İntifa Hakkı Nedir, Nasıl Kurulur ve Sona Erer?

by Avukat Erdal Ersoy
İntifa Hakkı Nedir, Nasıl Kurulur ve Sona Erer?

İntifa Hakkının Tanımı ve Hukuki Niteliği

İntifa hakkı; taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde tesis edilebilen ve aksine bir düzenleme bulunmadıkça hak sahibine konusu üzerinde tam kullanma ve yararlanma yetkisi sağlayan sınırlı bir ayni haktır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 794. maddesinde düzenlenen bu hak kurulduğunda, malikin eşyayı fiilen kullanma ve semerelerinden yararlanma yetkisi ortadan kalkar. Malik yalnızca çıplak mülkiyet (kuru mülkiyet) hakkını muhafaza eder. Çıplak mülkiyet sahibi bu mülkiyet hakkını üçüncü kişilere devredebilirse de devir işlemi intifa hakkı sahibinin kullanma ve yararlanma yetkisini etkilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 794Kaynağı aç
Madde 794- İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabilir. Aksine düzenleme olmadıkça bu hak, sahibine, konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlar. II. Kurulması
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/16117, K. 2019/2450Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/16117 E.  ,  2019/2450 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 14.04.2015 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.03.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkindir. Davacı, 176 ada 4 parsel sayılı taşınmazı kullanmasının davalı tarafından engellendiğini ileri sürerek davalının intifa hakkına yönelik elatmasının önlenmesini talep etmiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava tapu kaydının iptali ve tescili istemine ilişkin olarak değerlendirilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. TMK'nın 779. ve devamı maddelerinde irtifak türleri; taşınmaz lehine irtifak hakkı, intifa hakkı, oturma hakkı, üst hakkı, kaynak hakkı ve diğer irtifaklar olarak belirlenmiş mülkiyetten farklı olarak irtifaklar için kanun genel hüküm koymamıştır. Buna karşılık, eşyaya bağlı irtifaklara ilişkin hükümlerin (TMK m. 779-793), diğer kişisel irtifaklarda da uygulanacağı TMK'nın 838/son maddesinde belirtilmiştir. İntifa hakkı, menkul ve gayrimenkuller ile haklar ve bir mamelek üzerine tesis olunabilir. Aksine düzenleme bulunmadıkça sahibine, üzerine tesis olunduğu şeyden tamamıyla istifade etme hakkını bahşeyler. Daha açık bir ifadeyle Türk Medeni Kanununa göre intifa hakkı, sahibine bu hakkının konusu üzerinde istimal (kullanma) ve istifade (yararlanma) yetkileri veren, başkasına temlik edilemeyen ve hakiki veya tüzel kişiye ait olabilen bir ayni haktır. İntifa hakkı sahibi, intifanın konusu bulunan mal veya hakkın sağlayabileceği bütün menfaatlerden (gelir ve semeresinden) yararlanmak ve kullanmak yetkisine sahiptir. Dolayısıyla, intifa hakkı buna kaynak olan hukuk ilişkisinin düzenlenmesi sırasında taraflarca aykırı bir şart kararlaştırılmış olmadıkça, hakkın konusu olan şeyden tam ve sınırsız bir faydalanma hakkı sağlar. İntifa hakkının kurulması ile mülkiyet hakkına konu olan mal üzerinde çıplak mülkiyet sahibinin yararlanma ve kullanma yetkisini kaldırır. İntifa hakkı, üzerine yüklendiği mülkiyet hakkını içi boşalmış bir hak durumuna sokar. İntifa hakkı varken bir mülkiyet hakkının sahibine verdiği mutat kullanma yetkilerinden mülkiyet hakkı sahibi mahrum kalmış olur. Kuru mülkiyet hakkı sahibinin sadece bu mülkiyet hakkını başkasına devretme yetkisi vardır. “Ayni haklar, kütüğe tescil ile doğar, sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır” (TMK m.1022/1). “Kurulması kanunen tescile tabi ayni haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz” (TMK m. 1021/1). Değinilen yasa hükümlerinde öngörüldüğü üzere, hukukumuzda ayni hakkın doğumu veya ortadan kaldırılması tescil işleminin yapılmış olmasına bağlıdır. Başka bir deyişle bir hak tescil edilmedikçe ayni hak niteliğini kazanamaz. İntifa hakkı süresi gerçek kişiler için intifa hakkı sahibinin ömrüyle sınırlanmışken tüzel kişilerde TMK’nın 797. maddesi gereğince 100 seneyi aşamaz. TMK’nın 795. maddesinin birinci cümlesinde; menkullerin, gayrimenkullerin ve hakların intifa hakkına konu olabileceği belirtilmiştir. İntifa hakkı bir ayni hak olarak sahibine mal üzerinde fiili hakimiyet sağlar. Bu hakkın sağladığı zilyetlik sayesinde intifa hakkı sahibi malı kullanabilir. Böylece zilyede tanınmış bulunan dava haklarını intifa hakkı sahibinin kullanmaya hakkı bulunduğu gibi mülkiyet hakkı sahibine tanınmış bulunan dava haklarından da intifa hakkı sahibi yararlanır. Bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacının 176 ada 4 parsel sayılı taşınmazı 02.04.2014 tarihinde intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyetini davalıya sattığı; mahkemece, davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş ise de davacının isteminin intifa hakkına dayalı elatmanın önlenmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından bu doğrultuda taraf delilleri değerlendirilerek işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.03.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi

İntifa Hakkının Kurulması ve İleri Sürülmesi

İntifa hakkının kazanılması ve kurulması hakkın konusunu oluşturan malın hukuki niteliğine göre belirlenir. Türk Medeni Kanunu'nun 795. maddesi uyarınca; taşınmaz mallarda intifa hakkı resmi senet düzenlenerek tapu kütüğüne tescil edilmesiyle, taşınırlarda zilyetliğin devredilmesiyle, alacaklarda ise alacağın temliki veya kıymetli evrakın teslimi yoluyla kurulur. Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılmasında ve tescilinde, kanunda aksine düzenleme bulunmadıkça mülkiyete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı ise tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa dahi durumu bilenlere karşı, tescil edilmiş olması durumunda ise herkese karşı ileri sürülebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 795Kaynağı aç
Madde 795- İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde, aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümler uygulanır. Taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ileri sürülebilir. Tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürülebilir. III. Sona ermesi 1. Sona erme sebepleri
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/14125, K. 2020/3118Kaynağı aç
8. Hukuk Dairesi         2018/14125 E.  ,  2020/3118 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Ecrimisil Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Davacı vekili, 50 ada 1 parsel sayılı taşınmazda vekil edeninin 3/4, davalının 1/4 paydaş olduğunu, bu parsel üzerinde bulunan 3 katlı yalının Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/119 Esas sayılı dosyası ile davalının giriş zemin 1 nolu bölümdeki işgalinin tespit edildiğini, mevcut alanın tespit olunan işgal durumunun aynen devam ettiğini belirterek, 23.05.2007-02.11.2012 tarihleri arası için ecrimisil talebinde bulunmuş, ıslahla taleplerini 74.872,60 TL’ye çıkarmıştır. Davalı, taşınmazın orta katının protokol gereği eylemli kullanma nedeniyle tarafına özgülendiğini, ortada fiili taksim olduğunu, bundan başka bir yeri kullanmadığını ve zamanaşımı defi ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, giriş katta bulunan 1 nolu bağımsız bölüm için 01.11.2007-02.11.2012 arası için 63.268,70 TL’nin tahsiline karar verilmiş olup; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, ecrimisil istemine ilişkindir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; ecrimisile konu yapının bulunduğu 50 ada 1 parsel sayılı, 2 parselle ve sokaklarla mücavir duvarları kendisine ait olan sarnıçlı kuyulu bahçeli ahşap hane niteliğindeki taşınmazda davacının 3/4, davalının 1/4 paydaş olduğu, 28.05.2007 tarihli resmi akit tablosuna göre dava konusu taşınmazın çıplak mülkiyeti davacı üzerinde bırakılarak toplam 500.000 YTL bedel ile dava dışı … Banu Küçükköylü lehine intifa hakkı tesis edildiği anlaşılmıştır. Türk Medeni Kanunu’nun 794. maddesindeki tanıma göre intifa hakkı taşınırlar, taşınmazlar hatta haklar veya bir mal varlığı üzerinde tesisi mümkün olan ve hak sahibine konusu olan şeyden aksi kararlaştırılmadıkça tam kullanma ve yararlanma yetkisi veren bir irtifak türüdür. Taşınmaz mallar üzerinde intifa hakkı, resmi senedin düzenlenerek tapuya tescili ile; taşınırlar üzerinde ise taşınır eşya zilyetliğinin intifa hakkı sahibine geçirilmesiyle; alacaklar üzerinde intifa hakkı ise hakkın temliki, kıymetli evrakın teslimi suretiyle kurulabilir (TMK mad.795). İntifa hakkı; bir süreyle sınırlı olarak kurulmuşsa sürenin dolması veya bu süreden önce intifa hakkı sahibinin hakkından vazgeçmesi, intifa hakkı sahibinin ölümü veya tüzelkişi ise tüzel kişiliğin sona ermesi, konusu olan şeyin bütünüyle, harap olması sebebiyle artık ondan yararlanma olanağının kalmaması durumlarında sona erer (TMK mad.796). Ayrıca, intifa hakkının danışıklı kurulduğu iddiası veya iradeyi sakatlayan nedenlerin varlığı da ileri sürülerek terkin isteğinde bulunulabilir. Somut olayda dava konusu taşınmazda davacı payı üzerinde 28.05.2007 tarihinde dava dışı … lehine intifa hakkı tesis edildiği ve davacının talebi davalının zamanaşımı savunması doğrultusunda dava konusu dönemin 02.11.2007-02.11.2012 tarihleri arası olduğu halde, Mahkemece bu tarihler arasında intifa hakkının devam edip etmediği, intifa hakkı devam ediyor ise tam kullanma ve yararlanma hakkının intifa hakkı sahibine ait olduğu, çıplak mülkiyet hakkı sahibi olan davacının ecrimisil talep edemeyeceği dolayısıyla aktif husumet ehliyetinin olamayacağı hususları üzerinde durulmadan, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir. SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda yazılı nedenlerle kabulüyle hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İntifa Hakkı Sahibinin Hakları ve Yargısal Korunması

İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahiptir; Türk Medeni Kanunu'nun 803. maddesi uyarınca bu yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici gibi özen göstermek zorundadır. Hakkın sağladığı ayni yetki ve fiili zilyetlik dolayısıyla intifa hakkı sahibi, zilyetliğe ve mülkiyete tanınan dava haklarından yararlanabilir; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2016/16117 Esas ve 2019/2450 Karar sayılı ilamında intifa hakkı sahibinin bu dava hakları kapsamında el atmanın önlenmesi davası açabileceği belirtilmiştir. Haksız işgal halinde intifa hakkı sahibinin ecrimisil davası açma imkânı da mevcuttur. Buna karşılık intifa hakkı devam ettiği sürece tam kullanma ve yararlanma yetkisi münhasıran intifa hakkı sahibinde bulunduğundan, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/14125 Esas ve 2020/3118 Karar sayılı ilamı gereğince çıplak mülkiyet malikinin ecrimisil talep etme hakkı ve aktif husumet ehliyeti bulunmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 803Kaynağı aç
Madde 803- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahiptir. İntifa hakkı sahibi, bu yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici gibi özen göstermek zorundadır. b. Doğal ürünler

İntifa hakkının bizzat kendisi başkasına devredilemez ve intifa hakkı sahibinin mirasçılarına intikal etmez. Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu'nun 806. maddesi gereğince sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça veya durum ve koşullardan hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmadıkça intifa hakkının kullanılması başkasına devredilebilir. Kullanımın başkasına devredilmesi ayni hak kurmayıp intifa hakkı sahibi ile üçüncü kişi arasında kişisel bir borç ilişkisi doğurur. Bu halde malik, haklarını devralana karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 806Kaynağı aç
Madde 806- Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve koşullardan hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılmıyorsa, intifa hakkının kullanılması başkasına devredilebilir. Bu takdirde malik, haklarını, devralana karşı doğrudan doğruya ileri sürebilir. 2. Malikin hakları a. Gözetim

Doğal Ürünler, Tüketilebilen Eşyalar ve Bütünleyici Parçaların Hukuki Durumu

İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünler intifa hakkı sahibine aittir. Ekimi veya dikimi yapan malik ya da intifa hakkı sahibi, olgunlaşan ürünleri toplayan diğer taraftan yaptığı giderler için ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteyebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 804. maddesi uyarınca nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçaları malike aittir. Hak sahibi taşınmaz üzerinde yararlanmanın olağan sınırlar içerisinde kalmasına özen göstermekle yükümlü olup bu ölçü aşılarak elde edilen ürünler malike ait olur; ayrıca intifa hakkı sahibi taşınmazın ekonomik özgülenme yönünü malike önemli zarar verecek şekilde değiştiremez, yeni bir şekle dönüştüremez ve onda önemli bir değişiklik yapamaz. Bu çerçevede Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 2021/24 Esas ve 2021/1153 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, taşınmaz üzerinde baz istasyonu kurulması doğal ürün kapsamında sayılmadığından ve bütünleyici parça mahiyetinde olduğundan, intifa hakkı sahibinin baz istasyonu kira sözleşmesi yapma yetkisi bulunmamakta ve elde edilen kira gelirlerinin malike ödenmesi gerekmektedir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2021/24, K. 2021/1153Kaynağı aç
7. Hukuk Dairesi         2021/24 E.  ,  2021/1153 K. "İçtihat Metni" 7. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 20/08/2013 tarihinde verilen dilekçeyle itirazın iptali talep edilmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 21/03/2017 tarihli hükmün istinaf yoluyla incelenmesi davacı vekili tarafından talep edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içeriğindeki tüm kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü. KARAR Dava; intifa hakkı sahibine karşı kira alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalı … ile müvekkili Spor Genel Müdürlüğü arasında 03.05.2011 tarihinde Seyrantepe Spor Kompleksinin (Türk Telekom Arena Stadı olarak tanıtılan spor kompleksi) Kullanımının 49 Yıllık Bir Süre İçin Davalıya Sunulması Hususundaki 20.04.2007 Tarihli Ön Sözleşmede Düzenlenmemiş Olan Hususların Düzenlenmesi konulu bir sözleşme yapıldığını, yapılan bu sözleşmenin 6. maddesinin “Kulüp almış olduğu intifa hakkını hiçbir surette üçüncü kişilere devredemez" hükmünü içermekte olduğunu, ancak 2011 yılı Sayıştay Başkanlığı denetiminde Galatasaray Spor Kulübü Derneğinin 28.07.2011 tarihinde 5 yıl 2 gün süre için Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ile Seyrantepe Spor Kompleksi'ne baz istasyonu kurulması karşılığında 1.600.080,00 TL bedelli ve 18.08.2011 tarihinde 5 yıl süre için Vodafone Telekom A.Ş. ile Seyrantepe Spor Kompleksi'ne baz istasyonu kurulması karşılığında 1.414.080,00 TL bedelli iki sözleşme yapıldığını, bu bedellerin Spor Genel Müdürlüğü tarafından tahsil edilmesi gerekliliğine ilişkin sorguların yapıldığını ve kurum yöneticilerinin bundan sorumlu tutulduklarını, bu durum üzerine 26.11.2013 tarihinde davalı kulübe bu husustaki ve diğer hususlardan kaynaklanan borçlarını ödemesi için Üsküdar 11. Noterliğinden 13747 yevmiye numaralı ihtarname gönderilerek yedi gün süre tanındığını, ancak bu süre içinde ödeme yapılmadığını, bu nedenle anılan sözleşmelerden elde edilen tutarın tahsili için davalı kulüp aleyhine İstanbul 13. İcra Dairesi nezdinde 2012/26920 Esas numaralı icra takibi dosyası açıldığını, ancak bu takibe, davalı kulüp tarafından 19.12.2013 tarihinde böyle bir borçlarının bulunmadığı gerekçesiyle itiraz edildiğini, 03.05.2011 tarihli sözleşmenin 6. maddesi gereğince davalının spor kompleksini sadece kullanma hakkına sahip olduğunu, baz istasyonu kurmak gibi fiillerin bu kullanma tabirinin dışında kaldığını, bu sebeple mülkiyeti Spor Genel Müdürlüğüne ait olan kompleksten bu şekilde elde edilen gelirin Spor Genel Müdürlüğüne ödenmesi gerektiğinden bahisle; itirazın iptalini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile takip tarihi itibariyle 3.376.960,00 TL alacağa, doğduğu günden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte, takip tutarından %20 az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin Spor Genel Müdürlüğü ile mevcut hukuki ilişkisinden kaynaklanan böyle bir borcunun bulunmadığını, zira talepte konu edilen alacakların doğduğu iddia edilen sözleşmelerin tarafının … olmadığını, sözleşmelerin tarafının ayrı bir tüzel kişilik olan Galatasaray Sportif Sınai ve Ticari Yatırımlar A.Ş. olduğunu, bu sebeple icra takip dosyasına yapmış oldukları husumet itirazlarını yinelediklerini, Spor Genel Müdürlüğü 2011 yılı hesabının Sayıştay denetçileri tarafından incelenmesi neticesinde; mülkiyeti Spor Genel Müdürlüğüne ait olup, intifa hakkı verilmek suretiyle Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş Spor Kulübüne devredilen stadyumların üzerine adı geçen Kulüpler ile GSM operatörleri arasında imzalanan sözleşmelerle kurdurulan baz istasyonları sebebiyle elde edilen gelirin Spor Genel Müdürlüğü tarafından tahsil edilmemesinin sorgu konusu yapılarak, Spor Genel Müdürlüğü sorumlularının savunmalarının alındığını, somut olayda bir hazine zararı var ise bu konuda sorumluluğun muhatabının müvekkili … değil, Spor Genel Müdürlüğü sorumluları olacağını, Nitekim Sayıştay sorgusunun muhatabı Spor Genel Müdürlüğü'nün harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi olduğunu, davacı tarafın davasına dayanak olarak gösterdiği Sayıştay Denetçilerinin sorgusundaki iddia ve görüşlerin, mevzuat hükümleri ile bir uyarlık göstermemekte olduğunu, davanın açılma sebebinin hem hukuki dayanaktan yoksun, hem de hukuka aykırı olduğunu, husumet itirazları dikkate alınarak işbu davanın reddini savunmuştur. İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 4721 sayılı Medeni Kanunun "İntifa Hakkı” başlıklı 794. maddesinde; intifa hakkının, taşınırlar, taşınmazlar, haklar veya bir malvarlığı üzerinde kurulabileceği, aksine düzenleme olmadıkça bu hakkın, sahibine, konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağladığı, “Kurulması” başlıklı 795. maddesinde; İntifa hakkının taşınırlarda zilyetliğin devri, alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne tescil ile kurulacağı, taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve tescilinde, aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin hükümlerin uygulanacağı, taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı tapu kütüğüne tescil edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ileri sürülebileceği, tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri sürülebileceği, “Sorumluluk” başlıklı 800. maddesinde; İntifa hakkı sahibinin zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe, malın yok olmasından veya değerinin azalmasından sorumlu olduğu, intifa hakkı sahibinin, yararlanması için gerekli olmadığı halde tükettiği şeyleri tazmin etmekle yükümlü olduğu, intifa hakkı sahibinin, malın olağan kullanılması sonucunda meydana gelen değer azalmalarından sorumlu olmadığı, "Giderler” başlıklı 801. maddesinde; intifa hakkı sahibinin, yükümlü olmadığı halde yaptığı giderler, yenilemeler vc eklemeler için, hak sona erdiğinde, vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca tazminat isteyebileceği, malikin tazminat vermekten kaçınması halinde intifa hakkı sahibinin, yaptığı eklemeleri, malı eski haline getirmek kaydıyla söküp alabileceği, “İntifa hakkı sahibinin hakları” başlıklı 803. maddesinde; intifa hakkı sahibinin hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerine sahip olduğu, bu yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici gibi özen göstermek zorunda olduğu, “Doğal ürünler” başlıklı 804. maddesinde; intifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünlerin intifa hakkı sahibine ait olduğu, ekimi veya dikimi yapan malik veya intifa hakkı sahibinin olgunlaşan ürünleri toplayan diğer taraftan, yaptığı giderler için ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteyebileceği, nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü sayılamayan bütünleyici parçalarının malike ait olduğu, Malikin haklan bölümünün “Gözetim” başlıklı 807.maddesinde; malikin, hakkın konusu olan malın hukuka aykırı ya da niteliğine uygun düşmeyen kullanış biçimine itiraz edebileceği, “Ürünler” başlıklı 816. maddesinde: bir taşınmaz üzerinde intifa hakkına sahip olan kimsenin, yararlanmanın olağan sınırlar içerisinde kalmasına özen göstermekle yükümlü olduğu, bu ölçü aşılarak elde edilen ürünlerin malike ait olacağı, “Özgülenme yönü" başlıklı 817. maddesinde; intifa hakkı sahibinin, intifa konusu taşınmazın ekonomik özgülenme yönünü malike önemli zarar verecek şekilde değiştiremeyeceği, özellikle onu yeni bir şekle dönüştürmeyeceği gibi, onda önemli bir değişiklik de yapamayacağı, intifa hakkı sahibinin, malike önceden haber vermek ve taşınmazın ekonomik özgülenme yönünde önemli değişiklik yapmamak koşuluyla taş, kireç, mermer ve turba ocakları ile benzerlerini açabileceği, düzenlenmiştir. Yapılan bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; davacı … Genel Müdürlüğü ile davalı … arasında 03.05.2011 tarihinde mülkiyeti davacıya ait bulunan 3 ada 33 parsel sayılı taşınmazdaki Seyrantepe Spor Kompleksinin (Türk Telekom Arena Stadı olarak tanıtılan spor kompleksi) 49 yıllığına intifa hakkının davalıya tanınması hususundaki 20.04.2007 tarihli ön sözleşmede düzenlenmemiş olan hususların düzenlenmesi konulu bir sözleşme akdedilmiştir. Davalı …, sahip olduğu intifa hakkına dayanarak dava konusu Seyrantepe Spor Kompleksi üzerinde baz istasyonu kurulması amacıyla 28.07.2011 tarihinde 5 yıl 2 gün süre için Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. ile 1.600.080,00 TL bedelli ve 18.08.2011 tarihinde 5 yıl süre için Vodafone Telekom A.Ş. ile 1.414.080,00 TL bedelli iki sözleşme imzalamıştır. Aksine düzenleme olmadıkça intifa hakkı sahibine konusu üzerinde tam yararlanma yetkisi sağlayan bir irtifak hakkıdır; ancak, TMK'nun yukarıda açıklanan 804. maddesinde belirtildiği gibi, intifa sözleşmesine konu "malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçalar" malike aittir. Bu nedenle; taraflar arasındaki sözleşme ile oluşturulan intifa hakkı, davalıya, taşınmaz üzerinde baz istasyonlarını kurma ve yararlanma hususunda kira sözleşmesi yapma hakkı vermeyeceğinden elde ettiği kira gelirlerinin davacıya ödenmesi gerekir. İş bu sebeple davanın reddi usul ve yasaya aykırı olup, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK 373/1. maddesi gereğince temyiz olunan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi kararının kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün BOZULMASINA, karardan bir örneğin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine, dosyanın İLK DERECE MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 27.09.2021 tarihinde oy çokluğu karar verildi. KARŞI OY Yapılan yargılamaya ve belirlenen dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353. maddesinin 1. fıkrasının b/1. bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usule ve kanuna uygun olduğu ve onanması görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun hükmün bozulması yönündeki kararına katılmıyorum.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 804Kaynağı aç
Madde 804- İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünler, intifa hakkı sahibine aittir. Ekimi veya dikimi yapan malik veya intifa hakkı sahibi, olgunlaşan ürünleri toplayan diğer taraftan, yaptığı giderler için ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteyebilir. Nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçaları malike aittir. c. Faizler

Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, Türk Medeni Kanunu'nun 819. maddesi uyarınca aksine anlaşma olmadıkça intifa hakkı sahibine geçer; intifa hakkı sahibi hakkın sona ermesiyle bu eşyaların geri verme günündeki değerini ödemekle yükümlü olur. Değeri biçilerek kendisine teslim edilen diğer taşınırlar üzerinde intifa hakkı sahibi serbestçe tasarruf edebilir; bu yetki kullanıldığında biçilen değerler geri verme sırasında tazmin edilmelidir. Tarım işletmesi gereçleri, hayvan sürüleri veya ticari mallarda bu ödeme aynı cins ve nitelikte eşya verilmesi suretiyle de yerine getirilebilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 819Kaynağı aç
Madde 819- Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, aksi kararlaştırılmadıkça, intifa hakkı sahibine geçer; ancak, intifa hakkı sahibi geri verme sırasında bu şeylerin o günkü değerini ödemekle yükümlü olur. İntifa hakkı sahibi, değeri biçilerek kendisine teslim olunan diğer taşınırlar üzerinde, aksi kararlaştırılmadıkça, serbestçe tasarrufta bulunabilir; ancak, bu yetkisini kullandığı takdirde bu şeylerin biçilen değerlerini geri verme sırasında ödemekle yükümlü olur. Bu ödeme, tarım işletmesi gereçleri, hayvan sürüleri, ticarî mallar veya benzeri şeylerde aynı cins ve nitelikte eşya verilmesi suretiyle yerine getirilebilir. 3. Alacaklar a. Yararlanmanın kapsamı

Bakım, Giderler, Sigorta ve Defter Tutma Sorumlulukları

Malik veya intifa hakkı sahibi, giderleri paylaşmak şartıyla intifa hakkına konu malların noterlikçe resmen defterinin tutulmasını her zaman isteyebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 813. maddesi uyarınca malın olağan bakım ve işletme giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri ile vergi ve resimleri intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir. Malik bu vergi ve resimleri ödemiş bulunursa intifa hakkı sahibi bunları malike tazmin etmekle mükelleftir. Olağan bakım, işletme giderleri, faiz, vergi ve resimler dışındaki diğer bütün yükümlülükler malike aittir; ancak intifa hakkı sahibi bunların yerine getirilmesi için gereken parayı istem üzerine karşılıksız sağlamazsa malik, intifa konusu malı bu yükümlülükleri karşılamak amacıyla kısmen veya tamamen paraya çevirebilir. Yerel adetlere göre iyi bir yönetimin gerektirdiği hallerde intifa hakkı sahibi malı malik lehine yangına ve diğer tehlikelere karşı sigorta ettirmek ve primlerini ödemekle yükümlüdür.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 813Kaynağı aç
Madde 813- İntifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve işletme giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri, vergi ve resimleri, intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir. Vergi ve resimleri malik ödemişse, intifa hakkı sahibi, yukarıda belirtilen esasa göre bunları malike tazmin etmek zorundadır. Diğer bütün yükümlülükler malike aittir. Ancak, intifa hakkı sahibi bunların yerine getirilmesi için gereken parayı, istemi üzerine malike karşılıksız olarak sağlamazsa; malik, intifa hakkı konusu malı bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi için kısmen veya tamamen paraya çevirebilir. c. Malvarlığı intifaında borçların faizi

İntifa hakkı sahibi, zararın kusurundan ileri gelmediğini ispat etmedikçe malın yok olmasından veya değerinin azalmasından malike karşı sorumludur ve hak için gerekmediği halde tükettiği şeyleri tazmin etmekle yükümlüdür; buna karşın malın olağan kullanılmasından doğan değer azalmalarından sorumlu tutulamaz. İntifa hakkı sahibinin yükümlü olmadığı halde yaptığı giderler, yenilemeler ve eklemeler için intifa hakkı sona erdiğinde vekaletsiz iş görme hükümleri uyarınca malikten tazminat talep etme hakkı bulunur. Malikin bu tazminatı ödemekten kaçınması halinde intifa hakkı sahibi, yaptığı eklemeleri malı eski haline getirmek kaydıyla söküp geri alabilir.

Paylı Mülkiyet, Miras Paylaşımı ve Taşınmaz Rehni İlişkisi

Paylı mülkiyete tabi bir taşınmazda paydaşlardan biri kendi payı üzerinde intifa hakkı kurarsa, Türk Medeni Kanunu'nun 700. maddesi gereğince diğer paydaşlardan birinin intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunması halinde, satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı o paya düşecek bedel üzerinde devam eder. Miras hukuku çerçevesinde Türk Medeni Kanunu'nun 652. maddesi gereğince, eşlerden birinin vefatında tereke malları arasında ev eşyası veya birlikte yaşanılan konut varsa haklı sebeplerin varlığı halinde sağ kalan eşe miras hakkına mahsuben mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir; ancak mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyunun bu mesleği sürdürmesi için zorunlu olan bölümlerde bu hak kullanılamayacağı gibi tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hükümleri de saklı tutulur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 700Kaynağı aç
Madde 700- Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı kurması hâlinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder. II. Elbirliği mülkiyeti 1. Kaynakları ve niteliği
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 652Kaynağı aç
Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir. Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır. E. Özellikleri olan eşya I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile özel anı değeri olan eşya

İntifa hakkının cebri icra satışındaki akıbeti rehin haklarıyla olan öncelik sıralamasına dayanır. İntifa hakkının tesis edilmesinden önce taşınmaz üzerinde ipotek veya taşınmaz rehni kurulmuşsa, taşınmazın cebri icra yoluyla satılması halinde intifa hakkı sona erer. Buna karşılık intifa hakkı taşınmaz rehninden önce tescil edilmiş bulunuyorsa, taşınmaz cebri icra ile satılsa dahi intifa hakkı korunur ve ihaleyi kazanan yeni malike karşı varlığını sürdürür.

İntifa Hakkının Sona Ermesi, Kira Sözleşmeleri ve Kamulaştırma

İntifa hakkı; konusunun tamamen yok olması, taşınmazlarda tapu kaydındaki tescilin terkini ve yasal intifa hakkı sebebinin ortadan kalkmasıyla sona erer. Sürenin dolması, hak sahibinin vazgeçmesi veya vefatı gibi haller taşınmazlarda malike terkin talep etme yetkisi bahşeder. Gerçek kişilerde intifa hakkı en geç hak sahibinin ölümüyle nihayete erer; tüzel kişilerde ise kararlaştırılan sürenin dolması veya kişiliğin kalkmasıyla son bulur ve tüzel kişilerin intifa hakkı en çok yüz yıl devam edebilir. Harap olan malı malik yeniden yararlanılır hale getirmek zorunda değildir; ancak getirirse intifa hakkı yeniden kurulur. Resmi akit tablosunda intifa hakkının bedeli alınarak veya bedelsiz biçimde terkini talep edildikten sonra hak sahibince bakiye intifa bedeli talep edilemez.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 796Kaynağı aç
Madde 796- İntifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve taşınmazlarda tescilin terkini; yasal intifa hakkı, sebebinin ortadan kalkması ile sona erer. Sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü gibi diğer sona erme sebepleri, taşınmazlarda malike terkini isteme yetkisi verir. 2. Süresi
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 797Kaynağı aç
Madde 797- İntifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü; tüzel kişilerde kararlaştırılan sürenin dolması, süre kararlaştırılmamışsa kişiliğin ortadan kalkmasıyla sona erer. Tüzel kişilerin intifa hakkı, en çok yüz yıl devam edebilir. 3. Harap olma veya kamulaştırma

İntifa hakkının sona ermesi, intifa hakkı sahibinin yaptığı kira sözleşmesini kendiliğinden sona erdirmez; intifa hakkı sona erdiğinde malik kira sözleşmesinin tarafı haline gelerek sözleşmeyle bağlı kalır. Sigorta ve kamulaştırma gibi durumlarda ise intifa hakkı, Türk Medeni Kanunu'nun 798. maddesi uyarınca hakkın konusu yerine geçen karşılık üzerinde devam eder. Bu kapsamda intifa hakkına konu taşınmazın kamulaştırılması durumunda kamulaştırma bedeli intifa hakkı sona erinceye kadar çıplak mülkiyet maliki adına milli bir bankaya yatırılır; bedelin nema gelirlerinden intifa hakkı sahibi yararlanır ve intifa hakkı nihayete erdiğinde bedel malike ödenir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 798Kaynağı aç
Madde 798- Malik, yararlanılamayacak derecede harap olan intifa konusu malı yararlanılacak hâle getirmekle yükümlü değildir; getirirse intifa hakkı yeniden kurulmuş olur. Sigorta ve kamulaştırma gibi durumlarda intifa hakkı, hakkın konusu yerine geçen karşılık üzerinde devam eder. 4. Geri verme a. Yükümlülük

Muvazaa İddiaları Karşısında İntifa Sözleşmeleri

İntifa hakkı sözleşmelerinin muvazaalı (danışıklı) kurulduğu iddialarına ilişkin yargı kararlarında farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre intifa hakkının lehtarına mülkiyet devri sağlamayıp yalnızca yararlanma yetkisi tanıması sebebiyle genel muvazaa kuralını düzenleyen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 19. maddesi ile muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı intifa sözleşmelerinde uygulama alanı bulmaz; nitekim Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2014/12060 Esas ve 2015/3644 Karar sayılı ilamında bu doğrultuda hüküm kurularak muvazaa ispatlanamadığında davanın reddi gerektiği ifade edilmiştir. Diğer bir yaklaşıma göre ise Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/14125 Esas ve 2020/3118 Karar sayılı ilamında işaret edildiği üzere intifa hakkının danışıklı kurulduğu iddiası veya irade sakatlığı nedenleri ileri sürülerek tapu kaydındaki intifa hakkının terkini talep edilebilir. Terkin istemli davada şerhin muvazaalı kurulduğu kanıtlanamazsa dava reddedilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 19Kaynağı aç
MADDE 19- Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz. E. Genel işlem koşulları I. Genel olarak
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2014/12060, K. 2015/3644Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2014/12060 E.  ,  2015/3644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 14.06.2012 gününde verilen dilekçe ile intifa hakkı şerhinin terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 15.05.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, 25749 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait tapu kaydında davalı … payına davalı … lehine konulan intifa hakkı şerhinin terkini isteğine ilişkindir. Davalı …, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, dava kabul edilmiştir. Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 794. maddesi hükmüne göre intifa hakkı, hak sahibine konusu üzerinde tam bir yararlanma yetkisi sağlar ve tescil edilmişse herkese karşı ileri sürülebilir. Yasanın 796. maddesi uyarınca da intifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve taşınmazlarda tescilin terkini, yasal intifa hakkı sebebinin ortadan kalkması, sürenin dolması hak sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü gibi sebeplerle sona erer. Davacı bu sebeplerin varlığı iddiasına dayanmamıştır. Davada intifa sözleşmesinin muvazaalı olarak kurulduğu ileri sürüldüğünden, intifa hakkının lehtarına yararlanma yetkisi sağlama vasfı itibariyle intifa ile ilgili haklarda Türk Borçlar Kanununun 19. maddesi ve muris muvazaasına ilişkin 01.04.1974 tarihli, 1/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma yeri bulunmamaktadır. Kaldı ki, intifa hakkının terkini istemiyle açılan davada şerhin muvazaalı olarak işlendiği kanıtlanamamış olup davanın reddi gerekirken soyut değerlendirmelerle şerhin terkinine dair hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bu sebeplerle kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.04.2015 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. K A R Ş I O Y Davada tarafların paydaş bulunduğu taşınmazın; bir kısım maliklerce kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi ve davalı paydaş Harun'un daha fazla hak iddiasının müteahhit tarafından kabul edilmemesi üzerine işbu taşınmazdaki pay üzerine Harun tarafından eşi olan diğer davalı Ümmühan lehine intifa hakkı tesis edilerek inşaat işinin sürüncemede bırakıldığı, intifa şerhinin muvazaalı olarak gerçekleştirildiği ileri sürülerek intifa hakkının terkini istenilmiş; mahkemece iddia sabit görülerek davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin sayın çoğunluğu tarafından, intifa hakkının sona ermesinin TMK'nın 796. maddesinde sınırlı sayıda sebeplerden oluştuğu, davacı tarafça yasada belirtilen sona erme sebeplerine dayanılmadığı ve ayrıca olayda TBK'nın 19. maddesinin intifa hakkının niteliği gereği uygulanamayacağı, kaldı ki muvazaa iddiasının da kanıtlanamadığı gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının bozulması yönünde hüküm tesis edilmiştir. Öncelikle belirtmek gerekirse; kural olarak, genel hükümlere dayanılmak suretiyle intifa da dahil tüm özel hukuk sözleşmelerinin tarafların gerçek iradesini yansıtmadığı dolayısı ile muvazaalı olarak yapıldığı iddiası ile geçersizliği ileri sürülüp iptali dava konusu edilebilir (TMK m. 5). Böyle bir iddia ya da savunma ileri sürülmüşse mahkemenin, dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarını TMK'nın 19. maddesi kapsamında açıklığa kavuşturup sonucuna göre hüküm kurması gerekir. Bu itibarla somut uyuşmazlıkta TBK'nın 19. maddesinin "intifa hakkının niteliği gereği" uygulanamayacağı yönündeki red gerekçesi yasaya uygun değildir. Uyuşmazlığa konu taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi, tüm paydaşların müteahhitle görüşmeler yapması ve hatta bir kısım paydaşın resmen yazılı sözleşme düzenlenmesi (1 Temmuz 2011) aşamasından sonra, davalı Harun'un (taraf tanıklarnın) çoğunluğunca doğrulandığı üzere) payından fazla karşılıksız hak istemesi ve bunun kabul edilememesi üzerine kat karşılığı inşaat işini sonuçsuz bırakmak ve karşılıksız kazanım temin etmek amacıyla diger davalı eşi lehine (24 Eylül 2011 tarihinde) payı üzerine intifa hakkı kurmuştur. Her ne kadar davalılar karı-koca olup 1999 yılında boşanmış ve 2005 yılında tekrar evlenmeleri üzerine davalı kocanın (özür mahiyetinde) işbu taşınmaz üzerinde eşi lehine intifa hakkı tesis ettiği savunulmuş ve bu husus bir kısım davalı tanıklarınca beyan edilmiş ise de davalıların boşanma (1999) ve yeniden evlenme (2005) tarihlerinden ve araya inşaat sözleşme görüşmeleri girdikten çok sonra 24.10.2011 tarihinde intifa hakkının tanınması makul karşılanabilecek bir "özür mahiyetinde" kabul edilemez. Gerçekten özür dilemek ve bunun göstergesi olarak intifa tesis etmek isteyen koca, boşanma tarihinden itibaren 6 yıl beklemez. Kaldı ki bizzat davalının kardeşi olan tanık …'in "… öbür taraf (müteaahit) ile anlaşamadığı için bu durum ortaya çıktı, (Ümmühan) ablamın intifa hakkı olduğu için şu anda inşaat yapılamamaktadır" şeklindeki beyanı da intifa hakkı tesisinin yasal amacına yönelik olmadığını ortaya koymaktadır. Diğer taraftan açılan bir davada; olayları izah taraflara, hukuki niteleme de bulunmak Hakim'e ait bir görevdir. Somut uyuşmazlığın TBK'nın 19. maddesi kapsamında değil yine genel hükümlerden olan TMK'nın 2. maddesi uyarınca çözümlenmesi gerekir. (Bakınız aynı mahiyette; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 16.10.1975 gün 4844/4444 sayılı kararı). Yukarıda açıklanan maddi vakıalar ile taraf ve tanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu paylı taşınmazın kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile müteahhite verilmesi görüşmelerinden kendi lehine karşılıksız kazanım elde edemeyen davalı Harun'un bu aşamadan yaklaşık 3-4 ay sonra eşi lehine intifa hakkı tesisi iyiniyetli bir davranış değildir. Davalı taraf taşınmazın satışını zorlaştırmak, muhtemelen karı-koca olarak daha fazla hak elde etmek için bu yola başvurmuşlardır. TMK'nın 2. maddesine göre, bir hakkın açıkca kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Böylece davalıların iyi niyetle bağdaşmayan ve hakkın kötüye kullanılması mahiyetindeki intifa tasarrufu hukuken geçersiz olup taraflarına yasal bir hak sağlamaz. Sonucu itibariyle doğru olan yerel mahkeme kararının onanması gerekirken hükmün bozulması yönündeki sayın çoğunluk görüşü isabetli görülmemiştir.
İntifa hakkı mirasçılara geçer mi?

Hayır, intifa hakkı gerçek kişilerde hak sahibinin ölümüyle sona erer ve mirasçılara geçmez; ancak sözleşmede aksine düzenleme bulunmadıkça veya şahsen kullanım gerekmedikçe hakkın bizzat kendisi değil kullanımı başkasına devredilebilir.

Çıplak mülkiyet sahibi taşınmaz için ecrimisil talep edebilir mi?

Hayır, intifa hakkı yürürlükte olduğu sürece tam kullanma ve yararlanma hakkı intifa sahibine ait olduğundan çıplak mülkiyet malikinin ecrimisil isteme hakkı ve aktif dava ehliyeti bulunmaz.

İntifa hakkı sahibi taşınmazı kiraya verebilir mi?

Evet, sözleşmede aksine hüküm veya şahsi kullanım zorunluluğu bulunmadıkça intifa hakkı sahibi taşınmazı kiraya verebilir; intifa hakkı sona erdiğinde de malik kira sözleşmesinin tarafı haline gelerek kira ilişkisiyle bağlı olur.

İntifa hakkına konu taşınmaz kamulaştırılırsa bedel nasıl paylaştırılır?

Kamulaştırma bedeli intifa hakkı sona erene kadar çıplak mülkiyet sahibi adına milli bir bankaya yatırılır; bu bedelin nema gelirlerinden intifa hakkı sahibi yararlanır, intifa hakkı sona erdiğinde ise ana para malike ödenir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu