Muhdesatın Aidiyeti Davası Şartları ve Hukuki Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
Muhdesatın Aidiyeti Davası Şartları ve Hukuki Esasları

Muhdesatın Aidiyeti Davasının Niteliği ve Hukuki Dayanağı

Muhdesatın aidiyeti davası, bir taşınmaz üzerinde yer alan bina, tesis, kuyu, çevre düzenlemesi, ağaç ve benzeri kalıcı unsurların kim tarafından meydana getirildiğinin ve bu nedenle kime ait sayılacağının mahkeme hükmüyle tespit edilmesini amaçlayan özel nitelikli bir davadır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Aynı maddenin ikinci fıkrasında bütünleyici parça; yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça ya da yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına imkan bulunmayan parça olarak tanımlanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 684Kaynağı aç
Madde 684- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır. II. Doğal ürünler

Bütünleyici parçanın taşınmazdan bağımsız bir mülkiyete konu olamaması ve kural olarak taşınmaz malikine ait sayılması sebebiyle, muhdesatın aidiyetinin tespiti davası muhdesat üzerinde bağımsız bir mülkiyet sonucu doğurmaz. Dava bir tespit davası niteliğinde olup çoğu durumda doğrudan cebri icraya elverişli bir eda hükmü içermez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinin birinci fıkrası gereğince tespit davası yoluyla mahkemeden bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığı ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 106Kaynağı aç
MADDE 106- (1) Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. (2) Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. (3) Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz. Belirsiz alacak davası[9]

Hukuki Yarar Şartı ve Husumetin Yöneltilmesi

6100 sayılı Kanun'un 106. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tespit davası açanın, kanunlarda açıkça belirtilen istisnalar dışında bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Taşınmaz hakkında devam eden bir ortaklığın giderilmesi davası, kamulaştırma veya benzeri somut bir hukuki süreç bulunmadığı durumlarda mahkemeler güncel hukuki yarar yokluğu gerekçesiyle davayı usulden reddedebilmektedir.

Muhdesatın aidiyeti davasında husumet kural olarak taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacıya ait olduğunu açıkça kabul etmeyen tüm tapu maliklerine veya paydaşlara yöneltilir. Buna karşılık, muhdesatın davacı tarafından meydana getirildiğini açık bir irade beyanıyla ikrar eden paydaşlara karşı dava açılması gereksiz ve riskli kabul edilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muhdesatın aidiyeti davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Taşınmaza ilişkin ortaklığın giderilmesi davası Sulh Hukuk Mahkemesinde derdest olsa bile bağlantı gerekçesiyle görev kuralları bertaraf edilemez ve tespit davası Asliye Hukuk Mahkemesinin görev alanında kalır. Yetki bakımından ise genel yaklaşım, muhdesatın yer aldığı taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olmasıdır.

İspat Araçları ve Deliller

Muhdesatın aidiyeti iddiasının ispatında taraflar muhtelif delil araçlarına başvurabilir. Yargılama sürecinde tanık beyanları, fotoğraf ve video kayıtları, malzeme faturaları, banka hesap hareketleri, yapı ruhsatı, tapu kayıtları, vergi belgeleri ve mahkemece mahallinde gerçekleştirilecek keşif incelemesi uyuşmazlığın çözümünde değerlendirilir.

Kararın Kesinleşmesi ve Kamulaştırma Sürecindeki Sonuçları

Muhdesatın aidiyetine ilişkin hükümler mülkiyet tespiti niteliğinde değerlendirildiğinden, kararın kanun yolları tüketilerek kesinleşmesi beklenmeden icra takibine konu edilmesi icra hukuku bakımından sorun doğurmaktadır. İlamda yer alan yargılama giderleri ve vekalet ücreti de asıl tespit hükmünün fer'i unsuru kabul edildiğinden kesinleşme gerçekleşmeden icraya konulması risk taşır.

Taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacıya ait olduğu tespit edildiğinde, kamulaştırma bedeli hesaplanırken bu unsur ayrıca dikkate alınır. Böylece yalnızca taşınmaz arazisinin değil, üzerindeki yapı veya tesisin karşılığının da hak sahibine ödenmesi temin edilir.

Muhdesatın aidiyeti davası bağımsız bir mülkiyet hakkı sağlar mı?

Hayır, bütünleyici parçanın asıl taşınmazdan ayrı bir mülkiyete konu olamaması sebebiyle bu dava muhdesat üzerinde bağımsız bir mülkiyet hakkı doğurmaz ve yalnızca tespit hükmü kurar.

Ortaklığın giderilmesi davası sürerken tespit davasına hangi mahkeme bakar?

Ortaklığın giderilmesi davası Sulh Hukuk Mahkemesinde devam etse dahi görev kuralları aşılamaz ve muhdesatın aidiyeti davası Asliye Hukuk Mahkemesinde görülür.

Muhdesatın tespiti ilamı kesinleşmeden icraya konulabilir mi?

Muhdesat hükümleri mülkiyet tespiti niteliğinde sayıldığından, kararın ve fer'i nitelikteki giderler ile vekalet ücretinin kesinleşme olmadan takibe konulması icra hukukunda sorun doğurur.

Maddi vakıalar tek başına bu davanın konusunu oluşturabilir mi?

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca maddi vakıalar tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu