Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları ve Hukuki Usulü

by Avukat Erdal Ersoy
Anlaşmalı Boşanma Davası Şartları ve Hukuki Usulü

Anlaşmalı Boşanmanın Şartları ve Evlilik Süresinin Hesabı

Türk Medeni Kanunu m. 166/3 uyarınca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması halinde, eşlerin birlikte mahkemeye başvurması ya da bir eşin diğerinin açtığı boşanma davasını kabul etmesi durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Kanunda aranan bir yıllık süre usuli bir dava şartı niteliğinde olmayıp evlilik birliğinin sarsıldığını gösteren kanuni karinenin zorunlu unsurudur. Bu sürenin hesabında evlenme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasındaki süre esas alınır. Daha önce boşanıp yeniden evlenen eşler yönünden bir yıllık sürenin başlangıcı ilk evlilik hesaba katılmaksızın ikinci evlilik tarihine göre belirlenir. Dava açıldığı tarihte bir yıllık evlilik süresi henüz tamamlanmamışsa eşlerin karşılıklı kabulüne dayanılarak anlaşmalı boşanma hükmü kurulamaz; yargılama esnasında bir yıl dolsa dahi dava çekişmeli boşanmaya dönüşür ve deliller toplanarak Türk Medeni Kanunu m. 166/1-2 çerçevesinde değerlendirme yapılır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Duruşma Usulü ve Eşlerin Bizzat Dinlenmesi Zorunluluğu

Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi şarttır. Vekâletnamede özel yetki bulunsa dahi vekillerin dinlenmesi yeterli görülmez ve tarafların mahkeme huzuruna gelmesi gerekir. Eşlerin istinabe yani talimat yoluyla başka bir mahkemece dinlenmesi mümkün değildir; ancak aynı anda ses ve görüntü iletimi sağlayan SEGBİS sistemi üzerinden tarafların beyanlarının alınması usule uygundur. Eşlerden birinin cezaevinde bulunması halinde vasi dinlenerek anlaşmalı boşanmaya karar verilemez, cezaevindeki eşin bizzat duruşmaya getirtilerek iradesinin tespit edilmesi zorunludur. Benzer biçimde kısıtlanan eş bakımından da vasinin beyanıyla anlaşmalı boşanma kararı verilemez.

Boşanma Anlaşması ve Hâkimin İnceleme Yetkisi

Anlaşmalı boşanmada yazılı bir protokol sunulması tek geçerlilik yolu olmayıp, tarafların mali sonuçlar ve çocukların durumu hakkındaki sözlü beyanlarını duruşmada tutanağa geçirtip imzalamaları ile de anlaşma sağlanabilir. Boşanmanın fer'i sonuçlarına ilişkin sözleşmeler Türk Medeni Kanunu m. 184/5 gereğince hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerlilik kazanmaz ve hukuki sonuç doğurmaz. Hâkim, eşlerin ve çocukların menfaatlerini gözeterek sunulan düzenlemede gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; bu değişikliklerin taraflarca kabulü halinde anlaşmalı boşanmaya hükmolunur ve bu halde ikrarların hâkimi bağlamayacağı yönündeki genel usul kuralı uygulanmaz. Buna karşılık velayet, kişisel ilişki veya mali hususlarda hâkimin önerdiği düzenleme kabul edilmez ve mahkemenin onaylayacağı yeni bir mutabakata varılamazsa dava Türk Medeni Kanunu m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 184Kaynağı aç
Madde 184- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir: 1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz. 2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez. 3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz. 4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder. 5. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz. 6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM EVLİLİĞİN GENEL HÜKÜMLERİ A. Haklar ve yükümlülükler I. Genel olarak

Kusur Araştırması Yasağı ve Davanın Çekişmeliye Dönüşmesi

Eşlerin boşanma iradesi üzerinde uzlaşmış olmaları ortak yaşamın çekilmez hale geldiğine kesin karine oluşturduğundan evlilik içi olaylar değerlendirilmez, kusur araştırması yapılmaz ve tarafların sübjektif boşanma saiklerine bakılmaz. Yerel mahkeme kararından sonra taraflardan birinin karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurması anlaşma iradesinden dönüldüğü sonucunu doğurur; tüm ferilerde uzlaşma şartı ortadan kalkacağından karar bozulur veya kaldırılır ve yargılama çekişmeli boşanma olarak devam eder. Öte yandan ilk derece mahkemesinde sonuçlanan çekişmeli bir boşanma davası da kanun yolu incelemesi sırasında sunulacak bir anlaşma protokolü ile anlaşmalı boşanmaya dönüştürülebilir. Anlaşmalı boşanmanın gerçekleşmemesi halinde ise sunulmuş protokoldeki karşılıklı talepte bulunulmayacağına dair kayıtlar yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat haklarından feragat niteliğinde kabul edilmez.

Yetkili Mahkeme, Mal Paylaşımı ve İştirak Nafakası Talepleri

Boşanma davalarında yetkili mahkeme Türk Medeni Kanunu m. 168 gereğince eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanma sürecinde tarafların mal rejimini tasfiye etmeleri zorunlu tutulmamıştır; ancak mal paylaşımı düzenlenmişse hâkimin bu düzenlemeyi uygun bulabilmesi için paylaşıma konu tüm malların tek tek sayılıp belirlenmesi gerekir. Boşanma protokolünde kararlaştırıldığı halde karara geçirilmeyen mülkiyet uyuşmazlıkları ve tapu iptal tescil istemlerinde genel mahkemeler görevliyken, anlaşmalı boşanma hükmünden kaynaklanan tapu iptal ve tescil davalarında aile mahkemeleri görevlidir. Anlaşmalı boşanma sırasında ortak çocuk için iştirak nafakası talep edilmemiş olsa dahi ortak çocuğun üstün yararı gereği iştirak nafakası sonradan talep edilebilir veya artırılması istenebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 168Kaynağı aç
Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. III. Geçici önlemler

Boşanmanın ve Dava Sırasında Eşin Vefatının Mirasçılığa Etkisi

Türk Medeni Kanunu m. 181/1 uyarınca boşanan eşler bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış ölüme bağlı tasarruflarla sağlanan hakları aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybederler. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde Türk Medeni Kanunu m. 181/2 hükmü devreye girer. Bu düzenlemeye göre ölen eşin mirasçılarından birinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunu ispatlaması durumunda sağ kalan eş yasal mirasçı olamaz ve ölüme bağlı haklarını kaybeder. Ölen eşin mirasçılarının bu hakları kullanabilmesi murisin sağlığında açılmış ve ölümünden sonra devam eden bir boşanma davasının bulunmasına bağlıdır ve mirasçıların hakları murisin sağlığındaki hak ve yetkileriyle sınırlıdır; nitekim muris sağlığında kusur vakıası ileri sürmemişse mirasçıların talebiyle diğer eşe kusur yüklenemez. Öte yandan anlaşmalı boşanma davasında eşin ölümü halinde mirasçıların kusur tespiti için davaya devam edip edemeyeceğine ilişkin iki farklı hukuki değerlendirme bulunmaktadır: Bir yaklaşımda mirasçıların kusur tespitine yönelik talebi hakkında hüküm kurulması gerektiği belirtilirken; diğer yaklaşımda anlaşmalı boşanmanın kusur esasına dayanmaması ve mahkemenin kusur araştırması yapamayacak olması gerekçesiyle mirasçıların Türk Medeni Kanunu m. 181 uyarınca davaya devam haklarının bulunmadığı kabul edilmektedir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 181Kaynağı aç
Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler. (Değişik ikinci fıkra: 31/3/2011-6217/19 md.) Boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın hakları 1. Hâkimin takdir yetkisi
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2019/8557, K. 2020/3040Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2019/8557 E.  ,  2020/3040 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi DAVA TÜRÜ : Boşanma Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı erkek mirasçıları tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 16.06.2020 günü temyiz eden davacı … mirasçıları ve vekilleri ile karşı taraf davalı … ve vekilleri gelmediler. Davalı … vekili Av. …'ın mazeret dilekçesi verdiği görüldü, mazereti yerinde görülmedi. İşin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı erkek tarafından anlaşmalı boşanma davası (TMK m. 166/3) açılmış olup, yargılama devam ederken erkek eşin ölümü üzerine davaya TMK.m.181/2 uyarınca erkek eşin mirasçıları tarafından devam edilmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının ölümü ile evlilik birliği sona erdiğinden konusuz kalan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve sağ kalan eşin boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin bu kararı davalı kadın tarafından istinaf edilmiş ve bölge adliye mahkemesince yapılan yargılamada "…davayı, ölen erkek eş taraflarca imzalanan anlaşma protokolüne göre açmıştır. Ölen eş tarafından açılmış bir çekişmeli boşanma davası bulunmamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun 181. maddesi ile mirasçılara tanınan davayı devam ettirme hakkı için, devam ettirilen davada sağ kalan eşin kusurunun ispatlanması zorunluluktur. Bu ise ancak sağ kalan eşin kusurunun ispatlanma olanağı bulunan davalarda gerçekleştirilebilir. Anlaşmalı boşanma davasında, mirasçılar sağ kalan eşin herhangi bir kusurunu kanıtlayamayacaktır. Bu tür boşanma davalarında sağ kalan eşin kusurunu ölen eş bile tartışmaz ve dahi tartışmaya açmazken ölenin mirasçılarının bunu gerçekleştirmesi kabul edilemez" gerekçesi ile davalı kadının istinaf itirazının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, boşanma davası konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına şeklinde yeniden hüküm tesis edilmiş olup, sağ kalan eş yönünden TMK.m.181/2 uygulamasına göre mahkemece yapılması gereken kusur tespitine ilişkin hüküm kurulmamıştır. TMK m. l81/2'ye göre; boşanma davası devam ederken, ölen eşin mirasçılarından birisinin davaya devam etmesi ve diğer eşin kusurunun ispatlanması halinde, sağ eş, ölen eşin yasal mirasçısı olamaz ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla kendisine sağlanan hakları, aksi tasarruftan anlaşılmadıkça kaybeder. Somut olayda, boşanma davasının açılmasından sonra davacı erkek 21.02.2017 tarihinde vefat ettiğine göre, ölenin mirasçıları tarafından takip edilen davanın; sağ kalan eşin kusurunun tespitine ilişkin olduğu, sağ kalan eşin kusur durumunun gerekçe kısmında tartışılmış olması yeterli olmayıp, hüküm kısmında da kusur tespitine yönelik olumlu ya da olumsuz hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, bölge adliye mahkemesince verilen hükümde; "Konusuz kalan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığı" kararının yanında ayrıca sağ kalan eşin kusur belirlemesine yönelik talebi hakkında olumlu veya olumsuz hüküm kurulmaması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 16.06.2020 (Salı)
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2022/9981, K. 2023/512Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2022/9981 E.  ,  2023/512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi HÜKÜM/KARAR : Başvurunun kabulü ile yeniden esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Aile Mahkemesi Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı erkeğin mirasçıları tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkeğin mirasçıları tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı erkek dava dilekçesinde, eşi ile aralarında geçimsizliğin mevcut olması sebebiyle anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı duruşmada; hiçbir baskı altında kalmadan kendi rızası ile anlaşmalı boşanmayı kabul ettiğini, müşterek çocuklarının olmadığını, kendisi için nafaka ve tazminat isteme hakkından, eşya, ziynet eşyası ve katkı payı talep etme hakkından feragat ettiğini, kızlık soyadının AKDAL olduğunu beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında görülen anlaşmalı boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda; davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince boşanmalarına karar verilmiş, karardan sonra, fakat kesinleşmeden önce davacı erkek 24.02.2019 tarihinde vefat etmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacı erkek mirasçıları ve davalı kadın tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı erkek mirasçıları istinaf dilekçesinde; kusur tespiti yönünden davaya mirasçı olarak devam etmek istediklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır. 2.Davalı kadın katılma yoluyla istinaf delikçesinde; evliliğin ölüm nedeniyle sona erdiği, ölüm nedeniyle davanın konusuz kaldığı, dava anlaşmalı boşanma davası olduğundan mirasçılarının kusur yönünden davaya devam edemeyeceklerini, boşanma hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı …'ın istinaf aşamasında ölümüyle, evlilik birliğinin ölümle sona erdiği, davanın 4721 Sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince anlaşmalı boşanma davası olması nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi gereğince davacı- davalı mirasçılarının davaya devam hakkı bulunmadığı zira anlaşmalı boşanma davasının kusur esasına dayanmaması ve mahkemenin de kusur araştırması yapamaması nedeniyle ölen eşin mirasçılarının davanın diğer eşe karşı sürdürülmesini isteme haklarının olmadığı gerekçesiyle, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının ölümü nedeniyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı mirasçılarının davaya devam etme isteklerine ilişkin istinaf taleplerinin reddine, davalının konusuz kalan istinaf talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, tarafların anlaşmalı boşanma protokülündeki talepleri doğrultusunda yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacı mirasçıları temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı erkek mirasçıları kusur tespiti yönünden davaya mirasçı olarak devam etmek istediklerini belirterek temyiz talebinde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı erkek mirasçılarının anlaşmalı boşanma davasında davaya sağ kalan eşin kusur tespiti yönünden devam edip edemeyeceği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası, 181 inci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı erkek mirasçıları tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2024/290, K. 2024/7909Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2024/290 E.  ,  2024/7909 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1307 E., 2023/1733 K. KARAR : Kaldırma, esas hakkında yeniden hüküm İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. Aile Mahkemesi SAYISI : 2019/340 E., 2021/30 K. Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına, davacı kadının boşanmaya sebebiyet verecek derecede kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, davalı mirasçıların kusur tespitine yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı kadın dava dilekçesinde özetle; erkek ile 17.04.2019 tarihinde evlendiğini, erkek ile aralarında çıkan anlaşmazlıklar ve fikir uyuşmazlıkları sebebi ile düğün yapılmadan ayrıldıklarını, herhangi bir fiili birlikteliğin olmadığını, nikah tarihinden itibaren ayrı evlerde yaşadıklarını, erkek ile evli kalmak istemediğini, evliliğin sonlandırılması için erkek ile anlaştıklarını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı erkek cevap dilekçesinde özetle; kadın ile evli kalmak istemediğini, boşanmak istediğini, açılan davaya bir itirazı olmadığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların 17.04.2019 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklarının bulunmadığı, eldeki davanın 06.05.2019 tarihinde açıldığı, davalı erkeğin dava tarihi sonrasında 06.12.2019 tarihinde vefat ettiği, dava dilekçesinde dava konusu evliliğin feshi olarak gösterilmiş ise de dilekçe içeriğinin boşanmaya ilişkin olduğu, fesih talebine ilişkin herhangi bir açıklama, bilgi, belge, delil ibraz edilmediği, tarafların 13.05.2019 tarihli ortak dilekçesiyle her hususta anlaştıklarını belirterek duruşma gününün öne çekilmesi talebinde bulundukları, müteveffa davalının 27.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde açılan davayı kabul ettiğini, boşanmak istediğini belirterek tanığını bildirdiği, bu itibarla açılan davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesine dayalı boşanma davası olduğu, davalı erkeğin dava tarihi sonrasında 06.12.2019 tarihinde vefatı ve davalı mirasçılarının katılımı ile boşanma talebiyle açılan davanın kusur tespitine dönüştüğü, kadının erkek ile evlenmesinden sonra yaklaşık 2 haftalık bir süre boyunca erkeğe ait ortak hanede kaldığı, sonrasında yaşlı bir kadına bakacağını söyleyerek evden ayrıldığı, bir daha dönmediği, bir süre sonra eşyalarını ortak konuttan aldırdığı, tarafların evlenmeden önce kadının borcunun ödenmesi konusunda anlaşmalarının bulunduğu, bu anlaşmaya göre erkeğin kadının yaklaşık 4.000,00 TL civarındaki borcunu ödediği, erkeğin vefatından önce bir süre hastaneye yatarak tedavi gördüğü, kadının erkeği arayıp sormadığı, tedavi sürecinde yanında olmadığı ve destek olmadığı, kadının erkeğin rahatsızlığını ve hastanede tedavi gördüğünü bilmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, bir an içinerkeğin rahatsızlığını ve tedavi sürecini bilmediği kabul edildiğinde ise bu durumun dahi kadının erkek ile ilgilenmediği ve görüşmediğinin kanıtı olduğu, kadının iddialarını ispat edemediği, kadının tam kusurlu olduğu, gerekçesi ile davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğunun müteveffa erkeğin kusursuz olduğunun tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına süresinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün kusur belirlemesi bakımından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından, 17.04.2019 tarihinde evlendikleri, evliliklerinin 19 gün sürdüğü, fikir uyuşmazlıklarının olduğu ve aralarında sevgi ve saygı kalmadığını bildirmek sureti ile evlilik akdinin feshi başlığında, evlilik birliğinin sonlandırılması amacı ile,06.05.2019 tarihinde boşanma davası açıldığı, yine, davacı ve davalının imzaları ile onaylı, kimlik tespiti yapılan 13.05.2019 tarihli dilekçe ile de her iki tarafın, “evlilik akdinin feshi için dava açtıklarını, taraflar olarak her hususta anlaştıklarını, delil, tanık ve tüm öninceleme işlemlerinden feragat ettiklerini beyan ederek, duruşma gününün öne alınmasını talep ettikleri, bilahare davalı asılın, kimlik tespiti yapılan, imzası ile onaylı 27.05.2019 tarihli dilekçe ile, davayı kabul ettiğini, itirazı olmadığını, boşanmak istediğini, belirtip, davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği, bundan sonra dosyaya, davalı mirasçıları tarafından sunulan,13.12.2019 tarihli dilekçeleri ile babaları, …’un, 06.12.2019 tarihinde vefat ettiği, davaya müdahil olduklarını bildirdikleri, İlk Derece Mahkemesi tarafından bu aşamadan sonra, davalı mirasçıları davaya dahil edilerek kusur belirlemesi açısından davaya, devam edilip, tarafların gösterdiği tanıkların dinlendiği, evliliğin ölümle sonuçlanması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına, davacı kadının evlilik birliğinin bu hale gelmesinde, ağır ve tam kusurlu olduğunun tespitine karar verildiği, davacı tarafından açılan dava, evlilik akdinin feshi olarak gösterilmiş ise de, karşılıklı tarafların kimlik tespiti onaylı dilekçeleri ve beyanları uyarınca, davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca anlaşmalı boşanma davası olduğu, ölen eşin mirasçılarının, 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen hakları kullanabilmeleri için en önemli koşulun, murisin sağlığında açılmış ve ölümünden sonra da devam eden bir boşanma davasının bulunması olduğu, ölen eşin mirasçılarının hak ve yetkilerinin murislerinin sağlığında davacı veya davalı sıfatıyla kendilerine tanına hak ve yetkilerle sınırlı olduğu, davanın, anlaşmalı boşanma davası olması, 4721 sayılı Kanun'un 181 inci maddesi ile mirasçılara tanınan davayı devam ettirme hakkı için devam ettirilen davada sağ kalan eşin kusurunun ispatlanmasının zorunlu olduğu, anlaşmalı boşanma davasında, mirasçıların sağ kalan eşin herhangi bir kusurunu kanıtlayamayacağı, bu tür boşanma davalarında sağ kalan eşin kusurunu ölen eşin bile tartışamayacağı bu durumda, mahkemece davalının ölümü ile evlilik birliği sona erdiğinden konusuz kalan boşanma davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesinin doğru olduğu, ancak anlaşmalı boşanma davasında kusur belirlemesi yapılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile hükmün kaldırılmasına, davalı mirasçıların kusur tespitine yönelik taleplerinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili ve davalı erkek mirasçıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün vekalet ücreti bakımından bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı erkek mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün kusur belirlemesi talebi bakımından bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca açılan boşanma davası niteliğinde olup olmadığı, davalı erkeğin vefatı halinde mirasçılarının kadının kusurlu olup olmadığının tespitini talep edip edemeyecekleri ve vekalet ücreti noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı maddesinin birinci, ikinci fıkrası ve ücüncü fıkrası, 181 inci maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle davanın 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası uyarınca açılan boşanma davası olduğu, müteveffa davalı erkeğin cevap dilekçesinde vakıa ileri sürmemesine göre davacı kadına kusur yüklenmemesi sonucu itibariyle doğru olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek mirasçılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Anlaşmalı boşanma duruşmasına tarafların bizzat katılması zorunlu mudur?

Evet, vekillerine özel yetki verilmiş olsa dahi eşlerin duruşmada bizzat hazır bulunarak boşanma iradelerini hâkime serbestçe açıklamaları kanunen zorunludur.

Anlaşmalı boşanma için yazılı protokol hazırlamak şart mıdır?

Yazılı protokol sunulması zorunlu olmayıp boşanmanın mali sonuçları ile müşterek çocukların durumuna ilişkin iradenin duruşmada sözlü açıklanarak tutanağa geçirilmesi ve imzalanması da yeterlidir.

Mahkemece onaylanan anlaşmalı boşanma kararından vazgeçilebilir mi?

Hüküm verildikten sonra taraflardan birinin karara karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurması anlaşma iradesinden dönüldüğünü gösterir ve kararın bozulmasıyla dava çekişmeli boşanmaya dönüşür.

Anlaşmalı boşanmada istenmeyen iştirak nafakası sonradan istenebilir mi?

Evet, boşanma sırasında ortak çocuk için iştirak nafakası talep edilmemiş olsa dahi ortak çocuğun üstün yararı gereğince bu nafaka sonradan talep edilebilir veya artırılabilir.

Evliliğin ilk yılında anlaşmalı boşanma davası açılabilir mi?

Bir yıllık sürenin davanın açıldığı tarihte dolmuş olması gerekir; süre dolmadan açılan davalarda anlaşmaya dayalı karar verilemez ve deliller toplanarak çekişmeli boşanma şartları incelenir.

Anlaşmalı boşanma davasında tarafların kusuru araştırılır mı?

Hayır, eşlerin boşanma ve ferileri konusunda mutabakata varmaları ortak yaşamın çekilmez hale geldiğine kesin karine teşkil ettiğinden mahkemece kusur araştırması yapılmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu