Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde müteahhidin kendisine devredilen veya devredilmesi kararlaştırılan bağımsız bölümleri üçüncü kişilere satması durumunda, inşaatın tamamlanamaması ve sözleşmenin geriye etkili feshi gündeme geldiğinde bu taşınmazların arsa sahibince geri alınıp alınamayacağı temel bir uyuşmazlık konusudur. Müteahhitten taşınmaz veya pay edinen üçüncü kişilerin tapu kütüğündeki tescile güvenerek iyi niyetle mülkiyet ya da sınırlı bir ayni hak kazanması hâlinde, bu iktisap kural olarak korunur. Buna karşılık üçüncü kişinin satış sırasında iyi niyetli olmadığı, hukuki durumu bildiği veya bilmesi gerektiği ortaya konulursa taşınmazın arsa sahibine geri dönmesi mümkün olabilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1023Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2021/3280, K. 2022/849Kaynağı aç
Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin Niteliği ve Feshin Hukuki Sonuçları
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ani edimli bir sözleşme niteliğindedir ve borçlunun temerrüdü hâlinde kural olarak geriye etkili şekilde feshedilip tasfiye edilebilir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca, temerrüde düşen borçlu verilen süre içinde veya süre verilmesini gerektirmeyen durumlarda borcunu ifa etmezse, alacaklı her zaman borcun ifasını ve gecikme tazminatını talep edebilir. Alacaklı ayrıca ifadan ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini derhâl bildirerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararın giderilmesini isteyebileceği gibi sözleşmeden dönme hakkını da kullanabilir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 125Kaynağı aç
Sözleşmeden dönülmesi durumunda taraflar karşılıklı olarak ifa yükümlülüğünden kurtulur ve daha önce ifa ettikleri edimleri sebepsiz zenginleşme kuralları çerçevesinde geri isteyebilirler. Borçlu temerrüde düşmekte kusuru bulunmadığını ispat edemediği takdirde alacaklı, sözleşmenin hükümsüz kalması sebebiyle uğradığı zararın giderilmesini de talep edebilir. Bu tasfiye sürecinde arsa sahibi, müteahhide inşaat ediminin karşılığı olarak devrettiği payların iadesini talep edebilir.
Yargı Uygulamasındaki Dönüşüm ve İyi Niyet Savunması
Önceki yargı uygulamasında arsa sahibinin müteahhide yaptığı devirler çoğu durumda avans niteliğinde değerlendirilmekteydi. Bu yaklaşıma göre, yüklenicinin inşaatı tamamlayarak kendi edimini yerine getirmemesi ve sözleşmenin geriye etkili olarak sona ermesi hâlinde, yükleniciden bağımsız bölüm alan üçüncü kişilerin yüklenicinin halefi sayılacağı ve iyi niyet hükümlerinden yararlanamayacağı kabul edilmekteydi.
Yargısal uygulamadaki yeni değerlendirmeler doğrultusunda, sözleşmenin geçersiz sayılması yahut geçmişe etkili biçimde feshedilmesi vaziyetinde, bağımsız bölüm devralan üçüncü kişilerin iyi niyet savunmalarının incelenmesi esası benimsenmiştir. Yalnızca yükleniciden taşınmaz edinilmiş olmasının kendiliğinden tapunun iptalini gerektirmeyeceği kabul edilmekte; tapu sicilindeki tescile dayanarak dürüstlük kuralı çerçevesinde ayni hak iktisap eden üçüncü kişilerin hukuki durumu korunabilmektedir.
Tapu Siciline Güven İlkesi ve Yolsuz Tescil
Taşınmaz mülkiyetinin devri tapu sicili üzerinden gerçekleşir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince, tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımı korunur. Geçerli bir tescil, sicil dışı meydana gelen bir değişiklik sonucu sonradan yolsuz tescil hâline gelse dahi iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından tescilin olumlu hükmü uygulanır ve bu kişilerin tescile güvenerek kazandıkları ayni haklar korunur.
Türk Medeni Kanunu'nun 1024. maddesi uyarınca, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur. Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmişse, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamaz. Böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1024Kaynağı aç
Türk Medeni Kanunu'nun 1025. maddesi kapsamında, tescilin, terkinin veya sicil değişikliğinin yolsuz yapılması sebebiyle ayni hakkı zarar gören hak sahibi, tapu sicilinin düzeltilmesini talep edebilir. Bununla birlikte, sicil kaydına dayanarak iyi niyetle ayni hak edinen üçüncü kişilerin iktisapları ile tazminat hakları kanunen saklı tutulmuştur.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 1025Kaynağı aç
İyi Niyet Ölçütü, Tescil İstem Anı ve İpotek Hakları
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca, iyi niyete hukuki sonuç bağlanan hâllerde asıl olan iyi niyetin mevcudiyetidir; ne var ki somut durumun koşulları çerçevesinde beklenen özeni sergilemeyen kimseler bu korumadan faydalanamaz. Dolayısıyla yolsuz tescile dayalı ayni hak ediniminin geçerli kalabilmesi, üçüncü kişinin tescildeki sakatlığı bilmemesine ve bilebilecek konumda olmamasına bağlıdır. Tapu sicilindeki tescil ile dayanak belgeler arasındaki çelişkiyi fark eden veya bu yönde kuşku duymasına karşın sicil kayıtlarını araştırmayan ve lüzumlu dikkati göstermeyen kimselerin iyi niyet savunması dinlenmez.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 3Kaynağı aç
Tapu kütüğündeki tescile güvenen üçüncü kişinin iyi niyetli olması gereken an, tescil isteminin yevmiye defterine kaydı anıdır. Bunun yanı sıra üçüncü kişinin ayni hak kazanımına ilişkin koruma yalnızca mülkiyet devirleriyle sınırlı kalmayıp, yüklenicinin üçüncü kişiler lehine taşınmaz üzerinde ipotek tesis etmesi hâlindeki ayni hak kazanımlarını da kapsamaktadır.
İspat Yükü, Fiili Karineler ve Devir Zincirinin İncelenmesi
Türk Medeni Kanunu sisteminde iyi niyetin varlığı esas olduğundan, yükleniciden pay veya bağımsız bölüm edinen kişinin iyi niyetli olmadığını iddia eden arsa sahibinin bu iddiasını somut delillerle ortaya koyması gerekir. İspat yükü iddia eden taraftadır.
Kötü niyet iddiasının ispatında taraflar somut olayın özelliklerine dayalı fiili karinelerden faydalanabilir. Bu kapsamda taraflar arasında yakın bir bağın mevcudiyeti, taşınmazın devirler arasında makul olmayan derecede kısa sürelerle el değiştirmesi yahut devir işleminin piyasa koşullarına göre bariz şekilde düşük bir bedel üzerinden yapılması gibi olgular, iyi niyet savunmasının geçersizliğini gösteren fiili karineler olarak değerlendirilebilir.
Taşınmazın birkaç kez el değiştirdiği uyuşmazlıklarda tek bir toptan değerlendirme yapılamaz. Böyle durumlarda tapu devir zincirinin her aşamasının ve her bir edinenin iyi niyet durumunun ayrı ayrı incelenmesi gerekir.
Arsa Sahibinin Şerh İmkânı ve Mahkeme Kararları
Arsa sahibi, yükleniciye yapılan tapu devrinin arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayandığını kütüğün beyanlar sütununa işletmek suretiyle sonraki edinenlerin iyi niyet ileri sürmelerini engelleyebilir. Tapu kütüğüne bu tür bir şerh koydurmaktan kaçınan arsa sahibinin, sicil kaydına güvenen iyi niyetli üçüncü kişilerin zarara uğraması pahasına üstün tutulması menfaatler dengesiyle bağdaşmaz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/3280 Esas ve 2022/849 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; arsa sahibinin bağımsız bölümü almaktan yazılı sözleşme ile vazgeçmiş olması, sözleşmenin geriye etkili olarak feshedilmemiş olması, davalı üçüncü kişinin iyi niyetli olarak taşınmazı satın alması ve kötü niyetinin ispat edilememesi hâlinde üçüncü kişinin mülkiyet iktisabı Türk Medeni Kanunu'nun 1023. maddesi gereğince korunur ve tapu iptali ve tescil talebinin reddi gerekir.
Müteahhit edimini ifa etmezse satılan daire üçüncü kişiden geri alınabilir mi?
Üçüncü kişi tapuya güvenerek iyi niyetle mülkiyet kazanmışsa iktisabı kural olarak korunur; ancak arsa sahibi alıcının satış sırasında kötü niyetli olduğunu ispatlarsa taşınmazın arsa sahibine dönmesi mümkün olabilir.
Alıcının kötü niyetli olduğu hangi karinelerle ispatlanabilir?
Kişiyle yakın ilişkinin bulunması, taşınmazın kısa sürede el değiştirmesi veya düşük bir bedelle el değiştirmesi gibi fiili karineler iyi niyetin bulunmadığına dayanak gösterilebilir.
İyi niyet incelemesi ipotek haklarını da kapsar mı?
Evet; yüklenicinin üçüncü kişiler lehine taşınmaz üzerinde tesis ettiği ipotekler bakımından da iyi niyetli ayni hak kazanımı değerlendirmeye tabidir.
İyi niyet hangi an itibarıyla mevcut olmalıdır?
İyi niyetin, tescil isteminin tapu yevmiye defterine kaydı esnasında mevcut olması gerekir.
Arsa sahibi üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını nasıl önleyebilir?
Arsa sahibi, tapu devrinin sözleşme nedeniyle yapıldığını tapunun beyanlar hanesine şerh vererek üçüncü kişilerin iyi niyet iddialarını bertaraf edebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

