Türk Medeni Kanunu Kapsamında Haklı Boşanma Sebepleri

by Avukat Erdal Ersoy
Türk Medeni Kanunu Kapsamında Haklı Boşanma Sebepleri

Türk Medeni Kanunu Kapsamında Boşanma Sebepleri

Türk Medeni Kanunu, evlilik birliğinin sona erdirilmesine dayanak oluşturan boşanma sebeplerini belirli olgulara ve evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesine bağlamıştır. Kanunda sayılan haklı sebeplerin varlığı halinde eşlerden her biri dava açarak evliliğin feshini talep edebilir. Davanın dayandırıldığı hukuki sebep; ispat usulü, yasal süreler ve tarafların kusur değerlendirmesi bakımından önem taşır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 161Kaynağı aç
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 166Kaynağı aç
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. (Değişik dördüncü fıkra:14/11/2024-7532/13 md.) Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir. B. Dava I. Konusu

Zina Sebebiyle Boşanma Davası

Türk Medeni Kanunu'nun 161. maddesi uyarınca eşlerden birinin zina etmesi durumunda diğer eş boşanma davası açabilir. Bu sebebe dayanan dava hakkı, boşanma sebebinin öğrenilmesinden başlayarak altı ay ve her halde zina fiilinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Zina eylemini affeden tarafın ise kanunen dava hakkı bulunmamaktadır.

Hayata Kast, Pek Kötü Davranış ve Ağır Derecede Onur Kırıcı Muamele

Türk Medeni Kanunu'nun 162. maddesine göre, eşlerden her biri kendisinin hayatına kastedilmesi, pek kötü muameleye maruz kalması veya kendisine ağır derecede onur kırıcı davranışta bulunulması nedeniyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma gerekçesini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her halde bu sebebin doğumundan itibaren beş yıl geçmesiyle dava hakkı düşer. Eylemi affeden eşin dava açma hakkı yoktur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 162Kaynağı aç
Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur. III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme

Küçük Düşürücü Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme

Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi hallerinde, bu nedenlerle onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemiyorsa Türk Medeni Kanunu'nun 163. maddesi gereğince diğer eş her zaman boşanma davası açabilir. Kanun koyucu bu boşanma sebebi bakımından hak düşürücü bir süre sınırlaması öngörmemiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 163Kaynağı aç
Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir. IV. Terk[15]

Terk Sebebiyle Boşanma ve Yasal İhtar Koşulu

Evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemek amacıyla eşini terk eden veya haklı bir neden olmaksızın ortak konuta dönmeyen eşe karşı Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesi uyarınca boşanma davası açılabilir. Terk sebebiyle dava açılabilmesi için fiili ayrılığın en az altı ay sürmüş olması, bu durumun devam etmesi ve ayrılığın dördüncü ayı bitmedikçe talep edilemeyen noter veya hakim ihtarının sonuçsuz kalması şarttır. Yapılan ihtardan sonra iki ay geçmedikçe terk davası açılamaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 164Kaynağı aç
Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz. V. Akıl hastalığı

Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, diğer eşi ortak konuttan ayrılmaya zorlayan veya haklı bir gerekçe bulunmaksızın onun ortak konuta geri dönmesini engelleyen eş de hukuken terk etmiş kabul edilir.

Akıl Hastalığı Sebebiyle Boşanma

Türk Medeni Kanunu'nun 165. maddesi uyarınca, eşlerden birinin akıl hastası olması sebebiyle ortak hayatın diğer eş yönünden çekilmez hale gelmesi durumunda boşanma talep edilebilir. Bu gerekçeye dayanılarak karar verilebilmesi için hastalığın iyileşmesine olanak bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenmesi yasal bir koşuldur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir. VI. Evlilik birliğinin sarsılması

Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması ve Kusur Değerlendirmesi

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarına göre, eşlerin ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede evlilik birliği temelinden sarsılmışsa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Davacının kusuru daha ağır olduğu takdirde davalı eşin davaya itiraz etme hakkı saklıdır. Bununla birlikte davalının itirazı hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyorsa ve evlilik birliğinin devamında davalı ile müşterek çocuklar açısından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa mahkemece boşanmaya hükmolunabilir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2019/167, K. 2022/121Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2019/167 E.  ,  2022/121 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “karşılıklı boşanma” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Ankara 6. Aile Mahkemesince verilen her iki davanın kabulüne ilişkin karar davalı-karşı davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı-Karşı Davalı İstemi: 4. Davacı-karşı davalı vekili 18.12.2013 tarihli dava dilekçesinde; tarafların 17.08.2013 tarihinde evlendiklerini, çok kısa süren evlilikte erkeğin eşine hakaret ettiğini, şiddet uyguladığını, kıskanç ve baskıcı davrandığını, tehdit içerikli söylemlerde bulunduğunu, düğünde takılan ziynet eşyalarının zorla elinden alındığını, yurt dışında eğitim aldığı hâlde Türkiye’de çalışmadığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini, ailesinin ekonomik gücünün çok iyi olması nedeni ile maddi yönden ailesine bağımlı yaşadığını, eşinin ailesinin ekonomik durumu ile ilgili kötü sözler söylediğini ileri sürerek tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 4.000TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 100.000TL maddi, 100.000TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı-Karşı Davacı İstemi: 5. Davalı-karşı davacı vekili 13.02.2014 tarihli cevap ve karşı dava dilekçesinde; tüm iddiaları inkârla, evlilik süresince kadının eşine ve ailesine küfür ettiğini, öfke nöbetleri geçirdiğini, lüks harcama isteklerinde bulunduğunu, güven sarsıcı hareketler gerçekleştirdiğini, işyerinden arkadaşı V.Ş. isimli şahıs ile ilişkisinin olduğunu ileri sürerek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 300,00TL tedbir-yoksulluk nafakası ile 50.000,00TL maddi, 50.000,00TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkeme Kararı: 6. Ankara 6. Aile Mahkemesinin 24.03.2015 tarihli ve 2013/1696 E., 2015/314 K. sayılı kararı ile; tarafların 17.08.2013 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklarının olmadığı, her iki tarafın da boşanmak istediği, eşler arasındaki evlilik bağının tümüyle koptuğu, birbirleri ile anlaşamadıkları, tartıştıkları, erkeğin eşine şiddet uyguladığı ve hakaret ettiği, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, kadın yararına 20.000TL maddi ve 5.000TL manevi tazminat ödenmesine, geliri olması nedeniyle nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir. Özel Daire Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 8. Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 15.02.2017 tarihli ve 2015/22178 E., 2017/1457 K. sayılı kararı ile; "…1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir. 2-Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemece, davalı-karşı davacı erkeğin kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, davacı-karşı davalı kadının da eşine ve kayınvalidesine hakaret ettiği, eşini tehdit edip, fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Bu duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda, davacı-karşı davalı kadın, erkeğe göre ağır kusurlu olup, ağır kusurlu eş yararına Türk Medeni Kanununun 174/1-2. maddelerinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminata hükmedilemez. O halde, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilecek yerde yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadın yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamış, hükmün bozulması gerekmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Ankara 6. Aile Mahkemesinin 17.04.2018 tarihli ve 2017/982 E, 2018/667 K. sayılı kararı ile bozma öncesi kararda yer alan gerekçenin yanında; bozma ilamında her ne kadar kadının ağır kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; erkeğin Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1436 E., 2015/1690 K. sayılı kararı ile eşine değişik zamanlarda hakaret ve tehdit içeren mesajlar gönderdiği anlaşıldığından TCK’nın 125/1 ve 106/1. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verildiği, bunun yanında davacı-karşı davalı tanık anlatımlarından erkeğin eşine şiddet uyguladığı, hakaret ve tehdit ettiği, eşinin ailesine de hakaret ettiği, çalışmadığı, ibraz edilen mesaj kayıtlarından davalının evin giderlerine katılmadığı ve davacıya baskı uyguladığı, buna karşılık dinlenen davalı-karşı davacı tanık beyanlarının ise birbiri ile çelişkili olduğu, olaylara ilişkin tarih, yer ve zaman belirtilmediği gibi evlenmeden önce mi sonra mı olduğu konusunun dahi açıklanmadığı, talimatla dinlenen tanık Esin’in ise geçimsizliği çok farklı şekilde anlattığı ve bu şekildeki çelişkili tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı yasal süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalının mı yoksa davalı-karşı davacının mı ağır kusurlu olduğu, buradan varılacak sonuca göre kadın eş yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 174. maddesinde yer alan maddi-manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili kanun maddeleri ve kavramların incelenmesinde yarar vardır. 13. Bilindiği üzere TMK’nın “Evlilik birliğinin sarsılması” başlıklı 166. maddesinin 1 ve 2. fıkraları; "Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.” hükmünü taşımaktadır. 14. Genel boşanma sebeplerini düzenleyen ve yukarıya alınan madde hükmü, somutlaştırılmamış veya ayrıntıları ile belirtilmemiş olması nedeniyle evlilik birliğinin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hâkime çok geniş takdir hakkı tanımıştır. Bu bağlamda evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davası açan davacının, davasının kabul edilerek, boşanma kararı elde edebilmesi için iki koşulun gerçekleştiğini kanıtlamış olması gerekir. Bunlardan ilkinde davacı; kendisinden, evlilik birliğinin devamı için gereken “ortak hayatın sürdürülmesi” olgusunun artık beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını, ikinci olarak “temelden sarsılmanın” karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır. 15. Yargıtay kararlarında boşanma davalarında temyiz incelemesi aşamasının daha sağlıklı yürütülebilmesi amacıyla; her bir davada verilecek olan boşanma kararı, fer’îleri ve boşanmanın malî sonuçları yönünden yapılacak denetlemeye uygun şekilde, tarafların boşanmaya sebep olan olaylarda gerçekleşen kusurlu davranışları belirtildikten sonra eşlerin kusur durumlarının “kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu eş” şeklinde belirlenmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Yine Yargıtay, 03.07.1978 tarihli, 5/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararıyla da “kimin daha fazla kusurlu olduğunu tayin hususunda önceden bir ölçü konulamayacağına ve bu hususta bir içtihadı birleştirmeye gidilemeyeceğine” karar vererek her bir boşanma davasında tarafların boşanmaya esas teşkil eden kusur durumlarının kendine özgü ve o evliliğe münhasır olduğunu kabul etmiştir. 16. Diğer yandan, boşanma, bozucu yenilik doğuran bir karar niteliğinde olup, boşanma kararının kesinleşmesiyle evlilik birliği sona erer. Boşanmanın eşler bakımından kişisel ve malî olmak üzere bir takım sonuçlarının bulunduğu kuşkusuzdur. Maddi ve manevi tazminat talepleri de boşanmanın eşlerle ilgili malî sonuçlarındandır. 17. Türk Medeni Kanunu’nun “Maddi ve manevi tazminat” başlıklı 174. maddesinde "Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir." hükmü düzenleme altına alınmıştır. Görülüyor ki hâkim, boşanmaya sebep olan olaylarda kusursuz veya az kusurlu bulunan eş yararına tazminat ödenmesine karar vermek yetkisine sahiptir. 18. Maddi tazminat, kişinin mal varlığında iradesi dışında gerçekleşen azalmanın karşılığını oluşturan giderimdir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 746). Boşanma nedeniyle, mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen, kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun miktarda tazminat talep edebilir. Maddi tazminatın ön koşulu, talep edenin boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesi, boşanma ve maddi zarar arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Başka bir sebepten kaynaklı kayıplar maddi tazminat kapsamında yer alamaz. Mevcut menfaatlerin belirlenmesinde evliliğin taraflara sağladığı yararlar göz önünde bulundurularak tarafın maddi tazminat talebi değerlendirilir. Evliliğin boşanma ile sona ermesi hâlinde taraflar birliğin sağladığı menfaatlerden ileriye dönük olarak faydalanamayacaklardır. Beklenen menfaatler ise evlilik birliği sona ermeseydi kazanılacak olan olası çıkarları ifade eder. 19. Türk Medeni Kanunu’nun 174/2. maddesinde düzenlenen manevi tazminata boşanmaya sebep olan olayın, kişilik haklarına saldırı teşkil etmesi hâlinde hükmedilir (Türk Hukuk Lugatı, Ankara-2021 Baskı, Cilt-I, s. 763). Manevi zarar ise, insan ruhunda kişinin iradesi dışında meydana gelen acı, ızdırap ve elem olarak ifade edilmektedir. Manevi tazminat da, bozulan manevi dengenin yerine gelmesi için kabul edilen bir telafi şeklidir. Hukuka aykırı ve kusurlu bir davranış sonucu hakkı ihlâl edilenin zararının giderilmesi, menfaatinin denkleştirilmesi hukukun temel ilkesidir. Ancak TMK’nın 174/2. maddesi genel tazminat esaslarından ayrılmış, aile hukukunda getirilmiş, kendine özgü bir haksız fiil düzenlemesidir. Haksız fiil tazminatının temel unsuru olan “gerçek zararın belirlenmesi” koşulu, Aile Hukukunda, Borçlar Hukukundaki düzenlemeden farklıdır. Eşler arasındaki ilişkinin özelliği itibariyle burada gerçek zararı tam olarak belirlemek zordur. Bu özelliği nedeniyledir ki; yasa, menfaati zedelenen eşe uygun bir tazminat verileceğini açıklamıştır. Bu nedenle hâkim; manevi tazminatın miktarını belirlerken, kişilik haklarına yapılan saldırının niteliği ve tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını dikkate alarak takdir hakkını kullanmalıdır. 20. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya gelince; tarafların 17.08.2013 tarihinde evlendikleri, ortak çocuklarının bulunmadığı, eldeki davanın 18.12.2013 tarihinde açıldığı, yapılan yargılamada kadının altı tanık dinlettiği ve tüm tanıkların çeşitli zamanlarda kadının vücudunda morluklar gördüğünü beyan ettikleri, bunun yanında davacının iş arkadaşı olan …’un erkeğin eşine göndermiş olduğu mesajlarda “işyerinden doktorlarla yattığını ve bunu ispatlayacağını” yazdığı, …’nın “yiğenime sürekli küfür ediyordu, ilk küfür a…. s…… şeklinde başlayıp devamında kadın eşin ailesine de sürekli küfür ettiğini” beyan ettiği, Mehmet Özdemir’in yanında gerçekleşen bir telefon konuşmasında “o….. kahpe” şeklinde sözler duyduğu anlaşılmıştır. Davacı-karşı davalının annesi olan …; damadının, kızını iş arkadaşları ile görüştürmek istemediğini, kadınlara yönelik olarak lezbiyen, erkeklere yönelik olarak ise kravatlı p…… şeklinde söylemlerde bulunduğunu, kendi yanında damadının kızına saldırdığını bu nedenle araya girmek zorunda kaldığını beyan etmiştir. Buna karşılık erkek eşin beş tanık dinlettiği, bu tanıklardan … ve Özgür Özkan’ın tarafların anlaşmazlığına ilişkin bilgi ve görgülerinin bulunmadığı, Nesrin Balcı’nın ise aslen Alanya’da yaşadığını ve düğün için tarafların yanına geldiğini beyan ettiği, anlatımlarının neden, tarih ve zaman içermeyen, kendi his ve gözlemlerine dayalı olduğu görülmüştür. Davalı-karşı davacının annesi olan Nevin Zübeyde Türk’ün ise tarafların geçimsizliğine ilişkin olarak Alanya’da yaşayan yeğeni Esin Yetkin ile çelişkili beyanlarda bulundukları, aynı olay hakkında Esin taraflarla birlikte araçta seyir hâlinde olduklarını belirtirken, Nevin’in gecenin bir vakti gelinin evi terk ederken oğluna sarf ettiği sözler olarak anlattığı, sorulan soru üzerine tarihleri hatırlamadığını söylediği gibi evlilikten önce mi sonra mı olduğunu hatırlamadığını beyan ettiği, hâl böyle olunca bu çelişkili tanık beyanlarının hükme esas alınarak, kadının kayınvalidesine hakaret, eşini ise tehdit ettiği ve ayrıca fiziksel şiddet uyguladığı şeklinde kusurlu davranışlarının ispatlandığından söz etme imkânı bulunmamaktadır. 21. Dosya kapsamı bir bütün olarak ele alındığında eşlerin; karşılıklı olarak birbirlerine hakaret ettikleri, bunun yanında erkeğin süregelen şekilde eşine fiziksel şiddet uyguladığı anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu kusurlu davranışlar karşılaştırıldığında boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. 22. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında tarafların karşılıklı olarak birbirlerine hakaret edip fiziksel şiddet uyguladıkları, birinin kusurlu davranışlarının diğer eşin kusurlu davranışlarına nazaran daha ağır olmadığı, dolayısıyla boşanmaya sebep olan olaylarda eşlerin eşit kusurlu oldukları, hâl böyle olunca mahkemece verilen direnme kararının bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen nedenlerle benimsenmemiştir. 23. Hâl böyle olunca yerel mahkemece tespit edilen kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak kadın eş yararına tazminat ödenmesine ilişkin verilen direnme kararı yerindedir. 24. Ne var ki, davalı-karşı davacı vekilinin hükmedilen tazminat miktarlarına ilişkin temyiz itirazları Özel Dairece incelenmediğinden, bu konu hakkında gerekli inceleme yapılmak üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Direnme uygun bulunduğundan, davalı-karşı davacı vekilinin tazminatın miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, Ancak karar düzeltme yolunun açık olması sebebiyle öncelikle mahkemesince Hukuk Genel Kurulu kararının taraflara tebliği ile karar düzeltme yoluna başvurulması hâlinde dosyanın Hukuk Genel Kuruluna, başvurulmaması hâlinde ise mahkemesince doğrudan Yargıtay 2. Hukuk Dairesine Gönderilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15.02.2022 tarihinde yapılan ikinci görüşmede oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY TMK 166/1 maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma davasında tarafların kusur durumu öncelikli olarak belirlenir. Davacı-karşı davalı tanıklarının ifadelerinde “davacının kolunda, boynunda morluklar gördüklerini, davacının eşinin fiziksel şiddet uyguladığını anlattığını, davacının telefonundaki mesajları gösterdiğini, mesajlarda davalının davacıyı doktorlar ile yattığı yolunda suçlamaları olduğunu, davalının sürekli olarak davacıyı aşağıladığını, kendisine ve ailesine sinkaflı küfürler ettiğini, davalının fotoğrafta davacının dayısının oğlunu davacının sevgilisi olarak belirttiğini, davacının telefonunu elinden aldığını, arkadaşları ile görüşmesini istemediğini, telefonda dahi hakaret ettiğini” söylemişlerdir. Davalı-karşı davacı tanıkları ifadelerinde “davacının davalının annesine “o…kadın olsaydın kocandan ayrılmazdın” ağır hakaretlerde bulunduğunu, gece geç saatlerde dahi dışarı çıktığını, davacının bulup eve getirdiğini, önüne ilk çıkan erkekle cinsel ilişki kuracağını, söylediğini, davacının annesinin “kızım boşanmak istiyor heyecanı kalmadı” dediğini, davacının ev eşyalarını topladığını, davacının “oğlun eceliyle ölmeyecek” diyerek annesine hakaret ettiğini, davalının kolunda morluklar, yüzünde çizikler gördüklerinin, davacının kaş göz işaretleri ile başka erkeklere telefon numarasını verdiğini, “sen sus o… çocuğu dediğini, “boşanıp paralarını erkeklerle yiyeceğim” dediğini, bir gece evi terk edip nereye gittiğini söylemediğini evliliğin ilk iki ayı içerisinde böyle davrandığını söylemişlerdir. Taraf tanıklarının beyanlarını birlikte değerlendirdiğimiz zaman her iki tarafın küçültücü, aşağılayıcı, suçlayıcı, dışlayıcı davranıp üçüncü şahısların yanında bu hareketlerini sürdürüp karşılıklı hakaret içeren sözleri birbirlerine ve ailelerine karşı söyledikleri, yine karşılıklı olarak fiziksel şiddette bulundukları anlaşılmaktadır. TMK 166/1-2 maddesi ile; evlilik birliği ortak hayatı sürdürmeleri kendinden beklenmeyecek derecede temelinden sarılmış olursa, eşlerden her birinin boşanma davası açabileceği, davacının kusuru ağır ise davalının itiraz hakkı olduğu düzenlenmiştir. Tanıkların beyanları ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı anlaşılmıştır. Tarafların kusur durumlarının tespitine gelince dinlenen tanık beyanları ve ceza mahkemesi dosyası ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına tarafların karşılıklı hakaretleri, aşağılayıcı davranışları, duygusal ve fiziksel şiddet içeren davranışları sebep olmuş bu nedenle taraflarını eşit kusurlu oldukları anlaşılmıştır. Bu nedenlerle Özel Dairenin davacı-karşı davalı kadını erkeğe göre kadını daha ağır kusurlu görmesi, yine çoğunluk tarafından mahkeme tarafından verilen kararda belirtilen davalı kocanın ağır kusurlu bulunması tespitlerine katılmak mümkün değildir. TMK 174/1-2 maddelerinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat istemleri boşanmaya neden olan olaylarda; taraflar eşit kusurlu olduklarından reddedilmelidir. İlk derece mahkemesi kararı bu nedenlerle bozulmalıdır düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/167 Esas ve 2022/121 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, genel boşanma sebebini düzenleyen Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi hükümleri somutlaştırılmadığından birliğin sarsılıp sarsılmadığı noktasında hakime geniş bir takdir hakkı tanınmıştır. Davanın kabul edilebilmesi için davacı, ortak hayatın sürdürülmesinin artık beklenemeyecek derecede birliğin temelinden sarsıldığını ve bu sarsılmanın karşı tarafın kusurlu davranışları sonucu meydana geldiğini kanıtlamakla yükümlüdür.

Yargıtay içtihatlarında tarafların kusur durumunun her somut evliliğe özgü olduğu kabul edilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2019/167 Esas ve 2022/121 Karar sayılı ilamına göre, yargılama denetiminde eşlerin kusur dereceleri kusursuz, az kusurlu, eşit kusurlu, ağır kusurlu veya tam kusurlu olarak belirlenmelidir. Anılan karara konu somut olayda ise eşlerin karşılıklı hakaret etmelerine karşın, eşine süregelen şekilde fiziksel şiddet uygulayan taraf ağır kusurlu, hakaret eden diğer taraf ise az kusurlu kabul edilmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2014/19488 Esas ve 2015/3951 Karar sayılı kararı uyarınca, eşin başka kişilerle iletişim kurması ve mesajlaşması sadakat yükümlülüğüyle bağdaşmaz. Bu tutum karşısında diğer eşin aldatıldığı sonucuna varması ve bunu yakınlarına ifade etmesi kusur teşkil etmez; sadakat yükümlülüğüne aykırı tutum ve davranışlarıyla evlilik birliğinin yıkılmasına sebep olan kusurlu eş, diğer eşin maddi ve manevi tazminat taleplerinden sorumlu tutulur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/19488, K. 2015/3951Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2014/19488 E.  ,  2015/3951 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İzmir 13. Aile Mahkemesi TARİHİ :22.05.2014 NUMARASI :Esas no: 2013/498 Karar no:2014/368 Taraflar arasındaki "boşanma" ve davalı tarafından açılan "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı (koca) tarafından, kusur belirlemesi ve kendisinin tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Mahkemece, “davacı-karşı davalı (kadın)’ın güven sarsıcı tutum ve davranışları sabit görülmüş, kadın bu sebeple kusurlu bulunmuş; kocanın ise, eşinin güven sarsıcı tutum ve davranışlarından, sadakatsizlik sonucuna vardığı, bunu alenen dillendirdiği, oysa sadakatsizlik olgusunun ispatlanamadığı gerekçesiyle koca da kusurlu kabul edilmiş, her iki tarafın "eşit kusurlarıyla evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı" belirtilerek kocanın tazminat talepleri "eşit kusurlu olması” gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Davacı-karşı davalı (kadın)’ın başka erkeklerle çok sayıda telefon görüşmelerinin ve mesajlaşmalarının olduğu toplanan delillerle gerçekleşmiştir. Davalı-karşı davacı (koca)’ya ise atfı kabil bir kusur ispatlanamamıştır. Kadının, evlilik birliğinde başka erkeklerle iletişim kurması ve (sms) yoluyla mesajlaşması, Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesinde yer alan sadakat yükümlülüğü ile bağdaşmaz. Kadının açıklanan bu tutumundan diğer tarafın “kendisinin aldatıldığı” sonucuna ulaşması ve bunu kardeşlerine ifade etmesi kusur teşkil etmez. Bu bakımdan, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadın tamamen kusurludur. Hal böyleyken, kocaya da kusur atfedilmesi ve “eşit kusurlu” kabul edilmesi isabetli değildir. Mahkemece yapılacak iş, sadakat yükümlülüğüne aykırı tutum ve davranışlarıyla evlilik birliğinin yıkılmasına sebep olan kadının, maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulması gerekir. Bu husus nazara alınmadan, davalı-karşı davacı (koca)’nın tazminat taleplerinin reddi doğru bulunmamıştır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 09.03.2015 (Pzt.)

Anlaşmalı Boşanma ve Reddedilen Davanın Ardından Fiili Ayrılık

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, evlilik süresi en az bir yıl sürmüşse eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya bir tarafın açtığı boşanma davasını diğer tarafın kabul etmesi durumunda evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Anlaşmalı boşanmaya hükmedilebilmesi için hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirmesi, mali sonuçlar ve çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması gerekir. Hakim tarafların ve çocukların menfaatlerini gözeterek bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; söz konusu değişikliklerin eşlerce kabul edilmesi halinde boşanmaya karar verilir.

Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.

Boşanma Davasında Tazminat ve Usul Esasları

Boşanma yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan maddi tazminat, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf ise manevi tazminat talep edebilir; ağır kusurlu eş yararına tazminata hükmedilemez. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/4572 Esas ve 2023/6002 Karar sayılı ilamı uyarınca, uygun miktarda maddi ve manevi tazminat takdir edilirken tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ve hakkaniyet kuralları dikkate alınır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2023/4572, K. 2023/6002Kaynağı aç
2. Hukuk Dairesi         2023/4572 E.  ,  2023/6002 K. "İçtihat Metni" … MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/197 E., 2023/770 K. … : … vekili Avukat … DAVALI-DAVACI : … vekilleri Avukat … DAVA TARİHİ : … KARAR : Bozmaya uyularak hüküm tesisi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı … kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA … kadın vekili dava dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin erkeğin kusurlu davranışları ile temelinden sarsıldığını iddia ederek; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı-davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; asıl davanın reddine, 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına ve fer’îlerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince boşanmaya sebebiyet veren ve gerçekleşen olaylarda davalı-davacı erkeğin aile birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediği, eşini toplum için içinde azarladığı, eşine karşı ilgisiz olduğu, eşini evde tek başına bıraktığı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddi ile tarafların boşanmalarına, … kadın yararına aylık 800,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 10.000,00 TL maddî ve 10.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 10.6.2022 tarihli ve 2021/516 Esas, 2022/1316 Karar sayılı kararında; Mahkemece yapılan kusur tespitinin dosya kapsamında toplanan delillerle uyumlu olmadığı, davalı-davacı erkeğin, "eşini toplum içinde azarladığı" belirtilmiş ise de; bu yöndeki tanık beyanları sebep ve saiki açıklanmayan soyut nitelikteki beyanlar olduğu, erkeğe izafe edilen diğer kusurların kanıtlandığı, … kadının da güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun anlaşıldığı, tarafların eşit kusurlu olduğu, erkeğin de boşanma davasının kabulü gerektiği ve kadının her iki davaya yönelik tazminat taleplerinin reddi gerektiği, erkeğin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükmünün kaldırılmasına yerine yeniden hüküm kurmak suretiyle erkeğin boşanma davasının kabulüne, manevî tazminat talebinin reddine, kadının maddî ve manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı … kadın vekili karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Dairenin 23.11.2022 tarihli ve 2022/7549 Esas, 2022/9477 Karar sayılı kararı ile; Bölge Adliye Mahkemesince tarafların eşit kusurlu hale getirilerek … kadına kusur olarak güven sarsıcı davranışta bulunma vakıası yüklenmiş ise de bu vakıaya yönelik karar yeterli gerekçe içermediğinden bozmayı gerektirdiği gerekçesiyle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına ve bozmanın kapsamı dışındaki temyize konu diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; erkeğin eşini toplum içinde azarladığı kusura yönelik tanık beyanları soyut olup erkeğe bu kusurun yüklenemeyeceği ayrıca kadına yüklenen güven sarsıcı davranışta bulunma vakıasının gerekçesiz olmadığı, … kadının sosyal medya durum paylaşımlarında "insan nasıl oluyor da henüz tanışmadığı, dokunuşundan geçmediği bir insanı, sadece gülüşünün verdiği sıcaklıkla sarıp sarmayalabiliyor, evet, anlamak güç. Sanırım yüreğimde duruşunu sevmek benimkisi… Evet, içimde deprem olmuş, haberim yok. Evet, farketmeden senin olmuşum…" şeklinde ve buna benzer içerikte yazılar yazarak güven sarsıcı davranışlarda bulunduğunun anlaşıldığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu, erkeğin boşanma davası yönünden de 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluştuğu, ancak kadının boşanma davası yönünden verilen karar temyiz edilmeksizin kesinleştiğinden erkeğin boşanma davasının konusuz kaldığı, bu sebeple konusuz kalan erkeğin davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kararın verildiği, erkek dava açmakta haklı olduğundan yargılama giderlerinin … kadından alınmasına karar verildiği, Mahkemece hatalı kusur belirlemesine dayanılarak, kadının maddî ve manevî tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş olması hatalı olduğundan kadının maddî ve manevî tazminat talebinin reddine, sair yönlerden hükmün kesinleşmekle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde … kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri … kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin kusurlu olduğunu, görüntüleri kendisinin oluşturduğunu belirterek erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar yönünden temyiz yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, erkeğin boşanma davasının kabulü şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, kadın lehine tazminata hükmedilme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü ve 175 inci maddeleri. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Taraflarca karşılıklı açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda, İlk Derece Mahkemesince erkeğin tamamen kusurlu olduğu belirtilerek kadının davasının kabulüne, erkeğin davasının reddine karar verilmiş, davalı- davacı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadının güven sarsıcı davranış eyleminde bulunduğu, erkeğe yüklenen eşini azarlama vakıasının ise ispatlanamadığı belirtilerek tarafların eşit kusurlu olduğuna karar verilmiş ise de, kadına yüklenen güven sarsıcı davranışın ispatlanamadığı, durum mesajlarının hukuka aykırı şekilde elde edildiği, kadına bu kusurun yüklenemeyeceği ayrıca erkeğin eşini azarladığı kusurunun Bölge Adliye Mahkemesince ispatlanamadığından kusurlardan çıkarılmış ise de erkeğin eşini azarladığının sabit olduğu ve erkeğe bunun kusur olarak yüklenmesi gerektiği anlaşılmıştır. Bu hale göre İlk Derece Mahkemesince de kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlardan evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-davacı erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Erkeğin davasının kabulü koşulları oluşmamış olup, erkeğin davasının reddi gerekir. Ancak … kadının davasında kurulan boşanma hükmü kesinleştiğinden erkeğin boşanma davası konusuz kalmış olup erkeğin davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar vermek ve haklılık durumuna göre yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin erkek aleyhine hükmedilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden yanılgılı kusur belirlemesi ve hatalı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. 3.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin birinci ve ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden maddî ve kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan maddî ve manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen … kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 inci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-karşı davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. …

Boşanma yargılamasında mahkeme taraflarca dilekçelerde ileri sürülmeyen sebeplere kendiliğinden dayanarak hüküm kuramaz. Süresinde verilmeyen tanık listesindeki beyanlar dikkate alınmayacağı gibi hukuka aykırı şekilde elde edilen ses veya durum mesajı benzeri kayıtlar da delil olarak kabul edilmez ve kusur belirlemesinde eşe yüklenemez.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/4572 Esas ve 2023/6002 Karar sayılı kararı uyarınca, eşlerden birinin açtığı boşanma davasında kurulan boşanma hükmü temyiz edilmeksizin kesinleştiğinde diğer eşin açmış olduğu karşı boşanma davası konusuz kalır; bu durumda mahkemece karar verilmesine yer olmadığına hükmedilerek yargılama gideri ve vekalet ücreti davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre karara bağlanır.

Terk sebebiyle boşanma davası ne zaman açılabilir?

Ayrılık en az altı ay sürmüş olmalı, ayrılığın dördüncü ayı bitmeden noter veya hakim ihtarı talep edilmemeli ve yapılan ihtardan sonra iki ay geçmedikçe terk gerekçesiyle boşanma davası açılamaz.

Zina veya hayata kast eylemini affeden eş sonradan dava açabilir mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 161 ve 162. maddeleri gereğince zina, hayata kast, pek kötü muamele veya ağır derecede onur kırıcı davranışı affeden eşin bu sebeplere dayanarak boşanma davası açma hakkı yoktur.

Hukuka aykırı şekilde kaydedilen mesajlar boşanmada delil olur mu?

Hukuka aykırı yollarla elde edilmiş olan ses kayıtları, durum mesajları veya yazışmalar boşanma davalarında geçerli delil kabul edilmez ve eşe kusur olarak yüklenemez.

Reddedilen boşanma davasından sonra ortak hayat kurulamazsa boşanma istenebilir mi?

Açılmış bir boşanma davasının reddedilmesi ve bu kararın kesinleşmesinden itibaren bir yıl geçmesine rağmen ortak yaşam kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılarak eşlerden birinin talebiyle boşanmaya karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu