Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası ve Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Muhdesatın Aidiyetinin Tespiti Davası ve Sonuçları

Muhdesatın aidiyetinin tespiti, taşınmaz üzerinde sonradan oluşturulan ve taşınmazın ekonomik değerini yükselten yapı, tesis, dikili ağaç ya da benzeri unsurun kime ait olduğunun belirlenmesine yönelik bir tespit davasıdır. Davanın açılabilmesi davacının hukuki yararının bulunmasına bağlıdır. Bu yarar çoğu zaman ortaklığın giderilmesi, satış bedelinin paylaşılması veya hesaplaşma ihtiyacıyla birlikte değerlendirilir. Korunmaya değer güncel bir menfaat yoksa dava reddedilebilir.

Muhdesat ve bütünleyici parça

Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesine göre bir eşyanın maliki, o eşyanın bütünleyici parçalarının da malikidir. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru sayılan ve asıl şey yok edilmeden, zarara uğratılmadan ya da yapısı değiştirilmeden ondan ayrılması mümkün olmayan parçadır. Somut yapı, tesis veya ağacın bu tanıma girip girmediği olayın özelliklerine göre belirlenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 684Kaynağı aç
Madde 684- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. II. Doğal ürünler

Türk Medeni Kanunu’nun 718. maddesi, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapıları, bitkileri ve kaynakları da alır. Yasal sınırlama kaydı korunur. Bu hüküm, başkası tarafından meydana getirilen muhdesatın aidiyetine ayrıca bir sonuç bağlanmasını düzenlemez; aidiyet somut olayın koşulları içinde incelenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 718Kaynağı aç
Madde 718- Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. II. Sınırlar 1. Sınırların belirlenmesi

Taşınmazın ekonomik değerini artırmayan, geçici nitelikte olan veya bağımsız bir değer taşımayan unsurlar kural olarak muhdesat sayılmaz. Unsurun varlığı somut olayın özelliklerine göre bilirkişi incelemesiyle değerlendirilir.

Aidiyetin kabulünde aranan katkı

Bir yapı veya tesisin belirli bir kişiye ait kabul edilebilmesi için o kişinin bağımsız emek, masraf ve katkısıyla meydana getirilmiş olması gerekir. Taşınmaz malikinin kendisinin oluşturduğu yapı ve tesisler için ayrıca aidiyet tespitine ihtiyaç bulunmaz. Uyuşmazlık, yapımın farklı bir kişinin emeği ve masrafıyla gerçekleştiği durumda gündeme gelebilir.

Kimler dava açabilir ve kime karşı açılır

Davayı kural olarak muhdesatı meydana getiren kişi açar. Mirasçılar, paydaşlar ve hukuki yararı bulunan kişiler de bu çevrede değerlendirilir. Dava kural olarak taşınmaz malikine veya muhdesat üzerinde hak iddia eden kişilere yöneltilir. Paylı veya elbirliği mülkiyetinde tüm paydaşlara yöneltilmesi gerekebilir.

Aidiyet konusunda taraflar arasında çekişme yoksa ayrıca tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmayabilir. Taşınmaz hakkında ortaklığın giderilmesi veya benzeri bir süreç olmaksızın yalnız aidiyetin tespitinin istenmesi hâlinde de hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddi gündeme gelebilir. Bu sonuç her olayda kendiliğinden uygulanan kesin bir ret kuralı değildir.

İspat, keşif ve tedbir

Muhdesatın kendisine ait olduğunu ileri süren taraf ispat yükü altındadır ve iddiasını somut delillerle göstermelidir. Belediye kayıtları, ruhsat, fatura, kooperatif kaydı, noter sözleşmesi ve tanık beyanı bu kapsamda değerlendirilebilecek örneklerdir. Bunların her birinin her davada bulunması ayrıca zorunlu görülmemiştir.

Bu davalarda çoğu zaman taşınmaz başında keşif yapılır. Uyuşmazlığın niteliğine göre fen bilirkişisinden, inşaat mühendisinden veya ziraat mühendisinden rapor alınabilir. Keşif ve bilirkişi incelemesi her dosyada kendiliğinden uygulanacak değişmez bir işlem olarak düzenlenmemiştir.

