Müdahalenin Meni ve Kal Davası Şartları ile Hükümleri

by Avukat Erdal Ersoy
Müdahalenin Meni ve Kal Davası Şartları ile Hükümleri

Müdahalenin Meni Davasının Hukuki Niteliği ve Şartları

Müdahalenin meni davası, ayni veya şahsi bir hakka yönelik haksız saldırıların sonlandırılmasını sağlayan bir eda davasıdır. Davanın açılabilmesi için davacının ayni veya şahsi bir hakkının bulunması, bu hakka fiilen el atılmış olması ya da el atma tehlikesinin bulunması ve gerçekleştirilen müdahalenin haksız olması şarttır. Tamamlanmış ve sona ermiş müdahalelere karşı bu dava açılamaz. Müdahalede bulunan kişinin kusurlu olması zorunlu bir koşul değildir.

El atmanın önlenmesi talebiyle açılan yargılama neticesinde davalı hakkında müdahaleyi sona erdirecek davranışları yapmaya veya müdahaleye yol açacak davranışlardan kaçınmaya yönelik eda hükmü kurulur.

Dava Açma Süresi ve Arabuluculuk Şartı

Ayni veya şahsi haklara yönelik haksız el atma fiili devam ettiği sürece müdahalenin meni davası her zaman açılabilir. Müdahalenin sürdüğü durumlarda dava hakkı herhangi bir zamanaşımı veya hak düşürücü süreye tabi tutulmaz.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A uyarınca tüketici mahkemelerindeki uyuşmazlıklarda dava şartı arabuluculuk kuralına yer verilmiş olmakla birlikte taşınmazın aynından doğan davalar bu kapsamın dışında tutulmuştur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2022/6968 Esas ve 2022/9061 Karar sayılı ilamında, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi talebinin taşınmazın aynına ilişkin olduğu ve bu doğrultuda dava şartı arabuluculuk kapsamında yer almadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2022/6968, K. 2022/9061Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2022/6968 E.  ,  2022/9061 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :SAMSUN BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ İLK DERECE MAHKEMESİ : ORDU 4. ASLİYE HUKUK (TÜKETİCİ) MAHKEMESİ Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen sözleşmenin feshi ve müdahalenin önlenmesi davasının usulden reddine dair verilen karar hakkında bölge adliye mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik olarak verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı ile aralarında 21.03.2011 tarihli konut satışına ilişkin sözleşme bulunduğunu, dairenin teslim edildiğini, taksitlerin zamanında ödenmediğini, sözleşmenin 9. maddesi uyarınca temerrüt ihtarı gönderildiğini, borcun ifa edilmediğini ileri sürerek sair hakları saklı tutularak sözleşmenin feshine ve davalı tarafından işgal edilen taşınmaza vaki el atmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı, davaya cevap dilekçesi sunmamıştır. Mahkemece, dosya üzerinden yapılan inceleme ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 73/A maddesi uyarınca arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığından, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, davacının istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir. 6502 sayılı kanunun 73/A maddesi uyarınca tüketici mahkemelerindeki uyuşmazlıklarda dava açılmadan arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Bu kuralın istisnalarından birisi taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar olarak kabul edilmiştir. Taşınmaz aynına ilişkin davalar mülkiyet haklarına ilişkin olacağı gibi şahsi talep hakkı doğuran sözleşmeye dayanarak taşınmaz üzerindeki ayni hak değişikliği ortaya çıkaran bir dava da olabilir. Davacı mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesini talep etmiş olmakla uyuşmazlığın taşınmazın aynına ilişkin olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece uyuşmazlığın dava şartı arabuluculuk kapsamında bulunmadığı gözetilerek, işin esası incelenip, sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. İlk derece mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı HMK'nın 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Zilyetliğin Korunması ve Ayni Hak Ayrımı

Türk Medeni Kanunu m. 982 uyarınca başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kişi, o şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse dahi onu geri vermekle yükümlüdür. Davalı taraf o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhal ispat ederse geri vermekten kaçınabilir. Bu dava şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yöneliktir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 982Kaynağı aç
Madde 982- Başkasının zilyet bulunduğu bir şeyi gasbeden kimse, o şey üzerinde üstün bir hakka sahip olduğunu iddia etse bile onu geri vermekle yükümlüdür. Davalı, o şeyi davacıdan geri almasını gerektirecek üstün bir hakka sahip olduğunu derhâl ispat ederse onu geri vermekten kaçınabilir. Dava, şeyin geri verilmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur. 3. Zilyetliğe saldırıya dava hakkı

Türk Medeni Kanunu m. 983 hükmüne göre zilyetliği saldırıya uğrayan kimse, saldırıda bulunan şey üzerinde bir hak iddia etse dahi ona karşı saldırının sona erdirilmesini, sebebinin önlenmesini ve zararın giderilmesini dava edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 983Kaynağı aç
Madde 983- Saldırıda bulunan, şey üzerinde bir hak iddia etse bile; zilyetliği saldırıya uğrayan, ona karşı dava açabilir. Dava, saldırının sona erdirilmesine, sebebinin önlenmesine ve zararın giderilmesine yönelik olur. 4. Dava hakkının düşmesi

Zilyetliğe yönelik gasp ve saldırıdan doğan dava açma hakkı, Türk Medeni Kanunu m. 984 uyarınca zilyedin fiili ve faili öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. Zilyetliğin korunmasına dayalı el atmanın önlenmesi davalarında Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 4/1-c uyarınca Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir ve basit yargılama usulü uygulanır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 984Kaynağı aç
Madde 984- Gasp ve saldırıdan dolayı dava hakkı, zilyedin fiili ve failini öğrenmesinden başlayarak iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer. II. Zilyetlik dolayısıyla hakkın korunması 1. Mülkiyet karinesi

Davacının talebi ile davalının savunmasının zilyetliğin arkasında bulunan bir hakka dayandığı durumlarda uyuşmazlık salt zilyetliğin korunması kapsamında değerlendirilmemektedir. Benzer şekilde Hazine arazisi üzerine izinsiz inşa edilen ve hafif yapı niteliğinde bulunmayan yapılara ilişkin şahsi veya miras hakkına dayalı uyuşmazlıklar da salt zilyetliğin korunması davası olarak değil, hak davası niteliğinde ele alınmaktadır.

Kal Davası ve Haksız Malzemenin Kaldırılması

Müdahalenin meni davası ile haksız yapının veya eklentinin kaldırılmasını sağlayan kal davası birlikte açılabilir. El atmanın önlenmesi süregelen haksız davranışı durdururken, kal talebi taşınmaz üzerine yapılan izinsiz yapı, duvar, çit veya tesisat gibi sonuçların ortadan kaldırılmasını sağlar.

Türk Medeni Kanunu m. 722 uyarınca bir kimse başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa bu malzeme arazinin bütünleyici parçası haline gelir. Sahibinin rızası bulunmaksızın kullanılan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa malzeme sahibi gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı şartlar altında arazi maliki de rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin masrafı yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını talep edebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 722Kaynağı aç
Madde 722- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin bütünleyici parçası olur. Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp kendisine verilmesini isteyebilir. Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir. b. Tazminat

Yapının kaldırılmasının aşırı zarara yol açıp açmadığı değerlendirilirken inşaatın ortadan kaldırılması halinde malikin elde edeceği faydaya nazaran arazide doğacak değer kaybının fazlalığı, yapının korunmasındaki kamusal yarar ve ana taşınmazın bütünlüğünün bozulup bozulmadığı dikkate alınabilir. Türk Medeni Kanunu m. 724 çerçevesinde ise yapının kıymeti arsa değerinden açık biçimde yüksek olduğunda, iyiniyetli tarafa denk bir bedel ödenerek yapıyla birlikte arazinin tamamının veya lüzumlu parçasının mülkiyetinin malzeme sahibine aktarılmasını isteme imkanı tanınmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 724Kaynağı aç
Madde 724- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir. 2. Taşkın yapılar

Türk Medeni Kanunu m. 728 gereğince başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak ve baraka gibi hafif yapılar bunların malikine aittir. Bu tür yapılar taşınır mal hükümlerine tabi tutulur ve tapu kütüğünde gösterilmez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 728Kaynağı aç
Madde 728- Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir. Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu kütüğünde gösterilmez. IV. Araziye dikilen fidanlar

Ecrimisil ve Tazminat Talepleri

Müdahalenin meni davasında el atmanın önlenmesi talebi ile birlikte geçmiş kullanımlara karşılık ecrimisil ve taşınmazda meydana gelen zararlar sebebiyle maddi tazminat istenebilir. El atmanın önlenmesi geleceğe dönük koruma sağlarken, ecrimisil haksız kullanımın geçmişte doğurduğu kullanma karşılığını, tazminat ise mevcut zararları hedefler.

Haksız işgal tazminatı olan ecrimisile hükmedilebilmesi için işgal eyleminde bulunan kişinin kötü niyetli olması ve bu işgal sebebiyle hak sahibinin zarara uğraması koşullarının birlikte gerçekleşmesi aranabilmektedir.

İspat Vasıtaları ve Kararların İcrası

Kal davasında müdahalenin varlığı ile kapsamını belirlemek amacıyla tapu kayıtları, ruhsat belgeleri, keşif, fotoğraflar, tanık anlatımları ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilir.

Müdahalenin meni ilamı kural olarak icraya konulabilmek için kesinleşme şartına bağlı değildir. Ancak dava konusu eşyanın mülkiyeti çekişmeli ise hükmün icraya konulabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekir. Kal davası kapsamındaki yıkım veya kaldırma hükümleri ise kural olarak kesinleşme koşuluna tabidir.

El atmanın önlenmesi davası arabuluculuğa tabi midir?

Tüketici mahkemelerinin görev alanındaki uyuşmazlıklarda, 6502 sayılı Kanun m. 73/A çerçevesinde taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklar istisna tutulduğundan mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi talebi dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmamaktadır.

Müdahalenin meni davası hangi süre içinde açılmalıdır?

Hakka yönelik haksız el atma fiili sürdüğü müddetçe dava her zaman açılabilir ve zamanaşımı veya hak düşürücü süre uygulanmaz.

Zilyetliğe saldırı halinde dava açma süresi nedir?

Zilyetlikten kaynaklanan gasp ve saldırı davaları, zilyedin fiili ve faili öğrenmesinden itibaren iki ay ve her hâlde fiilin üzerinden bir yıl geçmekle düşer.

Kal davası ile verilen yıkım kararı hemen icra edilebilir mi?

Kal davası kapsamındaki yıkım veya kaldırma hükümleri kural olarak kesinleşme koşuluna bağlı tutulmakta olup uygulamada yapıların kaldırılması yönünden kesinleşme aranabilmektedir.

Ecrimisil tazminatına hükmedilmesinin şartları nelerdir?

Ecrimisile hükmedilebilmesi için taşınmazı işgal edenin kötü niyetli olması ve hak sahibinin işgal sebebiyle zarara uğraması şartlarının birlikte bulunması zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu