedir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/4336 Esas, 2014/12972 Karar; 2015/8809 Esas, 2015/17121 Karar ve 2016/10852 Esas, 2017/640 Karar sayılı ilamlarında ÜFE ve TÜFE göstergelerinin uygulanma şartları değerlendirilmiş, tarafların ekonomik dengesi ve olağanüstü değişiklik bulunup bulunmadığı gözetilerek artış ölçütleri tayin edilmiştir.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/4336, K. 2014/12972Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2015/8809, K. 2015/17121Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2016/10852, K. 2017/640Kaynağı aç
Nafaka Kararlarının İcrası, Tazyik Hapsi ve Emekli Aylığı Haczi
Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamların icrası genel usul kurallarına tabidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/8421 Esas, 2021/3758 Karar sayılı ilamı gereğince, boşanma kararının eklentisi niteliğindeki yoksulluk ve iştirak nafakasının takibe konulabilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi şarttır; ancak boşanma hükmü kesinleşmiş ise nafaka ve tazminat gibi eklentilerin infazı için bu eklentiler yönünden ayrıca kesinleşme aranmaz. Yine aynı ilama göre mahkeme ilamıyla hüküm altına alınan yoksulluk nafakası için ilamsız icra takibi yapılamaz ve ilamlı icra takiplerinde icra inkar tazminatına hükmedilemez.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/8421, K. 2021/3758Kaynağı aç
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, nafaka kararlarının gereklerini ifa etmeyen borçlu aleyhine, hak sahibinin şikâyetiyle üç aya kadar tazyik hapsi yaptırımı uygulanır. Bu hapsin tatbikine geçildikten sonra borç ödenirse borçlu tahliye edilir. Tazyik hapsi yaptırımının işletilebilmesi için öncelikle borçlu aleyhine icra takibine girişilmiş olması şarttır. Kanun'un anılan maddesinin ikinci fıkrası gereğince borçlu, nafakanın kaldırılması veya indirilmesi talebiyle dava açmışsa, ileri sürülen sebepler incelenerek tazyik hapsinin tatbiki bu davanın neticelenmesine kadar bırakılabilir.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 344Kaynağı aç
Emekli maaşları ve sosyal güvenlik ödenekleri kural olarak hacze tabi tutulamazken nafaka alacakları bu genel kuralın dışında bırakılmıştır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 93. maddesinin birinci fıkrası gereğince, sigortalılar ve hak sahiplerinin gelir, aylık ve ödenekleri nafaka borçları ile Kanun'un 88. maddesine göre takip ve tahsili gereken alacaklar haricinde haczedilemez; borçlunun muvafakati olmasa dahi nafaka alacakları yönünden haciz uygulanabilir.
5510 sayılı SOSYAL SİGORTALAR VE GENEL SAĞLIK SİGORTASI KANUNU m. 93Kaynağı aç
Boşanma davasında hâkim talep olmadan nafakaya karar verebilir mi?
Boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkim Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca geçici nitelikteki tedbir nafakasına kendiliğinden (re'sen) karar verebilir. Ancak boşanma sonrasına ilişkin yoksulluk nafakasına hükmedilebilmesi için hak sahibinin açık talebi zorunludur; hâkim yoksulluk nafakasına re'sen karar veremez.
Nafaka ödenmemesi çocuğun ebeveyniyle kişisel ilişkisini engeller mi?
Nafaka borcunun ödenmemesi çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını ve görüşmeyi engellemez. Türk Medeni Kanunu'nun 182. maddesi kapsamında düzenlenen iştirak nafakası ile kişisel ilişki hakkı hukuken birbirinden bağımsız kurumlardır; nafaka yükümlülüğünün yerine getirilmemesi kişisel ilişki hakkını ortadan kaldırmaz.
Nafaka borcunu ödemeyen taraf hakkında hapis yaptırımı uygulanır mı?
Nafakaya ilişkin kararların gereklerini yerine getirmeyen borçlu hakkında, icra takibi başlatılmış olması ve alacaklının şikâyette bulunması şartıyla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir. Hapsin infazı esnasında borç ödenirse kişi tahliye edilir; ayrıca borçlunun nafakanın kaldırılması veya indirilmesi davası açmış olması halinde hapsin infazı davanın sonuna bırakılabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