Bağlantılı ortaklığın giderilmesi dosyasında, satış işlemlerinin durdurulması ya da satış bedelinin muhdesata düşen bölümünün nemayla birlikte saklanması için ihtiyati tedbir istenebilir. Mahkeme istemi somut olaya göre değerlendirir; tedbir verilmesi zorunlu değildir.

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesi

Ortaklığın giderilmesi davaları, paylı veya elbirliği mülkiyetindeki malda birlikte mülkiyeti sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı ve taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu nitelendirme ortaklığın giderilmesi davasına ilişkindir; aidiyet tespitinin niteliği değildir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/13809, K. 2020/3187Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/13809 E.  ,  2020/3187 K. "İçtihat Metni" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 28/12/2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, 255 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalılar vekili temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları, paylı mülkiyet veya elbirliği mülkiyetine konu taşınır veya taşınmaz mallarda paydaşlar (ortaklar) arasında mevcut birlikte mülkiyet ilişkisini sona erdirip ferdi mülkiyete geçmeyi sağlayan, iki taraflı, tarafları için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış suretiyle giderilmesine ilişkin davalarda taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçaların (muhdesat) kime ait olduğu konusunda uyuşmazlık olup da bunlar üzerinde bazı paydaşların (ortaklar) hak iddia etmeleri ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemeleri halinde o paydaşa görevli mahkemede dava açmak üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilmelidir. Mahkemece verilen süre içerisinde dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılmadığı takdirde o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi davaya devam edilmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta; … 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/231 Esas sayılı dosyasında, dava konusu taşınmaz ile ilgili muhdesat aidiyetinin tespiti davasının bulunduğu anlaşılmaktadır. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında verilecek karar ile dava konusu taşınmazlardaki muhdesat oranları değişebileceğinden mahkemece sözü edilen muhdesatın aidiyetinin tespiti davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden davanın esasının karara bağlanması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatıranlara iadesine, 01.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Satış yoluyla ortaklığın giderilmesinde taşınmaz üzerinde bina ve ağaç gibi bütünleyici parçalar varsa bunlar arzla birlikte satılır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/16924, K. 2020/4227Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/16924 E.  ,  2020/4227 K. "İçtihat Metni" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 17/11/2015 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 31/05/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı vekili, 201 ada 1 (eski 422) parsel sayılı taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesini talep etmiştir. Davalı …, davanın reddini savunmuş; davalı … ise dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bina, ağaçlar, ahır, su kuyusu, ekmek damı ve avlu duvarının kendisine ait olduğunu beyan ederek muhdesat iddiasında bulunmuştur. Mahkemece, davanın kabulüne dava konusu taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine; taşınmazın satışından elde edilecek para dağıtılırken taşınmaz üzerindeki binanın ve ağaçların bedelinin davalı …’ye ödenmesine; taşınmaz üzerindeki ahır, su kuyusu, ekmek damının satışından elde edilecek paranın tapudaki yazılı tüm maliklere ödenmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı … temyiz etmiştir. Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç v.s. gibi bütünleyici parçalar (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği yüzdelik (%…) oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesi de bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etmek ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Somut olaya gelince; mahkemece yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda muhdesat oranı kurulmadan taşınmaz üzerindeki binanın ve ağaçların bedelinin davalı …’ye ödenmesine karar verilmesi doğru değildir. Öte yandan, davalı … temyiz dilekçesinde … 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/672 Esas sayılı dava dosyasında dava konusu taşınmaza yönelik muhdesat aidiyetinin tespiti davası açtığını beyan etmiştir. Bu durumda mahkemece, davalı … tarafından açılan muhdesat aidiyetinin tespiti davası bekletici mesele yapılarak, adı geçen davalıya ait olduğuna karar verilen muhdesat yönünden gerekirse mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle dava konusu taşınmazın tespit edilen toplam değerinin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiğinin yüzdelik oran kurulmak suretiyle belirlenmesi ve muhdesata isabet eden kısmın muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedelin ise tapu kaydındaki payları oranında tüm paydaşlara dağıtılması gerekir. Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı …’nün temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 30.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Muhdesatın bazı paydaşlara ait olduğu tapuda şerh edilmişse veya bütün paydaşlar bu konuda ittifak ediyorsa ve muhdesat arzın değerinde artış meydana getiriyorsa, dava tarihi itibarıyla arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı belirlenir. Şerh veya ittifak ile değer artışı birlikte aranır.

Ayrı belirlenen değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Toplam içinde arza ve muhdesata düşen pay oran kurularak saptanır. Satış sonunda elde edilen bedel bu oranlara göre bölüştürülür. Muhdesata isabet eden bedel muhdesat sahibi paydaşa, kalan bedel tapudaki payları oranında paydaşlara dağıtılır. Dağıtım, muhdesatın paydaşa ait olduğunun şerh, ittifak veya aidiyet kararıyla belirlendiği hâle bağlıdır.

Bütünleyici parçanın paydaşlara değil üçüncü kişiye ait olduğu anlaşılırsa bu kişi muhdesat sahibi sıfatıyla ortaklığın giderilmesi davasına dahil edilemez ve satış bedelinden pay verilemez.

Çekişmenin bekletilmesi

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesinin birinci fıkrasına göre, hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine ya da dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlıysa mahkeme, o dava sonuçlanana veya idari makam karar verene kadar yargılamayı bekletebilir. Bu hüküm genel niteliktedir ve bekletmeyi kendiliğinden zorunlu kılmaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
MADDE 165- (1) Bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davaya, idari makamın tespitine yahut dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılama bekletilebilir. (2) Bir davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlı ise mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde görevli mahkemeye veya idari makama başvurulmadığı takdirde, ilgili taraf bu husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir. DÖRDÜNCÜ AYIRIM Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması Davaların birleştirilmesi

Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre davanın incelenmesi ve sonuçlandırılması başka bir davanın veya idari makamın çözümüne bağlıysa mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye veya idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu sürenin gün, hafta veya ay olarak miktarı maddede belirtilmemiştir. Süre içinde başvurulmazsa ilgili taraf o husustaki iddiasından vazgeçmiş sayılır ve esas dava hakkında karar verilir.

Satış suretiyle ortaklığın giderilmesinde süre verilmesi, bazı paydaşların muhdesat üzerinde hak iddia etmesi ve öncelikle bu uyuşmazlığın giderilmesini istemesi hâlinde gündeme gelir. Bu durumda ilgili paydaşa görevli mahkemede dava açması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 165. maddesi uyarınca uygun bir süre verilir. Süre her aidiyet çekişmesinde kendiliğinden verilmez ve gün sayısı sabitlenmemiştir.

Verilen süre içinde dava açılırsa sonucunun beklenmesi gerekir. Dava açılmazsa o konuda uyuşmazlık yokmuş gibi ortaklığın giderilmesi davasına devam edilir. Bekleme, süre içinde davanın açılmış olması şartına bağlıdır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/16924 esas ve 2020/4227 karar sayılı kararında, muhdesat oranı kurulmadan taşınmaz üzerindeki bina ve ağaç bedelinin ödenmesine karar verilmesi doğru bulunmamıştır. Davalının açtığını beyan ettiği aidiyet davasının bekletici mesele yapılması ve aidiyet o kişi lehine belirlendiği takdirde arza ve muhdesata düşen pay için oran kurularak bedelin dağıtılması gerekli görülmüştür.

Aynı daire, davalının temyiz itirazlarını kabul ederek sulh hukuk mahkemesinin hükmünü oy birliğiyle bozmuştur.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2012/7059 esas ve 2012/10138 karar sayılı kararında mahkeme, mülkiyetin tespiti davası için on günlük kesin süre vermiş ve davalılar bu davayı süresinde açmıştır. Aidiyet davasının bekletici mesele yapılmaması bozma nedeni sayılmış, hüküm oy birliğiyle bozulmuştur. Bedelin buna göre dağıtılması, aidiyet davasının davalılar yararına sonuçlanmasına bağlanmıştır. Bu dosyada verilen on günlük süre bütün davalar için geçerli sabit bir süre değildir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2012/7059, K. 2012/10138Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2012/7059 E.  ,  2012/10138 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ortaklığın giderilmesi Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı ortaklığın giderilmesi davasına dair karar, bir kısım davalılardan …-… tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, bir adet taşınmazın ortaklığının giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, satış sureti ile ortaklığının giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz olunmuştur. Paydaşlığın (ortaklığın) satış yoluyla giderilmesi halinde dava konusu taşınmaz üzerinde bina, ağaç vs gibi bütünleyici parça (muhdesat) varsa bunların arzla birlikte satılması gerekir. Ancak muhdesatın bir kısım paydaşlara (ortaklara) ait olduğu konusunda tapuda şerh varsa veya bu hususta bütün paydaşlar (ortaklar) ittifak ediyorlarsa ve muhdesat arzın değerinde bir artış meydana getiriyorsa bu artışın belirlenmesi için dava tarihi itibariyle arzın ve muhdesatın değerleri ayrı ayrı tespit edilir. Belirlenen bu değerler toplanarak taşınmazın tüm değeri bulunur. Bulunan bu değerin ne kadarının arza ne kadarının muhdesata isabet ettiği oran kurulmak suretiyle belirlenir. Satış sonunda elde edilecek bedelin bölüştürülmesinde bu oranlar esas alınarak yapılır. Muhdesata isabet eden kısım muhdesat sahibi paydaşa, geri kalan bedel ise payları oranında paydaşlara (ortaklara) dağıtılır. Bütünleyici parçanın (muhdesat) arzın paydaşlarına (ortaklarına) değil de üçüncü şahsa ait olduğunun anlaşılması halinde bu kimseyi muhdesat sahibi olarak davaya dahil etme ve ona satış bedelinden pay vermek mümkün değildir. Olayımıza gelince; davaya konu edilen ve satışına karar verilen 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat ile ilgili olarak mülkiyetin tespiti davası açmak için davalılar tarafından süre talep edilmiştir. 8/9/2011 günlü oturumda mahkemece taraflara dava açılması için 10 günlük kesin süre verilmiştir. Davalılar mülkiyetin tespiti davasını 15/9/2011 tarihinde süresinde açmışlardır. Bu davanın davalılar yararına sonuçlanması halinde bütünleyici parçanın aidiyeti belirlenmiş olacağından satış bedelinin yukarıdaki ilkeler doğrultusunda dağıtılması gerekecektir. Bu durumda mahkemece muhdesatın aidiyetine ilişkin işbu davanın bekletici mesele yapılması ve satış bedelinin buna göre dağıtılması hususu gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz davalıların itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/13809 esas ve 2020/3187 karar sayılı kararında, devam eden aidiyet davasında verilecek kararın taşınmazlardaki muhdesat oranlarını değiştirebileceği belirtilmiştir. Bu davanın bekletici mesele yapılmaması bozma nedeni kabul edilmiş ve hüküm oy birliğiyle bozulmuştur.

Muhdesat nedir?

Muhdesat, taşınmaz üzerinde sonradan meydana getirilen ve taşınmazın ekonomik değerini artıran yapı, tesis, dikili ağaç veya benzeri unsurdur. Ekonomik değeri artırmayan, geçici veya bağımsız değer taşımayan unsurlar kural olarak bu kapsamda kabul edilmez.

Bütünleyici parça nasıl belirlenir?

Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve asıl şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. Malik, bütünleyici parçaların da malikidir.

Aidiyet davası için hukuki yarar gerekir mi?

Evet. Aidiyetin tespiti bir tespit davası olarak ele alındığından davacının hukuki yararı bulunmalıdır. Çekişme yoksa veya korunmaya değer güncel menfaat bulunmuyorsa hukuki yarar yönünden ret gündeme gelebilir.

Bina ve ağaç arsadan ayrı satılır mı?

Hayır. Satış yoluyla ortaklığın giderilmesinde bina ve ağaç gibi bütünleyici parçalar varsa bunlar arzla birlikte satılır.

Üçüncü kişi satış bedelinden pay alabilir mi?

Muhdesatın paydaş olmayan üçüncü kişiye ait olduğu anlaşılırsa bu kişi muhdesat sahibi sıfatıyla davaya dahil edilemez ve satış bedelinden pay verilemez.

Aidiyet çekişmeliyse süre ne zaman verilir?

Bazı paydaşlar muhdesat üzerinde hak iddia eder ve öncelikle uyuşmazlığın giderilmesini isterse, ilgili paydaşa görevli mahkemede dava açması için uygun bir süre verilir. Süre içinde dava açılırsa sonuç beklenir; açılmazsa ilgili iddia bakımından vazgeçilmiş sayılarak esas dava hakkında karar verilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu